<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Raşit Tunca Board - TASAVVUFi VAAZLAR]]></title>
		<link>/</link>
		<description><![CDATA[Raşit Tunca Board - ]]></description>
		<pubDate>Sat, 09 May 2026 22:39:49 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Mehdi ve Altın Çağ - Goldene Zeit]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=43105</link>
			<pubDate>Fri, 08 May 2026 06:52:02 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=43105</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mehdi ve Altın Çağ - Goldene Zeit</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 6 Ocak 2019 Vaazi)<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَلَقَدْ كَتَبْنَا فِي الزَّبُورِ مِن بَعْدِ الذِّكْرِ أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve lekad ketebnâ fîz zebûri min ba’diz zikri ennel arda yerisuhâ ıbâdiyes sâlihûn<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Andolsun ki biz, Zebur'da da yazdık ve zikirin sonuna ekledik ki :Yeryüzüne sonunda, salih kullarımız varis olacaktır” <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym ENBİYA Suresi 105. ayet</span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Mekke’den Medine’ye hicret eden Müslümanların fakirleri Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek şöyle dediler:<br />
<br />
– Varlıklı Müslümanlar cennetin en yüksek derecelerini ve ebedî nimetleri alıp götürdüler. Bizim kıldığımız namazları onlar da kılıyorlar. Tuttuğumuz oruçları onlar da tutuyorlar. Fazla malları olduğu için hac ve umre yapıyorlar, cihad ediyorlar ve sadaka veriyorlar, biz veremiyoruz.<br />
<br />
Bunun üzerine<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Sizden önde gidenlere yetişebileceğiniz, sizden sonra gelenleri geçebileceğiniz, sizin yaptığınızı yapanlar dışında herkesten üstün olacağınız bir şeyi haber vereyim mi?” diye sordu.<br />
<br />
“Evet, söyle yâ Resûlallah!” dediler.<br />
<br />
Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Her namazın ardından otuz üçer defa Allah’ı tesbih eder, O’na hamdeder ve tekbir getirirsiniz.”<br />
<br />
Hadisi Ebû Hüreyre’den rivayet eden Ebû Sâlih’in söylediğine göre, sahâbîler bu zikirleri nasıl okuyacaklarını sorunca Resûl–i Ekrem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Her birinden otuz üçer defa olmak üzere sübhânallah, elhamdülillah, Allâhü ekber, dersiniz.”[14]<br />
<br />
Müslim’in bir rivayetinde şu ilâve vardır:<br />
<br />
Birkaç gün sonra fakir muhâcirler Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e tekrar gelerek:<br />
<br />
“Zengin kardeşlerimiz bizim yaptığımız zikirleri duymuşlar. Aynını onlar da yapıyorlar.” dediler.<br />
<br />
Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Ne yapalım! Artık bu Allah’ın bir lütfudur, Allah lütfunu dilediğine verir.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Müslim, Mesâcid 142)</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
Çok zamandır Diyoruz ki cennet burada. ve cennet vakti, veya Ahirzaman, ahiret veya ahiret Yurdu burası.  ve Rabbimizin kudretini anlatan bir örnek vereceğim : mesela televizyonlarda diziler var, ama yabancı diziler olsun, ama yerli diziler olsun, Ve fakat dizi ya da filmlere senaryo yazanlar bunu kimden aldılar da yazdılar dersek, ilk senaryo yazan Tabii ki Cenabı Mevla, ve hem de öyle ki bizim dinimizde biz İmanın Şartı olarak kadere iman ederiz ki, kader demek Allah'ın sana yazdığı senaryo, Yani senin filminde Sen, ne oynayacaksın, senin repliklerin nelerdir, kimlerle birlikte oynayacaksın, ve oyunda neler kullanacaksın, Bunların hepsine kader diyoruz biz. Oysaki bugünün insanı buna  senaryo  diyor, çünkü mesela TRT de bir dizi var, "kalk gidelim" diye oradaki MustafaAli karakteri için yazılmış bir senaryo ve kader var, o nun ne yapacağı Ne konuşacağı, kimlerle muhatap olacağı, nelere sahip olacağı, ne giyecek, ve yiyecek, Ne konuşacağı hepsi senaryo içinde yazılı değil mi, Senarist Bunun hepsini yazıyor, Hatta MustafaAli'nin yaptıklarından, Mustafa'Alinin repliklerine kimler ne cevap verecek, onları da yazması gerekiyor, MustafaAli tek başına oynamiyor ki. İnsanoğlu elbet bu  senaryo  işinde,  Allah kadar güçlü ve bilgili olamaz, Mesela bir dizi 2 sene falan sürdümüydü senaryoda tıkanma oluyor. Artık konu üretemiyorlar, Halbuki Allah, şu an dünyamızda 8 milyar insan var ise, 8 milyar insana Kader yazmış, yani senaryo yazmış, Ne yapacagıni, kiminle görüşeceğini, ne giyeceğine, ne yiyeceğini, Hatta bir bitkiye, bir bardağa, bir çanağa, bir tabağa bile, Kader yazmış, yani senaryo yazmış, bardak ne zaman kırılıp da çöpe gidecek, veyahut O bardak hangi dükkana gidip de satın alınacak, orada bir kader yazmış, kaç sene o evde görev yapacak, nerede duracak, ne zaman yıkanacak, kaç gün sonra yıkanacak, hepsi bir kader. ve bir adam oturtsa ve  bir tane insanın başından geçeceklerin hepsini, bütün  ayrıntısıyla yazmak için, adama görev versek, adam bunun hakkından gelemez,  ömrü yetmez O nun  onlarin hepsini yazmaya. ve Allah'ın kudretini ve ilminin genişliğini düşünün, hiçbir tıkanma olmadan, Herkese ayrı kader, her çanağa, tabağa bitkiye, yapraga bile yaprak, bir karıncaya bile kader yazan Allah. binlerce insana insan, bitki yine mesela Bir karınca obasındaki karıncaların sayısını düşünüyormusunuz onların her birine kader yazdığını düşünüyor musunuz, Allah'ın kudreti karşısında, "Allahu Ekber" denmez de ne denir. En iyi kader Yazıcı veya senaryo Yazıcı Allah'tır. ve Allah bize de bu ilminden, rahmetinden bir damla  içirmişte, işte bazı insanlar böyle. film ve dizi senaryosu, veyahut şiir yazarlar, kitap yazarlar, Roman yazarlığı yaparlar, ondan cüzi bir miktar, bir damla bile değil.<br />
<br />
Şimdi değişik bazı meseleleri açıklama getireceğim: Mesela bugün tutmuşlar, ne imiş,  hacamat, yani enseden kan aldırmak sağlıklıymiş diye böyle İlkel bir yöntemi, sünnet gözüyle, ve yapılması Elzem bir iş gibi lanse ediyorlar. Lan ahmak, Dün Muhammed, su bulamadığı vakit, taş ile taharet yapmış diye, Bugün biz taş ile taharet yapmak sağlıklı, kağıt ile su ile değil de  taşlar ile mi taharet yapacağız.  kaldı ki bu işlemde temizlenmek önemli olan, bunun  su ila veya kağıt ile yapılması değil önemli olan, bugün Kağıt bol (tuvalet kagiti yapabilcek malzemeler var elhamdülillah) o yüzden kağıt ile yapıyoruz. ve ya su ile veya kağıt ile temizleniyoruz. Yine Muhammed ağız temizliği ve diş temizliği için misvak kullandı diye biliyoruz. Ve misvak Ağaç kökünden yapılmış fırça gibi bir şey, Muhammed'in diş macunu ve fırça fabrikası mı vardı ki, onları kullansın ki, Allah, ona onu gösterdi, o vakitte o vardı, o imkan vardı, onu kullandı. Halbuki misvak ile dişlerin sadece bir tarafını fırçalayabiliyoruz, iç tarafı ve üstlerini fırçalamak diye bir şey yok zaten, onun sünnet olanida öyle ağzına misavagi koy iki yan taraflara  git gel yapıyoruz, fırçaladık sünnet işledik diyorlar.  Hazreti Muhammed'in amacı, ağız temizliği yapmak. ve bugün Hatta eski fırçalar bile yeterli gelmedi de, fırça yapan elektrikli aletler Keşfoldu.dönerek icini dişini kiyisini köşesini hertarafini fırçalayabiliyor. ve bugün Hala biz misvak en sağlıklı olan bu  mu diyecegiz? Yoksa Dişin Her tarafını, aralıklarının  içini dışını temizleyabildiğimiz fırça ve macun larımı daha faydalı diyeceğiz. Bunda  gaye amac ağızı temizlemek mi? yoksa sünnet ve ibadet yapmak mı Muhammed'in amacı, sevap kazanmak değil, ağzının temizliği, dişlerinin zarar görmemesi, ve yine ağzının kokmamasını sağlamaktı, amaç  ve gaye bu idi.<br />
Yoksa bundan  Seninle benim sevap kazanmam değil  gaye ve amaç.  Öyle olunca hacamat meselesi de  bu minvalde yani,  ve Muhammed vaktinde bugünkü gibi kan aldırmak, alıp, birde onu başkalarına kan verme şekli ile, faydalı olma sistemleri olsaydı, Muhammed bunu yapmayıp da, enseden mi  kan aldırirdı.  bugün  ağzını dilini damağına temizleyebilen hassas fırçalar ve macunlar varken,  hala ağız sağlığı için en sağlıklı misvak mı diyeceğiz. misvak dediğin ağaç kökü,  2 fırçala dişleri dökülüyor, sonra ıslak kalıyor mikrop Barındırıyor, yani amaç  ve Maksat nedir bilmeyen İnsan, işte bunu yok sayip, sevab ve ibadeti öne çıkarıp ve bundan çok sevap aldığını zannediyor. Ama bundaki gercek mana ve maksat ise Ağız Sağlığı ve diş hastalığından korunmak, ve ağız kokusu ile başkasına rahatsızlık vermemek, ve diş hastalığına tutulup da, diş çürümesi ile acı ve ağrı çekmemek, vecürük dişli bir yüz vizyonu yerine görünüşünde temiz  ve güzel olması,  yoksa bundan  Gaye cennete götürecek sevap kazanmak değil.  o zaman Muhammed bunu ahiret için değil, bu Dünyası için yapmış olduğu bir amel. bunu ağız temizliği yerine misavak sevap alma sistemini Üstün gören ahmaklara ben ne diyeyim. Evet Misavak kullanmakda Kötü değildir, faydalıdır, faydalı tarafları vardır, ama şu günün şartlarında o tedavülden kalkmıştır. Eğer öyle olmasaydı, biz eski televizyon ve kocaman radyolarda kalırdık, ve bugün LCD televizyonlara geçmezdik. eski makbul olsaydı Osmanlı ayakta dururdu , bak T. amcamız, Osmanlı gibi 600 senelik falan değil, 100 senelik TC Cumhuriyeti bile beğenmedi de, rejimi değiştirmeye kalkıyor, ama yaptığı da yanlış, ileri gitmek  yerine geri gidiyor ve padişahliga geri dönüyor. ve hacamat meselesinde de Muhammed vaktinde elinden kolundan kan aldirip kan vermek sistemi olsaydı, Elbette ki Muhammed elinden kolundan kan aldırirdı, yoksa enseden, tehlikeli bir yerden, böyle bir amele kalkışmazdı. Yani orası  bütün damarların toplandığı yer, sinirlerde orda, bütün hepsi orada, sinir sisteminin  damarlarin hepsinin toplandığı yer, birisine bir zarar gelse, ya felç olursun, ya kolun tutmaz, ya ayakların tutmaz…<br />
<br />
Anlatıyoruz anlatıyoruz, Bazı insanlar  anlamamakta direniyorlar, ve anlattığımız robotlar vaktinin, huriler vakti olacağını kabul etmiyorlar, buna itiraz ediyorlar, bunun tehlikeli olacağını savunuyor, ne teknolojiyi kabul ediyorlar, ne de diğerlerini kabul ediyorlar. ileri gidip daha medeni devletler seviyesine ulaşmak yerine, Osmanlı imparatorluğu'nu iyi gösterip, eski padişahlığa dönmeyi çare zannediyorlar. Madem Osmanlı dönemi çok iyi bir dönem, o zaman bunu isteyen insanlar, ellerindeki cep telefonunu bırakacak, evlerindeki interneti kapatacak, evlerindeki televizyonları kapatacak, Hatta Öyle ki bakkaldan makarna bile almayacak, kendi eliyle erişte yapıp öyle yiyecekler, hazır Gıda almayacaklar, Çünkü o fabrikaları kuranlar, Medeni insanlar, ve Medeniyeti geliştiren insanlar, Madem Osmanlı çok Medeniyette gelişmiş insanlar di, o zaman bu yeni modern denilen insanlari  siz kabul etmiyorsanız, o zaman Onların yaptığı teknoloji ve Medeniyeti kullanmayacaksınız, Osmanlı Osmanlı yaşayacaksınız  o zaman. <br />
Bizim insanımız hem medeniyeti kabul etmez, hem de en sonunda, medeniyetin içinde yüzmeye kalkar, elinden cep telonu düşmez oldu, faceden tweten instagramdan cikmaz oldular, yüzüyorlar onun icinde yani. Tasavvuf ehlinden Birisi bir sohbetinde diyor ki istanbul'da 50 metre yol gidemiyoruz, her 50 metrede kasis ve tümsek var, ve bu kasis ve tümsekler işte kainatta da bizim önümüze konulmuş engeller olarakdan karşımıza çıkıyor diyor. Aslında işte gel Avrupa'ya ya da medeniyetli ülkelere, neden bunların ülkelerindeki sokaklarda bu kasislerden yok, Varsa bile, oralara yabancı devletlerden kural tanımaz insanlar gelmiş de, onların sebebiyle konmuştur zaten. Yoksa Medeni devletlerin sokaklarında böyle kasise ihtiyaç yok, çünkü insanlar kurala uyar, kanuna uyar, bizim milletimizin insanı, Şehir için de 80km ve 100km HIZ ile gidiyor, biri çıkarsa çarparım diye düşünce yok. o yüzden de hatta bizim Sandıklı'da kaldırımların boyu 50 yada 70 santim yükseklikte, engebeli koşu yapar gibi, in çık in çık, Avrupada, buradaki Kaldırımlar, 20 santim bile değil, İnsani hiç rahatsız etmez yürürken, neden Bizimkindekiler yüksek, Çünkü arabayla gelip de kaldırımdaki insana çarpmasın diye. bu kadar ahmakların bulunduğu yerdeyiz yani. adam önlem almak için Kaldırımı yüksek yapıyor. Kim, kaldırımdan gidene, arabayla gelip çarpmasın diye, çünkü Kural tanımadıysan, şehir içi 80km 100km İşte bu kasisleri de, bu şehir içi böyle hızlı gidenler, kazaya sebeb olmasınlar diyerekten tümsek yapıyorlar. Ona rağmen iki tümsek arasında 80km-100km gidenler  var. ama hala Kural tanımıyor. ahmak tam  ahmak. Eğer bu ülkede şehir içi hız tahdidi 50km ise, sen 50km yerine 8okm veya  100km ile gidiyorsan, sana Müslüman denmez. Çünkü  kuralı çiğnedin,  o da demek oluyor ki, bu Kural ha Kur'an i çiğnedin, ha trafik kuralini çiğnedin. Çünkü Kur'an'da kurallar zinciri değil mi? Kuran daki kurallari Kimin yararına kurallar, insanların yararına, Peki bu trafik kuralları insanlara zararlı kurallar mi da, onlari çiğniyorsun. <br />
işte bu kasis ve tümseklerde, bu kural tanımaz insanlar, kurala uymaya mecbur olsun diyerekten konulmuş engeller, ama hala kural tanımaz insan yine de kural tanımaz. aşağıya bir video ekledim, bir tane köpek, üç dört yaşındaki çocuğa itaat ediyor, sözünü dinliyor, ipini yere bırakıyor, gidecek gibi oluyor köpek, tekrar dönüyor ona doğru bakıyor gitme diyerekten, köpek o cocuk işini görüp gelesiye kadar gitmiyor. o cocugun  oyunu bitiyor, geliyor, ipininden tutuyor, tekrar yürümeye başlıyor köpek. Yani Bu Kural Tanımayan insanlar, bir köpek kadar olamayan Ahmaklar sürüsü. şimdi bunlar sankii Osmanlıci olunca, ileri seviye mi gidecekler ha. Trafikte kural tanımayan, Allah da tanımaz, kitapta tanımaz, dinde tanımaz, Ata da tanımaz, ana da tanımaz, babada tanımaz. <br />
<br />
 <img src="/images/Downloaden-Buttonlari/arrowunten.gif" alt="Arrowunten" title="Arrowunten" class="smilie smilie_685" /> <br />
<br />
<a href="https://youtu.be/ZxVSH2Nb1iM" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://youtu.be/ZxVSH2Nb1iM</a><br />
<br />
Halbuki Allahü Teala insanın serüvenini anlatırken, başlangıcında, onu bir alaktan yarattık diye tarif ediyor. Peki bu Alak nedir bilir misiniz? spermin içinde, anne karnına, Anne rahmine dahil olan 1 adet özel, kendine özel formülü olan, hemoglobin yani, kırmızı kan hücresi hepsi bu, işte onun anne karnında, rahminde ete dönüşmesi, sonra,  kola, göze, kulağa ve insan bebesi halini almasına  Biz tasavvufta : seyri sülük diyoruz. ve O kan, kırmızı hücre, yani kırmızı renkten mor renge kadar  olan insan yolculuğuna seyri sülük diyoruz. neden mor renk, Çünkü kan kırmızı idi, hemoglobin kırmızı, ve göz hücresi yapıldığında, göz hücresinin görebilecek  oldugu, görme sınırı mor renge kadar algılama yapısı var <br />
<br />
##########<br />
<br />
Temelde, ışığın dalga özelliği gösterdiğini ve bir nesnenin renginin, yansıttığı ışık dalgalarının frekansı ile ilgili olduğunu hepimiz lise sıralarımızda duymuşuzdur. Frekans basitçe, birim zamandaki salınımların sayısı şeklinde tanımlanabilir.<br />
<br />
Bir ışık demeti, frekanslarına ya da dalga boylarına göre sıralanırsa, ışık tayfı ya da elektromanyetik spektrum denilen bir grafik elde edilir. Bu grafikte yaygın olarak, metrenin milyarda biri olan nanometre (nm) kullanılır. Bu grafiğin insan gözü tarafından algılanabilen kısmı, yani görünür ışık aralığı, dalga boyu 400 ile 800 nanometre arasında olan dalgalardır. Görünür ışık, tayfın ortalarında yer almaktadır.[1]<br />
<br />
-----------------<br />
<br />
İnsan gözünün algılayabildiği ışık aralığı, yani görünür ışık spektrumu, yaklaşık 400 ile 800 nanometre (nm) arasındaki dalga boylarını kapsar. Bu aralık, elektromanyetik spektrumun ortasında yer alır ve renklerin algılanmasını sağlar.<br />
<br />
Renklerin Algılanması ve Dalga Boyları<br />
<br />
Gözün algıladığı ışığın dalga boyu, beyin tarafından farklı renkler olarak yorumlanır:<br />
<br />
Mor (Yüksek Frekans): Dalga boyu daha kısa olan, yaklaşık 400 nm civarındaki ışık mor renk olarak görünür.<br />
Kırmızı (Düşük Frekans): Dalga boyu daha uzun olan, yaklaşık 800 nm civarındaki ışık kırmızı renk olarak görünür.<br />
Ara Renkler: 400 ile 800 nm arasındaki frekanslarda ise mavi, lacivert, yeşil, sarı ve turuncu renkler sıralanır.<br />
Gözün Renk Algılama MekanizmasıSpektrumun Ortası: İnsan gözü, bu spektrumun ortasındaki renkleri en net şekilde ayırt edebilir.<br />
Fizyolojik Etkiler: Renklerin dalga boyları insan fizyolojisi üzerinde farklı etkilere sahiptir. Örneğin, en uzun dalga boyuna sahip olan kırmızı, en derine nüfuz eden renktir ve kollajen sentezini uyarabilir<br />
<br />
-------------------<br />
<br />
En son yapılan hücre göz hücresi ise, o zaman göz hücresinin de göz algılama dalga frekansı en son mor renk eder, Yani kırmızıdan Mora kadar olan yolculuğa seyri sülük demiş oluyoruz. Kırmızının Mora dönmesi demek de kanın akıl ve bilgiye dönmesi demek oluyor ve İslam Kur'an ile bize hep aklımızı mantığımızı çalıştirmamızı isterken, ve Allah'ta yaratırken bunu, bu sistem üzere yaratması ile, kan akıl ve bilgiye dönmesi istenilen yapıda, bu hal böyleyken, kafasını çalıştırmayan, bütün gruplar hayvanlar ve türler yok olmuşlar, mesela dinozorlar kafalarını çalıştırsalardı, şu anki dünyanın iklimine ve şartlarına ayak uydurmasını bilirlerdi, ve hala hayatta olurlardı ki, kafaları akılları çok küçükmüş ki, şu anda onlardan hayatta kalan ancak, belki kertenkele kadar küçükler, ve yine timsah gibi biraz büyükler, ve yine onların bir grubu da sürüngenlerden yılan O grubun dahil olanlarından. yine bunlarda aynı şekilde Yani, kendi evlatlarını bile yemeyi düşünen bir akıllari  var. evladını yemek veya yiyecek olaraktan görüyor gözleri. peki bunun insan modelinde örnekler kim?  Tabii ki Osmanlı padişahları ve evladını Osmanlı saltanatı sürsün diyerekten öldüren padişah, Bizim atamız dediğimiz Osmanlılardan, olmadı mı bu, Kim yaptı bunu, yine kartallar yavrulayınca, yavrulardan güçlü olan, ayakta kalmak için annesinin getirdiği mamayı kapmak için, kardeşini yuvadan itip ölümüne sebep olan grup değil mi ki, Ve gavur ve kafir dediklerin bunu bildiklerinden, şimdi Kardeşi kardeşe, müslümanı müslümana katlettirip, aynı Osmanlı'nın yaptığını devam ettiriyorlar. <br />
<br />
<br />
Hazreti Muhammed için deniyor ki : iki Cihan'ın Habibi, iki dünyanın sevgilisi, yani ahiretin ve dünyanın sevgilisi, ahiret demek ise, gelecekteki bir zamandaki Dünya, Hatta o kadar da ileri gidiyorlar ki, bu dünya ve Kainat onun hürmetine halk olmuş yani yaratılmış. öyle olmasına rağmen Muhammed den bir Burak keşfetmesi istenmedi, ve hatta O nun Burak'ın Keşfolmasına kadar dünyada beklemesi de istenmedi, Burak keşfedilecek bilgiyi başkalarına söylemeside istenmedi, o kim Miraç ederken, Keşfolmuş bir binek  olan bir burağa binerekten, Geçmişten geleceğe, Mehdi'nin vaktine, yani ahiret yurduna, veya cennete gitti ve geri döndü, o Burak ile, yani bir binek ile, bir araba ile. Bunu daha önce anlattık, Burak işte beyaz bir  Porsche marka araba veya yine at simgeli olan diğer araba Ferrari bunu keşfedecek bulacak demiştik. işte Muhammed'in onu bulumasına gerek yok, o bulunmuşa bindi de gitti,  ve Hz. Mehdi ninde her şeyi bilmesi bulması, veya bulunmasına sebep olması, görevlerinden birisi değil.<br />
Hazreti Muhammed kendisini tarif ederken dedi ki :  "Ben Atam Hazreti İbrahim in duasıyım" dedi.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Ben, atam İbrahim’in duası, kardeşim İsa’nın müjdesi ve annem Âmine’nin rüyasıyım"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Ahmed bin Hanbel, Müsned, 4/127-128)</span><br />
<br />
Bu Dua da aşağıdaki ayeti kerimede geçiyor. o dua bu ayette :<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
رَبَّنَا وَابْعَثْ فِيهِمْ رَسُولاً مِّنْهُمْ يَتْلُو عَلَيْهِمْ آيَاتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُزَكِّيهِمْ إِنَّكَ أَنتَ العَزِيزُ الحَكِيمُ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Rabbenâ veb’as fîhim resûlen minhum yetlû aleyhim âyâtike ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmete ve yuzekkîhim inneke entel azîzul hakîm.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
 “Rabbimiz! İçlerinden onlara  bir elçi gönder ki onlara, senin ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onlari akıllı ve zeki kılsın. Şüphesiz, sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 129. ayet)</span><br />
<br />
ve Mehdi Aleyhisselam da, Hazreti Muhammed'in parçası, ve onun evlatlarından olunca, o zaman Hazreti İbrahim'in duası yine,  Hazreti Mehdi de de tecelli ediyor,  o yüzden biz de diyoruz : "Biz de Hazreti İbrahim atamızın duasıyız, İsa’nın müjdesi ve annem Rabia’nın rüyasıyım." Demek ki ol elçi işte size hikmeti öğretecek ve aklınızı çalıştırmasını öğretecek bilgileri verendir, yoksa onun bunun keşf olmasına yardımcı olacak bilgiler vermek, onun görevleri arasında değil ama, yine de biz bazı tiyolar vermekteyiz. <br />
<br />
Yine başka bir mesele bazıları Hızır Aleyhisselam'ın kullandığı teknoloji nin çok Yüksek Teknoloji olduğunu iddia ediyorlar, ve fakat Fatih Sultan Mehmet döneminde, Hızır Aleyhisselam, Bilmem falancı camide Fatih ile buluşuyor du diye anlatıyorlar. Eğer Fatih ile Hızır arkadaş idiyse İstanbul'un fethinde, neden şöyle, o teknolojik ışınlama aletleri ile, İstanbul'u kolayca  fethetmesi için, Sultan Fatih e mesela 10 tane tank alıp iki tane helikopter alip gidip ışınlamadi  da, kolayca İstanbul Fethi olmadı. hani nerede bunun teknolojisi , Hangi Efsanenin olduğu yerde böyle bir teknolojiye rastlandı Madem o geleceğe gidebiliyor, neden Gelecekten Bir şey getirmedi, kendisi görebildiği gidebildiği gibi, yanında da bir şeyler getirip götürebilir. ve bu Belkıs hikayesi ve, Belkıs'ın tahtının ışınlanması hikayesi eğer doğruysa, o zaman Hızır Aleyhisselam onun keşf olduğu zamana gidip, oradaki alet ile,  tank top  savaş ucagi ,savaş helikopteri,füzesi,.... ve daha kolay Fatih e Bilmem mesela helikopter alıp gelip İslam'ın bu zaferi daha kolay kazanmasına sebep olabilirdi. neden yapmamış, Neden böyle bir teknolojiye rastlanmadı. Hızır Kim? ya da  Hızır olmak ne? o zaman.<br />
<br />
Ve bizim tarikimizde yani, Raşidi Tarikatında hızırlık bir makamdır, ve onun yaptığı görevde öyle Keramet mucize değildir. yardıma muhtaç birini gördüğün zaman, elini taşın altına koyup, yardım etmendir. Mesela sen  doktor isen, yolda kalbi durmuş birini görünce, bilgin ile hemen müdahale edip, Kalp masajı yaparaktan, onu tekrar hayata döndürmen işte sana bağış olmuş bir hizırlık görevi  ve sen bunu yapınca işte sen o kimsenin hızır'ı, yani yardımcısı ve, hazır ve nazır olan Allah'ı oldun ve, ona yeniden hayat bahşettin. O yüzden Hayatta hiç de öyle mucize ve kerametler, ve süpermenler, süper kahramanlar aramayın, Mehdi de öyle, hem de öyledir, yani süper kahrman yani, ve ama, Hemde öyle değildir. Bak  neredeyse  her güzel şey  akıl ile, ve Aklını kullan kullanan insan oğlu olarak, gökyüzünde, Tonlarca demiri  uçurmayı başardık, uçak yaptık, helikopteri icat ettik. bu mucize ve keramet ile değil cancağızım, bu akıl ile, ilim ile, ve aklını kullanan insanlar yaptı, bizimkiler gibi orada burada kabadayılık yapan, Osmanlıcılık taslayanlar değil, Kavga çıkaranlar değil, aklını kullanıp, ilim biimle uğraşanlar yaptı bunu. bak ne güzel, mesela 2 saatte Mekke'ye gidip geleceksin, Bilmem Amerika'ya 5 saatte gideceksin, Ne kadar güzel bir şey, Nasıl güzel bir buluş, güzel değilmi?<br />
<br />
Yine Tonlarca demiri denizde yüzdürmesine başardılar ve, gemi yaptılar. gemi  mesela, Titanik gemisi gibi,  bir şehir  kadar büyük gemi yaptı bu insanoğlu.  Allah O gemiyi batıraraktan, İnsan oğlunun aklını hiçe saymış değil. Kur'an'da Öyle olsa, aklınızı kullanmaz mısınız, Etrafınıza bakmaz mısınız diye, Binlerce Kere ayetlerde bizi uyarirmiydı, Allah indinde Titanik ilmi hiçbir şey olsaydı. Halbuki Allah kullarının daha iyi dereceleri ulaşmasından memnun olan bir zati Kiram.<br />
<br />
Dedik ki, insanın  serüveninde,  bir kan hücresi Ete döndü,  et el ve kol oldu,  sonra insan oldu Sonra insanda beyin, ve beyindeki akıl  halini aldı,  ve akıl çalıştığı vakit  bunları icat etti. Öyleyse mucize Keramet aramak boş iştir, hepsi et ve  kan tarafından, insanın yaptığı işlerdir bunlar. Bunun dışında mucize ve keramet aramak, ve kahraman aramak Hot vuruşluktur.<br />
<br />
Zaten Allah  Hızır Aleyhisselam ile, Kimin ile kime karşı savaşıyor? veya kime? kime karşı yardım ediyor? karşımızdakiler kim? Biz kimiz? Allah kim? peki bu arada ki Hızır kim? sorular cevapsız. karşımızdakileri de yaratan Allah değil mi? Allah'ın düşmanları mı bunlar? Başka Allah lar mı var? Karşıdakiler kim? Allah'ın gücü nerede burada? onlar Allah'tan daha mı güçlüler ki, işleri böyle tersine çevirebiliyor lar? Peki Hızır Aleyhisselam zamanın son ileri noktasına kadar gidebiliyorsa, şu an bizim vaktimizde cep telefonu diye bir şey vardı, kolayca haberleşme aleti. Muhammed'e neden bir tane cep telefonu götürüp de Muhammed'i her şeyden haberdar etmedi, Muhammed e ve Ashabına birer tane cep telefonu, Depeyede bir tane anten dikip, Muhammed'i o devirde mucize ve keramet ile, daha iyi seviyelere getirmedi. Yok böyle bir şey kardeşim. her şey zamanında, ve zamanın giderlerine de uygun olaraktan halk ediliyor.  söyledik anlattık.  Muhammed, vaktindeki Ashabına Miraç'ta gördüğü Mehdi ve vaktini ballı ballı anlatınca, bütün Ashab yani onun yol arkadaşlari, ağzının suyu akarcasına orayı özledi, ve oraya gitmeyi istediler. Firavunlarada  Onun yani Mehdi nin Vakti gösterildi, Onların da ağzının suyu aktı, İşte o yüzden biz Ra'ya gideceğiz diyerekten kendilerini mumyalattılar. yani bir nevi bugünün insanlarinin, eger ilerde hastaliklarin caresi, ve ölümün caresi bulunursa, bizi yeniden kaldirsinlar düşüncesi ile bendelerini dondurtmalarinin, bir başka minvaldeki yöntemi ile, yani mumya yöntemi ile sakladilar,  RA ve Ra nin  vakti, altın çağ, işte bugün, Tek tab.. Mehdi nin Vakti. ve Buügnlerde mesela Ta.. denilen silah Keşfolduysa, bugünün iyileri de var kötüleri de var. cennet ile cehennem Ezvaç halinde, yani eş, birbirinin eşi, Öyle olunca, Cennet nerede? cehennemde orada. yahut tersiyle, Cehennem nerede? cennette orada. ve aynı minval ile, iyiler nerede? kötüler de orada. yahut yine tersiyle, kötüler nerede? İyiler de orada. işte hal böyle olunca, Tab.. Müminler de kullanıyor, kötüler de kullanıyor. Mümin ırzıni namusunu, vatanını ve milletini savunmak için, malını savunmak için kullanıyor. Kötüler ise, bir yeri soymak, birilerini haksız yere öldürmek,  teröristlik etmek için kullanıyor. Öyle olunca, gerçek Hızır'ın  ulaştığı derece ve makama ve ilme,  kötüler da ulaşmış olmalı, öyle olunca, işte haksız rekabet ederse Hızır Aleyhisselam, kötüler de aynı sistemi kullanıp, iyilere karşı haksız rekabet edeceklerinden, Allah Buna müsaade etmiyor. öyle Hızır Aleyhisselam'ın tank top ışınlamasina müsade etmiyor. Bu konuda bir tane teknolojik kalıntı bulabilir misiniz? yok. Hepsi masal ve hikaye halinde var ama, bir tane kalıntı yok, haksız rekabet kalıntısı da yok. <br />
<br />
Ve Aslında Kur'an'da, Zaman Yolcuları olarak  Ashabı Kehf i tarif ediyor. ve onlar, zamanın içinde 300 sene kaybolan insanlar olaraktan gösterilir. Hatta o eski parayı birisine verip te, şehirden ekmek aldırma istemelerinin de, eski de geçen olay, zamanın sonunda, döndüklerinde olan olay değil,  zamanın içinde kayboldukları bir yerde olan bir olay. O nların ismi, zamanın 7 parçasının ismidir. zaman denen şeyin 7 tane parçası vardır, Bir tane de peyk, yani ay gibi uydusu vardır.<br />
Zaman bir elementtir, kararlı bir element, 7 parçadan, 7 kattan oluşur, Yani aynı elektron yapısı gibi yedi kat, ve bir tane de en sondaki  köpek peyk yani uydu elektron. zamanda pendel eden gidip gelen elektron. ama bu "zehner diode"  dedikleri kaypak element yapısında değildir, bilakis  Kararlı bir elementtir, her bir parçasının ismi de, yemleyaha, mekselina, Mislina, mernuş, daberrnuş, Sazenuş, kefetatayyuş, ve birde köpekleri Kıtmir, O da neyi temsil ediyor Güneş sistemimizi. Ve Hazreti Muhammed dedi:<br />
 Ashabı Kehf Mehdi vakti geri dönecekler <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">  "İbni Merdüye, tefsirinde İbni Abbas hadisini merfu olarak tahric etti. O şöyle dedi:</span><br />
<br />
    "Ashabı Kehf, Mehdi'nin yardımcıları olacaktır."<br />
<br />
  <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">  İmam Ebu İshak Salebi Kur'an tefsirinin Ehli Kehf Kıssasını anlatırken diyor ki:</span><br />
<br />
    "Mehdi çıktığı zaman, Ehli Kehf'e gidip selam verince, Allah onları diriltecek ve Mehdi'nin yanında yerlerini alacaklardır. Daha sonra yattıkları yere dönüp kıyamete kadar da kalkmazlar."<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Kitabü'l-Burhan, VI. Bölüm)</span><br />
<br />
Yani demek ki, zamanda kayboldular, onlar ileri bir zamanda, zamanda yolculuk Keşfoldu ve, İlk Yolcular, bu Ashabı Kehf denen kimseler, ve onlar zamanın içinde kayboldular, ve zamanın içinde gezinirkenn  Mehdi vaktine de gelip geçecekler, sonra tekrar o zamanlarinada geri vardıklarında, bu zaman yolculuğu keşfini tamamlayacaklar. Mehdi vaktinde çıkacak olmaları ise, bu işin temellerinin Mehdi vaktinde atılacağını gösteriyor, onlar bize bunun yolunu gösterecekler, bu konuda . Onlar zamanda kaybolanlar, ve zamanın 7 parçacığının ismi onların ismi. Ve bu konuya şu açıklama ve tiyo ilede,  bu haftaki vazımızı Hitama erdireceğiz. ve insan bedeni kainatın prototipi olunca, elim ayağıma uzanmak için, uzandığında kaç saniye geçiyor ise, yahut Elin ile başına varmak ve başındaki saçına dokunmak için geçen zaman aralığı kaç saniye ise, insanlarda zman ve mekanda yolculuk, yani kainatın bir ucundan bir ucuna gidecek bir yolcunun yapacağı yolculuktaki geçirdiği ve geçireceği zaman,  bu zaman aralığı kadar olmalı ki, zamanda  ve mekanda yolculuk olabilsin,  zamanında gitmek istedigi yerine varabilsin. Böyle Hız yapabilecek bir araç lazım, onun isminede Burak deniyor.  Masanda bir bardak var, Ve sen o bardak ile kahve içeceksin, kahve bardağına elin varmadan önce, bakışın bardağa varıp geri dönüyor, varip geri dönüyor, ondan sonra elin bardağa uzanıyor, bir bakiş ve dalga ile bardağın yeri tespit ediliyor ve  dalga ve sinyal geri dönüyor, sonra elin bardaga gidiyor, tiyo aldınız mı? yani aracın içinde öyle bir sistem olacak ki, önce oraya bir dalga  sinyal gönderecek, ve oradan doğru cevap alınca, araç oraya gidecek, elin onu gördükten sonra bardağa uzanacak yani, ve bu zamanın parçalarını keşfedecek olan bilim adamına yardımcı olalım biraz da, ve bir karateci Karete yaparken, hasmından gelen bir harekete karşı koymak için yaptığı kontratakta, daha yumruk gelmeden, onu önleyecek bir atak yapması için, İçinde Bir His oluşuyor, ve  onun vücudu, o yumruktan  önce davranıyor ve kontraatak yapiyor, o hareketten önce davranıyor, İşte bu kontratak yaptıran biyolojideki parçacık,  ya da mikrobiyoloji, yani kainatın içindeki zaman parçalarından bir parçayı temsil ediyor.<br />
 Bunu bilen bulan bilim adamı, diğer parçaları da bulacaktır zaten. Ama bunun tehlikesi, işte Deccal vaktinde, bunun deccalın bulacağı. Biz bunu verdik de, Bizimkiler hala uyuyor, bunu bilip bulacak olan da Deccal aleyhillane olacak, Ona yol göstermiş olduk, ve o da zamanı durdurup  o zaman bir gün 1000 Gün Gibi zaman olacak dedikleri vakti erişeceğiz,<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Deccal çıkınca, kırk gün aranızda kalır, ve onun yani Deccalin, birinci günü bir senedir, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü bir gündür."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Sahîh-i Muslim,Fethu'l-Kadîr, 1/156)</span><br />
<br />
 işte Rabbim o vakitte Sizlere  Mehdi ile yardım etsin. iyilerin yardımcısı sadece İyiler değildir, Bazen kötülerde İyilere yardım eder, burada Deccal da, bizim bu sistemi keşfetmemize yardım edecek olan adam olacak, o bizim için buluverecek inşallah, Aynen geçen hafta anlattığımız firavuna Musa'nın : "benim rabbim yemez içmez sıçmaz" demesi üzerine Yemeden içmeden sıçmadan Duran Firavun'un istidraç ederekten Nil nehrini istidrac ile ters arktırdığı gibi, yani tetikleme kuvveti, Biz de buradan deccalın zaman yolculuğunu keşfetmesini tetiklemiş olacağız, ve zamanın parçalarını bulunca, zamanı durduracak ve onu tekrar geri çalıştırması da basit bir şey değil, bu doğrultuda çalıştırmasını bilmiyor ki, arayıp da bulana kadar onu geri çalıştırmayı 1000 gün geçmiş olacak, 3 yıl gibi bir süre, 3 yıl içinde bulacak ve tekrar zamanı geri çalıştırmayı, zaman durunca, Nammazlari ne yapacagiz diye soran ashaba Hz. Muhammed  cevaben<br />
<br />
Bunun üzerine ashaptan birisi: 'Bir sene kadar uzun olacak günde sadece beş vakit namaz kılmak yetecek midir?' diye sormuş, Hz. Peygamber de cevabında: 'Hayır, (vakit) takdirinde bulununuz.' buyurmuştur.<br />
<br />
yani demekki vakit takdiri hesabui yapmamiz lazimmiş yani sabah ile öglen arasina şu günleri ölcü alipda ortalama olarak  5 saat dersek, ögle ile ikindi arasi 4 saat,  ikindi akşam arasi 3 saat ve akşam ile yatsi  arasida 1,5 sat olarak biliyoruz, ondan östeside sabaha kadar olan vakit yani bunlari topla 24 den cikar, oda yatsidan sabah kadar olan vakit, ve saaatler komple durarsa, kum saati işimize yaryacakdir onun durmasi diye birşey olmaz,  bunu ölcü alip namazlarimizi kilmmaz kifayet edecekdir yani.<br />
<br />
Bazen kötüler de iyilere yardım eder, bazı kötü sandıklarımız bazen iyidir, her şerde de bir iylik bulunmuyormu hani, bulunuyor, Her icad ve  şey bulunup keşfolamk için işde vakit istiyor ve sabır istiyor kardeşim. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
قَالَ يَا أَيُّهَا المَلَأُ أَيُّكُمْ يَأْتِينِي بِعَرْشِهَا قَبْلَ أَن يَأْتُونِي مُسْلِمِينَ  قَالَ عِفْريتٌ مِّنَ الْجِنِّ أَنَا آتِيكَ بِهِ قَبْلَ أَن تَقُومَ مِن مَّقَامِكَ وَإِنِّي عَلَيْهِ لَقَوِيٌّ أَمِينٌ  قَالَ الَّذِي عِندَهُ عِلْمٌ مِّنَ الْكِتَابِ أَنَا آتِيكَ بِهِ قَبْلَ أَن يَرْتَدَّ إِلَيْكَ طَرْفُكَ فَلَمَّا رَآهُ مُسْتَقِرًّا عِندَهُ قَالَ هَذَا مِن فَضْلِ رَبِّي لِيَبْلُوَنِي أَأَشْكُرُ أَمْ أَكْفُرُ وَمَن شَكَرَ فَإِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِهِ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ رَبِّي غَنِيٌّ كَرِيمٌ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Kâle yâ eyyuhâl meleu eyyekum ye’tînî bi arşihâ kable en ye’tûnî muslimîn. Kâle ıfrîtun minel cinni ene âtîke bihî kable en tekûme min makâmike ve innî aleyhi le kaviyyun emîn. Kâlellezî indehu ilmun minel kitâbi ene âtîke bihî kable en yertedde ileyke tarfuke, fe lemmâ raâhu mustekırran indehu kâle hâzâ min fadlı rabbî, li yebluvenî e eşkur em ekfur(ekfuru), ve men şekere fe innemâ yeşkuru li nefsihî ve men kefere fe inne rabbî ganiyyun kerîm.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Hz Süylemn mektubunda belkisa dediki : bak müslüman ol (benim allahima inan ki, benim allahimin kitabindaki verdiği ilim ile biz ) sen gelmeden biz senin tahtini buraya getirmiş olacagiz. (Belkisa)ve Canlilardan bir fert dediki sen daha makamindan kalkmadan sana onu buraya getirim bu gücü bildigime inaniyorum dedi.ve orada onun yaninda kitapdaki bir ilim ile onu ve o daha geri dönmeden omnun tahtini ona getirdi ve bunu gören belksin bu ancak rabbin fazli ilimidir dedi ve iman etti,( yani önce belkisi getirdi ve, daha belkis geri dönmedende tahtini onun yanin getirdi ki, mucize gibi oldu, onun yaninda. yani iim ile ve ilim ise Işinlanma ilmi işte.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym NEML Suresi 38,39, 40. ayet)</span><br />
<br />
Belkisin tahtının ışınlanması meselesinde de Kur'an'da geçen ayet de diyor ki kitaptan bilgisi olan birisi bunu alıp getirdi diye tarif ediyor, ilim sahibi kimse, yani aklını çalıştıran, aklını çalıştıran bir adam bunu yapacak diye tarif ediyor, O zaman Süleyman Aleyhisselam geçmişte mi yaşadı yoksa, ışınlanmanın keşfe olduğu vakit olan gelecekte mi yaşadı. zaman nasıl bir şey o zaman. Süleyman Aleyhisselam mi önce Muhammed mi önce? Süleyman Aleyhisselam gelecek de mi, geçmişte mi? teknoloji geçmişte mi vardı, gelecekte mi var, şu anda bizim vaktimizde mi? ve Süleyman Aleyhisselam bu teknolojiye erdiyse, o zaman Süleyman aleyhis selam gelecekte yaşamış olması lazım değil mi? o zaman  Kuranı Kerim bize geçmişten mi bahsediyor? yoksa Gelecekten mi bahsediyor? Zamanin parçalarına bulup zamanı da bu vakitte durduracak olan Deccal vakti bu vakit ise, onun ZIDDI veya EZVACI olan Hz MEhdi de Bu vakite kaim demek olur.  o zaman altın çağ da bu Vakit demek ki.  Daha sizler hangi cennet ararsınız, hangi Altınçaği ararsınız? Kuran da ki yeryüzüne Salih kullarım hakim olacak, varis olacak buyurdu cenabi mevla, Mehdi ile onun Ashabi vaktinde  de, İyiler olduğu gibi, kötüler de var, Cennet burada olduğu gibi, cehennem ve cehennemlikler de burada var. cehennemi dolduranlar cehennemlikler, cenneti dolduranlar da cennetlikler. cehennemliklere cehennemde yaşayacak  yer varsa, o zaman onlarda burada yaşayorlar zaten,  onlar bir grupta,  Bizler de başka  bir grubuz. <br />
<br />
<br />
Ve son noktayı da yine kader ve senaryo yazma meselesiyle koyalım. ve kader bahsi ve Kadir Gecesi. Yani karar gecesi. ve senin karar ve Kadir kitabının. yani kader kitabının indiği gece.  ve bunu Hocanın Birisi diyor ki:  Eger bir ayeti sen duymadin ve ögrenmedin ise, o ayet sana henüz inmedi daha, o ayeti bilmiyorsan yaşamadıysan henüz sana inmedi, sonra  herkes yani  başka Hayatlar insanlara bu ayet ayri ayri binlerce kere her gün her inmekde diyor, yani Kur'an  her an yeninden inzal olup iniyor. Kadir Gecesi her an ve her gün diyor. Halbuki Kadir Gecesi bir gece, karar gecesi, bu gece senin bütün senaryonun sana teslim olduğu geceye Kadir Gecesi diyoruz, Senin hakkında yapacağın edecegin herşeyin icinde yazili olan kader kitabin yada seneryo kitabin, hayat kitabin, senin senaryo kitabin yazilmiş bitirilmiş, Ve artık oynaman için sana teslim olduğu gece, Kadir Gecesi, senin Kadir Gecen.  o bir gece, ve senaryondaki  50. sayfadaki yazani  50. sayfanı, mesela 20 yaşınin 6 ay sonrasinda ve  21 gecesinde okumuş olman,  o kader kitabınin 1 defa da ve baştan sana verilmiş seneryo kitabin olmasına, ve bir gecede  indirilmiş olmasına engel değil. Çünkü kitabın bütünü Sana verildi ki, sen kitabını okumaya başladığın zaman, o Sayfaya gelip de, o  20 yaşınin altıncı ayında 21. gecesinde okumuş olman bunu degiştirmez yani. karar kitabının senin hakkında verilen kararların bulunduğu kitabın, bir defa inmesine engel değil, senin onu hemen 3 ayda, yahut 6 ayda, yahut  21 senede, yada 40 yaşına kadar okumuş olman bunu degiştrimez yani.<br />
<br />
Ve bu çağ, Altınçağ demektir,<br />
<br />
Rabbim gönüllerinizin bir köşesine, bir odasına, Mehdi'nin kim olduğunu Nakşetsin de, kalbinizden ve içinizden o nun kim olduğunu bilin, fakat dışınıza vurmayın O nun kim olduğunu, dışınızdan söylemeyin, ibraz etmeyin ki, hedef tahtası olaraktan, oklarının hedefi olacak kimse olaraktan, o nu hedef göstermeyin kimseye. <br />
------------<br />
DiPNOTLAR:<br />
[1] kozmikanafor com/isik-renk-algimiz<br />
<br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<span style="color: #009900;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 6 Ocak 2019 Pazar<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
<br />
<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mehdi ve Altın Çağ - Goldene Zeit</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 6 Ocak 2019 Vaazi)<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَلَقَدْ كَتَبْنَا فِي الزَّبُورِ مِن بَعْدِ الذِّكْرِ أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve lekad ketebnâ fîz zebûri min ba’diz zikri ennel arda yerisuhâ ıbâdiyes sâlihûn<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Andolsun ki biz, Zebur'da da yazdık ve zikirin sonuna ekledik ki :Yeryüzüne sonunda, salih kullarımız varis olacaktır” <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym ENBİYA Suresi 105. ayet</span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Mekke’den Medine’ye hicret eden Müslümanların fakirleri Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek şöyle dediler:<br />
<br />
– Varlıklı Müslümanlar cennetin en yüksek derecelerini ve ebedî nimetleri alıp götürdüler. Bizim kıldığımız namazları onlar da kılıyorlar. Tuttuğumuz oruçları onlar da tutuyorlar. Fazla malları olduğu için hac ve umre yapıyorlar, cihad ediyorlar ve sadaka veriyorlar, biz veremiyoruz.<br />
<br />
Bunun üzerine<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Sizden önde gidenlere yetişebileceğiniz, sizden sonra gelenleri geçebileceğiniz, sizin yaptığınızı yapanlar dışında herkesten üstün olacağınız bir şeyi haber vereyim mi?” diye sordu.<br />
<br />
“Evet, söyle yâ Resûlallah!” dediler.<br />
<br />
Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Her namazın ardından otuz üçer defa Allah’ı tesbih eder, O’na hamdeder ve tekbir getirirsiniz.”<br />
<br />
Hadisi Ebû Hüreyre’den rivayet eden Ebû Sâlih’in söylediğine göre, sahâbîler bu zikirleri nasıl okuyacaklarını sorunca Resûl–i Ekrem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Her birinden otuz üçer defa olmak üzere sübhânallah, elhamdülillah, Allâhü ekber, dersiniz.”[14]<br />
<br />
Müslim’in bir rivayetinde şu ilâve vardır:<br />
<br />
Birkaç gün sonra fakir muhâcirler Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e tekrar gelerek:<br />
<br />
“Zengin kardeşlerimiz bizim yaptığımız zikirleri duymuşlar. Aynını onlar da yapıyorlar.” dediler.<br />
<br />
Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Ne yapalım! Artık bu Allah’ın bir lütfudur, Allah lütfunu dilediğine verir.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Müslim, Mesâcid 142)</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
Çok zamandır Diyoruz ki cennet burada. ve cennet vakti, veya Ahirzaman, ahiret veya ahiret Yurdu burası.  ve Rabbimizin kudretini anlatan bir örnek vereceğim : mesela televizyonlarda diziler var, ama yabancı diziler olsun, ama yerli diziler olsun, Ve fakat dizi ya da filmlere senaryo yazanlar bunu kimden aldılar da yazdılar dersek, ilk senaryo yazan Tabii ki Cenabı Mevla, ve hem de öyle ki bizim dinimizde biz İmanın Şartı olarak kadere iman ederiz ki, kader demek Allah'ın sana yazdığı senaryo, Yani senin filminde Sen, ne oynayacaksın, senin repliklerin nelerdir, kimlerle birlikte oynayacaksın, ve oyunda neler kullanacaksın, Bunların hepsine kader diyoruz biz. Oysaki bugünün insanı buna  senaryo  diyor, çünkü mesela TRT de bir dizi var, "kalk gidelim" diye oradaki MustafaAli karakteri için yazılmış bir senaryo ve kader var, o nun ne yapacağı Ne konuşacağı, kimlerle muhatap olacağı, nelere sahip olacağı, ne giyecek, ve yiyecek, Ne konuşacağı hepsi senaryo içinde yazılı değil mi, Senarist Bunun hepsini yazıyor, Hatta MustafaAli'nin yaptıklarından, Mustafa'Alinin repliklerine kimler ne cevap verecek, onları da yazması gerekiyor, MustafaAli tek başına oynamiyor ki. İnsanoğlu elbet bu  senaryo  işinde,  Allah kadar güçlü ve bilgili olamaz, Mesela bir dizi 2 sene falan sürdümüydü senaryoda tıkanma oluyor. Artık konu üretemiyorlar, Halbuki Allah, şu an dünyamızda 8 milyar insan var ise, 8 milyar insana Kader yazmış, yani senaryo yazmış, Ne yapacagıni, kiminle görüşeceğini, ne giyeceğine, ne yiyeceğini, Hatta bir bitkiye, bir bardağa, bir çanağa, bir tabağa bile, Kader yazmış, yani senaryo yazmış, bardak ne zaman kırılıp da çöpe gidecek, veyahut O bardak hangi dükkana gidip de satın alınacak, orada bir kader yazmış, kaç sene o evde görev yapacak, nerede duracak, ne zaman yıkanacak, kaç gün sonra yıkanacak, hepsi bir kader. ve bir adam oturtsa ve  bir tane insanın başından geçeceklerin hepsini, bütün  ayrıntısıyla yazmak için, adama görev versek, adam bunun hakkından gelemez,  ömrü yetmez O nun  onlarin hepsini yazmaya. ve Allah'ın kudretini ve ilminin genişliğini düşünün, hiçbir tıkanma olmadan, Herkese ayrı kader, her çanağa, tabağa bitkiye, yapraga bile yaprak, bir karıncaya bile kader yazan Allah. binlerce insana insan, bitki yine mesela Bir karınca obasındaki karıncaların sayısını düşünüyormusunuz onların her birine kader yazdığını düşünüyor musunuz, Allah'ın kudreti karşısında, "Allahu Ekber" denmez de ne denir. En iyi kader Yazıcı veya senaryo Yazıcı Allah'tır. ve Allah bize de bu ilminden, rahmetinden bir damla  içirmişte, işte bazı insanlar böyle. film ve dizi senaryosu, veyahut şiir yazarlar, kitap yazarlar, Roman yazarlığı yaparlar, ondan cüzi bir miktar, bir damla bile değil.<br />
<br />
Şimdi değişik bazı meseleleri açıklama getireceğim: Mesela bugün tutmuşlar, ne imiş,  hacamat, yani enseden kan aldırmak sağlıklıymiş diye böyle İlkel bir yöntemi, sünnet gözüyle, ve yapılması Elzem bir iş gibi lanse ediyorlar. Lan ahmak, Dün Muhammed, su bulamadığı vakit, taş ile taharet yapmış diye, Bugün biz taş ile taharet yapmak sağlıklı, kağıt ile su ile değil de  taşlar ile mi taharet yapacağız.  kaldı ki bu işlemde temizlenmek önemli olan, bunun  su ila veya kağıt ile yapılması değil önemli olan, bugün Kağıt bol (tuvalet kagiti yapabilcek malzemeler var elhamdülillah) o yüzden kağıt ile yapıyoruz. ve ya su ile veya kağıt ile temizleniyoruz. Yine Muhammed ağız temizliği ve diş temizliği için misvak kullandı diye biliyoruz. Ve misvak Ağaç kökünden yapılmış fırça gibi bir şey, Muhammed'in diş macunu ve fırça fabrikası mı vardı ki, onları kullansın ki, Allah, ona onu gösterdi, o vakitte o vardı, o imkan vardı, onu kullandı. Halbuki misvak ile dişlerin sadece bir tarafını fırçalayabiliyoruz, iç tarafı ve üstlerini fırçalamak diye bir şey yok zaten, onun sünnet olanida öyle ağzına misavagi koy iki yan taraflara  git gel yapıyoruz, fırçaladık sünnet işledik diyorlar.  Hazreti Muhammed'in amacı, ağız temizliği yapmak. ve bugün Hatta eski fırçalar bile yeterli gelmedi de, fırça yapan elektrikli aletler Keşfoldu.dönerek icini dişini kiyisini köşesini hertarafini fırçalayabiliyor. ve bugün Hala biz misvak en sağlıklı olan bu  mu diyecegiz? Yoksa Dişin Her tarafını, aralıklarının  içini dışını temizleyabildiğimiz fırça ve macun larımı daha faydalı diyeceğiz. Bunda  gaye amac ağızı temizlemek mi? yoksa sünnet ve ibadet yapmak mı Muhammed'in amacı, sevap kazanmak değil, ağzının temizliği, dişlerinin zarar görmemesi, ve yine ağzının kokmamasını sağlamaktı, amaç  ve gaye bu idi.<br />
Yoksa bundan  Seninle benim sevap kazanmam değil  gaye ve amaç.  Öyle olunca hacamat meselesi de  bu minvalde yani,  ve Muhammed vaktinde bugünkü gibi kan aldırmak, alıp, birde onu başkalarına kan verme şekli ile, faydalı olma sistemleri olsaydı, Muhammed bunu yapmayıp da, enseden mi  kan aldırirdı.  bugün  ağzını dilini damağına temizleyebilen hassas fırçalar ve macunlar varken,  hala ağız sağlığı için en sağlıklı misvak mı diyeceğiz. misvak dediğin ağaç kökü,  2 fırçala dişleri dökülüyor, sonra ıslak kalıyor mikrop Barındırıyor, yani amaç  ve Maksat nedir bilmeyen İnsan, işte bunu yok sayip, sevab ve ibadeti öne çıkarıp ve bundan çok sevap aldığını zannediyor. Ama bundaki gercek mana ve maksat ise Ağız Sağlığı ve diş hastalığından korunmak, ve ağız kokusu ile başkasına rahatsızlık vermemek, ve diş hastalığına tutulup da, diş çürümesi ile acı ve ağrı çekmemek, vecürük dişli bir yüz vizyonu yerine görünüşünde temiz  ve güzel olması,  yoksa bundan  Gaye cennete götürecek sevap kazanmak değil.  o zaman Muhammed bunu ahiret için değil, bu Dünyası için yapmış olduğu bir amel. bunu ağız temizliği yerine misavak sevap alma sistemini Üstün gören ahmaklara ben ne diyeyim. Evet Misavak kullanmakda Kötü değildir, faydalıdır, faydalı tarafları vardır, ama şu günün şartlarında o tedavülden kalkmıştır. Eğer öyle olmasaydı, biz eski televizyon ve kocaman radyolarda kalırdık, ve bugün LCD televizyonlara geçmezdik. eski makbul olsaydı Osmanlı ayakta dururdu , bak T. amcamız, Osmanlı gibi 600 senelik falan değil, 100 senelik TC Cumhuriyeti bile beğenmedi de, rejimi değiştirmeye kalkıyor, ama yaptığı da yanlış, ileri gitmek  yerine geri gidiyor ve padişahliga geri dönüyor. ve hacamat meselesinde de Muhammed vaktinde elinden kolundan kan aldirip kan vermek sistemi olsaydı, Elbette ki Muhammed elinden kolundan kan aldırirdı, yoksa enseden, tehlikeli bir yerden, böyle bir amele kalkışmazdı. Yani orası  bütün damarların toplandığı yer, sinirlerde orda, bütün hepsi orada, sinir sisteminin  damarlarin hepsinin toplandığı yer, birisine bir zarar gelse, ya felç olursun, ya kolun tutmaz, ya ayakların tutmaz…<br />
<br />
Anlatıyoruz anlatıyoruz, Bazı insanlar  anlamamakta direniyorlar, ve anlattığımız robotlar vaktinin, huriler vakti olacağını kabul etmiyorlar, buna itiraz ediyorlar, bunun tehlikeli olacağını savunuyor, ne teknolojiyi kabul ediyorlar, ne de diğerlerini kabul ediyorlar. ileri gidip daha medeni devletler seviyesine ulaşmak yerine, Osmanlı imparatorluğu'nu iyi gösterip, eski padişahlığa dönmeyi çare zannediyorlar. Madem Osmanlı dönemi çok iyi bir dönem, o zaman bunu isteyen insanlar, ellerindeki cep telefonunu bırakacak, evlerindeki interneti kapatacak, evlerindeki televizyonları kapatacak, Hatta Öyle ki bakkaldan makarna bile almayacak, kendi eliyle erişte yapıp öyle yiyecekler, hazır Gıda almayacaklar, Çünkü o fabrikaları kuranlar, Medeni insanlar, ve Medeniyeti geliştiren insanlar, Madem Osmanlı çok Medeniyette gelişmiş insanlar di, o zaman bu yeni modern denilen insanlari  siz kabul etmiyorsanız, o zaman Onların yaptığı teknoloji ve Medeniyeti kullanmayacaksınız, Osmanlı Osmanlı yaşayacaksınız  o zaman. <br />
Bizim insanımız hem medeniyeti kabul etmez, hem de en sonunda, medeniyetin içinde yüzmeye kalkar, elinden cep telonu düşmez oldu, faceden tweten instagramdan cikmaz oldular, yüzüyorlar onun icinde yani. Tasavvuf ehlinden Birisi bir sohbetinde diyor ki istanbul'da 50 metre yol gidemiyoruz, her 50 metrede kasis ve tümsek var, ve bu kasis ve tümsekler işte kainatta da bizim önümüze konulmuş engeller olarakdan karşımıza çıkıyor diyor. Aslında işte gel Avrupa'ya ya da medeniyetli ülkelere, neden bunların ülkelerindeki sokaklarda bu kasislerden yok, Varsa bile, oralara yabancı devletlerden kural tanımaz insanlar gelmiş de, onların sebebiyle konmuştur zaten. Yoksa Medeni devletlerin sokaklarında böyle kasise ihtiyaç yok, çünkü insanlar kurala uyar, kanuna uyar, bizim milletimizin insanı, Şehir için de 80km ve 100km HIZ ile gidiyor, biri çıkarsa çarparım diye düşünce yok. o yüzden de hatta bizim Sandıklı'da kaldırımların boyu 50 yada 70 santim yükseklikte, engebeli koşu yapar gibi, in çık in çık, Avrupada, buradaki Kaldırımlar, 20 santim bile değil, İnsani hiç rahatsız etmez yürürken, neden Bizimkindekiler yüksek, Çünkü arabayla gelip de kaldırımdaki insana çarpmasın diye. bu kadar ahmakların bulunduğu yerdeyiz yani. adam önlem almak için Kaldırımı yüksek yapıyor. Kim, kaldırımdan gidene, arabayla gelip çarpmasın diye, çünkü Kural tanımadıysan, şehir içi 80km 100km İşte bu kasisleri de, bu şehir içi böyle hızlı gidenler, kazaya sebeb olmasınlar diyerekten tümsek yapıyorlar. Ona rağmen iki tümsek arasında 80km-100km gidenler  var. ama hala Kural tanımıyor. ahmak tam  ahmak. Eğer bu ülkede şehir içi hız tahdidi 50km ise, sen 50km yerine 8okm veya  100km ile gidiyorsan, sana Müslüman denmez. Çünkü  kuralı çiğnedin,  o da demek oluyor ki, bu Kural ha Kur'an i çiğnedin, ha trafik kuralini çiğnedin. Çünkü Kur'an'da kurallar zinciri değil mi? Kuran daki kurallari Kimin yararına kurallar, insanların yararına, Peki bu trafik kuralları insanlara zararlı kurallar mi da, onlari çiğniyorsun. <br />
işte bu kasis ve tümseklerde, bu kural tanımaz insanlar, kurala uymaya mecbur olsun diyerekten konulmuş engeller, ama hala kural tanımaz insan yine de kural tanımaz. aşağıya bir video ekledim, bir tane köpek, üç dört yaşındaki çocuğa itaat ediyor, sözünü dinliyor, ipini yere bırakıyor, gidecek gibi oluyor köpek, tekrar dönüyor ona doğru bakıyor gitme diyerekten, köpek o cocuk işini görüp gelesiye kadar gitmiyor. o cocugun  oyunu bitiyor, geliyor, ipininden tutuyor, tekrar yürümeye başlıyor köpek. Yani Bu Kural Tanımayan insanlar, bir köpek kadar olamayan Ahmaklar sürüsü. şimdi bunlar sankii Osmanlıci olunca, ileri seviye mi gidecekler ha. Trafikte kural tanımayan, Allah da tanımaz, kitapta tanımaz, dinde tanımaz, Ata da tanımaz, ana da tanımaz, babada tanımaz. <br />
<br />
 <img src="/images/Downloaden-Buttonlari/arrowunten.gif" alt="Arrowunten" title="Arrowunten" class="smilie smilie_685" /> <br />
<br />
<a href="https://youtu.be/ZxVSH2Nb1iM" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://youtu.be/ZxVSH2Nb1iM</a><br />
<br />
Halbuki Allahü Teala insanın serüvenini anlatırken, başlangıcında, onu bir alaktan yarattık diye tarif ediyor. Peki bu Alak nedir bilir misiniz? spermin içinde, anne karnına, Anne rahmine dahil olan 1 adet özel, kendine özel formülü olan, hemoglobin yani, kırmızı kan hücresi hepsi bu, işte onun anne karnında, rahminde ete dönüşmesi, sonra,  kola, göze, kulağa ve insan bebesi halini almasına  Biz tasavvufta : seyri sülük diyoruz. ve O kan, kırmızı hücre, yani kırmızı renkten mor renge kadar  olan insan yolculuğuna seyri sülük diyoruz. neden mor renk, Çünkü kan kırmızı idi, hemoglobin kırmızı, ve göz hücresi yapıldığında, göz hücresinin görebilecek  oldugu, görme sınırı mor renge kadar algılama yapısı var <br />
<br />
##########<br />
<br />
Temelde, ışığın dalga özelliği gösterdiğini ve bir nesnenin renginin, yansıttığı ışık dalgalarının frekansı ile ilgili olduğunu hepimiz lise sıralarımızda duymuşuzdur. Frekans basitçe, birim zamandaki salınımların sayısı şeklinde tanımlanabilir.<br />
<br />
Bir ışık demeti, frekanslarına ya da dalga boylarına göre sıralanırsa, ışık tayfı ya da elektromanyetik spektrum denilen bir grafik elde edilir. Bu grafikte yaygın olarak, metrenin milyarda biri olan nanometre (nm) kullanılır. Bu grafiğin insan gözü tarafından algılanabilen kısmı, yani görünür ışık aralığı, dalga boyu 400 ile 800 nanometre arasında olan dalgalardır. Görünür ışık, tayfın ortalarında yer almaktadır.[1]<br />
<br />
-----------------<br />
<br />
İnsan gözünün algılayabildiği ışık aralığı, yani görünür ışık spektrumu, yaklaşık 400 ile 800 nanometre (nm) arasındaki dalga boylarını kapsar. Bu aralık, elektromanyetik spektrumun ortasında yer alır ve renklerin algılanmasını sağlar.<br />
<br />
Renklerin Algılanması ve Dalga Boyları<br />
<br />
Gözün algıladığı ışığın dalga boyu, beyin tarafından farklı renkler olarak yorumlanır:<br />
<br />
Mor (Yüksek Frekans): Dalga boyu daha kısa olan, yaklaşık 400 nm civarındaki ışık mor renk olarak görünür.<br />
Kırmızı (Düşük Frekans): Dalga boyu daha uzun olan, yaklaşık 800 nm civarındaki ışık kırmızı renk olarak görünür.<br />
Ara Renkler: 400 ile 800 nm arasındaki frekanslarda ise mavi, lacivert, yeşil, sarı ve turuncu renkler sıralanır.<br />
Gözün Renk Algılama MekanizmasıSpektrumun Ortası: İnsan gözü, bu spektrumun ortasındaki renkleri en net şekilde ayırt edebilir.<br />
Fizyolojik Etkiler: Renklerin dalga boyları insan fizyolojisi üzerinde farklı etkilere sahiptir. Örneğin, en uzun dalga boyuna sahip olan kırmızı, en derine nüfuz eden renktir ve kollajen sentezini uyarabilir<br />
<br />
-------------------<br />
<br />
En son yapılan hücre göz hücresi ise, o zaman göz hücresinin de göz algılama dalga frekansı en son mor renk eder, Yani kırmızıdan Mora kadar olan yolculuğa seyri sülük demiş oluyoruz. Kırmızının Mora dönmesi demek de kanın akıl ve bilgiye dönmesi demek oluyor ve İslam Kur'an ile bize hep aklımızı mantığımızı çalıştirmamızı isterken, ve Allah'ta yaratırken bunu, bu sistem üzere yaratması ile, kan akıl ve bilgiye dönmesi istenilen yapıda, bu hal böyleyken, kafasını çalıştırmayan, bütün gruplar hayvanlar ve türler yok olmuşlar, mesela dinozorlar kafalarını çalıştırsalardı, şu anki dünyanın iklimine ve şartlarına ayak uydurmasını bilirlerdi, ve hala hayatta olurlardı ki, kafaları akılları çok küçükmüş ki, şu anda onlardan hayatta kalan ancak, belki kertenkele kadar küçükler, ve yine timsah gibi biraz büyükler, ve yine onların bir grubu da sürüngenlerden yılan O grubun dahil olanlarından. yine bunlarda aynı şekilde Yani, kendi evlatlarını bile yemeyi düşünen bir akıllari  var. evladını yemek veya yiyecek olaraktan görüyor gözleri. peki bunun insan modelinde örnekler kim?  Tabii ki Osmanlı padişahları ve evladını Osmanlı saltanatı sürsün diyerekten öldüren padişah, Bizim atamız dediğimiz Osmanlılardan, olmadı mı bu, Kim yaptı bunu, yine kartallar yavrulayınca, yavrulardan güçlü olan, ayakta kalmak için annesinin getirdiği mamayı kapmak için, kardeşini yuvadan itip ölümüne sebep olan grup değil mi ki, Ve gavur ve kafir dediklerin bunu bildiklerinden, şimdi Kardeşi kardeşe, müslümanı müslümana katlettirip, aynı Osmanlı'nın yaptığını devam ettiriyorlar. <br />
<br />
<br />
Hazreti Muhammed için deniyor ki : iki Cihan'ın Habibi, iki dünyanın sevgilisi, yani ahiretin ve dünyanın sevgilisi, ahiret demek ise, gelecekteki bir zamandaki Dünya, Hatta o kadar da ileri gidiyorlar ki, bu dünya ve Kainat onun hürmetine halk olmuş yani yaratılmış. öyle olmasına rağmen Muhammed den bir Burak keşfetmesi istenmedi, ve hatta O nun Burak'ın Keşfolmasına kadar dünyada beklemesi de istenmedi, Burak keşfedilecek bilgiyi başkalarına söylemeside istenmedi, o kim Miraç ederken, Keşfolmuş bir binek  olan bir burağa binerekten, Geçmişten geleceğe, Mehdi'nin vaktine, yani ahiret yurduna, veya cennete gitti ve geri döndü, o Burak ile, yani bir binek ile, bir araba ile. Bunu daha önce anlattık, Burak işte beyaz bir  Porsche marka araba veya yine at simgeli olan diğer araba Ferrari bunu keşfedecek bulacak demiştik. işte Muhammed'in onu bulumasına gerek yok, o bulunmuşa bindi de gitti,  ve Hz. Mehdi ninde her şeyi bilmesi bulması, veya bulunmasına sebep olması, görevlerinden birisi değil.<br />
Hazreti Muhammed kendisini tarif ederken dedi ki :  "Ben Atam Hazreti İbrahim in duasıyım" dedi.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Ben, atam İbrahim’in duası, kardeşim İsa’nın müjdesi ve annem Âmine’nin rüyasıyım"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Ahmed bin Hanbel, Müsned, 4/127-128)</span><br />
<br />
Bu Dua da aşağıdaki ayeti kerimede geçiyor. o dua bu ayette :<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
رَبَّنَا وَابْعَثْ فِيهِمْ رَسُولاً مِّنْهُمْ يَتْلُو عَلَيْهِمْ آيَاتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُزَكِّيهِمْ إِنَّكَ أَنتَ العَزِيزُ الحَكِيمُ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Rabbenâ veb’as fîhim resûlen minhum yetlû aleyhim âyâtike ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmete ve yuzekkîhim inneke entel azîzul hakîm.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
 “Rabbimiz! İçlerinden onlara  bir elçi gönder ki onlara, senin ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onlari akıllı ve zeki kılsın. Şüphesiz, sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 129. ayet)</span><br />
<br />
ve Mehdi Aleyhisselam da, Hazreti Muhammed'in parçası, ve onun evlatlarından olunca, o zaman Hazreti İbrahim'in duası yine,  Hazreti Mehdi de de tecelli ediyor,  o yüzden biz de diyoruz : "Biz de Hazreti İbrahim atamızın duasıyız, İsa’nın müjdesi ve annem Rabia’nın rüyasıyım." Demek ki ol elçi işte size hikmeti öğretecek ve aklınızı çalıştırmasını öğretecek bilgileri verendir, yoksa onun bunun keşf olmasına yardımcı olacak bilgiler vermek, onun görevleri arasında değil ama, yine de biz bazı tiyolar vermekteyiz. <br />
<br />
Yine başka bir mesele bazıları Hızır Aleyhisselam'ın kullandığı teknoloji nin çok Yüksek Teknoloji olduğunu iddia ediyorlar, ve fakat Fatih Sultan Mehmet döneminde, Hızır Aleyhisselam, Bilmem falancı camide Fatih ile buluşuyor du diye anlatıyorlar. Eğer Fatih ile Hızır arkadaş idiyse İstanbul'un fethinde, neden şöyle, o teknolojik ışınlama aletleri ile, İstanbul'u kolayca  fethetmesi için, Sultan Fatih e mesela 10 tane tank alıp iki tane helikopter alip gidip ışınlamadi  da, kolayca İstanbul Fethi olmadı. hani nerede bunun teknolojisi , Hangi Efsanenin olduğu yerde böyle bir teknolojiye rastlandı Madem o geleceğe gidebiliyor, neden Gelecekten Bir şey getirmedi, kendisi görebildiği gidebildiği gibi, yanında da bir şeyler getirip götürebilir. ve bu Belkıs hikayesi ve, Belkıs'ın tahtının ışınlanması hikayesi eğer doğruysa, o zaman Hızır Aleyhisselam onun keşf olduğu zamana gidip, oradaki alet ile,  tank top  savaş ucagi ,savaş helikopteri,füzesi,.... ve daha kolay Fatih e Bilmem mesela helikopter alıp gelip İslam'ın bu zaferi daha kolay kazanmasına sebep olabilirdi. neden yapmamış, Neden böyle bir teknolojiye rastlanmadı. Hızır Kim? ya da  Hızır olmak ne? o zaman.<br />
<br />
Ve bizim tarikimizde yani, Raşidi Tarikatında hızırlık bir makamdır, ve onun yaptığı görevde öyle Keramet mucize değildir. yardıma muhtaç birini gördüğün zaman, elini taşın altına koyup, yardım etmendir. Mesela sen  doktor isen, yolda kalbi durmuş birini görünce, bilgin ile hemen müdahale edip, Kalp masajı yaparaktan, onu tekrar hayata döndürmen işte sana bağış olmuş bir hizırlık görevi  ve sen bunu yapınca işte sen o kimsenin hızır'ı, yani yardımcısı ve, hazır ve nazır olan Allah'ı oldun ve, ona yeniden hayat bahşettin. O yüzden Hayatta hiç de öyle mucize ve kerametler, ve süpermenler, süper kahramanlar aramayın, Mehdi de öyle, hem de öyledir, yani süper kahrman yani, ve ama, Hemde öyle değildir. Bak  neredeyse  her güzel şey  akıl ile, ve Aklını kullan kullanan insan oğlu olarak, gökyüzünde, Tonlarca demiri  uçurmayı başardık, uçak yaptık, helikopteri icat ettik. bu mucize ve keramet ile değil cancağızım, bu akıl ile, ilim ile, ve aklını kullanan insanlar yaptı, bizimkiler gibi orada burada kabadayılık yapan, Osmanlıcılık taslayanlar değil, Kavga çıkaranlar değil, aklını kullanıp, ilim biimle uğraşanlar yaptı bunu. bak ne güzel, mesela 2 saatte Mekke'ye gidip geleceksin, Bilmem Amerika'ya 5 saatte gideceksin, Ne kadar güzel bir şey, Nasıl güzel bir buluş, güzel değilmi?<br />
<br />
Yine Tonlarca demiri denizde yüzdürmesine başardılar ve, gemi yaptılar. gemi  mesela, Titanik gemisi gibi,  bir şehir  kadar büyük gemi yaptı bu insanoğlu.  Allah O gemiyi batıraraktan, İnsan oğlunun aklını hiçe saymış değil. Kur'an'da Öyle olsa, aklınızı kullanmaz mısınız, Etrafınıza bakmaz mısınız diye, Binlerce Kere ayetlerde bizi uyarirmiydı, Allah indinde Titanik ilmi hiçbir şey olsaydı. Halbuki Allah kullarının daha iyi dereceleri ulaşmasından memnun olan bir zati Kiram.<br />
<br />
Dedik ki, insanın  serüveninde,  bir kan hücresi Ete döndü,  et el ve kol oldu,  sonra insan oldu Sonra insanda beyin, ve beyindeki akıl  halini aldı,  ve akıl çalıştığı vakit  bunları icat etti. Öyleyse mucize Keramet aramak boş iştir, hepsi et ve  kan tarafından, insanın yaptığı işlerdir bunlar. Bunun dışında mucize ve keramet aramak, ve kahraman aramak Hot vuruşluktur.<br />
<br />
Zaten Allah  Hızır Aleyhisselam ile, Kimin ile kime karşı savaşıyor? veya kime? kime karşı yardım ediyor? karşımızdakiler kim? Biz kimiz? Allah kim? peki bu arada ki Hızır kim? sorular cevapsız. karşımızdakileri de yaratan Allah değil mi? Allah'ın düşmanları mı bunlar? Başka Allah lar mı var? Karşıdakiler kim? Allah'ın gücü nerede burada? onlar Allah'tan daha mı güçlüler ki, işleri böyle tersine çevirebiliyor lar? Peki Hızır Aleyhisselam zamanın son ileri noktasına kadar gidebiliyorsa, şu an bizim vaktimizde cep telefonu diye bir şey vardı, kolayca haberleşme aleti. Muhammed'e neden bir tane cep telefonu götürüp de Muhammed'i her şeyden haberdar etmedi, Muhammed e ve Ashabına birer tane cep telefonu, Depeyede bir tane anten dikip, Muhammed'i o devirde mucize ve keramet ile, daha iyi seviyelere getirmedi. Yok böyle bir şey kardeşim. her şey zamanında, ve zamanın giderlerine de uygun olaraktan halk ediliyor.  söyledik anlattık.  Muhammed, vaktindeki Ashabına Miraç'ta gördüğü Mehdi ve vaktini ballı ballı anlatınca, bütün Ashab yani onun yol arkadaşlari, ağzının suyu akarcasına orayı özledi, ve oraya gitmeyi istediler. Firavunlarada  Onun yani Mehdi nin Vakti gösterildi, Onların da ağzının suyu aktı, İşte o yüzden biz Ra'ya gideceğiz diyerekten kendilerini mumyalattılar. yani bir nevi bugünün insanlarinin, eger ilerde hastaliklarin caresi, ve ölümün caresi bulunursa, bizi yeniden kaldirsinlar düşüncesi ile bendelerini dondurtmalarinin, bir başka minvaldeki yöntemi ile, yani mumya yöntemi ile sakladilar,  RA ve Ra nin  vakti, altın çağ, işte bugün, Tek tab.. Mehdi nin Vakti. ve Buügnlerde mesela Ta.. denilen silah Keşfolduysa, bugünün iyileri de var kötüleri de var. cennet ile cehennem Ezvaç halinde, yani eş, birbirinin eşi, Öyle olunca, Cennet nerede? cehennemde orada. yahut tersiyle, Cehennem nerede? cennette orada. ve aynı minval ile, iyiler nerede? kötüler de orada. yahut yine tersiyle, kötüler nerede? İyiler de orada. işte hal böyle olunca, Tab.. Müminler de kullanıyor, kötüler de kullanıyor. Mümin ırzıni namusunu, vatanını ve milletini savunmak için, malını savunmak için kullanıyor. Kötüler ise, bir yeri soymak, birilerini haksız yere öldürmek,  teröristlik etmek için kullanıyor. Öyle olunca, gerçek Hızır'ın  ulaştığı derece ve makama ve ilme,  kötüler da ulaşmış olmalı, öyle olunca, işte haksız rekabet ederse Hızır Aleyhisselam, kötüler de aynı sistemi kullanıp, iyilere karşı haksız rekabet edeceklerinden, Allah Buna müsaade etmiyor. öyle Hızır Aleyhisselam'ın tank top ışınlamasina müsade etmiyor. Bu konuda bir tane teknolojik kalıntı bulabilir misiniz? yok. Hepsi masal ve hikaye halinde var ama, bir tane kalıntı yok, haksız rekabet kalıntısı da yok. <br />
<br />
Ve Aslında Kur'an'da, Zaman Yolcuları olarak  Ashabı Kehf i tarif ediyor. ve onlar, zamanın içinde 300 sene kaybolan insanlar olaraktan gösterilir. Hatta o eski parayı birisine verip te, şehirden ekmek aldırma istemelerinin de, eski de geçen olay, zamanın sonunda, döndüklerinde olan olay değil,  zamanın içinde kayboldukları bir yerde olan bir olay. O nların ismi, zamanın 7 parçasının ismidir. zaman denen şeyin 7 tane parçası vardır, Bir tane de peyk, yani ay gibi uydusu vardır.<br />
Zaman bir elementtir, kararlı bir element, 7 parçadan, 7 kattan oluşur, Yani aynı elektron yapısı gibi yedi kat, ve bir tane de en sondaki  köpek peyk yani uydu elektron. zamanda pendel eden gidip gelen elektron. ama bu "zehner diode"  dedikleri kaypak element yapısında değildir, bilakis  Kararlı bir elementtir, her bir parçasının ismi de, yemleyaha, mekselina, Mislina, mernuş, daberrnuş, Sazenuş, kefetatayyuş, ve birde köpekleri Kıtmir, O da neyi temsil ediyor Güneş sistemimizi. Ve Hazreti Muhammed dedi:<br />
 Ashabı Kehf Mehdi vakti geri dönecekler <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">  "İbni Merdüye, tefsirinde İbni Abbas hadisini merfu olarak tahric etti. O şöyle dedi:</span><br />
<br />
    "Ashabı Kehf, Mehdi'nin yardımcıları olacaktır."<br />
<br />
  <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">  İmam Ebu İshak Salebi Kur'an tefsirinin Ehli Kehf Kıssasını anlatırken diyor ki:</span><br />
<br />
    "Mehdi çıktığı zaman, Ehli Kehf'e gidip selam verince, Allah onları diriltecek ve Mehdi'nin yanında yerlerini alacaklardır. Daha sonra yattıkları yere dönüp kıyamete kadar da kalkmazlar."<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Kitabü'l-Burhan, VI. Bölüm)</span><br />
<br />
Yani demek ki, zamanda kayboldular, onlar ileri bir zamanda, zamanda yolculuk Keşfoldu ve, İlk Yolcular, bu Ashabı Kehf denen kimseler, ve onlar zamanın içinde kayboldular, ve zamanın içinde gezinirkenn  Mehdi vaktine de gelip geçecekler, sonra tekrar o zamanlarinada geri vardıklarında, bu zaman yolculuğu keşfini tamamlayacaklar. Mehdi vaktinde çıkacak olmaları ise, bu işin temellerinin Mehdi vaktinde atılacağını gösteriyor, onlar bize bunun yolunu gösterecekler, bu konuda . Onlar zamanda kaybolanlar, ve zamanın 7 parçacığının ismi onların ismi. Ve bu konuya şu açıklama ve tiyo ilede,  bu haftaki vazımızı Hitama erdireceğiz. ve insan bedeni kainatın prototipi olunca, elim ayağıma uzanmak için, uzandığında kaç saniye geçiyor ise, yahut Elin ile başına varmak ve başındaki saçına dokunmak için geçen zaman aralığı kaç saniye ise, insanlarda zman ve mekanda yolculuk, yani kainatın bir ucundan bir ucuna gidecek bir yolcunun yapacağı yolculuktaki geçirdiği ve geçireceği zaman,  bu zaman aralığı kadar olmalı ki, zamanda  ve mekanda yolculuk olabilsin,  zamanında gitmek istedigi yerine varabilsin. Böyle Hız yapabilecek bir araç lazım, onun isminede Burak deniyor.  Masanda bir bardak var, Ve sen o bardak ile kahve içeceksin, kahve bardağına elin varmadan önce, bakışın bardağa varıp geri dönüyor, varip geri dönüyor, ondan sonra elin bardağa uzanıyor, bir bakiş ve dalga ile bardağın yeri tespit ediliyor ve  dalga ve sinyal geri dönüyor, sonra elin bardaga gidiyor, tiyo aldınız mı? yani aracın içinde öyle bir sistem olacak ki, önce oraya bir dalga  sinyal gönderecek, ve oradan doğru cevap alınca, araç oraya gidecek, elin onu gördükten sonra bardağa uzanacak yani, ve bu zamanın parçalarını keşfedecek olan bilim adamına yardımcı olalım biraz da, ve bir karateci Karete yaparken, hasmından gelen bir harekete karşı koymak için yaptığı kontratakta, daha yumruk gelmeden, onu önleyecek bir atak yapması için, İçinde Bir His oluşuyor, ve  onun vücudu, o yumruktan  önce davranıyor ve kontraatak yapiyor, o hareketten önce davranıyor, İşte bu kontratak yaptıran biyolojideki parçacık,  ya da mikrobiyoloji, yani kainatın içindeki zaman parçalarından bir parçayı temsil ediyor.<br />
 Bunu bilen bulan bilim adamı, diğer parçaları da bulacaktır zaten. Ama bunun tehlikesi, işte Deccal vaktinde, bunun deccalın bulacağı. Biz bunu verdik de, Bizimkiler hala uyuyor, bunu bilip bulacak olan da Deccal aleyhillane olacak, Ona yol göstermiş olduk, ve o da zamanı durdurup  o zaman bir gün 1000 Gün Gibi zaman olacak dedikleri vakti erişeceğiz,<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Deccal çıkınca, kırk gün aranızda kalır, ve onun yani Deccalin, birinci günü bir senedir, ikinci günü bir ay, üçüncü günü bir hafta, dördüncü günü bir gündür."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Sahîh-i Muslim,Fethu'l-Kadîr, 1/156)</span><br />
<br />
 işte Rabbim o vakitte Sizlere  Mehdi ile yardım etsin. iyilerin yardımcısı sadece İyiler değildir, Bazen kötülerde İyilere yardım eder, burada Deccal da, bizim bu sistemi keşfetmemize yardım edecek olan adam olacak, o bizim için buluverecek inşallah, Aynen geçen hafta anlattığımız firavuna Musa'nın : "benim rabbim yemez içmez sıçmaz" demesi üzerine Yemeden içmeden sıçmadan Duran Firavun'un istidraç ederekten Nil nehrini istidrac ile ters arktırdığı gibi, yani tetikleme kuvveti, Biz de buradan deccalın zaman yolculuğunu keşfetmesini tetiklemiş olacağız, ve zamanın parçalarını bulunca, zamanı durduracak ve onu tekrar geri çalıştırması da basit bir şey değil, bu doğrultuda çalıştırmasını bilmiyor ki, arayıp da bulana kadar onu geri çalıştırmayı 1000 gün geçmiş olacak, 3 yıl gibi bir süre, 3 yıl içinde bulacak ve tekrar zamanı geri çalıştırmayı, zaman durunca, Nammazlari ne yapacagiz diye soran ashaba Hz. Muhammed  cevaben<br />
<br />
Bunun üzerine ashaptan birisi: 'Bir sene kadar uzun olacak günde sadece beş vakit namaz kılmak yetecek midir?' diye sormuş, Hz. Peygamber de cevabında: 'Hayır, (vakit) takdirinde bulununuz.' buyurmuştur.<br />
<br />
yani demekki vakit takdiri hesabui yapmamiz lazimmiş yani sabah ile öglen arasina şu günleri ölcü alipda ortalama olarak  5 saat dersek, ögle ile ikindi arasi 4 saat,  ikindi akşam arasi 3 saat ve akşam ile yatsi  arasida 1,5 sat olarak biliyoruz, ondan östeside sabaha kadar olan vakit yani bunlari topla 24 den cikar, oda yatsidan sabah kadar olan vakit, ve saaatler komple durarsa, kum saati işimize yaryacakdir onun durmasi diye birşey olmaz,  bunu ölcü alip namazlarimizi kilmmaz kifayet edecekdir yani.<br />
<br />
Bazen kötüler de iyilere yardım eder, bazı kötü sandıklarımız bazen iyidir, her şerde de bir iylik bulunmuyormu hani, bulunuyor, Her icad ve  şey bulunup keşfolamk için işde vakit istiyor ve sabır istiyor kardeşim. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
قَالَ يَا أَيُّهَا المَلَأُ أَيُّكُمْ يَأْتِينِي بِعَرْشِهَا قَبْلَ أَن يَأْتُونِي مُسْلِمِينَ  قَالَ عِفْريتٌ مِّنَ الْجِنِّ أَنَا آتِيكَ بِهِ قَبْلَ أَن تَقُومَ مِن مَّقَامِكَ وَإِنِّي عَلَيْهِ لَقَوِيٌّ أَمِينٌ  قَالَ الَّذِي عِندَهُ عِلْمٌ مِّنَ الْكِتَابِ أَنَا آتِيكَ بِهِ قَبْلَ أَن يَرْتَدَّ إِلَيْكَ طَرْفُكَ فَلَمَّا رَآهُ مُسْتَقِرًّا عِندَهُ قَالَ هَذَا مِن فَضْلِ رَبِّي لِيَبْلُوَنِي أَأَشْكُرُ أَمْ أَكْفُرُ وَمَن شَكَرَ فَإِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِهِ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ رَبِّي غَنِيٌّ كَرِيمٌ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Kâle yâ eyyuhâl meleu eyyekum ye’tînî bi arşihâ kable en ye’tûnî muslimîn. Kâle ıfrîtun minel cinni ene âtîke bihî kable en tekûme min makâmike ve innî aleyhi le kaviyyun emîn. Kâlellezî indehu ilmun minel kitâbi ene âtîke bihî kable en yertedde ileyke tarfuke, fe lemmâ raâhu mustekırran indehu kâle hâzâ min fadlı rabbî, li yebluvenî e eşkur em ekfur(ekfuru), ve men şekere fe innemâ yeşkuru li nefsihî ve men kefere fe inne rabbî ganiyyun kerîm.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Hz Süylemn mektubunda belkisa dediki : bak müslüman ol (benim allahima inan ki, benim allahimin kitabindaki verdiği ilim ile biz ) sen gelmeden biz senin tahtini buraya getirmiş olacagiz. (Belkisa)ve Canlilardan bir fert dediki sen daha makamindan kalkmadan sana onu buraya getirim bu gücü bildigime inaniyorum dedi.ve orada onun yaninda kitapdaki bir ilim ile onu ve o daha geri dönmeden omnun tahtini ona getirdi ve bunu gören belksin bu ancak rabbin fazli ilimidir dedi ve iman etti,( yani önce belkisi getirdi ve, daha belkis geri dönmedende tahtini onun yanin getirdi ki, mucize gibi oldu, onun yaninda. yani iim ile ve ilim ise Işinlanma ilmi işte.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym NEML Suresi 38,39, 40. ayet)</span><br />
<br />
Belkisin tahtının ışınlanması meselesinde de Kur'an'da geçen ayet de diyor ki kitaptan bilgisi olan birisi bunu alıp getirdi diye tarif ediyor, ilim sahibi kimse, yani aklını çalıştıran, aklını çalıştıran bir adam bunu yapacak diye tarif ediyor, O zaman Süleyman Aleyhisselam geçmişte mi yaşadı yoksa, ışınlanmanın keşfe olduğu vakit olan gelecekte mi yaşadı. zaman nasıl bir şey o zaman. Süleyman Aleyhisselam mi önce Muhammed mi önce? Süleyman Aleyhisselam gelecek de mi, geçmişte mi? teknoloji geçmişte mi vardı, gelecekte mi var, şu anda bizim vaktimizde mi? ve Süleyman Aleyhisselam bu teknolojiye erdiyse, o zaman Süleyman aleyhis selam gelecekte yaşamış olması lazım değil mi? o zaman  Kuranı Kerim bize geçmişten mi bahsediyor? yoksa Gelecekten mi bahsediyor? Zamanin parçalarına bulup zamanı da bu vakitte durduracak olan Deccal vakti bu vakit ise, onun ZIDDI veya EZVACI olan Hz MEhdi de Bu vakite kaim demek olur.  o zaman altın çağ da bu Vakit demek ki.  Daha sizler hangi cennet ararsınız, hangi Altınçaği ararsınız? Kuran da ki yeryüzüne Salih kullarım hakim olacak, varis olacak buyurdu cenabi mevla, Mehdi ile onun Ashabi vaktinde  de, İyiler olduğu gibi, kötüler de var, Cennet burada olduğu gibi, cehennem ve cehennemlikler de burada var. cehennemi dolduranlar cehennemlikler, cenneti dolduranlar da cennetlikler. cehennemliklere cehennemde yaşayacak  yer varsa, o zaman onlarda burada yaşayorlar zaten,  onlar bir grupta,  Bizler de başka  bir grubuz. <br />
<br />
<br />
Ve son noktayı da yine kader ve senaryo yazma meselesiyle koyalım. ve kader bahsi ve Kadir Gecesi. Yani karar gecesi. ve senin karar ve Kadir kitabının. yani kader kitabının indiği gece.  ve bunu Hocanın Birisi diyor ki:  Eger bir ayeti sen duymadin ve ögrenmedin ise, o ayet sana henüz inmedi daha, o ayeti bilmiyorsan yaşamadıysan henüz sana inmedi, sonra  herkes yani  başka Hayatlar insanlara bu ayet ayri ayri binlerce kere her gün her inmekde diyor, yani Kur'an  her an yeninden inzal olup iniyor. Kadir Gecesi her an ve her gün diyor. Halbuki Kadir Gecesi bir gece, karar gecesi, bu gece senin bütün senaryonun sana teslim olduğu geceye Kadir Gecesi diyoruz, Senin hakkında yapacağın edecegin herşeyin icinde yazili olan kader kitabin yada seneryo kitabin, hayat kitabin, senin senaryo kitabin yazilmiş bitirilmiş, Ve artık oynaman için sana teslim olduğu gece, Kadir Gecesi, senin Kadir Gecen.  o bir gece, ve senaryondaki  50. sayfadaki yazani  50. sayfanı, mesela 20 yaşınin 6 ay sonrasinda ve  21 gecesinde okumuş olman,  o kader kitabınin 1 defa da ve baştan sana verilmiş seneryo kitabin olmasına, ve bir gecede  indirilmiş olmasına engel değil. Çünkü kitabın bütünü Sana verildi ki, sen kitabını okumaya başladığın zaman, o Sayfaya gelip de, o  20 yaşınin altıncı ayında 21. gecesinde okumuş olman bunu degiştirmez yani. karar kitabının senin hakkında verilen kararların bulunduğu kitabın, bir defa inmesine engel değil, senin onu hemen 3 ayda, yahut 6 ayda, yahut  21 senede, yada 40 yaşına kadar okumuş olman bunu degiştrimez yani.<br />
<br />
Ve bu çağ, Altınçağ demektir,<br />
<br />
Rabbim gönüllerinizin bir köşesine, bir odasına, Mehdi'nin kim olduğunu Nakşetsin de, kalbinizden ve içinizden o nun kim olduğunu bilin, fakat dışınıza vurmayın O nun kim olduğunu, dışınızdan söylemeyin, ibraz etmeyin ki, hedef tahtası olaraktan, oklarının hedefi olacak kimse olaraktan, o nu hedef göstermeyin kimseye. <br />
------------<br />
DiPNOTLAR:<br />
[1] kozmikanafor com/isik-renk-algimiz<br />
<br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<span style="color: #009900;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 6 Ocak 2019 Pazar<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
<br />
<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[iyinin Yaninda Kötüde Var]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=43104</link>
			<pubDate>Fri, 08 May 2026 06:43:49 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=43104</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
iyinin Yaninda Kötüde Var - Kötünün Oldugu Heryerdede iyi Var ve Var da Olacakdir</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 23 Ocak 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا  إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Fe inne meal usri yusrâ, İnne meal usri yusrâ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır. Muhakkak ki zorluk ve kolaylık beraberdir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym inşirah suresi 5. ve 6. ayet</span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
 Hz. Ömer anlatıyor: <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
    “Âdem hata işlediği zaman,<br />
<br />
    ‘Ya Rabbi! Muhammed’in hakkı için beni affetmeni istiyorum.’ diye yalvardı. Allah,<br />
<br />
    ‘Ey Âdem! Kendisini daha yaratmamışken, sen Muhammed’i nereden öğrendin?’ diye sordu. Âdem:<br />
<br />
    ‘Ya Rabbi! Sen beni elinle yaratıp ruhundan bana üflediğinde, başımı yukarıya kaldırdım. Arşın sütunlarında “La ilahe illellah, Muhammedurresulüllah” yazılı olduğunu gördüm ve bundan anladım ki, ismini kendi isminin yanında yazdığın kimse yarattıkların arasında sana en sevgili olandır.’ Bunun üzerine Allah şöyle buyurdu:<br />
<br />
    ‘Ay Âdem, doğru söyledin; hiç şüphesiz Yarattıklarımdan bana en sevimli olan Odur. Onun hakkı için istediğinden ötürü seni bağışladım. Bilesin ki, eğer o olmasaydı, seni yaratmazdım.”<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif ,Beyhakî, Taberanî, Hakim (bk. Hâkim, Mustedrek, II/615; Suyuti, ed-Dürrü'l-Mensûr, 1/116. Yusuf Nebhanî, Hucetullahi ale’l-âlemin, s. 210)</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
Ebû Hüreyre (r.a.) rivayet ediyor:<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Cennetin kokusu beş yüz yıllık mesafeden duyulur. Yap­tığı iyiliği başa kakan, içki müptelası, anne ve babasına kar­şı gelen kimse, buna rağmen Cennetin kokusunu duyamaz."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Müslim: Cennet, 52, Mu'cemü'l-Evsat, 5:493 (4945.))</span><br />
<br />
Peki bu hadisdeki güzel kokan cennet nerede o zaman, sen her hafta cennet burasi diyorsunda, bu güzel kokan yer neresi hani, derseniz:<br />
<br />
Kabe, her arafat vakti, hacilar arafata cikdiginda, mis ve amber ile ile yikanmiyor mu? peki kabenin kokusu, ve hacca gidenler, hacidan döndügünde, adam mesela hacca taa amerikadan gelmiş, ve evine geri dönmüş, ve amerikadaki evine yeniden varinca, kabenin kokusu adamin üstünde zaten,  bilen bilir bunu, bilmeyen kokuyu alamyana ben ne diyen daha. hacidan gelen adamlarin zemzem koktugu, mis koktugunu bilmeyen varmi, ve ordan mis alip götürmeyen haci var mi? ve mislerinden ahbablarinada dagitmayan HACI adam var mi? öyleyse işte hacinin kokusu amerikada tüttümü? tüttü. Amerika nere? kabe nerede degilmi? ve bir tane astranotu al gel hac yaptir, sonrada al götür ayda astronotluga, o mis kokusu inan aydaykende yanindakiler alacakdir, o nun hacda geldigi beli olacakdir zaten, ama işde, ne hac nasip olmuş, ne de kokusu, ne de zemzemi nasip olmayan insanlar bahtsizlar. mesela adam hacca kendisi gidemez de, belki amcasi gitmişdir, ya da arkadaşi gitmişdir, ve ona, gelince, zemzem, tesbih, takke, seccad ve mis ikram etmişdir, işde o sayede, sende cennetin kokusunu aldin, amma hac ile, kabe ile, peygamber ile, alakasi olmayip, bunlarin tümünü inkar eden adamin neyine mis, neyine hac, neyine kabe, neyine bilmem mescidi nebevi ve ravza degilmi yani o cennetin kokusunu falan alamaz işte.<br />
<br />
ve öyle olunca bu cennet tasvirlerimize devam, ederken buna rastladim biliyordumda, bana bu ufuk acildi, resimdeki yazan, yani bu cennetteki peygamerimizin <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
 “Kabrim ile minberim arası cennet bahçesidir.” <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif )</span><br />
<br />
yazan yerdeki cennetin kapilarinda, bir kapisinda yani ravzanin kapisinda yazan isimlere bakin şimdi<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=258629" target="_blank" title="">Screenshot 2026-05-08 052041.png</a> (Dosya Boyutu: 446.82 KB / İndirme Sayısı: 6)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=258630" target="_blank" title="">Screenshot 2026-05-08 052111.png</a> (Dosya Boyutu: 674.48 KB / İndirme Sayısı: 6)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
Endülüslü büyük alim Kadı Iyaz’ın Şifa-i Şerif’inde geçtiği üzere, Hz. Âdem (as), kendisine yasaklanan meyveden yedikten sonra, Cenâb-ı Allah’a O’nu şefaatçi ederek yalvarmış;<br />
<br />
- “Muhammed hürmetine beni affet!” demiştir. Cenâb-ı Allah’ın,<br />
- “Sen Muhammed’i nereden biliyorsun?” sorusuna karşılık da,<br />
- “Ben, Cennet’in kapısında ‘Lâ ilâhe illallah, Muhammedün rasûlüllah' yazısını gördüm. İsmi, Senin İsm-i Şerifi’nin yanında anılan biri, Sen’in yanında en kıymetli olmalıdır.” şeklinde cevap vermiştir.<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=258631" target="_blank" title="">Screenshot 2026-05-08 052318.png</a> (Dosya Boyutu: 329.36 KB / İndirme Sayısı: 6)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
 o zaman cennetin kapisida buradaysa, daha ne? vaktim ve vaktiniz, yaşadiginiz bu vakit, mehdinin vakti ve altin cag degilde ne? cennet burada degilde, peki nerede? hadi sen göster bana o zaman.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
Hz. Mehdi (as) Çekik Gözlüdür<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Japon gözlü yani)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif )</span><br />
 <br />
Humrân bin A’yân der ki:<br />
<br />
İmam Muhammed Bâkır aleyhisselam’a şöyle arzettim: … Mehdi’nin GÖZLERİ ÇEKİKTİR, …<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 252)</span><br />
<br />
Eski Resimlerimizden bir tane<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=258632" target="_blank" title="">Screenshot 2026-05-08 052555.png</a> (Dosya Boyutu: 800.13 KB / İndirme Sayısı: 5)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
Bu resimdeki adamda Çekik Gözlü birimi acaba, yani öyle estetik yüstetik degil. Delikanli iken nasilsa, Çekik Gözlü isek, şimdide öyle, buraya Avusturya ya geldigimde, ilk Hoheneich diye bir yere geldim, ve ordaki disko ve gasthaus un sahibinin karisi beni japon zannetti ilk gördügünde, ve "sen japonmusun?" dedi bu gözler ve simsiyah saclar yüzünden. japon degilim de, amma peygammerin Çekik Gözlü diye tarif ettigi birine benziyorum belki degilmi haa?<br />
<br />
<span style="color: #ff9933;" class="mycode_color">ORJiNAL iLLAKi ORJiNALDiR</span><br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Ey insanoglu o zaman durunda bir miktar tefekkür ediniz,  kullarin orjinali bozarak yaptigi özellik ve güzelliklermi daha güzel, yoksa, hak tealanin veridigi makam ve güzeliklermi daha güzel ve orjinal acaba demek yokmu</span><br />
<br />
Ve Anonakilerden 10 bin sene ömür yaşayanlar vardi diye söz ediliyor, ve hz Adem  atamiz için ise  3000 yil ömrü oldugu söyleniyor ve Hz Nuh yaklaşik bin yil, ve o zaman eger ölümsüzlük keşfolursa, ve Hz Adem nerede? buradami şu zamandami, yoksa gecmişdemi yaşadi, burdan aşagimi indi? buradan yukardamiydi? nerede, evvel nere? ahir nere? Allah kim? el evvel Allah kim? el ahir Allah kim? son Allah, son Anonaki kim? Ahir Allah kim? ve ben cennet cennet derken ise, bakin kiyamete dogru gidiyormuşuz meger. korktum, birden ürperdim, ve daha coooook önceleri yazdigim bir vaazim aklima geldi, ve namazda tahiyat, bir miktar, yani etahiyatüyü okuyacak kadar Allah için oturmak ibadetmiş. öyle olunca, bizden önce cemeatle namaz kilmayi caldilar, sonra abdest ile kiliyorduk onu, caldi deccal, ve teyemmüm ile kilar olduk, ve sonra onunlada yetinmedi ve, ayakda kiliyorduk, koltukta oturarak kilar olduk, ve bunun ucu nereye kadar peki, hallac kimdir bilirmisiniz, " Enel Hak yani ben Allah in" deyipde, adami bogazindan kurban keser gibi insanlarin kestigi adamin, ölüsüde Allah demiş ve akan kani yerde Allah yazmiş. ve öyle olunca işde bizde vahdeti vücud olunca, zamanin hallaclarindan olunca, bizim ölümüzde Allah der, dirimizde. dinde öyle bir hal vardir ki, hicbiryerin kiynaşmasa bile, gözün  ile ima  ile Allah der, namaz kilabilirisn, ve artik, son bir Allah diyen kalinca vaktinde dogru giyoruz<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Yeryüzünde Allah diyen Müslüman kaldıkça kıyamet kopmaz"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Müslim)</span><br />
<br />
ve o benimiyim ki diyesim var, ve eger elinizden herşey alinirsa, oturun bir vakit, bir miktar, üc sübhanallah diyecek kadar bir zaman Allah i sadece kafanizdan düşünün yani Tefekkür edin, oda yeter elbet. bir anlik tefekkür, bin yil ibadete bedeldir demiş rasulallah<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Bir saat tefekkür bazen bir sene ibadetten daha hayırlıdır.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif ,Suyutî, Camiu’s-Sağir, II/127; Aclûnî, I/310)</span><br />
<br />
Kiyamatleri başima koparmak için yol arayan şeytan ve deccal, eger dilmiz gözümüz dursa, kalbimiz Allah dedikce, sana yine galip gelcegiz inşallah, ne zaman bu kalp durdu, yapacak birşeyim belki o zaman kalmaz, amma yinede kanimiz belki hallac gibi yinede Allah yazar, Allah der. Ölümüzde Allah der, dirimizde, sen dirin neye yarar, ölün neye yarar, rabbini bilmeyen ahmak oldukdan sonra. bir köpek bile yemek yedigi kapiya hürmet eder, kapisini beklerken, sen yillardir Allahin verdiklerini yiyip icip, birde o na yani Allah a karşi düşmanlik edersin.<br />
<br />
ve işte Allah dogada, magnetizma diye bir şey yaratmiş ve, yani MIKNATIS, miknatisin bir parcasini kirsan, o toplu ignenin başi kadar bile kücük olsa, bülünür bölünmez, hemen iki kutup oluşturur, ve biri <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="color: #3366ff;" class="mycode_color">N</span></span></span> pol biri biri de <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">S</span></span></span> pol kuzey kutbu ve güney kutpu, yani işde öyle olunca, sen bu yasayi degiştiremezsin, en kücük bir kafir kalsa, dünyada, onun yaninda  bir tanede iyi ve mümin biride olacakdir. ve eger kafir kalmasa bir kücük kafir kalsa bile, dünya mümin dolsa, yine o bir kafir, kutupluk etmeye devam edecekdir. magnetizma yasasi, Allah in dualite ve kutupluluk ve ezvac yasasi, iyi nerede, kötü de orada olmak zorunda, kötü nerede, orada iyi de olmak durmunda işte.<br />
<br />
Kötü ile iyi ezvacdir yada kardeştir, yine aci ile tatli, mümin ile kafir, deccal ile mehdi, ve zorluk ile kolaylik örnegi ise kuranda bunun bir formül oldugunu gösterir, yani ayni formülü, bütün diger örneklerdede kullanabilelim diye, işde her ne kadar bu bir ay zor gecsede, kolaylikda onunla beraberdir elbet. Allahin yasasi bu, benim sözüm falan degil.<br />
<br />
iyi ile kötü beraberdir de, ve fakat matemetik işaretlerinden olan Plus, yani ARTI işereti ile, minus yani EKSi işaretine baktigimizda, ARTI işaretinde EKSi Zaten var, fakat eksi işaretinde sadece eksi var. yani iyi bir insanin icinde kötülükde var, o da kötülük yapabilir amma, o cüzi irdesini iyiye kullanip, o frene basip, kötülük yapmayan kimse, amma kötü, yani minus ve eksi bir kimsenin icinde iyilik yok, cebbar zalim kafir, o yüzden, onun imansiz oldugunu anliyorz <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَسَوَاء عَلَيْهِمْ أَأَنذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنذِرْهُمْ لاَ يُؤْمِنُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve sevâun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum lâ yu’minûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym YASİN Suresi 10. ayet)</span><br />
<br />
<br />
ve sivilara baktigimizda, bu plus minus etkisi, mesela isinmiş, derecesi artmiş suya, plus derecesi veriliyor, ve yani aslinda minus dercedeki bir suyuda isitirak plus derecelere cikarabiliriz, kaynatipda ateşe maruz birakarak onu plus derece yapariz,<br />
matematikde baktigimizda, kendini cogaltmiş olanlar, plus sayi oluyor, ve kendisini azaltmiş olanlar minus oluyor.<br />
mümin ve kafirde ise, kendini geliştirmiş ve takva sahibi kimseler iyi kimseler ve kendini geliştirmemişler kafir olmuş oluyor.<br />
yine iman bahsinden bakinca, imanli kimse iyi kimse, ve plus veya pozitif kimse, kafir ise imansiz ise negatif kimse demek oluyor. ve yine Allah kainata yine minus plus etksi ve yasasi koymuş, ve bilgisayardada bu, siyah ve beyaz renk, veya dogru ve yanliş algisi ile, dogru yanliş sitemi, yani  metrix yazilimi, bilgisayarin arkasindaki enerjinin akiş sistemine verilen isme, biz bugün metrixel yazilim diyoruz. ve matrix filiminde, en sonda  deccali yani mr. smiti yenmeye calişan neo ve mehdi, işde artik enerjinin akiş yollarini gözleri kör iken bile görebiliyor, yani enerjinin akiş sistemi ise, bir yazilim, ve bu dogru tru veya yanliş false sisteminin versiyonlarindan ibaret, bütün digital sistem bunun üzerine kurulu, ve digital ve deccaliyet sistemide  bunun üzerine kurulu yani. ve herşeyin digital hesabini ele geciren  deccal, yani frekansal boyutunu bilen kafir, onu ters cevirerek, iyiyi  kötüye, aciyi tatliya, ve hatta cehennemi bile cennet veya cennetide cehennem yapabilmekde demek olur bu. ve cennetide cehenneme cevirebiliyor. yani o yüzden işde, alim birisini bile delirtip, manyakca hareketler yaptirabilcek gizli frekans ve sinyaller yolayarak da manuple edebiliyor, yani digital, sayisal sistem, ve hasib olan Allahin kainata koydugu ebced degerlerini, veya frekans degerlerini en iyi bilen bir kafir, veya hatta o öyleki, belkide yari insan yari robot, ve gözüde iki göze ihtiyaci yok, cünkü mesela sykpte  msn eden görüşmek için, senin iki kameraya ihtiyacin yok, bir kamere ve birde ekrana ihtiyacin var, o yüzden tek göz, tek kamera, yani  digital göz, tek göz demekde belki bu olabilir, ve digtal sistem ise, işde sayilar, eksi sayilar, minus sayilar ve, plus sayilar yasasi var kainatta, öyle olunca, iyinin oldugu heryerde kötü de var budur yani, arti 5 varsa, onun ZIDDI olan eksi 5 de var degilmi, o zaman bütün sisteme dualite halinde, ve birinin varligi, digerininde var olmasina sebeb, meger hepsi yok olsa, yine sifir kalsa, sifir ortada, sifir var ya sifirda yine iki halde, varlik ve yokluk halinde, yine ezvac ve sayisal ve digit halde yani.<br />
<br />
DECCAL veya DEGiTAL veya DIGITAL demekde işte, Kanaatimce, Bir nevi idraksiz bir varlik, yani idrak demek ne demektir derseniz : yani karar verme ve tefekür etme yetenegi olan irade sahibi bir varlik demek, irade ise bir şeyin olmasini isteyen, ve bunu isteyince de, bunun olmasinin yollarini arayan kimse demekdir. ve bu irade cüzi miktarda insana verilmiş, ve o mesela elma yemeyi ister murad eder, ve gider  marketten elma alir yer, yahut elma agaci diker kendi yetiştirip yer, ve muradina erer, ve irade etmiş olur. oysaki bir bilgisayar ve sayisal degerleri kullanarak hareket eden, bir nevi robot ve insan karişimi bir varlik, irade edemez, onun cani elma cekmez, ve elma yemek için bu prosdürlerede ihtiyaci yokdur, ve o ancak onun programina yazilan, bir ve sifirlardan oluşan, yani dogru ve yanliş kurallarina uyarak izledigi bir uygulmadan ibretttir. Bir nevi aynen bir cay veya nehir düşünün, ve o cay yada nehir boyunca yanlardaki tarla sahiplerinin, o nehir yada caya üstten bir nevi baraj, veya aynen su samuru gibi önünü germek için kapaklar koydugunu, ve sirasi ve nöbeti, sulama nöbeti gelenin, suyun önünü gerip, suyun onun tarlasina akmasini sagladigi, ve o sularken, suyun bütün diger yerlerden engellendigini onlara akmasinin kaldirilidigi, ve ondan aşagi dogruda artik suyun akmadigi gibi, işte o aynen elektrikde SPS sistmeindeki  1 demek, bilgisayarin metrixel yaziliminda da yalniş anlami taşir, ve eger bir kapakciga gelince, orayi acip acmamasi hakkindaki karari verecegi zaman, eger o kimsenin tarlasina su akmayacaksa, ordaki kapakcigin yanina veya üstüne gelince, o an nöbet onda degilse, kapakcikda 1 yazar, ve o zaman bilgisayar metrixel sistem ve enerji, veya su, yan tarlaya sapamadan düz akmaya devam eder, ve o kapakcigi acmaz, cünkü 1 yanliş demkdir. ve eger nöbet onda olan tarla sahibinin kapakcigina gelincede, oradada nöbet o gün ve o saat onda oldugu için, oun kapakciginin üstünde sifir yazar, ve  sifir ise dogru, turue demekdir ve işte Turue ve False sistemi ile calişir bu metrixxel yazilim, ve billgisayar cipi ve beyni, ve robotlarda ayni kural üzere calişan iradesiz ve idraksiz varliklar, ayni cehennemdeki, Allah in zebanileri hakkinda veya melekler hakkinda buyurdugu iradesiz varliklardir. yani zebanler, onlar kör sagir duymazlar, ve cehhenem ehli o zebanilere beni götürme cehenneme diye, ne kadar ciglik atarsa atsin, onlar onu duymaz ve acimadan alip götürüp cehennemin icine atarlar, ve yine melekler günah işlemez demek sadece emre itaat eder demekde budur, iradesiz varlik, kendi iradesi yok, sadece ayni robot gibi true ve false ve helal ve haram kurallarina uyan varliklar.  amma cebrail mikail ve israfil ve azrail bunlardan bir üstün melek grubu, ve bunlar yaratilinca, Allah ilk defa iradeli varlik halketmiş ve bu dört melek cinsi, irade kuveti en yüksek olan dört melek, ve onlara ademi yaratacagi zaman anlatilan kissada işte anlatilirki :<br />
<br />
Nitekim genellikle sahih kabul edilen bir rivayete göre “Allah, Adem’i yeryüzünün her tarafından alınan toprak örneklerinin birleşiminden yaratmıştır. Bu toprağın çeşitliliğinden dolayı da Âdem’in nesli değişik karakterler taşır.” (bk. Ebû Dâvûd, Sünnet, 16; Tirmizî, Tefsîr, 2/1; Müsned, IV, 400, 406)<br />
<br />
Yüce Allah; Âdem Aleyhisselâmı yaratmak istediği zaman (1), yere:<br />
<br />
    "Ben, sen­den bir halk yaratacağım ki, onlardan, bana itaat edenler de olacak, onlardan, bana isyan edenler de olacaktır. Onlardan, bana itaat eden kimseyi, Cennet'e koyacağım. Bana isyan eden kimseyi ise, Cehennem'e sokacağım!" <br />
<br />
diye Vahy etti. Sonra da (2), Cebrail Aleyhisselâmı, yerden (3), bir avuç toprak (4), çamur getirmesi için, gönderdi. Yer, Cebrail Aleyhisselâma:<br />
<br />
    "Ben, senin, benden bir şey eksiltmenden, beni, yaramaz hale getirmenden, Allah'a sığınırım!(5) Ben, senin, beni eksiltmeni, istemiyorum! Çünki, Allah, benden bir halk yaratacak, bu halk da, Allah'a âsi olacak. Allah, onlardan dolayı, beni, bir ceza ile cezalandırır!" dedi.(6)<br />
<br />
Bunun üzerine, Cebrail Aleyhisselâm, ondan, bir şey almaksızın (7) geri döndü.<br />
<br />
    "Yâ Rabb! Yer, sana sığınınca, onu, sığındırdım.(8) Onun üzerinde durmayı, kendisini zorlamayı uygun görmedim." dedi.(9)<br />
<br />
Yüce Allah, bundan sonra, Mikâil Aleyhisselâmı gönderdi.(10) Yer, Ona da, Cebrail Aleyhisselâma söylediği gibi söyledi.(11) Onun yapacağı şeyden dolayı da, Allah'a sığındı. Mikâil Aleyhisselâm da, onu, sığındırdı.(12) Yer, böyle, kendisinden bir şey alınmasından, Allah'a sığınınca (13), Mikâil Aley­hisselâm. ondan bir şey almaksızın (14) dönüp Yüce Allah'a, Cebrail Aleyhisselâmın söylediği gibi söyledi. Bunun üzerine. Yüce Allah, yere, Ölüm Meleğini gönderdi.(15) Yer, yine kendisinden alacağı şeyden dolayı (16), Allah'a sığınınca (17), ölüm me­leği:<br />
<br />
    "Ben de. Allah'ın emrini, yerine getirmemiş olarak dönmemden Allah'a sı­ğınırım!" dedi.(18)<br />
<br />
Yer yüzünden alacağını aldı ve tek yerden almadı.(19) Kırmızı, beyaz ve siyah topraktan aldı.(20) ve karıştırdı.(21) Böyle, yer yüzünden alınan topraktan yaratılmış olduğu için, Âdem Aleyhisse­lâma "Âdem" ismi verilmiştir.(22) <br />
<br />
öyle olunca işte, cebrail ve mikail ve israfilin topragin veya insanin feryadini duyup, ona merhamet ettiklerini, ve fakat azrailin de, ayni şekilde iradeli olup ve fakat o iradesini Allahin emirine itaatden yana daha fazla kulandigi, ve öyle olunca, burada bir nükte daha ki demek ki, mikailden sonra Allah cinleri ve şeytanlari halketti, ve iradeli varliklar, ve fakat sonra şeytanin irade kuvvetini farkli yönde kullandigi ortaya cikinca,  Allah ona karşi Azraili halkettiki, şeytan, Allah a bile itaat etme konusunda ters irada kullandigi için, ve cebrailin mikalilin ise iradelerini insanin hayrina kullandigi için ve azraili halketti ki iradesini,  ne insandan tarafa, nede kendi menfaatinden tarafa irade edip, ve fakat iradesini Allahin emirina itaatden yana tutan Azrail halkolmuş oldu. ve onun bir türüde ceheennem askerleri oldu, malik ve askerleri ve bir türde cennet askerleri ve HURi ve GILMANLAR halkoldu yani. <br />
<br />
ve Allahu Teala, bunlarin dişinda dünyada birde, veya hatta kainatta, Mischkultur varliklarin yaşamasina müsade etti, ve onlar ise, yani insan ve robot karişimi biyonik varliklar murad etti, ve onlardan ilki de DIGITAL ve ya DEGITAL ve DECCAL dirki, ve o ise bir nevi hata ürünü veya hatali varlik, ve aynen şeytanin iradeli varlik olup, ve fakat iradesini kendi menfatinden yana kullanan ve, bu konuda Allaha bile isyan eden türdeki iradeli varlik grubunun, şeytan ve robot karişimindan oluşanina DECAL ve digital varliklar grubu denildi. ve fakat yine huri ve GILMAN üretildiki, bunlarda insan ve robot karişimi biyonik varliklar, ve fakat bunlar ise, insana itatten ve fayda vermekden başka iradeleri olmayan iradeli biyonik varliklar demek olur. ve işte Deccal iradesiz, veya iradesini kendi menfaatine ve şeytani tarafa kullanan, insan şeytan ve robot ve melek ve cin karişimi bir Mischkultur karişik yaratiliştaki varliklar demek oluyor (Mr. Smitler) işte yani bir nevi hacker varlik, bozucu ifsad edici varlik, ve Allahin nefyetme kuvvetinin teceli ettigi bir varlik türü.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ أَطِيعُواْ اللّهَ وَأَطِيعُواْ الرَّسُولَ وَأُوْلِي الأَمْرِ مِنكُمْ فَإِن تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللّهِ وَالرَّسُولِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ ذَلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلاً<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yâ eyyuhâllezîne âmenû atîûllâhe ve atîûr resûle veliyyul emir minkum, fe in tenâza’tum fî şey’in fe ruddûhu ilâllâhi ver resûli in kuntum tu’minûne billâhi vel yevmil âhir(âhiri). Zâlike hayrun ve ahsenu te’vîlâ<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan veliyyul emire de itaaat edin. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin. Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 59)</span><br />
<br />
Buradaki ayete yillardir, harekeleme hatasi yüzünden, o ayetteki kelimeyi ulul emir diye ele almişlar, ve üstünüzdeki başbakanin emirine uyun diye yorum ve mana vermişler, halbuki o ayetin harekelemesi öyle degil, o veliyyul emirdir ki, ve nasil bir hastanin havela ve sevkiyat etme prosüdürü ve sisteminde, eskiden önce, eger bakan dokdorun yapabilcegi alet erdavat techizat yoksa, bugün bu ev dokdorlari icinde ayni, önce ilk saglik ocagina havale eder, sonra orada da techizat yoksa, orasida hastaneye havale eder, orada da yeterli degilse, üniversite hastanesine havale erderse. işte Allaha itaat, anne babaniza itaat, peygambere itaat, sonrada peygamberlerden sonraki makam, başbakan degil, Allah dostlari diye anilan, Allah a yakin olup, emrine itaat eden ve, veli denen kullar, evliya ve ermiş velayet kazanmiş, yani Allahin dostlugunu kazanmiş kimseler gelir. Bir başbakanin Allah dostu oldugu nerden belli, git Amerikan  veya italyan veya fransiz başbakani  Allah dostumu ki itaat etmede sira ona gelsin. peygamberden sonra halbuki o ayette o an ki vahdeti vücuduna delalet etmekde, ve kainatin yönetimi, peygamberden sonra velilere gecer ve o an ki veli, baş veli, en büyük veli kim ise, önce o na sonrada diger kücük velilere itaati gerektirir bu itaat emri. ve burada demek ki onlara itaat demek Allah a itaat demekmiş ki, aynen azrailin itaatini ve iradesini Allah dan tarafa kullanmasi gibi de, insanoglununda itaat iradesini, Allah tan tarafa kullanmasi ögretiliyor ki, böyle yaparsa dünyada daha rahat ve huzur icinde yaşyacagi ona telkin edilmekde kurandaki bu ayet  ile ve birde nisa 69 da ki ayette işte<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَمَن يُطِعِ اللّهَ وَالرَّسُولَ فَأُوْلَئِكَ مَعَ الَّذِينَ أَنْعَمَ اللّهُ عَلَيْهِم مِّنَ النَّبِيِّينَ وَالصِّدِّيقِينَ وَالشُّهَدَاء وَالصَّالِحِينَ وَحَسُنَ أُولَئِكَ رَفِيقًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve men yutiıllâhe ver resûle fe ulâike meallezîne en’amellâhu aleyhim minen nebiyyîne ves sıddîkîne veş şuhedâi ves sâlihîn(sâlihîne), ve hasune ulâike rafîkâ<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddîklarla, şehidlerle ve iyi kimselerle birliktedirler. Bunlar ne güzel arkadaştır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym NİSÂ Suresi 69. ayet)</span><br />
<br />
ve işte irdesinide aynen böyle Allah a itaatte kullananlarinda, aynen yukardaki ayette gecen iradeli  kimseler grubuna dahil olacagi  gibi nimet ve derceler ile ödüllendirilcekler belirtiliyor işte.<br />
<br />
ve cihat etmek ise cehd etmek yani gayret göstermek demekdir, yoksa Allah bundan bozucu ve ifsad edici yikici olmayi kastetmez benim kanaatimice. cünkü sen bir araba yap, ve bunun için bütün mühendisini kullan, bütün bilgili kimselerin bilgisini ve teknolijini yetenegini kullan, bir araba yap, ve arabada yürüsün, ve Celal Bayar gelsin benzini bitti diye bunu atip cürümeye biraksin ve bu ilmin körelmesine yol acsin, ve yilardir bunun izdirabini Türkiye cekmiyor mu haa. ve işte aynen o arabayi yaptikdan sonra, bütün emekleri üstten bir vinc ile vurup ezmek gibi, ve işe Allah insan yaratsin, ve irade versin, ev dam iş aş versin, o bir yanliş irade verdi diye, biri gelsin, onu öldürsün, bunca emek zayi olsun, sen istermisin, sera yapip, biber dometes yetiştir, ve tam biber versin, ve dometes versin, ve de ki yarin hasat edip almanya ya export edecegiz de. gece gelsin firtina, bütün hepsini tarumar etsin, ne aci degilmi, o kadar emek ne oldu, zayi oldu, sen nasil bundan izdirap duyarsan, Allah da emeklerinin zayi olmasindan elbet izdirap duyar, Allah yarattigi firavunundan bile vazgecmiyor, musa gibi peygamberi, elli kere (elli kinaye cokluk kastettim) ona teblig için gönderiyor  degil mi. öyle olunca savaş ve adam öldürüp orayi burayi yikmak, ifsad etmek de kerih görülen şeylerdir ki, Allah katinda da insanlar katinda da, ve işte iradesini ancak, o digital ve deccaldan tarafa kullananlar işte, menfaatleri için cigarasni yakmak için romayi ateşe verirler işte. <br />
<br />
<br />
Rabbim, Mehdi ve Askerine, iradisini, Allah tan tarafda kullanmayi nasip edip, azrailin nasil ittatli bir melek oldugunu, ölümü bilipde,  ölüm meleginin kötü olmadigini anlamak, ve iradesini, menfaatinden tarafa kullanan digital ve deccal türü varliklarin şerrinden ve fitnesinden bizleri muhafaza buyursun inşallah.<br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<span style="color: #009900;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 24 Ocak 2019 Perşembe <br />
<br />
Original Kar © glan<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
iyinin Yaninda Kötüde Var - Kötünün Oldugu Heryerdede iyi Var ve Var da Olacakdir</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 23 Ocak 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا  إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Fe inne meal usri yusrâ, İnne meal usri yusrâ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır. Muhakkak ki zorluk ve kolaylık beraberdir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym inşirah suresi 5. ve 6. ayet</span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
 Hz. Ömer anlatıyor: <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
    “Âdem hata işlediği zaman,<br />
<br />
    ‘Ya Rabbi! Muhammed’in hakkı için beni affetmeni istiyorum.’ diye yalvardı. Allah,<br />
<br />
    ‘Ey Âdem! Kendisini daha yaratmamışken, sen Muhammed’i nereden öğrendin?’ diye sordu. Âdem:<br />
<br />
    ‘Ya Rabbi! Sen beni elinle yaratıp ruhundan bana üflediğinde, başımı yukarıya kaldırdım. Arşın sütunlarında “La ilahe illellah, Muhammedurresulüllah” yazılı olduğunu gördüm ve bundan anladım ki, ismini kendi isminin yanında yazdığın kimse yarattıkların arasında sana en sevgili olandır.’ Bunun üzerine Allah şöyle buyurdu:<br />
<br />
    ‘Ay Âdem, doğru söyledin; hiç şüphesiz Yarattıklarımdan bana en sevimli olan Odur. Onun hakkı için istediğinden ötürü seni bağışladım. Bilesin ki, eğer o olmasaydı, seni yaratmazdım.”<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif ,Beyhakî, Taberanî, Hakim (bk. Hâkim, Mustedrek, II/615; Suyuti, ed-Dürrü'l-Mensûr, 1/116. Yusuf Nebhanî, Hucetullahi ale’l-âlemin, s. 210)</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
Ebû Hüreyre (r.a.) rivayet ediyor:<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Cennetin kokusu beş yüz yıllık mesafeden duyulur. Yap­tığı iyiliği başa kakan, içki müptelası, anne ve babasına kar­şı gelen kimse, buna rağmen Cennetin kokusunu duyamaz."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Müslim: Cennet, 52, Mu'cemü'l-Evsat, 5:493 (4945.))</span><br />
<br />
Peki bu hadisdeki güzel kokan cennet nerede o zaman, sen her hafta cennet burasi diyorsunda, bu güzel kokan yer neresi hani, derseniz:<br />
<br />
Kabe, her arafat vakti, hacilar arafata cikdiginda, mis ve amber ile ile yikanmiyor mu? peki kabenin kokusu, ve hacca gidenler, hacidan döndügünde, adam mesela hacca taa amerikadan gelmiş, ve evine geri dönmüş, ve amerikadaki evine yeniden varinca, kabenin kokusu adamin üstünde zaten,  bilen bilir bunu, bilmeyen kokuyu alamyana ben ne diyen daha. hacidan gelen adamlarin zemzem koktugu, mis koktugunu bilmeyen varmi, ve ordan mis alip götürmeyen haci var mi? ve mislerinden ahbablarinada dagitmayan HACI adam var mi? öyleyse işte hacinin kokusu amerikada tüttümü? tüttü. Amerika nere? kabe nerede degilmi? ve bir tane astranotu al gel hac yaptir, sonrada al götür ayda astronotluga, o mis kokusu inan aydaykende yanindakiler alacakdir, o nun hacda geldigi beli olacakdir zaten, ama işde, ne hac nasip olmuş, ne de kokusu, ne de zemzemi nasip olmayan insanlar bahtsizlar. mesela adam hacca kendisi gidemez de, belki amcasi gitmişdir, ya da arkadaşi gitmişdir, ve ona, gelince, zemzem, tesbih, takke, seccad ve mis ikram etmişdir, işde o sayede, sende cennetin kokusunu aldin, amma hac ile, kabe ile, peygamber ile, alakasi olmayip, bunlarin tümünü inkar eden adamin neyine mis, neyine hac, neyine kabe, neyine bilmem mescidi nebevi ve ravza degilmi yani o cennetin kokusunu falan alamaz işte.<br />
<br />
ve öyle olunca bu cennet tasvirlerimize devam, ederken buna rastladim biliyordumda, bana bu ufuk acildi, resimdeki yazan, yani bu cennetteki peygamerimizin <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
 “Kabrim ile minberim arası cennet bahçesidir.” <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif )</span><br />
<br />
yazan yerdeki cennetin kapilarinda, bir kapisinda yani ravzanin kapisinda yazan isimlere bakin şimdi<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=258629" target="_blank" title="">Screenshot 2026-05-08 052041.png</a> (Dosya Boyutu: 446.82 KB / İndirme Sayısı: 6)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=258630" target="_blank" title="">Screenshot 2026-05-08 052111.png</a> (Dosya Boyutu: 674.48 KB / İndirme Sayısı: 6)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
Endülüslü büyük alim Kadı Iyaz’ın Şifa-i Şerif’inde geçtiği üzere, Hz. Âdem (as), kendisine yasaklanan meyveden yedikten sonra, Cenâb-ı Allah’a O’nu şefaatçi ederek yalvarmış;<br />
<br />
- “Muhammed hürmetine beni affet!” demiştir. Cenâb-ı Allah’ın,<br />
- “Sen Muhammed’i nereden biliyorsun?” sorusuna karşılık da,<br />
- “Ben, Cennet’in kapısında ‘Lâ ilâhe illallah, Muhammedün rasûlüllah' yazısını gördüm. İsmi, Senin İsm-i Şerifi’nin yanında anılan biri, Sen’in yanında en kıymetli olmalıdır.” şeklinde cevap vermiştir.<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=258631" target="_blank" title="">Screenshot 2026-05-08 052318.png</a> (Dosya Boyutu: 329.36 KB / İndirme Sayısı: 6)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
 o zaman cennetin kapisida buradaysa, daha ne? vaktim ve vaktiniz, yaşadiginiz bu vakit, mehdinin vakti ve altin cag degilde ne? cennet burada degilde, peki nerede? hadi sen göster bana o zaman.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
Hz. Mehdi (as) Çekik Gözlüdür<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Japon gözlü yani)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif )</span><br />
 <br />
Humrân bin A’yân der ki:<br />
<br />
İmam Muhammed Bâkır aleyhisselam’a şöyle arzettim: … Mehdi’nin GÖZLERİ ÇEKİKTİR, …<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 252)</span><br />
<br />
Eski Resimlerimizden bir tane<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=258632" target="_blank" title="">Screenshot 2026-05-08 052555.png</a> (Dosya Boyutu: 800.13 KB / İndirme Sayısı: 5)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
Bu resimdeki adamda Çekik Gözlü birimi acaba, yani öyle estetik yüstetik degil. Delikanli iken nasilsa, Çekik Gözlü isek, şimdide öyle, buraya Avusturya ya geldigimde, ilk Hoheneich diye bir yere geldim, ve ordaki disko ve gasthaus un sahibinin karisi beni japon zannetti ilk gördügünde, ve "sen japonmusun?" dedi bu gözler ve simsiyah saclar yüzünden. japon degilim de, amma peygammerin Çekik Gözlü diye tarif ettigi birine benziyorum belki degilmi haa?<br />
<br />
<span style="color: #ff9933;" class="mycode_color">ORJiNAL iLLAKi ORJiNALDiR</span><br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Ey insanoglu o zaman durunda bir miktar tefekkür ediniz,  kullarin orjinali bozarak yaptigi özellik ve güzelliklermi daha güzel, yoksa, hak tealanin veridigi makam ve güzeliklermi daha güzel ve orjinal acaba demek yokmu</span><br />
<br />
Ve Anonakilerden 10 bin sene ömür yaşayanlar vardi diye söz ediliyor, ve hz Adem  atamiz için ise  3000 yil ömrü oldugu söyleniyor ve Hz Nuh yaklaşik bin yil, ve o zaman eger ölümsüzlük keşfolursa, ve Hz Adem nerede? buradami şu zamandami, yoksa gecmişdemi yaşadi, burdan aşagimi indi? buradan yukardamiydi? nerede, evvel nere? ahir nere? Allah kim? el evvel Allah kim? el ahir Allah kim? son Allah, son Anonaki kim? Ahir Allah kim? ve ben cennet cennet derken ise, bakin kiyamete dogru gidiyormuşuz meger. korktum, birden ürperdim, ve daha coooook önceleri yazdigim bir vaazim aklima geldi, ve namazda tahiyat, bir miktar, yani etahiyatüyü okuyacak kadar Allah için oturmak ibadetmiş. öyle olunca, bizden önce cemeatle namaz kilmayi caldilar, sonra abdest ile kiliyorduk onu, caldi deccal, ve teyemmüm ile kilar olduk, ve sonra onunlada yetinmedi ve, ayakda kiliyorduk, koltukta oturarak kilar olduk, ve bunun ucu nereye kadar peki, hallac kimdir bilirmisiniz, " Enel Hak yani ben Allah in" deyipde, adami bogazindan kurban keser gibi insanlarin kestigi adamin, ölüsüde Allah demiş ve akan kani yerde Allah yazmiş. ve öyle olunca işde bizde vahdeti vücud olunca, zamanin hallaclarindan olunca, bizim ölümüzde Allah der, dirimizde. dinde öyle bir hal vardir ki, hicbiryerin kiynaşmasa bile, gözün  ile ima  ile Allah der, namaz kilabilirisn, ve artik, son bir Allah diyen kalinca vaktinde dogru giyoruz<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Yeryüzünde Allah diyen Müslüman kaldıkça kıyamet kopmaz"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Müslim)</span><br />
<br />
ve o benimiyim ki diyesim var, ve eger elinizden herşey alinirsa, oturun bir vakit, bir miktar, üc sübhanallah diyecek kadar bir zaman Allah i sadece kafanizdan düşünün yani Tefekkür edin, oda yeter elbet. bir anlik tefekkür, bin yil ibadete bedeldir demiş rasulallah<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Bir saat tefekkür bazen bir sene ibadetten daha hayırlıdır.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif ,Suyutî, Camiu’s-Sağir, II/127; Aclûnî, I/310)</span><br />
<br />
Kiyamatleri başima koparmak için yol arayan şeytan ve deccal, eger dilmiz gözümüz dursa, kalbimiz Allah dedikce, sana yine galip gelcegiz inşallah, ne zaman bu kalp durdu, yapacak birşeyim belki o zaman kalmaz, amma yinede kanimiz belki hallac gibi yinede Allah yazar, Allah der. Ölümüzde Allah der, dirimizde, sen dirin neye yarar, ölün neye yarar, rabbini bilmeyen ahmak oldukdan sonra. bir köpek bile yemek yedigi kapiya hürmet eder, kapisini beklerken, sen yillardir Allahin verdiklerini yiyip icip, birde o na yani Allah a karşi düşmanlik edersin.<br />
<br />
ve işte Allah dogada, magnetizma diye bir şey yaratmiş ve, yani MIKNATIS, miknatisin bir parcasini kirsan, o toplu ignenin başi kadar bile kücük olsa, bülünür bölünmez, hemen iki kutup oluşturur, ve biri <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="color: #3366ff;" class="mycode_color">N</span></span></span> pol biri biri de <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">S</span></span></span> pol kuzey kutbu ve güney kutpu, yani işde öyle olunca, sen bu yasayi degiştiremezsin, en kücük bir kafir kalsa, dünyada, onun yaninda  bir tanede iyi ve mümin biride olacakdir. ve eger kafir kalmasa bir kücük kafir kalsa bile, dünya mümin dolsa, yine o bir kafir, kutupluk etmeye devam edecekdir. magnetizma yasasi, Allah in dualite ve kutupluluk ve ezvac yasasi, iyi nerede, kötü de orada olmak zorunda, kötü nerede, orada iyi de olmak durmunda işte.<br />
<br />
Kötü ile iyi ezvacdir yada kardeştir, yine aci ile tatli, mümin ile kafir, deccal ile mehdi, ve zorluk ile kolaylik örnegi ise kuranda bunun bir formül oldugunu gösterir, yani ayni formülü, bütün diger örneklerdede kullanabilelim diye, işde her ne kadar bu bir ay zor gecsede, kolaylikda onunla beraberdir elbet. Allahin yasasi bu, benim sözüm falan degil.<br />
<br />
iyi ile kötü beraberdir de, ve fakat matemetik işaretlerinden olan Plus, yani ARTI işereti ile, minus yani EKSi işaretine baktigimizda, ARTI işaretinde EKSi Zaten var, fakat eksi işaretinde sadece eksi var. yani iyi bir insanin icinde kötülükde var, o da kötülük yapabilir amma, o cüzi irdesini iyiye kullanip, o frene basip, kötülük yapmayan kimse, amma kötü, yani minus ve eksi bir kimsenin icinde iyilik yok, cebbar zalim kafir, o yüzden, onun imansiz oldugunu anliyorz <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَسَوَاء عَلَيْهِمْ أَأَنذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنذِرْهُمْ لاَ يُؤْمِنُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve sevâun aleyhim e enzertehum em lem tunzirhum lâ yu’minûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym YASİN Suresi 10. ayet)</span><br />
<br />
<br />
ve sivilara baktigimizda, bu plus minus etkisi, mesela isinmiş, derecesi artmiş suya, plus derecesi veriliyor, ve yani aslinda minus dercedeki bir suyuda isitirak plus derecelere cikarabiliriz, kaynatipda ateşe maruz birakarak onu plus derece yapariz,<br />
matematikde baktigimizda, kendini cogaltmiş olanlar, plus sayi oluyor, ve kendisini azaltmiş olanlar minus oluyor.<br />
mümin ve kafirde ise, kendini geliştirmiş ve takva sahibi kimseler iyi kimseler ve kendini geliştirmemişler kafir olmuş oluyor.<br />
yine iman bahsinden bakinca, imanli kimse iyi kimse, ve plus veya pozitif kimse, kafir ise imansiz ise negatif kimse demek oluyor. ve yine Allah kainata yine minus plus etksi ve yasasi koymuş, ve bilgisayardada bu, siyah ve beyaz renk, veya dogru ve yanliş algisi ile, dogru yanliş sitemi, yani  metrix yazilimi, bilgisayarin arkasindaki enerjinin akiş sistemine verilen isme, biz bugün metrixel yazilim diyoruz. ve matrix filiminde, en sonda  deccali yani mr. smiti yenmeye calişan neo ve mehdi, işde artik enerjinin akiş yollarini gözleri kör iken bile görebiliyor, yani enerjinin akiş sistemi ise, bir yazilim, ve bu dogru tru veya yanliş false sisteminin versiyonlarindan ibaret, bütün digital sistem bunun üzerine kurulu, ve digital ve deccaliyet sistemide  bunun üzerine kurulu yani. ve herşeyin digital hesabini ele geciren  deccal, yani frekansal boyutunu bilen kafir, onu ters cevirerek, iyiyi  kötüye, aciyi tatliya, ve hatta cehennemi bile cennet veya cennetide cehennem yapabilmekde demek olur bu. ve cennetide cehenneme cevirebiliyor. yani o yüzden işde, alim birisini bile delirtip, manyakca hareketler yaptirabilcek gizli frekans ve sinyaller yolayarak da manuple edebiliyor, yani digital, sayisal sistem, ve hasib olan Allahin kainata koydugu ebced degerlerini, veya frekans degerlerini en iyi bilen bir kafir, veya hatta o öyleki, belkide yari insan yari robot, ve gözüde iki göze ihtiyaci yok, cünkü mesela sykpte  msn eden görüşmek için, senin iki kameraya ihtiyacin yok, bir kamere ve birde ekrana ihtiyacin var, o yüzden tek göz, tek kamera, yani  digital göz, tek göz demekde belki bu olabilir, ve digtal sistem ise, işde sayilar, eksi sayilar, minus sayilar ve, plus sayilar yasasi var kainatta, öyle olunca, iyinin oldugu heryerde kötü de var budur yani, arti 5 varsa, onun ZIDDI olan eksi 5 de var degilmi, o zaman bütün sisteme dualite halinde, ve birinin varligi, digerininde var olmasina sebeb, meger hepsi yok olsa, yine sifir kalsa, sifir ortada, sifir var ya sifirda yine iki halde, varlik ve yokluk halinde, yine ezvac ve sayisal ve digit halde yani.<br />
<br />
DECCAL veya DEGiTAL veya DIGITAL demekde işte, Kanaatimce, Bir nevi idraksiz bir varlik, yani idrak demek ne demektir derseniz : yani karar verme ve tefekür etme yetenegi olan irade sahibi bir varlik demek, irade ise bir şeyin olmasini isteyen, ve bunu isteyince de, bunun olmasinin yollarini arayan kimse demekdir. ve bu irade cüzi miktarda insana verilmiş, ve o mesela elma yemeyi ister murad eder, ve gider  marketten elma alir yer, yahut elma agaci diker kendi yetiştirip yer, ve muradina erer, ve irade etmiş olur. oysaki bir bilgisayar ve sayisal degerleri kullanarak hareket eden, bir nevi robot ve insan karişimi bir varlik, irade edemez, onun cani elma cekmez, ve elma yemek için bu prosdürlerede ihtiyaci yokdur, ve o ancak onun programina yazilan, bir ve sifirlardan oluşan, yani dogru ve yanliş kurallarina uyarak izledigi bir uygulmadan ibretttir. Bir nevi aynen bir cay veya nehir düşünün, ve o cay yada nehir boyunca yanlardaki tarla sahiplerinin, o nehir yada caya üstten bir nevi baraj, veya aynen su samuru gibi önünü germek için kapaklar koydugunu, ve sirasi ve nöbeti, sulama nöbeti gelenin, suyun önünü gerip, suyun onun tarlasina akmasini sagladigi, ve o sularken, suyun bütün diger yerlerden engellendigini onlara akmasinin kaldirilidigi, ve ondan aşagi dogruda artik suyun akmadigi gibi, işte o aynen elektrikde SPS sistmeindeki  1 demek, bilgisayarin metrixel yaziliminda da yalniş anlami taşir, ve eger bir kapakciga gelince, orayi acip acmamasi hakkindaki karari verecegi zaman, eger o kimsenin tarlasina su akmayacaksa, ordaki kapakcigin yanina veya üstüne gelince, o an nöbet onda degilse, kapakcikda 1 yazar, ve o zaman bilgisayar metrixel sistem ve enerji, veya su, yan tarlaya sapamadan düz akmaya devam eder, ve o kapakcigi acmaz, cünkü 1 yanliş demkdir. ve eger nöbet onda olan tarla sahibinin kapakcigina gelincede, oradada nöbet o gün ve o saat onda oldugu için, oun kapakciginin üstünde sifir yazar, ve  sifir ise dogru, turue demekdir ve işte Turue ve False sistemi ile calişir bu metrixxel yazilim, ve billgisayar cipi ve beyni, ve robotlarda ayni kural üzere calişan iradesiz ve idraksiz varliklar, ayni cehennemdeki, Allah in zebanileri hakkinda veya melekler hakkinda buyurdugu iradesiz varliklardir. yani zebanler, onlar kör sagir duymazlar, ve cehhenem ehli o zebanilere beni götürme cehenneme diye, ne kadar ciglik atarsa atsin, onlar onu duymaz ve acimadan alip götürüp cehennemin icine atarlar, ve yine melekler günah işlemez demek sadece emre itaat eder demekde budur, iradesiz varlik, kendi iradesi yok, sadece ayni robot gibi true ve false ve helal ve haram kurallarina uyan varliklar.  amma cebrail mikail ve israfil ve azrail bunlardan bir üstün melek grubu, ve bunlar yaratilinca, Allah ilk defa iradeli varlik halketmiş ve bu dört melek cinsi, irade kuveti en yüksek olan dört melek, ve onlara ademi yaratacagi zaman anlatilan kissada işte anlatilirki :<br />
<br />
Nitekim genellikle sahih kabul edilen bir rivayete göre “Allah, Adem’i yeryüzünün her tarafından alınan toprak örneklerinin birleşiminden yaratmıştır. Bu toprağın çeşitliliğinden dolayı da Âdem’in nesli değişik karakterler taşır.” (bk. Ebû Dâvûd, Sünnet, 16; Tirmizî, Tefsîr, 2/1; Müsned, IV, 400, 406)<br />
<br />
Yüce Allah; Âdem Aleyhisselâmı yaratmak istediği zaman (1), yere:<br />
<br />
    "Ben, sen­den bir halk yaratacağım ki, onlardan, bana itaat edenler de olacak, onlardan, bana isyan edenler de olacaktır. Onlardan, bana itaat eden kimseyi, Cennet'e koyacağım. Bana isyan eden kimseyi ise, Cehennem'e sokacağım!" <br />
<br />
diye Vahy etti. Sonra da (2), Cebrail Aleyhisselâmı, yerden (3), bir avuç toprak (4), çamur getirmesi için, gönderdi. Yer, Cebrail Aleyhisselâma:<br />
<br />
    "Ben, senin, benden bir şey eksiltmenden, beni, yaramaz hale getirmenden, Allah'a sığınırım!(5) Ben, senin, beni eksiltmeni, istemiyorum! Çünki, Allah, benden bir halk yaratacak, bu halk da, Allah'a âsi olacak. Allah, onlardan dolayı, beni, bir ceza ile cezalandırır!" dedi.(6)<br />
<br />
Bunun üzerine, Cebrail Aleyhisselâm, ondan, bir şey almaksızın (7) geri döndü.<br />
<br />
    "Yâ Rabb! Yer, sana sığınınca, onu, sığındırdım.(8) Onun üzerinde durmayı, kendisini zorlamayı uygun görmedim." dedi.(9)<br />
<br />
Yüce Allah, bundan sonra, Mikâil Aleyhisselâmı gönderdi.(10) Yer, Ona da, Cebrail Aleyhisselâma söylediği gibi söyledi.(11) Onun yapacağı şeyden dolayı da, Allah'a sığındı. Mikâil Aleyhisselâm da, onu, sığındırdı.(12) Yer, böyle, kendisinden bir şey alınmasından, Allah'a sığınınca (13), Mikâil Aley­hisselâm. ondan bir şey almaksızın (14) dönüp Yüce Allah'a, Cebrail Aleyhisselâmın söylediği gibi söyledi. Bunun üzerine. Yüce Allah, yere, Ölüm Meleğini gönderdi.(15) Yer, yine kendisinden alacağı şeyden dolayı (16), Allah'a sığınınca (17), ölüm me­leği:<br />
<br />
    "Ben de. Allah'ın emrini, yerine getirmemiş olarak dönmemden Allah'a sı­ğınırım!" dedi.(18)<br />
<br />
Yer yüzünden alacağını aldı ve tek yerden almadı.(19) Kırmızı, beyaz ve siyah topraktan aldı.(20) ve karıştırdı.(21) Böyle, yer yüzünden alınan topraktan yaratılmış olduğu için, Âdem Aleyhisse­lâma "Âdem" ismi verilmiştir.(22) <br />
<br />
öyle olunca işte, cebrail ve mikail ve israfilin topragin veya insanin feryadini duyup, ona merhamet ettiklerini, ve fakat azrailin de, ayni şekilde iradeli olup ve fakat o iradesini Allahin emirine itaatden yana daha fazla kulandigi, ve öyle olunca, burada bir nükte daha ki demek ki, mikailden sonra Allah cinleri ve şeytanlari halketti, ve iradeli varliklar, ve fakat sonra şeytanin irade kuvvetini farkli yönde kullandigi ortaya cikinca,  Allah ona karşi Azraili halkettiki, şeytan, Allah a bile itaat etme konusunda ters irada kullandigi için, ve cebrailin mikalilin ise iradelerini insanin hayrina kullandigi için ve azraili halketti ki iradesini,  ne insandan tarafa, nede kendi menfaatinden tarafa irade edip, ve fakat iradesini Allahin emirina itaatden yana tutan Azrail halkolmuş oldu. ve onun bir türüde ceheennem askerleri oldu, malik ve askerleri ve bir türde cennet askerleri ve HURi ve GILMANLAR halkoldu yani. <br />
<br />
ve Allahu Teala, bunlarin dişinda dünyada birde, veya hatta kainatta, Mischkultur varliklarin yaşamasina müsade etti, ve onlar ise, yani insan ve robot karişimi biyonik varliklar murad etti, ve onlardan ilki de DIGITAL ve ya DEGITAL ve DECCAL dirki, ve o ise bir nevi hata ürünü veya hatali varlik, ve aynen şeytanin iradeli varlik olup, ve fakat iradesini kendi menfatinden yana kullanan ve, bu konuda Allaha bile isyan eden türdeki iradeli varlik grubunun, şeytan ve robot karişimindan oluşanina DECAL ve digital varliklar grubu denildi. ve fakat yine huri ve GILMAN üretildiki, bunlarda insan ve robot karişimi biyonik varliklar, ve fakat bunlar ise, insana itatten ve fayda vermekden başka iradeleri olmayan iradeli biyonik varliklar demek olur. ve işte Deccal iradesiz, veya iradesini kendi menfaatine ve şeytani tarafa kullanan, insan şeytan ve robot ve melek ve cin karişimi bir Mischkultur karişik yaratiliştaki varliklar demek oluyor (Mr. Smitler) işte yani bir nevi hacker varlik, bozucu ifsad edici varlik, ve Allahin nefyetme kuvvetinin teceli ettigi bir varlik türü.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ أَطِيعُواْ اللّهَ وَأَطِيعُواْ الرَّسُولَ وَأُوْلِي الأَمْرِ مِنكُمْ فَإِن تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللّهِ وَالرَّسُولِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ ذَلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلاً<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yâ eyyuhâllezîne âmenû atîûllâhe ve atîûr resûle veliyyul emir minkum, fe in tenâza’tum fî şey’in fe ruddûhu ilâllâhi ver resûli in kuntum tu’minûne billâhi vel yevmil âhir(âhiri). Zâlike hayrun ve ahsenu te’vîlâ<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygamber’e itaat edin ve sizden olan veliyyul emire de itaaat edin. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz takdirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin. Bu, daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 59)</span><br />
<br />
Buradaki ayete yillardir, harekeleme hatasi yüzünden, o ayetteki kelimeyi ulul emir diye ele almişlar, ve üstünüzdeki başbakanin emirine uyun diye yorum ve mana vermişler, halbuki o ayetin harekelemesi öyle degil, o veliyyul emirdir ki, ve nasil bir hastanin havela ve sevkiyat etme prosüdürü ve sisteminde, eskiden önce, eger bakan dokdorun yapabilcegi alet erdavat techizat yoksa, bugün bu ev dokdorlari icinde ayni, önce ilk saglik ocagina havale eder, sonra orada da techizat yoksa, orasida hastaneye havale eder, orada da yeterli degilse, üniversite hastanesine havale erderse. işte Allaha itaat, anne babaniza itaat, peygambere itaat, sonrada peygamberlerden sonraki makam, başbakan degil, Allah dostlari diye anilan, Allah a yakin olup, emrine itaat eden ve, veli denen kullar, evliya ve ermiş velayet kazanmiş, yani Allahin dostlugunu kazanmiş kimseler gelir. Bir başbakanin Allah dostu oldugu nerden belli, git Amerikan  veya italyan veya fransiz başbakani  Allah dostumu ki itaat etmede sira ona gelsin. peygamberden sonra halbuki o ayette o an ki vahdeti vücuduna delalet etmekde, ve kainatin yönetimi, peygamberden sonra velilere gecer ve o an ki veli, baş veli, en büyük veli kim ise, önce o na sonrada diger kücük velilere itaati gerektirir bu itaat emri. ve burada demek ki onlara itaat demek Allah a itaat demekmiş ki, aynen azrailin itaatini ve iradesini Allah dan tarafa kullanmasi gibi de, insanoglununda itaat iradesini, Allah tan tarafa kullanmasi ögretiliyor ki, böyle yaparsa dünyada daha rahat ve huzur icinde yaşyacagi ona telkin edilmekde kurandaki bu ayet  ile ve birde nisa 69 da ki ayette işte<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَمَن يُطِعِ اللّهَ وَالرَّسُولَ فَأُوْلَئِكَ مَعَ الَّذِينَ أَنْعَمَ اللّهُ عَلَيْهِم مِّنَ النَّبِيِّينَ وَالصِّدِّيقِينَ وَالشُّهَدَاء وَالصَّالِحِينَ وَحَسُنَ أُولَئِكَ رَفِيقًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve men yutiıllâhe ver resûle fe ulâike meallezîne en’amellâhu aleyhim minen nebiyyîne ves sıddîkîne veş şuhedâi ves sâlihîn(sâlihîne), ve hasune ulâike rafîkâ<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddîklarla, şehidlerle ve iyi kimselerle birliktedirler. Bunlar ne güzel arkadaştır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym NİSÂ Suresi 69. ayet)</span><br />
<br />
ve işte irdesinide aynen böyle Allah a itaatte kullananlarinda, aynen yukardaki ayette gecen iradeli  kimseler grubuna dahil olacagi  gibi nimet ve derceler ile ödüllendirilcekler belirtiliyor işte.<br />
<br />
ve cihat etmek ise cehd etmek yani gayret göstermek demekdir, yoksa Allah bundan bozucu ve ifsad edici yikici olmayi kastetmez benim kanaatimice. cünkü sen bir araba yap, ve bunun için bütün mühendisini kullan, bütün bilgili kimselerin bilgisini ve teknolijini yetenegini kullan, bir araba yap, ve arabada yürüsün, ve Celal Bayar gelsin benzini bitti diye bunu atip cürümeye biraksin ve bu ilmin körelmesine yol acsin, ve yilardir bunun izdirabini Türkiye cekmiyor mu haa. ve işte aynen o arabayi yaptikdan sonra, bütün emekleri üstten bir vinc ile vurup ezmek gibi, ve işe Allah insan yaratsin, ve irade versin, ev dam iş aş versin, o bir yanliş irade verdi diye, biri gelsin, onu öldürsün, bunca emek zayi olsun, sen istermisin, sera yapip, biber dometes yetiştir, ve tam biber versin, ve dometes versin, ve de ki yarin hasat edip almanya ya export edecegiz de. gece gelsin firtina, bütün hepsini tarumar etsin, ne aci degilmi, o kadar emek ne oldu, zayi oldu, sen nasil bundan izdirap duyarsan, Allah da emeklerinin zayi olmasindan elbet izdirap duyar, Allah yarattigi firavunundan bile vazgecmiyor, musa gibi peygamberi, elli kere (elli kinaye cokluk kastettim) ona teblig için gönderiyor  degil mi. öyle olunca savaş ve adam öldürüp orayi burayi yikmak, ifsad etmek de kerih görülen şeylerdir ki, Allah katinda da insanlar katinda da, ve işte iradesini ancak, o digital ve deccaldan tarafa kullananlar işte, menfaatleri için cigarasni yakmak için romayi ateşe verirler işte. <br />
<br />
<br />
Rabbim, Mehdi ve Askerine, iradisini, Allah tan tarafda kullanmayi nasip edip, azrailin nasil ittatli bir melek oldugunu, ölümü bilipde,  ölüm meleginin kötü olmadigini anlamak, ve iradesini, menfaatinden tarafa kullanan digital ve deccal türü varliklarin şerrinden ve fitnesinden bizleri muhafaza buyursun inşallah.<br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<span style="color: #009900;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 24 Ocak 2019 Perşembe <br />
<br />
Original Kar © glan<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Köleler Efendisini Doğurmadan Kıyamet Kopmaz]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=43103</link>
			<pubDate>Thu, 07 May 2026 23:22:39 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=43103</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Köleler Efendisini Doğurmadan Kıyamet Kopmaz </span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 6 Şubat 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَكُلَّ إِنسَانٍ أَلْزَمْنَاهُ طَآئِرَهُ فِي عُنُقِهِ وَنُخْرِجُ لَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ كِتَابًا يَلْقَاهُ مَنشُورًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
Ve kulle insânin elzemnâhu tâirahu fî unukıhî, ve nuhricu lehu yevmel kıyâmeti kitâben yelkâhu menşûrâ<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
Bütün insanların kuşunu unnuguna(Ferc yerine) bağladık . Ve kıyâmet günü ona, onu neşredilmiş kitabı olarak çıkarırız.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym İSRA Suresi 13. ayet</span><br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
Câriyenin efendisini (Rabbini) doğurması veya<br />
<br />
"Köleler Efendisini Doğurmadan Kıyamet Kopmaz"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Müslim, İmân, 1)</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
Biz gelecekte miyiz geçmişte miyiz, İsa Efendimiz gelecekte mi yaşadı, geçmişte mi, Hazreti Adem gelecekte mi,  zamanımızda mı yaşadı, yoksa geçmişte mi? Hazreti Yusuf geçmişte mi yaşadı gelecekte mi yaşayacak, Hazreti Süleyman geçmişte mi? gelecekte mi? ve zamanımızda Deccal aleyhine hayatta, ve fitne Fücur larını yaymakta. Ters frekans ile iyiyi kötüye, acıyı tatlıya, tatlıyı da acıya çeviriyor. sakini sinirli yapıyor, sinirliyi sakin yapıyor, ve buna matematikte tersine çevirme, veya ters frekans, veya Almanca'da kehrwert  deniyor.  ve Deccal bu tarz frekans ile uğraşan kimse, O Sadece bizim vaktimiz de yaşamış olsa, o zaman Hazreti Yusuf'un sözünü tersine çeviren kimdi, Hani Yusuf Aleyhisselam suya baktı, o zaman daha ayna yok, suya bakti suda simasını gördü ve dedi :<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"eee  ben de bayağı güzelmişim be, satılsam İyi para ederim."</span> diye aklından geçirdi diye rivayet ediliyor, ve bunu aklından okuyan deccal, o kadar ki, ters frekans,  Deccal onun vaktinde de yaşamış ki, onun sözünü de tersine çevirip, Yusuf Aleyhisselam'ı kuyuya atıyorlar, ve kuyudan köle tacirleri çıkarıyor, alıp gidip pazarda, köle pazarında 15 kuruşa satıyorlar, yani ucuz bir paraya satıyorlar, Yani onun sözünü ters çevirmiş oluyor, iyi para ederim diyen yusufu, değer etmeyen adam durumuna sokmuş. yine lafı kıçından anlıyor bu Deccal köpeği. Hazreti Musa firavunla tartışırken, ona diyor ki : "Benim rabbim, bu Nil Nehri'ni (mesela) sağdan sola  aktırıyor,  sen Allah oldgunu iddia ediyon madem, öyleyse  hadi sen bunu soldan sağa aktırda görelim." diyor.<br />
Musa yine : "Benim rabbim, yemez, içmez, tuvalet ihtiyacı da yoktur, diyor. Hadi sen Allah isen madem, Yemeden içmeden tuvalete gitmeden Dur bakalım da görelim diyor. bunu anlatmıştık, bunun üstüne firavun, kendini Allah affetmek için, Yemeden içmeden durmaya başlıyor, 6 ay Yemeden içmeden durunca, istidraç meydana geliyor, ve Nil nehrine ters ak deyince, Nil Nehri tersine akıyor. yani büyücülerin yaptığı riyazet boş değil demiştik, ve yine Hint guru larının o kadar zayıf olmaları, ve istidraç yapmaları da boş değil, Çünkü Yemeden içmeden duruyorlar, aynı firavun yöntemini kullanıyorlar, bir kere denenmiş yöntem. Yine Musa dedi ki firavuna :  Benim Rabb'im güneşi doğudan dogduruyor Eğer sen Allah isen hadi onu batıdan dogdurda görelim de öyle inanalım bakalım sana dedi.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِي حَآجَّ إِبْرَاهِيمَ فِي رِبِّهِ أَنْ آتَاهُ اللّهُ الْمُلْكَ إِذْ قَالَ إِبْرَاهِيمُ رَبِّيَ الَّذِي يُحْيِي وَيُمِيتُ قَالَ أَنَا أُحْيِي وَأُمِيتُ قَالَ إِبْرَاهِيمُ فَإِنَّ اللّهَ يَأْتِي بِالشَّمْسِ مِنَ الْمَشْرِقِ فَأْتِ بِهَا مِنَ الْمَغْرِبِ فَبُهِتَ الَّذِي كَفَرَ وَاللّهُ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
E lem tera ilellezî hâcce ibrâhîme fî rabbihî en âtâhullâhul mulk(mulke), iz kâle ibrâhîmu rabbiyellezî yuhyî ve yumîtu, kâle ene uhyî ve umît(umîtu), kâle ibrâhîmu fe innallâhe ye’tî biş şemsi minel maşrıkı fe’ti bihâ minel magribi fe buhitellezî kefer(kefere), vallâhu lâ yehdil kavmez zâlimîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, “Benim Rabbim diriltir, öldürür.” demiş; o da, “Ben de diriltir, öldürürüm” demişti. (Bunun üzerine) İbrahim, “Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir” deyince, kâfir şaşırıp kaldı. Zaten Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 258. ayet)</span><br />
<br />
Bakin bize ayetleri saptiriyor diyenler iyi baksin : Bak bu ayet, su internetteki "kuranmeali" sayfasinda BAKARA Suresi 258. ayet olarak geciyor. Ve bu ayetteki kimse, olsa olsa nemrut olur, ve nemrut o zamanin hükümdari idi, fakat nemrut tanrilik taslayan adam degildi, o sadece hükümranligina ortak kabul etmeyen biriydi, ve fakat Musa nin firavunu tanrilik taslayan adamdi, tanri oldugunu iddia etmeyen birine, niye peygamber, hadi sen onu  yani güneşi, dogudan degilde batidan dogdur desin, öyle bir iddiasi olmayana böyle bir cümle kulanilirmi ki, yani fakat firavun tanrilik iddia eden, ve musa ile kavga eden hükümdar. o zaman bu ayetteki ibrahim kelimesi buraya nerden girdi, ayetmi yanliş ve carpitilmişmi, yoksa benmi carpitiyorum o ayet... musa ile odu bu olay diye? Yoksa Kuran artik asil nüsha halinde durmuyor mu? ve binlerce tefsir var, binlerce meal veren adam var. Bunu elli tane adem tefsir ediyor, meal veriyor, meal de kuran degil mi? yani türkce meal, türkce kuran demek olmuyor mu? mesela ben hukuk mezunu bir avukat  veya doktor isem, almanyaya gelip, orda yaşamaya başlayinca, diplomami almancaya cevirintince, o dimploma degilde, miplomami oluyor ben doktorluk ögrenmedimde moktorlukmu ögrenmiş oluyorum? öyle olunca o zaman türkce Kuran meali de türkce kuran demek olur. peki adam kendi vechine türkce  meala verince onu degiştirmiş olmuyor mu? bunu isteyen yapiyor, türkü almani arabi şarabi pakistanlisi bilmem hindilisi Çinnlisi her dile Çeviren birileri var iken yani Çince kuran meali varmi var, kim Çevirdi bunu, o Çeviren ne anladiysa öyle Çevirdi degilmi,  öylese hani kuranin degiştirilemez korunmuş kuran  yasasida kirilmiş mi? kirlimiş o zman bu ayette oyananma olmuş olabilir degil mi? ve benim bildigim kadari ile ve aklen ve mantiken de bu olay musa ile firavun arsinda geciyor diye biliyorum ben, başka  idda eden, iddasini ispat etsin o zaman.<br />
<br />
Bunun üstüne çalışmalara başlayan firavun, en son, ahir zamanda tekrar dünyaya gelip, ve o Kıyamet alametlerinden olan, güneşin batıdan doğduğu gün artık tövbeler kabul olmaz denilen hadiste geçen:<br />
<br />
########[1]<br />
##########[1]<br />
<br />
    "Onlar, kendilerine meleklerin gelmesini mi, ya da Rabbinin gelmesini mi veya RABBİNİN BAZI İŞARETLERİNİN GELMESİNİ mi bekliyorlar? RABBİNİN İŞARETLERİNDEN BAZILARININ GELECEĞİ GÜN, daha önce iman etmemişse veya imanıyla bir hayır kazanmamışsa hiç kimseye imanı yarar sağlamaz. De ki: 'Bekleyin, biz de şüphesiz beklemekteyiz.' " (Enam, 6/158)<br />
<br />
Büyük İslam alimi Ahmed b. Hanbel yukarıdaki ayette geçen “RABBİ’NİN BAZI İŞARETLERİ” ifadesi hakkında Peygamberimiz (asm)’in “Güneşin batıdan doğuşudur” buyurduğunu rivayet etmektedir. Bu ayetle tüm insanlar, Rabbimiz’in kıyametin yaklaştığını gösteren işaretleri gelmeden önce iman etmeye çağırılmaktadırlar. Peygamber Efendimiz’in bu ayetle ilgili hadislerinden bazıları şu şekildedir:<br />
<br />
    “GÜNEŞ BATIDAN DOĞUNCAYA KADAR KIYAMET KOPMAZ. GÜNEŞ BATIDAN DOĞDUĞU ZAMAN, İNSANLARIN HEPSİ ONU GÖRÜRLER DE TOPTAN HEPSİ İMAN EDERLER."<br />
<br />
    "İşte bu, ‘…Rabb’inin ayetlerinden biri geldiği gün, daha evvelden iman etmiş veya imanından bir hayır kazanmış olmayan hiçbir kimseye (o günkü) imanı asla fayda vermez…’ (En’am, 6/158) olduğu zamandır. Muhakkak ki, kıyamet şüphesiz kopacaktır..." (Sahih-i Buhari, XIV/6426)<br />
<br />
    "GÜNEŞ BATTIĞI YERDEN DOĞMADIKÇA KIYAMET KOPMAYACAKTIR. İnsanlar onu gördükleri zaman yeryüzünde bulunanlar iman ederler." (Sünen-i İbni Mace, IX/4362)<br />
<br />
Büyük İslam müfessirleri de ittifakla bu ayeti yukarıdaki şekilde yorumlamakta, “Güneşin batıdan doğuşu”na işaret olarak tefsir etmektedirler. Kıyamet Suresi’nde geçen,<br />
<br />
    “Güneşle Ay biraraya getirildiği zaman….” (Kıyamet, 75/9)<br />
<br />
ayeti de aynı şekilde “Güneşin batıdan doğuşuna” bir delil olarak tefsir edilmektedir.<br />
<br />
Güneş batıdan doğduğu zaman herkes iman edecek. Ama artık irade ve ihtiyarın bir anlamı kalmadığı için, tövbe kapısı da kapanmış olacaktır. O zaman, daha önce iman etmemiş olan kimselerin, o gün iman etmesi veya ibadete yönelmesi, yapacağı hayır ve hasenatlar kabul edilmeyecek ve hiçbir değer taşımayacaktır.(1) Çünkü artık vakit geçmiş olacaktır.<br />
<br />
Güneşin battığı yerden doğmasıyla ibadet ve imtihan bitecek, irade elden gidecektir. O zamana kadar açık olacak olan tövbe kapısı(2) kapanacak ve artık tövbe etmenin de bir yararı olmayacaktır. Bu konuya işaretle Bediüzzaman, güneş batıdan doğduğu zaman insanda irade ve ihtiyarın kalmayacağını belirterek;<br />
<br />
    “İhtiyar kalmazsa teklif olamaz. Ve bu sır ve hikmet içindir ki, mu’cizeler seyrek ve nâdir verilir. Hem dâr-ı teklifte gözle görünecek olan alâmet-i kıyamet ve eşrât-ı saat (kıyametin şartları), bir kısım müteşabihat-ı Kur’âniye gibi kapalı ve te’villi oluyor. Yalnız, güneşin mağripten çıkması bedahet derecesinde herkesi tasdike mecbur ettiğinden, tevbe kapısı kapanır, daha tevbe ve iman makbul olmaz. Çünkü, Ebu Bekir’ler Ebu Cehil’ler ile tasdikte beraber olurlar.” (Şuâlar, s.884) diyor.<br />
<br />
Hadislerde “Güneşin batıda doğması”, gerçek anlamda ele alınmış ve Ebu Zer (r.a) tarafından rivayet edilen hadiste, Hz. Peygamber (asm) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
    “Güneş battığı bir sırada mescide girdim. Rasülullah (asm.) oturuyordu. Bana:<br />
<br />
    'Ey Ebu Zer, şu güneş nereye gidiyor, biliyor musun? dedi. Ben,<br />
<br />
    ‘Allah ve Rasülü bilir’. dedim. Şöyle buyurdu:<br />
<br />
    ‘Secde yapmak için müsaade almaya gidiyor ve kendisine müsaade ediliyor. Sanki bir gün ona ‘Buradan Doğ!’ denilecek, o da battığı yerden doğacaktır.’ Rasülullah (asm.) daha sonra,<br />
<br />
     ‘Güneş, kendisine tayin edilmiş bir yere doğru akıp gider.’(Yasin, 36:38) ayetini okudu.”(3)<br />
<br />
###########[1]<br />
##############[1]<br />
<br />
O Hadiseyi meydana getirecek olan yine aynı firavun, ve o ölüp ölüp yeniden doğar, yine aynı firavunlugunu yapmaya devam etmekte, ve demiştik İşte, firavunlardan birisi de  denizlerin altına gömülen firavun, denizlerin altından yüze çıkan yol yaptı, denizlerin altından da çıkıp gelebiliyor artık demiştik.  İşte bu Firavun adam bir gün güneşi de batıdan dogdurursa, onun kim olduğunu siz anlayın artık, aynı firavun, aynı karartıcı, tersine çeviren, lafı kıçından anlayan, ahmak, akılsız işte, Deccal, bunların hepsinin manası Deccal da toplanıyor zaten, zihniyetsiz idraksiz. <br />
<br />
"Köleler, Efendisi'ni doğurduğunda" veya bunu Osmanlı'da "cariye Efendisi'ni doğurduğunda" diye almışlar da, onu yaşamışlar. Osmanlı gelini Hürrem Sultan, meşhur Hürrem köle, köle tacirlerinin tutup geldiği köle kadın. ve Selim, Sarı Selim, 3. Selim  mısırı fetheden Yavuz Selim'in torunu Selim galiba, işte köleden doğma padişah, Hürrem kadın, yani câriyenin doğurduğu kadın,  ve Selim padişah olduysa, işte Efendi oldu bey oldu. köle Efendisi'ni türklerin veya osmnlinin efendisini  doğurdumu, Hürrem gibi bir köle Osmanlı'nın padişahını doğurdu. Onlar türkceye veya osmanlicaya cevirirken o hadisi ne demişler: "cariye Efendisi'ni doğurduğunda" diyerekten Almışlar, ve o Hadise öyle inanmışlar, işte bir garip köle, yada cariye, Efendi, Osmanlı padişahi doğurdu. Selim  demek ki böyle cariyeden doğma bir adam demek. Ve Yavuz'un da babası Fatih'in annesi Hüma hatun da yazar Babinger ve lLord Kinross a göre  gayrimüslim bir köle,  ve Öyle olunca Fatih gayrimüslim bir köleden dogma Adam, gelmiş İstanbul'u feth etmiş. o zaman İstanbul'a Türkler değil. gayrimüslim  bir anadan doğma adam  fethetmiş oluyor.  Osmanlıcılık taslayanlar bir baksın bakalım, Fatih'in annesi kim. veya peygamberin hadisi tahakkuk etmiş mi etmiş. Onlar cariye diye inandıkları için, cariyenin çocuğu olmuş, lan cariye Efendisi'ni doğurmuş işte, Osmanlı gibi Devletin başına gecmis, hem de dünyanın başına bir Efendi doğurmuş, Fatih gibi efendi doğurmuş o köle. ve bu Hadis ne zaman tahakkuk etmiş 1453'te  tahakkuk etmiş miş zaten. <br />
Ve bu meseleyi de daha önce anlattığımız meseleye bağlarsak, Maya'nın iyi tutması için, biraz ekşimesi lazım, ekşiyince yani bozulunca Maya daha sağlam olur, O yüzden işte  İsa efendimizin Gelecekten gelip de, annesinin kocası olup, annesinden kendisini doğurtan demiştik, gavur dediklerimiz bile bunu biliyorlar ve filimini yapmislar The Terminator: Arnold Schwarzenegger in filmi.  ve bu mayanın iyi tutması için işte, Fatih meselesi de  ayni yani, bir ecnebi köleden  Fatihi yoğurtmuş  babasi sultan murad han. Allahu Teala bunu mayanın iyi tutması  için yaptirmiski o kâfirler onu bozamazsınlar diye.<br />
<br />
Allah insanı yarattığında da, daha önceleri anlatmıştık, şeytan aleyhillane cennette onu desti gibi yatıyor vaziyette bulunca, ağzından girip içini dolaşıp çıkmış, ve bu Yere göğe sığmaz demiş, Ve üzerine tükürmüş, ve o göbeğine gelmiş demiştik. Cebraili o na gönderen Allahu Teala, o göbeğinden bir parçasını almasını, o tükürük bulaşan yeri almasını emretmiş, ademi temizlemesini emretmiş, ve o parçadan da hurma ile köpeği hakettiğini anlatmıştık. ve hurma ve köpeğin insanın yedek parçası olduğunu anlatmıştık. ve Öyle olunca, işte Allahu Teala insandan bir parça  eksiltmiş ki, bu sayede insan firavunluga kalkmasın diye, tanriliga kalkmasın diye. Allah insani kendi suretinde yaratmış, her şeyini kendisi gibi yaratmış, Ama bir parçasını eksiltkmiş ki, kendisine karşı gelip de, ikinci Tanrı, üçüncü Tanrı olup da, tanrılık iddia etmesin diye bir parçasını azaltmış. Yoksa  Allahlık  taslar firavun gibi, ve o yüzden, hatta biz şeytana dua mı etmemiz lazım, bizden o parçayı almış da firavunlaşmadik  diye, Haşa Haşa Tövbe yarabbi. onun o tükürüğü Sebebine bizden o parça eksilmiş ki, Biz şu anda, Eğer Allah'u Teala karşı gelip de Firavunlaşmiyorsak, bu eksik parçamız yüzünden. <br />
<br />
<br />
 Araplarda kölelik vardı eskiden ve Araplardan kalma bir zihniyet "seyyidina seyyidina demek" yani "Efendimiz Efendimiz" demek. Kim kimin Efendisi, Kim kimin kölesiymiş bu devirde, Peygamber bile olsa, biz kölesi miyiz onun ki, ona Efendim diyeceğiz. ama diyoruz adet olmuş.  peygamber diyor diye konuşmam ben derim ki "Peygamber Efendimiz diyorki" derim. ve ordaki efendimiz demek işte seyydina muhammed demekdir, <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alân nebiyyi, yâ eyyuhâllezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Allah ve Melkleri Peygambere selam gönderiyorlar, Ey iman edenler sizde ona selam gönderin ki, o sizin selamaniza cevap verir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym AHZAB Suresi 56. ayet</span><br />
<br />
ve bu ayete senelerdir salat getirirlrer manasi verildi salat ise namaz demekdir adem ayetinde de o meleklelre emredilende o ona selam verin demekdir bu  bakin kurana mealinde bu ayete verilen manada  şudur:<br />
<br />
"Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin."<br />
<br />
mesela ben Avusturydayim, ve Annem Türkiye de, ve ben telefonla onunla görüşünce, eger benim cocuklarim, o an orada yoksa, ve onunla konuşmadilar ise, o  "cocuklara selam söyle, gözlerinden öp." der. yani bu ayette ki de bu manada, Allah ve melekleri peygambere selam gönderiyorlar ki, sizde ona selam gönderin, ve o ki, sizin selaminizi alir. teslimen yani eslimen, ben selam alirim, selleme, yüsellimu, tesliman, yani "te" ve ikinci tekil, ve teslimen sizin selaminiza, yü sellimu o da selam verir veya cevap verir manasindadir.<br />
<br />
ve salavat da odur "Efendimiz Efendimiz" demektir Allah kainata abdiyet yasası koymuş, abdiyet yasası kulluk yasası. Bir anne çocuğunu doğurduğu zaman, onun kölesi oluyor, ömür boyu kölesi, yeni doğdu emzirecek, hizmetinde hizmetli, altını pisletti, altını temizleyecek, gazı  geldi gazını alacak, az büyüdümü,önüne yemek koyacak, çamaşırını yıkayacak, daha büyüdü göz atacak, aman yanlış yapmasin diye, suya düşmesin, Ateşe düşmesin diye ardından koşturup duracak, ömür boyu, ömür boyu köle, Allah'ın koyduğu bu abdiyet yasası yüzünden. Ve dünyaya Biz annemizin Efendisi olaraktan gelmemiz, zaten cariyenin efendisini doğurması meydana geldi, zaten ilk doğuştan itibaren böyle, Hazreti Adem'den bu yana böyle, Havva annemiz Şit Aleyhisselami  veya Habil ile Kabili doğurduğunda, Annesi onun hizmetçisi oldu. Ana evladının hizmetçisi değil midir, Yani küfür babında demiyorum, aşağılamak babında  da değil. Ama Görünen köy kılavuz istemez, ve  Kürtler Seyid demezler de, Seyda geliyor, Seyda gidiyor derler, seyda demek, ırgatların efendisidir, işçilerin, tarladaki ırgatların, işçilerin Efendisi yani  köy ağası. nereden çıkmış bu salavat meselesi Anladınız mı şimdi. <br />
salavat sonradan icat olmuş bir cümle, Amma ezan Peygamberimizden bu yana bize ulaşmış bir bilgi, ezanın içinde "muhammedunrasulullah" geçmiyor mu, beş vakit müezzin Minareden "Muhammedun Resulullah" deyince ardına Bir de salavat mı getiriyor, onu dinleyen kaç kişi salavat getiriyor, Müslüman devlet Türkiye'de, ya da arablarda beş vakit beş vakit her gün her vakit iki kere minareden herkes duyacak şekilde "Muhammeden Resulullah" diyor, ardına salavat yok, müezzin Yanlış mı, terbiyesizlik mi yaptı orada, yahut dinleyenler salavat okumayinca yanlış mı yaptilar, edepsizlik mi yaptılar. kaç kişi ezandan sonra salavat getiriyor. %10 belki, obilipte getiren senin salavat Hz Muhammed'e . ya Allah dedikten sonra da Celle Celalühü demek lazımmış, ezan 5 kere çağırıyor, yine her vakit 4 kere "Allahu Ekber" "Allahu Ekber" diyor, kaç kişi Celle Celalühü diyor.<br />
ben birzmanlar Flatcast temasi için tema grafigi yapiyordum ve elimde grafik malzmesi vida yoktu ve hazir png vida resimleri buldum ve hemn tema yaptim amma  o kadar cok sevmişim ki her tarafi vida doldrumuşum bunu allaturka foruma ekleyince ordaki grafikelrlerden eleştiri aldim ve bakin şimdi o temaya <br />
<br />
ve bu temaya eleştiri yapan birisi demiş ki<br />
<br />
<div class="codeblock"><div class="title">Kod:</div><div class="body" dir="ltr"><code>keşke o vidaları süs diye o kadar çok fazla kullanmasaydınız temanın özelliği gitmiş vidalı tema olmuş</code></div></div><br />
HAKLIIIII<br />
<br />
ve bu temaya eleştiri yapan ikinci kimse demiş ki<br />
<br />
<div class="codeblock"><div class="title">Kod:</div><div class="body" dir="ltr"><code>benim fikrim nacizane vidalar daha kücük ve az kullanılsaydı görüntü daha net olur yönünde</code></div></div><br />
HAKLIIIII ve fakat<br />
<br />
<br />
yani şu vaazda onlarca Muhammed, Allah, Peygamber ismi geciyor, ve ben vaaz yerine herkeresinde salavat yazsam, vaaz sesli vaazdada vaaz yerine salavat getirsem, hep işde vaazdan cok salavat olur, konunun özü bozulur, ve sonunda vaaz diyarbakir cekirdekli karpuzuna döner, yada bu yukardaki temaya döner vaaz degilmi, vaazin başinda extra salavat getiriyoruz ya, olurda unuturuz diye görmedinmi okumadinmi dinlemedinmi  ve ben Raşidi Tarikatini kurdum ve hergün vaktim ve imkanim oldukca ben bütüüün peygamberlere salavat getiriyorum, birak sadece muhammede getirmeyi<br />
<br />
<br />
yani  cahillere anlatacak Sesim soluğum lafım yok,  ama beni cevap vermeye mecbur ediyorlar yoksa  bu kadar açık Yani. Birileri bizi M. o değil diye iptal etme derdine düşmüş de, o yüzden birilerini de üstüme kışkırtıyor,  mesela budur yani.<br />
 ben o adama cevap veremediğim den, veremeyecek kadar aciz olduğumdan da değil.<br />
<br />
 Ne demiş Mevlana:<br />
<br />
"Bir Lafa bakarım laf mı diye, birde söyleyene bakarım, adamı mı diye."<br />
<br />
Bu söz bizim bir zamanlar forum imzamızdı,  biz O yoldan çoktan geçtik.<br />
<br />
Kiyamet almeti "Kadın, Rabbini doğurunca" veya <br />
<br />
"Cariye Rabbini doğurunca" diye almışlar, Osmanlı yazdığı için, bunu cariye kullanmış, O Hadise Osmanlı'dan birileri mana yazdığı için, cariye Rabbini doğurunca yazmış. Az önce anlatmıştık kadın çocuğu doğurduğu zaman, onun hizmetçisi, yani çocuk onun Efendisi olmuş oluyor, çocuğunun hizmetçisi ve kölesi durumuna düşmüş oluyor, ve ölünceye kadar hemde. İsa Efendimiz, Mehdinin ilk versiyonu ise İsa Efendimiz, Gelecekten gelip, meryem'den kendini doğurtan adam, hem Meryem'in kocası, hem de evladı, yani ne olmuş oluyor, ve İsa efendimize Hiristiyanlar Rabbimiz diye söylerler, Rab derler, O zaman ne olmuş oluyor, 2000 sene önce bu hadis isa Efendimiz de tahakkuk etmiş, ve kadın yani Meryem Rabbi isayi doğurmuş. Rabbini doğurmuş ve Efendisi'ni doğurmuş, Çünkü Rabbi  demek bir manada Ata demek. insan atasınımı doğurtur, atası insanı mı Doğurtur, baban mı seni doğurtur, yoksa Sen babana mı dugurtursun, ama hz isada bu ters duruyor, tersine dönmüş.  mehdi ve İsa içinde maddelenanin sevgilisi, ve karısı Meryem, anası Hz Meryem, ne oldu atasını doğurtan adam,  kocasini doguran kadin, atası kim, anasi meryem, Rabbini doğuran, Rabbini doğuran. düşünün yani bu yoğurmanın son haddesi rabini doguran bakteri, bu yoğurma işlemi, kafirlere karşı yoğurmuş ki kafir mikroplar onu öldürüp soyunu tüketmesin diye isa soyunu meryem soyunu mehdi soyunu cünkü sonda mehdi  olarak gelecek. Nereye kadar gitmiş bu enses bakteri üreme şekli , taaaki Rabbini doğuran kadın, Efendisi'ni doğuran kadın hadisini açalım açalım açalım nereye kadar gidiyor yani ben demiyorum muhammed diyor, "cariye, rabbini dogurmadan kiyamet kopmaz" hadisi, o zaman İsa Efendimiz gelecekte mi yaşadı, geçmişte mi yaşadı, bu olay gelecekte mi oldu, geçmişte mi oldu, 2000 sene önce miydi, yoksa bundan 2000 sene sonra mı, Evet cariye Rabbini doğurdu da tahakkuk etmiş, kadın Rabbini doğurdu da tahakkuk etmiş, köle Efendisi'ni doğurduğu da tahakkuk etmiş ve Kıyamet ramak kalmış.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
 " Onlar (Hasan ile Hüseyin) cennet gençlerinin efendisidir(Seyyidi),benim çiçeklerimdir (iki reyhanim)"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif )</span><br />
<br />
"Güzel, güzelcik" anlamına gelen "Hüseyin" ismini de bizzat dedesi Hz. Muhammed kulağına ezan okuyarak verdi<br />
<br />
Peygamber Efendimiz buyurmuş Hasan ile Hüseyin efendimiz için onlar cennetin seyidleridir yani cennetin efendileridir, diğerleri köleler oluyor eee biz Kaç zamandır Burası cennet diye anlatıyoruz, Ben şu anki cennetteki Seyyidler yani Efendiler yani yöneticiler demek. işte İran'daki İran'ın Cumhurbaşkanı hasan ve yönetici hasanlardan bir Hasan, "Hasan Ruhani" Seyit  yani efendi ve yönetici olan Hasan ve Pakistan'ın başkanı memnun Hüseyin de  Hüseyin Seyit  ve zamanimizdaki yönetici Efendi yani seyyid olan. onlar şu ankiler, daha önce Saddam Hüseyin vardı,o cennet vaktinde yani ahir zamanda da, Hasan da bir yerde varmıştır zaten, bir yerde de Hasan seyyid varmıştır illaki, öyle olunca işte cennetin seyitleri, ve cennet vaktimiz ise, işte Efendisi Cumhurbaşkanı yahut başkanı, yahut yöneticisi,yahut fabrika sahibi yahut,.... ve insanların yeniden doğaraktan, yeniden aynı kanın aynı versiyonları olaraktan dünyaya geldiğini ispat etmiş oluyor. işte firavun da tekrar dünyaya gelir, ve o Musa ile tartıştığı meseleyi yani güneşi batıdan dogdurmayı başaracak, demek ki bir gün. kötüler de kötülük de yine aynı şekilde devam ediyor ve yeniden dogup gelse bile yine kötülük yapmaya devam ediyor. <br />
<br />
Rabbim, ters frekans kullanıp da, bazılarını İsa gibi kestirmeye bile yeltenen bu deccalın şerrinden bizleri korusun ve,  gelecek geçmişede seyahat edip, gelecekte ve geçmişte fitne çıkaran bu Deccal'ın şerrinden, beni askerime muhafaza buyursun. <br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">DipNOTLAR:</span><br />
<br />
[1]Sorularla İslamiyet<br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<span style="color: #009900;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 6 Şubat 2019 Çarşamba<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Köleler Efendisini Doğurmadan Kıyamet Kopmaz </span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 6 Şubat 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَكُلَّ إِنسَانٍ أَلْزَمْنَاهُ طَآئِرَهُ فِي عُنُقِهِ وَنُخْرِجُ لَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ كِتَابًا يَلْقَاهُ مَنشُورًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
Ve kulle insânin elzemnâhu tâirahu fî unukıhî, ve nuhricu lehu yevmel kıyâmeti kitâben yelkâhu menşûrâ<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
Bütün insanların kuşunu unnuguna(Ferc yerine) bağladık . Ve kıyâmet günü ona, onu neşredilmiş kitabı olarak çıkarırız.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym İSRA Suresi 13. ayet</span><br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
Câriyenin efendisini (Rabbini) doğurması veya<br />
<br />
"Köleler Efendisini Doğurmadan Kıyamet Kopmaz"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Müslim, İmân, 1)</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
Biz gelecekte miyiz geçmişte miyiz, İsa Efendimiz gelecekte mi yaşadı, geçmişte mi, Hazreti Adem gelecekte mi,  zamanımızda mı yaşadı, yoksa geçmişte mi? Hazreti Yusuf geçmişte mi yaşadı gelecekte mi yaşayacak, Hazreti Süleyman geçmişte mi? gelecekte mi? ve zamanımızda Deccal aleyhine hayatta, ve fitne Fücur larını yaymakta. Ters frekans ile iyiyi kötüye, acıyı tatlıya, tatlıyı da acıya çeviriyor. sakini sinirli yapıyor, sinirliyi sakin yapıyor, ve buna matematikte tersine çevirme, veya ters frekans, veya Almanca'da kehrwert  deniyor.  ve Deccal bu tarz frekans ile uğraşan kimse, O Sadece bizim vaktimiz de yaşamış olsa, o zaman Hazreti Yusuf'un sözünü tersine çeviren kimdi, Hani Yusuf Aleyhisselam suya baktı, o zaman daha ayna yok, suya bakti suda simasını gördü ve dedi :<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"eee  ben de bayağı güzelmişim be, satılsam İyi para ederim."</span> diye aklından geçirdi diye rivayet ediliyor, ve bunu aklından okuyan deccal, o kadar ki, ters frekans,  Deccal onun vaktinde de yaşamış ki, onun sözünü de tersine çevirip, Yusuf Aleyhisselam'ı kuyuya atıyorlar, ve kuyudan köle tacirleri çıkarıyor, alıp gidip pazarda, köle pazarında 15 kuruşa satıyorlar, yani ucuz bir paraya satıyorlar, Yani onun sözünü ters çevirmiş oluyor, iyi para ederim diyen yusufu, değer etmeyen adam durumuna sokmuş. yine lafı kıçından anlıyor bu Deccal köpeği. Hazreti Musa firavunla tartışırken, ona diyor ki : "Benim rabbim, bu Nil Nehri'ni (mesela) sağdan sola  aktırıyor,  sen Allah oldgunu iddia ediyon madem, öyleyse  hadi sen bunu soldan sağa aktırda görelim." diyor.<br />
Musa yine : "Benim rabbim, yemez, içmez, tuvalet ihtiyacı da yoktur, diyor. Hadi sen Allah isen madem, Yemeden içmeden tuvalete gitmeden Dur bakalım da görelim diyor. bunu anlatmıştık, bunun üstüne firavun, kendini Allah affetmek için, Yemeden içmeden durmaya başlıyor, 6 ay Yemeden içmeden durunca, istidraç meydana geliyor, ve Nil nehrine ters ak deyince, Nil Nehri tersine akıyor. yani büyücülerin yaptığı riyazet boş değil demiştik, ve yine Hint guru larının o kadar zayıf olmaları, ve istidraç yapmaları da boş değil, Çünkü Yemeden içmeden duruyorlar, aynı firavun yöntemini kullanıyorlar, bir kere denenmiş yöntem. Yine Musa dedi ki firavuna :  Benim Rabb'im güneşi doğudan dogduruyor Eğer sen Allah isen hadi onu batıdan dogdurda görelim de öyle inanalım bakalım sana dedi.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِي حَآجَّ إِبْرَاهِيمَ فِي رِبِّهِ أَنْ آتَاهُ اللّهُ الْمُلْكَ إِذْ قَالَ إِبْرَاهِيمُ رَبِّيَ الَّذِي يُحْيِي وَيُمِيتُ قَالَ أَنَا أُحْيِي وَأُمِيتُ قَالَ إِبْرَاهِيمُ فَإِنَّ اللّهَ يَأْتِي بِالشَّمْسِ مِنَ الْمَشْرِقِ فَأْتِ بِهَا مِنَ الْمَغْرِبِ فَبُهِتَ الَّذِي كَفَرَ وَاللّهُ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
E lem tera ilellezî hâcce ibrâhîme fî rabbihî en âtâhullâhul mulk(mulke), iz kâle ibrâhîmu rabbiyellezî yuhyî ve yumîtu, kâle ene uhyî ve umît(umîtu), kâle ibrâhîmu fe innallâhe ye’tî biş şemsi minel maşrıkı fe’ti bihâ minel magribi fe buhitellezî kefer(kefere), vallâhu lâ yehdil kavmez zâlimîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye (şımarıp böbürlenerek) Rabbi hakkında İbrahim ile tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, “Benim Rabbim diriltir, öldürür.” demiş; o da, “Ben de diriltir, öldürürüm” demişti. (Bunun üzerine) İbrahim, “Şüphesiz Allah güneşi doğudan getirir, sen de onu batıdan getir” deyince, kâfir şaşırıp kaldı. Zaten Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 258. ayet)</span><br />
<br />
Bakin bize ayetleri saptiriyor diyenler iyi baksin : Bak bu ayet, su internetteki "kuranmeali" sayfasinda BAKARA Suresi 258. ayet olarak geciyor. Ve bu ayetteki kimse, olsa olsa nemrut olur, ve nemrut o zamanin hükümdari idi, fakat nemrut tanrilik taslayan adam degildi, o sadece hükümranligina ortak kabul etmeyen biriydi, ve fakat Musa nin firavunu tanrilik taslayan adamdi, tanri oldugunu iddia etmeyen birine, niye peygamber, hadi sen onu  yani güneşi, dogudan degilde batidan dogdur desin, öyle bir iddiasi olmayana böyle bir cümle kulanilirmi ki, yani fakat firavun tanrilik iddia eden, ve musa ile kavga eden hükümdar. o zaman bu ayetteki ibrahim kelimesi buraya nerden girdi, ayetmi yanliş ve carpitilmişmi, yoksa benmi carpitiyorum o ayet... musa ile odu bu olay diye? Yoksa Kuran artik asil nüsha halinde durmuyor mu? ve binlerce tefsir var, binlerce meal veren adam var. Bunu elli tane adem tefsir ediyor, meal veriyor, meal de kuran degil mi? yani türkce meal, türkce kuran demek olmuyor mu? mesela ben hukuk mezunu bir avukat  veya doktor isem, almanyaya gelip, orda yaşamaya başlayinca, diplomami almancaya cevirintince, o dimploma degilde, miplomami oluyor ben doktorluk ögrenmedimde moktorlukmu ögrenmiş oluyorum? öyle olunca o zaman türkce Kuran meali de türkce kuran demek olur. peki adam kendi vechine türkce  meala verince onu degiştirmiş olmuyor mu? bunu isteyen yapiyor, türkü almani arabi şarabi pakistanlisi bilmem hindilisi Çinnlisi her dile Çeviren birileri var iken yani Çince kuran meali varmi var, kim Çevirdi bunu, o Çeviren ne anladiysa öyle Çevirdi degilmi,  öylese hani kuranin degiştirilemez korunmuş kuran  yasasida kirilmiş mi? kirlimiş o zman bu ayette oyananma olmuş olabilir degil mi? ve benim bildigim kadari ile ve aklen ve mantiken de bu olay musa ile firavun arsinda geciyor diye biliyorum ben, başka  idda eden, iddasini ispat etsin o zaman.<br />
<br />
Bunun üstüne çalışmalara başlayan firavun, en son, ahir zamanda tekrar dünyaya gelip, ve o Kıyamet alametlerinden olan, güneşin batıdan doğduğu gün artık tövbeler kabul olmaz denilen hadiste geçen:<br />
<br />
########[1]<br />
##########[1]<br />
<br />
    "Onlar, kendilerine meleklerin gelmesini mi, ya da Rabbinin gelmesini mi veya RABBİNİN BAZI İŞARETLERİNİN GELMESİNİ mi bekliyorlar? RABBİNİN İŞARETLERİNDEN BAZILARININ GELECEĞİ GÜN, daha önce iman etmemişse veya imanıyla bir hayır kazanmamışsa hiç kimseye imanı yarar sağlamaz. De ki: 'Bekleyin, biz de şüphesiz beklemekteyiz.' " (Enam, 6/158)<br />
<br />
Büyük İslam alimi Ahmed b. Hanbel yukarıdaki ayette geçen “RABBİ’NİN BAZI İŞARETLERİ” ifadesi hakkında Peygamberimiz (asm)’in “Güneşin batıdan doğuşudur” buyurduğunu rivayet etmektedir. Bu ayetle tüm insanlar, Rabbimiz’in kıyametin yaklaştığını gösteren işaretleri gelmeden önce iman etmeye çağırılmaktadırlar. Peygamber Efendimiz’in bu ayetle ilgili hadislerinden bazıları şu şekildedir:<br />
<br />
    “GÜNEŞ BATIDAN DOĞUNCAYA KADAR KIYAMET KOPMAZ. GÜNEŞ BATIDAN DOĞDUĞU ZAMAN, İNSANLARIN HEPSİ ONU GÖRÜRLER DE TOPTAN HEPSİ İMAN EDERLER."<br />
<br />
    "İşte bu, ‘…Rabb’inin ayetlerinden biri geldiği gün, daha evvelden iman etmiş veya imanından bir hayır kazanmış olmayan hiçbir kimseye (o günkü) imanı asla fayda vermez…’ (En’am, 6/158) olduğu zamandır. Muhakkak ki, kıyamet şüphesiz kopacaktır..." (Sahih-i Buhari, XIV/6426)<br />
<br />
    "GÜNEŞ BATTIĞI YERDEN DOĞMADIKÇA KIYAMET KOPMAYACAKTIR. İnsanlar onu gördükleri zaman yeryüzünde bulunanlar iman ederler." (Sünen-i İbni Mace, IX/4362)<br />
<br />
Büyük İslam müfessirleri de ittifakla bu ayeti yukarıdaki şekilde yorumlamakta, “Güneşin batıdan doğuşu”na işaret olarak tefsir etmektedirler. Kıyamet Suresi’nde geçen,<br />
<br />
    “Güneşle Ay biraraya getirildiği zaman….” (Kıyamet, 75/9)<br />
<br />
ayeti de aynı şekilde “Güneşin batıdan doğuşuna” bir delil olarak tefsir edilmektedir.<br />
<br />
Güneş batıdan doğduğu zaman herkes iman edecek. Ama artık irade ve ihtiyarın bir anlamı kalmadığı için, tövbe kapısı da kapanmış olacaktır. O zaman, daha önce iman etmemiş olan kimselerin, o gün iman etmesi veya ibadete yönelmesi, yapacağı hayır ve hasenatlar kabul edilmeyecek ve hiçbir değer taşımayacaktır.(1) Çünkü artık vakit geçmiş olacaktır.<br />
<br />
Güneşin battığı yerden doğmasıyla ibadet ve imtihan bitecek, irade elden gidecektir. O zamana kadar açık olacak olan tövbe kapısı(2) kapanacak ve artık tövbe etmenin de bir yararı olmayacaktır. Bu konuya işaretle Bediüzzaman, güneş batıdan doğduğu zaman insanda irade ve ihtiyarın kalmayacağını belirterek;<br />
<br />
    “İhtiyar kalmazsa teklif olamaz. Ve bu sır ve hikmet içindir ki, mu’cizeler seyrek ve nâdir verilir. Hem dâr-ı teklifte gözle görünecek olan alâmet-i kıyamet ve eşrât-ı saat (kıyametin şartları), bir kısım müteşabihat-ı Kur’âniye gibi kapalı ve te’villi oluyor. Yalnız, güneşin mağripten çıkması bedahet derecesinde herkesi tasdike mecbur ettiğinden, tevbe kapısı kapanır, daha tevbe ve iman makbul olmaz. Çünkü, Ebu Bekir’ler Ebu Cehil’ler ile tasdikte beraber olurlar.” (Şuâlar, s.884) diyor.<br />
<br />
Hadislerde “Güneşin batıda doğması”, gerçek anlamda ele alınmış ve Ebu Zer (r.a) tarafından rivayet edilen hadiste, Hz. Peygamber (asm) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
    “Güneş battığı bir sırada mescide girdim. Rasülullah (asm.) oturuyordu. Bana:<br />
<br />
    'Ey Ebu Zer, şu güneş nereye gidiyor, biliyor musun? dedi. Ben,<br />
<br />
    ‘Allah ve Rasülü bilir’. dedim. Şöyle buyurdu:<br />
<br />
    ‘Secde yapmak için müsaade almaya gidiyor ve kendisine müsaade ediliyor. Sanki bir gün ona ‘Buradan Doğ!’ denilecek, o da battığı yerden doğacaktır.’ Rasülullah (asm.) daha sonra,<br />
<br />
     ‘Güneş, kendisine tayin edilmiş bir yere doğru akıp gider.’(Yasin, 36:38) ayetini okudu.”(3)<br />
<br />
###########[1]<br />
##############[1]<br />
<br />
O Hadiseyi meydana getirecek olan yine aynı firavun, ve o ölüp ölüp yeniden doğar, yine aynı firavunlugunu yapmaya devam etmekte, ve demiştik İşte, firavunlardan birisi de  denizlerin altına gömülen firavun, denizlerin altından yüze çıkan yol yaptı, denizlerin altından da çıkıp gelebiliyor artık demiştik.  İşte bu Firavun adam bir gün güneşi de batıdan dogdurursa, onun kim olduğunu siz anlayın artık, aynı firavun, aynı karartıcı, tersine çeviren, lafı kıçından anlayan, ahmak, akılsız işte, Deccal, bunların hepsinin manası Deccal da toplanıyor zaten, zihniyetsiz idraksiz. <br />
<br />
"Köleler, Efendisi'ni doğurduğunda" veya bunu Osmanlı'da "cariye Efendisi'ni doğurduğunda" diye almışlar da, onu yaşamışlar. Osmanlı gelini Hürrem Sultan, meşhur Hürrem köle, köle tacirlerinin tutup geldiği köle kadın. ve Selim, Sarı Selim, 3. Selim  mısırı fetheden Yavuz Selim'in torunu Selim galiba, işte köleden doğma padişah, Hürrem kadın, yani câriyenin doğurduğu kadın,  ve Selim padişah olduysa, işte Efendi oldu bey oldu. köle Efendisi'ni türklerin veya osmnlinin efendisini  doğurdumu, Hürrem gibi bir köle Osmanlı'nın padişahını doğurdu. Onlar türkceye veya osmanlicaya cevirirken o hadisi ne demişler: "cariye Efendisi'ni doğurduğunda" diyerekten Almışlar, ve o Hadise öyle inanmışlar, işte bir garip köle, yada cariye, Efendi, Osmanlı padişahi doğurdu. Selim  demek ki böyle cariyeden doğma bir adam demek. Ve Yavuz'un da babası Fatih'in annesi Hüma hatun da yazar Babinger ve lLord Kinross a göre  gayrimüslim bir köle,  ve Öyle olunca Fatih gayrimüslim bir köleden dogma Adam, gelmiş İstanbul'u feth etmiş. o zaman İstanbul'a Türkler değil. gayrimüslim  bir anadan doğma adam  fethetmiş oluyor.  Osmanlıcılık taslayanlar bir baksın bakalım, Fatih'in annesi kim. veya peygamberin hadisi tahakkuk etmiş mi etmiş. Onlar cariye diye inandıkları için, cariyenin çocuğu olmuş, lan cariye Efendisi'ni doğurmuş işte, Osmanlı gibi Devletin başına gecmis, hem de dünyanın başına bir Efendi doğurmuş, Fatih gibi efendi doğurmuş o köle. ve bu Hadis ne zaman tahakkuk etmiş 1453'te  tahakkuk etmiş miş zaten. <br />
Ve bu meseleyi de daha önce anlattığımız meseleye bağlarsak, Maya'nın iyi tutması için, biraz ekşimesi lazım, ekşiyince yani bozulunca Maya daha sağlam olur, O yüzden işte  İsa efendimizin Gelecekten gelip de, annesinin kocası olup, annesinden kendisini doğurtan demiştik, gavur dediklerimiz bile bunu biliyorlar ve filimini yapmislar The Terminator: Arnold Schwarzenegger in filmi.  ve bu mayanın iyi tutması için işte, Fatih meselesi de  ayni yani, bir ecnebi köleden  Fatihi yoğurtmuş  babasi sultan murad han. Allahu Teala bunu mayanın iyi tutması  için yaptirmiski o kâfirler onu bozamazsınlar diye.<br />
<br />
Allah insanı yarattığında da, daha önceleri anlatmıştık, şeytan aleyhillane cennette onu desti gibi yatıyor vaziyette bulunca, ağzından girip içini dolaşıp çıkmış, ve bu Yere göğe sığmaz demiş, Ve üzerine tükürmüş, ve o göbeğine gelmiş demiştik. Cebraili o na gönderen Allahu Teala, o göbeğinden bir parçasını almasını, o tükürük bulaşan yeri almasını emretmiş, ademi temizlemesini emretmiş, ve o parçadan da hurma ile köpeği hakettiğini anlatmıştık. ve hurma ve köpeğin insanın yedek parçası olduğunu anlatmıştık. ve Öyle olunca, işte Allahu Teala insandan bir parça  eksiltmiş ki, bu sayede insan firavunluga kalkmasın diye, tanriliga kalkmasın diye. Allah insani kendi suretinde yaratmış, her şeyini kendisi gibi yaratmış, Ama bir parçasını eksiltkmiş ki, kendisine karşı gelip de, ikinci Tanrı, üçüncü Tanrı olup da, tanrılık iddia etmesin diye bir parçasını azaltmış. Yoksa  Allahlık  taslar firavun gibi, ve o yüzden, hatta biz şeytana dua mı etmemiz lazım, bizden o parçayı almış da firavunlaşmadik  diye, Haşa Haşa Tövbe yarabbi. onun o tükürüğü Sebebine bizden o parça eksilmiş ki, Biz şu anda, Eğer Allah'u Teala karşı gelip de Firavunlaşmiyorsak, bu eksik parçamız yüzünden. <br />
<br />
<br />
 Araplarda kölelik vardı eskiden ve Araplardan kalma bir zihniyet "seyyidina seyyidina demek" yani "Efendimiz Efendimiz" demek. Kim kimin Efendisi, Kim kimin kölesiymiş bu devirde, Peygamber bile olsa, biz kölesi miyiz onun ki, ona Efendim diyeceğiz. ama diyoruz adet olmuş.  peygamber diyor diye konuşmam ben derim ki "Peygamber Efendimiz diyorki" derim. ve ordaki efendimiz demek işte seyydina muhammed demekdir, <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alân nebiyyi, yâ eyyuhâllezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Allah ve Melkleri Peygambere selam gönderiyorlar, Ey iman edenler sizde ona selam gönderin ki, o sizin selamaniza cevap verir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym AHZAB Suresi 56. ayet</span><br />
<br />
ve bu ayete senelerdir salat getirirlrer manasi verildi salat ise namaz demekdir adem ayetinde de o meleklelre emredilende o ona selam verin demekdir bu  bakin kurana mealinde bu ayete verilen manada  şudur:<br />
<br />
"Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin."<br />
<br />
mesela ben Avusturydayim, ve Annem Türkiye de, ve ben telefonla onunla görüşünce, eger benim cocuklarim, o an orada yoksa, ve onunla konuşmadilar ise, o  "cocuklara selam söyle, gözlerinden öp." der. yani bu ayette ki de bu manada, Allah ve melekleri peygambere selam gönderiyorlar ki, sizde ona selam gönderin, ve o ki, sizin selaminizi alir. teslimen yani eslimen, ben selam alirim, selleme, yüsellimu, tesliman, yani "te" ve ikinci tekil, ve teslimen sizin selaminiza, yü sellimu o da selam verir veya cevap verir manasindadir.<br />
<br />
ve salavat da odur "Efendimiz Efendimiz" demektir Allah kainata abdiyet yasası koymuş, abdiyet yasası kulluk yasası. Bir anne çocuğunu doğurduğu zaman, onun kölesi oluyor, ömür boyu kölesi, yeni doğdu emzirecek, hizmetinde hizmetli, altını pisletti, altını temizleyecek, gazı  geldi gazını alacak, az büyüdümü,önüne yemek koyacak, çamaşırını yıkayacak, daha büyüdü göz atacak, aman yanlış yapmasin diye, suya düşmesin, Ateşe düşmesin diye ardından koşturup duracak, ömür boyu, ömür boyu köle, Allah'ın koyduğu bu abdiyet yasası yüzünden. Ve dünyaya Biz annemizin Efendisi olaraktan gelmemiz, zaten cariyenin efendisini doğurması meydana geldi, zaten ilk doğuştan itibaren böyle, Hazreti Adem'den bu yana böyle, Havva annemiz Şit Aleyhisselami  veya Habil ile Kabili doğurduğunda, Annesi onun hizmetçisi oldu. Ana evladının hizmetçisi değil midir, Yani küfür babında demiyorum, aşağılamak babında  da değil. Ama Görünen köy kılavuz istemez, ve  Kürtler Seyid demezler de, Seyda geliyor, Seyda gidiyor derler, seyda demek, ırgatların efendisidir, işçilerin, tarladaki ırgatların, işçilerin Efendisi yani  köy ağası. nereden çıkmış bu salavat meselesi Anladınız mı şimdi. <br />
salavat sonradan icat olmuş bir cümle, Amma ezan Peygamberimizden bu yana bize ulaşmış bir bilgi, ezanın içinde "muhammedunrasulullah" geçmiyor mu, beş vakit müezzin Minareden "Muhammedun Resulullah" deyince ardına Bir de salavat mı getiriyor, onu dinleyen kaç kişi salavat getiriyor, Müslüman devlet Türkiye'de, ya da arablarda beş vakit beş vakit her gün her vakit iki kere minareden herkes duyacak şekilde "Muhammeden Resulullah" diyor, ardına salavat yok, müezzin Yanlış mı, terbiyesizlik mi yaptı orada, yahut dinleyenler salavat okumayinca yanlış mı yaptilar, edepsizlik mi yaptılar. kaç kişi ezandan sonra salavat getiriyor. %10 belki, obilipte getiren senin salavat Hz Muhammed'e . ya Allah dedikten sonra da Celle Celalühü demek lazımmış, ezan 5 kere çağırıyor, yine her vakit 4 kere "Allahu Ekber" "Allahu Ekber" diyor, kaç kişi Celle Celalühü diyor.<br />
ben birzmanlar Flatcast temasi için tema grafigi yapiyordum ve elimde grafik malzmesi vida yoktu ve hazir png vida resimleri buldum ve hemn tema yaptim amma  o kadar cok sevmişim ki her tarafi vida doldrumuşum bunu allaturka foruma ekleyince ordaki grafikelrlerden eleştiri aldim ve bakin şimdi o temaya <br />
<br />
ve bu temaya eleştiri yapan birisi demiş ki<br />
<br />
<div class="codeblock"><div class="title">Kod:</div><div class="body" dir="ltr"><code>keşke o vidaları süs diye o kadar çok fazla kullanmasaydınız temanın özelliği gitmiş vidalı tema olmuş</code></div></div><br />
HAKLIIIII<br />
<br />
ve bu temaya eleştiri yapan ikinci kimse demiş ki<br />
<br />
<div class="codeblock"><div class="title">Kod:</div><div class="body" dir="ltr"><code>benim fikrim nacizane vidalar daha kücük ve az kullanılsaydı görüntü daha net olur yönünde</code></div></div><br />
HAKLIIIII ve fakat<br />
<br />
<br />
yani şu vaazda onlarca Muhammed, Allah, Peygamber ismi geciyor, ve ben vaaz yerine herkeresinde salavat yazsam, vaaz sesli vaazdada vaaz yerine salavat getirsem, hep işde vaazdan cok salavat olur, konunun özü bozulur, ve sonunda vaaz diyarbakir cekirdekli karpuzuna döner, yada bu yukardaki temaya döner vaaz degilmi, vaazin başinda extra salavat getiriyoruz ya, olurda unuturuz diye görmedinmi okumadinmi dinlemedinmi  ve ben Raşidi Tarikatini kurdum ve hergün vaktim ve imkanim oldukca ben bütüüün peygamberlere salavat getiriyorum, birak sadece muhammede getirmeyi<br />
<br />
<br />
yani  cahillere anlatacak Sesim soluğum lafım yok,  ama beni cevap vermeye mecbur ediyorlar yoksa  bu kadar açık Yani. Birileri bizi M. o değil diye iptal etme derdine düşmüş de, o yüzden birilerini de üstüme kışkırtıyor,  mesela budur yani.<br />
 ben o adama cevap veremediğim den, veremeyecek kadar aciz olduğumdan da değil.<br />
<br />
 Ne demiş Mevlana:<br />
<br />
"Bir Lafa bakarım laf mı diye, birde söyleyene bakarım, adamı mı diye."<br />
<br />
Bu söz bizim bir zamanlar forum imzamızdı,  biz O yoldan çoktan geçtik.<br />
<br />
Kiyamet almeti "Kadın, Rabbini doğurunca" veya <br />
<br />
"Cariye Rabbini doğurunca" diye almışlar, Osmanlı yazdığı için, bunu cariye kullanmış, O Hadise Osmanlı'dan birileri mana yazdığı için, cariye Rabbini doğurunca yazmış. Az önce anlatmıştık kadın çocuğu doğurduğu zaman, onun hizmetçisi, yani çocuk onun Efendisi olmuş oluyor, çocuğunun hizmetçisi ve kölesi durumuna düşmüş oluyor, ve ölünceye kadar hemde. İsa Efendimiz, Mehdinin ilk versiyonu ise İsa Efendimiz, Gelecekten gelip, meryem'den kendini doğurtan adam, hem Meryem'in kocası, hem de evladı, yani ne olmuş oluyor, ve İsa efendimize Hiristiyanlar Rabbimiz diye söylerler, Rab derler, O zaman ne olmuş oluyor, 2000 sene önce bu hadis isa Efendimiz de tahakkuk etmiş, ve kadın yani Meryem Rabbi isayi doğurmuş. Rabbini doğurmuş ve Efendisi'ni doğurmuş, Çünkü Rabbi  demek bir manada Ata demek. insan atasınımı doğurtur, atası insanı mı Doğurtur, baban mı seni doğurtur, yoksa Sen babana mı dugurtursun, ama hz isada bu ters duruyor, tersine dönmüş.  mehdi ve İsa içinde maddelenanin sevgilisi, ve karısı Meryem, anası Hz Meryem, ne oldu atasını doğurtan adam,  kocasini doguran kadin, atası kim, anasi meryem, Rabbini doğuran, Rabbini doğuran. düşünün yani bu yoğurmanın son haddesi rabini doguran bakteri, bu yoğurma işlemi, kafirlere karşı yoğurmuş ki kafir mikroplar onu öldürüp soyunu tüketmesin diye isa soyunu meryem soyunu mehdi soyunu cünkü sonda mehdi  olarak gelecek. Nereye kadar gitmiş bu enses bakteri üreme şekli , taaaki Rabbini doğuran kadın, Efendisi'ni doğuran kadın hadisini açalım açalım açalım nereye kadar gidiyor yani ben demiyorum muhammed diyor, "cariye, rabbini dogurmadan kiyamet kopmaz" hadisi, o zaman İsa Efendimiz gelecekte mi yaşadı, geçmişte mi yaşadı, bu olay gelecekte mi oldu, geçmişte mi oldu, 2000 sene önce miydi, yoksa bundan 2000 sene sonra mı, Evet cariye Rabbini doğurdu da tahakkuk etmiş, kadın Rabbini doğurdu da tahakkuk etmiş, köle Efendisi'ni doğurduğu da tahakkuk etmiş ve Kıyamet ramak kalmış.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
 " Onlar (Hasan ile Hüseyin) cennet gençlerinin efendisidir(Seyyidi),benim çiçeklerimdir (iki reyhanim)"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif )</span><br />
<br />
"Güzel, güzelcik" anlamına gelen "Hüseyin" ismini de bizzat dedesi Hz. Muhammed kulağına ezan okuyarak verdi<br />
<br />
Peygamber Efendimiz buyurmuş Hasan ile Hüseyin efendimiz için onlar cennetin seyidleridir yani cennetin efendileridir, diğerleri köleler oluyor eee biz Kaç zamandır Burası cennet diye anlatıyoruz, Ben şu anki cennetteki Seyyidler yani Efendiler yani yöneticiler demek. işte İran'daki İran'ın Cumhurbaşkanı hasan ve yönetici hasanlardan bir Hasan, "Hasan Ruhani" Seyit  yani efendi ve yönetici olan Hasan ve Pakistan'ın başkanı memnun Hüseyin de  Hüseyin Seyit  ve zamanimizdaki yönetici Efendi yani seyyid olan. onlar şu ankiler, daha önce Saddam Hüseyin vardı,o cennet vaktinde yani ahir zamanda da, Hasan da bir yerde varmıştır zaten, bir yerde de Hasan seyyid varmıştır illaki, öyle olunca işte cennetin seyitleri, ve cennet vaktimiz ise, işte Efendisi Cumhurbaşkanı yahut başkanı, yahut yöneticisi,yahut fabrika sahibi yahut,.... ve insanların yeniden doğaraktan, yeniden aynı kanın aynı versiyonları olaraktan dünyaya geldiğini ispat etmiş oluyor. işte firavun da tekrar dünyaya gelir, ve o Musa ile tartıştığı meseleyi yani güneşi batıdan dogdurmayı başaracak, demek ki bir gün. kötüler de kötülük de yine aynı şekilde devam ediyor ve yeniden dogup gelse bile yine kötülük yapmaya devam ediyor. <br />
<br />
Rabbim, ters frekans kullanıp da, bazılarını İsa gibi kestirmeye bile yeltenen bu deccalın şerrinden bizleri korusun ve,  gelecek geçmişede seyahat edip, gelecekte ve geçmişte fitne çıkaran bu Deccal'ın şerrinden, beni askerime muhafaza buyursun. <br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">DipNOTLAR:</span><br />
<br />
[1]Sorularla İslamiyet<br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<span style="color: #009900;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 6 Şubat 2019 Çarşamba<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Amellerde ki derece farkının ahir zamanda tezahürü]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=43102</link>
			<pubDate>Thu, 07 May 2026 22:47:12 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=43102</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Amellerde ki derece farkının ahir zamanda tezahürü</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 19 Şubat 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
مَثَلُ الَّذ۪ينَ يُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ كَمَثَلِ حَبَّةٍ اَنْبَتَتْ سَبْعَ سَنَابِلَ ف۪ي كُلِّ سُنْبُلَةٍ مِائَةُ حَبَّةٍۜ وَاللّٰهُ يُضَاعِفُ لِمَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَل۪يمٌ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Meselüllezıne yünfikune emvalehüm fı sebılillahi ke meseli habbetin embetet seb'a senabihle fı külli sümbületim mietü habbeh vallahü yüdaıfü li mey yeşa vallahü vasiun alım <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Mallarını Allah yolunda infak edenler,harcayanlar, toprağa bir buğday tohumu ekmiş gibi olurlar. O tohum yedi başak bitirir. Her başağında yüz dane olur. Tercihini doğru yapana Allah, kat kat fazlasını verir. Allah’ın imkânları geniştir, O her şeyi bilir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Bakara Suresi 261. ayet</span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Mescid-i Haram'da kılınan bir namaz. Mescid-i Aksâ'da kılınan bin namazdan daha hayırlıdır, Benim mescidimde kılınan bir namaz -Mescid-i Haram hariç- diğerlerinde kılınan yüz namazdan daha faziletlidir, Mescid-i Aksâ'da kılınan bir namaz -Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebi hariç- diğer mescidlerde kılınan bin namaz kadar sevaptır<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , İbn Mâce)</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
Amellerde ki derece farkının ahir zamanda tezahürü.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
Mescid-i Haram'da kılınan bir namaz. diğerlerinde kılınan yüz bin namazdan daha faziletlidir"<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Zebidî, Tecrîdu's-Sarîh, (terc. Kamil Miras) Ankara 1985, IV, 204)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Mescid-i Haram'da kılınan bir namaz. Mescid-i Aksâ'da kılınan bin namazdan daha hayırlıdır" <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Zebîdî, a.g.e., IV, 200)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Benim mescidimde kılınan bir namaz -Mescid-i Haram hariç- diğerlerinde kılınan yüz namazdan daha faziletlidir"<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Zebîdî, a.g.e., IV,199)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Benim mescidimde kılınan bir namaz -Mescid-i Haram hariç- diğer mescidlerde kılınan bin namazdan daha faziletlidir. Mescidi Haram'da kılınan bir namaz da benim mescidimde kılınan yüz namazdan daha faziletlidir"<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Zebîdî, a.g.e., IV, 204)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
Benim mescidimde kılınan bir namaz, Mescid-i Aksa'da kılınan dört (yüz) namazdan daha faziletlidir"<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Zebîdî, a.g.e., IV, 200)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
Mescid-i Aksâ'da kılınan bir namaz -Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebi hariç- diğer mescidlerde kılınan bin namaz kadar sevaptır"<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(İbn Mâce, İkâmetü's-Salât, 196)</span><br />
<br />
<br />
Peygamber Efendimiz (asv), cemaatle namaz kılmayı teşvik ederek, <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Cemaatle kılınan namazın tek başına kılınan namazdan yirmi yedi veya yirmi beş derece daha faziletlidir."<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Buharî, Ezan, 30; Müslim, Mesacid, 42) </span><br />
<br />
Cuma namazı dışında en kuvvetli cemaat, sabah namazının cemaati, sonra yatsı namazının cemaati, sonra ikindi namazının cemaatidir. Allah Resûlü (asv) bir hadislerinde şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"İnsanlar ilk safın sevabını bilselerdi, ön safta durabilmek için kura çekmekten başka yol bulamazlardı. Namazı ilk vaktinde kılmanın sevabını bilselerdi, bunun için yarışırlardı. Yatsı namazı ile sabah namazının faziletini bilselerdi, emekleyerek de olsa bu namazları cemaatle kılmaya gelirlerdi."<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Buharî, ezan, 9,32; Müslim, salat, 129)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Kim yatsı namazını cemaatle kılarsa, gece yarısına kadar namaz kılmış gibi sevab alır. Sabah namazını da cemaatle kılarsa, bütün geceyi namaz kılarak geçirmiş gibi sevap alır."<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Buharî, ezan, 34; Müslim, Mesacid, 260)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Kişinin cemaat ile kıldığı namaz, evinde veya çarşıda kıldığı namazdan yirmi beş derece daha faziletlidir. Bu fazilet şu şekilde gerçekleşir: Biriniz güzelce abdest alır sırf namaz kılmak için camiye gelirse, camiye varıncaya kadar attığı her adım için bir sevap verilir ve bir günahı silinir. Camiye girdiği zaman namaz için beklediği sürece namaz kılıyormuş gibi sevap kazanır. Melekler bu kimseye dua ederler. Kimseye eziyet etmediği ve abdesti bozulmadığı sürece; ‘Allah’ım! Bu kulunu bağışla, ona merhamet et ve tövbesini kabul et’ diye dua ederler.” <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Ebu Dâvûd, Salât, 49, I, 378)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Kişinin bir başka kişi ile birlikte kıldığı namaz, tek başına kıldığı namazdan, iki kişi ile birlikte kıldığı namaz bir kişi ile birlikte kıldığı namazdan daha sevaptır. Cemaat ne kadar çok olursa bu namaz Allah’a o nispette sevimlidir.” <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Ebu Dâvûd, Salât, 47)</span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Bir kimsenin câmide cemaatle kıldığı namaz, işyerinde ve evinde kıldığı namazdan yirmi küsur derece daha sevaptır. Şöyleki bir kişi güzelce abdest alır, sonra başka hiçbir maksatla değil, sadece namaz kılmak üzere câmiye gelirse, câmiye girinceye kadar attığı her adım sebebiyle bir derece yükseltilir ve bir günahı bağışlanır. Câmiye girince de, namaz kılmak için orada durduğu sürece, tıpkı namaz kılıyormuş gibi sevap kazanır. Biriniz namaz kıldığı yerden ayrılmadığı, kimseye eziyet etmediği ve abdestini bozmadığı müddetçe melekler:<br />
<br />
Allahım! Ona merhamet et!<br />
<br />
Allahım! Onu bağışla!<br />
<br />
Allahım! Onun tövbesini kabul et! diye ona dua ederler.” <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Buhârî, Salât 87, Ezân 30, Büyû` 49; Müslim, Tahâret 12, Mesâcid 272. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 48; İbni Mâce, Tahâret 6, Mesâcid 14)</span><br />
<br />
Peki  bu hadisi şerifleri nasıl anlamamız lazım.<br />
<br />
"Abdülaziz Bayındır" Hoca gibi Bazıları bu hadisin sahih  olduğunu inkar etmekteler.<br />
<br />
Peki bizim nasıl anlamamız lazım.<br />
internetten   youtube  videolarından aradığınız da bulabileceğiniz binlerce örnek var, ve DJ eyler mesela falancı charts müzikleri, yahut Bilmem kimin remix müzikleri diye youtubedeki, DJ albümlerindeki, arka plan videos olaraktan sundukları birçok Videoda ben mesela Modern Talking müzikleri remix diye aratip baktığımda <br />
<br />
MODERN TALKING MIX 2018 - Modern Talking Music Hits Playlist (Best Remix Of Popular Songs)<br />
<br />
videosu gibi videolara rastladim<br />
<br />
Bu dünyadaki cennetler ve o makamdakileri temsil eden bir video ki, dünyadaki yüksek dercedeki insanlarin hali, dünyadaki hali mi? yoksa cennetteki dercesi mi acaba? bu alttaki video o gördügüm videonun bir benzeri olan video, sonuna kadar bakmaniza gerek yok, ilk başindaki yeri idrak ettimi tamamdir, mana anlaşilmiş olur.<br />
<br />
<br />
Bir video gördüm, videoda o kadar zengin bir insanı anlatıyor ki, ev var, Ev böyle camekanlar halinde, çok modern, havuzlu, evin bir bölümünün Üst katında, tavanında helikopter bekliyor, en üst katta büyük bir havuz var ve havuzun kenarına geldiğinde, karşıya baktığında, karşıda bir duvar var, duvarda binanın yarısı kadar 1 ekran yukarı çıkıyor, ve bir yandan yüzme keyfi, bir yandanda ekrandan, İstediğin müzik film seyredebiliyorsun, evin içi o kadar modern ki, her şey var, en güzel lüks, sonra evin camlarından baktığın zaman, yukarı katlardan, şehrin güzelliği çıkıyor, akşam baktığın zaman, Işıklar katlar yatlar, evin icinde araba koleksiyonu var, gicir gicir arabalar, ve güzel güzel huri gibi bayanlarla dolu ev, ve baktığın zaman cennet vari şeyler  bunlarin hepsi. Muhammed ashabina miracda gördügü cennetleri anlatirken, nasil ashab, özenip oraya gitmek için ne yapalim ya resulullah diye, ondan oraya kavuşmak için yapilcak ameller ögrenip, imrendiler ise, bizlerde bakınca, insan nasıl imrenmesin böyle bir güzelliğe hayatta. Eğer bu dünyada cennet varsa, işte cennetin katmanlarından bir katman, bu insanın sahip olduğu derece belkide. Ben Ömrüm boyu çalıştım, ve kazandığım para, Belki bir ev almaya, birkaç araba almaya, onları da eskittik, evimin gıda ihtiyacını karşılamaya, elektriğimi suyumu karşılamaya, çoluğumun çocuğumun ihtiyacını karşılamaya ancak yetti. Ve düşünün "Modern Talking" grubundaki bir şarkıcının, bir konserden aldığı paranın miktarı, Benim Ömrüm boyu kazandığım paranın, belki 10 katından fazla derecede para kazanmakta, hemde sadece bir konserden ve de sadece, 4 saat içinde 5 saat içinde. Aman Allah'ım!!! derece farkına bak. Peki bu adam ne amel işlemekde de böyle dereceye erdi bu dünyada peki?  Allah'a hic durmadan tapınimıyor her gün, Secdeden Kalkmıyor mu da, bu bu kadar farklı para kazanıyor. Ben böyle  Taşocağı gibi bir yerde tozun kirin pasin çinde çalışmama rağmen, emek ve güc harcamama, ve dünyaya deger kazandiran bir amel etmeme ragmen, onun kazandığının, 4 saatte kazandığının onda birini bile, Ömrüm boyu kazanamadım. Fark nerede, o adamın, 4 gözü, 10 ayağı, 5 kolu, 11 ağzımı var? benden farkı ne? nereden elde etti, bu derece farkını. Aynı minvalde diğer sanatçıları ve futbolcuları sayalım, Madonna, Jennifer Lopez, Rihanna, Demet Akalın, Ajda Pekkan, Tarkan, Hakan Şükür, Tanju Colak gibi binlerce isim sayabilirim, benim kazandığımın Ömrüm boyu kazandığının 10 katını 20 katını 4 veya 5 saat içinde kazanmış insanları saymakla bitmez. bu adamların fabrikası da yok öyle, fabrika çalıştırıp fallan bi güc sarfedilen yada büyük emeğin karşılığı da degil,  öyle dünyada kayda değer matah bir işte değil yaptıkları işler, yelden selden ameller gibi yani, mesela futbol kimin faydasına, kendisi Spor yapmış oluyor, kendisine fayda, bana ne faydası var, dünyaya ne faydasi var onun yaptığı işten, ama birde benim kazandığımın 10 katını 20 katını alıyor, nereden Nereden bu derece. işte eğer amellerde derece farkı olmasaydı bu farklarda olmazdı. ve Peygamberimiz işte demiş ki, yalnız kılınan namaz, cemaatle kılınan namazdan derece farklı ile düşüktür, yani 27 derece Cemaatle kılınan namaz daha faziletlidir, Öyle olunca ben eskiden camiden çıkmıyordum, işten çıktı mı Cami, hafta sonu sabahlara kadar Cami, ama sonunda cumaya bile gidemez hale geldim. anlattım Geçen hafta bunu, ve düşünün adamın mesleği imamlık olmuş, adam her vaktini cemaat ile kılıyor, evinde kılan bir adam, ahirette, ahiret yurdunda, bu imamın zenginliğine ulaşabilir mi? adam günde beş vakitte, kıldığımız her vakitten 10 derece alsa 50 derece aldı demek olur. Ama İmam beş vakit cemaatle kıldı 5'i 27 ile çarp çarpalım Bakalım burada Hesap makinesinde, 135 derece aldı, Sadece 1 derece verirsek bir vakte  ve buna  her vakti öbürü gibi 10 derece ve sevap verdiğimiz zaman, aynı evde kılanın ki gibi 135 x 10 = 1350 derece aldı, yani imam mesela kazandı 1350 lira, Evde kilan kazandı 50 lira, Evde kılan adam 10 gün kılsa, 500 lira kazanacak, 20 gün kılsa bin lira kazanacak, 27 gün kılsa ancak 1350 lira kazanmış olacak, o zaman imam ahirette, evde namaz kılan adamdan daha zengin bir haldeki insan olaraktan o dünyada  yada cennette yaşayacak, ahiret yurdunda, şu anki Cennet dediğimiz yerde, mesela yaşayan kimselerden zengin olanlar, belli bir zenginlik derecesinde olanlar, Eskiden imamlık yapan, ya da eski hayatında cemaatle namazı terk etmeyen kimseler olabilir, bu bir Tezdir,  Karaoğlan Hoca tezi.<br />
ve yine aynı minvalde derece farkı ile ilgili, Ben mesela Türkiye'de doğmuşum, ve Kabe'yi bana haccetmek, Ömründe bir kere farz olmuş, benim Kabe'de kılacağım namaz sayısı, belki 10 gün, belki 20 gün, hac ettiğim gün miktarınca,  ve yine Mescidi Nebevi de yine kıldığım namaz vakti, sadece 8 gün ve 40 vakit idi,  Öyle olunca En azından Hac edemeyenler den ben zengin olaraktan dünyaya geleceğim ahiret yurdunda demek olur mu ? Ama düşünün Arabistan da, ve Mekke'de dünyaya gelmiş bir insanı, ve o her gün bir de vakit namazlarını Kabe'de kılıyor ise, ve imanlı insan ve Müslüman ise, Eğer bu Hadis hak ise, ve doğru ise,  sahih bir hadisi ise,  Düşünebiliyor musun, bu adamın ahiret yurdundaki zenginliğini, işte vaktimiz de ki bir Modern Talking deki şarkıcı, yahutta Rihanna, o mesela o Melez bir kadın,  yani renk farkı amel farkına derece farkına sebebiyet vermiyor, Melez bir kadında cennetin iyi derecelerine ermiş olabilir, velev ki bu, evvel ömründe, derece farkı olan ameller işlemiş olsun. var mıydı öyle biri ashaptan, var di Bilal Habeşi gibi, Kara Kadının oğlu dediler, Hatta peygamerimiz kizinca onu  affettirmek için ayaklarına kapandı, eşiklige kafasini, koydu, ya bilal kafama basda gec, yoksa allah beni affetmez sana o dedigim lafdan dolayi diyen  Ashabı kiramdan birisi vardi. ve  peygamberimizin dediği gibi, üstünlük ancak takvadadır demiş, İşte Takva Allah'a kurbiyet, yakınlık ve, güzel amel, Salih amel işlemek de gizli. ve Kur'an'da bire 700 veren buğdaydan bahsediyor, Eğer sen tarlaya<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Dünya ahiretin tarlasıdır.” <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Keşfül Hafa, C 1, s. 412)</span><br />
<br />
 Bu Dünya ahiretin tarlası demiş Peygamber Efendimiz, Şimdi ektiğini, gelecekte biçeceksin, Öyle olunca, Eğer sen 1e 700 veren buğday ekersen, dünyadaki tarlaya, ahiret tarlanda zengin kalkacaksın, işte bir Rihanna, bir Jennifer Lopez, Bir Demet Akalın, Bir Ferhat Göçer gibi, bir Hakan Şükür, bir Tanju Tanju Çolak mıydı  gol kralı iki üc saate milyonlari kirarsiniz, ne yaptı kime faydalı bir amel futbol, koştu koştu kendine faydalı, bana faydası ne, ama işte evvel ömründen güzel işler yapmış ki, Allah ahir ömründe böyle bir dereceye erdirmiş, Ben onun derecesine ne yapsam erişemem, şu anki halim ile zaten ömrümün kaçı kaldıysa tepinsem, didinsem onun bir maçtan kazandığını kazanamam. Allah bilir de, Allah ahir ömrümüzde Belki bize Piyangodan para çıkartır da çıtır çıtır yeriz o zaman biz de, Allah'ın verdiğine niye git geri diyelim. Tanju Çolak'ın ki Helal oluyor da bize Piyango'dan çıkan mı haram olacak?<br />
<br />
Bu hadisin ahir zamanda Karaoğlan hoca tarafından yorumu da budur, bu haftanın vaazanın ismi ve konusu budur.<br />
<br />
Adamlar 3 veya 5 saat çalışma ile milyonları götürüyor,  bu adam emekli olsa ne olmasa ne.<br />
 bir işçi, kömür ocağında çalışan bir işçi, emekli Olcagi günleri bekliyor, Onada eremeden Afedersiniz, Allah muhafaza akciğer kanserinden ölüp gidiyor, bu adamınan öbür adamın arasındaki fark nerede? Allahu alem, nedir derece farkı, nedir, Ne Amel etti bu adam evvel ömründe, böyle ki, konunun özüne gelirsek ve, zurnanın zırt dediği yere gelirsek, ve ölümsüzlük keşf olursa, o zaman şu anki emekli olan insanlar, artık emekli olamaz, Eğer yaşlı ise ancak belki, ama genç olan kimseler, Hele bir de gençliğin sırrida cözülürse, artık emeklilik diye bir şey olmaz, Çünkü sana Devlet, yaşadığın müddetçe aylık Verecek parayı, geliri nereden bulacak da, sana hiç durmadan para verecek, O zaman dünyada emeklilik kalkar. iyimi olur, Hayır iyi olmaz, Çünkü insan çalışmaktan yorulur. Allah Kur'an'da<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَاَنْ لَيْسَ لِلْاِنْسَانِ اِلَّا مَا سَعٰىۙ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve-en leyse lil-insâni illâ mâ se’â.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
" insana ancak kazandığı vardır."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Necm Suresi 39. Ayet</span><br />
<br />
buyuruyor, O zaman cennet bile olsa, şu an Cennet vaktinde isek, öyle de olsa, olmasa da, insana ancak kazandığı var, ve çalışmazsa insan, bazıları çalışıp bazıları çalışmazsa gelir nereden olacak, ama insan çalışmaktan da yorulur, ömür boyu diyorduk ömürün 60 sene 70 seneydi, Hadi 100 seneydi, ama ölümsüzlük keşfolursa, bu adam emekli olacağım diye bir günü Hayal edemez Artık, hayat bıkıcı olur o zaman, öyle olunca, işte cennette Huri ve gılmanların hizmetlilerin olmasının sebebi, diğer bizim tezimiz doğruysa, Cennet bu dünyada ise, ve şuan yaşıyorsak cennetin yedinci katmanını, 7. cennette isek Bizler, o zaman işte Huri ve gilmanların keşf olması, ve robotik yardımcıların icat edilmesi, Bu sebeple Elzem, ve bizler onların sayesinde belki emekli olabiliriz, ve çalışmadan kazanç elde edebiliriz, onların sayesinde rahat edebiliriz, huriler ile Zevki sefa sürebiliriz, gılmanlar sayesinde de, tarlalarımız ekilir, ekmeğimiz yapılır, peynirimiz yapılır, etlerimiz kesilir, hayvanlarımız yetiştirilir, azım mı Bize ömür boyu çalışmak mı güzel yoksa böyle robotlar çalışıp robot şeklinde enerjisi keşfe olmuş ve bitmeyen enerji ile bize hizmet eden, bize İsyan etmeyen, böyle görevlilerin, görevleri, robotların keşif olması mı güzel, yoksa Bitmeyen bir ömürde, ömür boyu tatil bile yapamadan Çalış çalış çalış çalış, Bu mu güzel? Demek ki huriler ve gılmanlar cennette lazım olan canlılar, yarı canlı yarı robotik keşifler olacak. bizim tezimiz e göre Huri ve gılmanlar robotlar demek oluyor, ama burada bir Tılsım daha var ki, Eğer insan artık çalışmaz ise, sadece oturursak, bizim halimize bakanlar görecektir ki, belli bir süre çalışmadığımız için, sadece yemek içmek yüzünden, ve Hormonlu gıdalar yüzünden, şişlik, şişmanlık artacaktır. insanlar vaktini sporami ayircak ondan sonra, ama  spor zevkli bir şey değil ki, cennette zevkli şeyler var, spor yorucu, zevkli bir şey değil ki, insan sporla, ömrünün yarısını sporla gecirsin, ondan sonra hoş bir şey değil, Ve işte insan sporda yapmazsa, ya şişmanlar, ya da güçten düşer, artık kasları, sporda yapmazsa, kasları da zayıflar, ve zayıf güçsüz hale düşer. Beyni de çalışmaz, hani çocuklar  niye şimdi kafadan hesap yapamaz hale geldi, hesap makinesi ve bilgisayarlar çıkalı dan bu yana, yaygın hale geleliden bu yana, artık hafıza kuvveti de düşmeye başladı insanlarda, Çünkü çalışmayan bölge, "çalışmayan demir, pas tutar" kuralı gereği, beyin hafıza bölgesini çalıştırmayınca, hafıza bölgesi de küçülmeye başlıyor, ve küçük bir hafıza kartı, 1 usb bellek kadar ancak bir şey alabiliyor, daha fazla almıyor, Ondan sonra, çalışmaya çalışmaya, kendini geliştirmiş  Arnold şıvayzeneger ile benim vücudum aynı mı, o kaslarını çalıştırmış geliştirmiş iri bir adam, Ben de Taşocaginda çalıştığım belli süre, benim vücudumda kaslı ve gelişmiş idi zamanında, Ama şu anda, belli bir süre uzun süre çalışmadığım için, spor yapmaya ihtiyacım var, işte Öyle olunca, Peygamber Efendimiz ile cinler arasinadaki konuşmada ki, Allahu alem  Bedir Savaşı'nda ya da Uhud Savaşı'nda cinlerden bir taife geldi, Peygamberimize dediler ki : ya resulallah Siz çok azsınız, savaşırken Biz de size katılalım ve, sizinle birlikte kafirlere karşı savaşalım dediler, cin ordusu hepsi toplanmışlar, Mümin Cinler , Peygamberimize iman etmiş cinler, ve peygamberimiz dedi ki onlara, siz dedi Çok zaifsiniz, savaşamazsınız, Sizi öldürürler dedi. Hani Latif varlıkla olmuş lar artık. Latif zayıf, Öyle olunca Demek ki 8. cennette insanlar robotlardan yardım alınca. ve Emeklilik durumuna düşünce. yani emeklilik Bir nevi, cennetteki emeklilik, yani çalışmadan yorulmadan, elini uzattı mı alırlar, elini uzattı mı giyerler, el uzattı mı Keyfi Sefa sürerler hikayesi, Cennet hikayeleri, Öyle olunca Artık insanlar  güç sarf etmeyince, Belki o cinler derecesine yükseliriz ve Latif varlıklar halini alacak insanlik, ve yeme içme de artık özelleşirse, Özel gıdalar Demek ki yani, belli bir dereceden sonra gıdalarda değişecek, şu anda yemek içmekten tuzu ya saklıyorlar, şekeri yasakliyorlar, Öyle olunca artık vücutlarda Latif hale gelecek, fazla yeme içme olmayınca, şişmanlama da olmaz ama, diyor ki<br />
<br />
"""""<br />
İslam`ın ilk yıllarında yazıya başlanırken Hz. Muhammed(s.a.v)"Bismike Allahümme"şeklinde yazılmasını emreylemiştir. Her önemli işe başlanırken Besmele çekmenin gerekliliği hakkında Hz. peygamberin(s.a.v) şu anlama gelen bir hadisi şerifi vardır. “Allah`ın adı zikredilmeden  başlanılan her önemli işin sonu verimsiz olur. “Bu nedenle bir işe başlarken besmele çekmek lazımdır. “Üzerlerine Allah'ın adı anılmayanlardan yemeyiniz “emri uyarınca bilerek ve isteyerek besmelesiz boğazlanan hayvan eti haramdır. “Ve bir hikâyede birbiriyle dost olan iki şeytan uzun zaman geçtikten sonra, bir gün ansızın karşılaşmışlar. Birbirlerine şaşkın şaşkın bakarak biri diğerine şu suali sormuş: Arkadaş ben tanıyamadım seni nedir bu halin, çok zayıflamışsın eskiden bu kadar zayıf değildin, bir derdin mi var? demiş. Zayıf şeytan: Hiç sorma arkadaş! Öyle bir derde düştüm ki, bir adamın peşine takıldım. Bu adamdan yakamı bir türlü kurtaramadım. Bu adam her işinde "Besmele çekiyor" yemesinde, içmesinde, yatmasında, kalkmasında hep "Bismilahirahmanirrahim" diyerek “besmele” çekiyor. “Günlerdir açım tam onun sofrasına geliyorum yiyeceğim. Adam "Besmele “çekip yemeğe başlıyor. Ben artık  oradan bir lokma alamadan kalkıyor ve aç kalıyorum. İşte bunun için eridim, bittim, günlerdir açım dedi. Başka birinin peşine de gidemedim bu adamdan ayrılarak. Ya sen nasıl bu kadar şişmanlamışsın? Az kalsın seni tanıyamayacaktım! Bu şişmanlığın sebebi nedir? dedi. Şişman şeytan şu cevabı verdi. Arkadaş! Ben de, senin tam tersine bir adama düştüm ki, herif ne haram diyor ne helal diyor. Öyle bir haramzade ki hak, hukuk nedir bilmiyor. Midesini hep haramla doldurmuş. Ben de bu herifin peşine takıldım. Herif "Besmele ‘nedir bilmiyor. Aklına hiç bir zaman "Besmele “gelmediği gibi, herif "Besmele “nasıl çekilir(okunur)bilmiyor bile! Ben de bol bol adamın yemeklerinden yiyip, rahat rahat göbek şişirmekte ve ense yapmaktayım. Endemik kilise direği gibi oluşu, göbeğimin davul gibi şişişinin sebebi budur. <br />
<br />
""""<br />
<br />
şeytanın bir tanesi, bir eve girer, Besmelesiz yiyip içen Adamın evine giren orada rahat eder yer icer şişmanlar şişmanlar deyip Peygamberimizin hadisi devam ediyor onun evinde Besmelesiz Yedikçe Şeytan da onunla birlikte yer, Şeytan da onunla birlikte giyer ya onunla birlikte yatağa yatar dinlenir, o evde rahat ediyor, demek ki cinlerden de şişman olanlar varmış, şeytanlardan da şişmanlar varmış, Bir Adam da diyor Besmele ile yer Besmeleyle Giyer Besmele ile oturup kalkarsa, o evde o şeytan rahat edemez, ve hatta şikayet eder, Sen niye bu kadar zayıfsın dediklerinde, adam hep Besmele ile yiyip içiyor, Ben burada aç kaldım, fakir kaldım der, diye şikayet eder diyor. Öyle olunca Cin ve şeytanlardan beslenip şişmanlar ve  zayıf olanlar oluyorlarmış, Demek ki ahiret yurdunda ki bu cinlerden de, ve insanlardan da O dereceye ulaşan Latif kimselerden de, şişmanlar ve zayıflar olacak, ama işte onların şişmanlarindan şeytan olanlar  İşte onlar kötü olanlar kötülükle beslenen kimseler, iyi olan kimseler ise zayif olacaklar, Cinler gibi, Mümin Cinler zayıfsiziniz dedi muhammed onlara,  peygamberin hadisini göre zayif olacaklar onlar, yani şişman olmayacaklar, bununla birklite bunlar yine bir tezdir, Hani kesin bir bilgi değildir, Karaoğlan Raşit Hoca'nın tezlerinden bir tezdir, kabul edip etmemek sizin imanınıza ve gönlünüze kalmış, ispat edilmiş, veyahutta antitez koyulmuş değildir. <br />
#############<br />
#################<br />
<br />
<br />
    “Sizi biz yarattık, sonra size şekil verdik. Peşinden de meleklere: 'Haydi, hürmet için secde edin Âdem’e!' dedik. Onların hepsi hemen secde ettiler, yalnız İblis / şeytan dayattı. Secde edenlerden olmadı. Allah buyurdu: 'Söyle bakayım, Sana emrettiğim halde, secde etmene mani nedir?' İblis: 'Ben ondan daha üstünüm; çünkü Sen beni ateşten, onu ise bir çamur parçasından yarattın.'"<br />
<br />
    “Çabuk in oradan!” buyurdu Allah, 'Öyle orada kurulup da büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çabuk çık, çünkü sen alçağın tekisin!'”<br />
<br />
    (Şeytan):“Bana, onların diriltilecekleri kıyamet gününe kadar mühlet verir misin?” dedi.<br />
<br />
    Allah: 'Haydi, sen mühlet verilenlerdensin!' buyurdu.<br />
<br />
    “Öyle ise” dedi, “Sen beni azgınlığa mahkûm ettiğin için, ben de onları gözetlemek üzere Senin doğru yolunun üzerinde pusu kurup oturacağım. Sonra onların gâh önlerinden, gâh arkalarından, gâh sağlarından, gâh sollarından sokulacağım, vesvese verip pusu kuracağım, Sen de onların ekserisini şükreden kullar bulmayacaksın.”<br />
<br />
    Allah şöyle buyurdu: “Alçak ve kovulmuş olarak çık oradan! Onlardan kim sana uyarsa, iyi bilin ki cehennemi sizlerle dolduracağım.” <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(A'raf, 7/12-18)</span><br />
<br />
######<br />
##########<br />
<br />
<br />
Bir Kutsi hadiste Cenabı Allah şöyle buyurdu:<br />
 cenneti de cehennemi de dolduracağım.<br />
<br />
 ayette olabilir Allahu alem bakmam lazım şu anda bilmediğim için hadisi olaraktan lanse ettim.<br />
ve bu Hadis veya ayete yorumumuz, Cennet Tamam da Cehennem niye doldurulacak dediğimiz zaman, ve dünyada kötüler kötülük ile beslenenler olaraktan tarif ediliyor, Çünkü eksi sayılar eksi sayılar ile çoğalır veyahut, minus minus ile çoğalır ,kötüler,kötülerin yanına  geldiği zaman minus olur  ve kötü kötülerle birlikte kuvvet  kazanıp daha kötü olur. iyiler de, iyiler ile birlikte olduğu zaman, iyilikte kuvvet kazanır. ve dünyada Kötü ve Çirkin Varlık ve yaratıklardan, kötü ve hasta edici, zarar verici varlıklari, Mikroplar olaraktan biliyoruz. çok küçük olmalarına rağmen, dev gibi insanı hayvanı devirebilip öldürebilirler, Hatta ölüm de bir mikroptan olabilir, Bir mikrobun tesiriyle olan bir şey olabilir, Öyle olunca, işte mikrop cinsinden bazılarının ölmesine, Elimiz kirlendiğinde, Mikroplar ile doldugunda ve ona sabun verince, sabundaki de mikrop Ama, iyi cins bir mikrop olduğu için, o kötü cins mikropları öldürüp yiyor, ve Cihat, ve Cihat'ın gerekliliği bundan kaynaklı, Eğer İyiler kendini savunmazsa, kötüler onları yok edebilir,  öldürebilir, tüketebilir. ve İyiler her ne kadar Cihad etse savaşsa bile, kötülerden bir tane kalsa, bir tane mikrop, milyonlarca yumurta yumurtluyormuş, saniyede 1000000 ürüyor, 2 saniyede 2 milyon, 3 saniyede Hatta 10 milyona ulaşiyor, Öyle olunca işte kötülük de öldürmekle, cihatla falan tüketilecek bir şey değil , nitekim nuhdan sonra ki kötüler nereden türedide bu kadar cogaldi yine. ama ne yapalım Elimizi yıkamayalım mı, yahut kafirlere karşı kendimizi savunmayalim mı, Ne yapalım? bize düşen, imanımızı korumak, Dinimizi muhafaza etmek, namazımızı kılmak, ırzımızı namusumuzu korumak, vatanımızı korumak, En azından bir bayrak altında, hür şekilde cumamızı kalabileceğimiz, çalışıp kazanabileceğimiz, Çarşı pazarda hür bir şekilde dolaşabildiğimiz, fikirlerimizi konuşup sunabildiğimiz bir vatana ihtiyacımız var, o Vatanı da ancak, kalelerini ve sınırlarını kurduğumuz zaman, o Vatan içinde bulunup yaşayabiliriz. Bunların hepsi, bize Elzem olan lazım olan şeyler. Öyle olunca işte, Eğer kötüler iyi şeylerle ölüyorsa, ve iyilerde kötülerin verdiği zararlar ile ölüyorsa, iyiler iyiler yurduna, kötüler kötüler yurduna  layık olur. bazıları Kur'an'dan bir ayeti ele alıp<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
اَيْنَ مَا تَكُونُوا يُدْرِكْكُمُ الْمَوْتُ وَلَوْ كُنْتُمْ ف۪ي بُرُوجٍ مُشَيَّدَةٍۜ وَاِنْ تُصِبْهُمْ حَسَنَةٌ يَقُولُوا هٰذِه۪ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۚ وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَقُولُوا هٰذِه۪ مِنْ عِنْدِكَۜ قُلْ كُلٌّ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۜ فَمَالِ‌ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ الْقَوْمِ لَا يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ حَد۪يثًا <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Eyne ma tekunu yüdrikümül mevtü ve lev küntüm fı burucim müşeyyedeh ve in tüsıbhüm hasenetüy yekulu hazihı min ındillah ve in tüsıbhüm seyyetüy yekulu hazihı min ındik kul küllüm min ındillah fe mali haülail kavmi la yekadune yefkahune hadısa.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Nerede olursanız olun ölüm size ulaşır; sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile! Kendilerine bir iyilik dokunsa «Bu Allah´tan» derler; başlarına bir kötülük gelince de «Bu senden» derler. «Hepsi Allah´tandır» de. Bu adamlara ne oluyor ki bir türlü laf anlamıyorlar! <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym Nisâ Suresi 78. Ayet)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
مَٓا اَصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ اللّٰهِۘ وَمَٓا اَصَابَكَ مِنْ سَيِّئَةٍ فَمِنْ نَفْسِكَۜ وَاَرْسَلْنَاكَ لِلنَّاسِ رَسُولًاۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ شَه۪يدًا <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ma esabeke min hasenetin fe minellah ve ma esabeke min seyyietin fe min nefsik ve erselnake lin nasi rasula ve kefa billahi şehıda <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Sana gelen iyilik Allah´tandır. Başına gelen kötülük ise nefsindendir. Seni insanlara elçi gönderdik; şahit olarak da Allah yeter. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym Nisâ Suresi 79. Ayet)</span><br />
<br />
<br />
 iyilik Allah'tan kötülük nefsimizden dir ayeti sebebiyle kötü şeyleri insanın nefsini yarattığını iddia edip ve bu şekilde kainata enerjiye yollayan  birileri anlatiyor,  sen dua edip de mesela "hastalık verme" diye dua edersen kainat onu  sanki hastalık ver der gibi oluyormuş, kainat bunu hastalık ver diye alıyormuş diyerekten enerji yayan, ve kendi üstüne hastalığı çekmiş oluyorsun diyerekten lanse eden birileri var.  Peki o zaman, Allah Kuranı Kerim'de "zina etmeyin" yahutta<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَلَا تَقْرَبُوا الزِّنٰٓى اِنَّهُ كَانَ فَاحِشَةًۜ وَسَٓاءَ سَب۪يلًا <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve la takrabüz zina innehu kane fahışeh ve sae sebıla.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, çirkin bir iş ve kötü bir yoldur.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym İsrâ Suresi 32. Ayet</span><br />
<br />
veya ickinin haram oldugu ayet<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالْاَنْصَابُ وَالْاَزْلَامُ رِجْسٌ مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ya eyyühellezıne amenu innemel hamru vel meysiru vel ensabü vel ezlamü ricsüm min ameliş şeytani fectenibuhü lealleküm tüflihun.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Mâide Suresi 90. Ayet</span><br />
<br />
"zina etmeyin" deyince bize arkaplanda "zina edin" mi demiş oldu, yine "içki içmeyin" dediği  zaman Allah bize arkaplanda gizli gizli "işki için" mi demiş oldu? Bunu böyle lanse edip yayan bu kafirden beter münafık köpekler bize böyle bir  enerjiyi yutturmaya kalkıyorlar. Doğru her zaman doğrudur, dürüst her zaman dürüsttür, iyi her zaman iyidir, İyi'nin kötülerin arasında yeri olmaz, kötünün de iyiler arasında yeri olmaz, ve hayır Allah'tan da,  şer şeyler nefsimizden mi,  Hayır vallahi size bunu bir soruyla hemen ispatlarım,  şer şeyler de Allah'ın yarattıkları arasında, ve sorumlusu kim?<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"> "şeytanı kim yarattı?"</span><br />
<br />
diye sorduğum zaman, hepiniz diyeceksiniz ki,  onu da yaratan Allah.  Öyleyse şeytan bütün kötülüklerin anası babası ise, insanlara kötülük fistekliyor ise, ve yaptığın naneleri ise onun fistekleri ile yapıyorsan, o zaman şeytanı da yaratan Allah ise, bütün kötülükler de onun elinden çıkmış oluyor, Allah kötülüğü de zaten, şeytanın eliyle, diliyle, fistekleri ile yaratmış oluyor.  O zaman <br />
<br />
"la mevcuda İlla Hu"  <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Allah'tan gayrı hiçbir şey yoktur</span><br />
<br />
Kuralı geçerlidir, ve gerçektir, ve sahihtir, ve Amentü de geçen,<br />
<br />
<br />
Hayır da şer de Allah'tandır<br />
<br />
“İyilik de kötülük de hepsi Allah'tandır.” <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Nisa, 4/78)</span><br />
<br />
<br />
 kuralı gerçektir ve imanın şartlarındandır. ve Allah iyileri yaratmış iyilerin ödülü olarak da, yaptığı iyiliklerin karşılığı olaraktan cenneti vaad etmiş. ve kötüleri de yaratmış, ve kötülerin de karşılığı olan onlarin cenneti olan ödülü olaraktan ise varacaklari yeri Cehennem olaraktan lanse etmiş, Çünkü kötülüğe ve kötü şeylere, mikroplara iyi şeyler verirsen, Mikroplar ölür, sabunla elini yıkadığını zaman, mikrop ölüyor, Ona kötü şeyler ve mikrop şeyler vermek lazım ki, o da Yaşasın Hayat bulsun, ve pis yerlerde barınır, mikrop  mesela tuvalet gibi, hamam suyu dökülmüş yerler gibi ve  Bilmem mesela yine  ekmek ve katik  ufagi dökülmüş yerlerde Mikroplar yaşayıp,  pis yerlerde barınır Mikroplar değil mi?<br />
<br />
o zaman cehennem onların cenneti, onlar görevini ifa ettikleri zaman, Allahin onlari yartamsindaki hikmeti uygulayip görevlerini güzlece ifa ettiklerinde, cehenneme atılacaklar, Cehennem onlara ödül oluyor, yani ödül, Cehennem onların Cehennemi değil, cünkü ateş ateşe atıldığı zaman Ateş ateşten zarar görmez Ateş ateşle zaten daha kuvvetli ateş olur<br />
<br />
"Har, hara atildigindan harira olur."<br />
<br />
 kötü kötü ile birleştiği zaman, daha  kuvvetli kötü olur değil mi? iyilerde, iyilerin yurdu cennette, iyilerle birlikte olduğu zaman, iyi şeyler yaparlar, iyi şeyler ederler, Öyleyse iyilerin ödülü Cennet, kötülerin de ödülü Cehennem, Cehennem onlara azap yeri değil, Çünkü Mikroplari cennete atarsak, cennette yahutta örnegin mikrobu sabun içine gömelim, yaşar mı? yaşamaz ölür, sabunun içindeki iyi mikroplar onlari hemen bogar öldürürler. Öyle olunca onun yaptığı amelinin karşılığı, oda bir görevli değil mi, ölüm mikrobu mesela, ölüm mikrobu insanları öldürmeseydi bu dünyaya nasıl sigacaktık, görevini ifa etmiş, ve ödül olaraktan, onun da mikrop ise, bu mikrop cehenneme atılması lazım ki, kötüler yurdunda o da orada sefasını sürsün değil mi. o zaman cehennem Kötülere azap Yurdu değil, Kur'an'da her ne kadar öyle laf edilse de, şu anki Benim aklım ve Tefekkürüm ile, Anladığım kadarıyla, Mikroplar Mikroplar yurdunda zevk ve Sefa sürüp Hayat bulurlar, yoksa cennete koyarsak artık mikroplar orada cennette yaşayamazlar, cennetlikleri de cehenneme atarsak,  onlarda orada rahat ve huzur bulamazlar. o zaman iyiler iyiler yurdunda, kötüler kötüler yanında, gece gece de, gündüz gündüz de, kış kış da, yaz yaz da güzel, dualite ve ying Yang.<br />
<br />
<br />
Ve bu demek değildir kötüler kötülükte devam etsin, Çünkü cehennemde onlara cennetmiş manasında değil, kötülerin cehennemi Neresi? o zaman işte sabunun üstüne yada icine düştüklerinde, sabun onlara Cehennem olduğu gibi, Allah iyilerle kötüleri tesviye edip düzeltmek de, kötüler ile de iyileri tesviye edip düzeltmekte, acı ile Tatlı yi, tatlı ile acıyı, soğuk ile sıcak, sıcak ile soğuk, ve beyaz ile siyahı, siyah ile beyazi dogrultup düzeltip tesviye edip ayar vermekde, ve dualite, erkek ile kadını, kadın ile erkeği, merhamet ile acımasızlığı yani Bunu say sayabildiğiniz kadar sayabilirsiniz, böyle olunca, yani iyilik kötülüğün Cehennemi, kötülük da iyiliğin Cehennemi, mikropların Cehennemi işte sabun gibi iyi bakteriler, yani C vitamini gibi bakteri cinsinden söylediğimiz zaman, C vitamini gibi soğuk algınlığından mütevellit bütün mikroplara Savaş açan cihadci bakteriler Mesela, yani onlarda günahta aşırı gitmesinler diye. Allah onları da başka bir şey ile tesviye edip düzeltmek de, aşırı gitmelerin önüne geçmekte. Öyle olunca Cehennem onlara ödül kötüler Yurdu kat onların cenneti farklı cehenneme farklı bizim İyiler için biz dersek yani İyiler Müslümanlar ve Müminler dersek bizim için Cennet açıklaması da farklı şey dualite yani Allah boşuna ezvac halinde yaratmamış.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Allah, Adem’i kendi suretinde yarattı.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhari, İstizan 1; Müslim, Bir 115)</span><br />
<br />
Öyle olunca Geçen hafta anlatmıştık, herşeysi Allah gibi ama, bir parçasını eksiltmiş ki, Tanrıliga kalkmasın diye,  tarif etmiştik. Ve  insan yaratıklar arasında en güçlü,  istediğini öldürüyor, istediğini Hayat veriyor, demiri bile işleyip istediği hale sokabiliyor, en merhametli yine insanlardan birisi, en zalim yine insanlardan birisi, en kötü yine birisi, en iyi diye bildiğimiz yine birisi, öyle olunca, işte İnsanoğlu Allahu Teala'nın sıfatlarının tecelli ettiği, dünyadaki Allahu Teala'nın sıfatlarının tecelli ettiği makam mevki ve yer olmuş oluyor.<br />
<br />
Diyeceksiniz ki, insan da Allah'ın sıfatlarından yaratma sıfatı yok, Peki buna ne diyeceksin derseniz, işte Kuranı Kerim'de bir örnek var, diyor ki<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَرَسُولًا اِلٰى بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ اَنّ۪ي قَدْ جِئْتُكُمْ بِاٰيَةٍ مِنْ رَبِّكُمْۙ اَنّ۪ٓي اَخْلُقُ لَكُمْ مِنَ الطّ۪ينِ كَهَيْـَٔةِ الطَّيْرِ فَاَنْفُخُ ف۪يهِ فَيَكُونُ طَيْرًا بِاِذْنِ اللّٰهِۚ وَاُبْرِئُ الْاَكْمَهَ وَالْاَبْرَصَ وَاُحْيِ الْمَوْتٰى بِاِذْنِ اللّٰهِۚ وَاُنَبِّئُكُمْ بِمَا تَأْكُلُونَ وَمَا تَدَّخِرُونَۙ ف۪ي بُيُوتِكُمْۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَۚ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve rasulen illa benı israıle ennı kad ci'tüküm bi ayetim mir rabbiküm ennı ahlüku leküm minet tıyni ke hey'etit tayri fe enfühu fıhi fe yekunü tayram bi iznillah* ve übriül ekmehe vel ebrasa ve uhyil mevta bi iznillah* ve ünebbiüküm bi ma te'külune ve ma teddehırune fı büyutikum* innefı zalike le ayetel leküm in küntüm mü'minın.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
O, İsrailoğullarına bir elçi olacak ( ve onlara şöyle diyecek ) Size Rabbinizden bir mucize getirdim: Size çamurdan bir kuş sureti yapar, ona üflerim ve Allah'ın izni ile o kuş oluverir. Yine Allah'ın izni ile körü ve alacalıyı iyileştirir, ölüleri diriltirim. Ayrıca evlerinizde ne yeyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer inanan kimseler iseniz, bunda sizin için bir ibret vardır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Âl-i İmrân Suresi 49. Ayet</span><br />
<br />
İsa yerden bir çamur aldı ve ona kuş suretini verdi ve üfledi ve o kuş oldu uçtu diye tarif ediyor ayeti kerimede, Öyle olunca işte isa nın  soyu  o Anonakiler, Yani Enok, Nuh Aleyhisselam'ın babası  enonakillerin Kralı padişahı, ya da başı, peygamberi, yani o kim? yani Tanrı Enok diye geçiyor, yani ENO  dan bahsetmiştik, işte o yeryüzünde altın çıkarmak için Neburu gezegeninden geldiklerini, ve dünyadaki altıni çıkaracak işçiye ihtiyaçları olduğunu, dünyada da maymunların olduğunu, fakat maymunların bu işi yapabilecek akılda olmadıklarını fark edince, insanın suretinde bir şeyleri, kilden yapmalarını, enok yani, Tanrı enok, anunnakilerin başı emrediyor, akıllı olanı yani. çamurdan bir yaratık meydana Getiriyorlar ve onun ismini adam koyuyorlar, yani Adem, ve o kul ve köle yani,  Abduhu Ve Resuluhu deki  abd kelimesi  kelimesi yani köle  hizmetli, ve eğer işte isa nın nerede olduğu anlaşılırsa, gelecekte mi geçmişte mi, isa gelecek de mi yaşadı, yoksa geçmişte mi yaşadı, ve eğer isa çamurdan kuş yapmanın keşfedildiği bir yerde yaşadıysa, anunnakiler de kilden veya toprakdan ademi yaptiklari yer ayni, ve ayni grup tanrilar, Gelecekte bir yerde, ve anunnakiler ilk insanı yaratanlar, yani  Neburu  gezegeninden gelenler işte onlar çamurdan bir şey yaratmasının sırırına ermiş kimseler, isada çamurdan kuş yapan adam, Öyle olunca ve isa nebruli kimselerden oluyor, Çamurdan yaratabilen, bir insan, hem insan hem Tanrı, Hani Burada küfüre giriorsun demeyin ve tanrılık Atfetmiyoruz, ama Hristiyanların ona Rab demeleri de boş değil, yani Haşa Allah'tan başka Allah mı var aşağıdaki yeryüzündeki halife Allah, onu iddia etmiyoruz, ama Allah'ın o kadar gezegeni yıldızları boşmu zannedersiniz, yani Öyle olunca, işte isa nın sırrını eren, yaratma kuvveti sırrını da erimiş olur, Allahü Teala o ismini de birilerine tecelli ettiriyor şu anda. bunu Kuranı Kerim'de anlatıyor, Allah'tan başka yaratan mı var Dediğiniz zaman, aç Kuranı Kerimi isanın kuş yarattığını, Allah Kendisi anlatıyor, kendi dilinden kendi kelamından, Ben demiyorum, ve anunnakiler hikayesi de yalan olmuyor o zaman, peki Onları kim yarattı dediğimiz zaman, hak yaratana doğru gidiyoruz, hepsini yaratana doğru gidiyoruz, Onları kim yarattı, onları yaratanı kim yarattı, hepsinin üstünde bir yaratan Tabii ki var, ama insan işte yarı Tanrı varlıklar tarafından, yani Tanrı'dan kasıt burada bir üstün yaratık grubu ama her şeyi yaratan Allah'tır, Allah kastetmiyoruz, Allah demiyoruz, bak Tanrı diyoruz, Tanrı yani, Tanrı işte bir üstün varlık grubu, Neburu gezegeninden gelen enoklar  Bizimkilerden üstünmüş, topraktan bir şey halk edebilecek derecedeler, isa nın çamurdan kuş yapması, yarasayı isa nın yarattığı ayetler de mevcut. benim sözüm falan değil, yani beni kafir ilan ilan etmeye falan kalkmayın, İsa'ya kuş yarattı derken, Allah ne demiş oluyor. Ben o sözün Kuranı Kerim'den bir ayetin oldugunu söylediğim zaman, kafirmi oluyorum, Kuranı Kerimden bir ayeti ibraz edip açıklamasını anlattığım zaman, iman etmiş mi oluyorum inkarci kafirmi oluyorum,  İsa mehdi'den, mehdi isa dan oldu muydu, ve isa Neburu lu oldu muydu,  dıştan gelen gen,  gen o, veye en o,  x geni, dıştan gelip dahil olan gen demiştik İsa için, n üstü x demek bu demektir, dıştan gelip dahil olan gen, x gen, ve gen teknolojisinin ilerlediği nokta, isa gibi çocuklar. <br />
<br />
ve bu konulardan bu haftanın son konusuna  geçersek :<br />
Herkesin cenneti ve Cehennemi farklı olduğu gibi, herkesin kıyameti de farklıdır, nereden çıktın yola derseniz, Nasrettin Hoca bu konuda veciz bir söz söylemiş, hanım öldüğü zaman kücük Kıyamet, ben ölünce büyük kıyamet kopar demiş, Öyle olunca benim ninemin de bir sözü var idi, eskiden doğan çocuklar, sudan ölecek, elinde su ile gelirmiş, bıçak ile ölecek elinde bıçak ile, ateş ile ölecek, elinde Ateş ile gelirmiş diye bir rivayet söyledi bana, Ama kaynağı nedir, ve manası nedir, Nasıl bir halde tecelli etmek deydi Ben bilmiyorum, ama böyle bir rivayet ninemin agzından, Fatma ninemin Ağzından duydum, Hazreti Fatma'dan rivayet, Fatma da kimden almış olabilir, Tabii ki babası Muhammed'den, peki bunun gerçek tezahürü nedir dediğimiz zaman, işte insanların bugün astrolojide Yıldızlara bakildiğında, yani doğum gün ay ve saatine bakildiğında, bir astrolojik haritası var, yani dogan kimsenin yıldızının, kâinattaki durduğu yer, ve etrafındaki yıldızlar, ve yıldız kümeleri, ve kainatın ona duruşu, doğunun batının ona göre duruşu, iyilerle kötülerin ona göre duruşu, dost ve düşmanları hepsi yildız ve gezegenlerin açıklaması ile bir astrolojik harita yi temsil ediyor, ve bunu Peygamber Efendimizin Hz.Muhammed ( S.A.V.) 'in Hilye-i Şerifleri, İşte o peygamberimizin suretini anlatan, hat yazıları vardır, Peygamberimizin sureti var o yazida diyorlar, halbuki sureti değil, işte demiştik ona Peygamberimizin doğduğunda ki astrolojik haritasını anlatıyor demiştik, Hz.Muhammed ( S.A.V.) 'in Hilye-i Şeriflerinde ve diyorlarki o yazida  Peygamberimiz'in yüzü çıkıyormuş, Hayır alakası yok, Sadece Peygamberimizin Yıldız haritasını temsil ediyor, kiminle nerede durduğunu temsil ediyor demiştik, anlatmıştık bunu, Tariqati-Rashidi  sayfalarımizda da bunu vaazlarımızda da mevcut, ilgilenenler orayi açıp okuyabilirler<br />
<br />
ve orada işte herkesin bir doğum günü ve ayı olduğuna göre, doğum günü ve ayları da bir astrolojik sistemi ve haritayı anlattığına göre, o zaman Herkesin bir burcu var. burçları yaratan Allah, yıldızları yaratan Allah, astrolojide bir ilimdir, büyü için kullananlar  hariç, burçları Yalanlayamayiz, Öyle olunca herkesin kıyameti farklı meselesi de, işte Mesela Satürn gezegenin etrafında Kaya parçaları süratli şekilde dönüyorlar, ve o  basenin oluşturuyor , Satürn'ün basenini oluşturuyor, ve basenli insanlar hani şu ütülmüş Kakılmış daki Çingen kadın rolünü oynayan Yasemin, o Çingen kadın rolünde oynuyordu, Komiserim Bilmem nem diyerekten oynadığı oyundaki, basenleri satürn gibi kadın diyorlar ya, Yani kalçası geniş kadınlar işte satürıün burçlu kimseler satürn burçlu kimselerin ve satürnün etrafindaki o basen ve halka kayalar bulut halinde şakur şukur catur cutur dönüyorlar ve yarisni gezegen capriyor yarisi dişardan carpmak için bekliyorve ve bu kuradna işte LUT kavminin helaki için <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
اِنَّٓا اَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا اِلَّٓا اٰلَ لُوطٍۜ نَجَّيْنَاهُمْ بِسَحَرٍۙ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnna erselna aleyhim hasıben illa ale lutnecceynahum bi sehar <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgâr (bulut) gönderdik. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Kamer Suresi 34. Ayet</span><br />
<br />
neptün gezegeni ve suyun ve gezegenin  dondugu yer ve bu konudaki hud kavmi icinde yine kuranda<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
فَاَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ ر۪يحًا صَرْصَرًا ف۪ٓي اَيَّامٍ نَحِسَاتٍ لِنُذ۪يقَهُمْ عَذَابَ الْخِزْيِ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۜ وَلَعَذَابُ الْاٰخِرَةِ اَخْزٰى وَهُمْ لَا يُنْصَرُونَ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Fe erselna aleyhim rıhan sarsaran fı eyyamin nehısatil li nüzıkahüm azabel hızyi fil hayatid dünya ve leazabül ahırati ahza ve hüm la yünsarun <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Bundan dolayı biz de onlara dünya hayatında zillet azâbını tattırmak için o uğursuz günlerde soğuk bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azabı elbette daha çok rüsvay edicidir. Onlara yardım da edilmez. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Fussilet Suresi 16. Ayet</span><br />
<br />
ve kıyametleri rüzgar ve hava ile kopuyor hava ile Rüzgar, ve hava ile  veya havasızlık ile. yani bir fırtına ile dünyada Kıyametler kopacak kimseler, bak Kıyametler kopmuştu, kopmuş zaten, zamanında kopmuş satürünün kıyameti kopmuş,  orada taşli fırtına hala duruyor orada. hala kıyametler kopup duruyor. yine neptün ve Nuh bebekleri ve suyun kapladığı gezegen su ve buz halini almış bir de su, suyun buz halini aldığı yani Bir de donuş yani yıldızı neptündayken Doğanlar galiba Yay burcunu temsil ediyor, yay burcunun ölüm şekli su burcu insanlar balık burcu insanlığa yani denizdeki balık su ve susuzlukla imtihan olur, su ve susuzluk imtihan olur afrikada susuzluktan ölen binlercesi var, Yani bunlar neyi temsil ediyor İşte onların kıyameti susuzluktan gidiyor, suyu olmayan köyler, kentler, yani susuzluk ile imtihan olanlar, kıyameti susuzluk ile kopmak . yani Dedik ve ahiret ve şu anki Dünya ahiretin yeni yeri şu anki dünyamız, ve kıyametiniz meselesinde Bu bir tez dir Raşit Hoca'nın tezi dir. Raşit Hoca'nın tezi dir, ispatlanmış değil, antitez koyulmuşda degildir henüz. yine mesela onu öyle dedik de mesela pluto en uzak gezegen, seyahat yani çok uzak gittiği zaman memleketine geri dönemeyenler, seyahate gidiptde, bilmem  bayrama gidiyorduk  derken yolda kiyametler kopanlar, Yolda gidenler.  uzaklık ile uzaklıkla gurbette ölenler, uzaklık güneşten uzak kaldığı için uzaklık ile imtihan olanlarin kıyameti uzaklık ile kopanlar. Çünkü pluto az daha gitse güneşimizden kopup gidecek, zaten Kopup giden parçaları var Zaten onun  ve bu şekilde diğer yıldız ve gezegenler ile ve burçlarida  artık siz yorun bu yöntem ile, ben bu kadar yordum, Ben size sadece kapıyı açtım, yolu gösterdim, o kapıdan geçip gidip, artık bu konunun daha ileri noktalarını tespit edecek sizlersiniz zaten. Öyle olunca herkesin kıyameti farklı ve herkes doğarken Eskiden elinde geliyormuş da, şu anda astroloji ve yıldız bilimi bilindiği için, şu anda kimsenin doğduğunda astrolojik haritası Neyse zaten bunu gösteriyor, Zaten doğum ayı ve gününe göre neden gelmiş ne zaman ne ile gideceği belli zaten. bu Bir tezdir yine ispatlanmış değildir. Ben bu konuda hiç bir araştırma yapmadım,  Kimseyle Karşilaştırmadım, araştırmadım Ben bunu sadece keşfen bildim, size anlatıyorum, bu Bir tez dir ispatı için araştırma ister, gayret ister. antitezi de yine aynı şekilde araştırma ister.<br />
<br />
<br />
Rabbim, inananlara ve Mehdi ve cemaatine, Hakkı hak bilip hak ile amel etmeyi, batılı da batıl bilip, batıldan kaçmayı, ondan uzak durmayı nasip eylesin <br />
<br />
El Fatiha. <br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<span style="color: #009900;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 19 Şubat 2019 Salı<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Amellerde ki derece farkının ahir zamanda tezahürü</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 19 Şubat 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
مَثَلُ الَّذ۪ينَ يُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ كَمَثَلِ حَبَّةٍ اَنْبَتَتْ سَبْعَ سَنَابِلَ ف۪ي كُلِّ سُنْبُلَةٍ مِائَةُ حَبَّةٍۜ وَاللّٰهُ يُضَاعِفُ لِمَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَل۪يمٌ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Meselüllezıne yünfikune emvalehüm fı sebılillahi ke meseli habbetin embetet seb'a senabihle fı külli sümbületim mietü habbeh vallahü yüdaıfü li mey yeşa vallahü vasiun alım <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Mallarını Allah yolunda infak edenler,harcayanlar, toprağa bir buğday tohumu ekmiş gibi olurlar. O tohum yedi başak bitirir. Her başağında yüz dane olur. Tercihini doğru yapana Allah, kat kat fazlasını verir. Allah’ın imkânları geniştir, O her şeyi bilir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Bakara Suresi 261. ayet</span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Mescid-i Haram'da kılınan bir namaz. Mescid-i Aksâ'da kılınan bin namazdan daha hayırlıdır, Benim mescidimde kılınan bir namaz -Mescid-i Haram hariç- diğerlerinde kılınan yüz namazdan daha faziletlidir, Mescid-i Aksâ'da kılınan bir namaz -Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebi hariç- diğer mescidlerde kılınan bin namaz kadar sevaptır<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , İbn Mâce)</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
Amellerde ki derece farkının ahir zamanda tezahürü.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
Mescid-i Haram'da kılınan bir namaz. diğerlerinde kılınan yüz bin namazdan daha faziletlidir"<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Zebidî, Tecrîdu's-Sarîh, (terc. Kamil Miras) Ankara 1985, IV, 204)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Mescid-i Haram'da kılınan bir namaz. Mescid-i Aksâ'da kılınan bin namazdan daha hayırlıdır" <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Zebîdî, a.g.e., IV, 200)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Benim mescidimde kılınan bir namaz -Mescid-i Haram hariç- diğerlerinde kılınan yüz namazdan daha faziletlidir"<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Zebîdî, a.g.e., IV,199)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Benim mescidimde kılınan bir namaz -Mescid-i Haram hariç- diğer mescidlerde kılınan bin namazdan daha faziletlidir. Mescidi Haram'da kılınan bir namaz da benim mescidimde kılınan yüz namazdan daha faziletlidir"<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Zebîdî, a.g.e., IV, 204)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
Benim mescidimde kılınan bir namaz, Mescid-i Aksa'da kılınan dört (yüz) namazdan daha faziletlidir"<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Zebîdî, a.g.e., IV, 200)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
Mescid-i Aksâ'da kılınan bir namaz -Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebi hariç- diğer mescidlerde kılınan bin namaz kadar sevaptır"<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(İbn Mâce, İkâmetü's-Salât, 196)</span><br />
<br />
<br />
Peygamber Efendimiz (asv), cemaatle namaz kılmayı teşvik ederek, <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Cemaatle kılınan namazın tek başına kılınan namazdan yirmi yedi veya yirmi beş derece daha faziletlidir."<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Buharî, Ezan, 30; Müslim, Mesacid, 42) </span><br />
<br />
Cuma namazı dışında en kuvvetli cemaat, sabah namazının cemaati, sonra yatsı namazının cemaati, sonra ikindi namazının cemaatidir. Allah Resûlü (asv) bir hadislerinde şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"İnsanlar ilk safın sevabını bilselerdi, ön safta durabilmek için kura çekmekten başka yol bulamazlardı. Namazı ilk vaktinde kılmanın sevabını bilselerdi, bunun için yarışırlardı. Yatsı namazı ile sabah namazının faziletini bilselerdi, emekleyerek de olsa bu namazları cemaatle kılmaya gelirlerdi."<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Buharî, ezan, 9,32; Müslim, salat, 129)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Kim yatsı namazını cemaatle kılarsa, gece yarısına kadar namaz kılmış gibi sevab alır. Sabah namazını da cemaatle kılarsa, bütün geceyi namaz kılarak geçirmiş gibi sevap alır."<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Buharî, ezan, 34; Müslim, Mesacid, 260)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Kişinin cemaat ile kıldığı namaz, evinde veya çarşıda kıldığı namazdan yirmi beş derece daha faziletlidir. Bu fazilet şu şekilde gerçekleşir: Biriniz güzelce abdest alır sırf namaz kılmak için camiye gelirse, camiye varıncaya kadar attığı her adım için bir sevap verilir ve bir günahı silinir. Camiye girdiği zaman namaz için beklediği sürece namaz kılıyormuş gibi sevap kazanır. Melekler bu kimseye dua ederler. Kimseye eziyet etmediği ve abdesti bozulmadığı sürece; ‘Allah’ım! Bu kulunu bağışla, ona merhamet et ve tövbesini kabul et’ diye dua ederler.” <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Ebu Dâvûd, Salât, 49, I, 378)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Kişinin bir başka kişi ile birlikte kıldığı namaz, tek başına kıldığı namazdan, iki kişi ile birlikte kıldığı namaz bir kişi ile birlikte kıldığı namazdan daha sevaptır. Cemaat ne kadar çok olursa bu namaz Allah’a o nispette sevimlidir.” <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Ebu Dâvûd, Salât, 47)</span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Bir kimsenin câmide cemaatle kıldığı namaz, işyerinde ve evinde kıldığı namazdan yirmi küsur derece daha sevaptır. Şöyleki bir kişi güzelce abdest alır, sonra başka hiçbir maksatla değil, sadece namaz kılmak üzere câmiye gelirse, câmiye girinceye kadar attığı her adım sebebiyle bir derece yükseltilir ve bir günahı bağışlanır. Câmiye girince de, namaz kılmak için orada durduğu sürece, tıpkı namaz kılıyormuş gibi sevap kazanır. Biriniz namaz kıldığı yerden ayrılmadığı, kimseye eziyet etmediği ve abdestini bozmadığı müddetçe melekler:<br />
<br />
Allahım! Ona merhamet et!<br />
<br />
Allahım! Onu bağışla!<br />
<br />
Allahım! Onun tövbesini kabul et! diye ona dua ederler.” <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Buhârî, Salât 87, Ezân 30, Büyû` 49; Müslim, Tahâret 12, Mesâcid 272. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 48; İbni Mâce, Tahâret 6, Mesâcid 14)</span><br />
<br />
Peki  bu hadisi şerifleri nasıl anlamamız lazım.<br />
<br />
"Abdülaziz Bayındır" Hoca gibi Bazıları bu hadisin sahih  olduğunu inkar etmekteler.<br />
<br />
Peki bizim nasıl anlamamız lazım.<br />
internetten   youtube  videolarından aradığınız da bulabileceğiniz binlerce örnek var, ve DJ eyler mesela falancı charts müzikleri, yahut Bilmem kimin remix müzikleri diye youtubedeki, DJ albümlerindeki, arka plan videos olaraktan sundukları birçok Videoda ben mesela Modern Talking müzikleri remix diye aratip baktığımda <br />
<br />
MODERN TALKING MIX 2018 - Modern Talking Music Hits Playlist (Best Remix Of Popular Songs)<br />
<br />
videosu gibi videolara rastladim<br />
<br />
Bu dünyadaki cennetler ve o makamdakileri temsil eden bir video ki, dünyadaki yüksek dercedeki insanlarin hali, dünyadaki hali mi? yoksa cennetteki dercesi mi acaba? bu alttaki video o gördügüm videonun bir benzeri olan video, sonuna kadar bakmaniza gerek yok, ilk başindaki yeri idrak ettimi tamamdir, mana anlaşilmiş olur.<br />
<br />
<br />
Bir video gördüm, videoda o kadar zengin bir insanı anlatıyor ki, ev var, Ev böyle camekanlar halinde, çok modern, havuzlu, evin bir bölümünün Üst katında, tavanında helikopter bekliyor, en üst katta büyük bir havuz var ve havuzun kenarına geldiğinde, karşıya baktığında, karşıda bir duvar var, duvarda binanın yarısı kadar 1 ekran yukarı çıkıyor, ve bir yandan yüzme keyfi, bir yandanda ekrandan, İstediğin müzik film seyredebiliyorsun, evin içi o kadar modern ki, her şey var, en güzel lüks, sonra evin camlarından baktığın zaman, yukarı katlardan, şehrin güzelliği çıkıyor, akşam baktığın zaman, Işıklar katlar yatlar, evin icinde araba koleksiyonu var, gicir gicir arabalar, ve güzel güzel huri gibi bayanlarla dolu ev, ve baktığın zaman cennet vari şeyler  bunlarin hepsi. Muhammed ashabina miracda gördügü cennetleri anlatirken, nasil ashab, özenip oraya gitmek için ne yapalim ya resulullah diye, ondan oraya kavuşmak için yapilcak ameller ögrenip, imrendiler ise, bizlerde bakınca, insan nasıl imrenmesin böyle bir güzelliğe hayatta. Eğer bu dünyada cennet varsa, işte cennetin katmanlarından bir katman, bu insanın sahip olduğu derece belkide. Ben Ömrüm boyu çalıştım, ve kazandığım para, Belki bir ev almaya, birkaç araba almaya, onları da eskittik, evimin gıda ihtiyacını karşılamaya, elektriğimi suyumu karşılamaya, çoluğumun çocuğumun ihtiyacını karşılamaya ancak yetti. Ve düşünün "Modern Talking" grubundaki bir şarkıcının, bir konserden aldığı paranın miktarı, Benim Ömrüm boyu kazandığım paranın, belki 10 katından fazla derecede para kazanmakta, hemde sadece bir konserden ve de sadece, 4 saat içinde 5 saat içinde. Aman Allah'ım!!! derece farkına bak. Peki bu adam ne amel işlemekde de böyle dereceye erdi bu dünyada peki?  Allah'a hic durmadan tapınimıyor her gün, Secdeden Kalkmıyor mu da, bu bu kadar farklı para kazanıyor. Ben böyle  Taşocağı gibi bir yerde tozun kirin pasin çinde çalışmama rağmen, emek ve güc harcamama, ve dünyaya deger kazandiran bir amel etmeme ragmen, onun kazandığının, 4 saatte kazandığının onda birini bile, Ömrüm boyu kazanamadım. Fark nerede, o adamın, 4 gözü, 10 ayağı, 5 kolu, 11 ağzımı var? benden farkı ne? nereden elde etti, bu derece farkını. Aynı minvalde diğer sanatçıları ve futbolcuları sayalım, Madonna, Jennifer Lopez, Rihanna, Demet Akalın, Ajda Pekkan, Tarkan, Hakan Şükür, Tanju Colak gibi binlerce isim sayabilirim, benim kazandığımın Ömrüm boyu kazandığının 10 katını 20 katını 4 veya 5 saat içinde kazanmış insanları saymakla bitmez. bu adamların fabrikası da yok öyle, fabrika çalıştırıp fallan bi güc sarfedilen yada büyük emeğin karşılığı da degil,  öyle dünyada kayda değer matah bir işte değil yaptıkları işler, yelden selden ameller gibi yani, mesela futbol kimin faydasına, kendisi Spor yapmış oluyor, kendisine fayda, bana ne faydası var, dünyaya ne faydasi var onun yaptığı işten, ama birde benim kazandığımın 10 katını 20 katını alıyor, nereden Nereden bu derece. işte eğer amellerde derece farkı olmasaydı bu farklarda olmazdı. ve Peygamberimiz işte demiş ki, yalnız kılınan namaz, cemaatle kılınan namazdan derece farklı ile düşüktür, yani 27 derece Cemaatle kılınan namaz daha faziletlidir, Öyle olunca ben eskiden camiden çıkmıyordum, işten çıktı mı Cami, hafta sonu sabahlara kadar Cami, ama sonunda cumaya bile gidemez hale geldim. anlattım Geçen hafta bunu, ve düşünün adamın mesleği imamlık olmuş, adam her vaktini cemaat ile kılıyor, evinde kılan bir adam, ahirette, ahiret yurdunda, bu imamın zenginliğine ulaşabilir mi? adam günde beş vakitte, kıldığımız her vakitten 10 derece alsa 50 derece aldı demek olur. Ama İmam beş vakit cemaatle kıldı 5'i 27 ile çarp çarpalım Bakalım burada Hesap makinesinde, 135 derece aldı, Sadece 1 derece verirsek bir vakte  ve buna  her vakti öbürü gibi 10 derece ve sevap verdiğimiz zaman, aynı evde kılanın ki gibi 135 x 10 = 1350 derece aldı, yani imam mesela kazandı 1350 lira, Evde kilan kazandı 50 lira, Evde kılan adam 10 gün kılsa, 500 lira kazanacak, 20 gün kılsa bin lira kazanacak, 27 gün kılsa ancak 1350 lira kazanmış olacak, o zaman imam ahirette, evde namaz kılan adamdan daha zengin bir haldeki insan olaraktan o dünyada  yada cennette yaşayacak, ahiret yurdunda, şu anki Cennet dediğimiz yerde, mesela yaşayan kimselerden zengin olanlar, belli bir zenginlik derecesinde olanlar, Eskiden imamlık yapan, ya da eski hayatında cemaatle namazı terk etmeyen kimseler olabilir, bu bir Tezdir,  Karaoğlan Hoca tezi.<br />
ve yine aynı minvalde derece farkı ile ilgili, Ben mesela Türkiye'de doğmuşum, ve Kabe'yi bana haccetmek, Ömründe bir kere farz olmuş, benim Kabe'de kılacağım namaz sayısı, belki 10 gün, belki 20 gün, hac ettiğim gün miktarınca,  ve yine Mescidi Nebevi de yine kıldığım namaz vakti, sadece 8 gün ve 40 vakit idi,  Öyle olunca En azından Hac edemeyenler den ben zengin olaraktan dünyaya geleceğim ahiret yurdunda demek olur mu ? Ama düşünün Arabistan da, ve Mekke'de dünyaya gelmiş bir insanı, ve o her gün bir de vakit namazlarını Kabe'de kılıyor ise, ve imanlı insan ve Müslüman ise, Eğer bu Hadis hak ise, ve doğru ise,  sahih bir hadisi ise,  Düşünebiliyor musun, bu adamın ahiret yurdundaki zenginliğini, işte vaktimiz de ki bir Modern Talking deki şarkıcı, yahutta Rihanna, o mesela o Melez bir kadın,  yani renk farkı amel farkına derece farkına sebebiyet vermiyor, Melez bir kadında cennetin iyi derecelerine ermiş olabilir, velev ki bu, evvel ömründe, derece farkı olan ameller işlemiş olsun. var mıydı öyle biri ashaptan, var di Bilal Habeşi gibi, Kara Kadının oğlu dediler, Hatta peygamerimiz kizinca onu  affettirmek için ayaklarına kapandı, eşiklige kafasini, koydu, ya bilal kafama basda gec, yoksa allah beni affetmez sana o dedigim lafdan dolayi diyen  Ashabı kiramdan birisi vardi. ve  peygamberimizin dediği gibi, üstünlük ancak takvadadır demiş, İşte Takva Allah'a kurbiyet, yakınlık ve, güzel amel, Salih amel işlemek de gizli. ve Kur'an'da bire 700 veren buğdaydan bahsediyor, Eğer sen tarlaya<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Dünya ahiretin tarlasıdır.” <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Keşfül Hafa, C 1, s. 412)</span><br />
<br />
 Bu Dünya ahiretin tarlası demiş Peygamber Efendimiz, Şimdi ektiğini, gelecekte biçeceksin, Öyle olunca, Eğer sen 1e 700 veren buğday ekersen, dünyadaki tarlaya, ahiret tarlanda zengin kalkacaksın, işte bir Rihanna, bir Jennifer Lopez, Bir Demet Akalın, Bir Ferhat Göçer gibi, bir Hakan Şükür, bir Tanju Tanju Çolak mıydı  gol kralı iki üc saate milyonlari kirarsiniz, ne yaptı kime faydalı bir amel futbol, koştu koştu kendine faydalı, bana faydası ne, ama işte evvel ömründen güzel işler yapmış ki, Allah ahir ömründe böyle bir dereceye erdirmiş, Ben onun derecesine ne yapsam erişemem, şu anki halim ile zaten ömrümün kaçı kaldıysa tepinsem, didinsem onun bir maçtan kazandığını kazanamam. Allah bilir de, Allah ahir ömrümüzde Belki bize Piyangodan para çıkartır da çıtır çıtır yeriz o zaman biz de, Allah'ın verdiğine niye git geri diyelim. Tanju Çolak'ın ki Helal oluyor da bize Piyango'dan çıkan mı haram olacak?<br />
<br />
Bu hadisin ahir zamanda Karaoğlan hoca tarafından yorumu da budur, bu haftanın vaazanın ismi ve konusu budur.<br />
<br />
Adamlar 3 veya 5 saat çalışma ile milyonları götürüyor,  bu adam emekli olsa ne olmasa ne.<br />
 bir işçi, kömür ocağında çalışan bir işçi, emekli Olcagi günleri bekliyor, Onada eremeden Afedersiniz, Allah muhafaza akciğer kanserinden ölüp gidiyor, bu adamınan öbür adamın arasındaki fark nerede? Allahu alem, nedir derece farkı, nedir, Ne Amel etti bu adam evvel ömründe, böyle ki, konunun özüne gelirsek ve, zurnanın zırt dediği yere gelirsek, ve ölümsüzlük keşf olursa, o zaman şu anki emekli olan insanlar, artık emekli olamaz, Eğer yaşlı ise ancak belki, ama genç olan kimseler, Hele bir de gençliğin sırrida cözülürse, artık emeklilik diye bir şey olmaz, Çünkü sana Devlet, yaşadığın müddetçe aylık Verecek parayı, geliri nereden bulacak da, sana hiç durmadan para verecek, O zaman dünyada emeklilik kalkar. iyimi olur, Hayır iyi olmaz, Çünkü insan çalışmaktan yorulur. Allah Kur'an'da<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَاَنْ لَيْسَ لِلْاِنْسَانِ اِلَّا مَا سَعٰىۙ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve-en leyse lil-insâni illâ mâ se’â.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
" insana ancak kazandığı vardır."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Necm Suresi 39. Ayet</span><br />
<br />
buyuruyor, O zaman cennet bile olsa, şu an Cennet vaktinde isek, öyle de olsa, olmasa da, insana ancak kazandığı var, ve çalışmazsa insan, bazıları çalışıp bazıları çalışmazsa gelir nereden olacak, ama insan çalışmaktan da yorulur, ömür boyu diyorduk ömürün 60 sene 70 seneydi, Hadi 100 seneydi, ama ölümsüzlük keşfolursa, bu adam emekli olacağım diye bir günü Hayal edemez Artık, hayat bıkıcı olur o zaman, öyle olunca, işte cennette Huri ve gılmanların hizmetlilerin olmasının sebebi, diğer bizim tezimiz doğruysa, Cennet bu dünyada ise, ve şuan yaşıyorsak cennetin yedinci katmanını, 7. cennette isek Bizler, o zaman işte Huri ve gilmanların keşf olması, ve robotik yardımcıların icat edilmesi, Bu sebeple Elzem, ve bizler onların sayesinde belki emekli olabiliriz, ve çalışmadan kazanç elde edebiliriz, onların sayesinde rahat edebiliriz, huriler ile Zevki sefa sürebiliriz, gılmanlar sayesinde de, tarlalarımız ekilir, ekmeğimiz yapılır, peynirimiz yapılır, etlerimiz kesilir, hayvanlarımız yetiştirilir, azım mı Bize ömür boyu çalışmak mı güzel yoksa böyle robotlar çalışıp robot şeklinde enerjisi keşfe olmuş ve bitmeyen enerji ile bize hizmet eden, bize İsyan etmeyen, böyle görevlilerin, görevleri, robotların keşif olması mı güzel, yoksa Bitmeyen bir ömürde, ömür boyu tatil bile yapamadan Çalış çalış çalış çalış, Bu mu güzel? Demek ki huriler ve gılmanlar cennette lazım olan canlılar, yarı canlı yarı robotik keşifler olacak. bizim tezimiz e göre Huri ve gılmanlar robotlar demek oluyor, ama burada bir Tılsım daha var ki, Eğer insan artık çalışmaz ise, sadece oturursak, bizim halimize bakanlar görecektir ki, belli bir süre çalışmadığımız için, sadece yemek içmek yüzünden, ve Hormonlu gıdalar yüzünden, şişlik, şişmanlık artacaktır. insanlar vaktini sporami ayircak ondan sonra, ama  spor zevkli bir şey değil ki, cennette zevkli şeyler var, spor yorucu, zevkli bir şey değil ki, insan sporla, ömrünün yarısını sporla gecirsin, ondan sonra hoş bir şey değil, Ve işte insan sporda yapmazsa, ya şişmanlar, ya da güçten düşer, artık kasları, sporda yapmazsa, kasları da zayıflar, ve zayıf güçsüz hale düşer. Beyni de çalışmaz, hani çocuklar  niye şimdi kafadan hesap yapamaz hale geldi, hesap makinesi ve bilgisayarlar çıkalı dan bu yana, yaygın hale geleliden bu yana, artık hafıza kuvveti de düşmeye başladı insanlarda, Çünkü çalışmayan bölge, "çalışmayan demir, pas tutar" kuralı gereği, beyin hafıza bölgesini çalıştırmayınca, hafıza bölgesi de küçülmeye başlıyor, ve küçük bir hafıza kartı, 1 usb bellek kadar ancak bir şey alabiliyor, daha fazla almıyor, Ondan sonra, çalışmaya çalışmaya, kendini geliştirmiş  Arnold şıvayzeneger ile benim vücudum aynı mı, o kaslarını çalıştırmış geliştirmiş iri bir adam, Ben de Taşocaginda çalıştığım belli süre, benim vücudumda kaslı ve gelişmiş idi zamanında, Ama şu anda, belli bir süre uzun süre çalışmadığım için, spor yapmaya ihtiyacım var, işte Öyle olunca, Peygamber Efendimiz ile cinler arasinadaki konuşmada ki, Allahu alem  Bedir Savaşı'nda ya da Uhud Savaşı'nda cinlerden bir taife geldi, Peygamberimize dediler ki : ya resulallah Siz çok azsınız, savaşırken Biz de size katılalım ve, sizinle birlikte kafirlere karşı savaşalım dediler, cin ordusu hepsi toplanmışlar, Mümin Cinler , Peygamberimize iman etmiş cinler, ve peygamberimiz dedi ki onlara, siz dedi Çok zaifsiniz, savaşamazsınız, Sizi öldürürler dedi. Hani Latif varlıkla olmuş lar artık. Latif zayıf, Öyle olunca Demek ki 8. cennette insanlar robotlardan yardım alınca. ve Emeklilik durumuna düşünce. yani emeklilik Bir nevi, cennetteki emeklilik, yani çalışmadan yorulmadan, elini uzattı mı alırlar, elini uzattı mı giyerler, el uzattı mı Keyfi Sefa sürerler hikayesi, Cennet hikayeleri, Öyle olunca Artık insanlar  güç sarf etmeyince, Belki o cinler derecesine yükseliriz ve Latif varlıklar halini alacak insanlik, ve yeme içme de artık özelleşirse, Özel gıdalar Demek ki yani, belli bir dereceden sonra gıdalarda değişecek, şu anda yemek içmekten tuzu ya saklıyorlar, şekeri yasakliyorlar, Öyle olunca artık vücutlarda Latif hale gelecek, fazla yeme içme olmayınca, şişmanlama da olmaz ama, diyor ki<br />
<br />
"""""<br />
İslam`ın ilk yıllarında yazıya başlanırken Hz. Muhammed(s.a.v)"Bismike Allahümme"şeklinde yazılmasını emreylemiştir. Her önemli işe başlanırken Besmele çekmenin gerekliliği hakkında Hz. peygamberin(s.a.v) şu anlama gelen bir hadisi şerifi vardır. “Allah`ın adı zikredilmeden  başlanılan her önemli işin sonu verimsiz olur. “Bu nedenle bir işe başlarken besmele çekmek lazımdır. “Üzerlerine Allah'ın adı anılmayanlardan yemeyiniz “emri uyarınca bilerek ve isteyerek besmelesiz boğazlanan hayvan eti haramdır. “Ve bir hikâyede birbiriyle dost olan iki şeytan uzun zaman geçtikten sonra, bir gün ansızın karşılaşmışlar. Birbirlerine şaşkın şaşkın bakarak biri diğerine şu suali sormuş: Arkadaş ben tanıyamadım seni nedir bu halin, çok zayıflamışsın eskiden bu kadar zayıf değildin, bir derdin mi var? demiş. Zayıf şeytan: Hiç sorma arkadaş! Öyle bir derde düştüm ki, bir adamın peşine takıldım. Bu adamdan yakamı bir türlü kurtaramadım. Bu adam her işinde "Besmele çekiyor" yemesinde, içmesinde, yatmasında, kalkmasında hep "Bismilahirahmanirrahim" diyerek “besmele” çekiyor. “Günlerdir açım tam onun sofrasına geliyorum yiyeceğim. Adam "Besmele “çekip yemeğe başlıyor. Ben artık  oradan bir lokma alamadan kalkıyor ve aç kalıyorum. İşte bunun için eridim, bittim, günlerdir açım dedi. Başka birinin peşine de gidemedim bu adamdan ayrılarak. Ya sen nasıl bu kadar şişmanlamışsın? Az kalsın seni tanıyamayacaktım! Bu şişmanlığın sebebi nedir? dedi. Şişman şeytan şu cevabı verdi. Arkadaş! Ben de, senin tam tersine bir adama düştüm ki, herif ne haram diyor ne helal diyor. Öyle bir haramzade ki hak, hukuk nedir bilmiyor. Midesini hep haramla doldurmuş. Ben de bu herifin peşine takıldım. Herif "Besmele ‘nedir bilmiyor. Aklına hiç bir zaman "Besmele “gelmediği gibi, herif "Besmele “nasıl çekilir(okunur)bilmiyor bile! Ben de bol bol adamın yemeklerinden yiyip, rahat rahat göbek şişirmekte ve ense yapmaktayım. Endemik kilise direği gibi oluşu, göbeğimin davul gibi şişişinin sebebi budur. <br />
<br />
""""<br />
<br />
şeytanın bir tanesi, bir eve girer, Besmelesiz yiyip içen Adamın evine giren orada rahat eder yer icer şişmanlar şişmanlar deyip Peygamberimizin hadisi devam ediyor onun evinde Besmelesiz Yedikçe Şeytan da onunla birlikte yer, Şeytan da onunla birlikte giyer ya onunla birlikte yatağa yatar dinlenir, o evde rahat ediyor, demek ki cinlerden de şişman olanlar varmış, şeytanlardan da şişmanlar varmış, Bir Adam da diyor Besmele ile yer Besmeleyle Giyer Besmele ile oturup kalkarsa, o evde o şeytan rahat edemez, ve hatta şikayet eder, Sen niye bu kadar zayıfsın dediklerinde, adam hep Besmele ile yiyip içiyor, Ben burada aç kaldım, fakir kaldım der, diye şikayet eder diyor. Öyle olunca Cin ve şeytanlardan beslenip şişmanlar ve  zayıf olanlar oluyorlarmış, Demek ki ahiret yurdunda ki bu cinlerden de, ve insanlardan da O dereceye ulaşan Latif kimselerden de, şişmanlar ve zayıflar olacak, ama işte onların şişmanlarindan şeytan olanlar  İşte onlar kötü olanlar kötülükle beslenen kimseler, iyi olan kimseler ise zayif olacaklar, Cinler gibi, Mümin Cinler zayıfsiziniz dedi muhammed onlara,  peygamberin hadisini göre zayif olacaklar onlar, yani şişman olmayacaklar, bununla birklite bunlar yine bir tezdir, Hani kesin bir bilgi değildir, Karaoğlan Raşit Hoca'nın tezlerinden bir tezdir, kabul edip etmemek sizin imanınıza ve gönlünüze kalmış, ispat edilmiş, veyahutta antitez koyulmuş değildir. <br />
#############<br />
#################<br />
<br />
<br />
    “Sizi biz yarattık, sonra size şekil verdik. Peşinden de meleklere: 'Haydi, hürmet için secde edin Âdem’e!' dedik. Onların hepsi hemen secde ettiler, yalnız İblis / şeytan dayattı. Secde edenlerden olmadı. Allah buyurdu: 'Söyle bakayım, Sana emrettiğim halde, secde etmene mani nedir?' İblis: 'Ben ondan daha üstünüm; çünkü Sen beni ateşten, onu ise bir çamur parçasından yarattın.'"<br />
<br />
    “Çabuk in oradan!” buyurdu Allah, 'Öyle orada kurulup da büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çabuk çık, çünkü sen alçağın tekisin!'”<br />
<br />
    (Şeytan):“Bana, onların diriltilecekleri kıyamet gününe kadar mühlet verir misin?” dedi.<br />
<br />
    Allah: 'Haydi, sen mühlet verilenlerdensin!' buyurdu.<br />
<br />
    “Öyle ise” dedi, “Sen beni azgınlığa mahkûm ettiğin için, ben de onları gözetlemek üzere Senin doğru yolunun üzerinde pusu kurup oturacağım. Sonra onların gâh önlerinden, gâh arkalarından, gâh sağlarından, gâh sollarından sokulacağım, vesvese verip pusu kuracağım, Sen de onların ekserisini şükreden kullar bulmayacaksın.”<br />
<br />
    Allah şöyle buyurdu: “Alçak ve kovulmuş olarak çık oradan! Onlardan kim sana uyarsa, iyi bilin ki cehennemi sizlerle dolduracağım.” <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(A'raf, 7/12-18)</span><br />
<br />
######<br />
##########<br />
<br />
<br />
Bir Kutsi hadiste Cenabı Allah şöyle buyurdu:<br />
 cenneti de cehennemi de dolduracağım.<br />
<br />
 ayette olabilir Allahu alem bakmam lazım şu anda bilmediğim için hadisi olaraktan lanse ettim.<br />
ve bu Hadis veya ayete yorumumuz, Cennet Tamam da Cehennem niye doldurulacak dediğimiz zaman, ve dünyada kötüler kötülük ile beslenenler olaraktan tarif ediliyor, Çünkü eksi sayılar eksi sayılar ile çoğalır veyahut, minus minus ile çoğalır ,kötüler,kötülerin yanına  geldiği zaman minus olur  ve kötü kötülerle birlikte kuvvet  kazanıp daha kötü olur. iyiler de, iyiler ile birlikte olduğu zaman, iyilikte kuvvet kazanır. ve dünyada Kötü ve Çirkin Varlık ve yaratıklardan, kötü ve hasta edici, zarar verici varlıklari, Mikroplar olaraktan biliyoruz. çok küçük olmalarına rağmen, dev gibi insanı hayvanı devirebilip öldürebilirler, Hatta ölüm de bir mikroptan olabilir, Bir mikrobun tesiriyle olan bir şey olabilir, Öyle olunca, işte mikrop cinsinden bazılarının ölmesine, Elimiz kirlendiğinde, Mikroplar ile doldugunda ve ona sabun verince, sabundaki de mikrop Ama, iyi cins bir mikrop olduğu için, o kötü cins mikropları öldürüp yiyor, ve Cihat, ve Cihat'ın gerekliliği bundan kaynaklı, Eğer İyiler kendini savunmazsa, kötüler onları yok edebilir,  öldürebilir, tüketebilir. ve İyiler her ne kadar Cihad etse savaşsa bile, kötülerden bir tane kalsa, bir tane mikrop, milyonlarca yumurta yumurtluyormuş, saniyede 1000000 ürüyor, 2 saniyede 2 milyon, 3 saniyede Hatta 10 milyona ulaşiyor, Öyle olunca işte kötülük de öldürmekle, cihatla falan tüketilecek bir şey değil , nitekim nuhdan sonra ki kötüler nereden türedide bu kadar cogaldi yine. ama ne yapalım Elimizi yıkamayalım mı, yahut kafirlere karşı kendimizi savunmayalim mı, Ne yapalım? bize düşen, imanımızı korumak, Dinimizi muhafaza etmek, namazımızı kılmak, ırzımızı namusumuzu korumak, vatanımızı korumak, En azından bir bayrak altında, hür şekilde cumamızı kalabileceğimiz, çalışıp kazanabileceğimiz, Çarşı pazarda hür bir şekilde dolaşabildiğimiz, fikirlerimizi konuşup sunabildiğimiz bir vatana ihtiyacımız var, o Vatanı da ancak, kalelerini ve sınırlarını kurduğumuz zaman, o Vatan içinde bulunup yaşayabiliriz. Bunların hepsi, bize Elzem olan lazım olan şeyler. Öyle olunca işte, Eğer kötüler iyi şeylerle ölüyorsa, ve iyilerde kötülerin verdiği zararlar ile ölüyorsa, iyiler iyiler yurduna, kötüler kötüler yurduna  layık olur. bazıları Kur'an'dan bir ayeti ele alıp<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
اَيْنَ مَا تَكُونُوا يُدْرِكْكُمُ الْمَوْتُ وَلَوْ كُنْتُمْ ف۪ي بُرُوجٍ مُشَيَّدَةٍۜ وَاِنْ تُصِبْهُمْ حَسَنَةٌ يَقُولُوا هٰذِه۪ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۚ وَاِنْ تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَقُولُوا هٰذِه۪ مِنْ عِنْدِكَۜ قُلْ كُلٌّ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۜ فَمَالِ‌ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ الْقَوْمِ لَا يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ حَد۪يثًا <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Eyne ma tekunu yüdrikümül mevtü ve lev küntüm fı burucim müşeyyedeh ve in tüsıbhüm hasenetüy yekulu hazihı min ındillah ve in tüsıbhüm seyyetüy yekulu hazihı min ındik kul küllüm min ındillah fe mali haülail kavmi la yekadune yefkahune hadısa.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Nerede olursanız olun ölüm size ulaşır; sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile! Kendilerine bir iyilik dokunsa «Bu Allah´tan» derler; başlarına bir kötülük gelince de «Bu senden» derler. «Hepsi Allah´tandır» de. Bu adamlara ne oluyor ki bir türlü laf anlamıyorlar! <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym Nisâ Suresi 78. Ayet)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
مَٓا اَصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ اللّٰهِۘ وَمَٓا اَصَابَكَ مِنْ سَيِّئَةٍ فَمِنْ نَفْسِكَۜ وَاَرْسَلْنَاكَ لِلنَّاسِ رَسُولًاۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ شَه۪يدًا <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ma esabeke min hasenetin fe minellah ve ma esabeke min seyyietin fe min nefsik ve erselnake lin nasi rasula ve kefa billahi şehıda <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Sana gelen iyilik Allah´tandır. Başına gelen kötülük ise nefsindendir. Seni insanlara elçi gönderdik; şahit olarak da Allah yeter. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Sadakallahul Aziym Nisâ Suresi 79. Ayet)</span><br />
<br />
<br />
 iyilik Allah'tan kötülük nefsimizden dir ayeti sebebiyle kötü şeyleri insanın nefsini yarattığını iddia edip ve bu şekilde kainata enerjiye yollayan  birileri anlatiyor,  sen dua edip de mesela "hastalık verme" diye dua edersen kainat onu  sanki hastalık ver der gibi oluyormuş, kainat bunu hastalık ver diye alıyormuş diyerekten enerji yayan, ve kendi üstüne hastalığı çekmiş oluyorsun diyerekten lanse eden birileri var.  Peki o zaman, Allah Kuranı Kerim'de "zina etmeyin" yahutta<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَلَا تَقْرَبُوا الزِّنٰٓى اِنَّهُ كَانَ فَاحِشَةًۜ وَسَٓاءَ سَب۪يلًا <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve la takrabüz zina innehu kane fahışeh ve sae sebıla.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, çirkin bir iş ve kötü bir yoldur.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym İsrâ Suresi 32. Ayet</span><br />
<br />
veya ickinin haram oldugu ayet<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالْاَنْصَابُ وَالْاَزْلَامُ رِجْسٌ مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ya eyyühellezıne amenu innemel hamru vel meysiru vel ensabü vel ezlamü ricsüm min ameliş şeytani fectenibuhü lealleküm tüflihun.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Mâide Suresi 90. Ayet</span><br />
<br />
"zina etmeyin" deyince bize arkaplanda "zina edin" mi demiş oldu, yine "içki içmeyin" dediği  zaman Allah bize arkaplanda gizli gizli "işki için" mi demiş oldu? Bunu böyle lanse edip yayan bu kafirden beter münafık köpekler bize böyle bir  enerjiyi yutturmaya kalkıyorlar. Doğru her zaman doğrudur, dürüst her zaman dürüsttür, iyi her zaman iyidir, İyi'nin kötülerin arasında yeri olmaz, kötünün de iyiler arasında yeri olmaz, ve hayır Allah'tan da,  şer şeyler nefsimizden mi,  Hayır vallahi size bunu bir soruyla hemen ispatlarım,  şer şeyler de Allah'ın yarattıkları arasında, ve sorumlusu kim?<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"> "şeytanı kim yarattı?"</span><br />
<br />
diye sorduğum zaman, hepiniz diyeceksiniz ki,  onu da yaratan Allah.  Öyleyse şeytan bütün kötülüklerin anası babası ise, insanlara kötülük fistekliyor ise, ve yaptığın naneleri ise onun fistekleri ile yapıyorsan, o zaman şeytanı da yaratan Allah ise, bütün kötülükler de onun elinden çıkmış oluyor, Allah kötülüğü de zaten, şeytanın eliyle, diliyle, fistekleri ile yaratmış oluyor.  O zaman <br />
<br />
"la mevcuda İlla Hu"  <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Allah'tan gayrı hiçbir şey yoktur</span><br />
<br />
Kuralı geçerlidir, ve gerçektir, ve sahihtir, ve Amentü de geçen,<br />
<br />
<br />
Hayır da şer de Allah'tandır<br />
<br />
“İyilik de kötülük de hepsi Allah'tandır.” <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Nisa, 4/78)</span><br />
<br />
<br />
 kuralı gerçektir ve imanın şartlarındandır. ve Allah iyileri yaratmış iyilerin ödülü olarak da, yaptığı iyiliklerin karşılığı olaraktan cenneti vaad etmiş. ve kötüleri de yaratmış, ve kötülerin de karşılığı olan onlarin cenneti olan ödülü olaraktan ise varacaklari yeri Cehennem olaraktan lanse etmiş, Çünkü kötülüğe ve kötü şeylere, mikroplara iyi şeyler verirsen, Mikroplar ölür, sabunla elini yıkadığını zaman, mikrop ölüyor, Ona kötü şeyler ve mikrop şeyler vermek lazım ki, o da Yaşasın Hayat bulsun, ve pis yerlerde barınır, mikrop  mesela tuvalet gibi, hamam suyu dökülmüş yerler gibi ve  Bilmem mesela yine  ekmek ve katik  ufagi dökülmüş yerlerde Mikroplar yaşayıp,  pis yerlerde barınır Mikroplar değil mi?<br />
<br />
o zaman cehennem onların cenneti, onlar görevini ifa ettikleri zaman, Allahin onlari yartamsindaki hikmeti uygulayip görevlerini güzlece ifa ettiklerinde, cehenneme atılacaklar, Cehennem onlara ödül oluyor, yani ödül, Cehennem onların Cehennemi değil, cünkü ateş ateşe atıldığı zaman Ateş ateşten zarar görmez Ateş ateşle zaten daha kuvvetli ateş olur<br />
<br />
"Har, hara atildigindan harira olur."<br />
<br />
 kötü kötü ile birleştiği zaman, daha  kuvvetli kötü olur değil mi? iyilerde, iyilerin yurdu cennette, iyilerle birlikte olduğu zaman, iyi şeyler yaparlar, iyi şeyler ederler, Öyleyse iyilerin ödülü Cennet, kötülerin de ödülü Cehennem, Cehennem onlara azap yeri değil, Çünkü Mikroplari cennete atarsak, cennette yahutta örnegin mikrobu sabun içine gömelim, yaşar mı? yaşamaz ölür, sabunun içindeki iyi mikroplar onlari hemen bogar öldürürler. Öyle olunca onun yaptığı amelinin karşılığı, oda bir görevli değil mi, ölüm mikrobu mesela, ölüm mikrobu insanları öldürmeseydi bu dünyaya nasıl sigacaktık, görevini ifa etmiş, ve ödül olaraktan, onun da mikrop ise, bu mikrop cehenneme atılması lazım ki, kötüler yurdunda o da orada sefasını sürsün değil mi. o zaman cehennem Kötülere azap Yurdu değil, Kur'an'da her ne kadar öyle laf edilse de, şu anki Benim aklım ve Tefekkürüm ile, Anladığım kadarıyla, Mikroplar Mikroplar yurdunda zevk ve Sefa sürüp Hayat bulurlar, yoksa cennete koyarsak artık mikroplar orada cennette yaşayamazlar, cennetlikleri de cehenneme atarsak,  onlarda orada rahat ve huzur bulamazlar. o zaman iyiler iyiler yurdunda, kötüler kötüler yanında, gece gece de, gündüz gündüz de, kış kış da, yaz yaz da güzel, dualite ve ying Yang.<br />
<br />
<br />
Ve bu demek değildir kötüler kötülükte devam etsin, Çünkü cehennemde onlara cennetmiş manasında değil, kötülerin cehennemi Neresi? o zaman işte sabunun üstüne yada icine düştüklerinde, sabun onlara Cehennem olduğu gibi, Allah iyilerle kötüleri tesviye edip düzeltmek de, kötüler ile de iyileri tesviye edip düzeltmekte, acı ile Tatlı yi, tatlı ile acıyı, soğuk ile sıcak, sıcak ile soğuk, ve beyaz ile siyahı, siyah ile beyazi dogrultup düzeltip tesviye edip ayar vermekde, ve dualite, erkek ile kadını, kadın ile erkeği, merhamet ile acımasızlığı yani Bunu say sayabildiğiniz kadar sayabilirsiniz, böyle olunca, yani iyilik kötülüğün Cehennemi, kötülük da iyiliğin Cehennemi, mikropların Cehennemi işte sabun gibi iyi bakteriler, yani C vitamini gibi bakteri cinsinden söylediğimiz zaman, C vitamini gibi soğuk algınlığından mütevellit bütün mikroplara Savaş açan cihadci bakteriler Mesela, yani onlarda günahta aşırı gitmesinler diye. Allah onları da başka bir şey ile tesviye edip düzeltmek de, aşırı gitmelerin önüne geçmekte. Öyle olunca Cehennem onlara ödül kötüler Yurdu kat onların cenneti farklı cehenneme farklı bizim İyiler için biz dersek yani İyiler Müslümanlar ve Müminler dersek bizim için Cennet açıklaması da farklı şey dualite yani Allah boşuna ezvac halinde yaratmamış.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Allah, Adem’i kendi suretinde yarattı.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhari, İstizan 1; Müslim, Bir 115)</span><br />
<br />
Öyle olunca Geçen hafta anlatmıştık, herşeysi Allah gibi ama, bir parçasını eksiltmiş ki, Tanrıliga kalkmasın diye,  tarif etmiştik. Ve  insan yaratıklar arasında en güçlü,  istediğini öldürüyor, istediğini Hayat veriyor, demiri bile işleyip istediği hale sokabiliyor, en merhametli yine insanlardan birisi, en zalim yine insanlardan birisi, en kötü yine birisi, en iyi diye bildiğimiz yine birisi, öyle olunca, işte İnsanoğlu Allahu Teala'nın sıfatlarının tecelli ettiği, dünyadaki Allahu Teala'nın sıfatlarının tecelli ettiği makam mevki ve yer olmuş oluyor.<br />
<br />
Diyeceksiniz ki, insan da Allah'ın sıfatlarından yaratma sıfatı yok, Peki buna ne diyeceksin derseniz, işte Kuranı Kerim'de bir örnek var, diyor ki<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَرَسُولًا اِلٰى بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ اَنّ۪ي قَدْ جِئْتُكُمْ بِاٰيَةٍ مِنْ رَبِّكُمْۙ اَنّ۪ٓي اَخْلُقُ لَكُمْ مِنَ الطّ۪ينِ كَهَيْـَٔةِ الطَّيْرِ فَاَنْفُخُ ف۪يهِ فَيَكُونُ طَيْرًا بِاِذْنِ اللّٰهِۚ وَاُبْرِئُ الْاَكْمَهَ وَالْاَبْرَصَ وَاُحْيِ الْمَوْتٰى بِاِذْنِ اللّٰهِۚ وَاُنَبِّئُكُمْ بِمَا تَأْكُلُونَ وَمَا تَدَّخِرُونَۙ ف۪ي بُيُوتِكُمْۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَةً لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَۚ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve rasulen illa benı israıle ennı kad ci'tüküm bi ayetim mir rabbiküm ennı ahlüku leküm minet tıyni ke hey'etit tayri fe enfühu fıhi fe yekunü tayram bi iznillah* ve übriül ekmehe vel ebrasa ve uhyil mevta bi iznillah* ve ünebbiüküm bi ma te'külune ve ma teddehırune fı büyutikum* innefı zalike le ayetel leküm in küntüm mü'minın.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
O, İsrailoğullarına bir elçi olacak ( ve onlara şöyle diyecek ) Size Rabbinizden bir mucize getirdim: Size çamurdan bir kuş sureti yapar, ona üflerim ve Allah'ın izni ile o kuş oluverir. Yine Allah'ın izni ile körü ve alacalıyı iyileştirir, ölüleri diriltirim. Ayrıca evlerinizde ne yeyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer inanan kimseler iseniz, bunda sizin için bir ibret vardır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Âl-i İmrân Suresi 49. Ayet</span><br />
<br />
İsa yerden bir çamur aldı ve ona kuş suretini verdi ve üfledi ve o kuş oldu uçtu diye tarif ediyor ayeti kerimede, Öyle olunca işte isa nın  soyu  o Anonakiler, Yani Enok, Nuh Aleyhisselam'ın babası  enonakillerin Kralı padişahı, ya da başı, peygamberi, yani o kim? yani Tanrı Enok diye geçiyor, yani ENO  dan bahsetmiştik, işte o yeryüzünde altın çıkarmak için Neburu gezegeninden geldiklerini, ve dünyadaki altıni çıkaracak işçiye ihtiyaçları olduğunu, dünyada da maymunların olduğunu, fakat maymunların bu işi yapabilecek akılda olmadıklarını fark edince, insanın suretinde bir şeyleri, kilden yapmalarını, enok yani, Tanrı enok, anunnakilerin başı emrediyor, akıllı olanı yani. çamurdan bir yaratık meydana Getiriyorlar ve onun ismini adam koyuyorlar, yani Adem, ve o kul ve köle yani,  Abduhu Ve Resuluhu deki  abd kelimesi  kelimesi yani köle  hizmetli, ve eğer işte isa nın nerede olduğu anlaşılırsa, gelecekte mi geçmişte mi, isa gelecek de mi yaşadı, yoksa geçmişte mi yaşadı, ve eğer isa çamurdan kuş yapmanın keşfedildiği bir yerde yaşadıysa, anunnakiler de kilden veya toprakdan ademi yaptiklari yer ayni, ve ayni grup tanrilar, Gelecekte bir yerde, ve anunnakiler ilk insanı yaratanlar, yani  Neburu  gezegeninden gelenler işte onlar çamurdan bir şey yaratmasının sırırına ermiş kimseler, isada çamurdan kuş yapan adam, Öyle olunca ve isa nebruli kimselerden oluyor, Çamurdan yaratabilen, bir insan, hem insan hem Tanrı, Hani Burada küfüre giriorsun demeyin ve tanrılık Atfetmiyoruz, ama Hristiyanların ona Rab demeleri de boş değil, yani Haşa Allah'tan başka Allah mı var aşağıdaki yeryüzündeki halife Allah, onu iddia etmiyoruz, ama Allah'ın o kadar gezegeni yıldızları boşmu zannedersiniz, yani Öyle olunca, işte isa nın sırrını eren, yaratma kuvveti sırrını da erimiş olur, Allahü Teala o ismini de birilerine tecelli ettiriyor şu anda. bunu Kuranı Kerim'de anlatıyor, Allah'tan başka yaratan mı var Dediğiniz zaman, aç Kuranı Kerimi isanın kuş yarattığını, Allah Kendisi anlatıyor, kendi dilinden kendi kelamından, Ben demiyorum, ve anunnakiler hikayesi de yalan olmuyor o zaman, peki Onları kim yarattı dediğimiz zaman, hak yaratana doğru gidiyoruz, hepsini yaratana doğru gidiyoruz, Onları kim yarattı, onları yaratanı kim yarattı, hepsinin üstünde bir yaratan Tabii ki var, ama insan işte yarı Tanrı varlıklar tarafından, yani Tanrı'dan kasıt burada bir üstün yaratık grubu ama her şeyi yaratan Allah'tır, Allah kastetmiyoruz, Allah demiyoruz, bak Tanrı diyoruz, Tanrı yani, Tanrı işte bir üstün varlık grubu, Neburu gezegeninden gelen enoklar  Bizimkilerden üstünmüş, topraktan bir şey halk edebilecek derecedeler, isa nın çamurdan kuş yapması, yarasayı isa nın yarattığı ayetler de mevcut. benim sözüm falan değil, yani beni kafir ilan ilan etmeye falan kalkmayın, İsa'ya kuş yarattı derken, Allah ne demiş oluyor. Ben o sözün Kuranı Kerim'den bir ayetin oldugunu söylediğim zaman, kafirmi oluyorum, Kuranı Kerimden bir ayeti ibraz edip açıklamasını anlattığım zaman, iman etmiş mi oluyorum inkarci kafirmi oluyorum,  İsa mehdi'den, mehdi isa dan oldu muydu, ve isa Neburu lu oldu muydu,  dıştan gelen gen,  gen o, veye en o,  x geni, dıştan gelip dahil olan gen demiştik İsa için, n üstü x demek bu demektir, dıştan gelip dahil olan gen, x gen, ve gen teknolojisinin ilerlediği nokta, isa gibi çocuklar. <br />
<br />
ve bu konulardan bu haftanın son konusuna  geçersek :<br />
Herkesin cenneti ve Cehennemi farklı olduğu gibi, herkesin kıyameti de farklıdır, nereden çıktın yola derseniz, Nasrettin Hoca bu konuda veciz bir söz söylemiş, hanım öldüğü zaman kücük Kıyamet, ben ölünce büyük kıyamet kopar demiş, Öyle olunca benim ninemin de bir sözü var idi, eskiden doğan çocuklar, sudan ölecek, elinde su ile gelirmiş, bıçak ile ölecek elinde bıçak ile, ateş ile ölecek, elinde Ateş ile gelirmiş diye bir rivayet söyledi bana, Ama kaynağı nedir, ve manası nedir, Nasıl bir halde tecelli etmek deydi Ben bilmiyorum, ama böyle bir rivayet ninemin agzından, Fatma ninemin Ağzından duydum, Hazreti Fatma'dan rivayet, Fatma da kimden almış olabilir, Tabii ki babası Muhammed'den, peki bunun gerçek tezahürü nedir dediğimiz zaman, işte insanların bugün astrolojide Yıldızlara bakildiğında, yani doğum gün ay ve saatine bakildiğında, bir astrolojik haritası var, yani dogan kimsenin yıldızının, kâinattaki durduğu yer, ve etrafındaki yıldızlar, ve yıldız kümeleri, ve kainatın ona duruşu, doğunun batının ona göre duruşu, iyilerle kötülerin ona göre duruşu, dost ve düşmanları hepsi yildız ve gezegenlerin açıklaması ile bir astrolojik harita yi temsil ediyor, ve bunu Peygamber Efendimizin Hz.Muhammed ( S.A.V.) 'in Hilye-i Şerifleri, İşte o peygamberimizin suretini anlatan, hat yazıları vardır, Peygamberimizin sureti var o yazida diyorlar, halbuki sureti değil, işte demiştik ona Peygamberimizin doğduğunda ki astrolojik haritasını anlatıyor demiştik, Hz.Muhammed ( S.A.V.) 'in Hilye-i Şeriflerinde ve diyorlarki o yazida  Peygamberimiz'in yüzü çıkıyormuş, Hayır alakası yok, Sadece Peygamberimizin Yıldız haritasını temsil ediyor, kiminle nerede durduğunu temsil ediyor demiştik, anlatmıştık bunu, Tariqati-Rashidi  sayfalarımizda da bunu vaazlarımızda da mevcut, ilgilenenler orayi açıp okuyabilirler<br />
<br />
ve orada işte herkesin bir doğum günü ve ayı olduğuna göre, doğum günü ve ayları da bir astrolojik sistemi ve haritayı anlattığına göre, o zaman Herkesin bir burcu var. burçları yaratan Allah, yıldızları yaratan Allah, astrolojide bir ilimdir, büyü için kullananlar  hariç, burçları Yalanlayamayiz, Öyle olunca herkesin kıyameti farklı meselesi de, işte Mesela Satürn gezegenin etrafında Kaya parçaları süratli şekilde dönüyorlar, ve o  basenin oluşturuyor , Satürn'ün basenini oluşturuyor, ve basenli insanlar hani şu ütülmüş Kakılmış daki Çingen kadın rolünü oynayan Yasemin, o Çingen kadın rolünde oynuyordu, Komiserim Bilmem nem diyerekten oynadığı oyundaki, basenleri satürn gibi kadın diyorlar ya, Yani kalçası geniş kadınlar işte satürıün burçlu kimseler satürn burçlu kimselerin ve satürnün etrafindaki o basen ve halka kayalar bulut halinde şakur şukur catur cutur dönüyorlar ve yarisni gezegen capriyor yarisi dişardan carpmak için bekliyorve ve bu kuradna işte LUT kavminin helaki için <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
اِنَّٓا اَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا اِلَّٓا اٰلَ لُوطٍۜ نَجَّيْنَاهُمْ بِسَحَرٍۙ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnna erselna aleyhim hasıben illa ale lutnecceynahum bi sehar <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgâr (bulut) gönderdik. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Kamer Suresi 34. Ayet</span><br />
<br />
neptün gezegeni ve suyun ve gezegenin  dondugu yer ve bu konudaki hud kavmi icinde yine kuranda<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
فَاَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ ر۪يحًا صَرْصَرًا ف۪ٓي اَيَّامٍ نَحِسَاتٍ لِنُذ۪يقَهُمْ عَذَابَ الْخِزْيِ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۜ وَلَعَذَابُ الْاٰخِرَةِ اَخْزٰى وَهُمْ لَا يُنْصَرُونَ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Fe erselna aleyhim rıhan sarsaran fı eyyamin nehısatil li nüzıkahüm azabel hızyi fil hayatid dünya ve leazabül ahırati ahza ve hüm la yünsarun <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Bundan dolayı biz de onlara dünya hayatında zillet azâbını tattırmak için o uğursuz günlerde soğuk bir rüzgâr gönderdik. Ahiret azabı elbette daha çok rüsvay edicidir. Onlara yardım da edilmez. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Fussilet Suresi 16. Ayet</span><br />
<br />
ve kıyametleri rüzgar ve hava ile kopuyor hava ile Rüzgar, ve hava ile  veya havasızlık ile. yani bir fırtına ile dünyada Kıyametler kopacak kimseler, bak Kıyametler kopmuştu, kopmuş zaten, zamanında kopmuş satürünün kıyameti kopmuş,  orada taşli fırtına hala duruyor orada. hala kıyametler kopup duruyor. yine neptün ve Nuh bebekleri ve suyun kapladığı gezegen su ve buz halini almış bir de su, suyun buz halini aldığı yani Bir de donuş yani yıldızı neptündayken Doğanlar galiba Yay burcunu temsil ediyor, yay burcunun ölüm şekli su burcu insanlar balık burcu insanlığa yani denizdeki balık su ve susuzlukla imtihan olur, su ve susuzluk imtihan olur afrikada susuzluktan ölen binlercesi var, Yani bunlar neyi temsil ediyor İşte onların kıyameti susuzluktan gidiyor, suyu olmayan köyler, kentler, yani susuzluk ile imtihan olanlar, kıyameti susuzluk ile kopmak . yani Dedik ve ahiret ve şu anki Dünya ahiretin yeni yeri şu anki dünyamız, ve kıyametiniz meselesinde Bu bir tez dir Raşit Hoca'nın tezi dir. Raşit Hoca'nın tezi dir, ispatlanmış değil, antitez koyulmuşda degildir henüz. yine mesela onu öyle dedik de mesela pluto en uzak gezegen, seyahat yani çok uzak gittiği zaman memleketine geri dönemeyenler, seyahate gidiptde, bilmem  bayrama gidiyorduk  derken yolda kiyametler kopanlar, Yolda gidenler.  uzaklık ile uzaklıkla gurbette ölenler, uzaklık güneşten uzak kaldığı için uzaklık ile imtihan olanlarin kıyameti uzaklık ile kopanlar. Çünkü pluto az daha gitse güneşimizden kopup gidecek, zaten Kopup giden parçaları var Zaten onun  ve bu şekilde diğer yıldız ve gezegenler ile ve burçlarida  artık siz yorun bu yöntem ile, ben bu kadar yordum, Ben size sadece kapıyı açtım, yolu gösterdim, o kapıdan geçip gidip, artık bu konunun daha ileri noktalarını tespit edecek sizlersiniz zaten. Öyle olunca herkesin kıyameti farklı ve herkes doğarken Eskiden elinde geliyormuş da, şu anda astroloji ve yıldız bilimi bilindiği için, şu anda kimsenin doğduğunda astrolojik haritası Neyse zaten bunu gösteriyor, Zaten doğum ayı ve gününe göre neden gelmiş ne zaman ne ile gideceği belli zaten. bu Bir tezdir yine ispatlanmış değildir. Ben bu konuda hiç bir araştırma yapmadım,  Kimseyle Karşilaştırmadım, araştırmadım Ben bunu sadece keşfen bildim, size anlatıyorum, bu Bir tez dir ispatı için araştırma ister, gayret ister. antitezi de yine aynı şekilde araştırma ister.<br />
<br />
<br />
Rabbim, inananlara ve Mehdi ve cemaatine, Hakkı hak bilip hak ile amel etmeyi, batılı da batıl bilip, batıldan kaçmayı, ondan uzak durmayı nasip eylesin <br />
<br />
El Fatiha. <br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<span style="color: #009900;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 19 Şubat 2019 Salı<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Her zorluğun yanında bir kolaylık vardır]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=43101</link>
			<pubDate>Thu, 07 May 2026 22:01:07 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=43101</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Her zorluğun yanında bir kolaylık vardır."</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 04 Mart 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
فَاِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْراًۙ  اِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْراًۜ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Feinne me'al'usri yüsran, İnne me'al'usri yüsra. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym İnşirâh Suresi-5 ve 6. ayet</span><br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Müslüman elinden ve dilinden Müslümanların selamet buldukları kişidir. Mü’min ise insanların canları ve malları hususunda güvendikleri kişidir.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Müslim, İman: 14; Buhârî, İman: 3)</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
Zamanda yolculuk meselesinde, Allah'a iman etmeyen kimse bu yolculuğu yapamaz. Neden derseniz, biz Müslümanlar inanırız ki : Allah katında Her şey olmuş bitmiş, Kıyamet bile olmuş bitmiş haldedir. Eğer insan böyle İnanmazsa,  gelecek henüz yaratılmadı, geçmiş ise yok edildi, O zaman nereye gideceksin. Gelecek henüz yok, Gideceğin yer yok, Geçmiş ise yok edildi, öldüler gittiler, tarumar oldu, memleketler toprak altında kaldılar, binlerce arkeolojik kazıda, toprak altındaki  eski ümmetler bulunmakta. Peki sen geçmişe gittiğin zaman, O toprakların altına mı girmiş olacağız, nereye gideceksin yani. Ama işte eğer Allah'a inanıyorsanız, ve Müslüman gibi inanıyorsan, Allah katında her şey olmuş bitmiş, Öyle olunca filmin sonuna varılmış demek, artık filmi istediğin bölümünden seyredebiliriz, geri al, ileri al, sonuna bak, önüne bak, ortasına bak, ancak böyle müslümanca inandığımız zaman, böyle bir yolculuğa çıkmaya müsaade edilebilir belki, Çünkü öyle İnanmıyorsan, dediğim gibi, toprakların altına mı gireceğiz, o kavimleri ziyaret etmek için, nereye gideceğiz? arkeolojik kazılarda toprakların altına batmış çogu da denizlerin altında duruyor mu kitasi gibi, peki nereye gideceksin geçmişe gittiğin zaman, denizlerin altına mı gireceksin, ama işte, Allah katında Her şey olmuş bitmiş deyince, işte film sonuna kadar çekilmiş. ister filmin başına sardır seyret  veya ortasına sardır seyret, veya sonuna bak, o zaman ancak bu mümkün olabilir.<br />
<br />
Geleceğe veya geçmişe Yolculuk etmek isteyenlere yardımcı olacak birkaç bilgi vereceğim inşallah şimdi ben :  Mesela Ben Geleceğe gideceğim zaman,hani var olup olmadığını bilmiyoruz herkesin ama, mesela ben torunuma ve vaktine, ya da torunumun torununun vaktine gidiyorum diye yola çıktığım zaman, geleceğe gitmiş olurum, veya geçmişe gitmek için de : Dedemin ninesine, dedemin dedesinin vaktine gidiyorum diye gittiğim zaman, geçmişe gitmiş olurum. Yani Navigasyona ne yazmamız gerektiğini anlatmaya çalışıyorum burada. Yani Fatih Sultan Mehmet'e gidiyorum diye yola çıkılmaz, Yani bunu anlatmaya çalışıyorum.<br />
<br />
Zamanda yolculuğu keşfetmeye çalışan bilim adamlarına yol gösterici birkaç bilgi vereceğim.<br />
<br />
Ben benim kainatımın içinde yolculuk edebilirim, yahut benim kainatımin içinde yer alan diğer kainatta yolculuk edebilirim. Bunun manası da, ben doğmadan önce, annemin kainatınin içindeydim, bir üst Kainat, annemin kainatı, onun üstünde babamın kainatı, yani babamın Dünyası deniyor bu günün sözü ile, annemin Dünyası, babamın Dünyası, dedemin Dünyası,  Onlarin yaşadığı zamandaki, çocukluğu, arkadaşları, Okulu, gibi onun kainatınin içindekiler, işte ben oradan çıkıp geldiğim için, ancak bu kainattan, bu kainata geçebilirim, geçişlerim ancak oraya mümkün, Ben Fatih'e  ve vaktine gitmek için kimin kainatının içine girmem gerektiğini nasıl bileceğim ben, zor bir iş değil mi, yani öyle olunca ve geleceğe gitmek içinde ben benden sonraki neslimin içinde yolculuk edebilirim  yine benim kainatımin içinde bulunan bir komşular arkadaşlar, yahut amcam, Dayım, teyzem, bunlardan şu anki benim kainatımin içinde bulunanlar ise, ancak bunları içinde yolculuk edebilirim belki. yoksa mesela Romalılar vaktindeki Jülyus Sezar vaktine gitmek için hangi kainatın hangi kapısindan girmem gerektiğini bilmem gerekiyor. Kapıları Belli zaten, nereden girip çıkıldığı belli, Kainat kainata, yani insan insana, Anne karnından göbek bağı ile bağlı, babadan da köprü grup Sırat Köprüsü(Erkegin Zekeri) ile bağlı Başka bir yolu yok, oradan oraya geçebileceğim yol ve kapida o şekilde.<br />
<br />
Yıldızlar Gökteki lambalar, ve ben dedemin vaktine gittiğim zaman, dedemin vaktinin güneşi dedemin lambası, torunumun vaktine gittiğim zaman torunumun güneşi torunumun lambası, Yıldızı demek oluyor. Güneş aynı Güneş diyeceksiniz, ama değil işte, herkesin güneşi farklı, Muhammed vaktinde, İki cihani aydınlatan Muhammed idi, zamanın halifesi kim ise? Güneş odur, aydınlatır bütün kainatı, Daha doğrusu sistemi. büyük yıldızlar ışıklarını daha ileriye de ulaştırabilir. Kutup yıldızı gibi, büyük yıldızlar, çünkü Adem mesela, yaratılışın başından, günümüze kadar unutulmamış, hatırlanan, bütün dinler ve bütün bilgiler de mevcut, o zaman ışığını bize kadar ulaştıralabilen uzak bir yıldız, ama Işığı bize kadar ulaşan bir yıldız, hala ışığını bize ulaştırabilen Yıldız. yine İbrahim İsmail Musa İsa böyle.<br />
<br />
Ben mesela meyveyi yiyip, içindeki çekirdeğini dikip, o çekirdeğin, toprakta yetişip, tekrar ağaç olup, meyve verecek yaşa gelmesi, ve meyve verip, içinde de olgun bir çekirdek oluşturması, ne kadar bir zaman alır? Ve yine İnsanoğlu da aynı şekilde, çocuk olup, büyüyüp, sonra yetişip evlenip, eşiyle birlikte olup, tekrar çocuk yapıp, çocuğun da meyve verecek bir hale gelmesi, evlenecek yaşa gelmesi, ne kadar bir zaman alır. yani işte kainatlandan kâinatlara ve hayattan hayata geçişteki gibi yani bu kadar zaman aralığı var arada.<br />
<br />
Türkler Altaylardan gelirken, bir kurt Türklerin atasını emzirdiği, beslediği hikayesindeki kurt, Allahu alem, bunu mitolojideki Mısır tanrılarına bağladığımız zama, hani bu çakal kafalı Tanrı temsili var, O zaman o Türkleri besleyen kurt, Aslında bildiğimiz o kurt değil, işte bu yani Tanrı Anibis olabilir Allahu alem.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
سَرَاب۪يلُهُمْ مِنْ قَطِرَانٍ وَتَغْشٰى وُجُوهَهُمُ النَّارُۙ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Serâbîluhum min katirânin vetaġşâ vucûhehumu-nnâr.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Giysileri katrandan olacak ve yüzlerini de ateş bürüyecektir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym İbrahim Suresi 50. Ayet</span><br />
<br />
<br />
Vakıa suresinde olabilir  "onlara katran giyip, katran içerler"  veyahut başka surede olabilir yukardaki gibi yahutta hadislerde, onlar katran içerler  var,  bundan kastedileni zift ya  ya da katran içerler anlamışlar bütün alimler.<br />
Halbuki buradaki mana benim anlayışıma göre, katran gibi siyah su içerler. Peygamberimizin vaktinde çay yoktu çay siyah su, yine Coca Cola yoktu, Coca Cola yine siyah su, yine kahve siyaha yakın, kahve rengi su, kaynar su, Yani buradan kastedilen, Bence bu siyah sulardan birisi kast edildi, Yoksa onlar zift içerler manası değil, ve buradaki Coca Cola kötü bir içecek değil, yani yahut çay kötü bir içecek değil, cehennemliklerin içeceği içeceklerden birisi değil yani.<br />
<br />
ve yine<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
لَا يَذُوقُونَ ف۪يهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًاۙ  اِلَّا حَم۪يمًا وَغَسَّاقًاۙ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Lâ ye<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">&reg;</span>żûkûne fîhâ berden velâ şerâbâ. İllâ hamîmen ve ġassâkâ<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
onlar orada serin içeceklerden başka şey ile riziklandirilmazlar, ve hatta birde gassak suyu gibi, yani gusl abdesti suyu kadar kaynar olan su içecekler.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Nebe’ Suresi 24 ve 25. Ayet</span><br />
<br />
yani o gün, muhammed vakti, sicak su içmesi bilinmiyordi ki, çay yoktu, kahve yoktu ki, bugün bizler kaynar su, yahutta, gusl abdesti suyu kadar sicak olan, agiz yakmayan, sicak sulu içecekler içmekteyiz, çaylar, çeşit  çeşit çaylar,  ve çeşit  çeşit kahveli kakaolu içecekler içmekteyiz, ve bunlar bu vakitte mevcut, ve o ayette anlatilan cehennemliklerin  içecekleri içecekleri degil, bizleri tarif ediyor belkide bu ayet.<br />
<br />
Ve Türkler ile gavurlar dediklerimizin arasında bir fark vardır, Türkler  türbecidirler,  Bir Alim ölse hemen mezarına türbe yaparlar, ve türbe türbe gezerler, ondan Medet, bundan Medet beklerler. Gavur dediklerimizde hemen eski tarihi bir şey bulsalar müzeye koyarlar, ve bunlarda müze müze gezip , onlardan birşeyler beklerler. O zaman Gavurlar müzeci, Türkler Türbeci, onlarda müzedekilerden bir Tılsım bir şey bekliyorlar, Keramet Mucize. Bizimkilerde evliya mezarlarından bir şeyler bekliyorlar, Medet mucize Keramet. Halbuki Allah Kur'an'da apaçık ayette bildirmiş,<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَاَنْ لَيْسَ لِلْاِنْسَانِ اِلَّا مَا سَعٰىۙ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve-en leyse lil-insâni illâ mâ se’â.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ve gerçekten de insan, ancak çalıştığını elde eder.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Necm Suresi 39. Ayet</span><br />
<br />
diye daha bundan büyük Keramet olur mu? adam Radyo keşfedip yapmış, Radyo bir keramet degilde ne,  adamin elinden Radyo çıkmış. radyonun parçalarını düşünüyormusunuz. şimdi hadi Hemen cart diye Radyo bulunmadı, radyonun içindeki parçaları düşünürsen, diyot keşfolcak,transistör keşfolacak, kablo keşfolacak, Entegre keşolacak, frekans keşfolacak, dalga boyu keşfolacak, yani binlerce parçadan  ve bilgiden oluşan radyoyu meydana getirmek, ne kadar zaman alır. hemen bir tane tahtayı dört köşe çakıp da, Radyo buldum olmadı, bu iş senelerce uğraşının emeğin sonucu. ve insanoğlu eğer radyoyu bulduysa, zaten bulan adamin elinden Keramet çıkmış, işte radyoyu bulan adam Keramet işlemiş, mucize meydana getirmiş değil mi ya? ona itibar edilmiyorda işte sakalli cübbeli adamın bir tanesi, uyduruktan Vay uçuyormuş Vay kaçıyormuş  diyerekten  uyduruk hikyalerden kendine faydasi olmayan adamlardan birde mucize keremet bekler olmuş insanlar ve böyle adamların peşine düşüyorlar, şeyhim şeyhim diye, el pençe divan duruyorlar. o şeyhin meyhin elinde radyodan daha mucize bir şey var mı, internet kadar mucize, Keramet diye bir şey var mı? telefon, veya cep telefonu, mesela Buradan konuşuyorsun, Amerika'dan duyuyor du, şimdi burdan konuşuyorsun amerikadan seni, hem duyuyor hem görüyor, bunlar keramet mucize değil de ne? sen kerameti sakallı şeyhlerde ara  haala, sen çok ararsın daha ahmak.<br />
<br />
Allah "insana ancak kazandığı vardır." dediği lafı ancak işte o gavur dediklerimiz anlamış, çalışıp gayret ediyor ve Radyo bulmuş, internet bulmuş, televizyon bulmuş, cep telefonu bulmuş, Bizimkiler hala "Estağfurullah, sübhanallah, Allah, Allah" deyip Keramet göstercek  Alim olaverecekler, zikir çekince, köşeyi döneceğini  zannediyorlar, bu akılda ve bu minvaldeler.<br />
<br />
ilginç bir şeye daha rastladım hayatımda, bu gavur dediklerimiz, benim bulunduğum bölgede gördüğüm kadarıyla, taze ekmek semel yapıyorlar, semel çöreği gevrek taze ekmek , tazesinin yüzü ufalanıyor dökülüyor, cünkü parlak olsun diye üstüne nişasta ugrasi kullaniyorlar, o yüzden sertleşip parlak kahvrengi aliyor birde sertleşiyor ve taze koparirken ve isirirken tazeleginden parça kopuyor, ekmek ufağı meydana geliyor. Bizim taze ekmeğimizden ise ekmek ufağı meydana gelmez. Bizim Bayat ekmeğimiz  ufalanır.  buradabir söz vardir ki : yerken ekmeği ufalandımı döktümü o kimseye "senin çok çocuğun olacak." derler. Buradaki hikmet tazeden dökülmesi, bunların genç ve çocuklarında döl çok, yani taze ekmeklerinde ufalanma meydana geliyor, yani bebeleri döllü, çocuk olacak spermi  çok.  Bizim eski Diyarbakır karpuzların da çok çekirdek vardı, şimdiki çekirdeklerin içi de yok, Domates alıyorsun, domatesin çekirdekleri Fos, Bizim de eskilerde vardı döl, şimdikilerde yok. tazelerde yok. Çünkü bozdular, yeni Çocuklar dölsüz oldu, mayasını bozdular, ekmeğini bozdular, suyunu bozdular, dölsüz cekirdeksiz karpuz yedirdiler, kavun yedirdiler, işte dölsüz  çocuklar meydana geldi, Kendi çocukları ise döllü  oldu. Çünkü taze ekmeklerinden kırıntı çok dökülüyor. bu bunun alameti Allahu alem. Çünkü gayeleri oydu zaten kötü Yahudilerin, dünyada tek ırk kendi ırklarını bırakmak, diğer ırkları yok etmek. üstün ırk meselesi yüzünden bu işte, bu hale geldi. Ve bu halde kainat ekmek ufağı  ile de sinyal veriyor işte. Onların taze ekmekleri  dökülüyor ufalanıyor, Bizim de bayatlarımız dökülüyor ufalanıyor. Hani bunu bilerek oynamak, onun  o sinyalini düzeltmek doğrultmak ile olmaz, doğal süreçdeki hali esas ve bilgi olaraka ele alınır.<br />
<br />
Ve bazıları bize öyle milliyetçiyiz dedi ki, aynen kadınlara yaptığımız gibi, kendimiz başka kadının çıplak bacaklarını görsek, baldırını görsek, çatalını görsek bakarız, (Tabi bunlar, internet denen şey cikmadan önceydi, internette herşey serbest artik) ama kendimizikine bakılmasını istemeyiz. Buralarda yurtdışında artık ev alabiliyoruz yer arazi alabiliyoruz mu? alıyoruz, onlar bize bir şey demiyor müsade ediyorlar da, Onlar  bizim Vatan'dan toprak aldı mı ev arazi aldı mıydı yaygarayı koparıyoruz, Vay vatanın bir karışını satmayız Bilmem netmeyiz, milliyetçi kesiliyoruz, kendimize var, Onlara yok. Bak dünya global oldu diyoruz, Global.  Herkese, bak her şey her yerden geliyor, her şey her yerde var,  Herkes her yerin toprağını yiyor zaten. ve sen bir karış toprak satmam derken, vatanından, yetiştirdiğin portakalı yetiştirdiğin domatesi ihraç ediyorum diyerekten, onlara toprağının, hemde en süzülmüş iyi yerini dışarlara export ediyorsun, bunu bir de alkışlıyoruz, aferin bize dolar kazandırdı filan adam, falan ton Bilmem biber satmış, Bilmem domates satmış, portakal elma satmış alkışlıyoruz, Bir de bravo bravo diyoruz ödül veriyoruz Hani sen vatanın bir karışını satmayız diyordun ne oldu?<br />
<br />
Yani kardeşim, Allah onun(milliyetçiliğin) yanlış olduğunu, size bunu yaptıraraktan zaten milliyetçiliğinde yanlış olduğunu gösteriyor, yani Peygamber Efendimiz Arabın aceme acemin araba üstünlüğü yoktur üstünlük ancak takvadadır o zaman oranın buranin toprağını düşündüm ben, mesela Brezilya dan bana kahve geliyor, kahve içerken  Brezilya'nın saf süzülmüş toprağın içiyordum Ben kahve diye, Allah'ım Ya Rabb'im Ya Resulallah, Brezilya'nın toprağının Ben de ne işi varmış, adam Brezilya'nın toprağını bana kahve diye sattı, Ben de aldım içtim, benim toprağıma karıştı mı karıştı,Yeni Zelanda dan kivi geliyor, avustralya'dan bilmem ne geliyor, yani o zaman birbirimiz ile kavga etmenin vakti değil artık, Burası cennet ise, adam gibi geçinmesini öğreneceğiz, Vay Şura senin , bura benim kavgalarina girmeyecegiz artik. Ama  dedim sınırlar korunacak, o konuda Elbette ki dedim onu, anlattım Daha önce, tırnak tırnak bölgesinde yetişecek, tırnak olaraktan duracak, mesela kaşılarınin oldugu yerde kaş değilde  tırnak yetişirse, Kaşların tırnak olursa olmaz, herkes yerinde güzel, herkesin sınırları var, tırnak bile belli derecede uzayacığı taraftan uzuyor. Vay efendim Suriye alacagiz bilmem irani alcaz IRAKi alcaz, niye alıyorsun. tırnak neyana uzayabiliyor sadece kestigin tarafa dogru, uzadı mı da  kesiyoruz. herkesin sınırları belli olmuş zaten, şu andaki dünyamızda. herkesin isimleri belli sınırları belli. bir parmak o parmağın uzunluğu kadar uzama hakkına sahip, tırnak yine belli derece uzama hakkına sahip, ondan sonra kesiyoruz, saç yine öyle, O zaman şimdi Vay büyüyen Türkiye, Vay büyüyen Amerika diye bir şey yok, Herkesin sınırları belli, Kimsenin kimsenin hakkına hukukuna tecavüz etmeye hakkı hukuku yok, o zaman adam gibi geçinmesini öğreneceğiz, ve bu dünyayı cennete çevireceğiz.<br />
<br />
Bazıları bizi antichrist ya da Deccal atfetmeye çalışıyorlar, ama Peygamberimizin sözü var, demiş ki "kem söz sahibine aittir" <br />
<br />
Birinden; küfürlü¸ hakaret¸ alay¸ tahkir ve tezyif eden bir söz duyduğumuzda en kibar karşılık olarak¸ “Kem söz sahibine aittir.” deriz. bu sözün kaynagini bilmeyiz.  “Ben bu lafın altında kalmam.” diyenler ise aynı cümlelerle karşılık verir. Kötü sözle yapılan nitelemeye muhatap layık olsa bile hiç kimse¸ muhatabın kişiliğini hedef alınarak hakaret edemez¸ küfredemez. Buna kimsenin hakkı yoktur. En fazla¸ yanlış olan söz ve davranış eleştirilebilir.<br />
<br />
daha bundan başka bir şey demiyorum  “Kem söz sahibine aittir.” onlara bu söz yeterli zaten Kem söz demek kötü söz, kötü lakap kötü ünvan kötü söylenilen şey işte.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَهُوَ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍ وَكَانَ عَرْشُهُ عَلَى الْمَٓاءِ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Vehuve-lleżî ḣaleka-ssemâvâti vel-arda fî sitteti eyyâmin vekâne ‘arşuhu ‘alâ-lmâ-i<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Gökleri ve yeri altı günde yaratmış olan Allah’tır. O sırada yönetim merkezi ( O nun arşı) suyun üstündeydi.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Hûd Suresi 7. Ayet</span><br />
<br />
<br />
ve yine<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
اِنَّ رَبَّكُمُ اللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnne rabbekumu(A)llâhu-lleżî ḣaleka-ssemâvâti vel-arda fî sitteti eyyâmin śümme-stevâ ‘alâ-l’arşi <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Şüphe yok, Rabbimiz, öyle bir Allah'tır ki gökleri ve yeryüzünü altı günde yaratmıştır da sonra yönetime Arşa geçmiş ve  oradan  onu yönetime hakim ve mutasarrıf olmuştur.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym A’râf Suresi 54. Ayet</span><br />
<br />
<br />
Allah Kuranı Kerim'de kainatı 6 günde yarattığını ve 7. gün arşa istiva ettiğini bildiriyor. ve bunu bazıları anlamış 6 gün çalıştı 7. gün tatil yaptı.  Allah bile tatil yaptı diye anlamışlar. Bazıları  bu tatil hikmetini anlamıyor Hala,<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَقُلْنَا لَهُمْ لَا تَعْدُوا فِي السَّبْتِ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
vekulnâ lehum lâ ta’dû fî-ssebti<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Yine onlara: "Cumartesileri çalışma yasağını çiğnemeyin" dedik ve onlardan sağlam bir söz aldık.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Nisâ Suresi 154. Ayetten pasaj</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ الَّذ۪ينَ اعْتَدَوْا مِنْكُمْ فِي السَّبْتِ فَقُلْنَا لَهُمْ كُونُوا قِرَدَةً خَاسِـ۪ٔينَۚ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Velekad ‘alimtumu-lleżîna’tedev minkum fî-ssebti fekulnâ lehum kûnû kiradeten ḣâsi-în<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
İçinizden cumartesi yasağını çiğneyenleri elbette bilirsiniz. Onlara “Aşağılık maymunlar gibi olun!” demiştik.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Bakara Suresi 65. Ayet</span><br />
<br />
Bu ayetler Kuranı Kerim'den cumartesi tatilinin Delileri, cumartesi pazar tatilinin insanlara vacip olduğunu anlatan ayet olduğunu öğretmek istiyorum, Ne zamandır söylüyorum Bir kere daha üstünden geçerekden anlatalım. yani  bir hafta çalışdın yoruldun, hafta sonu dinlenirsen dinlenirsin, vücudun bir daha Kuvvet alır da, yeniden çalışma kuvveti enerjisi sahibi olursun,  gece yattın uyudun dinlendin, uykunu aldın, o zaman tekrar Dinç olursun da, bir daha çalışırsın, aynı uyku gibi, dinlenmekte iştendir, çalışmanın içine dahildir. yoksa dinlenmeden Çalış çalış çalış, robot mıyız bizler, robot bile belli süre kapanıp açılmak dinlendirilmek mecburiyetinde,  onların da kabloları ısınıyor,  eğer kapatmazsan yangın çıkarıyor robot cinsi aletlerde.<br />
<br />
Bütün kainat formül üzere, 6 gün iş, 7. gün tatil yani pazar tatili, allah bunun yeterli olmadigni görünce daha sonra işte cumartesiyi de Yahudilere atfen tatil vermiş bu yukardaki ayetler ile, Allahü Teala çalışmayın demiş cumartesi günleri, etti 2 gün. cumartesi ve pazar. Ve Muhammed'ilerede cuma günü öğleden sonrasını tatil etmiş, namazdan çıktıktan sonra çalışma yok, Allah haftada İki buçuk gün tatil vermiş, demek ki insana lazım olan Dinlenme süresi 7 günü 3'e böldüğümüzde ne yapar  2+2+2+1 bir gün kalır o 1 günü de 3'e böldüğümüz zaman 24 üçe böl 8 saat demek olur  ve bir günde nasil 8 saat uyku normal halde saglikli bir insanin uyumuasi gerekn zaman ise 2 gün 8 saatte haftada tatil olması lazım gelen zaman miktari,  İki buçuk gün bize Elzem olan, lazım olan tatil miktari, ve bu çiğneniyor işte, ondan sonra insanlar hasta oluyor, psikolojik hasta, normal vücuttaki hastalıklar meydana çıkıyor dinlenememekten, uykusuzluktan hastalıklar çıkıyor.Al lah'ın kuralına uyan, dünyada cennet gibi cennetti yaşayacak. ve yine seneye bakincada aynen seneyi 3 e böl  ayni miktar sene bazında mecburi tatil olmasi gereken miktari buluruz. İşte o yüzden dindeki kurallar, dünyayı ferah yurdu cennete çevirme kuralları. güzel yaşamın kuralları, Kuranı Kerim, şeriat, İslam, musevilik, isevilik demek, onunla dünyayı cennete çevirme kuralları, yoksa ahiret öldükten sonrasi için degil, ahiret, ahiret neresi? kabirde ne güzel olacak,  toprağımız mı daha güzel olacak,  toprağımızda çiçeklermi açacak, güllermi açacak,  bumu yani bize fayda verecek olan, halbuki ahiret işte geleceğimizde ki dünyamızın güzelleşmesi, Cennet halini alması, dinlerin amacı, hedefi ve gayesindeki Mesele budur.<br />
<br />
Ben sayfalarıma, birçok sayfadan alıntı yaparaktan, bilgiler, resimler, müzikler,video klipler ekliyorum. mesela o bilgi videoları falan var bu bilgiler benim sayfamda yayinlansada yani Benim marketim de satılıyor bile olsa, irdeleyin, inceleyin, doğruluğunu inceleyin, ondan sonra alın. Ben çünkü, her bilgiyi, hepsini Okuyup da incelemiş  degilim, yani benim onayımdan geçmiş bilgi olarak sunmuyorum onlari, ve  altına kaynak veriyorum ki, bu falancı siteden, filanca adamdan kadindan, filanci siteden alınmıştır diyerekten bilgi veriyorum ki, o bilgiler, o sitelerin yazarlarının yorumu, veyahutta  onlarin bilgisinin onayından geçmiş bilgiler,  hepsi Benim onayım değil. Ben de o bilgiyi hazır buldum aldım, ekledim. Çünkü bir markette, mesela şu anki bizim buradaki marketlerde, viskisi de satılıyor, şarabı da satılıyor, haram olanlar yani, peyniri de satılıyor,.. helal olanlarida  gün gelir Kuranı Kerim'de satılır değil mi satılmasada hediye edilir.  helal şeyler de satılıyor bizim bildiğimiz şeyler de satılıyor, Türkiye'deki marketlerde aynı şekilde bunlar sigara olsun alkol olsun marketlerde satılıyor, yanında peynirde var, az ilerisinde rakı  da satılıyor, nasil sen bunlari alirken kendin dikkat edip, helal yiyip iciorsan, senin sorumlulugunda ise, benim sayfadan alacagin bilgileride bir süzgecten gecir ki , sence dogrumu  bunlar, bazen senin dogrularina ters olabilir. Öyle olunca ben de dükkanımda  yahut yani sayfalarimda her şey olsun ki, her ne arayan, ne ararsa arasın, gelsin bizim marketten (sayfalardan) alsın (Parali degil bedava bunlar bizim sayfalarda)  aradigini alirken, belki bir de bu vaazlarimiza, yani bize ait bilgilere rastlarda, belki bizim fikirlerimizi de ögrenir de, bizim yolumuza girer diye, herşeyden sayfalrimizda bulundurmaya calişiyoruz işte. Öyledir zaten market sistemi, o şekildedir zaten, sana reklam gönderirler, der ki : bu hafta domatesi  10 kuruş indirdik dersin, domates almaya gidiyorum diye gidersin, domates yanında, biber alırsın, turşu alırsın, Bilmem ekmek alırsın, peynir alırsın, işte ihtiyacin olan diger şeyleride oradan fiyatlari uygunsa ve ihtiyacın varsa bakar alırsın. Öyle olunca, yani Biz de, bize gelen ne ararsa arasın, Biz de arayıp bulsun, bize gelsin ki, oradan bir de bizim sayfalarımızdan, bize ait dini bilgilerimizden birilerine bakıp da, hoşuna giderse onlardan da alırsa, Biz de O sayede sevap kazanalım, fayda görelim diyerekten bu sayfalarımızı açtık, ve bilgi ve resim  video paylaşımı yapıyoruz yıllardır işte. Benim felsefem, bu konudaki felsefem, görüşüm, bu yönde, bu minvalde yani. yoksa ben bana ait olmayan o her bilginin üzerine onayımı  imzamı atmış değilim, ben bunlarin onaylıyorum demiş değilim. O bilgiler, aynı marketteki adam mesela takım elbise satıyorsa, takım elbise satan adam, her elbiseden 1 tane e kendisine diktirip giymiyor, her renkten bir tane giymiyor, O adam bir tane modelinden almış belki ama, 50 çeşit model takım elbise satıyor, benim sayfalardaki her bilgiyi de ben test ettim denedim değil, ben kaynağını göstermişim, kaynak olmasa bile bir yerden alıntı olabilir, önce siz eger alacaksniz, inceleyin doğruluğuna karar kılarsınız, O zaman kabul edin, benim markette(Sayfada)  satılıyor(Paylaşılıyor) olsa bile, yani benim forumlarda benim sayfalarında yazılı olsa bile, izleyin, inceleyin, dinleyin, aklınıza yatıyor mu diye,vicdaniniza dine diyanete cennet kavramlarina adaletli bir dünya kurallarina uyuyor mu diye, ondan sonra karar verip alirsiniz. ben o bütün diger mallari bilgileri satmamdaki gaye, esas bana ait bilgileri resimleri ve benzeri meteryalleri size sunmak için, oradaki  diger bilgi ve resimleri ve videolari da promosyon olarak sunuyorum  cogunu yani.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
اِنَّ الَّذ۪ينَ يُبَايِعُونَكَ اِنَّمَا يُبَايِعُونَ اللّٰهَۜ يَدُ اللّٰهِ فَوْقَ اَيْد۪يهِمْۚ فَمَنْ نَكَثَ فَاِنَّمَا يَنْكُثُ عَلٰى نَفْسِه۪ۚ وَمَنْ اَوْفٰى بِمَا عَاهَدَ عَلَيْهُ اللّٰهَ فَسَيُؤْت۪يهِ اَجْرًا عَظ۪يمًا۟ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnne-lleżîne yubâyi’ûneke innemâ yubâyi’ûna(A)llâhe yedu(A)llâhi fevka eydîhim&copy; femen nekeśe fe-innemâ yenkuśu ‘alâ nefsih(i)(s) vemen evfâ bimâ ‘âhede ‘aleyhu(A)llâhe feseyu/tîhi ecran ‘azîmâ<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Sana bağlılık sözleşmesi yapanlar, o sözleşmeyi aslında Allah ile yapmış olurlar. Allah’ın eli onların elleri üstündedir. Kim sözünden cayarsa kendi aleyhine caymış olur. Kim de Allah’a karşı üstlendiği görevi yerine getirirse, Allah ona büyük bir ödül verecektir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Fetih Suresi 10. Ayet</span><br />
<br />
<br />
Üzerinde tartışılan bir konuda Kuranı Kerim'de bir ayet var Onların elinin üzerinde onun eli vardır yani "yedullahe fevka eydihim" onun eli onların elinin üzerindedir, o diye kastedilen burada Allah, Allah'ın eli onların elinin üzerindedir, ve bu minvalde bir hadiste  de bunu açıklamış Peygamberimiz tefsir etmiş Bu ayeti kerimeyi ve demiş ki işte Allahu Teala Kutsi hadiste :<br />
<br />
Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor:  <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
Kulumu bana yaklaştıran şeyler arasında en çok hoşuma gideni, ona farz kıldığım şeyleri  eda etmesidir. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, sonunda sevgime erer. Onu bir sevdim mi artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı aklettiği kalbi, konuştuğu dili olurum. Benden bir şey isteyince onu veririm, benden sığınma talep etti mi onu himayeme alır, korurum.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhârî, Rikak 38)</span><br />
<br />
demiş işte bu ayeti kerime yani onların elinin üzerinde onun eli vardır ayetinden çıkaratan yazılmış uyduruk bir hadisdir diyerekten bazı hocalar bu hadisi yalanliyor ve oradaki o el teşbih ve benzetmedir diyorlar ve, Allah'ın elimi var diyorlar, teşbihdir sadece diyorlar, ve bu ayeti  El almış hadis uydurmuşlar,  böyle bir hadis ile milleti kandırıyorlar diyorlar.  Halbuki Allah, dünyadaki işlerini görürken hücceti ve ordusu ile enip gelip de öyle yapmıyor, ya nasıl yapıyor? Ahmet amcanın eliyle, Mehmet amcanın biberiyle, Fatma teyzenin domatesiyle,.... yapıyor bu işleri.  Bilmem falanca amcanın fabrikasından, filanca amcanın  terazisiyle , yine falancinin radyosuyla,...... yapıyor. öyle olunca Allah'ın eli onların elinin üstündedir, yahutta, Allah bazılarını sevince, onlar Allah'ın eli ile tutar, Allah'ın gözüyle görür, Allah'ın kulağı ile duyarlar, o zaman Allah'ın eli kolu kulağı var mı? var ama bizim bildiğimiz gibi değil, ve şöyle yola çıkarsak bu konuda, Allah herkese ruhundan üfledi ise, Bizler Allah'ın parçalarıyız, herkes de bir parçası varsa, Allahu Teala'nın, herkeste, ruhundan  parça bir ruhu varsa, Bizler Allah'ın ruhunun parçalarıyız, o zaman hepimizin toplamı ne olmuş oluyor, Allah olmuş oluyor, o zaman Ne oldu Haşa Biz hepimiz Allah mıyız, Allah ne diyor<br />
<br />
Biz yaptık biz de ettik<br />
<br />
Mesela, Kur'ân'ın indirildiğini haber veren bütün âyet-i kerimelerde "Biz indirdik" buyurulur.<br />
<br />
"Kur'ân'ı kesinlikle biz indirdik, elbette onu yine biz koruyacağız." <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Hicr, 9)</span><br />
<br />
"Bulutla gölge yaptık." <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Bakara, 57)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَمَا رَمَيْتَ اِذْ رَمَي ا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
vemâ rameyte iż rame.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
(O Taşı) Attığın zaman da sen atmadın, biz attık. (Allah attı.)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Enfâl Suresi 17. Ayetten pasaj</span><br />
<br />
Biz söyledik, biz attık, biz kim? İşte biz hepimiz, simurq, simurq yani  üçler, yediler Kırklar, üçyüzlerler (Bedir savaşı sahabelerinin sayısı 313,5...), bunlar, işte biz, Allah da dünyada işlerini, halifesi İnsanoğlu üzerinden yürütüyor, Allah'ın dünyadaki eli bizleriz, Allah'ın dünyadaki gözü bizleriz, ve biz Allah'ın parçalarıyız, ve bütünümüz O,  Hu ve Hüve o demek, İşte o yaptı, O etti, o söyledi gibi veya biz.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
لَيْسَ الْبِرَّ اَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلٰكِنَّ الْبِرَّ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيّ۪نَۚ وَاٰتَى الْمَالَ عَلٰى حُبِّه۪ ذَوِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينَ وَابْنَ السَّب۪يلِ وَالسَّٓائِل۪ينَ وَفِي الرِّقَابِۚ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَۚ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ اِذَا عَاهَدُواۚ وَالصَّابِر۪ينَ فِي الْبَأْسَٓاءِ وَالضَّرَّٓاءِ وَح۪ينَ الْبَأْسِۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ صَدَقُواۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Leyse-lbirra en tuvellû vucûhekum kibele-lmeşriki velmaġribi velâkinne-lbirra men âmene bi(A)llâhi velyevmi-l-âḣiri velmelâ-iketi velkitâbi ve-nnebiyyîne veâte-lmâle ‘alâ hubbihi żevi-lkurbâ velyetâmâ velmesâkîne vebne-ssebîli ve-ssâ-ilîne vefî-rrikâbi veekâme-ssalâte veâtâ ezzekâte velmûfûne bi’ahdihim iżâ ‘âhedû(s) ve-ssâbirîne fi-lbe/sâ-i ve-ddarrâ-i vehîne-lbe/s(i)(k) ulâ-ike-lleżîne sadekû(i)(s) veulâ-ike humu-lmuttekûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allah'ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekât verir. Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Müttakîler ancak onlardır!<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Bakara Suresi 177. Ayet</span><br />
<br />
İhsan Eliaçık Hoca'dan bir şey duydum, Bakara Suresi 177 ayette ki iyilik bir değildir ayetini yorumunu, <br />
<br />
bizde bu konuya  Bizim daha önceki yazılarımızda anlattığımız bir yorumumuzda şu idi : mesela adam Çayıra gitmiş altlarını çayırda otlatırken, atları kaçıp gitmesin diye bir tane kazık çakmış, onu Atını da oraya bağlamış, ve daha sonra akşam evine giderken kazığı çıkarmamış, başka bir müslümanda gelirde altını buraya bağlar, Bir de kazık çamak için uğraşmaz diyerekten kazığı çakılı bırakmış öyle gitmiş, ve kendince bir hayır işlemiş, iyilik yapmış. ertesi gün başka bir adam gelmiş, oradan geçerken ayağa kazığa takılmış düşmüş, Kim koydu buraya bu kazığı diyerekten kalkmış o kazığı sökmüş çıkarmış atmış oradan, başka bir Müslümanın ayağına da takılır düşer diyerekten.  O da bir iyilik yapmış bununki de iyilik, onun ki de ona göre iyilik, öbürüne ki de, öbürüne göre iyilik. o zaman iyilik Kime göre?<br />
<br />
Arıya göre bir iyilik, arıya polen çiçek verirsen, gül çiçek dikersen, sen ona iyilik etmiş olursun, onu ve kolonisini kovanlar ile korur muhafaza edersen iyilik etmiş olursun. ama bir kediye köpeğe iyilik için, çiçek dikip de, alsana fayda veriyorum, iyilik ediyorum dersen olur  mu?  köpek çiçeği ne yapsın, köpek ve kediye et ve yal veya onun yiyecegi yemek  ve su ve barinak vercekskin ki ona iyilik olsun,  yine koyuna ot vereceksin,.. herkese göre iyilik farklı, herkesin iyilik algısı, ve iyilik, o  da sana iyilik ediyorsun diye bal veriyor, köpekten de bal beklenmez ki, köpek kapını bekler, Herkesin yaptığı iyiliği de farklı, iyilik algısı da farklı, Senin yapacağın iyilik de farklı, o zaman Bakara suresi 177 ayetteki iyilik bir değildir, bunu bu şekilde tefsir ettim bende.<br />
<br />
"Ve cennette, kırk kap yemek yerler de karınları şişmez."<br />
<br />
diye bir ayet veyahut Hadis i Şerif var galiba?  bugün Adam az duruyor Kola içiyor az duruyor bir kahve getiriyor az duruyor bir çay içiyor az duruyor bir cips yiyor az duruyor az duruyor bir ekmek ve ekmeğin yanında peynir zeytin  Tereyağı bal  yiyor, az duruyor Ondan sonra  akşam yemeği öğlen yemeği diyor öğlen yemeğinde diyor ki fırın güveç yaptım diyor, güvecin içine patates katmış et katmış domates katmış biber katmış salça katmış bilmem ne katmış etti sana 40 tane çeşit, 40 tane çeşit, 40 tane çeşit katmış içine, Allah'ım ya rabbi, eşi de bunu yediği zaman karında şişme  olmaz hadisi, onu Öğlen yemeği diye yiyoruz, berikini ara aparatif diye, yaz içecekleri de, ara su içecekleri de içiyoruz, hiç karnımızda şişmiyor, ve Muhammed vaktinde adamların midesi  nezelmiş, içine 2 tane hurma atsan şişiyor,  bizim mideler büyümüş lastikli mübarek, içine dök dök dök bir şey yok gibi,  onlar 2 hurma yedimi dermanları kesiliyor mideleri yoruluyor dermanı kesiliyor, Yani 40 kap  onlara şişkinlik vermez budur yani  yerler içerler şişkinlik olmadan gezerler budur. Bu ayeti kerime veya hadis ne ise budur yani, şu an yaşanıyor bu, yani şu anki dünyamızda mevcut, veya yaşanmakta, ve bu cennet vakitlerindeki İşte bizim vaktiimizi tarif ediyor.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Bazi cehennem veya cennet tasvirleride  şöyledir :</span><br />
<br />
Üstüne de kaynar su içeceksiniz - cay kahve <br />
<br />
Gömlekleri katrandandır - petrolden üretuilen elbilsler naylon elbisler sentetik elbisler<br />
<br />
<br />
Başlarının üstünden kaynar su dökülür - Banyo dus<br />
<br />
Onlara kızgın bir kaynaktan su verilir. <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(ĞAŞİYE/5)</span>  maden suyu iciyoruz<br />
<br />
Sonra üzerine onlar için kaynar bir içecek vardır. <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(SAFFAT/67)</span> <br />
<br />
İşte artık tatsınlar onu ki, o kaynar su ve irindir. <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(SAD/57) </span><br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">kahve cay vazgcilmez sicak icecekler soguk icecekler</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Cehennemde yiyecekleri</span><br />
<br />
Elbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz.<br />
<br />
Karınlarınızı hep onunla dolduracaksınız. (VAKİ'A/52-53)<br />
<br />
Onlar için kuru bir dikenden başka yiyecek de yoktur.<br />
<br />
O da ne besler, ne de açlığı giderir. (ĞAŞİYE/6-7)<br />
<br />
Nasıl, bu mu daha hayırlı konukluk için, yoksa zakkum ağacı mı?<br />
<br />
Gerçekten biz onu zalimler için bir fitne (imtihan) yaptık.<br />
<br />
O bir ağaçtır ki cehennemin dibinde çıkar.<br />
<br />
Tomurcukları şeytanların başları gibidir. (SAFFAT/62-65)<br />
<br />
Gerçekten zakkum ağacı,<br />
<br />
Günahkârların yemeğidir.<br />
<br />
O pota gibi karınlarda kaynar.<br />
<br />
O, kızgın bir sıvının kaynaması gibidir. (DUHAN/43-46)<br />
<br />
Bir irinden başka yiyecek de yok. (HAKKA/36) <br />
<br />
Demir kamçılarla kamçılanacaktır<br />
<br />
Bir de bunlara demirden kamçılar vardır. (HAC/21)<br />
<br />
-<br />
Başlarının üstünden kaynar su dökülecektir<br />
<br />
Şu ikisi Rableri hakkında tartışmaya girmiş iki hasımdır. O'nu inkar edenler için ateşten elbiseleri biçilmiştir. Başlarının üstünden kaynar su dökülür. (HAC/19)<br />
<br />
-<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Cehennemde giyecekleri</span><br />
<br />
Gömlekleri katrandandır ve yüzlerini ateş kaplar. (İBRAHİM/50)<br />
<br />
Şu ikisi Rableri hakkında tartışmaya girmiş iki hasımdır. O'nu inkar edenler için ateşten elbiseleri biçilmiştir. Başlarının üstünden kaynar su dökülür. (HAC/19)<br />
<br />
-<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Cehennemde yiyecekleri</span><br />
<br />
Elbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz.<br />
<br />
Karınlarınızı hep onunla dolduracaksınız. (VAKİ'A/52-53)<br />
<br />
Onlar için kuru bir dikenden başka yiyecek de yoktur.<br />
<br />
O da ne besler, ne de açlığı giderir. (ĞAŞİYE/6-7)<br />
<br />
Nasıl, bu mu daha hayırlı konukluk için, yoksa zakkum ağacı mı?<br />
<br />
Gerçekten biz onu zalimler için bir fitne (imtihan) yaptık.<br />
<br />
O bir ağaçtır ki cehennemin dibinde çıkar.<br />
<br />
Tomurcukları şeytanların başları gibidir. (SAFFAT/62-65)<br />
<br />
Gerçekten zakkum ağacı,<br />
<br />
Günahkârların yemeğidir.<br />
<br />
O pota gibi karınlarda kaynar.<br />
<br />
O, kızgın bir sıvının kaynaması gibidir. (DUHAN/43-46)<br />
<br />
Bir irinden başka yiyecek de yok. (HAKKA/36)<br />
<br />
-<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Cehennemde içecekleri</span><br />
<br />
Üstüne de kaynar su içeceksiniz.<br />
<br />
Susuzluk illetine tutulmuş develerin içişi gibi içeceksiniz. (VAKİ'A/54-55)<br />
<br />
Dinlerini bir oyun ve bir eğlence edinen ve kendilerini dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak! Ve hiçbir kimsenin kazandığı şey yüzünden kendisini helake atmamasını, kendisi için Allah'tan başka hiç bir dost ve hiçbir şefaatçi bulunmadığını Kur'ân ile hatırlat. O, azaptan kurtulmak için bütün varını feda etse, kendisinden alınmaz. Onlar kazandıkları şey yüzünden helake uğratılmışlardır. Onlar için, inkâr ettiklerinden dolayı kaynar bir içecek ve can yakıcı bir azab vardır. (EN'AM70)<br />
<br />
Ardından da Cehennem vardır, orada kendisine irinli su içirilecektir.<br />
<br />
Onu yutmaya çalışacak, fakat boğazından geçiremeyecek ve her yandan ona ölüm gelecek, fakat o ölemez. Arkasından da çetin bir azab gelecektir. (İBRAHİM/16-17)<br />
<br />
Onlara kızgın bir kaynaktan su verilir. (ĞAŞİYE/5)<br />
<br />
Orada ne bir serinlik tadacaklar, ne de içecek bir şey.<br />
<br />
Ancak bir kaynar su ve irin (içecekler). (NEBE/24-25)<br />
<br />
Sonra üzerine onlar için kaynar bir içecek vardır. (SAFFAT/67)<br />
<br />
Dönüşünüz hep O'nadır. Allah'ın vaadi haktır. Herşeyi ilk baştan yaratan O'dur. Sonra iman edip salih amel işleyenleri hak ettikleri ölçüde mükâfatlandırmak için geri döndürecek olan yine O'dur. Kâfirlere de inkâr ettikleri için kaynar sudan bir içki ve acıklı bir azap vardır. (YUNUS/4)<br />
<br />
İşte artık tatsınlar onu ki, o kaynar su ve irindir. (SAD/57)<br />
<br />
-<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Allah onlarla konuşmaz</span><br />
<br />
(Allah) buyurur ki: Alçaldıkça alçalın orada! Bana konuşmayın artık. (MÜ'MİNUN/108)<br />
<br />
Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir paraya satanlar var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur; Allah kıyamet günü onlarla hiç konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için acı bir azab vardır. (AL-İ İMRAN/77)<br />
<br />
-<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Cennettekilerden su ve rızık isteyeceklerdir</span><br />
<br />
Cehennemdekiler, cennettekilere: "Bize biraz su akıtın veya Allah'ın size verdiği rızıktan bize de verin." diye seslenirler. Cennettekiler de: "Allah, bunların ikisini de kâfirlere haram kıldı." derler. (A'RAF/50)<br />
<br />
-<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Cehennemden kaçış olmayacaktır</span><br />
<br />
Günahkârlar ateşi görmüşler de artık ona düşeceklerini anlamışlardır. Fakat ondan kaçıp sığınacak bir yer bulamazlar. (KEHF/53)<br />
<br />
-<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Yok olmayı isteyeceklerdir</span><br />
<br />
Biz sizi yakın bir azap ile uyardık. O gün kişi ellerinin ne takdim ettiğine bakacak ve kâfir diyecek ki: "Ah ne olaydı, ben bir toprak olaydım." (NEBE/40)<br />
<br />
Elleri boyunlarına bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıkları zaman da, oracıkta yok olmayı isterler.<br />
<br />
(Onlara şöyle denilir) Bu gün bir yok olmayı değil, nice yok olmaları isteyin! (FURKAN/13-14)<br />
<br />
Onlar cehennem bekçisine: "Ey Mâlik! Rabbin artık bizi öldürsün." diye seslenirler. Mâlik de: "Siz böylece kalacaksınız." der. (ZUHRUF/77) <br />
<br />
<br />
Rabbim, mehdi ve cemaatine ve sevenlerime ve sevdiklerime, bu dünyadaki cennetin kıymetini bilip, cennete Talip olmayı, cehennemini de tanıyıp bilip, ondan da sakınmayı Müyesser kılsın Amin. <br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 04 Mart 2019 Pazartesi<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
<br />
<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Her zorluğun yanında bir kolaylık vardır."</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 04 Mart 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
فَاِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْراًۙ  اِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْراًۜ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Feinne me'al'usri yüsran, İnne me'al'usri yüsra. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym İnşirâh Suresi-5 ve 6. ayet</span><br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Müslüman elinden ve dilinden Müslümanların selamet buldukları kişidir. Mü’min ise insanların canları ve malları hususunda güvendikleri kişidir.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Müslim, İman: 14; Buhârî, İman: 3)</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
Zamanda yolculuk meselesinde, Allah'a iman etmeyen kimse bu yolculuğu yapamaz. Neden derseniz, biz Müslümanlar inanırız ki : Allah katında Her şey olmuş bitmiş, Kıyamet bile olmuş bitmiş haldedir. Eğer insan böyle İnanmazsa,  gelecek henüz yaratılmadı, geçmiş ise yok edildi, O zaman nereye gideceksin. Gelecek henüz yok, Gideceğin yer yok, Geçmiş ise yok edildi, öldüler gittiler, tarumar oldu, memleketler toprak altında kaldılar, binlerce arkeolojik kazıda, toprak altındaki  eski ümmetler bulunmakta. Peki sen geçmişe gittiğin zaman, O toprakların altına mı girmiş olacağız, nereye gideceksin yani. Ama işte eğer Allah'a inanıyorsanız, ve Müslüman gibi inanıyorsan, Allah katında her şey olmuş bitmiş, Öyle olunca filmin sonuna varılmış demek, artık filmi istediğin bölümünden seyredebiliriz, geri al, ileri al, sonuna bak, önüne bak, ortasına bak, ancak böyle müslümanca inandığımız zaman, böyle bir yolculuğa çıkmaya müsaade edilebilir belki, Çünkü öyle İnanmıyorsan, dediğim gibi, toprakların altına mı gireceğiz, o kavimleri ziyaret etmek için, nereye gideceğiz? arkeolojik kazılarda toprakların altına batmış çogu da denizlerin altında duruyor mu kitasi gibi, peki nereye gideceksin geçmişe gittiğin zaman, denizlerin altına mı gireceksin, ama işte, Allah katında Her şey olmuş bitmiş deyince, işte film sonuna kadar çekilmiş. ister filmin başına sardır seyret  veya ortasına sardır seyret, veya sonuna bak, o zaman ancak bu mümkün olabilir.<br />
<br />
Geleceğe veya geçmişe Yolculuk etmek isteyenlere yardımcı olacak birkaç bilgi vereceğim inşallah şimdi ben :  Mesela Ben Geleceğe gideceğim zaman,hani var olup olmadığını bilmiyoruz herkesin ama, mesela ben torunuma ve vaktine, ya da torunumun torununun vaktine gidiyorum diye yola çıktığım zaman, geleceğe gitmiş olurum, veya geçmişe gitmek için de : Dedemin ninesine, dedemin dedesinin vaktine gidiyorum diye gittiğim zaman, geçmişe gitmiş olurum. Yani Navigasyona ne yazmamız gerektiğini anlatmaya çalışıyorum burada. Yani Fatih Sultan Mehmet'e gidiyorum diye yola çıkılmaz, Yani bunu anlatmaya çalışıyorum.<br />
<br />
Zamanda yolculuğu keşfetmeye çalışan bilim adamlarına yol gösterici birkaç bilgi vereceğim.<br />
<br />
Ben benim kainatımın içinde yolculuk edebilirim, yahut benim kainatımin içinde yer alan diğer kainatta yolculuk edebilirim. Bunun manası da, ben doğmadan önce, annemin kainatınin içindeydim, bir üst Kainat, annemin kainatı, onun üstünde babamın kainatı, yani babamın Dünyası deniyor bu günün sözü ile, annemin Dünyası, babamın Dünyası, dedemin Dünyası,  Onlarin yaşadığı zamandaki, çocukluğu, arkadaşları, Okulu, gibi onun kainatınin içindekiler, işte ben oradan çıkıp geldiğim için, ancak bu kainattan, bu kainata geçebilirim, geçişlerim ancak oraya mümkün, Ben Fatih'e  ve vaktine gitmek için kimin kainatının içine girmem gerektiğini nasıl bileceğim ben, zor bir iş değil mi, yani öyle olunca ve geleceğe gitmek içinde ben benden sonraki neslimin içinde yolculuk edebilirim  yine benim kainatımin içinde bulunan bir komşular arkadaşlar, yahut amcam, Dayım, teyzem, bunlardan şu anki benim kainatımin içinde bulunanlar ise, ancak bunları içinde yolculuk edebilirim belki. yoksa mesela Romalılar vaktindeki Jülyus Sezar vaktine gitmek için hangi kainatın hangi kapısindan girmem gerektiğini bilmem gerekiyor. Kapıları Belli zaten, nereden girip çıkıldığı belli, Kainat kainata, yani insan insana, Anne karnından göbek bağı ile bağlı, babadan da köprü grup Sırat Köprüsü(Erkegin Zekeri) ile bağlı Başka bir yolu yok, oradan oraya geçebileceğim yol ve kapida o şekilde.<br />
<br />
Yıldızlar Gökteki lambalar, ve ben dedemin vaktine gittiğim zaman, dedemin vaktinin güneşi dedemin lambası, torunumun vaktine gittiğim zaman torunumun güneşi torunumun lambası, Yıldızı demek oluyor. Güneş aynı Güneş diyeceksiniz, ama değil işte, herkesin güneşi farklı, Muhammed vaktinde, İki cihani aydınlatan Muhammed idi, zamanın halifesi kim ise? Güneş odur, aydınlatır bütün kainatı, Daha doğrusu sistemi. büyük yıldızlar ışıklarını daha ileriye de ulaştırabilir. Kutup yıldızı gibi, büyük yıldızlar, çünkü Adem mesela, yaratılışın başından, günümüze kadar unutulmamış, hatırlanan, bütün dinler ve bütün bilgiler de mevcut, o zaman ışığını bize kadar ulaştıralabilen uzak bir yıldız, ama Işığı bize kadar ulaşan bir yıldız, hala ışığını bize ulaştırabilen Yıldız. yine İbrahim İsmail Musa İsa böyle.<br />
<br />
Ben mesela meyveyi yiyip, içindeki çekirdeğini dikip, o çekirdeğin, toprakta yetişip, tekrar ağaç olup, meyve verecek yaşa gelmesi, ve meyve verip, içinde de olgun bir çekirdek oluşturması, ne kadar bir zaman alır? Ve yine İnsanoğlu da aynı şekilde, çocuk olup, büyüyüp, sonra yetişip evlenip, eşiyle birlikte olup, tekrar çocuk yapıp, çocuğun da meyve verecek bir hale gelmesi, evlenecek yaşa gelmesi, ne kadar bir zaman alır. yani işte kainatlandan kâinatlara ve hayattan hayata geçişteki gibi yani bu kadar zaman aralığı var arada.<br />
<br />
Türkler Altaylardan gelirken, bir kurt Türklerin atasını emzirdiği, beslediği hikayesindeki kurt, Allahu alem, bunu mitolojideki Mısır tanrılarına bağladığımız zama, hani bu çakal kafalı Tanrı temsili var, O zaman o Türkleri besleyen kurt, Aslında bildiğimiz o kurt değil, işte bu yani Tanrı Anibis olabilir Allahu alem.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
سَرَاب۪يلُهُمْ مِنْ قَطِرَانٍ وَتَغْشٰى وُجُوهَهُمُ النَّارُۙ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Serâbîluhum min katirânin vetaġşâ vucûhehumu-nnâr.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Giysileri katrandan olacak ve yüzlerini de ateş bürüyecektir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym İbrahim Suresi 50. Ayet</span><br />
<br />
<br />
Vakıa suresinde olabilir  "onlara katran giyip, katran içerler"  veyahut başka surede olabilir yukardaki gibi yahutta hadislerde, onlar katran içerler  var,  bundan kastedileni zift ya  ya da katran içerler anlamışlar bütün alimler.<br />
Halbuki buradaki mana benim anlayışıma göre, katran gibi siyah su içerler. Peygamberimizin vaktinde çay yoktu çay siyah su, yine Coca Cola yoktu, Coca Cola yine siyah su, yine kahve siyaha yakın, kahve rengi su, kaynar su, Yani buradan kastedilen, Bence bu siyah sulardan birisi kast edildi, Yoksa onlar zift içerler manası değil, ve buradaki Coca Cola kötü bir içecek değil, yani yahut çay kötü bir içecek değil, cehennemliklerin içeceği içeceklerden birisi değil yani.<br />
<br />
ve yine<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
لَا يَذُوقُونَ ف۪يهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًاۙ  اِلَّا حَم۪يمًا وَغَسَّاقًاۙ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Lâ ye<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">&reg;</span>żûkûne fîhâ berden velâ şerâbâ. İllâ hamîmen ve ġassâkâ<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
onlar orada serin içeceklerden başka şey ile riziklandirilmazlar, ve hatta birde gassak suyu gibi, yani gusl abdesti suyu kadar kaynar olan su içecekler.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Nebe’ Suresi 24 ve 25. Ayet</span><br />
<br />
yani o gün, muhammed vakti, sicak su içmesi bilinmiyordi ki, çay yoktu, kahve yoktu ki, bugün bizler kaynar su, yahutta, gusl abdesti suyu kadar sicak olan, agiz yakmayan, sicak sulu içecekler içmekteyiz, çaylar, çeşit  çeşit çaylar,  ve çeşit  çeşit kahveli kakaolu içecekler içmekteyiz, ve bunlar bu vakitte mevcut, ve o ayette anlatilan cehennemliklerin  içecekleri içecekleri degil, bizleri tarif ediyor belkide bu ayet.<br />
<br />
Ve Türkler ile gavurlar dediklerimizin arasında bir fark vardır, Türkler  türbecidirler,  Bir Alim ölse hemen mezarına türbe yaparlar, ve türbe türbe gezerler, ondan Medet, bundan Medet beklerler. Gavur dediklerimizde hemen eski tarihi bir şey bulsalar müzeye koyarlar, ve bunlarda müze müze gezip , onlardan birşeyler beklerler. O zaman Gavurlar müzeci, Türkler Türbeci, onlarda müzedekilerden bir Tılsım bir şey bekliyorlar, Keramet Mucize. Bizimkilerde evliya mezarlarından bir şeyler bekliyorlar, Medet mucize Keramet. Halbuki Allah Kur'an'da apaçık ayette bildirmiş,<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَاَنْ لَيْسَ لِلْاِنْسَانِ اِلَّا مَا سَعٰىۙ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve-en leyse lil-insâni illâ mâ se’â.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ve gerçekten de insan, ancak çalıştığını elde eder.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Necm Suresi 39. Ayet</span><br />
<br />
diye daha bundan büyük Keramet olur mu? adam Radyo keşfedip yapmış, Radyo bir keramet degilde ne,  adamin elinden Radyo çıkmış. radyonun parçalarını düşünüyormusunuz. şimdi hadi Hemen cart diye Radyo bulunmadı, radyonun içindeki parçaları düşünürsen, diyot keşfolcak,transistör keşfolacak, kablo keşfolacak, Entegre keşolacak, frekans keşfolacak, dalga boyu keşfolacak, yani binlerce parçadan  ve bilgiden oluşan radyoyu meydana getirmek, ne kadar zaman alır. hemen bir tane tahtayı dört köşe çakıp da, Radyo buldum olmadı, bu iş senelerce uğraşının emeğin sonucu. ve insanoğlu eğer radyoyu bulduysa, zaten bulan adamin elinden Keramet çıkmış, işte radyoyu bulan adam Keramet işlemiş, mucize meydana getirmiş değil mi ya? ona itibar edilmiyorda işte sakalli cübbeli adamın bir tanesi, uyduruktan Vay uçuyormuş Vay kaçıyormuş  diyerekten  uyduruk hikyalerden kendine faydasi olmayan adamlardan birde mucize keremet bekler olmuş insanlar ve böyle adamların peşine düşüyorlar, şeyhim şeyhim diye, el pençe divan duruyorlar. o şeyhin meyhin elinde radyodan daha mucize bir şey var mı, internet kadar mucize, Keramet diye bir şey var mı? telefon, veya cep telefonu, mesela Buradan konuşuyorsun, Amerika'dan duyuyor du, şimdi burdan konuşuyorsun amerikadan seni, hem duyuyor hem görüyor, bunlar keramet mucize değil de ne? sen kerameti sakallı şeyhlerde ara  haala, sen çok ararsın daha ahmak.<br />
<br />
Allah "insana ancak kazandığı vardır." dediği lafı ancak işte o gavur dediklerimiz anlamış, çalışıp gayret ediyor ve Radyo bulmuş, internet bulmuş, televizyon bulmuş, cep telefonu bulmuş, Bizimkiler hala "Estağfurullah, sübhanallah, Allah, Allah" deyip Keramet göstercek  Alim olaverecekler, zikir çekince, köşeyi döneceğini  zannediyorlar, bu akılda ve bu minvaldeler.<br />
<br />
ilginç bir şeye daha rastladım hayatımda, bu gavur dediklerimiz, benim bulunduğum bölgede gördüğüm kadarıyla, taze ekmek semel yapıyorlar, semel çöreği gevrek taze ekmek , tazesinin yüzü ufalanıyor dökülüyor, cünkü parlak olsun diye üstüne nişasta ugrasi kullaniyorlar, o yüzden sertleşip parlak kahvrengi aliyor birde sertleşiyor ve taze koparirken ve isirirken tazeleginden parça kopuyor, ekmek ufağı meydana geliyor. Bizim taze ekmeğimizden ise ekmek ufağı meydana gelmez. Bizim Bayat ekmeğimiz  ufalanır.  buradabir söz vardir ki : yerken ekmeği ufalandımı döktümü o kimseye "senin çok çocuğun olacak." derler. Buradaki hikmet tazeden dökülmesi, bunların genç ve çocuklarında döl çok, yani taze ekmeklerinde ufalanma meydana geliyor, yani bebeleri döllü, çocuk olacak spermi  çok.  Bizim eski Diyarbakır karpuzların da çok çekirdek vardı, şimdiki çekirdeklerin içi de yok, Domates alıyorsun, domatesin çekirdekleri Fos, Bizim de eskilerde vardı döl, şimdikilerde yok. tazelerde yok. Çünkü bozdular, yeni Çocuklar dölsüz oldu, mayasını bozdular, ekmeğini bozdular, suyunu bozdular, dölsüz cekirdeksiz karpuz yedirdiler, kavun yedirdiler, işte dölsüz  çocuklar meydana geldi, Kendi çocukları ise döllü  oldu. Çünkü taze ekmeklerinden kırıntı çok dökülüyor. bu bunun alameti Allahu alem. Çünkü gayeleri oydu zaten kötü Yahudilerin, dünyada tek ırk kendi ırklarını bırakmak, diğer ırkları yok etmek. üstün ırk meselesi yüzünden bu işte, bu hale geldi. Ve bu halde kainat ekmek ufağı  ile de sinyal veriyor işte. Onların taze ekmekleri  dökülüyor ufalanıyor, Bizim de bayatlarımız dökülüyor ufalanıyor. Hani bunu bilerek oynamak, onun  o sinyalini düzeltmek doğrultmak ile olmaz, doğal süreçdeki hali esas ve bilgi olaraka ele alınır.<br />
<br />
Ve bazıları bize öyle milliyetçiyiz dedi ki, aynen kadınlara yaptığımız gibi, kendimiz başka kadının çıplak bacaklarını görsek, baldırını görsek, çatalını görsek bakarız, (Tabi bunlar, internet denen şey cikmadan önceydi, internette herşey serbest artik) ama kendimizikine bakılmasını istemeyiz. Buralarda yurtdışında artık ev alabiliyoruz yer arazi alabiliyoruz mu? alıyoruz, onlar bize bir şey demiyor müsade ediyorlar da, Onlar  bizim Vatan'dan toprak aldı mı ev arazi aldı mıydı yaygarayı koparıyoruz, Vay vatanın bir karışını satmayız Bilmem netmeyiz, milliyetçi kesiliyoruz, kendimize var, Onlara yok. Bak dünya global oldu diyoruz, Global.  Herkese, bak her şey her yerden geliyor, her şey her yerde var,  Herkes her yerin toprağını yiyor zaten. ve sen bir karış toprak satmam derken, vatanından, yetiştirdiğin portakalı yetiştirdiğin domatesi ihraç ediyorum diyerekten, onlara toprağının, hemde en süzülmüş iyi yerini dışarlara export ediyorsun, bunu bir de alkışlıyoruz, aferin bize dolar kazandırdı filan adam, falan ton Bilmem biber satmış, Bilmem domates satmış, portakal elma satmış alkışlıyoruz, Bir de bravo bravo diyoruz ödül veriyoruz Hani sen vatanın bir karışını satmayız diyordun ne oldu?<br />
<br />
Yani kardeşim, Allah onun(milliyetçiliğin) yanlış olduğunu, size bunu yaptıraraktan zaten milliyetçiliğinde yanlış olduğunu gösteriyor, yani Peygamber Efendimiz Arabın aceme acemin araba üstünlüğü yoktur üstünlük ancak takvadadır o zaman oranın buranin toprağını düşündüm ben, mesela Brezilya dan bana kahve geliyor, kahve içerken  Brezilya'nın saf süzülmüş toprağın içiyordum Ben kahve diye, Allah'ım Ya Rabb'im Ya Resulallah, Brezilya'nın toprağının Ben de ne işi varmış, adam Brezilya'nın toprağını bana kahve diye sattı, Ben de aldım içtim, benim toprağıma karıştı mı karıştı,Yeni Zelanda dan kivi geliyor, avustralya'dan bilmem ne geliyor, yani o zaman birbirimiz ile kavga etmenin vakti değil artık, Burası cennet ise, adam gibi geçinmesini öğreneceğiz, Vay Şura senin , bura benim kavgalarina girmeyecegiz artik. Ama  dedim sınırlar korunacak, o konuda Elbette ki dedim onu, anlattım Daha önce, tırnak tırnak bölgesinde yetişecek, tırnak olaraktan duracak, mesela kaşılarınin oldugu yerde kaş değilde  tırnak yetişirse, Kaşların tırnak olursa olmaz, herkes yerinde güzel, herkesin sınırları var, tırnak bile belli derecede uzayacığı taraftan uzuyor. Vay efendim Suriye alacagiz bilmem irani alcaz IRAKi alcaz, niye alıyorsun. tırnak neyana uzayabiliyor sadece kestigin tarafa dogru, uzadı mı da  kesiyoruz. herkesin sınırları belli olmuş zaten, şu andaki dünyamızda. herkesin isimleri belli sınırları belli. bir parmak o parmağın uzunluğu kadar uzama hakkına sahip, tırnak yine belli derece uzama hakkına sahip, ondan sonra kesiyoruz, saç yine öyle, O zaman şimdi Vay büyüyen Türkiye, Vay büyüyen Amerika diye bir şey yok, Herkesin sınırları belli, Kimsenin kimsenin hakkına hukukuna tecavüz etmeye hakkı hukuku yok, o zaman adam gibi geçinmesini öğreneceğiz, ve bu dünyayı cennete çevireceğiz.<br />
<br />
Bazıları bizi antichrist ya da Deccal atfetmeye çalışıyorlar, ama Peygamberimizin sözü var, demiş ki "kem söz sahibine aittir" <br />
<br />
Birinden; küfürlü¸ hakaret¸ alay¸ tahkir ve tezyif eden bir söz duyduğumuzda en kibar karşılık olarak¸ “Kem söz sahibine aittir.” deriz. bu sözün kaynagini bilmeyiz.  “Ben bu lafın altında kalmam.” diyenler ise aynı cümlelerle karşılık verir. Kötü sözle yapılan nitelemeye muhatap layık olsa bile hiç kimse¸ muhatabın kişiliğini hedef alınarak hakaret edemez¸ küfredemez. Buna kimsenin hakkı yoktur. En fazla¸ yanlış olan söz ve davranış eleştirilebilir.<br />
<br />
daha bundan başka bir şey demiyorum  “Kem söz sahibine aittir.” onlara bu söz yeterli zaten Kem söz demek kötü söz, kötü lakap kötü ünvan kötü söylenilen şey işte.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَهُوَ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍ وَكَانَ عَرْشُهُ عَلَى الْمَٓاءِ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Vehuve-lleżî ḣaleka-ssemâvâti vel-arda fî sitteti eyyâmin vekâne ‘arşuhu ‘alâ-lmâ-i<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Gökleri ve yeri altı günde yaratmış olan Allah’tır. O sırada yönetim merkezi ( O nun arşı) suyun üstündeydi.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Hûd Suresi 7. Ayet</span><br />
<br />
<br />
ve yine<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
اِنَّ رَبَّكُمُ اللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnne rabbekumu(A)llâhu-lleżî ḣaleka-ssemâvâti vel-arda fî sitteti eyyâmin śümme-stevâ ‘alâ-l’arşi <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Şüphe yok, Rabbimiz, öyle bir Allah'tır ki gökleri ve yeryüzünü altı günde yaratmıştır da sonra yönetime Arşa geçmiş ve  oradan  onu yönetime hakim ve mutasarrıf olmuştur.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym A’râf Suresi 54. Ayet</span><br />
<br />
<br />
Allah Kuranı Kerim'de kainatı 6 günde yarattığını ve 7. gün arşa istiva ettiğini bildiriyor. ve bunu bazıları anlamış 6 gün çalıştı 7. gün tatil yaptı.  Allah bile tatil yaptı diye anlamışlar. Bazıları  bu tatil hikmetini anlamıyor Hala,<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَقُلْنَا لَهُمْ لَا تَعْدُوا فِي السَّبْتِ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
vekulnâ lehum lâ ta’dû fî-ssebti<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Yine onlara: "Cumartesileri çalışma yasağını çiğnemeyin" dedik ve onlardan sağlam bir söz aldık.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Nisâ Suresi 154. Ayetten pasaj</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ الَّذ۪ينَ اعْتَدَوْا مِنْكُمْ فِي السَّبْتِ فَقُلْنَا لَهُمْ كُونُوا قِرَدَةً خَاسِـ۪ٔينَۚ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Velekad ‘alimtumu-lleżîna’tedev minkum fî-ssebti fekulnâ lehum kûnû kiradeten ḣâsi-în<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
İçinizden cumartesi yasağını çiğneyenleri elbette bilirsiniz. Onlara “Aşağılık maymunlar gibi olun!” demiştik.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Bakara Suresi 65. Ayet</span><br />
<br />
Bu ayetler Kuranı Kerim'den cumartesi tatilinin Delileri, cumartesi pazar tatilinin insanlara vacip olduğunu anlatan ayet olduğunu öğretmek istiyorum, Ne zamandır söylüyorum Bir kere daha üstünden geçerekden anlatalım. yani  bir hafta çalışdın yoruldun, hafta sonu dinlenirsen dinlenirsin, vücudun bir daha Kuvvet alır da, yeniden çalışma kuvveti enerjisi sahibi olursun,  gece yattın uyudun dinlendin, uykunu aldın, o zaman tekrar Dinç olursun da, bir daha çalışırsın, aynı uyku gibi, dinlenmekte iştendir, çalışmanın içine dahildir. yoksa dinlenmeden Çalış çalış çalış, robot mıyız bizler, robot bile belli süre kapanıp açılmak dinlendirilmek mecburiyetinde,  onların da kabloları ısınıyor,  eğer kapatmazsan yangın çıkarıyor robot cinsi aletlerde.<br />
<br />
Bütün kainat formül üzere, 6 gün iş, 7. gün tatil yani pazar tatili, allah bunun yeterli olmadigni görünce daha sonra işte cumartesiyi de Yahudilere atfen tatil vermiş bu yukardaki ayetler ile, Allahü Teala çalışmayın demiş cumartesi günleri, etti 2 gün. cumartesi ve pazar. Ve Muhammed'ilerede cuma günü öğleden sonrasını tatil etmiş, namazdan çıktıktan sonra çalışma yok, Allah haftada İki buçuk gün tatil vermiş, demek ki insana lazım olan Dinlenme süresi 7 günü 3'e böldüğümüzde ne yapar  2+2+2+1 bir gün kalır o 1 günü de 3'e böldüğümüz zaman 24 üçe böl 8 saat demek olur  ve bir günde nasil 8 saat uyku normal halde saglikli bir insanin uyumuasi gerekn zaman ise 2 gün 8 saatte haftada tatil olması lazım gelen zaman miktari,  İki buçuk gün bize Elzem olan, lazım olan tatil miktari, ve bu çiğneniyor işte, ondan sonra insanlar hasta oluyor, psikolojik hasta, normal vücuttaki hastalıklar meydana çıkıyor dinlenememekten, uykusuzluktan hastalıklar çıkıyor.Al lah'ın kuralına uyan, dünyada cennet gibi cennetti yaşayacak. ve yine seneye bakincada aynen seneyi 3 e böl  ayni miktar sene bazında mecburi tatil olmasi gereken miktari buluruz. İşte o yüzden dindeki kurallar, dünyayı ferah yurdu cennete çevirme kuralları. güzel yaşamın kuralları, Kuranı Kerim, şeriat, İslam, musevilik, isevilik demek, onunla dünyayı cennete çevirme kuralları, yoksa ahiret öldükten sonrasi için degil, ahiret, ahiret neresi? kabirde ne güzel olacak,  toprağımız mı daha güzel olacak,  toprağımızda çiçeklermi açacak, güllermi açacak,  bumu yani bize fayda verecek olan, halbuki ahiret işte geleceğimizde ki dünyamızın güzelleşmesi, Cennet halini alması, dinlerin amacı, hedefi ve gayesindeki Mesele budur.<br />
<br />
Ben sayfalarıma, birçok sayfadan alıntı yaparaktan, bilgiler, resimler, müzikler,video klipler ekliyorum. mesela o bilgi videoları falan var bu bilgiler benim sayfamda yayinlansada yani Benim marketim de satılıyor bile olsa, irdeleyin, inceleyin, doğruluğunu inceleyin, ondan sonra alın. Ben çünkü, her bilgiyi, hepsini Okuyup da incelemiş  degilim, yani benim onayımdan geçmiş bilgi olarak sunmuyorum onlari, ve  altına kaynak veriyorum ki, bu falancı siteden, filanca adamdan kadindan, filanci siteden alınmıştır diyerekten bilgi veriyorum ki, o bilgiler, o sitelerin yazarlarının yorumu, veyahutta  onlarin bilgisinin onayından geçmiş bilgiler,  hepsi Benim onayım değil. Ben de o bilgiyi hazır buldum aldım, ekledim. Çünkü bir markette, mesela şu anki bizim buradaki marketlerde, viskisi de satılıyor, şarabı da satılıyor, haram olanlar yani, peyniri de satılıyor,.. helal olanlarida  gün gelir Kuranı Kerim'de satılır değil mi satılmasada hediye edilir.  helal şeyler de satılıyor bizim bildiğimiz şeyler de satılıyor, Türkiye'deki marketlerde aynı şekilde bunlar sigara olsun alkol olsun marketlerde satılıyor, yanında peynirde var, az ilerisinde rakı  da satılıyor, nasil sen bunlari alirken kendin dikkat edip, helal yiyip iciorsan, senin sorumlulugunda ise, benim sayfadan alacagin bilgileride bir süzgecten gecir ki , sence dogrumu  bunlar, bazen senin dogrularina ters olabilir. Öyle olunca ben de dükkanımda  yahut yani sayfalarimda her şey olsun ki, her ne arayan, ne ararsa arasın, gelsin bizim marketten (sayfalardan) alsın (Parali degil bedava bunlar bizim sayfalarda)  aradigini alirken, belki bir de bu vaazlarimiza, yani bize ait bilgilere rastlarda, belki bizim fikirlerimizi de ögrenir de, bizim yolumuza girer diye, herşeyden sayfalrimizda bulundurmaya calişiyoruz işte. Öyledir zaten market sistemi, o şekildedir zaten, sana reklam gönderirler, der ki : bu hafta domatesi  10 kuruş indirdik dersin, domates almaya gidiyorum diye gidersin, domates yanında, biber alırsın, turşu alırsın, Bilmem ekmek alırsın, peynir alırsın, işte ihtiyacin olan diger şeyleride oradan fiyatlari uygunsa ve ihtiyacın varsa bakar alırsın. Öyle olunca, yani Biz de, bize gelen ne ararsa arasın, Biz de arayıp bulsun, bize gelsin ki, oradan bir de bizim sayfalarımızdan, bize ait dini bilgilerimizden birilerine bakıp da, hoşuna giderse onlardan da alırsa, Biz de O sayede sevap kazanalım, fayda görelim diyerekten bu sayfalarımızı açtık, ve bilgi ve resim  video paylaşımı yapıyoruz yıllardır işte. Benim felsefem, bu konudaki felsefem, görüşüm, bu yönde, bu minvalde yani. yoksa ben bana ait olmayan o her bilginin üzerine onayımı  imzamı atmış değilim, ben bunlarin onaylıyorum demiş değilim. O bilgiler, aynı marketteki adam mesela takım elbise satıyorsa, takım elbise satan adam, her elbiseden 1 tane e kendisine diktirip giymiyor, her renkten bir tane giymiyor, O adam bir tane modelinden almış belki ama, 50 çeşit model takım elbise satıyor, benim sayfalardaki her bilgiyi de ben test ettim denedim değil, ben kaynağını göstermişim, kaynak olmasa bile bir yerden alıntı olabilir, önce siz eger alacaksniz, inceleyin doğruluğuna karar kılarsınız, O zaman kabul edin, benim markette(Sayfada)  satılıyor(Paylaşılıyor) olsa bile, yani benim forumlarda benim sayfalarında yazılı olsa bile, izleyin, inceleyin, dinleyin, aklınıza yatıyor mu diye,vicdaniniza dine diyanete cennet kavramlarina adaletli bir dünya kurallarina uyuyor mu diye, ondan sonra karar verip alirsiniz. ben o bütün diger mallari bilgileri satmamdaki gaye, esas bana ait bilgileri resimleri ve benzeri meteryalleri size sunmak için, oradaki  diger bilgi ve resimleri ve videolari da promosyon olarak sunuyorum  cogunu yani.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
اِنَّ الَّذ۪ينَ يُبَايِعُونَكَ اِنَّمَا يُبَايِعُونَ اللّٰهَۜ يَدُ اللّٰهِ فَوْقَ اَيْد۪يهِمْۚ فَمَنْ نَكَثَ فَاِنَّمَا يَنْكُثُ عَلٰى نَفْسِه۪ۚ وَمَنْ اَوْفٰى بِمَا عَاهَدَ عَلَيْهُ اللّٰهَ فَسَيُؤْت۪يهِ اَجْرًا عَظ۪يمًا۟ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnne-lleżîne yubâyi’ûneke innemâ yubâyi’ûna(A)llâhe yedu(A)llâhi fevka eydîhim&copy; femen nekeśe fe-innemâ yenkuśu ‘alâ nefsih(i)(s) vemen evfâ bimâ ‘âhede ‘aleyhu(A)llâhe feseyu/tîhi ecran ‘azîmâ<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Sana bağlılık sözleşmesi yapanlar, o sözleşmeyi aslında Allah ile yapmış olurlar. Allah’ın eli onların elleri üstündedir. Kim sözünden cayarsa kendi aleyhine caymış olur. Kim de Allah’a karşı üstlendiği görevi yerine getirirse, Allah ona büyük bir ödül verecektir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Fetih Suresi 10. Ayet</span><br />
<br />
<br />
Üzerinde tartışılan bir konuda Kuranı Kerim'de bir ayet var Onların elinin üzerinde onun eli vardır yani "yedullahe fevka eydihim" onun eli onların elinin üzerindedir, o diye kastedilen burada Allah, Allah'ın eli onların elinin üzerindedir, ve bu minvalde bir hadiste  de bunu açıklamış Peygamberimiz tefsir etmiş Bu ayeti kerimeyi ve demiş ki işte Allahu Teala Kutsi hadiste :<br />
<br />
Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor:  <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
Kulumu bana yaklaştıran şeyler arasında en çok hoşuma gideni, ona farz kıldığım şeyleri  eda etmesidir. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, sonunda sevgime erer. Onu bir sevdim mi artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı aklettiği kalbi, konuştuğu dili olurum. Benden bir şey isteyince onu veririm, benden sığınma talep etti mi onu himayeme alır, korurum.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhârî, Rikak 38)</span><br />
<br />
demiş işte bu ayeti kerime yani onların elinin üzerinde onun eli vardır ayetinden çıkaratan yazılmış uyduruk bir hadisdir diyerekten bazı hocalar bu hadisi yalanliyor ve oradaki o el teşbih ve benzetmedir diyorlar ve, Allah'ın elimi var diyorlar, teşbihdir sadece diyorlar, ve bu ayeti  El almış hadis uydurmuşlar,  böyle bir hadis ile milleti kandırıyorlar diyorlar.  Halbuki Allah, dünyadaki işlerini görürken hücceti ve ordusu ile enip gelip de öyle yapmıyor, ya nasıl yapıyor? Ahmet amcanın eliyle, Mehmet amcanın biberiyle, Fatma teyzenin domatesiyle,.... yapıyor bu işleri.  Bilmem falanca amcanın fabrikasından, filanca amcanın  terazisiyle , yine falancinin radyosuyla,...... yapıyor. öyle olunca Allah'ın eli onların elinin üstündedir, yahutta, Allah bazılarını sevince, onlar Allah'ın eli ile tutar, Allah'ın gözüyle görür, Allah'ın kulağı ile duyarlar, o zaman Allah'ın eli kolu kulağı var mı? var ama bizim bildiğimiz gibi değil, ve şöyle yola çıkarsak bu konuda, Allah herkese ruhundan üfledi ise, Bizler Allah'ın parçalarıyız, herkes de bir parçası varsa, Allahu Teala'nın, herkeste, ruhundan  parça bir ruhu varsa, Bizler Allah'ın ruhunun parçalarıyız, o zaman hepimizin toplamı ne olmuş oluyor, Allah olmuş oluyor, o zaman Ne oldu Haşa Biz hepimiz Allah mıyız, Allah ne diyor<br />
<br />
Biz yaptık biz de ettik<br />
<br />
Mesela, Kur'ân'ın indirildiğini haber veren bütün âyet-i kerimelerde "Biz indirdik" buyurulur.<br />
<br />
"Kur'ân'ı kesinlikle biz indirdik, elbette onu yine biz koruyacağız." <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Hicr, 9)</span><br />
<br />
"Bulutla gölge yaptık." <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Bakara, 57)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَمَا رَمَيْتَ اِذْ رَمَي ا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
vemâ rameyte iż rame.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
(O Taşı) Attığın zaman da sen atmadın, biz attık. (Allah attı.)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Enfâl Suresi 17. Ayetten pasaj</span><br />
<br />
Biz söyledik, biz attık, biz kim? İşte biz hepimiz, simurq, simurq yani  üçler, yediler Kırklar, üçyüzlerler (Bedir savaşı sahabelerinin sayısı 313,5...), bunlar, işte biz, Allah da dünyada işlerini, halifesi İnsanoğlu üzerinden yürütüyor, Allah'ın dünyadaki eli bizleriz, Allah'ın dünyadaki gözü bizleriz, ve biz Allah'ın parçalarıyız, ve bütünümüz O,  Hu ve Hüve o demek, İşte o yaptı, O etti, o söyledi gibi veya biz.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
لَيْسَ الْبِرَّ اَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلٰكِنَّ الْبِرَّ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيّ۪نَۚ وَاٰتَى الْمَالَ عَلٰى حُبِّه۪ ذَوِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينَ وَابْنَ السَّب۪يلِ وَالسَّٓائِل۪ينَ وَفِي الرِّقَابِۚ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَۚ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ اِذَا عَاهَدُواۚ وَالصَّابِر۪ينَ فِي الْبَأْسَٓاءِ وَالضَّرَّٓاءِ وَح۪ينَ الْبَأْسِۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ صَدَقُواۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Leyse-lbirra en tuvellû vucûhekum kibele-lmeşriki velmaġribi velâkinne-lbirra men âmene bi(A)llâhi velyevmi-l-âḣiri velmelâ-iketi velkitâbi ve-nnebiyyîne veâte-lmâle ‘alâ hubbihi żevi-lkurbâ velyetâmâ velmesâkîne vebne-ssebîli ve-ssâ-ilîne vefî-rrikâbi veekâme-ssalâte veâtâ ezzekâte velmûfûne bi’ahdihim iżâ ‘âhedû(s) ve-ssâbirîne fi-lbe/sâ-i ve-ddarrâ-i vehîne-lbe/s(i)(k) ulâ-ike-lleżîne sadekû(i)(s) veulâ-ike humu-lmuttekûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allah'ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekât verir. Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Müttakîler ancak onlardır!<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Bakara Suresi 177. Ayet</span><br />
<br />
İhsan Eliaçık Hoca'dan bir şey duydum, Bakara Suresi 177 ayette ki iyilik bir değildir ayetini yorumunu, <br />
<br />
bizde bu konuya  Bizim daha önceki yazılarımızda anlattığımız bir yorumumuzda şu idi : mesela adam Çayıra gitmiş altlarını çayırda otlatırken, atları kaçıp gitmesin diye bir tane kazık çakmış, onu Atını da oraya bağlamış, ve daha sonra akşam evine giderken kazığı çıkarmamış, başka bir müslümanda gelirde altını buraya bağlar, Bir de kazık çamak için uğraşmaz diyerekten kazığı çakılı bırakmış öyle gitmiş, ve kendince bir hayır işlemiş, iyilik yapmış. ertesi gün başka bir adam gelmiş, oradan geçerken ayağa kazığa takılmış düşmüş, Kim koydu buraya bu kazığı diyerekten kalkmış o kazığı sökmüş çıkarmış atmış oradan, başka bir Müslümanın ayağına da takılır düşer diyerekten.  O da bir iyilik yapmış bununki de iyilik, onun ki de ona göre iyilik, öbürüne ki de, öbürüne göre iyilik. o zaman iyilik Kime göre?<br />
<br />
Arıya göre bir iyilik, arıya polen çiçek verirsen, gül çiçek dikersen, sen ona iyilik etmiş olursun, onu ve kolonisini kovanlar ile korur muhafaza edersen iyilik etmiş olursun. ama bir kediye köpeğe iyilik için, çiçek dikip de, alsana fayda veriyorum, iyilik ediyorum dersen olur  mu?  köpek çiçeği ne yapsın, köpek ve kediye et ve yal veya onun yiyecegi yemek  ve su ve barinak vercekskin ki ona iyilik olsun,  yine koyuna ot vereceksin,.. herkese göre iyilik farklı, herkesin iyilik algısı, ve iyilik, o  da sana iyilik ediyorsun diye bal veriyor, köpekten de bal beklenmez ki, köpek kapını bekler, Herkesin yaptığı iyiliği de farklı, iyilik algısı da farklı, Senin yapacağın iyilik de farklı, o zaman Bakara suresi 177 ayetteki iyilik bir değildir, bunu bu şekilde tefsir ettim bende.<br />
<br />
"Ve cennette, kırk kap yemek yerler de karınları şişmez."<br />
<br />
diye bir ayet veyahut Hadis i Şerif var galiba?  bugün Adam az duruyor Kola içiyor az duruyor bir kahve getiriyor az duruyor bir çay içiyor az duruyor bir cips yiyor az duruyor az duruyor bir ekmek ve ekmeğin yanında peynir zeytin  Tereyağı bal  yiyor, az duruyor Ondan sonra  akşam yemeği öğlen yemeği diyor öğlen yemeğinde diyor ki fırın güveç yaptım diyor, güvecin içine patates katmış et katmış domates katmış biber katmış salça katmış bilmem ne katmış etti sana 40 tane çeşit, 40 tane çeşit, 40 tane çeşit katmış içine, Allah'ım ya rabbi, eşi de bunu yediği zaman karında şişme  olmaz hadisi, onu Öğlen yemeği diye yiyoruz, berikini ara aparatif diye, yaz içecekleri de, ara su içecekleri de içiyoruz, hiç karnımızda şişmiyor, ve Muhammed vaktinde adamların midesi  nezelmiş, içine 2 tane hurma atsan şişiyor,  bizim mideler büyümüş lastikli mübarek, içine dök dök dök bir şey yok gibi,  onlar 2 hurma yedimi dermanları kesiliyor mideleri yoruluyor dermanı kesiliyor, Yani 40 kap  onlara şişkinlik vermez budur yani  yerler içerler şişkinlik olmadan gezerler budur. Bu ayeti kerime veya hadis ne ise budur yani, şu an yaşanıyor bu, yani şu anki dünyamızda mevcut, veya yaşanmakta, ve bu cennet vakitlerindeki İşte bizim vaktiimizi tarif ediyor.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Bazi cehennem veya cennet tasvirleride  şöyledir :</span><br />
<br />
Üstüne de kaynar su içeceksiniz - cay kahve <br />
<br />
Gömlekleri katrandandır - petrolden üretuilen elbilsler naylon elbisler sentetik elbisler<br />
<br />
<br />
Başlarının üstünden kaynar su dökülür - Banyo dus<br />
<br />
Onlara kızgın bir kaynaktan su verilir. <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(ĞAŞİYE/5)</span>  maden suyu iciyoruz<br />
<br />
Sonra üzerine onlar için kaynar bir içecek vardır. <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(SAFFAT/67)</span> <br />
<br />
İşte artık tatsınlar onu ki, o kaynar su ve irindir. <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(SAD/57) </span><br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">kahve cay vazgcilmez sicak icecekler soguk icecekler</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Cehennemde yiyecekleri</span><br />
<br />
Elbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz.<br />
<br />
Karınlarınızı hep onunla dolduracaksınız. (VAKİ'A/52-53)<br />
<br />
Onlar için kuru bir dikenden başka yiyecek de yoktur.<br />
<br />
O da ne besler, ne de açlığı giderir. (ĞAŞİYE/6-7)<br />
<br />
Nasıl, bu mu daha hayırlı konukluk için, yoksa zakkum ağacı mı?<br />
<br />
Gerçekten biz onu zalimler için bir fitne (imtihan) yaptık.<br />
<br />
O bir ağaçtır ki cehennemin dibinde çıkar.<br />
<br />
Tomurcukları şeytanların başları gibidir. (SAFFAT/62-65)<br />
<br />
Gerçekten zakkum ağacı,<br />
<br />
Günahkârların yemeğidir.<br />
<br />
O pota gibi karınlarda kaynar.<br />
<br />
O, kızgın bir sıvının kaynaması gibidir. (DUHAN/43-46)<br />
<br />
Bir irinden başka yiyecek de yok. (HAKKA/36) <br />
<br />
Demir kamçılarla kamçılanacaktır<br />
<br />
Bir de bunlara demirden kamçılar vardır. (HAC/21)<br />
<br />
-<br />
Başlarının üstünden kaynar su dökülecektir<br />
<br />
Şu ikisi Rableri hakkında tartışmaya girmiş iki hasımdır. O'nu inkar edenler için ateşten elbiseleri biçilmiştir. Başlarının üstünden kaynar su dökülür. (HAC/19)<br />
<br />
-<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Cehennemde giyecekleri</span><br />
<br />
Gömlekleri katrandandır ve yüzlerini ateş kaplar. (İBRAHİM/50)<br />
<br />
Şu ikisi Rableri hakkında tartışmaya girmiş iki hasımdır. O'nu inkar edenler için ateşten elbiseleri biçilmiştir. Başlarının üstünden kaynar su dökülür. (HAC/19)<br />
<br />
-<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Cehennemde yiyecekleri</span><br />
<br />
Elbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz.<br />
<br />
Karınlarınızı hep onunla dolduracaksınız. (VAKİ'A/52-53)<br />
<br />
Onlar için kuru bir dikenden başka yiyecek de yoktur.<br />
<br />
O da ne besler, ne de açlığı giderir. (ĞAŞİYE/6-7)<br />
<br />
Nasıl, bu mu daha hayırlı konukluk için, yoksa zakkum ağacı mı?<br />
<br />
Gerçekten biz onu zalimler için bir fitne (imtihan) yaptık.<br />
<br />
O bir ağaçtır ki cehennemin dibinde çıkar.<br />
<br />
Tomurcukları şeytanların başları gibidir. (SAFFAT/62-65)<br />
<br />
Gerçekten zakkum ağacı,<br />
<br />
Günahkârların yemeğidir.<br />
<br />
O pota gibi karınlarda kaynar.<br />
<br />
O, kızgın bir sıvının kaynaması gibidir. (DUHAN/43-46)<br />
<br />
Bir irinden başka yiyecek de yok. (HAKKA/36)<br />
<br />
-<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Cehennemde içecekleri</span><br />
<br />
Üstüne de kaynar su içeceksiniz.<br />
<br />
Susuzluk illetine tutulmuş develerin içişi gibi içeceksiniz. (VAKİ'A/54-55)<br />
<br />
Dinlerini bir oyun ve bir eğlence edinen ve kendilerini dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak! Ve hiçbir kimsenin kazandığı şey yüzünden kendisini helake atmamasını, kendisi için Allah'tan başka hiç bir dost ve hiçbir şefaatçi bulunmadığını Kur'ân ile hatırlat. O, azaptan kurtulmak için bütün varını feda etse, kendisinden alınmaz. Onlar kazandıkları şey yüzünden helake uğratılmışlardır. Onlar için, inkâr ettiklerinden dolayı kaynar bir içecek ve can yakıcı bir azab vardır. (EN'AM70)<br />
<br />
Ardından da Cehennem vardır, orada kendisine irinli su içirilecektir.<br />
<br />
Onu yutmaya çalışacak, fakat boğazından geçiremeyecek ve her yandan ona ölüm gelecek, fakat o ölemez. Arkasından da çetin bir azab gelecektir. (İBRAHİM/16-17)<br />
<br />
Onlara kızgın bir kaynaktan su verilir. (ĞAŞİYE/5)<br />
<br />
Orada ne bir serinlik tadacaklar, ne de içecek bir şey.<br />
<br />
Ancak bir kaynar su ve irin (içecekler). (NEBE/24-25)<br />
<br />
Sonra üzerine onlar için kaynar bir içecek vardır. (SAFFAT/67)<br />
<br />
Dönüşünüz hep O'nadır. Allah'ın vaadi haktır. Herşeyi ilk baştan yaratan O'dur. Sonra iman edip salih amel işleyenleri hak ettikleri ölçüde mükâfatlandırmak için geri döndürecek olan yine O'dur. Kâfirlere de inkâr ettikleri için kaynar sudan bir içki ve acıklı bir azap vardır. (YUNUS/4)<br />
<br />
İşte artık tatsınlar onu ki, o kaynar su ve irindir. (SAD/57)<br />
<br />
-<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Allah onlarla konuşmaz</span><br />
<br />
(Allah) buyurur ki: Alçaldıkça alçalın orada! Bana konuşmayın artık. (MÜ'MİNUN/108)<br />
<br />
Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir paraya satanlar var ya, işte onların ahirette bir payı yoktur; Allah kıyamet günü onlarla hiç konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için acı bir azab vardır. (AL-İ İMRAN/77)<br />
<br />
-<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Cennettekilerden su ve rızık isteyeceklerdir</span><br />
<br />
Cehennemdekiler, cennettekilere: "Bize biraz su akıtın veya Allah'ın size verdiği rızıktan bize de verin." diye seslenirler. Cennettekiler de: "Allah, bunların ikisini de kâfirlere haram kıldı." derler. (A'RAF/50)<br />
<br />
-<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Cehennemden kaçış olmayacaktır</span><br />
<br />
Günahkârlar ateşi görmüşler de artık ona düşeceklerini anlamışlardır. Fakat ondan kaçıp sığınacak bir yer bulamazlar. (KEHF/53)<br />
<br />
-<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Yok olmayı isteyeceklerdir</span><br />
<br />
Biz sizi yakın bir azap ile uyardık. O gün kişi ellerinin ne takdim ettiğine bakacak ve kâfir diyecek ki: "Ah ne olaydı, ben bir toprak olaydım." (NEBE/40)<br />
<br />
Elleri boyunlarına bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıkları zaman da, oracıkta yok olmayı isterler.<br />
<br />
(Onlara şöyle denilir) Bu gün bir yok olmayı değil, nice yok olmaları isteyin! (FURKAN/13-14)<br />
<br />
Onlar cehennem bekçisine: "Ey Mâlik! Rabbin artık bizi öldürsün." diye seslenirler. Mâlik de: "Siz böylece kalacaksınız." der. (ZUHRUF/77) <br />
<br />
<br />
Rabbim, mehdi ve cemaatine ve sevenlerime ve sevdiklerime, bu dünyadaki cennetin kıymetini bilip, cennete Talip olmayı, cehennemini de tanıyıp bilip, ondan da sakınmayı Müyesser kılsın Amin. <br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 04 Mart 2019 Pazartesi<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
<br />
<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gen Teknolojisinin Varacağı Son Nokta]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=43100</link>
			<pubDate>Thu, 07 May 2026 02:48:23 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=43100</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Gen Teknolojisinin Varacağı Son Nokta"</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 10 Mart 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ ذَكَرٍ وَاُنْثٰى وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوبًا وَقَبَٓائِلَ لِتَعَارَفُواۜ اِنَّ اَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللّٰهِ اَتْقٰيكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ خَب۪يرٌ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yâ eyyuhâ-nnâsu innâ ḣalaknâkum min żekerin ve unśâ ve ce’alnâkum şu’ûben ve kabâ-ile lite’ârafû inne ekramekum ‘indallâhi etkâkum, innallâhe alîmun ḣabîr.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, O'nu en çok bileninizdir(Yakin bilgisine sahip olan). Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdardır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Hucurât Suresi 13. Ayet</span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
Ebû Zer (r.a.) anlatıyor:<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
«–Ben öyle bir âyet biliyorum ki, şayet insanların tamamı onunla amel etseydi, hepsine de kâfi gelirdi» buyurmuştu. Ashâb-ı Kirâm:<br />
<br />
«–Ey Allah’ın Resûlü, bu hangi âyettir?» diye sordular. Allah Resûlü:<br />
<br />
«Kim Allah’a karşı takvâ sahibi olursa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder»  âyetini tilâvet buyurdu.” <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , İbni Mâce, Zühd, 24)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Nerede ve nasıl olursan ol, Allah’dan kork! Kötülük işlersen, hemen ardından bir iyilik yap ki, o kötülüğü silip yok etsin. İnsanlara karşı da güzel ahlakla muâmele et!”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Tirmizî, Birr, 55/1987)</span><br />
<br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
“–Ey Allah’ın Resûlü! İnsanların en keremlisi (hayırlısı, şereflisi ve değerlisi) kimdir?” diye soruldu.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“–En çok takvâ sahibi olanlarıdır” buyurdu.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhârî, Enbiyâ, 8, 14, 19; Menâkıb, 1; Tefsîr, 12/2; Müslim, Fedâil, 168)</span><br />
<br />
internette ve bazi kitaplarda Takva Hakkinda<br />
Takvâ; sakınmak, korunmak, çekinmek, hoşa gitmeyen şeylerden uzak durmak, tehlikelere karşı kendini korumak, korkulan şeyle araya bir mânia koymak demektir. Takvâ, mü’minin Allah’ın hıfz u emânına sığınarak, âhirette kendisine zarar ve elem verecek şeylerden titizlikle korunması ve günahlardan sakınarak sâlih amellere sarılmasıdır.<br />
<br />
Halbuki Takva Allahi bilmekdir ki "Yakin" yani <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Yakin Bilgisi"</span> yani Her kimin Allahi bilme bilgisi daha cok ise, en takvali kimse o dur.<br />
<br />
Geçen haftaki vaazımızda  ekmek ufağından bahsetmiştik O birinci versiyon idi, ikinci versiyon ise, üveysilik, yani Mesela Muhammed'in çağında olup da, ondan fayda görememek, yahut varıp da onu görememek, görüp de kıymetini bilememek, ve bunun bugünkü günümüzdeki versiyonu ise, Mehdi Aleyhisselam'ın çağında yaşayıp, ona verilen nimetlerden faydalanmalarına rağmen, ben ondan fayda görmedim diyerekten, bir de feryat edenlerin hali. Yani bugün ona verilen nimetlerden elektrik mesela, Hangi evde elektrik yok ki şu anda, çok cüzi miktar Bazı yerlerde, daha elektriğin ulaşmadığı yerler vardır elbet, ama, çok cüzi miktar onlar, ama onlar da yine gazyağlı lamba kullanıyorlardır. ve yine telefon her yere ulaşmış durumda, hani cep telefonu olmasa bile, ankesörlü telefonlar, yaklaşık olarak her yerde var, ve bu telefon hizmetinden faydalalanan insan sayısı çok, belki Afrika'da birkaç kabile kalmış olabilir, yine buzdolabı öyle, soğuk hava dolapları, çamaşır makineleri, ütü, araba ve Yollar, Uçak, gemi, kolayca bir yerden bir yere eşyaları nakletme, transfer etme, iki kabile veya millet ile ve Ümmetler arasında kolayca anlaşma imkani dil birligi ve kolaylığı, internet, görüntülü televizyonlar, görüntülü konuşmalar, kitap ve yazı dersen, milyonlarca bilgi kaydedilmiş vaziyette, artık kaybolmuyor, hatta video olarakdan görüntüler çekilmiş, sanki yanındaymış bilgi alişverişi yapalabiliyor, ölmüş olsa bile, hiç ölmemiş gibi karşında durup, sana bir şeyler anlatıp bir şeyler gösterebiliyor öğretebiliyor bildiklerini sana, ve yine ses ve müzik, insanları mest eden rahatlatan müzikler ve YouTube kanalı, ve Tuba Dalları hikayesi, ve Tuğba dalının ulaşmadığı yer yok, ve yine Herkes, her an müzik dinliyor, o diyor Hiç Durmaz susmaz, Çünkü YouTube'a girenler Afrika'dan girdilerse ve onlar yatip uyuyupda  Afrika'dan giren kalmadıysa bile, bu sefer Amerika'dan giriyorlar, Amerika'dakiler yatip uyuduysa, bu sefer Japonya'dan giriyorlar, ya da Asya'dan veya Avrupa'dan giriyor, yani YouTube hiç susmayan Tuğba dalı, cennetteki Tuba dalı. ve böyle dedik diye youTube 'ya karşı savaş açanlar var, çünkü kötüler kötülükte yarışıyorlar, kötülük yapmak için uğraşıyorlar, iyilik için uğraşmıyor ki onlar.<br />
<br />
yine alet erdavatta ki Matkaplar ile kolaylik, yine traktörler ile tarlalar kolayca işleniyor, traktör ve patozlar ve döver biçerler ile hasat kolayca yapılıyor, ekim aletleri, dikim aletleri, yine onlarca kat bina yapılabiliyor, vinçler, greyderler, daha size nimetlerin hangisini sayayım. hangisini yalanlayabilirsiniz, Bunların hepsi Mehdiye verilmiş kıymetli şeyler değil mi?  Muhammed'in bunlardan hangisinden vardı, yazı yazacak kalemlermi klavylerimi daktilolarimi vardı, kağıdı mı vardı, Kitaplarımı vardı okudu ilim ve fizik  kimya ögrendi, interneti mi vardı, neyi vardı? bulaşık makinesi mi vardı? değirmeni mi vardı, osayede değirmeni ile onun çuvallarla  un öğüt e bilecek un fabrikasimi vardi eldegemini vardi el degemeni, makarnası mi  vardı,  salçası mı vardı, kahvesi çayı mı vardı, yumuşak yatağı bile yoktu, ya peki Musa ondan da önce ki peygamber, Musa'nın bunlardan var mıydı ya isa nin veya İbrahim İsmail hangisinin bu nimetlerden vardı? bu nimetleri kime verilmiş, Mehdi Aleyhisselam'a ve onun çağındakilere verilmiş, o zaman onun çağındaki Herkes, bu nimetlerden faydalanıp da, bir de biz Mehdiyi bilmiyoruz, tanımıyoruz, görmedik, haberimiz yok demeleri ne garip, daha gelmedi daha zaman o zeman degil  demeleri ne garip. Ha ayetleri yalanlamışsınız,  ha Mehdi yi yalanlamışsınız, aynı şey değil mi? suyun içinde yaşayıp da, suyu inkar eden balık olmayın, havayı alıp verip de, havayı İnkar Eden olmayın, Allah'ın nimetine ve rahmetine gark olmuş halde bulunduğumuz halde, Allah i İnkar Etmeye kalkmayın, onun nimetlerini inkar etmeye kalkmayın, onun peygamberlerini, meleklerini ve iyi kullarını inkar etmeye kalkmayın, bu nimetlerin iyi kulların sayesinde insanlara verildiğini unutmayın. çünkü ikramı insan, yapısı olaraktan sevdiklerine yapar, sevmediklerine kim ikram eder, düşmanlarina kim ikram eder. Öyle ise Allahu Teala da, sevdiği Kullar hatırına, bu dünyadaki bu nimetleri döküp taşırması ve, "febieyyi ala i rabbiküma tükezziban."  hala hangi nimetleri mi yalanlar sınız demiyor mu Rabbimiz, hangisini yalanlayabilirsiniz.<br />
<br />
işte yakin ve uzak diyarlardan, bazıları bizi görmeye gelip de, bizi kabul ettikleri için değil de, bu Mehdi değil diyebilmek için, bir belge, Bir bilgi, bir görüntü, bir hareket, bir fiil arıyorlar, etrafımızda dönüp dolaşıp, bizden, yanlış, bir eksik, veya yanlış bir hareket arıyorlar ki, bu o degil, diyebilsinler. ve bizi inkar eden kimselerin gayeleri amaçları bu. etrafımızda dönüp duruyorlar ve bu sebeple Bazıları öyle ki, mesela lokma olmuş, ben gitmişim Marketten ekmek almış gelmişim, ve tam kesmişim yiyeceğim, şeytan elime çarpıyor, elimden koca bir lokma yahut küçük bir peynir, ya da büyük bir peynir parçası, yahut ekmeğim dökülüyor ve düşüyor, yıllardır Mehdi hasreti çekilmiş, ve cennet hasreti çekilmiş, Mehdi den daha ziyade, Cennet hasreti ve ahiret hasrete çekilmiş, ve Ferah ve huzur vaktinin hasreti çekilmiş,cennet ve ahiret yurdu verilmiş, ve şu an onun içinde yaşanmakta, ve birde o Mehdiye varıp da, işte evine varıp,  tam cennete girecekken, ağzına varmadan yere düşen lokma gibi, mikroplara ve şeytana yem olan lokma gibi, cennete girecekti, sırat köprüsünden geçemeyip, cehenneme düşenler işte, ekmek ekmek, Nimet Nimet, o nun (Mehdi nin) evine kadar gelmiş, kapıma kadar gelmiş, ve hatta soframa kadar koyulmuş, Ve sonunda şeytana yem oluyor, Aman yarabbi, işte Ebu Cehil, işte İbrahim'in nemrutu, işte Musa'nın firavunu, taaa dibine kadar varıp da rahmetin, rahmetten faydalanamayan ahmaklar gibi, bu rahmeti görüp te, her şeyi görüp de, bundan fayda göremeyen ahmaga, ama ben ne diyeyim daha, bu da ikinci versiyonuydu.  Ekmek dökülmesi ufalanması meselesinde, çok çocuğu olmasindan ziyade, bunlar bugün tahakkuk edip yaşanmakta, üveysi, Veysel Karani, "gidipte bir görsem, ah Onu  Ben bir görsem." diye yanmış tutuşmuş,ve fakat kapısına kadar varmış, kapısından göremeden geri dönen, bazıları da böyle işte, yanıp tutuşuyor,  kapımıza kadar gelip de, kapımızdan geri dönmek zorunda kalıyor, neden işte yanlış bir hareket gördüğü zaman Bizden tiziyor o değil diyesi geliyor. <br />
<br />
Evet ben kimsenin başına, Ben peygamberin diye durmadım, ben yeni bir din getirdim diyerekten de ortalığa çıkmadım, ve ben öyle adaletli Ömer'in de demedim. Ben dünyaya adaleti getireceğim, ben 2. Ömer'in, 3. Ömer'in de demedim. Ben, ben ne Ömer'in, ne Ebu Bekir'in, ne Muhammed'in, ne Musa yin, ne İsa, bende Allah'ın kullarından bir kulun, ve belki Ben Mehdi olabilirim, Adamlardan bir adamım. kendim Bildiklerimi sizlere anlatıyorum,<br />
 <br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Bu anlattıklarımın çoğuda, bir varsayım ve öngörmelerdir, benim ögörülerimdir, Bunlar Ne Kuran gibi bir hüccet ve delildir, ne de Namaz gibi inanilip yapilmasi gereken bir vecibe, veya farz veya sünnette degildirler.</span><br />
<br />
hangi Bilgim'den dolayı benim ardıma takıldınız da  yanildiniz acaba, vay ben size Hz Muhammed gibi, yeni birşey olan namaz mı çıkardım, icad ettim, ve bu dinin temelidir, bunu yapacaksiniz dedim de, sonunda siz anladınız ki namaz yanlışmış, bu (Yani beni kastederek o) uydurmuş diyerekten,o yüzden ben, sizi yanılttın mı? O yüzden siz cehenneme mi düşeceksiniz? benim peşime takılıp da namazı kıldınız diye ha!!!<br />
<br />
Halbuki ben namazı Muhammed kıldı diye kılıyorum, sizde namazı beni kıldı diye Kılmıyorsunuz zaten, ben de namaz getirmedim bu dine ve size.<br />
<br />
 Yine oruç öyle yine din öyle, dinin kuralları öyle, ve Kuranı Kerimi de ben indirmedim, Benim de ekstra bir kitabım yok,<br />
<br />
Ben size bir kitap getirdim diyerek de, iddia etmedim. <br />
<br />
Benim peşime takılanlara Ben dedim ki : Kâinat, Kuranı Kerim'de yazdığı üzere, Peygamberimizin hadislerinin ve Kuran ayetlerinin bildirildiğine göre, Kainat bizim emrimize verilmiş, ve ben bunu hayatımda tatbiken yaşadığım ve, bazı keşfi olrak bildigim bazi olaylar yüzünden, bazı sebeplerin bizlere bağlı olduğunu fark ettim. ve deneyimlerim üzeri bunları yaşadım. Ve ben size de bunu öğretmek istedim. ve bunu da bir yol ve usul olaraktan tatbik etmek istedim. Hepsi sadece bu, buraya takılmak veya takılmamak, benim ardıma takılıp, takılmamak, sizin Cüzi iradenizde, ve bunlar Ne din gibi bir kural, ne namaz gibi bir farz, ve oruç gibi bir farz değil, farz değil sünnet değil, yaparsın, yapmazsın, senin Paşa gönlüne kalmış. Öyle olunca işte ardımıza Takılıp gelip de, eksiğimi  arayanların yanında, bir de işte, böyle biz de bir yanlış bulup da, görüp de, bizden kaçanlar var. Yani para kalp mı? yoksa gerçek mi? diyerekten, adam mihenke vuruyor, kendi mihengine vuruyor, bu altın kalp mı? yoksa gerçek mi? değil mi  diye mihenge vuruyor, O mihenk de, kendi mihengi dinin mihengi flan da degil, yani ona göre doğru olan ne ise ona vurupda ölcüyor. <br />
<br />
Peki bana göre doğru Ne? ve Kim?<br />
Allah'a göre doğru Ne? ve Kimler?<br />
Kur'an'a göre doğru Ne? ve Kimler?<br />
Sünnete göre ve Muhammed'e göre Doğru Ne? ve Kimler? <br />
<br />
<br />
Geçen  Hafta anlatmıştı işte bunu : Doğru Kime göre doğru hikayesi:<br />
<br />
Mesela adam Çayıra atlari ile gitmiş bir tane de oraya kazık çakmış diye anlatmıştık, ve Atlarini kacip gitmesinler diye oraya bağlamış, ve çayırda yaymış Atlarini, ve Akşam olmuş evine giderken de,  Kazığı çıkarmadan gitmiş ki,  Bir müslüman daha gelirse, O  Kazığa, o da Atını bağlasın diye. <br />
<br />
Fakat beklenilen onun umduğu gibi olmamış, onun kazağının çakılı olduğu yere, başka bir Müslüman gelmiş fakat, kazığı görmediği için ayagi takılmış düşmüş, ve kızmış ve : bu kazığı buraya kim çıkıp da gitmiş diyerekten, ve onu sökmüş atmış ve, bir başka Müslümanın da ayağına takılmasın diye.<br />
<br />
Bunların ikisi de müsavi, İkisi de kendine göre doğru,  ve ikiside iyilik etmek istemiş.<br />
o zaman, onun doğrusu ile, öbürünün doğrusu farklı, Hangisi doğru değil diyebiliriz. o zaman mehdiyi bilemeyenlere, onun Altın gibi çağını anlamayanlara Ne diyelim!!<br />
<br />
Altın Çağda, her şey altın olacak, altına dönecek değil. işte altın gibi her şey değerli, kıymetli olacak demek bu.<br />
<br />
 ve Misal olaraktan Muhammed'in ashabından bir tanesi gelse, ve buradaki bir şeyden alıp götürse onun çağına, mesela düşün ki : 10 koli defter götürsek, 10 koli kalem götürsek, ve Ashab-ı Kiram bunları, Kuranı Kerimi ve hadisleri yazmakta kullansalar, bize kadar ulaştırmak da kullansalar, onlar ne kadar sevinirler değil mi, Onlara ne gelir  bu defter ve kalemler, yani altından daha değerli gelmez mi? o zaman bu çağ,  Mehdi ve O nun Altın çağı değil de ne kardeşim. Bu sadece bir tane örnek, Ben bunu yüzbinlerce örnekle çoğaltabilirim.<br />
<br />
<br />
Ve gelelim zurnanın zırt dediği yere yine :<br />
Ve Geçen ki anlattığımız meselelere bağlayacağimiz bir başka mesele de, Hani Tanrı Anibus da bahsetmiştik, çakal kafalı Tanrı, Türklerin atasını emziren Tanrı, besleyen bakan büyüten Tanrı, veya kurt veya gök gözlü Husky kurt, yani Çakal,  Mısır mitolojisindeki Tanrı Anubis, ve Bugün internet ve bilgisayar ortami için yazılımlar yapılıyor ki, internetten ki insanları kandırıp, yensin diye. ve Bunlar Oyun şeklinde Yapılıyor şu anda. Oyunlar şeklinde, mesela İskambil oyununda, insanı kandırıp yenecek seviyede bilgi akışı olan bir yazılım, insana hiç fırsat tanımayan satranç veya bilardo oyunu ve benzeri, insanı alt etmek ve yenmek gayesi ve amacı olan yazılımlar.<br />
<br />
Ve düşünün bunların öyle bir seviyeye geldiğini ki, ve insanı yalan söyleyerek den kandırmak derecesine geldiğini düşünün.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Ve kırmızı yalanlar!!</span><br />
<br />
Hani Kırmızı Şapkalı Kız da ki kurt veyahutta, Aslı tilki, Biz yalancı olarak tilkiyi biliriz. Çünkü masal masal maniki kuyruğu var 12, tilki böyle tarif edilir Masallarda, ve kuyruğunun 12 olmasının sebebi, yalanları çok manasındadır. ve İşte o kırmızı şapkalı kızdaki kurt veya tilki, babaannenin yatağına, babaannenin elbiselerini giyip yatar, ve ondan sonra kırmızı şapkalı kız gelince sorar, Onu normal babaannesinin elleri gibi elleri olmadığını görünce,<br />
<br />
-  Ellerin neden bu kadar büyük Babaanne? der.<br />
 kurt cevap verir <br />
- seni daha güzel sarabilmek için. der<br />
 bakar kulakları da büyük, Hani masal bu ya<br />
-  Kulakların  neden bu kadar büyük? der<br />
 kurt cevap verir <br />
- Seni daha iyi duyabilmek için. der<br />
Bu sorular devam eder Ve sonunda sıra dişlere gelir, fakat kurt da artık bıkmıştır o sorulardan, bir an önce ziyafete konmak istemektedir, Ve sonunda Kırmızı Şapkalı Kız sorar <br />
<br />
- Dişlerin neden bu kadar büyük Babaanne? der.<br />
Kurt da dayanamayıp Seni yemek için der ve yalanları Bitmiştir Artık, hikayenin sonu gelmiştir, kurt üstünden şapkayı çıkarır, elbiseyi çıkarır, Yorganı açar kırmızı şapkalı  kızı hapır hupur yer.<br />
<br />
ve hikaye kitaplarda Şöyle yer alır :<br />
<br />
<br />
Kurt, Büyükannenin geceliğini giymiş, onun başlığını ve gözlüğünü takmış yatakta yatıyormuş. Yorganı boğazına kadar çekmiş, içerisi karanlık olsun ve suratı fark edilmesin diye de perdeleri iyice kapamış.<br />
<br />
      “Elindekileri oraya bırak da yanıma gel canım,” demiş kurt.<br />
<br />
      Kırmızı Başlıklı Kız çöreği yatağın yanında ki küçük masanın üzerine koymuş, ama hemen kurdun yanına gitmemiş. Çünkü Büyükannesi bir tuhaf görünüyormuş.<br />
<br />
      “Kolların neden bu kadar büyük Büyükanne?”<br />
<br />
      “Seni daha iyi kucaklamak için!” demiş kurt.<br />
<br />
      “Kulakların neden büyük, peki?”<br />
<br />
      “Seni daha iyi duyabilmek için!” demiş kurt.<br />
<br />
      “Gözlerin neden kocaman, peki?”<br />
<br />
      “Seni daha iyi görebilmek için,” demiş kurt.<br />
<br />
      “Dişlerin neden sivri peki?”<br />
<br />
      “Seni daha iyi yiyebilmek için,” demiş kurt.<br />
<br />
      Bunu söyledikten sonra kurt artık daha fazla kendine engel olamamış ve yorganı bir tarafa atarak yataktan fırladığı gibi Kırmızı Başlıklı Kızı bir lokmada yutuvermiş. Sonra da karnı doyduğu için keyfi yerine gelmiş ve uykuya dalmış.<br />
<br />
      Ama ne var ki kurt çok kötü horluyormuş. Evin önünden geçen bir avcı onun horultularını duymuş. Büyükanneye kötü bir şey mi oldu acaba, diyerek kulübeden içeri girmiş. İçeri girer girmez de orada neler olduğunu hemen anlamış.<br />
<br />
      “Aylardır senin peşindeyim pis yaratık,” diye bağırmış avcı ve kurdun kafasına elindeki baltanın sapıyla vurmuş. Sonra da önce Kırmızı Başlıklı Kızı, sonra da Büyükanneyi dikkatle kurdun içinden çıkarmış. İkisi de sapasağlammış. <br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">masal masal maniki kuyrugu var oniki</span><br />
<br />
Tilki yalanci tilki veya lafontan masalindaki kurt olmuş tilki veya Kurt ve  Kırmızı Başlıklı Kız<br />
Kızı yemek için <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">KIRMIZI</span> yalanlar ve<br />
bir gün <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"GEN teknolojisi"</span> artik insan ile kurt ve tilkiyi karıştırıpta, o gen teknolojisi  ile insan yeni model bir yaratik veya insan yapan, tanri tanri ANiBUSU yapinca yada yaratinca,  kurt genli, ve tilki gibi kurnaz, amma insan, ve kafasi kurt  kafasi olan bir yaratik, insan ve hayvan ve robot karışımı birşey.<br />
ve işte insanlari yemek için, kırmızı kırmızı yalanlar söylmeye başlarsa ne olur düşünün bir robot bir gün insana kırmızı yalanlar ile kandırmaya başlarsa cenneten kovuluruz. Çünkü cennette giren şeytanda, aynı kırmzı yalanlar ile, ademi  ve havvayı kandırıpta,  cennetlerini elinden almadimi?<br />
yani insanı yok etmek için eline geçirdigi  fırsatı değerlendiren şeytan bir günde Tanrı Anibusu yaptırır ve sonunda insanlığı yiyip yok etmek fikrinde olan bir tanrı, sonundan nasıl olurda, insan soyundan bir Türk ü emzirir acaba düşndünüz mü? çünkü o Türk onun atası olan insan, ve onun ilk hali olan insan hali o. O ki ondan Türeme varlik olan  kurt genli kurt kafali veya timsah genli yudumcu, beyinsiz timsah, yada cok akilli yilan kafali cok zeki yaratik yada Tanri Nebukadnazar.<br />
ve fakat hem yilan hem insan  yani reptil ve bir gün insanlarin bunlarin yapabilcekleri gercegi,  ve  sonunda dünyaya sigmayipda insanlari dünyadan yok etmek için onlar lafontandeki gibi kirmizi yalanlara ile insani yemeyi düşünmeye  başladığında ne olcak peki, bu gen teknolojisne çok dikkat emek lazim çoooooook.<br />
<br />
Yani kardeşim o yazılımları yapan ahmak kardeşim diyeyim, yarın bu yaptığın yazılımdaki yalanlar, dolanlar, ve insanı kandırma hikayeleri, bir gün o dijital Sanayi ilerlediği zaman, robotlar icat olduğu zaman, ve kötüler Onu kötü niyetle kullanmakta niyet etdiğinde, işte sana kırmızı yalanlarla, senin yemek amacında olan bir robotun, bunları kullandığını düşünüyor musun.<br />
<br />
########################<br />
<br />
öyle ki işte robotlar yapılırken onlara konulacak Kural sonradan değiştirilmemeli, ama işte Türkiye'nin Anayasasında öyle bir kural vardı, anayasasının 1,2,3.maddeleri değiştirilemez diye bir yasağı vardı, biri geldi ve bu yasaları da değiştirdi. işte aynı şey, insanoğlu böyle, Ben onu beğenmedim, Benimki daha güzel diyerekten, yenilik getirmeye çalışanlar, Allah'ın kurallarını beğenmeyip, Allah'ın kurallarına karşı, yeni Kural koyanlar. Halbuki Allah insanların hayrı için o kuralları koymuş, yasak da koyduysa, Hayri için, serbest ettiyse de Hayri için, ve faydası için. Bugün alkol yasak dediyse, alkolün zararını Allah'ın iyi bildiği için, insana zararlı olduğu için yasak koymuş. tabii ki Faydalı tarafları da var, Fakat Allah onları da biliyor, faydalı taraflarını dikkatli kullanıp, yasak olan taraflarından sakınmak, en güzeli ihtiyatlı davranmak olur. ve fakat insanlarin hepsi bu ihtiyatta olmadığı için, işte yanlış kullananlar çok, zararlı durumlara sebep veya maruz  olabilmekteler. bu yüzden Allah Kur'an da Kurallar ve yasaklar koyduysa, yasak bile olsa ona uymak lazım. Peki bu robotlar yapılırken o robotları bu ayrobot (I Robot) filmindeki robotlara konulacak yasaları düşünen <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Isaac Asimov"</span> haklı değilmi burada. Fakat ben onu okumadım sadece filimi seyretttim ama, anladığım kadarıyla 3 veya 4 kural var, ondan sonra başka Kural getirenlerin koyduğu kural yanlış Kural oluyor. işte aynı anayasanın değişmez kuralını değiştiren'in yaptığı gibi, artık anayasa veyahut babayasa diye bir yasa kalmıyor ki ondan sonra. Kuran'ı Kerim'i değiştirelim, işimize geldiği gibi yapalım dersek, artık yasa ve kural kalmaz ki, Allah'ın kuralları çiğnendikten sonra, Kural diye bir şey olmaz. o zaman aynı şey, işte robotlarda belli yasa ve kurallar  üzeri yapılmalı ve icat edilmeli. taaa ki, bu bir Ahmag'ın böyle bir kuralı begenmeyip değiştirmesine kadar bu kurallar korunmalı ve bu kurallara uygun hareket edilmeli. yoksa işte kırmızı yalanlarıyla bizi yemeği düşünen, bir robotu, bir çakalı, bir çakal kafalıyi düşünüyor musunuz?  yine Çakal kafalı  Anibus meselesinden girmiştik de, gen teknolojisinde de aynı işlem geçerli.  Muhammed Ashabına bunlardan bahsetti ,O miracda  gördüğü at kafalı ve insan ayaklı veya bedenli canlıları gördü ve onlarinin durumunu ashabina bir bir anlatti. ve bugünkü reptilia denilen yılan kafalı ve insan bedenli yaratıklarıda gördü ve anlaati, ve yine öküz kafalı ve insan bedenli yaratıkları da gördü, köpek kafalı ve insan bedenilii yaratıkları da gördü ve anlatti. ve bunların hepsi, bu gen teknolojisinin, en son haddesine vardığında, İşte o çakal kafalı, Tanrı denilen, Hani bu da icat edildiği zaman, bu da bir icattır, gen teknolojisinin icadıdır. Yani şu anda insan genine başka gen karıştırılıyor ve  fakat böyle  üstün bir varlık meydana getirilemiyor, Hatta Can  verilemiyor, ve onlar sadece kadavra halinde bulunuyorlar. Ama bir gün İşte, o teknolojinin ulaşacağı nokta o Mısır piramitlerinde yazılı, insanlık kendi kendini yok etme, ve veyahut da yok edecek canlılar ve Yaratıklar yaratma peşinde koşacak, ve sonunda da  işte kurt kafalı, çakal kafalı Anibus ve bunu Tanrı diye atayacak ve kendini tanrı atfeden kimseler, Firavunlar Ve sonunda  anibus neden bir Türk çocuğunu emzirecek? Cünkü  insanlık kalmayacak da, bir Türk çocuk kalacak, ve insanlık o Türk çocuktan yürüyecek, çoğalacak. haaaaa  ne demek, bu gelecekte mi oldu, geçmişte mi? Nerede oldu? gelecekte mi olacak, geçmişte mi olmuştu? o var, O resimler geçmişimi anlatıyor, geleceğimizi mi anlatıyor, Biz geçmişte miyiz, gelecekte miyiz? Tanrı Anubis neden o çocuğu emzirdi, ya da baktı büyüttü, çünkü onun atası da biziz, o yapıyı oluşturan, O gen e cakal kurt ve tilki katipda, insani, kurt kafali yapanda bizler olacagiz cünkü, Geni bozuk da bunu anlayacak, O bizim Tanrımız değil, biz onun esas atası ve Tanrısı oluyoruz,Tanrisi veya yani Atasi demek, Tanrısı Yani, onun Gen yapısınin orjinali bizleriz. Bizim Genlerimiz bozularaktan Anibus diye bir şey, kurt kafalı, çakal kafalı bir şey icat edilecek, ve yapılacak. O yüzden, o bunu keşfedince, ana yapının yaşaması gerektiğini fark edince, işte son kalan bir çocugu emzirerekten, yahutta  koruyup büyütülür (Musayi firavun büyütmedimi, hikayemi bunlar)  bakılarakdan beslenerekten işte dünyanın soyu tekrar üretilmiş ve bu hale getirilmiş ve hikaye budur ve o gelecek şu anda Gelecekle geçmişin karışımı halindeyiz biz. eğer Anibus gelecekte bir yerde yaratılan bir yaratık ve varlık ise, Ve Tanrı diye atfediliyorsa, ve biz Türkler ise geçmişte bir Türk, son kalan bir Türk çocuğu, kurt tarafından emzirildiğini iddia ediliyorsa, fakat Anibus gelecekte, gen teknolojisinin ulaştığı son noktada yaşayan birisi, Gelecekten gelip de geçmişte bir Türkü kurtarıyor Türkler bütün insanlığın atası demek, esas GEN yapısı anayapı insan yapısı. Mehdi nin Türk olmasının sebebi, onun ölçüleri orta vusta bir insanın, en itidalli yani, orta seviyedeki bir insandaki Bütün özellikler onda mevcut. yani Ne demek bu. Peygamberimiz bunu anlatmış onu tarif ederken  onun boyu için "uzundan biraz kısa, Kısadan biraz uzun", ne zengin, ne fakir, ne aşiri dindar, ne dinsiz, ne sari, ne esmer, bugday tenli,...... kim bu? hz muhammed mi? yoksa onun torununun torununu Hz Mehdi mi? ve benim şu anki Yediğim içtiğim ile bozulmadan önceki halim de ki işaret Parmağımın uzunluğu 13 santim idi 13,... ve küsür. bir karışımın boyu 22 santim idi,  bozulmadan önceki halim orta Parmağımın ucundan dirseğime kadar 43 santim idi Sağ kolumu sağ tarafa açtığım zaman parmak ucundan sol omzumun başına kadar 1 metre idi, yani bunları neden anlatıyorum, bunlar orta bir insan, Adem oğlunun ölçüleri idi, Hatta hanımının boyu benden biraz kısa, ve onun sandalye oturuşu ile benim sandalye oturmuşum arasında fark var, Bir gün onun oturduğu bilgisayar masasındaki ayarini kendi ayk boyu olan aşagi indirdiği sandalyenin seviyesinde oturdum birkac saat oturdum ve Ayaklarım ağrıdı, onun Ne çektiğini farkına vardım. Bana verilen en güzel imiş, En iyi itidal  orta ve vustasi ve  iyisiymiş. ayakkabı boyum Türkiye'de 42 idi, burada 42 ye uygun numara bulamadığım için ayaklarim  taraklı, ve 42 Fakat burada ancak 43 giyersem ayağım İçine sığıyor, fakat ucu uzun kalıyor ayakkabının, O yüzden 43 giymek durumunda kalıyorum, normal ayakkabı boyum Türk ayakkabısı statüsünde ve 42 numara. yani ne 45 ve 46 ve 50 gibi uzun ne de 40'ın altında 38 , 39 gibi küçük ve orta ve ideal boy 42 veya 43 orta vusta  yol ve orta yol ve orta  bir insanın ölçüleri, O yüzden işte o kurtarılan bir Türk çocuğu, dedim ya beni aldılar götürdüler, ve geri getirdiler, benim ölçülerim alındı, ve bana verilen ölçülerde İşte bu ölçüler. Bunlari Daha sayabilirim de yani  gerek yok, Sadece size bir misallerini verdim anlayabilesiniz diyerekten örnekler verdim. yani Yine taş ocağında çalışırken 18 ve 36 ve 54 kuralı vardır, taş kesme de, yani benim ölçülerinden bir tanesi de 18- 36 ve 54 kuralına uyar,  Hani bu nedir Onları da söylemek istemiyorum,  bazıları bilinmeli, bazıları da bilinmemeli. yine 88 37 kuralı vardır, Bu da bana ait kurallardan birisidir, ve ölçülerimden birisidir. ve işte GDO ve gen tekniği bozulmuş gıdalar ve yeni oynanmış insan ve hayvanların sonunda normal bir insana tekrar dönmek gerektiğini anladıklarında, İşte o Türk, son kalan Türk, ve anasoy, ve annam tarafindan soyadimiz <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Özsoy"</span> Adem'den gelen ana soy un, ana gen yapısının korunması gerektiğini anladıklarında, işte Anibus veya Tanrı Anibus ona yardım eder Türke yardım eder Türk çocuğuna yardım eder Ve  Tanrı  "R" ismini koyar ona.<br />
<br />
Ve bütün insanlık Adem ve Nuhdan sonra tanrı "RA" dan türemiştir, Tanrı Ra nin çocuklarıdir bu insanlik. ve Bu nasıldır dediğin zaman, ve her şeyin bir "R" si var  mesela ingilizce  "notebook" demek "Notebook" kelimesinde r harfi yok, Amma onun  Türkçe anlami olan "defter" dediğimiz zaman icinde ve sonundaki harf iste "r"  ve bir "r" si var  yine Mesela "Sunday" veyahut Almanca "Sontag"  kelimelerinde  "R" harfi yok,  ama Türkçe manasi olan "Pazar" dediğimiz zaman son da bir "r" harfi var, Öyle olunca her şey radan türedi bu sadece hepsi türkcede degil bunu bütün diler ile eşleştir ve illlaki bir dilde ve millette onun r si vardir ve onun (O kelimenin ve isimin fiilin sifatin) r si o milletten üremiştir, Yani RA çocuklarısiniz, ra olmasaydı insanlık kurtulmazdı işte x gen veya enoxix ve N üstü X<br />
Rahman Allah, Rahim Allah, Raşit Allah, Rauf Allah, Refik Allah <br />
…………..<br />
<br />
Ve mısır mitolojisinde anlatılanlar gibi, firavunlar veyahut da Tanrılar halinde, bunlar artık insanı yok etme, ve yeme, ve kırmızı yalanlarla o kurt gibi yemek için, yok etmek için uğraştıkların da, yapabileceğimiz tek şey, işte en azından bir kimsenin, bir çocuğun dahi olsa, bir soyun geninin bozulmadan kalmasının sağlayabilmek için gayret etmemiz lazım.  Geçen anlatmıştık İsrail sana verilen senin için engüzel olan, Senin küçük bir devletin olması, Çünkü mesela dalak milz denen organ ince Kan Dolu, İnce mide çeperine yapışık şekilde, Çünkü kalın olsa olmayacak, biraz büyük olsa yine zararlı, o ona göre yerine göre uygun yaratılmış, onun yapisi en güzel yapıda, en güzel ayarda ayarlanmış. senin yerin de dedik dünyadaki yeri ve önemi acisindan,  Yurdun vatanında, en güzel şekilde sana verilen hali, Sana layık olan en güzel halidir elbet. ondan daha fazlasını daha büyüğünü arama dedik. bir tırnak çok büyük olursa işe yaramaz görevini yapmaz onu animali diye kesmek gerekir  düşünün yumurtayı kaynatırken, Eğer yumurtanın içi sivisi biraz fazla olsa içine sığmıyor, ayarinda ve oraninda değilse  kayntinca işte patlayıp dışarı çıkıyor, içindeki kıvama katılan miktar, Eğer ayarsızsa, yumurta kaynadığı zaman patlıyor ve dışarı çıkıyor.  Allah'ın kurallarını bozmazsak dünyada, Cennetleri yaşar gibi yaşariz, ama işte Allah'ın kurallarını tanımamazlıktan gelmek bizi böyle zararlara sokmakta. <br />
<br />
Ve bugün internet teknolojisi ve alışveriş teknolojisi o hale geldi ki, artık evinden çıkmadan her şey evine gelmekd, İleride Yemek de gelir, içecek de gelir, artık herkes evinde ve dışarı çıkma ihtiyacı duymayacak hale gelecekler Demek ki, ve Matrix filminde ki o küvezde yaşayan insanlar, ve küvezde onlar sanki toplumda yaşıyormuş gibi bir yaşayış hissi alıyorlar, fakat küvezdeler, ve onlar serum ve şırınga şekli ile besleniyor, ve ama onlar Sanki dünyada yaşıyormuş gibi bir yaşantı halinde, kendileri seyri sülük etmekteler, ve doğdular büyüdüler yaşadilar Ve sonunda da ölüp tekrar karıştırılmak üzere geri dönüşüm ünitesine atılmaktalar. ve işte insanlık Eğer böyle robotları da icad edince, artık onlar çalışıp, Onlar bizim yiyeceğimizi içeceği bizim meydana getirdiklerinde, Artık insanlar evinden de dışarı çıkmayınca, artık öyle bir hayata da gerek kalmayacak o zaman. ve bizler Hani bu matrixteki kötü diye atfedilen küvezdeki insanlar, matrikse sokmuş onlari yapan icad eden yaratan yani cennet hayati, pil yani enerji için yarati yorumu yapiyor,  Halbuki öyle değil, işte insanlar artık dışarı çıkmadığı zaman, küvezde gibi zaten, küvezde beslenen, küvezde yiyip içip Affedersiniz dışkılayan, ve böylece bir ömrünü, hayal gibi bir hayat süren canlılar, ve bunlar cennette var dediğimiz şeylerden birisi de bu, Matrix'in sonra hali. Peki iyi mi, oradan Çıkmak mı iyi, birileri çıkmak isteyecek, Şu halimize geri dönmek isteyecek, Allah ki zaten geri döndürdü bizi, o hal'den bizi buraya dünyaya atmiş, Biz istediğimiz için, bizi buraya Geri Döndürmüş, ve Adem ve Havva çilelere düşer olmuş, ve orada küvezde beslenip iyi  bir hayat sürmek varken, Bizler böyle  çalışıp, didinip, yorulup, terleyip, hasta olup, iyi olup,... gibi evrelerden geçerekten, hayatın cilveleri içinde yaşamayı seçmişiz. yani yaratılışının başına döndürülmüşüz, Hangisi iyi, ona da iyi diyemeyiz, böyle zor ve çile dünyasinada, Adem'in ilk vaktindekilere de iyi diyemeyiz, Ama şu anki vaktimiz  Goldene  Zeit,  yani Altın Çağ, her şeyin en iyi olduğu vakitteyiz, bundan ötesi de tehlikeli, bundan öncesi de zaten daha iyi değildi, anlattığim gibi eski insanlarin bu nimetleri, yani bu günümüzdeki nimetleri, bunlardan yoktu. ama Daha ilerisi de iyi değil, diyor ki zaten Muhammed, Mehdi den sonra artık Kıyamet, ve o küvez Vakti de iyi değil yani. artık Evden çıkmayan insanlar, ve Biz şu anda, o duruma dogru gidiyoruz, Yani bir nevi öyle gibiyiz, Yani herkes gece yatmıyor, tweet Facebook Instagram geziyor ne video çeksem ne anlatsam da internet hit olsam, ne etsem diye her şeyimiz internet oldu. internette her şey var, Hem iyi, hem kötü diyeceğiz artık. Ne diyeceğiz, Yani bu Matrix filmini kim yaptı? kim yaptırdı bunu? Gelecekten gelen insanlar mı yaptırdı bunu? bu kadarinada nereden  erdiniz,  bu kadar mı olur, bugünkü çağımızdaki o küvez halini de mi bildiniz. Demek ki bir gören vardı, bunları bir bilen vardı, bunları bildiği için yazdı, ve bu filmi bize ibretlik olaraktan çektirdi, ve bizlere işaret verdi. <br />
<br />
Üç aylar ve Recep, Şaban, Ramazan ve bereketli vakitleri girdik ve, Peygamberimizin hadislerinde<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Yarım hurma ile de olsa cehennemden korunun!”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhârî, Zekât 9, 10, Menâkıb 25, Rikak 49, 51, Edeb 34, Tevhîd 36; Müslim, Zekât 66-68. Ayrıca bk. Tirmizî, Kıyâmet 1, Zühd 37; Nesâî, Zekât 63, 64; İbni Mâce, Mukaddime 13; Zekât 28)</span><br />
<br />
demiş. İşte "imkanı olan bir hurma ilede olsa oruç açtırırsın." demiş<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Kim bir oruçluyu bir hurma ile veya içecek su ile veya tadımlık bir süt ile iftar ettirirse, Allah ona bu sevâbı verir.” <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif )</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Kim bir oruçluyu iftar ettirirse, oruçlu kadar sevap kazanır. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmez.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Tirmizî, Savm 82)</span><br />
<br />
<br />
 ve bunun şu anki internet teknolojisi ile sizi anlatabileceğim Örneğin e gelince browserdan bir yazı veya resimi kopyaladığın zaman, ben Forum yazılımlarını kullandığım için, Browserde(Firefox) mesela 4 tane Tab açtım, her birisinde ayrı bir forum var, ve Forum editörünü açtım ve bir adresten bir resimi markaja alip kopyaya aldım, ve sonra bir tabtaki Forum'a yapıştırdım, yapıştırınca O elimdeki resim elimden düşmüş olmadı, tekrar gidip kopyalamaya gerek yok, firefoxta bu sistem var, Ve sonra ikinci taba geçtim, tekrar Sadece yapıştır seçeneğiyle oraya da yapıştırdım, sonra 3. sonra 4. ve ilk kopyaladığım yerdeki resimde, ben kopyalayınca silinmedi, yazı yahut resim diyelim, ilk resimden hiçbir şey eksilmedi, ilk yazıdan hiçbir şey eksilmedi,  4 foruma da Aynısının kopyasını yapıştırdım, ve konu olarak açtığım zaman,  aynı resimi 4 taneye çogaltmış oldum, her birinde de Aynı resimden bulundu. işte oruç Açtiranın sevabı da böyle bir şey, oruç tutan dan bir şey eksilmeden, oruç açtıranada da aynı sevap verilir. <br />
<br />
yahut bir sünneti koyana,  sünneti yapanlardan sevap gitmeside bunun benzeri ve fakat sadece, ters fonksiyon olaraktan bunun benzeri durum, ve bunuda şöyle aciklayayim cogunlukla internet syflarindaki arka plan resimi olan resim 50x50px veya daha kücük yahut biraz büyük boyda olur, ve bunu css ve html kodu ile sen, yatay ve dikey cogalt dersin, o görüntü olarak sanki bütün sayfanin arkasini kapliyor gibi cogaltir. ve fakat işte eger, sen öyle uzun bir sayfanin arka planini kaplayacak kadar uzun ve büyük bir resimi arka plan resimi yapsan, sayfanin ana diznindeki mb cok büyük oldugu için, browser sayfayi acarken zorlanir , hele birde senin internet hizin düşük ise, cok zorlanir, sanki acamaz gibi bir hal olur, birkac yada 10 saniye gecer acmasi için, ama işte, o kücük resimi cogalt secenegi sayesinde, kücük 400kb lik bir resimi, browser birdefa acar, ve bütün arka plani onunla dolu gösterir, o resimden yüzlerce var demek degil, o resimin boyutu 400kb ise, browsere yük olarak sadece o 400 kb olarak yansir, ve kolayca acar sayfayi, yani bunun test için desenli bir forum yada sayfanin en dişinda bir yere sag tiklayin, "arka plan resimini göster" e tiklayin, yani "hintergrund bilder anzeigene" (Bu firefox kullananlarda oluyor) tiklayin cogu sayfada o resimin cok kücük resim oldugunu görebilirsiniz, işte bir sünnetin ilk koyani ayni o kücük resim gibi kücük bir sevabi var amma cok insan o sünneti yapinca ona sevabi cookca gider, ve sen zannedersin bu adamin daglar kadar sevabi olmuş, adamin ormani var gibi, halbuki bir tane dali agaci vardi, ondan dökülen cekirdkleride dikdi dikdi ormani oldu gibi bişey yani,  yani o ters fonksiyon da bu şekilde yani. <br />
<br />
Öyle olunca işte bir hurma ilede olsa oruç açtırın, ya da  5 lira 10 lira da olsa  bile, bir fakire yahut bir hayvana, bir hayvan barınağına yardımda bulunun bu aylarda, fayda verin insanlığa, ve insanlara fayda verecek bilgiler yayın, internette olsun, bilginizi öğretin, Bilgilerinizi varsa paylaşın, ve insanlık daha güzel daha iyi vakitleri ersin, daha kötülerine değil, Altınçağ dibine kadar yaşansın.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhârî)</span><br />
<br />
<br />
Ve bu haftaki Mustafa İslamoğlu'nun programına bir miktar baktım, Kur'an'ın ilk emri olan İkra dan bahsetti, ve İkra yani oku kelimesinin Türkçe'deki türetildiği ilk kelimenin, ok ve yay dan olduğunu bahsederek den anlattı. Halbuki Türkçede okumak oradan türemiş değildi. Bizim köyde bu en iyi şekilde anlatılır ki, biz sünnete ve düğüne davet ettiğimiz kimselere oku dağıtırız, <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">oku demekte :</span> birkac tane yeni gömlek alırsın, fistanlik kumaş alirsin, fıstık fındık çerez alırsın,  yani çerez ve gömlek olsun  fistanlık kumaş olsun, Bunlar tepsilere koyulur, ve önce yakın akrabaların evine, calgıcılar ile birlikte gidilir, davul zurna ile kapılarında durulur, ve falancinin sünneti var, yahut falancinin düğünü var, falan gün, Buyurun gelin diyerekten, Onlara hem ikram edilir, hem de onlar düğüne çağırılır, bunun ismine <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">oku dağıtmak</span> denilir ve oku dağıtmak için çalgı ile olanlaryani yakin akrablar bittikten sonra da, köydeki korucuya dersinki al şu cerezleri köylüyü dügüne cagir.  Eskiden kurucu diye birisi vardı,  Ona verilir bir miktar düğün okusu yani o çerezlerden bir torba veririz, o çerezleri alır onlarla davet edilecek kimselerin evine gidip onlara biraz çerez verip onları düğüne çağırırız, sünnet düğünü olsun, yahut evlilik düğünü olsun, Biz buna oku dağıtmak deriz, yani "oku"  "İkra"  oku çağırmak manasındadır. Peygamberimize İkra dendiği zaman da oku değil, Neyi okuyacak, kitap yok kürek yok, zaten ümmi okuma bilmiyorum diyor,<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">ikra demekde :</span> yani sen onları çağır, neye çağır, Allah'ın dinine, İslam'a, ve insanlığa çağır.  insan olmaya çağır onları, Aslı  mana budur.<br />
<br />
Ve eski vaazlarımızdan 19. boyut diye bir vaazamız Vardı, herhalde kaybolmuş, Allahu alem, bazılarının eline geçmiş galiba, ve onlar bunu uyduruk diye atfdiyorlar, ve 3. boyut 4. boyut Tamam da 19. boyutta nesi diyorlar. ve ışık gözden giren 2 boyut, neden 2 boyut, Çünkü iki göz var ve 2 boyut olduğunu gösteriyor Işık 2 boyuttan oluşuyor ziya ve nur olalarak gece görülen işiklara nur deniyor gündüz görülenlerde yeşil mavi ,.. gibi renkler halinde ve iki boyutlu yani. ve nefes yine burun deliği 2 tane 2 boyut, hata birde ağız var üç boyutta Diyebiliriz ama, esas görev buruna verilmiş, ve burunda 2 delikli ki, nefeste iki boyutlu, nasıl? temiz hava, Bir de kirli hava var, yani 2 boyutlu, etti 4 boyutlu, ve yine ses, 2 boyut, 2 tane kulak var, 2 boyut olduğunu gösteriyor, seste 2 boyut,  alt frekans, üst frekans  diye 2 boyut, etti 6 Boyut, ve nimetler yine ağızdan girip Affedersiniz dübürden çıkan yiyecek maddeleri içinde madde 2 boyutlu ters (Gübre hali) ve düz halde Ağız ve Afedersiniz kıc ya da dübür, ters ve düz halde maddede, maddenin ters hali var bir de düz hali var, iki boyutta o etti 8 boyut. ve yine Rahim ve zeker olmak üzere, biri eksi, biri artı olmak üzere dölde insanin cinside 2 boyut, erkek ve dişi olaraktan 2 boyut, etti sana  10 boyut, daha sayanmı, 19'a kadar sayayım mı daha, herhalde Gerisini de biraz Siz düşünürsünüz Tefekkür edersiniz, sevaba girersiniz  herhalde. <br />
<br />
Ey raşidi Tarikatı mensubu sofilerim ve sofiyelerim, zikir çektiğiniz günler, hatta her gün, yani Sabahları ve akşamları tarikatlarda rabıta vardır. ve bizdeki ise bugünkü sistemi ile yine internet ile size açıklarsam, sabah ve akşam E-maillerinize bakın kontrol edin, e-mail boks unuza yeni e mail gelmiş mi, gelmemiş mi? Peki bizim tarikatta bu nasıldır. Ve siz Sabahları ve akşamları 13 Estağfurullah çekip gözlerinizi yumun, ve kalbinize ilham gelirse, sabah Zikri çekecekseniz sabahleyin 13 Estağfurullah çekip Gözlerinizin yumun ve kalbinize Doğan ilham ile, size su veya süt için emri gelirse, (Temsili misal ile email boksunuz a email düştüyse) yani ilham verildiyse, ki ben söyleyeceğim Onu size, benim sesimi duycaksiniz, benim sesimi taniyan kimse, benim sesimden su ic ve süt ic emri gelmedkce normal zikir ceker gibi ceksin, herhangi bir uygulma yapmasin, eger ilham geldiyse o zaman nasil emredildiyse öyle yapsin, ve benim görüntüm hayaline gelse bile, ses benim sesim degilse, ona itibar etmeyin, yani bir yayin, ister kisa dalga üzerinden olsun, ister uzun dalaga üzerinden, ister uydudan görüntülü, ister fm dlagasindan olsun, mesela demet akalini hangi radyo, veya televizyon yayininda duyarsan duy, nasil bu demet diye biliyorsan, o zaman benim sesim ic sesimde ayni ses, benim sesim olmayan bir ses ile ilham gelirse itibar  etmeyiniz, ve emrimizde güneydekilere ayri talimat, kuzeydekilere ayri talimat, ve dogudakilere ayri talimat, ve batidakilere ayri talimat vercegiz, ve dogu demek, dogu ile batinin ortasi olan cizginin ucu hamburgdan başlayip, viyanadan gecen, ve sonra istanbul ayasofya, ve sonra mekke kabe, sonra mescidi nebevi, ve sonrada mescidi aksaya dogru olan dünyayi sanki egik yatay kesiyor gibi bir cizgi, ve buna ben daha önceki vaazlarmizdan olan "Ayasofya ve sifir cizgisi" diye anlattim ve dünyanin ekseni  21 derece egik durdugu için, bu cizgi aslinda öyle yan bir cizgi degil, ve sanki ayni dikey meridyenler gibi tam dik vaziyettedir, ve dünyayi buna parelel cizgiler dikey olarak keser ve bunlar saat dilimleridir, bu ayasofya cizgisi, doguyu batidan ayiran sifir noktasidir, ve buna saat dilimleri meridyenlerin  başlangici olan meridyen sifir cizgisi Greenwich de dir denilir, halbuki o orda degil, ayasofya cizgisindedir. ve bu cizginin sag tarafi dogu, sol tarafida bati kabul edilir, ben bati deyince o cizginin solundakilere emretmiş olurum,  dogu deyincede sagindakilere emretmiş olurum, ve kuzey güney ise ekvatordan aşagisi güneydir, ve ekvatordan yukarisi kuzeydir, buna dikkat edelim, yoksa benim oturduğum yerden kuzeyimdekileri kuzey anlarsa iki ev ötemde de kuzey, iki ev ötemde de güney var, öyle olurmu hic. olan biten herşey bende ve etraimfa olur o zaman, ve benim bulundugum yer tufan cevitirir o zaman, güneye kar yagisin dersem kar bende yagar, doguya güneş acsin dersemiki ev ötemdeki dogumdaki buna uyunca, ben de güneş acar, ve işler karişir, benim etrafimdekiler ise beni izleyenler ancak, ben o gün su icitimse su icsin, icmedimse icmesin, süt ictimse süt icsinler, bu kadar yani, benim  emrim ile hareket edeceksiniz artık bundan sonra. Kar veya yağmur için su veya süt içmeniz gerektiğini anlayacaksınız,  toplu ve düzenli olaraktan yapacağız bu işi, yoksa o oradan kendine göre beriki beri yandan yaptığı zaman, dünya kaosa giriyor, ve herkes halini hem hal edecek bize, mesela isparta keciborlu belediye başkani taa Van in bir ilcesindeki halden ne haberi olsun, o bilse bilse keciborluda ne oluyor onu bilir, bu yüzden bende Allah kadar bilemem, nerde ne oluyor mesela brezilyayi sel basmiş ben daha bugün duydum, ve eger ararsam haberim oluyor, öyle olunca her bölgenin insani, bana hallerini ham hal edecek ki, ben de ona göre bir strateji geliştirebileyim, mevsimler heryerde dengeli olsun, ve baş bir tane olursa, ayak ayri kol ayri hareket etmez, hepsi başin emrinde hareket ettikce, sorun olmaz, ve baş elli tane olursa elbet düzen ve denge bozulur. ve bize gönlünüzden o rabita ettiginizde bölge bildirerekten "bizde yagmura ihtiyaç var, yada "kara soguga ihtiyaç  var"  "bizde güneşe ihtiyaç  var" gibi veyada, bizde ihtiyaç yok diyerekten sizde, O zaman, yani sabah ve akşam 13 Estağfurullah çekip, Gözleriniz yumduğumuz zaman, oranın halini hemhal edeceksiniz, ve sizden Bize gelen ilham ile, biz de, size uyan ve su veya süt için diyerekten emredecegiz,  mail boksuna bakanlar Bu sesimizi duyacaklar, yani mail boxtan kasit bizi rabita edenlere, ilhamımız onlara ulaştırılacak İnşallah Allah'ın izniyle. henüz duyamayanlar acele etmesin, herşey zamanla, merdiven basamak basamak degilmi?  ve sabah ve akşamları dedik, 13 Estağfurullah çekip Gözleriniz yumup, kıbleye doğru, veya, yerimizi bilenler bize doğru, bizim yönümüz, sizin hangi tarafınıza geliyorsa, o tarafa doğru dönün, ve gözlerinizi kapatın, oturarak veyahut ayakta olabilir, Bir miktar bekleyin, size kalbinize bir ilham geliyor mu, bizim sesimiz size ulaşıyor mu, Ve sonunda da mail boksa bir şey düşmedi ise, o gün normal çekin zikiri, gözümüzü de tekrar on üç Estağfurullah çekip açacaksınız, 5 veya 10 dakika durun sonra tekrar açın, sabah ve akşam. Akşam, Çünkü Amerika'da sabahken bende akşam, o sabah zikiri cekerken, ben ona akşam ilham etmem lazim degilmi ki, sabah zikirden önce bakacak ve bilecek, ve zikri ona göre cecek işte. ve ayni misal ile dogu ve bati ve kuzey için ayni yani, Buradan ben sabah söylediğim zaman, orada akşam oluyor, onlar akşam baktıkları zaman görecekler,  Ben buradan akşam söylediğim zaman, onlar orada  sabah baktığında görecek, yani sabah ve akşam olaraktan 2 defa Günde kontrol edin e email boksunuzu, yani interneteki hotmalinizi değil, Tarikattaki  email boksunuzu, yani rabita ediniz, ve Gözlerinizi yumup 13 Estağfirullah çek gir bak, beş dakika bekle sonra çikmak için 13 Estağfirullah çekip gözlerinizi açın.<br />
<br />
Ve Geçen hafta anlatmıştık ki Allahu Teala 6 günde kainatı yarattı, yedince gün tatil etti diye anlayanlar var, fakat tatil meselesini Anlamadıklarını, fakat tatilin insanlar üzerine vacip olduğunu anlatmıştım. ve düşünüyorlar mı ki insanin dinlenmesi ne kadar Elzem ve lazım olan bir şey, Ve bugün Kuranı Kerim'in Neredeyse her suresi hatta her ayetinin canlı ve gezen ve yürüyen bir insan modeli var, ismini Aleyna  bile koydular. Öyle olunca işte her şeyin dinlenmeye ihtiyacı olduğu gibi, Kuranı Kerim'in de dinlenmeye ihtiyacı var, ve eğer sen namazını kulhü ve Fatiha ile kılıyorsan senin yapabileceğin bir şey yok diyebiliriz, zor Çünkü kulhü ve Fatihayı ne ile dinlendireceksin, başka sure bilmiyorsan. ama çok sure bilenler Eğer adet edinip de belli sureleri hergün okuyorlarsa onların da dinlenmeye ihtiyacı var. Haftada bir gün o sureleri okumamak Mesela bizim Tarıkatamızdan sabah namazları Yasin ile kılınır, ve her gün Yasin'in 1 sayfası okunaraktan 6 gün okunur, 7. gün Yasin okunmaz dinlendirilir Yasin denen insanlar var bugün, yani onlar da dinlendirlir. İnsanoğlu demek zaten Yasin demek İnsan olmak demek bir gün tatil veririz ki, İnsanoğlnun en az bir gün tatile  ihtiyaci var. en az 1 gündür zaten, normali iki buçuk gün demiştik. Yasin 6 gün Yasin ve 7. gün yok. Cünkü Kuranı Kerim'de Yasin suresi 6 sayfa, 7. sayfası yok, o yüzden 7. gün o gün Yasin okunmaması o yüzden. ve bir de başka bir devir sistemi vardır, O da sürekli devir vardır, dinlendirilmemeli devir vardır daha dogrsu hergün yasinden bir sayfa okunur, yasinin diger sayfalari dinlenir. O da işte bu aynı Ramazan ayının  her sene 10 gün önce gelerek den hareketli hale getirilmesi gibi, Ramazan'ın hareketli olmasının sebebi işte onun  Halley gibi kainatı dolaşıp geldigi içindir, "Neburu" gezegeni de öyle şekilde dolaşıp geliyor demiştik işte, Halley demek 83 senede bir devir dönen gezegen Ramazan gezegeni demektir. Öyle olunca işte Onun da dinlendirilmeye İhtiyacı var her sene sadece bir ay bizde ama mesela  senenin her günü ramazan aynin bir gününe denk getirilir ve devamlı  devir daim ettiği için, Mesela bir güne gelip de orada Yorulmaz, bu sene şu gün ertesi sene 10 gün Ondan önce.  işte Yasin'de Eğer dinlendirilmeden yapılırsa O da şu şekilde yapılır, 6 gün Yasin okundu 7. gün tekrar baştan başlanır ki, yani .7 gün tekrar başlanır, haftanın içinde tekrar fatihaya dönmüş gibi, hatime Yeniden başlamış gibidir, yani haftayi bitirip tekrar hafta içinde bir daha başlamak gibi, baştan sona sondan başa dönmek gibidir, o şekilde devir daim ettirilir.  şimdi Mesela bugün pazar ve pazar başladık hergün sabah namazinin farzinda sadece bir sayfa ertesi gün ikinci sayfa ve  cuma günü 6 gün ediyor ve altinci sayfayi okuyorum, cumartesi günü 7. gün, ve 7. gün cumartesi günü tekrar baştan  başlayacağız  ilk sayfayi okuyacagiz, Mesela bu hafta pazar başladık, Gelecek hafta ise Yasin'in 1. sayfasının cumartesi günü okuyacağız, ertesi hafta yine bir gün öncesine denk geliyor, O zaman cuma günü Yasin'in 1. sayfasını okumamız gerekiyor, bu şekilde hareketli halde, veyahutta hareketsiz  halinde, yani 6 gün Yasin, 7. gün tatil, 6 gün Yasin, pazar günleri tatil yaptırırız, Bu bir örneği Öbürü de hareketli örneğini size misal verdim inşallah.  Bu da bizim tarkimizin  adap ve edeplerindendir, Ve bu şekilde "Neburu" ve "Triomat "gezegeni aktif edilir, yani işte, Neburu nun bir turu demek, Yasin'in her sayfası bir gün okuyaraktan yapılan tekrardan, senenin her günü her sayfasi okunmuş olcak hemde günde sadece bir sayfa okuyaraktan, bu devir ettirilcek,  Yasin'in her sayfası her gün okunmuş olacak, kaç turda yaptırırım  bunu İşte o Nebur unun turu veya digeride Triomat in  turu  ise 6 gün Yasin 7. gün tatil. birisi vertikal dönüyor, birisi horizontal dönüyor, Bunları  yani bu adabi  Yasini ezbere iyi bilenler yapsın, Yasini bilmeyenler bu işe girmesin, başka sureleride da bu şekilde hatime kalkmasın, yada bu şekilde okuyoruz diyerekten yapmasınlar, hatim okuyanlardan yapabilecek var mıdır Bunu, evet Bir turda öyle atıyor kaintta bir yildizda öyle dönüyor, şimdi Kuranı Kerim'in bütün sureleri ve Fatiha,  Fatiha ayrı, Kuranı Kerim'in bütünü ayrı bir deviri vardır birde, Aynı şekilde, kulhü ve Kuranı Kerim'in tamamı, Bakara ve Kuranı Kerim'in tamamı, ama bunları yapabilecek yetenekte şu anda kimseler yok, anca bunu robotlaşmış kimseler  yarı robot ve yarı insan kimseler Belki ileride başarabilir, şu anda insanların gücü buna yetmez çünkü ömrü yetmez.<br />
<br />
<br />
Yıllardır Peygamberimiz Sena edilip övülmekte, salli ala seyyidina habib Allah, salli ala seyyidina Aziz Allah, salli ala seyyidina Tabibi gulub Allah diye,  övüp Sena edilip sela verilmekte. ve bugün bu nimetlere kavuştuysanız Mehdi'nin sayesinde olduğu için, Mehdiye de salavat getirip övmek edep ve adaptandır.  Ya Rabbi sen Kuranı Kerim'de övmesi gerekeni nasıl övüleceğini öğretmeseydin, bize Salavat nedir öğretmeseydin, Biz Nereden bilecektik Salavat nedir, övmek nedir neden övülür, nereden bilecek tik, Övülmesi gerekeni övmek, yerilmesi gerekeni de, Racim şeytan diyerekten yermek, İslam'ın  edep ve adap ların dandır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhellezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Muhakkak ki, Allah ve melekleri, peygambere salat ve selam edip överler. Ey iman edenler, haydi ona teslimiyetle salat ve selam getirin ve sizde onu övün !<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Ahzab suresi 56. Ayet</span><br />
<br />
Geçenki anlattığımız mesele, işte tasavvuf  ve seyri sülük demek, İnsanın insan olma yolundaki seyrine serüvenine verilen isimdir. Tasavvuf  o yüzden gereklidir, ve hakiki tasavvuf alimleri kimi ne ile terbiyet edeceklerini bildiği için, bazı insana yumuşak muamele gerekir, bazısına da sert ve katı muamele gerekir. Bazısı Bela'dan hoşlanır, bazısı  lokumdan tatlıdan sevaptan nimetten ödülden hoşlanır, Kimisi cennete heves ettiği için ibadet edip namaz kılar oruç tutar ve dine Uyar, Kimisi  de cehennemden korktuğu için, farklı tabiatlar, farklı görüşler, ve farklı hareketlerdir bunlar, ve mesela askeriyede erkek olan herkese Emirler uygulanır ki : "sağa dön" , "ileri Marş", "kıt a dur" gibi sert ve kesin Emirler ile muamele edilir ki, bir Ordu Ancak böyle İdare edilebilir, ama mesela yumuşak tabiatlı bir kimseye bağırdığın zaman, ağırlayiverir,  gücüne gider,  yine kadınlar aynı şekilde, fazla sert muameleden kırılır demiş atalar, kadın erkeğin Kaburga kemiğinden, ve onu sert muamelede edersen, dümdüz  yada dosdogru ol dersen, kaburga kemiği kırılır, rahat  ve serbest bırakırsan da eğik kalır, o yüzden hafif muamele edeceksin demişler, işte burada kadına da sert  "kıt a dur, ileri Marş" gibi hareket edilmez, ve Geçen ki sesli vaazda verdiğimiz örnek gibi, cevize açılması ve içindekini yiyebilmemiz için, cevize "Açıl susam, açıl" haydi yavrum cevizim açıl baken da, ben senin içini yiyeyim diyerekten yumuşak muamele edilmez, cevizin kafasına çekici geçirirsin, ceviz kendisi açılır, ve içine alır Yersin, ama cevizin kafasına çekici de çok sert vurarsan, bu sefer içi de ezilir, İçini de yiyemezsin, kabuğunu kıracak kadar vurduğun zaman, kabuğu açtımı, içini sana verir, sen de faydasını görürsün. ve bazılarını da anlatmıştık, onun açılması için kenini nefisini bulması inkişaf etmesi için, mesela fasulyenin açılması için pamuklara ıslatılması lazımdır ki, pamukların üstünde açılır, mecburen  bu toprakta da aynı şekilde yani, biyoloji dersinde çocuklara fasulye çimletilir, ve bunun için fasulye pamukların içinde ıslatılarak dan yeşermesi sağlanıyor, yani Nedir bu, Bazı çocuklar ve  bazı kimselerin tabiati öyledir, Ben onlara hemen bir şey yaptıracağım zaman, "hadi kuzum, hadi yavrum, Bakkala git gel, hadi 10 lira verirsin 4 tane ekmek al, artaniyla, gelirken Kendine de bir tane çikolata al, dersin, kolayca gider gelir, sevine sevine gider gelir, çikolatalı ödüllü yani, Aman gülüm, tatlımın yavrum, ve kuzum unan amel ettirirsin. Bazisina da, al şu parayı git çabuk ekmek al gel dersin, herkesin seyri sülükü farklıdır, herkese nasıl muamele gerekdiği tabiatina göre farklı.  insanlardan ceviz tabiatında ki insana yumuşak muamele edersen, ona amel ettiremezsin, hakiki tasavvuf alimleri bilirler, bir kimsenin tabiatı nedir, ceviz midir, fasulye midir, nohut mudur, peynir midir, inek midir, dana mıdır, dananın altında buzağı arama,  o zaman, danadan süt vermesini beklemeyeceksin ve, dananın altına eğilip de süt alacan diye meme ararsan, yine yanlış yaparsın, işte hakiki Alimler bilir ki, insanın cibiliyeti Nedir, o yüzden de, onun seyri sülükündeki, insan olma yolundaki, gayreti o yoldan yaptırilirda, yani Hangi tabiat üzeri ise, ona öyle  muamele edilerekten, ona insanlık öğretilir, ve buna da tasavvufta, Tarikat ve yol  ve edeb adab denilir, o yolda yürümeyede Sofi sofiye ve müritler seyri sülük ediyor denilir.<br />
<br />
Rabbim askerimizin seyri sülükünü kolay ve mübarek eylesin.<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 10 Mart 2019 Pazar<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Gen Teknolojisinin Varacağı Son Nokta"</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 10 Mart 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ ذَكَرٍ وَاُنْثٰى وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوبًا وَقَبَٓائِلَ لِتَعَارَفُواۜ اِنَّ اَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللّٰهِ اَتْقٰيكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ خَب۪يرٌ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yâ eyyuhâ-nnâsu innâ ḣalaknâkum min żekerin ve unśâ ve ce’alnâkum şu’ûben ve kabâ-ile lite’ârafû inne ekramekum ‘indallâhi etkâkum, innallâhe alîmun ḣabîr.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, O'nu en çok bileninizdir(Yakin bilgisine sahip olan). Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdardır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Hucurât Suresi 13. Ayet</span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
Ebû Zer (r.a.) anlatıyor:<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
«–Ben öyle bir âyet biliyorum ki, şayet insanların tamamı onunla amel etseydi, hepsine de kâfi gelirdi» buyurmuştu. Ashâb-ı Kirâm:<br />
<br />
«–Ey Allah’ın Resûlü, bu hangi âyettir?» diye sordular. Allah Resûlü:<br />
<br />
«Kim Allah’a karşı takvâ sahibi olursa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder»  âyetini tilâvet buyurdu.” <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , İbni Mâce, Zühd, 24)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Nerede ve nasıl olursan ol, Allah’dan kork! Kötülük işlersen, hemen ardından bir iyilik yap ki, o kötülüğü silip yok etsin. İnsanlara karşı da güzel ahlakla muâmele et!”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Tirmizî, Birr, 55/1987)</span><br />
<br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
“–Ey Allah’ın Resûlü! İnsanların en keremlisi (hayırlısı, şereflisi ve değerlisi) kimdir?” diye soruldu.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“–En çok takvâ sahibi olanlarıdır” buyurdu.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhârî, Enbiyâ, 8, 14, 19; Menâkıb, 1; Tefsîr, 12/2; Müslim, Fedâil, 168)</span><br />
<br />
internette ve bazi kitaplarda Takva Hakkinda<br />
Takvâ; sakınmak, korunmak, çekinmek, hoşa gitmeyen şeylerden uzak durmak, tehlikelere karşı kendini korumak, korkulan şeyle araya bir mânia koymak demektir. Takvâ, mü’minin Allah’ın hıfz u emânına sığınarak, âhirette kendisine zarar ve elem verecek şeylerden titizlikle korunması ve günahlardan sakınarak sâlih amellere sarılmasıdır.<br />
<br />
Halbuki Takva Allahi bilmekdir ki "Yakin" yani <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Yakin Bilgisi"</span> yani Her kimin Allahi bilme bilgisi daha cok ise, en takvali kimse o dur.<br />
<br />
Geçen haftaki vaazımızda  ekmek ufağından bahsetmiştik O birinci versiyon idi, ikinci versiyon ise, üveysilik, yani Mesela Muhammed'in çağında olup da, ondan fayda görememek, yahut varıp da onu görememek, görüp de kıymetini bilememek, ve bunun bugünkü günümüzdeki versiyonu ise, Mehdi Aleyhisselam'ın çağında yaşayıp, ona verilen nimetlerden faydalanmalarına rağmen, ben ondan fayda görmedim diyerekten, bir de feryat edenlerin hali. Yani bugün ona verilen nimetlerden elektrik mesela, Hangi evde elektrik yok ki şu anda, çok cüzi miktar Bazı yerlerde, daha elektriğin ulaşmadığı yerler vardır elbet, ama, çok cüzi miktar onlar, ama onlar da yine gazyağlı lamba kullanıyorlardır. ve yine telefon her yere ulaşmış durumda, hani cep telefonu olmasa bile, ankesörlü telefonlar, yaklaşık olarak her yerde var, ve bu telefon hizmetinden faydalalanan insan sayısı çok, belki Afrika'da birkaç kabile kalmış olabilir, yine buzdolabı öyle, soğuk hava dolapları, çamaşır makineleri, ütü, araba ve Yollar, Uçak, gemi, kolayca bir yerden bir yere eşyaları nakletme, transfer etme, iki kabile veya millet ile ve Ümmetler arasında kolayca anlaşma imkani dil birligi ve kolaylığı, internet, görüntülü televizyonlar, görüntülü konuşmalar, kitap ve yazı dersen, milyonlarca bilgi kaydedilmiş vaziyette, artık kaybolmuyor, hatta video olarakdan görüntüler çekilmiş, sanki yanındaymış bilgi alişverişi yapalabiliyor, ölmüş olsa bile, hiç ölmemiş gibi karşında durup, sana bir şeyler anlatıp bir şeyler gösterebiliyor öğretebiliyor bildiklerini sana, ve yine ses ve müzik, insanları mest eden rahatlatan müzikler ve YouTube kanalı, ve Tuba Dalları hikayesi, ve Tuğba dalının ulaşmadığı yer yok, ve yine Herkes, her an müzik dinliyor, o diyor Hiç Durmaz susmaz, Çünkü YouTube'a girenler Afrika'dan girdilerse ve onlar yatip uyuyupda  Afrika'dan giren kalmadıysa bile, bu sefer Amerika'dan giriyorlar, Amerika'dakiler yatip uyuduysa, bu sefer Japonya'dan giriyorlar, ya da Asya'dan veya Avrupa'dan giriyor, yani YouTube hiç susmayan Tuğba dalı, cennetteki Tuba dalı. ve böyle dedik diye youTube 'ya karşı savaş açanlar var, çünkü kötüler kötülükte yarışıyorlar, kötülük yapmak için uğraşıyorlar, iyilik için uğraşmıyor ki onlar.<br />
<br />
yine alet erdavatta ki Matkaplar ile kolaylik, yine traktörler ile tarlalar kolayca işleniyor, traktör ve patozlar ve döver biçerler ile hasat kolayca yapılıyor, ekim aletleri, dikim aletleri, yine onlarca kat bina yapılabiliyor, vinçler, greyderler, daha size nimetlerin hangisini sayayım. hangisini yalanlayabilirsiniz, Bunların hepsi Mehdiye verilmiş kıymetli şeyler değil mi?  Muhammed'in bunlardan hangisinden vardı, yazı yazacak kalemlermi klavylerimi daktilolarimi vardı, kağıdı mı vardı, Kitaplarımı vardı okudu ilim ve fizik  kimya ögrendi, interneti mi vardı, neyi vardı? bulaşık makinesi mi vardı? değirmeni mi vardı, osayede değirmeni ile onun çuvallarla  un öğüt e bilecek un fabrikasimi vardi eldegemini vardi el degemeni, makarnası mi  vardı,  salçası mı vardı, kahvesi çayı mı vardı, yumuşak yatağı bile yoktu, ya peki Musa ondan da önce ki peygamber, Musa'nın bunlardan var mıydı ya isa nin veya İbrahim İsmail hangisinin bu nimetlerden vardı? bu nimetleri kime verilmiş, Mehdi Aleyhisselam'a ve onun çağındakilere verilmiş, o zaman onun çağındaki Herkes, bu nimetlerden faydalanıp da, bir de biz Mehdiyi bilmiyoruz, tanımıyoruz, görmedik, haberimiz yok demeleri ne garip, daha gelmedi daha zaman o zeman degil  demeleri ne garip. Ha ayetleri yalanlamışsınız,  ha Mehdi yi yalanlamışsınız, aynı şey değil mi? suyun içinde yaşayıp da, suyu inkar eden balık olmayın, havayı alıp verip de, havayı İnkar Eden olmayın, Allah'ın nimetine ve rahmetine gark olmuş halde bulunduğumuz halde, Allah i İnkar Etmeye kalkmayın, onun nimetlerini inkar etmeye kalkmayın, onun peygamberlerini, meleklerini ve iyi kullarını inkar etmeye kalkmayın, bu nimetlerin iyi kulların sayesinde insanlara verildiğini unutmayın. çünkü ikramı insan, yapısı olaraktan sevdiklerine yapar, sevmediklerine kim ikram eder, düşmanlarina kim ikram eder. Öyle ise Allahu Teala da, sevdiği Kullar hatırına, bu dünyadaki bu nimetleri döküp taşırması ve, "febieyyi ala i rabbiküma tükezziban."  hala hangi nimetleri mi yalanlar sınız demiyor mu Rabbimiz, hangisini yalanlayabilirsiniz.<br />
<br />
işte yakin ve uzak diyarlardan, bazıları bizi görmeye gelip de, bizi kabul ettikleri için değil de, bu Mehdi değil diyebilmek için, bir belge, Bir bilgi, bir görüntü, bir hareket, bir fiil arıyorlar, etrafımızda dönüp dolaşıp, bizden, yanlış, bir eksik, veya yanlış bir hareket arıyorlar ki, bu o degil, diyebilsinler. ve bizi inkar eden kimselerin gayeleri amaçları bu. etrafımızda dönüp duruyorlar ve bu sebeple Bazıları öyle ki, mesela lokma olmuş, ben gitmişim Marketten ekmek almış gelmişim, ve tam kesmişim yiyeceğim, şeytan elime çarpıyor, elimden koca bir lokma yahut küçük bir peynir, ya da büyük bir peynir parçası, yahut ekmeğim dökülüyor ve düşüyor, yıllardır Mehdi hasreti çekilmiş, ve cennet hasreti çekilmiş, Mehdi den daha ziyade, Cennet hasreti ve ahiret hasrete çekilmiş, ve Ferah ve huzur vaktinin hasreti çekilmiş,cennet ve ahiret yurdu verilmiş, ve şu an onun içinde yaşanmakta, ve birde o Mehdiye varıp da, işte evine varıp,  tam cennete girecekken, ağzına varmadan yere düşen lokma gibi, mikroplara ve şeytana yem olan lokma gibi, cennete girecekti, sırat köprüsünden geçemeyip, cehenneme düşenler işte, ekmek ekmek, Nimet Nimet, o nun (Mehdi nin) evine kadar gelmiş, kapıma kadar gelmiş, ve hatta soframa kadar koyulmuş, Ve sonunda şeytana yem oluyor, Aman yarabbi, işte Ebu Cehil, işte İbrahim'in nemrutu, işte Musa'nın firavunu, taaa dibine kadar varıp da rahmetin, rahmetten faydalanamayan ahmaklar gibi, bu rahmeti görüp te, her şeyi görüp de, bundan fayda göremeyen ahmaga, ama ben ne diyeyim daha, bu da ikinci versiyonuydu.  Ekmek dökülmesi ufalanması meselesinde, çok çocuğu olmasindan ziyade, bunlar bugün tahakkuk edip yaşanmakta, üveysi, Veysel Karani, "gidipte bir görsem, ah Onu  Ben bir görsem." diye yanmış tutuşmuş,ve fakat kapısına kadar varmış, kapısından göremeden geri dönen, bazıları da böyle işte, yanıp tutuşuyor,  kapımıza kadar gelip de, kapımızdan geri dönmek zorunda kalıyor, neden işte yanlış bir hareket gördüğü zaman Bizden tiziyor o değil diyesi geliyor. <br />
<br />
Evet ben kimsenin başına, Ben peygamberin diye durmadım, ben yeni bir din getirdim diyerekten de ortalığa çıkmadım, ve ben öyle adaletli Ömer'in de demedim. Ben dünyaya adaleti getireceğim, ben 2. Ömer'in, 3. Ömer'in de demedim. Ben, ben ne Ömer'in, ne Ebu Bekir'in, ne Muhammed'in, ne Musa yin, ne İsa, bende Allah'ın kullarından bir kulun, ve belki Ben Mehdi olabilirim, Adamlardan bir adamım. kendim Bildiklerimi sizlere anlatıyorum,<br />
 <br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Bu anlattıklarımın çoğuda, bir varsayım ve öngörmelerdir, benim ögörülerimdir, Bunlar Ne Kuran gibi bir hüccet ve delildir, ne de Namaz gibi inanilip yapilmasi gereken bir vecibe, veya farz veya sünnette degildirler.</span><br />
<br />
hangi Bilgim'den dolayı benim ardıma takıldınız da  yanildiniz acaba, vay ben size Hz Muhammed gibi, yeni birşey olan namaz mı çıkardım, icad ettim, ve bu dinin temelidir, bunu yapacaksiniz dedim de, sonunda siz anladınız ki namaz yanlışmış, bu (Yani beni kastederek o) uydurmuş diyerekten,o yüzden ben, sizi yanılttın mı? O yüzden siz cehenneme mi düşeceksiniz? benim peşime takılıp da namazı kıldınız diye ha!!!<br />
<br />
Halbuki ben namazı Muhammed kıldı diye kılıyorum, sizde namazı beni kıldı diye Kılmıyorsunuz zaten, ben de namaz getirmedim bu dine ve size.<br />
<br />
 Yine oruç öyle yine din öyle, dinin kuralları öyle, ve Kuranı Kerimi de ben indirmedim, Benim de ekstra bir kitabım yok,<br />
<br />
Ben size bir kitap getirdim diyerek de, iddia etmedim. <br />
<br />
Benim peşime takılanlara Ben dedim ki : Kâinat, Kuranı Kerim'de yazdığı üzere, Peygamberimizin hadislerinin ve Kuran ayetlerinin bildirildiğine göre, Kainat bizim emrimize verilmiş, ve ben bunu hayatımda tatbiken yaşadığım ve, bazı keşfi olrak bildigim bazi olaylar yüzünden, bazı sebeplerin bizlere bağlı olduğunu fark ettim. ve deneyimlerim üzeri bunları yaşadım. Ve ben size de bunu öğretmek istedim. ve bunu da bir yol ve usul olaraktan tatbik etmek istedim. Hepsi sadece bu, buraya takılmak veya takılmamak, benim ardıma takılıp, takılmamak, sizin Cüzi iradenizde, ve bunlar Ne din gibi bir kural, ne namaz gibi bir farz, ve oruç gibi bir farz değil, farz değil sünnet değil, yaparsın, yapmazsın, senin Paşa gönlüne kalmış. Öyle olunca işte ardımıza Takılıp gelip de, eksiğimi  arayanların yanında, bir de işte, böyle biz de bir yanlış bulup da, görüp de, bizden kaçanlar var. Yani para kalp mı? yoksa gerçek mi? diyerekten, adam mihenke vuruyor, kendi mihengine vuruyor, bu altın kalp mı? yoksa gerçek mi? değil mi  diye mihenge vuruyor, O mihenk de, kendi mihengi dinin mihengi flan da degil, yani ona göre doğru olan ne ise ona vurupda ölcüyor. <br />
<br />
Peki bana göre doğru Ne? ve Kim?<br />
Allah'a göre doğru Ne? ve Kimler?<br />
Kur'an'a göre doğru Ne? ve Kimler?<br />
Sünnete göre ve Muhammed'e göre Doğru Ne? ve Kimler? <br />
<br />
<br />
Geçen  Hafta anlatmıştı işte bunu : Doğru Kime göre doğru hikayesi:<br />
<br />
Mesela adam Çayıra atlari ile gitmiş bir tane de oraya kazık çakmış diye anlatmıştık, ve Atlarini kacip gitmesinler diye oraya bağlamış, ve çayırda yaymış Atlarini, ve Akşam olmuş evine giderken de,  Kazığı çıkarmadan gitmiş ki,  Bir müslüman daha gelirse, O  Kazığa, o da Atını bağlasın diye. <br />
<br />
Fakat beklenilen onun umduğu gibi olmamış, onun kazağının çakılı olduğu yere, başka bir Müslüman gelmiş fakat, kazığı görmediği için ayagi takılmış düşmüş, ve kızmış ve : bu kazığı buraya kim çıkıp da gitmiş diyerekten, ve onu sökmüş atmış ve, bir başka Müslümanın da ayağına takılmasın diye.<br />
<br />
Bunların ikisi de müsavi, İkisi de kendine göre doğru,  ve ikiside iyilik etmek istemiş.<br />
o zaman, onun doğrusu ile, öbürünün doğrusu farklı, Hangisi doğru değil diyebiliriz. o zaman mehdiyi bilemeyenlere, onun Altın gibi çağını anlamayanlara Ne diyelim!!<br />
<br />
Altın Çağda, her şey altın olacak, altına dönecek değil. işte altın gibi her şey değerli, kıymetli olacak demek bu.<br />
<br />
 ve Misal olaraktan Muhammed'in ashabından bir tanesi gelse, ve buradaki bir şeyden alıp götürse onun çağına, mesela düşün ki : 10 koli defter götürsek, 10 koli kalem götürsek, ve Ashab-ı Kiram bunları, Kuranı Kerimi ve hadisleri yazmakta kullansalar, bize kadar ulaştırmak da kullansalar, onlar ne kadar sevinirler değil mi, Onlara ne gelir  bu defter ve kalemler, yani altından daha değerli gelmez mi? o zaman bu çağ,  Mehdi ve O nun Altın çağı değil de ne kardeşim. Bu sadece bir tane örnek, Ben bunu yüzbinlerce örnekle çoğaltabilirim.<br />
<br />
<br />
Ve gelelim zurnanın zırt dediği yere yine :<br />
Ve Geçen ki anlattığımız meselelere bağlayacağimiz bir başka mesele de, Hani Tanrı Anibus da bahsetmiştik, çakal kafalı Tanrı, Türklerin atasını emziren Tanrı, besleyen bakan büyüten Tanrı, veya kurt veya gök gözlü Husky kurt, yani Çakal,  Mısır mitolojisindeki Tanrı Anubis, ve Bugün internet ve bilgisayar ortami için yazılımlar yapılıyor ki, internetten ki insanları kandırıp, yensin diye. ve Bunlar Oyun şeklinde Yapılıyor şu anda. Oyunlar şeklinde, mesela İskambil oyununda, insanı kandırıp yenecek seviyede bilgi akışı olan bir yazılım, insana hiç fırsat tanımayan satranç veya bilardo oyunu ve benzeri, insanı alt etmek ve yenmek gayesi ve amacı olan yazılımlar.<br />
<br />
Ve düşünün bunların öyle bir seviyeye geldiğini ki, ve insanı yalan söyleyerek den kandırmak derecesine geldiğini düşünün.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Ve kırmızı yalanlar!!</span><br />
<br />
Hani Kırmızı Şapkalı Kız da ki kurt veyahutta, Aslı tilki, Biz yalancı olarak tilkiyi biliriz. Çünkü masal masal maniki kuyruğu var 12, tilki böyle tarif edilir Masallarda, ve kuyruğunun 12 olmasının sebebi, yalanları çok manasındadır. ve İşte o kırmızı şapkalı kızdaki kurt veya tilki, babaannenin yatağına, babaannenin elbiselerini giyip yatar, ve ondan sonra kırmızı şapkalı kız gelince sorar, Onu normal babaannesinin elleri gibi elleri olmadığını görünce,<br />
<br />
-  Ellerin neden bu kadar büyük Babaanne? der.<br />
 kurt cevap verir <br />
- seni daha güzel sarabilmek için. der<br />
 bakar kulakları da büyük, Hani masal bu ya<br />
-  Kulakların  neden bu kadar büyük? der<br />
 kurt cevap verir <br />
- Seni daha iyi duyabilmek için. der<br />
Bu sorular devam eder Ve sonunda sıra dişlere gelir, fakat kurt da artık bıkmıştır o sorulardan, bir an önce ziyafete konmak istemektedir, Ve sonunda Kırmızı Şapkalı Kız sorar <br />
<br />
- Dişlerin neden bu kadar büyük Babaanne? der.<br />
Kurt da dayanamayıp Seni yemek için der ve yalanları Bitmiştir Artık, hikayenin sonu gelmiştir, kurt üstünden şapkayı çıkarır, elbiseyi çıkarır, Yorganı açar kırmızı şapkalı  kızı hapır hupur yer.<br />
<br />
ve hikaye kitaplarda Şöyle yer alır :<br />
<br />
<br />
Kurt, Büyükannenin geceliğini giymiş, onun başlığını ve gözlüğünü takmış yatakta yatıyormuş. Yorganı boğazına kadar çekmiş, içerisi karanlık olsun ve suratı fark edilmesin diye de perdeleri iyice kapamış.<br />
<br />
      “Elindekileri oraya bırak da yanıma gel canım,” demiş kurt.<br />
<br />
      Kırmızı Başlıklı Kız çöreği yatağın yanında ki küçük masanın üzerine koymuş, ama hemen kurdun yanına gitmemiş. Çünkü Büyükannesi bir tuhaf görünüyormuş.<br />
<br />
      “Kolların neden bu kadar büyük Büyükanne?”<br />
<br />
      “Seni daha iyi kucaklamak için!” demiş kurt.<br />
<br />
      “Kulakların neden büyük, peki?”<br />
<br />
      “Seni daha iyi duyabilmek için!” demiş kurt.<br />
<br />
      “Gözlerin neden kocaman, peki?”<br />
<br />
      “Seni daha iyi görebilmek için,” demiş kurt.<br />
<br />
      “Dişlerin neden sivri peki?”<br />
<br />
      “Seni daha iyi yiyebilmek için,” demiş kurt.<br />
<br />
      Bunu söyledikten sonra kurt artık daha fazla kendine engel olamamış ve yorganı bir tarafa atarak yataktan fırladığı gibi Kırmızı Başlıklı Kızı bir lokmada yutuvermiş. Sonra da karnı doyduğu için keyfi yerine gelmiş ve uykuya dalmış.<br />
<br />
      Ama ne var ki kurt çok kötü horluyormuş. Evin önünden geçen bir avcı onun horultularını duymuş. Büyükanneye kötü bir şey mi oldu acaba, diyerek kulübeden içeri girmiş. İçeri girer girmez de orada neler olduğunu hemen anlamış.<br />
<br />
      “Aylardır senin peşindeyim pis yaratık,” diye bağırmış avcı ve kurdun kafasına elindeki baltanın sapıyla vurmuş. Sonra da önce Kırmızı Başlıklı Kızı, sonra da Büyükanneyi dikkatle kurdun içinden çıkarmış. İkisi de sapasağlammış. <br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">masal masal maniki kuyrugu var oniki</span><br />
<br />
Tilki yalanci tilki veya lafontan masalindaki kurt olmuş tilki veya Kurt ve  Kırmızı Başlıklı Kız<br />
Kızı yemek için <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">KIRMIZI</span> yalanlar ve<br />
bir gün <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"GEN teknolojisi"</span> artik insan ile kurt ve tilkiyi karıştırıpta, o gen teknolojisi  ile insan yeni model bir yaratik veya insan yapan, tanri tanri ANiBUSU yapinca yada yaratinca,  kurt genli, ve tilki gibi kurnaz, amma insan, ve kafasi kurt  kafasi olan bir yaratik, insan ve hayvan ve robot karışımı birşey.<br />
ve işte insanlari yemek için, kırmızı kırmızı yalanlar söylmeye başlarsa ne olur düşünün bir robot bir gün insana kırmızı yalanlar ile kandırmaya başlarsa cenneten kovuluruz. Çünkü cennette giren şeytanda, aynı kırmzı yalanlar ile, ademi  ve havvayı kandırıpta,  cennetlerini elinden almadimi?<br />
yani insanı yok etmek için eline geçirdigi  fırsatı değerlendiren şeytan bir günde Tanrı Anibusu yaptırır ve sonunda insanlığı yiyip yok etmek fikrinde olan bir tanrı, sonundan nasıl olurda, insan soyundan bir Türk ü emzirir acaba düşndünüz mü? çünkü o Türk onun atası olan insan, ve onun ilk hali olan insan hali o. O ki ondan Türeme varlik olan  kurt genli kurt kafali veya timsah genli yudumcu, beyinsiz timsah, yada cok akilli yilan kafali cok zeki yaratik yada Tanri Nebukadnazar.<br />
ve fakat hem yilan hem insan  yani reptil ve bir gün insanlarin bunlarin yapabilcekleri gercegi,  ve  sonunda dünyaya sigmayipda insanlari dünyadan yok etmek için onlar lafontandeki gibi kirmizi yalanlara ile insani yemeyi düşünmeye  başladığında ne olcak peki, bu gen teknolojisne çok dikkat emek lazim çoooooook.<br />
<br />
Yani kardeşim o yazılımları yapan ahmak kardeşim diyeyim, yarın bu yaptığın yazılımdaki yalanlar, dolanlar, ve insanı kandırma hikayeleri, bir gün o dijital Sanayi ilerlediği zaman, robotlar icat olduğu zaman, ve kötüler Onu kötü niyetle kullanmakta niyet etdiğinde, işte sana kırmızı yalanlarla, senin yemek amacında olan bir robotun, bunları kullandığını düşünüyor musun.<br />
<br />
########################<br />
<br />
öyle ki işte robotlar yapılırken onlara konulacak Kural sonradan değiştirilmemeli, ama işte Türkiye'nin Anayasasında öyle bir kural vardı, anayasasının 1,2,3.maddeleri değiştirilemez diye bir yasağı vardı, biri geldi ve bu yasaları da değiştirdi. işte aynı şey, insanoğlu böyle, Ben onu beğenmedim, Benimki daha güzel diyerekten, yenilik getirmeye çalışanlar, Allah'ın kurallarını beğenmeyip, Allah'ın kurallarına karşı, yeni Kural koyanlar. Halbuki Allah insanların hayrı için o kuralları koymuş, yasak da koyduysa, Hayri için, serbest ettiyse de Hayri için, ve faydası için. Bugün alkol yasak dediyse, alkolün zararını Allah'ın iyi bildiği için, insana zararlı olduğu için yasak koymuş. tabii ki Faydalı tarafları da var, Fakat Allah onları da biliyor, faydalı taraflarını dikkatli kullanıp, yasak olan taraflarından sakınmak, en güzeli ihtiyatlı davranmak olur. ve fakat insanlarin hepsi bu ihtiyatta olmadığı için, işte yanlış kullananlar çok, zararlı durumlara sebep veya maruz  olabilmekteler. bu yüzden Allah Kur'an da Kurallar ve yasaklar koyduysa, yasak bile olsa ona uymak lazım. Peki bu robotlar yapılırken o robotları bu ayrobot (I Robot) filmindeki robotlara konulacak yasaları düşünen <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Isaac Asimov"</span> haklı değilmi burada. Fakat ben onu okumadım sadece filimi seyretttim ama, anladığım kadarıyla 3 veya 4 kural var, ondan sonra başka Kural getirenlerin koyduğu kural yanlış Kural oluyor. işte aynı anayasanın değişmez kuralını değiştiren'in yaptığı gibi, artık anayasa veyahut babayasa diye bir yasa kalmıyor ki ondan sonra. Kuran'ı Kerim'i değiştirelim, işimize geldiği gibi yapalım dersek, artık yasa ve kural kalmaz ki, Allah'ın kuralları çiğnendikten sonra, Kural diye bir şey olmaz. o zaman aynı şey, işte robotlarda belli yasa ve kurallar  üzeri yapılmalı ve icat edilmeli. taaa ki, bu bir Ahmag'ın böyle bir kuralı begenmeyip değiştirmesine kadar bu kurallar korunmalı ve bu kurallara uygun hareket edilmeli. yoksa işte kırmızı yalanlarıyla bizi yemeği düşünen, bir robotu, bir çakalı, bir çakal kafalıyi düşünüyor musunuz?  yine Çakal kafalı  Anibus meselesinden girmiştik de, gen teknolojisinde de aynı işlem geçerli.  Muhammed Ashabına bunlardan bahsetti ,O miracda  gördüğü at kafalı ve insan ayaklı veya bedenli canlıları gördü ve onlarinin durumunu ashabina bir bir anlatti. ve bugünkü reptilia denilen yılan kafalı ve insan bedenli yaratıklarıda gördü ve anlaati, ve yine öküz kafalı ve insan bedenli yaratıkları da gördü, köpek kafalı ve insan bedenilii yaratıkları da gördü ve anlatti. ve bunların hepsi, bu gen teknolojisinin, en son haddesine vardığında, İşte o çakal kafalı, Tanrı denilen, Hani bu da icat edildiği zaman, bu da bir icattır, gen teknolojisinin icadıdır. Yani şu anda insan genine başka gen karıştırılıyor ve  fakat böyle  üstün bir varlık meydana getirilemiyor, Hatta Can  verilemiyor, ve onlar sadece kadavra halinde bulunuyorlar. Ama bir gün İşte, o teknolojinin ulaşacağı nokta o Mısır piramitlerinde yazılı, insanlık kendi kendini yok etme, ve veyahut da yok edecek canlılar ve Yaratıklar yaratma peşinde koşacak, ve sonunda da  işte kurt kafalı, çakal kafalı Anibus ve bunu Tanrı diye atayacak ve kendini tanrı atfeden kimseler, Firavunlar Ve sonunda  anibus neden bir Türk çocuğunu emzirecek? Cünkü  insanlık kalmayacak da, bir Türk çocuk kalacak, ve insanlık o Türk çocuktan yürüyecek, çoğalacak. haaaaa  ne demek, bu gelecekte mi oldu, geçmişte mi? Nerede oldu? gelecekte mi olacak, geçmişte mi olmuştu? o var, O resimler geçmişimi anlatıyor, geleceğimizi mi anlatıyor, Biz geçmişte miyiz, gelecekte miyiz? Tanrı Anubis neden o çocuğu emzirdi, ya da baktı büyüttü, çünkü onun atası da biziz, o yapıyı oluşturan, O gen e cakal kurt ve tilki katipda, insani, kurt kafali yapanda bizler olacagiz cünkü, Geni bozuk da bunu anlayacak, O bizim Tanrımız değil, biz onun esas atası ve Tanrısı oluyoruz,Tanrisi veya yani Atasi demek, Tanrısı Yani, onun Gen yapısınin orjinali bizleriz. Bizim Genlerimiz bozularaktan Anibus diye bir şey, kurt kafalı, çakal kafalı bir şey icat edilecek, ve yapılacak. O yüzden, o bunu keşfedince, ana yapının yaşaması gerektiğini fark edince, işte son kalan bir çocugu emzirerekten, yahutta  koruyup büyütülür (Musayi firavun büyütmedimi, hikayemi bunlar)  bakılarakdan beslenerekten işte dünyanın soyu tekrar üretilmiş ve bu hale getirilmiş ve hikaye budur ve o gelecek şu anda Gelecekle geçmişin karışımı halindeyiz biz. eğer Anibus gelecekte bir yerde yaratılan bir yaratık ve varlık ise, Ve Tanrı diye atfediliyorsa, ve biz Türkler ise geçmişte bir Türk, son kalan bir Türk çocuğu, kurt tarafından emzirildiğini iddia ediliyorsa, fakat Anibus gelecekte, gen teknolojisinin ulaştığı son noktada yaşayan birisi, Gelecekten gelip de geçmişte bir Türkü kurtarıyor Türkler bütün insanlığın atası demek, esas GEN yapısı anayapı insan yapısı. Mehdi nin Türk olmasının sebebi, onun ölçüleri orta vusta bir insanın, en itidalli yani, orta seviyedeki bir insandaki Bütün özellikler onda mevcut. yani Ne demek bu. Peygamberimiz bunu anlatmış onu tarif ederken  onun boyu için "uzundan biraz kısa, Kısadan biraz uzun", ne zengin, ne fakir, ne aşiri dindar, ne dinsiz, ne sari, ne esmer, bugday tenli,...... kim bu? hz muhammed mi? yoksa onun torununun torununu Hz Mehdi mi? ve benim şu anki Yediğim içtiğim ile bozulmadan önceki halim de ki işaret Parmağımın uzunluğu 13 santim idi 13,... ve küsür. bir karışımın boyu 22 santim idi,  bozulmadan önceki halim orta Parmağımın ucundan dirseğime kadar 43 santim idi Sağ kolumu sağ tarafa açtığım zaman parmak ucundan sol omzumun başına kadar 1 metre idi, yani bunları neden anlatıyorum, bunlar orta bir insan, Adem oğlunun ölçüleri idi, Hatta hanımının boyu benden biraz kısa, ve onun sandalye oturuşu ile benim sandalye oturmuşum arasında fark var, Bir gün onun oturduğu bilgisayar masasındaki ayarini kendi ayk boyu olan aşagi indirdiği sandalyenin seviyesinde oturdum birkac saat oturdum ve Ayaklarım ağrıdı, onun Ne çektiğini farkına vardım. Bana verilen en güzel imiş, En iyi itidal  orta ve vustasi ve  iyisiymiş. ayakkabı boyum Türkiye'de 42 idi, burada 42 ye uygun numara bulamadığım için ayaklarim  taraklı, ve 42 Fakat burada ancak 43 giyersem ayağım İçine sığıyor, fakat ucu uzun kalıyor ayakkabının, O yüzden 43 giymek durumunda kalıyorum, normal ayakkabı boyum Türk ayakkabısı statüsünde ve 42 numara. yani ne 45 ve 46 ve 50 gibi uzun ne de 40'ın altında 38 , 39 gibi küçük ve orta ve ideal boy 42 veya 43 orta vusta  yol ve orta yol ve orta  bir insanın ölçüleri, O yüzden işte o kurtarılan bir Türk çocuğu, dedim ya beni aldılar götürdüler, ve geri getirdiler, benim ölçülerim alındı, ve bana verilen ölçülerde İşte bu ölçüler. Bunlari Daha sayabilirim de yani  gerek yok, Sadece size bir misallerini verdim anlayabilesiniz diyerekten örnekler verdim. yani Yine taş ocağında çalışırken 18 ve 36 ve 54 kuralı vardır, taş kesme de, yani benim ölçülerinden bir tanesi de 18- 36 ve 54 kuralına uyar,  Hani bu nedir Onları da söylemek istemiyorum,  bazıları bilinmeli, bazıları da bilinmemeli. yine 88 37 kuralı vardır, Bu da bana ait kurallardan birisidir, ve ölçülerimden birisidir. ve işte GDO ve gen tekniği bozulmuş gıdalar ve yeni oynanmış insan ve hayvanların sonunda normal bir insana tekrar dönmek gerektiğini anladıklarında, İşte o Türk, son kalan Türk, ve anasoy, ve annam tarafindan soyadimiz <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Özsoy"</span> Adem'den gelen ana soy un, ana gen yapısının korunması gerektiğini anladıklarında, işte Anibus veya Tanrı Anibus ona yardım eder Türke yardım eder Türk çocuğuna yardım eder Ve  Tanrı  "R" ismini koyar ona.<br />
<br />
Ve bütün insanlık Adem ve Nuhdan sonra tanrı "RA" dan türemiştir, Tanrı Ra nin çocuklarıdir bu insanlik. ve Bu nasıldır dediğin zaman, ve her şeyin bir "R" si var  mesela ingilizce  "notebook" demek "Notebook" kelimesinde r harfi yok, Amma onun  Türkçe anlami olan "defter" dediğimiz zaman icinde ve sonundaki harf iste "r"  ve bir "r" si var  yine Mesela "Sunday" veyahut Almanca "Sontag"  kelimelerinde  "R" harfi yok,  ama Türkçe manasi olan "Pazar" dediğimiz zaman son da bir "r" harfi var, Öyle olunca her şey radan türedi bu sadece hepsi türkcede degil bunu bütün diler ile eşleştir ve illlaki bir dilde ve millette onun r si vardir ve onun (O kelimenin ve isimin fiilin sifatin) r si o milletten üremiştir, Yani RA çocuklarısiniz, ra olmasaydı insanlık kurtulmazdı işte x gen veya enoxix ve N üstü X<br />
Rahman Allah, Rahim Allah, Raşit Allah, Rauf Allah, Refik Allah <br />
…………..<br />
<br />
Ve mısır mitolojisinde anlatılanlar gibi, firavunlar veyahut da Tanrılar halinde, bunlar artık insanı yok etme, ve yeme, ve kırmızı yalanlarla o kurt gibi yemek için, yok etmek için uğraştıkların da, yapabileceğimiz tek şey, işte en azından bir kimsenin, bir çocuğun dahi olsa, bir soyun geninin bozulmadan kalmasının sağlayabilmek için gayret etmemiz lazım.  Geçen anlatmıştık İsrail sana verilen senin için engüzel olan, Senin küçük bir devletin olması, Çünkü mesela dalak milz denen organ ince Kan Dolu, İnce mide çeperine yapışık şekilde, Çünkü kalın olsa olmayacak, biraz büyük olsa yine zararlı, o ona göre yerine göre uygun yaratılmış, onun yapisi en güzel yapıda, en güzel ayarda ayarlanmış. senin yerin de dedik dünyadaki yeri ve önemi acisindan,  Yurdun vatanında, en güzel şekilde sana verilen hali, Sana layık olan en güzel halidir elbet. ondan daha fazlasını daha büyüğünü arama dedik. bir tırnak çok büyük olursa işe yaramaz görevini yapmaz onu animali diye kesmek gerekir  düşünün yumurtayı kaynatırken, Eğer yumurtanın içi sivisi biraz fazla olsa içine sığmıyor, ayarinda ve oraninda değilse  kayntinca işte patlayıp dışarı çıkıyor, içindeki kıvama katılan miktar, Eğer ayarsızsa, yumurta kaynadığı zaman patlıyor ve dışarı çıkıyor.  Allah'ın kurallarını bozmazsak dünyada, Cennetleri yaşar gibi yaşariz, ama işte Allah'ın kurallarını tanımamazlıktan gelmek bizi böyle zararlara sokmakta. <br />
<br />
Ve bugün internet teknolojisi ve alışveriş teknolojisi o hale geldi ki, artık evinden çıkmadan her şey evine gelmekd, İleride Yemek de gelir, içecek de gelir, artık herkes evinde ve dışarı çıkma ihtiyacı duymayacak hale gelecekler Demek ki, ve Matrix filminde ki o küvezde yaşayan insanlar, ve küvezde onlar sanki toplumda yaşıyormuş gibi bir yaşayış hissi alıyorlar, fakat küvezdeler, ve onlar serum ve şırınga şekli ile besleniyor, ve ama onlar Sanki dünyada yaşıyormuş gibi bir yaşantı halinde, kendileri seyri sülük etmekteler, ve doğdular büyüdüler yaşadilar Ve sonunda da ölüp tekrar karıştırılmak üzere geri dönüşüm ünitesine atılmaktalar. ve işte insanlık Eğer böyle robotları da icad edince, artık onlar çalışıp, Onlar bizim yiyeceğimizi içeceği bizim meydana getirdiklerinde, Artık insanlar evinden de dışarı çıkmayınca, artık öyle bir hayata da gerek kalmayacak o zaman. ve bizler Hani bu matrixteki kötü diye atfedilen küvezdeki insanlar, matrikse sokmuş onlari yapan icad eden yaratan yani cennet hayati, pil yani enerji için yarati yorumu yapiyor,  Halbuki öyle değil, işte insanlar artık dışarı çıkmadığı zaman, küvezde gibi zaten, küvezde beslenen, küvezde yiyip içip Affedersiniz dışkılayan, ve böylece bir ömrünü, hayal gibi bir hayat süren canlılar, ve bunlar cennette var dediğimiz şeylerden birisi de bu, Matrix'in sonra hali. Peki iyi mi, oradan Çıkmak mı iyi, birileri çıkmak isteyecek, Şu halimize geri dönmek isteyecek, Allah ki zaten geri döndürdü bizi, o hal'den bizi buraya dünyaya atmiş, Biz istediğimiz için, bizi buraya Geri Döndürmüş, ve Adem ve Havva çilelere düşer olmuş, ve orada küvezde beslenip iyi  bir hayat sürmek varken, Bizler böyle  çalışıp, didinip, yorulup, terleyip, hasta olup, iyi olup,... gibi evrelerden geçerekten, hayatın cilveleri içinde yaşamayı seçmişiz. yani yaratılışının başına döndürülmüşüz, Hangisi iyi, ona da iyi diyemeyiz, böyle zor ve çile dünyasinada, Adem'in ilk vaktindekilere de iyi diyemeyiz, Ama şu anki vaktimiz  Goldene  Zeit,  yani Altın Çağ, her şeyin en iyi olduğu vakitteyiz, bundan ötesi de tehlikeli, bundan öncesi de zaten daha iyi değildi, anlattığim gibi eski insanlarin bu nimetleri, yani bu günümüzdeki nimetleri, bunlardan yoktu. ama Daha ilerisi de iyi değil, diyor ki zaten Muhammed, Mehdi den sonra artık Kıyamet, ve o küvez Vakti de iyi değil yani. artık Evden çıkmayan insanlar, ve Biz şu anda, o duruma dogru gidiyoruz, Yani bir nevi öyle gibiyiz, Yani herkes gece yatmıyor, tweet Facebook Instagram geziyor ne video çeksem ne anlatsam da internet hit olsam, ne etsem diye her şeyimiz internet oldu. internette her şey var, Hem iyi, hem kötü diyeceğiz artık. Ne diyeceğiz, Yani bu Matrix filmini kim yaptı? kim yaptırdı bunu? Gelecekten gelen insanlar mı yaptırdı bunu? bu kadarinada nereden  erdiniz,  bu kadar mı olur, bugünkü çağımızdaki o küvez halini de mi bildiniz. Demek ki bir gören vardı, bunları bir bilen vardı, bunları bildiği için yazdı, ve bu filmi bize ibretlik olaraktan çektirdi, ve bizlere işaret verdi. <br />
<br />
Üç aylar ve Recep, Şaban, Ramazan ve bereketli vakitleri girdik ve, Peygamberimizin hadislerinde<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Yarım hurma ile de olsa cehennemden korunun!”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhârî, Zekât 9, 10, Menâkıb 25, Rikak 49, 51, Edeb 34, Tevhîd 36; Müslim, Zekât 66-68. Ayrıca bk. Tirmizî, Kıyâmet 1, Zühd 37; Nesâî, Zekât 63, 64; İbni Mâce, Mukaddime 13; Zekât 28)</span><br />
<br />
demiş. İşte "imkanı olan bir hurma ilede olsa oruç açtırırsın." demiş<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Kim bir oruçluyu bir hurma ile veya içecek su ile veya tadımlık bir süt ile iftar ettirirse, Allah ona bu sevâbı verir.” <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif )</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Kim bir oruçluyu iftar ettirirse, oruçlu kadar sevap kazanır. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmez.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Tirmizî, Savm 82)</span><br />
<br />
<br />
 ve bunun şu anki internet teknolojisi ile sizi anlatabileceğim Örneğin e gelince browserdan bir yazı veya resimi kopyaladığın zaman, ben Forum yazılımlarını kullandığım için, Browserde(Firefox) mesela 4 tane Tab açtım, her birisinde ayrı bir forum var, ve Forum editörünü açtım ve bir adresten bir resimi markaja alip kopyaya aldım, ve sonra bir tabtaki Forum'a yapıştırdım, yapıştırınca O elimdeki resim elimden düşmüş olmadı, tekrar gidip kopyalamaya gerek yok, firefoxta bu sistem var, Ve sonra ikinci taba geçtim, tekrar Sadece yapıştır seçeneğiyle oraya da yapıştırdım, sonra 3. sonra 4. ve ilk kopyaladığım yerdeki resimde, ben kopyalayınca silinmedi, yazı yahut resim diyelim, ilk resimden hiçbir şey eksilmedi, ilk yazıdan hiçbir şey eksilmedi,  4 foruma da Aynısının kopyasını yapıştırdım, ve konu olarak açtığım zaman,  aynı resimi 4 taneye çogaltmış oldum, her birinde de Aynı resimden bulundu. işte oruç Açtiranın sevabı da böyle bir şey, oruç tutan dan bir şey eksilmeden, oruç açtıranada da aynı sevap verilir. <br />
<br />
yahut bir sünneti koyana,  sünneti yapanlardan sevap gitmeside bunun benzeri ve fakat sadece, ters fonksiyon olaraktan bunun benzeri durum, ve bunuda şöyle aciklayayim cogunlukla internet syflarindaki arka plan resimi olan resim 50x50px veya daha kücük yahut biraz büyük boyda olur, ve bunu css ve html kodu ile sen, yatay ve dikey cogalt dersin, o görüntü olarak sanki bütün sayfanin arkasini kapliyor gibi cogaltir. ve fakat işte eger, sen öyle uzun bir sayfanin arka planini kaplayacak kadar uzun ve büyük bir resimi arka plan resimi yapsan, sayfanin ana diznindeki mb cok büyük oldugu için, browser sayfayi acarken zorlanir , hele birde senin internet hizin düşük ise, cok zorlanir, sanki acamaz gibi bir hal olur, birkac yada 10 saniye gecer acmasi için, ama işte, o kücük resimi cogalt secenegi sayesinde, kücük 400kb lik bir resimi, browser birdefa acar, ve bütün arka plani onunla dolu gösterir, o resimden yüzlerce var demek degil, o resimin boyutu 400kb ise, browsere yük olarak sadece o 400 kb olarak yansir, ve kolayca acar sayfayi, yani bunun test için desenli bir forum yada sayfanin en dişinda bir yere sag tiklayin, "arka plan resimini göster" e tiklayin, yani "hintergrund bilder anzeigene" (Bu firefox kullananlarda oluyor) tiklayin cogu sayfada o resimin cok kücük resim oldugunu görebilirsiniz, işte bir sünnetin ilk koyani ayni o kücük resim gibi kücük bir sevabi var amma cok insan o sünneti yapinca ona sevabi cookca gider, ve sen zannedersin bu adamin daglar kadar sevabi olmuş, adamin ormani var gibi, halbuki bir tane dali agaci vardi, ondan dökülen cekirdkleride dikdi dikdi ormani oldu gibi bişey yani,  yani o ters fonksiyon da bu şekilde yani. <br />
<br />
Öyle olunca işte bir hurma ilede olsa oruç açtırın, ya da  5 lira 10 lira da olsa  bile, bir fakire yahut bir hayvana, bir hayvan barınağına yardımda bulunun bu aylarda, fayda verin insanlığa, ve insanlara fayda verecek bilgiler yayın, internette olsun, bilginizi öğretin, Bilgilerinizi varsa paylaşın, ve insanlık daha güzel daha iyi vakitleri ersin, daha kötülerine değil, Altınçağ dibine kadar yaşansın.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhârî)</span><br />
<br />
<br />
Ve bu haftaki Mustafa İslamoğlu'nun programına bir miktar baktım, Kur'an'ın ilk emri olan İkra dan bahsetti, ve İkra yani oku kelimesinin Türkçe'deki türetildiği ilk kelimenin, ok ve yay dan olduğunu bahsederek den anlattı. Halbuki Türkçede okumak oradan türemiş değildi. Bizim köyde bu en iyi şekilde anlatılır ki, biz sünnete ve düğüne davet ettiğimiz kimselere oku dağıtırız, <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">oku demekte :</span> birkac tane yeni gömlek alırsın, fistanlik kumaş alirsin, fıstık fındık çerez alırsın,  yani çerez ve gömlek olsun  fistanlık kumaş olsun, Bunlar tepsilere koyulur, ve önce yakın akrabaların evine, calgıcılar ile birlikte gidilir, davul zurna ile kapılarında durulur, ve falancinin sünneti var, yahut falancinin düğünü var, falan gün, Buyurun gelin diyerekten, Onlara hem ikram edilir, hem de onlar düğüne çağırılır, bunun ismine <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">oku dağıtmak</span> denilir ve oku dağıtmak için çalgı ile olanlaryani yakin akrablar bittikten sonra da, köydeki korucuya dersinki al şu cerezleri köylüyü dügüne cagir.  Eskiden kurucu diye birisi vardı,  Ona verilir bir miktar düğün okusu yani o çerezlerden bir torba veririz, o çerezleri alır onlarla davet edilecek kimselerin evine gidip onlara biraz çerez verip onları düğüne çağırırız, sünnet düğünü olsun, yahut evlilik düğünü olsun, Biz buna oku dağıtmak deriz, yani "oku"  "İkra"  oku çağırmak manasındadır. Peygamberimize İkra dendiği zaman da oku değil, Neyi okuyacak, kitap yok kürek yok, zaten ümmi okuma bilmiyorum diyor,<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">ikra demekde :</span> yani sen onları çağır, neye çağır, Allah'ın dinine, İslam'a, ve insanlığa çağır.  insan olmaya çağır onları, Aslı  mana budur.<br />
<br />
Ve eski vaazlarımızdan 19. boyut diye bir vaazamız Vardı, herhalde kaybolmuş, Allahu alem, bazılarının eline geçmiş galiba, ve onlar bunu uyduruk diye atfdiyorlar, ve 3. boyut 4. boyut Tamam da 19. boyutta nesi diyorlar. ve ışık gözden giren 2 boyut, neden 2 boyut, Çünkü iki göz var ve 2 boyut olduğunu gösteriyor Işık 2 boyuttan oluşuyor ziya ve nur olalarak gece görülen işiklara nur deniyor gündüz görülenlerde yeşil mavi ,.. gibi renkler halinde ve iki boyutlu yani. ve nefes yine burun deliği 2 tane 2 boyut, hata birde ağız var üç boyutta Diyebiliriz ama, esas görev buruna verilmiş, ve burunda 2 delikli ki, nefeste iki boyutlu, nasıl? temiz hava, Bir de kirli hava var, yani 2 boyutlu, etti 4 boyutlu, ve yine ses, 2 boyut, 2 tane kulak var, 2 boyut olduğunu gösteriyor, seste 2 boyut,  alt frekans, üst frekans  diye 2 boyut, etti 6 Boyut, ve nimetler yine ağızdan girip Affedersiniz dübürden çıkan yiyecek maddeleri içinde madde 2 boyutlu ters (Gübre hali) ve düz halde Ağız ve Afedersiniz kıc ya da dübür, ters ve düz halde maddede, maddenin ters hali var bir de düz hali var, iki boyutta o etti 8 boyut. ve yine Rahim ve zeker olmak üzere, biri eksi, biri artı olmak üzere dölde insanin cinside 2 boyut, erkek ve dişi olaraktan 2 boyut, etti sana  10 boyut, daha sayanmı, 19'a kadar sayayım mı daha, herhalde Gerisini de biraz Siz düşünürsünüz Tefekkür edersiniz, sevaba girersiniz  herhalde. <br />
<br />
Ey raşidi Tarikatı mensubu sofilerim ve sofiyelerim, zikir çektiğiniz günler, hatta her gün, yani Sabahları ve akşamları tarikatlarda rabıta vardır. ve bizdeki ise bugünkü sistemi ile yine internet ile size açıklarsam, sabah ve akşam E-maillerinize bakın kontrol edin, e-mail boks unuza yeni e mail gelmiş mi, gelmemiş mi? Peki bizim tarikatta bu nasıldır. Ve siz Sabahları ve akşamları 13 Estağfurullah çekip gözlerinizi yumun, ve kalbinize ilham gelirse, sabah Zikri çekecekseniz sabahleyin 13 Estağfurullah çekip Gözlerinizin yumun ve kalbinize Doğan ilham ile, size su veya süt için emri gelirse, (Temsili misal ile email boksunuz a email düştüyse) yani ilham verildiyse, ki ben söyleyeceğim Onu size, benim sesimi duycaksiniz, benim sesimi taniyan kimse, benim sesimden su ic ve süt ic emri gelmedkce normal zikir ceker gibi ceksin, herhangi bir uygulma yapmasin, eger ilham geldiyse o zaman nasil emredildiyse öyle yapsin, ve benim görüntüm hayaline gelse bile, ses benim sesim degilse, ona itibar etmeyin, yani bir yayin, ister kisa dalga üzerinden olsun, ister uzun dalaga üzerinden, ister uydudan görüntülü, ister fm dlagasindan olsun, mesela demet akalini hangi radyo, veya televizyon yayininda duyarsan duy, nasil bu demet diye biliyorsan, o zaman benim sesim ic sesimde ayni ses, benim sesim olmayan bir ses ile ilham gelirse itibar  etmeyiniz, ve emrimizde güneydekilere ayri talimat, kuzeydekilere ayri talimat, ve dogudakilere ayri talimat, ve batidakilere ayri talimat vercegiz, ve dogu demek, dogu ile batinin ortasi olan cizginin ucu hamburgdan başlayip, viyanadan gecen, ve sonra istanbul ayasofya, ve sonra mekke kabe, sonra mescidi nebevi, ve sonrada mescidi aksaya dogru olan dünyayi sanki egik yatay kesiyor gibi bir cizgi, ve buna ben daha önceki vaazlarmizdan olan "Ayasofya ve sifir cizgisi" diye anlattim ve dünyanin ekseni  21 derece egik durdugu için, bu cizgi aslinda öyle yan bir cizgi degil, ve sanki ayni dikey meridyenler gibi tam dik vaziyettedir, ve dünyayi buna parelel cizgiler dikey olarak keser ve bunlar saat dilimleridir, bu ayasofya cizgisi, doguyu batidan ayiran sifir noktasidir, ve buna saat dilimleri meridyenlerin  başlangici olan meridyen sifir cizgisi Greenwich de dir denilir, halbuki o orda degil, ayasofya cizgisindedir. ve bu cizginin sag tarafi dogu, sol tarafida bati kabul edilir, ben bati deyince o cizginin solundakilere emretmiş olurum,  dogu deyincede sagindakilere emretmiş olurum, ve kuzey güney ise ekvatordan aşagisi güneydir, ve ekvatordan yukarisi kuzeydir, buna dikkat edelim, yoksa benim oturduğum yerden kuzeyimdekileri kuzey anlarsa iki ev ötemde de kuzey, iki ev ötemde de güney var, öyle olurmu hic. olan biten herşey bende ve etraimfa olur o zaman, ve benim bulundugum yer tufan cevitirir o zaman, güneye kar yagisin dersem kar bende yagar, doguya güneş acsin dersemiki ev ötemdeki dogumdaki buna uyunca, ben de güneş acar, ve işler karişir, benim etrafimdekiler ise beni izleyenler ancak, ben o gün su icitimse su icsin, icmedimse icmesin, süt ictimse süt icsinler, bu kadar yani, benim  emrim ile hareket edeceksiniz artık bundan sonra. Kar veya yağmur için su veya süt içmeniz gerektiğini anlayacaksınız,  toplu ve düzenli olaraktan yapacağız bu işi, yoksa o oradan kendine göre beriki beri yandan yaptığı zaman, dünya kaosa giriyor, ve herkes halini hem hal edecek bize, mesela isparta keciborlu belediye başkani taa Van in bir ilcesindeki halden ne haberi olsun, o bilse bilse keciborluda ne oluyor onu bilir, bu yüzden bende Allah kadar bilemem, nerde ne oluyor mesela brezilyayi sel basmiş ben daha bugün duydum, ve eger ararsam haberim oluyor, öyle olunca her bölgenin insani, bana hallerini ham hal edecek ki, ben de ona göre bir strateji geliştirebileyim, mevsimler heryerde dengeli olsun, ve baş bir tane olursa, ayak ayri kol ayri hareket etmez, hepsi başin emrinde hareket ettikce, sorun olmaz, ve baş elli tane olursa elbet düzen ve denge bozulur. ve bize gönlünüzden o rabita ettiginizde bölge bildirerekten "bizde yagmura ihtiyaç var, yada "kara soguga ihtiyaç  var"  "bizde güneşe ihtiyaç  var" gibi veyada, bizde ihtiyaç yok diyerekten sizde, O zaman, yani sabah ve akşam 13 Estağfurullah çekip, Gözleriniz yumduğumuz zaman, oranın halini hemhal edeceksiniz, ve sizden Bize gelen ilham ile, biz de, size uyan ve su veya süt için diyerekten emredecegiz,  mail boksuna bakanlar Bu sesimizi duyacaklar, yani mail boxtan kasit bizi rabita edenlere, ilhamımız onlara ulaştırılacak İnşallah Allah'ın izniyle. henüz duyamayanlar acele etmesin, herşey zamanla, merdiven basamak basamak degilmi?  ve sabah ve akşamları dedik, 13 Estağfurullah çekip Gözleriniz yumup, kıbleye doğru, veya, yerimizi bilenler bize doğru, bizim yönümüz, sizin hangi tarafınıza geliyorsa, o tarafa doğru dönün, ve gözlerinizi kapatın, oturarak veyahut ayakta olabilir, Bir miktar bekleyin, size kalbinize bir ilham geliyor mu, bizim sesimiz size ulaşıyor mu, Ve sonunda da mail boksa bir şey düşmedi ise, o gün normal çekin zikiri, gözümüzü de tekrar on üç Estağfurullah çekip açacaksınız, 5 veya 10 dakika durun sonra tekrar açın, sabah ve akşam. Akşam, Çünkü Amerika'da sabahken bende akşam, o sabah zikiri cekerken, ben ona akşam ilham etmem lazim degilmi ki, sabah zikirden önce bakacak ve bilecek, ve zikri ona göre cecek işte. ve ayni misal ile dogu ve bati ve kuzey için ayni yani, Buradan ben sabah söylediğim zaman, orada akşam oluyor, onlar akşam baktıkları zaman görecekler,  Ben buradan akşam söylediğim zaman, onlar orada  sabah baktığında görecek, yani sabah ve akşam olaraktan 2 defa Günde kontrol edin e email boksunuzu, yani interneteki hotmalinizi değil, Tarikattaki  email boksunuzu, yani rabita ediniz, ve Gözlerinizi yumup 13 Estağfirullah çek gir bak, beş dakika bekle sonra çikmak için 13 Estağfirullah çekip gözlerinizi açın.<br />
<br />
Ve Geçen hafta anlatmıştık ki Allahu Teala 6 günde kainatı yarattı, yedince gün tatil etti diye anlayanlar var, fakat tatil meselesini Anlamadıklarını, fakat tatilin insanlar üzerine vacip olduğunu anlatmıştım. ve düşünüyorlar mı ki insanin dinlenmesi ne kadar Elzem ve lazım olan bir şey, Ve bugün Kuranı Kerim'in Neredeyse her suresi hatta her ayetinin canlı ve gezen ve yürüyen bir insan modeli var, ismini Aleyna  bile koydular. Öyle olunca işte her şeyin dinlenmeye ihtiyacı olduğu gibi, Kuranı Kerim'in de dinlenmeye ihtiyacı var, ve eğer sen namazını kulhü ve Fatiha ile kılıyorsan senin yapabileceğin bir şey yok diyebiliriz, zor Çünkü kulhü ve Fatihayı ne ile dinlendireceksin, başka sure bilmiyorsan. ama çok sure bilenler Eğer adet edinip de belli sureleri hergün okuyorlarsa onların da dinlenmeye ihtiyacı var. Haftada bir gün o sureleri okumamak Mesela bizim Tarıkatamızdan sabah namazları Yasin ile kılınır, ve her gün Yasin'in 1 sayfası okunaraktan 6 gün okunur, 7. gün Yasin okunmaz dinlendirilir Yasin denen insanlar var bugün, yani onlar da dinlendirlir. İnsanoğlu demek zaten Yasin demek İnsan olmak demek bir gün tatil veririz ki, İnsanoğlnun en az bir gün tatile  ihtiyaci var. en az 1 gündür zaten, normali iki buçuk gün demiştik. Yasin 6 gün Yasin ve 7. gün yok. Cünkü Kuranı Kerim'de Yasin suresi 6 sayfa, 7. sayfası yok, o yüzden 7. gün o gün Yasin okunmaması o yüzden. ve bir de başka bir devir sistemi vardır, O da sürekli devir vardır, dinlendirilmemeli devir vardır daha dogrsu hergün yasinden bir sayfa okunur, yasinin diger sayfalari dinlenir. O da işte bu aynı Ramazan ayının  her sene 10 gün önce gelerek den hareketli hale getirilmesi gibi, Ramazan'ın hareketli olmasının sebebi işte onun  Halley gibi kainatı dolaşıp geldigi içindir, "Neburu" gezegeni de öyle şekilde dolaşıp geliyor demiştik işte, Halley demek 83 senede bir devir dönen gezegen Ramazan gezegeni demektir. Öyle olunca işte Onun da dinlendirilmeye İhtiyacı var her sene sadece bir ay bizde ama mesela  senenin her günü ramazan aynin bir gününe denk getirilir ve devamlı  devir daim ettiği için, Mesela bir güne gelip de orada Yorulmaz, bu sene şu gün ertesi sene 10 gün Ondan önce.  işte Yasin'de Eğer dinlendirilmeden yapılırsa O da şu şekilde yapılır, 6 gün Yasin okundu 7. gün tekrar baştan başlanır ki, yani .7 gün tekrar başlanır, haftanın içinde tekrar fatihaya dönmüş gibi, hatime Yeniden başlamış gibidir, yani haftayi bitirip tekrar hafta içinde bir daha başlamak gibi, baştan sona sondan başa dönmek gibidir, o şekilde devir daim ettirilir.  şimdi Mesela bugün pazar ve pazar başladık hergün sabah namazinin farzinda sadece bir sayfa ertesi gün ikinci sayfa ve  cuma günü 6 gün ediyor ve altinci sayfayi okuyorum, cumartesi günü 7. gün, ve 7. gün cumartesi günü tekrar baştan  başlayacağız  ilk sayfayi okuyacagiz, Mesela bu hafta pazar başladık, Gelecek hafta ise Yasin'in 1. sayfasının cumartesi günü okuyacağız, ertesi hafta yine bir gün öncesine denk geliyor, O zaman cuma günü Yasin'in 1. sayfasını okumamız gerekiyor, bu şekilde hareketli halde, veyahutta hareketsiz  halinde, yani 6 gün Yasin, 7. gün tatil, 6 gün Yasin, pazar günleri tatil yaptırırız, Bu bir örneği Öbürü de hareketli örneğini size misal verdim inşallah.  Bu da bizim tarkimizin  adap ve edeplerindendir, Ve bu şekilde "Neburu" ve "Triomat "gezegeni aktif edilir, yani işte, Neburu nun bir turu demek, Yasin'in her sayfası bir gün okuyaraktan yapılan tekrardan, senenin her günü her sayfasi okunmuş olcak hemde günde sadece bir sayfa okuyaraktan, bu devir ettirilcek,  Yasin'in her sayfası her gün okunmuş olacak, kaç turda yaptırırım  bunu İşte o Nebur unun turu veya digeride Triomat in  turu  ise 6 gün Yasin 7. gün tatil. birisi vertikal dönüyor, birisi horizontal dönüyor, Bunları  yani bu adabi  Yasini ezbere iyi bilenler yapsın, Yasini bilmeyenler bu işe girmesin, başka sureleride da bu şekilde hatime kalkmasın, yada bu şekilde okuyoruz diyerekten yapmasınlar, hatim okuyanlardan yapabilecek var mıdır Bunu, evet Bir turda öyle atıyor kaintta bir yildizda öyle dönüyor, şimdi Kuranı Kerim'in bütün sureleri ve Fatiha,  Fatiha ayrı, Kuranı Kerim'in bütünü ayrı bir deviri vardır birde, Aynı şekilde, kulhü ve Kuranı Kerim'in tamamı, Bakara ve Kuranı Kerim'in tamamı, ama bunları yapabilecek yetenekte şu anda kimseler yok, anca bunu robotlaşmış kimseler  yarı robot ve yarı insan kimseler Belki ileride başarabilir, şu anda insanların gücü buna yetmez çünkü ömrü yetmez.<br />
<br />
<br />
Yıllardır Peygamberimiz Sena edilip övülmekte, salli ala seyyidina habib Allah, salli ala seyyidina Aziz Allah, salli ala seyyidina Tabibi gulub Allah diye,  övüp Sena edilip sela verilmekte. ve bugün bu nimetlere kavuştuysanız Mehdi'nin sayesinde olduğu için, Mehdiye de salavat getirip övmek edep ve adaptandır.  Ya Rabbi sen Kuranı Kerim'de övmesi gerekeni nasıl övüleceğini öğretmeseydin, bize Salavat nedir öğretmeseydin, Biz Nereden bilecektik Salavat nedir, övmek nedir neden övülür, nereden bilecek tik, Övülmesi gerekeni övmek, yerilmesi gerekeni de, Racim şeytan diyerekten yermek, İslam'ın  edep ve adap ların dandır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhellezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Muhakkak ki, Allah ve melekleri, peygambere salat ve selam edip överler. Ey iman edenler, haydi ona teslimiyetle salat ve selam getirin ve sizde onu övün !<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Ahzab suresi 56. Ayet</span><br />
<br />
Geçenki anlattığımız mesele, işte tasavvuf  ve seyri sülük demek, İnsanın insan olma yolundaki seyrine serüvenine verilen isimdir. Tasavvuf  o yüzden gereklidir, ve hakiki tasavvuf alimleri kimi ne ile terbiyet edeceklerini bildiği için, bazı insana yumuşak muamele gerekir, bazısına da sert ve katı muamele gerekir. Bazısı Bela'dan hoşlanır, bazısı  lokumdan tatlıdan sevaptan nimetten ödülden hoşlanır, Kimisi cennete heves ettiği için ibadet edip namaz kılar oruç tutar ve dine Uyar, Kimisi  de cehennemden korktuğu için, farklı tabiatlar, farklı görüşler, ve farklı hareketlerdir bunlar, ve mesela askeriyede erkek olan herkese Emirler uygulanır ki : "sağa dön" , "ileri Marş", "kıt a dur" gibi sert ve kesin Emirler ile muamele edilir ki, bir Ordu Ancak böyle İdare edilebilir, ama mesela yumuşak tabiatlı bir kimseye bağırdığın zaman, ağırlayiverir,  gücüne gider,  yine kadınlar aynı şekilde, fazla sert muameleden kırılır demiş atalar, kadın erkeğin Kaburga kemiğinden, ve onu sert muamelede edersen, dümdüz  yada dosdogru ol dersen, kaburga kemiği kırılır, rahat  ve serbest bırakırsan da eğik kalır, o yüzden hafif muamele edeceksin demişler, işte burada kadına da sert  "kıt a dur, ileri Marş" gibi hareket edilmez, ve Geçen ki sesli vaazda verdiğimiz örnek gibi, cevize açılması ve içindekini yiyebilmemiz için, cevize "Açıl susam, açıl" haydi yavrum cevizim açıl baken da, ben senin içini yiyeyim diyerekten yumuşak muamele edilmez, cevizin kafasına çekici geçirirsin, ceviz kendisi açılır, ve içine alır Yersin, ama cevizin kafasına çekici de çok sert vurarsan, bu sefer içi de ezilir, İçini de yiyemezsin, kabuğunu kıracak kadar vurduğun zaman, kabuğu açtımı, içini sana verir, sen de faydasını görürsün. ve bazılarını da anlatmıştık, onun açılması için kenini nefisini bulması inkişaf etmesi için, mesela fasulyenin açılması için pamuklara ıslatılması lazımdır ki, pamukların üstünde açılır, mecburen  bu toprakta da aynı şekilde yani, biyoloji dersinde çocuklara fasulye çimletilir, ve bunun için fasulye pamukların içinde ıslatılarak dan yeşermesi sağlanıyor, yani Nedir bu, Bazı çocuklar ve  bazı kimselerin tabiati öyledir, Ben onlara hemen bir şey yaptıracağım zaman, "hadi kuzum, hadi yavrum, Bakkala git gel, hadi 10 lira verirsin 4 tane ekmek al, artaniyla, gelirken Kendine de bir tane çikolata al, dersin, kolayca gider gelir, sevine sevine gider gelir, çikolatalı ödüllü yani, Aman gülüm, tatlımın yavrum, ve kuzum unan amel ettirirsin. Bazisina da, al şu parayı git çabuk ekmek al gel dersin, herkesin seyri sülükü farklıdır, herkese nasıl muamele gerekdiği tabiatina göre farklı.  insanlardan ceviz tabiatında ki insana yumuşak muamele edersen, ona amel ettiremezsin, hakiki tasavvuf alimleri bilirler, bir kimsenin tabiatı nedir, ceviz midir, fasulye midir, nohut mudur, peynir midir, inek midir, dana mıdır, dananın altında buzağı arama,  o zaman, danadan süt vermesini beklemeyeceksin ve, dananın altına eğilip de süt alacan diye meme ararsan, yine yanlış yaparsın, işte hakiki Alimler bilir ki, insanın cibiliyeti Nedir, o yüzden de, onun seyri sülükündeki, insan olma yolundaki, gayreti o yoldan yaptırilirda, yani Hangi tabiat üzeri ise, ona öyle  muamele edilerekten, ona insanlık öğretilir, ve buna da tasavvufta, Tarikat ve yol  ve edeb adab denilir, o yolda yürümeyede Sofi sofiye ve müritler seyri sülük ediyor denilir.<br />
<br />
Rabbim askerimizin seyri sülükünü kolay ve mübarek eylesin.<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 10 Mart 2019 Pazar<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yakmayan Ateş  Keşfolunca]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=43099</link>
			<pubDate>Thu, 07 May 2026 01:31:58 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=43099</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yakmayan Ateş  Keşfolunca</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 19 Mart 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
قُلْنَا يَا نَارُ كُون۪ي بَرْدًا وَسَلَامًا عَلٰٓى اِبْرٰه۪يمَۙ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Kulnâ yâ nâru kûnî berden veselâmen ‘alâ ibrâhîme<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Onlar İbrahim'i ateşe atınca biz: “Ey ateş! İbrahim'e karşı soğuk, serin ve selamet ol!” dedik.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Enbiyâ Suresi 69. Ayet</span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
 "Deccal’ın sol gözü sakat, saçı çoktur. Beraberinde bir cennet ve bir cehennem vardır. Onun cehennemi bir cennet, cenneti de bir cehennemdir."<br />
<br />
    "Deccal’ın beraberinde bir su ve bir ateş bulunacaktır. Fakat, onun ateşi soğuk bir sudur, suyu ise yakıcı bir ateştir."<br />
<br />
    Huzeyfe ile Ebu Mesud (r.a.) bir araya geldiler. Huzeyfe (r.a.) şu hadisi nakletti: "Muhakkak ki ben, Deccal’ın beraberinde olan şeyi ondan daha iyi bilmekteyim. Muhakkak onun yanında bir su nehri ve bir de ateş nehri bulunacaktır. Fakat, sizin ateş olarak gördüğünüz şey bir sudur. Bir su olarak gördüğünüz şeyse bir ateştir. Binaenaleyh, sizden her kim Deccal’ın çıkması zamanına erişir de suyu içmek isterse, bir ateş olarak gördüğü şeyden içsin. Çünkü, kendisi o ateşi bir su bulacaktır."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif, Buhari, Fiten 26, Enbiya 50; Muslim, Fiten 105, (2935); Ebu Davud, Melahim 14, (4315))</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Deccal, dinin değersiz görüldüğü, ilimden yüz çevrildiği bir devirde gelir. Onun dünyada dolaşacağı dört gecesi / günü vardır. Onlardan bir gün bir sene, bir gün bir ay, bir gün  bir Cuma / hafta kadardır. Diğer günleri sizin şimdiki günleriniz gibidir. Onun bineceği bir eşeği / biniti vardır ki, iki kulağının arası kırk arşındır. İnsanlara “Ben sizin rabbinizim.” der. Halbuki o a'var / şaşıdır, Rabbiniz ise şaşı değildir. Onun iki gözü arasında / alnında -heceli olarak- “K F R” yazılıdır. Okuma yazması olan olmayan; her mümin onu okur…” <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Ahmed b. Hanbel, 3/367)</span><br />
<br />
Yakmayan ateş  keşf olunca<br />
<br />
Herşey zıttıyla Kaim ve  vaki ve vukufiyet bulmakta, Aynen acı ve tatlı, Gece ve gündüz, siyah ve beyaz, iyi ve kötü gibi, kötü iyiyi bilmemiz için lazım, kötü olmasaydı, iyi dediğimiz şeyin, iyi olduğunu nereden bilecektik, kötü var ki, iyi'nin iyi olduğunu bile biliyoruz. yine Beyaz'ın beyaz olduğunu, siyah sayesinde Bildik ve öğrendik, siyah olmasaydı, beyazı nereden bilecektik. kötüler olmasaydı, iyiler ve Müminler nereden belli olacaktı, öyle olduğu gibi, işte ateşte zıttı ile Kaim, yani Ateş Yakıcı, suda söndürücü ve serin. Allah Kur'an'da hikaye eder ki, İbrahim Aleyhisselam'ın başından geçen olayı, yukardaki ayette gectigi gibi, yakıcı ateşe, İbrahim'e serin ol, yakma onu dedik, buyuruyor Rabbimiz. Halbuki, Ateş yakıcı, nasıl olur da, yakan bir ateş, normal bir insanı Yakmaz? Sebep ne ola ki, bunun fiziki bir boyutu olmalı. Peki nedir bu fiziki boyutu  deyince:<br />
<br />
Allah dünyamızda, bazılarına, kırmızıyı yeşil gösterip, bazılarımızada yeşili kırmızı gösteriyor, hangisine doğru diyebiliriz, öyle gören adama diyoruz ki biz, kırmızıyi yeşil Gören  adama Renk körü diyoruz.  ya hak katında o doğru görüyor da, biz yanlış görüyorsak! bizim kırmızı gördüğümüz, kırmızı değil de, yeşilse!  bu da bir versiyon değil mi, olasılıklar İçinden, bir olasılık, mümkün mü? mümkün. tersi de iddia edilebilir, düzüde.  Yani hepimizin yaratılmasında bazı yazılımlar var. Aynen Bir bilgisayardaki programların arka planında, enerjinin akış yollarının nasıl olduğunu gösteren bir yazılım. Neyin nasıl taşındığını, neyin nasil elde edilebileceğini, ne zaman ışık, ne zaman ses vereceğini belirten bir yazılım, arka yazılım olduğu gibi, işte insanlara da Allahu Teala kader ve yazılım vermiş ki, onun yazılımında, Eğer ona, kırmızıya yeşil olaraktan tanımlama getirdiyse Allahu Teala, o insan için yeşil odur, onun yeşili odur, ve yine kırmızısı da kırmızıdır. Öyle olunca, aynı minval üzere, bazı adamlara da Allahu Teala, Ateş serindir, Yakmaz kuralı koyduysa, onlar için ateş, yakmayan, serin olan bir şeydir. yani hepsi beyinde bitiyor, beyindeki yazılım. Beyin  frekanslari tanıyor, ve frekanslarda, mesela sen, gözün kapalıyken, sıcak diye tanımlanan bir şey ile eline dokunulunca, sıcak olduğunu ses yoluyla iletirlerse, ve sen bunu gözün kapalı olaraktan, onu görüyor gibi ve, yani Alevli ya da kızgın bir demiri tutuyor gibi hissedersin, Halbuki o Demir normal yemek kaşığı ya da çatal olsa, soğuk Bir çatal kaşık olsa bile, senin elinde yanma emareleri gözüktüğü, bilim adamlarınca tespit edilmiş, beynin öyle Algıladığı için, sen yanma hissi duyuyorsun, halbuki elinde yanıcı bir şey yok, sıcak bir şey yok iken bile, beynin onu yakıcı algılayıp, elini yanmış hissiyle, yakmış duruma getiriyor. ve bu Matrix filminde,<br />
<br />
yine Morpheus neoya Binadan binaya atlama öğretirken diyorlar ki, ilk denemede kimse başaramadı, belki Neo Başarır diyorlar, ama neo bakiyor şimdi Morpheusa,  ve atlamayı yapıyor, fakat yere düşüyor, yere düşünce agzı dişleri kanıyor, ve onu matrixten çıkarıyorlar, elini ağzına götürüyor ki, ağzı kanamış, bu nasil olur diyor, benim  O hayal aleminde yaptığım burada bana gercektedemi etki ediyor, orada (Matrixte) öldü mü Burada da(Gercektedemi) ölüyor insan diyor, Evet öyle diyor, beynin öyle algılıyor diyor Morpheus ona. yani bu Matrix de işlenmiş bir konu, ve tasavvufun dibine Vurmuş Bir Film zaten dedik ya. Yani yakmayan Ateş, yakmayan Ateş Bir yazılım sadece, bir yazılım, beyin yazılımı, Yani Yakan ateşi senin gözün görmezse, beynin algılamazsa, onu Su diye de algılarsin. Hani bu Deccalın tarifi yapılırken,<br />
<br />
  <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">  "Deccal’ın beraberinde bir su ve bir ateş bulunacaktır. Fakat, onun ateşi soğuk bir sudur, suyu ise yakıcı bir ateştir."</span><br />
<br />
<br />
deniyor ki elinde  Ateş tutacak, birinde su tutacak, su sandığınız ateş, ateş sandığınız ise su olacak, yani Deccal Bunu daha keşfedecek, yani suyu bize ateş diye yutturacak, ateşi de bize su diye yutturacak, Hepsi Bir kod, diyecek ki : bak tanrınız sizi kandırmış, Allah bizi yıllardır kandırmış, Ateş dediği Ateş değilmiş, Hepsi 1 frekans, ve boyutmuş, şu dediğimizde su değilmiş, suda bir frekans ve boyutmuş, o zaman gelin şimdi  benim cennetime girin, cünkü cehennem bile sadece bir frekans, su diyerekten bir elinde su tutacak, su değil Ateş, ve diğer elinde de ateşi tutacak,  su şeklinde girin bakalım sizi yakıyor mu ateş bakın diyecek, ve peygamberimiz dedi ki orada Müminler Uyanık olun, onun Ateş dediği yere girin yahut tutup alın, Ateş dediğinin içinde su, su dediğinin de içinde  Ateş var kabul edin dedi.<br />
<br />
<br />
Yani Deccal aleyhillane, Allah'ın sırlarından bir Sırrı daha çözdüğünde, matrixs'te bu işte, her şey sadece beynin algısı, ve bunu da Kanada'daki Ahmet Hulusi her şey beynimizdeki frekansı diyor, yani Kainat diye bir şey bile yok diyor, karşımızdaki şeyler bile yok diyor, her şey sadece frekans diyor, ve bunun daha ileri derecesi işte, Allah'ın koyduğu bir yasayı bulup, onuda Allah'a karşı gelmek için kullanan deccalın da, bunu kullanarak, yani su su değil, ateş ateş değil, ve Madonna Türkiye'ye geldi ve Türkiye'de konser verdi, bildikleriniz bildiğiniz gibi değil dedi, yahutta bildiğiniz gibi olmayacak dedi, Ve bunun sinyali taa O zamandan, 2 sene mi oldu verdi zaten, Ve o zamandan Deccal, bunu keşfetmiş idi zaten. yani şu anda Su diye bize Belki de Ateş sunuyor, zaten Ateş diye de su sunuyor. Cennet diye Cehennemi, Cehennem diye de cenneti Belki de sunmakta zaten. Çünkü dedik biz Cennet bu dünyada diye., oda amrikanca cenent isimli Kaliforniya'nın Paradise kasabasına gitti , Paradise(Cennet) isimli Köyü şehri, Yaktı yıktı cehenneme çevirdi, gayesi Biz ile savaşmak, bize karşı gelmek, bizim sözümüz le savaşmak, iddialaşmak. <br />
<br />
O zaman bu hafta ki vaazımızın ismi olan, <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"yakmayan Ateş keşfi olduğunda"</span>  kıyamete bir adım Daha yaklaştık demektir.<br />
<br />
Evet keşf oldu mu? Oldu, Oldu, Keşf oldu. Yani insanlar, ateşinde bir dalga ve frekans, suyunda bir dalga, cennetinde bir dalga, cehenneminde bir dalga olduğunun farkına vardılar, ve Matrix içinde yaşadığımızın farkına vardılar, buranın bir Matrix olduğunun farkına vardılar. yeni frekanslar Dünyası, dalgalar Dünyası. Diyorlar işte, her şey titreşim, her şey titreşimden ibaret, dedik zaten, işte Demir'in sertliği, içindeki atomların titreşiminin yüksek olmasından dolayı, biz onun sert biliyoruz, Ve bir de atomlarinin sık sık durmalarından dolayı, biz onları Demir ve sert, Eğilmez bükülmez diye biliyoruz. ve oksijen ve hidrojen, havadan  seyrek durduklarından ve titreşimleri de daha yavaş olduğundan, geçirgen ve saydam şekilde biliyoruz, işte her şey titreşim halinde  yani frekans ve dalga boyu halinde, Kainat titreşim halinde, biz bunu keşfeden canlılar oldogumuzdan da, Deccal da İşte insanları bu şekilde uyandırıraktan, yani Allah bizi kandırmış diye, yani Allah bizi yıllardır kandırmış, ateş ateş değil, suda su değil diyor, yani Bunu da keşfettim ben diyor.<br />
<br />
Halbuki  Allah bizden bunu sakladım demedi ki, saklamış olsa, sen bulamazdın ki, keşfedemezdin ki, zamanı geldi ki, keşfettin bunu, sadece sadece onun zamanı geldi, şu anda o da lazım, ona  da ihtiyaç var bu dünyada da, onun için keşfettin.<br />
<br />
Yine yıllardır yanlış bilinen bir gerçegide yine Biz söyleyelim, anlatılır ki dünya kayalardan ibaret idi, Rüzgarları sular Bilmem doğal etkenler onu yaladı yuttu, parçaladı da, dağlar taşlar toprağa döndü, ve Topraklar öyle oluştu, önce toprak değildi deniyor. ve bunun tersi zıttı da var, yani tersi zıttı, her şey zıttıyla Kaim dedik ya, mesela vişne dalından akan, ya da çam ağacından akan bir reçine, yere düştükten sonra, toprağa karışınca, aradan bir 10 sene ya da 100 sene geçince, taş halini alıyor, ve kehribar taşı deniyor, Halbuki bir sıvı idi reçine, siviydi sonra kabuk bağladı içini korudu, sonra toprağa düştü, Sonra toprağın içinde yıllarca beklemek sonucunda, o taş halini aldı, peki hani taşlar toprağa dönüyordu, Bu nasıl oldu da, sıvı bir şey taşa döndü, bunada bir Siz Tefekkür edin Bakalım, hepsi frekans mı sadece, sadece titreşim mi, bu titreşim nasıl oldu da, sertleşti, öbür titreşimde Kaya iken, nasıl Yumuşak başlı Toprak oldu. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Recep Allah’ın, Şa’ban benim, Ramazan ise ümmetimin ayıdır.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , İbn Hacer el-Askalânî, Tebyînu’l-Aceb bi mâ Verade fî Fadli Receb, Tahkîk: Ebû Esmâ İbrahim b. İsmail Âli Asr, Tarih ve yer yok, s. 20, hadis no: 7.)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Recep Allah’ın, Şa’ban benim, Ramazan ise ümmetimin ayıdır. Her kim Recep ayında iki gün oruç tutarsa ona iki kat ecir vardır. Bu katlardan her biri dünyadaki dağlar kadardır.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Muhammed b. Ali eş-Şevkânî, el-Fevâidu’l-Mecmûa fi’l-Ehâdîsi’l-Mevdûa, Thk: Abdurrahman b. Yahya el-Muallimî el-Yemânî, 2. Bs, el-Mektebü’l-İslâmî, Beyrut, 1392 h., s. 100. Bu hadis için ayrıca bkz: Aclûnî, a.g.e., c: 1, s. 423-424, hadis no: 1358.)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
Receb ayının onüçüncü gününün orucu 3 bin sene, ondördüncü gününün orucu 10 bin, onbeşinci gününün orucu 13 bin seneye denktir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif )</span><br />
<br />
<br />
Ve Recep ayındayız, Recep ayı, 1  e 700 veren buğday gibi, Recep ayı da Bire bin veren ay, Yani geçen anlatmıştık Raşidi Tarikatında Sabahları, sabah namazının farzını Yasin ile devir daim ettirdikten kılma usulünü anlatmıştık, ve bunun Ramazan boyutunda 83 seneye tevafuk ettiğini, Ve  Recep ayının ise, işte Bire bin veren bir sistemi var diye tarif ediyor Peygamber Efendimiz, biri bine  katlayan bir yapısı var, nasıl olur deyince, Geçenki haftaki vaaz da anlattığımız, bu 1. sınıf dersi, size üniversite dersi verirsem zor gelir demiştim, ve Neburu nun devirdaimi büyük mü küçük mü diye size sormuştum da, Kafanız karışmasın diye anlatmamıştım, şimdi İkinci ders de bunu anlatalım. bisikletin ön dişlisi küçük dişli olursa, küçük dişli bir tur attığında büyük dişli bir tur atmaz dersek doğru mudur, küçük dişliden 1 dişli atınca büyük dişli den kaç diş birden atıyor, Çünkü bisikletteki vites sistemi Eğer böyle olmasaydı, olmazdı, ve    bisiklet ile dik bir yolu kolay çıkmak diye bir şey olmazdı, çünkü ön Dişli'nin küçük veya büyük olması, arka Dişli'nin Kac tur atacağını gösteriyor, şimdi ama ön dişli iki boyutta, bir küçük, bir büyük, ve 2 vitesli, Yani 12 ,12 = 24 vitesli kabul ediliyor, 1 boyutunda, arkada küçük bir dişli var, o küçük Dişli'nin turu, büyük bir tekeri döndürüyor, Onun bir turu tekeri arka tekeri 1 tur attırıyor, ve büyük dişli öndeki padeldeki büyük dişli, bir tur attığında, arkadaki küçük dişli, 3 tur atıyor mesela, ve böylece o küçük dişli 3 tur atınca, da küçük dişli nin bağlı olduğu teker, bu sefer 3 tur atmış oluyor, ve senin ayagın yarım pedal bastığında, arka teker 3 defa devir etmiş oluyor, Böylece sana zor bir yolu kolay Kat etmek kaliyor, ve arabalardaki ve diğer taşıtlardaki vites sistemi bu şekilde, büyük ve küçük çark sistemi ile kolaylık meydana getirilmekte, Öyle olunca büyük bir çark, küçük çarkı 30 tur attırıyor ki, Recep içi Bire bin veren, yani Recep bir tur attığında, bizim amelimiz 1000 katı olacak, bir amelimiz 1000 katı, 1000 tur atmış olacak, 10 sevab ise 10000 sevap alacağız, Recep bir tur attığında dünya 1000 tur atmış oluyormuş, dünya küçük çark, Recep büyük çark, ve diyor ki Peygamberimiz Şaban bire 100 verir diyor, benim ayım diyor, o zaman Peygamberimizin ayı da dünyanın 100 katı büyük, güneş ve Ramazan için yani Halley Yıldız içinde diyor ki Halley Yıldızı diyorum ben ona ve  dünyanın  10 katı, çünkü Ramazan'da yapılan bir amel, başka aylarda yapılan 10 amele denk, 10 sevap fazla, 10 katı fazla, yani onun turu halleyin bir turu, dünyamızın 10 Turuna Bedel bir şey, yani dünyamizin bir turu 365 gün ve  halley 365 in 10 katı ettiği zaman, 3650 gün eder, bizim 3650 günümüz, Halley bir gününe eşmiş, vesselam bu mesele de bu şekildedir, ve Öyle olunca Neburu  bir tur attı mıydı, Dünyamız  kac tur atar? dedik Haftada 6 gün Yasin, 7. gün tatil Triomat . ikincisinde Neburnunun ki 6 gün Yasin 7 gün tekrar baştan başlıyor, Haftada bir gün önce geliyor, Ramazan senede 10 gün önceydi,  senede 365 de 10, neburnun ki 1/7 Recep mi Büyük Şaban mı büyük, yoksa Ramazan mı büyük, Hani dedik, Recep Birebin Recep'in bir turu dünyamızın bin Turuna bedel, o kadar büyük, Peki o zaman neburu Haftada bir gün erken gelirse, 1 senede 52 gün erken geliyor, Ramazan ise senede 10 gün erken geliyor sadece, Öyle olunca halleyden kaç kat büyük olmuş oluyor 52 olduğuna göre 5,2 kat daha büyük, Neburu gezegeni halleyden 5,2 kat daha büyük, Ramazan gezegeni Halley ise dünyamızdan 10 kat büyüktü, O zaman ne Burunun bir turu, Ramazan'ın 83 seneyi 5,2 ile çarptığımız zaman, eden Değer neburnun bir turu, 1 senesi demek oluyor, yani büyük çok büyük çark  daha büyük çark, halleyden, Ramazan'dan da büyük, Recep ne oluyor, Recep kaçdır, Bire bin idi, Bire bin Recep daha büyük, Allah'ın ayı diyor ya ona peygamberimiz Recep ayı için, mesele budur, Mesele  bu şekilde açıga kavuşmuş olur inşallah, yani yer ile gök birleşik kardeşim,   gökten yer, yerden de  gökyüzü İdare ediliyor. <br />
<br />
Vaazımızı geçen haftaki vaaza bağlıyoruz ki, dikiş sağlam olsun da, kopmasın vaazlar birbirinden diye. Geçen demiştik ki, matrix'teki küvez vaktine doğru gidiyoruz, Yani herkes evinde yiyip evinde içecek, yani İnternetten ısmarlama meselesini anlatmıştık, her şey eve kadar geliyor demiştik, ve buradan internette öyle bir sistem var ki, aldığın zaman internetten, karar orada vereceksin, alırken karar vereceksin, Kapıya geldiğinde, Vay ben iki tane alacaktım, Bunu çok beğendim, 2 tane daha ver oradan yok, alırken iki tane aldıysan, kapına iki tane geliyor, alırken bir tane aldıysan, bana bir tane daha ve oradan, güzelimiş yok. Karpuzu beğendim, Bir kilo daha ver yok, yani ondan daha sonra bir tane daha ısmarlayacaksin, bir daha kapıya gelesiye kadar bekleyeceksin, Ondan sonra elde ediyorsun. yani bu da neyi temsil ediyor, rızka göre insan mı var? insana göre rızık mı var? Allah insanın sayısına göre mi rızık yaratıyor? yoksa rızkın miktarına göre mi insan yaratıyor? Kuranı Kerim'de ayeti kerime var herkesin rızkını o kefildir ayeti <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَمَا مِنْ دَٓابَّةٍ فِي الْاَرْضِ اِلَّا عَلَى اللّٰهِ رِزْقُهَا وَيَعْلَمُ مُسْتَقَرَّهَا وَمُسْتَوْدَعَهَاۜ كُلٌّ ف۪ي كِتَابٍ مُب۪ينٍ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Vemâ min dâbbetin fî-l-ardi illâ ‘ala(A)llâhi rizkuhâ veya’lemu mustekarrahâ vemustevde’ahâ&copy; kullun fî kitâbin mubîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Yeryüzünde hiçbir mahluk yoktur ki rızkını vermek, Allah'a ait olmasın bu yalnızca Allah'ın üzerine düşen bir sorumluluktur. Allah o canlının durduğu yeri ve sonunda bırakılacağı mekanı bilir. (Bunların)  hepsi açık bir kitapta (levh-i mahfuz'da)  dır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Hûd Suresi 6. Ayet</span><br />
<br />
Ve bunu el alıp, çalışmamaya miskinliği ahlak edinen, meslek edinen insanlara Sofi diyorlar, bunlara Derviş diyorlar, miskin miskin dervişlik yapıyor, miskin Derviş Yunus diyor ya çalışmamaya, Çünkü rızkımıza Allah kefil. Halbuki Allah öyle kefil değil, Allah yeryüzünde o sene ne kadar insan varsa ona yetecek kadar rızkı zaten yaratıyor, ama dağılım farklı, diyoruz ya, Ahmedi Mehmet amca ile besleyip giydiriyor, kuşatıyor. Mehmeti Fatma teyze ile, Kim kimin elinden doğacak, kimin rızkından nasiplenecek, onu Allah biliyor işte, bize düşen de rızkımızın peşine düşüp aramak, yoksa oturmak ile değil, ama dedi işte, cennette onlar elini uzatınca her şeyi alırlar, işte küvezdeki Matrix, matrixteki insanlar, ve yaşıyormuş gibi zannedip,serum gibi gıdaları ile beslenen, büyüyen, gelişen ve sonra da yaşlanıp ölen insanlar her şey frekans, herkese bir senaryo yazılıyor, kader diye bir şey bu da, ve kaderine göre ona rızık, giyecek, yiyecek, araba, at, ev veriliyor, Öyle olunca işte, Önceden sana Ne verildiyse, alacağın odur, Sonradan  ben dünyada iki gün daha kalacaktım, ömrüm uzayacak meselesi yok, çünkü sana Taksim olmuş bir miktar var, Çünkü bu sene 10 kilo biber yarattiysa Allah, ve 9 tane de insan var dünyada diyelim, 10 kilo biber, 9 insana Taksim edilecek miktarda olması lazım, ve eğer bu bir fazlasını, birisi Ben alan, diğerleri birer kilo alsın derse, haksızlık olur ama, hem de haksızlık olmaz, Belki o adamin 2 kilo bibere ihtiyacı var, çocuk ile büyük insanın yediği yemekler aynı mı, Mesela çocuklar 50 gramınan doyuyorsa, büyük bir litre  ile doyuyor, süt içtiği zaman, yanı o gibi İşte, bu da Allahu Teala'nın yarattığı rızık ile, insan miktarı ona göre, ayarla ki insanlar bunu bozma salar zaten dengeli şekilde gidecek Çünkü ölenle Doğan da aynı şekilde dünyadan ihraç olan ve dünyaya gelen bunu düzende tutmakta idi Zaten, sen  bunu bozmadigin zaman düzende zaten,  insanın GDO sonu genini oynadiklklarından, insanlar uzun ömürlü Oldu mu, bu sefer rızık dengede değil, rızık yetiştireceğiz diye bu sefer de gıdayı bozdular, Bu sefer her şey bozuldu, ve sonunda işte, her şeyin frekans olduğu anlaşıldı, Ve sonunda da işte Deccal, Allah bizi yıllardır kandırıyormuş ekmek bile ekmek değilmiş, buğdayda buğday değilmiş dedi  meselesine geliyoruz. ve burada da artık insanların küvezde beslenmesi, yani işte Matrix insan tarlaları, yani Allahü Teala'nın yarattığı Cennet, anne karnı gibi, Allahu alem, Adem atamız da Havva anamız da, böyle bir cennetten, yani böyle bir vakitten geçmişe atılmış durumdalar, geçen bunu anlatmıştık. Öyle olunca, işte yani her şey frekans olunca, İstersen bunu yorul didin çalış kazan, ister o matrixteki tarladaki gibi, istersen rüya aleminde gibi yaşa, ve temiz tertemiz bir halde, hiç yorulmadan yaşıyormuş gibi bir halde seyri sülük et, ikisi de aynı şey, belki o rüyanda da zaten çalışıyor vaziyette hissedeceksin kendin. kader sana öyle yazıldıysa, sen o Matrix içinde zaten çalışıyor olacaksın, ama işte buradaki cennet tariflerindeki  her şeyi ellerini uzattı mı alırlar, suratları istediği şekle girer, istediği kadınlar, bu hurileri olur vardır, binlerce hurisi, binlerce evi vardır,  şatoları vardır, Bilmem işte şadırvanları vardır gibi tarifler, Öyle olunca, işte her şey bir frekans. cennette bu yakmayan ateşin keşfi olmasından sonra icat edilecek bir yer, cennette icat olacak değil mi, Cennet şimdi vardı dönüyor, her zaman vardı zaten deniyor da, ama o cennetteki Cennet, o Cennet vaktinin cenneti daha keşf olacak yer, o küvez vakti Keşf olacak yer, ama nasıl keşfolacak, Her şeyin frekansı olduğu kesin olduğu zaman, ne oldu yakmayan ateş, dondurmayan su keşif olunca, iyimidir? artık Adem orada halk edilecek, insanoğlunun halk olduğu yer, yani ne oldu, hani Mustafa İslamoğlu anlatıyor ya, Allah insanı yarattı ve sonra en güzel şekilde yarattı, Sonra onun başlangıç noktasına koydu, Hadi bakalım bu hedefe var dedi diye,  orası işte en uzak nokta, yani Cennet, her şeyin kolay olduğu anlar, insan tarlasındaki insanların, bedenleri normalinde, eskidi mi onlar da  ölüyorlar, Ve tekrar karışım ünitesine, geri yollanıyorlar, oradan tekrar karıştırılip, tekrar İnsan oluyorlar.  bir daha dünyaya geliyorlar. diyor hani o matrixdeki kötü olan var ya, beni diyor tekrar geri alacaklar  matrixe,  başka bir bedene beynimi transfer edecekler diyor. yani bilincler kaybolmuyor, tekrar bedenlere takılıyor. Yenidoğan bedenlere O bilincler tekrar takılıyor demek, yani de reenkarne, reenkarnasyon  yapılıyor, yani bunlar da geleceğin dünyasını oluşturacak işte, yani neydi başlangıcımız, 2 tane takım elbise istiyorsan, baştan 2 tane takım elbise ısmarlayacaksın, ve Peygamberimiz de dedi :  <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Dünya âhiretin tarlasıdır."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif ,  Aclûnî¸ Keşfu'l-Hafa¸ Beyrut¸ 1351¸ I¸ 412.)</span><br />
<br />
Bu Dünya ahiretin tarlasıdır, bir sürü şeyler açıklamış, cennette işte huriler için şunu demiş ki, mesela Allah'ın mescidinden alınan bir süprüntü veya cöp ve pislik  cennetteki hurilerine takı  olaraktan takılır, mücevher olaraktan, takı halinde sana gösterilir. burada yaptığın bir iyilik, dedik başta Recep Bire bin idi, burada yaptığı en güzel bir amel, bir iyilik, Bir Haslet, güzel bir haslet, sana ahirette, gelecekte, Nimet olaraktan dönecek, la ilahe illallah dedin, işte bilmem ne oldu, bilmem Sübhanallah dedin, şöyle oldu, işte bunlar, yani baştan iki takım elbiseyi sipariş etmek gibi, buradayken Eğer, şu anda bu amelleri işleyip de, ne istiyorsan onları Kazanırsan, ahiret tarlasında gelecekte, onlar sana ödül olaraktan verilecek, Zaten herkes her şey frekans diyoruz ya, şimdi frekansta her şey matematik işlemleri,  Yani bir artı bir eşittir 2. 1 eksi 1 eşittir 0. Senin burda eksilerin, artılarınla başbaşa gidiyorsa, ahirette alacağın 0 işte, Eğer burada artıların üstün gidiyorsa, iyiliklerin üstünse , 1 artı 1, 1 artı 15, artı 27, derken 1 Artı 40 derken etti  bilmem 160 ve  ahirette alacak işte 160 sevabin karşiligini ödül olaraktan.<br />
<br />
yani takım elbiseyi önceden sipariş vereceksin kardeşim, bir tane istiyorsun Bir tane, 2 tane istiyorsun 2 tane, Orada yat kat istiyorsan, buradan siparişi vereceksin, oradan alacaksın, Emeksiz yemek yok, cennette bedava değil.<br />
<br />
Ve Allah yolunda malını feda edenler, Allah yoluna arabasını bağışlayanlar, Allah yoluna evini bağışlayanlar, Allah yoluna tarlasını bağışlayanlar, Allah yoluna bir gününü hizmet olaraktan bağışlayanlar, Allah yoluna yemeğinden vazgeçen, oruç tutanlar gibi fedailer var, Allah Fedaileri. ve bunların içinde bir de o Ubade gibi, yani Ubade neydi,  Ubeydullah, Allah'ın iki kolu diye Ün kazanan, Peygamberimiz Uhudda zor durumda kaldığında, ona gelen Oklara elleriyle engel olan, ve ellerine ok yiyen ashab-ı Kiram, bir eline ok yemiş, o elini indirmiş, bir ok daha geliyor, öbür elini kaldırmış, ona gitmesin onu incitmesin diye, iki eli de ok yemiş, ve İki Eli İki Kolu yaralanmış, iki elini Allah yoluna feda etmiş,  iki eli şehit olmuş o yolda, Ve Allah o yüzden ona Allah'ın iki eli İsmini vermiş, Allah'tan gelen bir unvan, yani kimi korudu? Allah'ın peygamberini korudu. ve şu anda da fedailer var ki, Allah'ın Mehdi sine yardım etmek isteyen, ve yoluna feda olurum, Yoluna ölürüm, yolunda ölürüm diyenler var, Ve bazen yolumda bazı hayvanlara rastliyorum ki, geçen kirpi çarptım, geçen birisinde  geyik çıktı, zor kurtardım, yani tamam Güzel kardeşlerim, Tamam anlıyorum, feda olmayin değil, Evet  allah onlar ile bir belami savdi belki, o makama ermek şereftir, Çünkü şöyle anlatayım, aynı Recep gibi Bire bin gibi, yani Bire bin gibi, piyonlar Vezir gibi degil, piyonlardan birisi gitse oyun mat olmaz amma  Vezir gibi fil ve at gibi biri gidersen piyononların hepsinin hükmü kalmaz, zaten piyonlar hareket edemiyor, yada fazla bir şey yapamıyor,  yani vatanı koruyamaz oyunu koruyamz davayi koruyamaz vezir ve  fil gibi at gibi, onlar hızlı hareket ettiklerinden, onlar  orduyu ve Devleti vatanı  ve oyunu koruyanlar gibidir, ama piyonlar, bir adım bir adım ilerledigi için, onlar elbet değersiz değillerdir Tamam, değersiz değildir ama, yeri geldimi onlarda fil kadar, At kadar değerli olurlar, ama hareket Kuvvetleri az olduğu için, bazen vezrin yerine yada atin filin yerine bir piyon feda edilir, onlar küçük gibi atfediliyor amma, yaptigi amel ve kurtardigi büyük olunca, bire bin sevap kazandiran amel İşte, burada Mehdi ile diğer insanlar arasında kıyas yapıldığında, da Mehdi'nin kazaya belaya ugramsi, veya yeryüzünden gitmesi, kıyamete sebep olduğu için, onun uğrunda ölmek, O nun bir gün daha kalması, herkesin hayrina olan bir şey, ona gelecek bir belanin  başka bir piyonuna gelmesi, işte Mehdi'nin  dünyada biraz daha fazla kalması demek, yani ne olmuş oluyor o zaman, yani onun uğurunda feda olmak Fedai olmak şereftir, Tamam ama, şu anda geyik cibiliyetinde olanlar, Benim yoluma feda olan dedimi, Yolumuz da bir tane geyik çarptık mı, Biz bize zarar, Şimdi benim malımı, mülküme de zarar geldi, banada zarar gelecek, yani sen o yolda giderken bir de bana Zarar vermiş olacaksın, sözlerinize dikkat edin. yaptığınız amelinize dikkat edin, zarar vermeden yani ucuz kurtararaktan gitmek lazım, Burada şimdi kurbağaların çiftleşme Mevsimi gittigim geldigim yolun üzerinde  Göller var, kurbağaların çıktıkları yerde ezmeyen, ona kurban olayim dersin allah senin muradin yerine gelsin deyince, bir kurbagi prensin caninini aliriz, yolda cigner ezeriz yani, daha şimdi şu anda demeyin, Yani şu anda yoluna feda  olan deyip çıkıp gelme yanıma yoluma, yahut Ben onu hallederim bu Mehdi  degil, Deccal bilmem ne demeye de kalkmayın, yolumda Ezilenler olmayin,  ben bunu öldüreceğim diye gelirsin de, yolunda ezilirsin, onun yoluna yolunda ezilirsin, ve yine bir tane Playboy  Erkek Güzeli koşturuyor azcık az gel seyrek Gel kardeşim, sana kim verdi bu kadar izini, çarpılacaksın, ondan sonra bana da zarar, Sana da, sana, yani paran var diyerekten her sene hacca mı gidilir, her sene umreye mi gidilir, Varsa paran var, Tamam biliyoruz, peygamberimizde dedi, Akar Nehir'in yanında bile suyu tasarruflu kullanın dedi, Senin para var diye 50 kere Hacca gitmeye gerek yok, 50 kere Umre yapmaya gerek yok,  bize ziyarette de  aynı Hac ve Umre de,  tamam kalbinde devam  sevmeye şayet dost isen yok düşman isen yazik olur sana, carparim bir gün ölüverirsin. Bir bizim için olanlar var, bir de biz var,  Biz, ben ve etrafım, biziz, ailem etrafım, arkadaşlarım, Ama sen benden uzak bir yerdesin, bizim için olanlar olduğun halde, Biz durumuna girmek için uğraşma, bizim için olanlar bizim içindir, ve bu yolda da canını feda etme, Kim ise o playboy  biraz seyrekleştirir bu geliş gidişlerini, yoksa ezileceksin yakında, ve terk edeceksin bu dünyayi bir daha dönmeyesiye.<br />
<br />
<br />
Yine Geçenki vaaaza bağlayacağımız meselelerden birisi de, hani biz Türklerin atasini emziren yada besleyen kurt kafalı çakal kafalı Tanrı Anibus demiştik. ve  Tanrı RA ise Şahin kafalı, ya da horoz kafalı,  RA nin simgesi horosun gözü olaraktan Simge edilir, ve bilinir ki yıllardır Türkler altaylardan geldikten sonra, işte Mavi Boncuk takarlar, mavi göz yaparlar, göz mavi göz, Peki çakal tanrının gözleri neydi, mavi gözlüdür, çakal Tanrı yani, çakal demek işte mavi gözlü demek zaten, horozun gözü, ve neye inanıyorlar, mavi gözün onları koruduğuna, göz kim, horosun gözü, horoz kim, Tanrı ra, ra nin gözü, yani  Tanrı enok, eno enonun gözü, ve illuminatideki göz simgesi de aynı şey zaten, ama onlar bunu bilmiyorlar, herşeyi gören göz, Çünkü Şahin ya da Şahin kafalı, yani her şeyi gören göz, ra nın gözü, ve nazar boncuğu da o yüzden mavi göz, çakal kafalı tanrının gözü,  çakal kafalı Tanrı  ra nın gözü neymiş çakalgöz, kim Gözetliyormuş Türkleri, Kim koruyormuş mavi gözlü çakal kafalı Tanrı, Ra nın gözü, horosun gözü, ya da Şahin'in gözü, ya da çakal kafalı Kurt'un gözü ne olmuş oluyor, Şimdi bu bilgi ile de  gözü mavi olduğu ortaya çıkıyor, ra nın gözü mavi, o genleri oynadıklarında yaptıkları enok ların yaptığı yarattığı, çakal kafalı, mavi gözlü, Şahin kafalı, mavi gözlü, ve Türklerde Nazar boncuğunu mavi göz olaraktan yaparlar, çakal işte adı üstünde, çakal gözlü, çakal, yani kurt gözü, ve Şahin gözü, nazar boncuğu meselesi de budur taaa Tanrı   Anibusa dayanir yine.<br />
<br />
<br />
Cennet tasvirleri mizden bu haftakine gelince, ve Burası cennet diyoruz, Cennet diyoruz, kimseyi inandıramadık daha, Ama, mesela Kaya Çilingiroğlu oğlu ile Hülya evlendi, ve çocukları Zehra doğdu, Zehra doğar doğmaz mirasa kondu, anasının babasının Zenginliğinin üstüne cuk diye oturdu, doğar doğmaz Zengin. bu Zehra ne yaptı da kazandı bu zenginliği. annesinin karnında çok mu tesbih çekti. yahut Hülya Avşar namaz, niyaz,oruç, Hac, zekat, farz, sünnet böyle yedi işte bitirdi dini de onadan ödül mü oldu. yada Kaya Çilingiroğlu cami yaptırdı, han hamamlar yaptırıp, insanların hizmetine mi verdi, onun yaptığı amelin sebebiyle mi Zehra böyle zenginlige kondu. işte senin benim adaletime sıgıyormu bu şimdi, bu doğar doğmaz zengin, ben ise taş ocağında, tozun kirin pasın içinde çalışmak durumunda kalıyorum, hangi Adalet bu? benim adaletime bile sığmazken, bu Allah'ın Adaletine mi  uymuş. Halbuki işte Zehra eski hayatındaki amellerinin karşılığı olan cennete ermiş diye iman edersek, o zaman taşlar yerine oturur, hak yerini bulur, yoksa Zehra'nın ameli ne, Hülya'nın ameli Ne de, bunlar bu zenginliğe Erdi diyeceğiz. Anlatmıştım ve 1 e 700 veren ameller bahsinde anlatmıştım, ve Hülya gibiler eski hayatlarındaki  yaptıkları amellerine karşılık olaraktan bu dünyada böyle cennetlere erdiler dedik, ve bazıları da işte böyle anadan doğar doğmaz erdiler, Hadi Hülya yine belli bir yaştan sonra çalıştı kazandı diyeceğiz, yine Şarkıcılık da olsa, sanatçılık da olsa bir emek işi, Ama Zehra gibiler doğar doğmaz erdiler buna, yorulmadı üzülmedi kırılmadı Erdi o dereceye, işte bunlar eski hayatındakilerin karşılığı ise, böyle Tefekkür edip düşünürsek, ancak o zaman benim adaletime sigiyor, Allah'ın adaletini de o zaman sıgmış olur, Yoksa Allah benden daha adaletli olduğuna göre, Seninle benim aramdaki fark nereden, O zaman bu dereceyi nereden kazandı, hangi ameli ile, göster bana, bunların hangi ameli peygamberin anlattı hangi hale uygun bir amel, hangisi benimkinden daha fazla bir amelde, ben taş ocağında tozları içinde çalıştım, onlar Bey gibi yiyip içiyorlar, İşte fark,  eski hayatının karşılığı, eski hayatıda yaptıgi amellerin karşılığını alıyor diye düşündüğüm zaman, ancak benim içime Adaletime sıgan bir durum olmuş oluyor, Yoksa ne benim adaletimi ne de senin, ne de gavurun bile Adaletine sığmaz ki, Allah'ın adaletine nasıl Sığsın.<br />
<br />
Bir alimin son izlediğim açık oturumundaki programında diyor ki o alim bize, bizi programlarini seyrediyor diyerekten, buradan  bilgi araklıya bilirsin  diyor.<br />
<br />
Angut larla işim olmaz benim amma,<br />
<br />
Düne kadar Müslümanlığı bize getiren Ahmet Yesevi Derneği nin usulü neydi, kalfalık çıraklık. Bir iş öğrenildiği zaman, Ustalardan öğrenilir, O da çıraklıkla başlar, kalfalık, en sonunda ustalık verilirdi. çıraklık ne demektir? ustasından bilgi araklamak demek değil miydi? o ilmin bilgilerini ustasından Araklıyaraktan, O işte mahir olmaya, çıraklık ustalık kalfalık demedik mi bizler. ve bu yolu Biz usul ve edep olaraktan, en güzel yol olaraktan bilmedik mi?  şimdi sana ne oluyor da, oradan iki kelime konuştum diyerekten, bana bilgi Hırsızı muamelesi yapıyorsun? Ben her açık oturum programını seyrederim, yahut dinlerim,  her yerden bilgi arar bulurum. Ben almasını biliyorsam alırım zaten, almasını bilmeyen adamların eline bilgi gecse neye yarar. ARI Olmayan Adam, poleni ne yapsın,  bal yapamayacak adamın Eline polen geçse  neye yarar, çiçek ve polen arinin eline gectiyse bal olur, benim gidip de ari gibi bal yapacak durumum yok, Ancak Arılar bal yapıp da bana verince, bal olaraktan yiyorum,  bilgi de, bilgiyi bal yapacak adamın eline geçtiyse, o bilgi zaten değerli bilgidir, ürünüde bal olur. Halbuki bütün sistem bu araklama sistemi üzerine kurulu değil mi, Sen yürümesini, anandan babandan araklamadın mı? konuşmasını yine anandan babandan araklamadın mı? bütün sistem araklama üzerine  kurulu değil mi? Sen kim oluyorsun da, bana bilgiyi çaldın muamelesi yapıyorsun, esas hırsız sensin, bilgiyi saklayan hırsız, çalıp da saklayan Hırsız, bilgi saklamak için değil, dağıtılmak için verilmiş. Allah o kadar bilgiyi hayvanların içine dürüp büküp sokup da, sonrada etrafiniza bakmyiromusunuz ayetleri ile bize uyarmazdi eger bilgi  saklanacak bir şey olsaydı, "Etrafınıza bakmıyor musunuz" Kaç tane ayet ve kuranda<br />
<br />
 görmüyor musunuz?, ayetleri, anlamıyor musunuz,  ayetleri.<br />
<br />
Arı olan, apartmanın başındaki havuzda yüzmeye gitmez, çicek başındaki poleni toplamaya gider ki Bal yapabilsin, Ben de seni dinlemeye geliyorsam bal yapacak polen var mı diye bakmaya geldim, çiçek olmayan yerde arının ne işi var, Bak ben senden bilgi araklamadim tamam mı Sen gel şimdi benden arakla git bakayım bir.<br />
<br />
Cimri, Bildiğini işte böyle öğretmeyen insanlara, kazandığını veremeyenlere denir, Allah'ın verdiği canı vermeye gücü yetmeyenlere denir, işte nefes de öyle, alırsın da veremez hale gelirsin, Çünkü vermesini bilmiyorsan eger.<br />
<br />
Almaya geldi mi iyi de vermeye geldi mi, Hadi nefesi da verme bakalım da, tut o zaman cimri.<br />
<br />
Allah bu düzeni böyle koymamış mi ki,  nefes alıyorsun, hem de iki delikten, birden veriyorsun, burnundan veriyorsun, vermek mecburiyetinde kalıyorsun, hadi vermede tut bakalım nefesi, can da böyle, sana verilen Can da, bir gün alınmak durumunda kalıyor, O zaman,  O zaman durum zor. canı verebilecek miyiz, hepimiz için zor, Sadece senin için değil,seni kastetmedim burada, Almak kolay, Vermek Zor, Evet bazılari malı veremez, bazısı ilmini veremez, bazısı peynir seviyordur, peynir veremez, bazısi da canı veremez, bazılari da nefes hastalığına tutulur, nefesi alıp veremez, hepsi aynı cimriliğin sebebi, cimriliğin cezası.<br />
<br />
Rabbim, askerime, aldığını aldığı gibi vermek, bulduğunu bulduğu yere, geri koymak nasip eylesin, her şeyi, yerli yerine, bulduğu gibi, bulduğu yere koymak nasip eylesin.<br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 19 Mart 2019 Salı <br />
<br />
Original Kar © glan<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yakmayan Ateş  Keşfolunca</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 19 Mart 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
قُلْنَا يَا نَارُ كُون۪ي بَرْدًا وَسَلَامًا عَلٰٓى اِبْرٰه۪يمَۙ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Kulnâ yâ nâru kûnî berden veselâmen ‘alâ ibrâhîme<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Onlar İbrahim'i ateşe atınca biz: “Ey ateş! İbrahim'e karşı soğuk, serin ve selamet ol!” dedik.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Enbiyâ Suresi 69. Ayet</span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
 "Deccal’ın sol gözü sakat, saçı çoktur. Beraberinde bir cennet ve bir cehennem vardır. Onun cehennemi bir cennet, cenneti de bir cehennemdir."<br />
<br />
    "Deccal’ın beraberinde bir su ve bir ateş bulunacaktır. Fakat, onun ateşi soğuk bir sudur, suyu ise yakıcı bir ateştir."<br />
<br />
    Huzeyfe ile Ebu Mesud (r.a.) bir araya geldiler. Huzeyfe (r.a.) şu hadisi nakletti: "Muhakkak ki ben, Deccal’ın beraberinde olan şeyi ondan daha iyi bilmekteyim. Muhakkak onun yanında bir su nehri ve bir de ateş nehri bulunacaktır. Fakat, sizin ateş olarak gördüğünüz şey bir sudur. Bir su olarak gördüğünüz şeyse bir ateştir. Binaenaleyh, sizden her kim Deccal’ın çıkması zamanına erişir de suyu içmek isterse, bir ateş olarak gördüğü şeyden içsin. Çünkü, kendisi o ateşi bir su bulacaktır."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif, Buhari, Fiten 26, Enbiya 50; Muslim, Fiten 105, (2935); Ebu Davud, Melahim 14, (4315))</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Deccal, dinin değersiz görüldüğü, ilimden yüz çevrildiği bir devirde gelir. Onun dünyada dolaşacağı dört gecesi / günü vardır. Onlardan bir gün bir sene, bir gün bir ay, bir gün  bir Cuma / hafta kadardır. Diğer günleri sizin şimdiki günleriniz gibidir. Onun bineceği bir eşeği / biniti vardır ki, iki kulağının arası kırk arşındır. İnsanlara “Ben sizin rabbinizim.” der. Halbuki o a'var / şaşıdır, Rabbiniz ise şaşı değildir. Onun iki gözü arasında / alnında -heceli olarak- “K F R” yazılıdır. Okuma yazması olan olmayan; her mümin onu okur…” <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Ahmed b. Hanbel, 3/367)</span><br />
<br />
Yakmayan ateş  keşf olunca<br />
<br />
Herşey zıttıyla Kaim ve  vaki ve vukufiyet bulmakta, Aynen acı ve tatlı, Gece ve gündüz, siyah ve beyaz, iyi ve kötü gibi, kötü iyiyi bilmemiz için lazım, kötü olmasaydı, iyi dediğimiz şeyin, iyi olduğunu nereden bilecektik, kötü var ki, iyi'nin iyi olduğunu bile biliyoruz. yine Beyaz'ın beyaz olduğunu, siyah sayesinde Bildik ve öğrendik, siyah olmasaydı, beyazı nereden bilecektik. kötüler olmasaydı, iyiler ve Müminler nereden belli olacaktı, öyle olduğu gibi, işte ateşte zıttı ile Kaim, yani Ateş Yakıcı, suda söndürücü ve serin. Allah Kur'an'da hikaye eder ki, İbrahim Aleyhisselam'ın başından geçen olayı, yukardaki ayette gectigi gibi, yakıcı ateşe, İbrahim'e serin ol, yakma onu dedik, buyuruyor Rabbimiz. Halbuki, Ateş yakıcı, nasıl olur da, yakan bir ateş, normal bir insanı Yakmaz? Sebep ne ola ki, bunun fiziki bir boyutu olmalı. Peki nedir bu fiziki boyutu  deyince:<br />
<br />
Allah dünyamızda, bazılarına, kırmızıyı yeşil gösterip, bazılarımızada yeşili kırmızı gösteriyor, hangisine doğru diyebiliriz, öyle gören adama diyoruz ki biz, kırmızıyi yeşil Gören  adama Renk körü diyoruz.  ya hak katında o doğru görüyor da, biz yanlış görüyorsak! bizim kırmızı gördüğümüz, kırmızı değil de, yeşilse!  bu da bir versiyon değil mi, olasılıklar İçinden, bir olasılık, mümkün mü? mümkün. tersi de iddia edilebilir, düzüde.  Yani hepimizin yaratılmasında bazı yazılımlar var. Aynen Bir bilgisayardaki programların arka planında, enerjinin akış yollarının nasıl olduğunu gösteren bir yazılım. Neyin nasıl taşındığını, neyin nasil elde edilebileceğini, ne zaman ışık, ne zaman ses vereceğini belirten bir yazılım, arka yazılım olduğu gibi, işte insanlara da Allahu Teala kader ve yazılım vermiş ki, onun yazılımında, Eğer ona, kırmızıya yeşil olaraktan tanımlama getirdiyse Allahu Teala, o insan için yeşil odur, onun yeşili odur, ve yine kırmızısı da kırmızıdır. Öyle olunca, aynı minval üzere, bazı adamlara da Allahu Teala, Ateş serindir, Yakmaz kuralı koyduysa, onlar için ateş, yakmayan, serin olan bir şeydir. yani hepsi beyinde bitiyor, beyindeki yazılım. Beyin  frekanslari tanıyor, ve frekanslarda, mesela sen, gözün kapalıyken, sıcak diye tanımlanan bir şey ile eline dokunulunca, sıcak olduğunu ses yoluyla iletirlerse, ve sen bunu gözün kapalı olaraktan, onu görüyor gibi ve, yani Alevli ya da kızgın bir demiri tutuyor gibi hissedersin, Halbuki o Demir normal yemek kaşığı ya da çatal olsa, soğuk Bir çatal kaşık olsa bile, senin elinde yanma emareleri gözüktüğü, bilim adamlarınca tespit edilmiş, beynin öyle Algıladığı için, sen yanma hissi duyuyorsun, halbuki elinde yanıcı bir şey yok, sıcak bir şey yok iken bile, beynin onu yakıcı algılayıp, elini yanmış hissiyle, yakmış duruma getiriyor. ve bu Matrix filminde,<br />
<br />
yine Morpheus neoya Binadan binaya atlama öğretirken diyorlar ki, ilk denemede kimse başaramadı, belki Neo Başarır diyorlar, ama neo bakiyor şimdi Morpheusa,  ve atlamayı yapıyor, fakat yere düşüyor, yere düşünce agzı dişleri kanıyor, ve onu matrixten çıkarıyorlar, elini ağzına götürüyor ki, ağzı kanamış, bu nasil olur diyor, benim  O hayal aleminde yaptığım burada bana gercektedemi etki ediyor, orada (Matrixte) öldü mü Burada da(Gercektedemi) ölüyor insan diyor, Evet öyle diyor, beynin öyle algılıyor diyor Morpheus ona. yani bu Matrix de işlenmiş bir konu, ve tasavvufun dibine Vurmuş Bir Film zaten dedik ya. Yani yakmayan Ateş, yakmayan Ateş Bir yazılım sadece, bir yazılım, beyin yazılımı, Yani Yakan ateşi senin gözün görmezse, beynin algılamazsa, onu Su diye de algılarsin. Hani bu Deccalın tarifi yapılırken,<br />
<br />
  <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">  "Deccal’ın beraberinde bir su ve bir ateş bulunacaktır. Fakat, onun ateşi soğuk bir sudur, suyu ise yakıcı bir ateştir."</span><br />
<br />
<br />
deniyor ki elinde  Ateş tutacak, birinde su tutacak, su sandığınız ateş, ateş sandığınız ise su olacak, yani Deccal Bunu daha keşfedecek, yani suyu bize ateş diye yutturacak, ateşi de bize su diye yutturacak, Hepsi Bir kod, diyecek ki : bak tanrınız sizi kandırmış, Allah bizi yıllardır kandırmış, Ateş dediği Ateş değilmiş, Hepsi 1 frekans, ve boyutmuş, şu dediğimizde su değilmiş, suda bir frekans ve boyutmuş, o zaman gelin şimdi  benim cennetime girin, cünkü cehennem bile sadece bir frekans, su diyerekten bir elinde su tutacak, su değil Ateş, ve diğer elinde de ateşi tutacak,  su şeklinde girin bakalım sizi yakıyor mu ateş bakın diyecek, ve peygamberimiz dedi ki orada Müminler Uyanık olun, onun Ateş dediği yere girin yahut tutup alın, Ateş dediğinin içinde su, su dediğinin de içinde  Ateş var kabul edin dedi.<br />
<br />
<br />
Yani Deccal aleyhillane, Allah'ın sırlarından bir Sırrı daha çözdüğünde, matrixs'te bu işte, her şey sadece beynin algısı, ve bunu da Kanada'daki Ahmet Hulusi her şey beynimizdeki frekansı diyor, yani Kainat diye bir şey bile yok diyor, karşımızdaki şeyler bile yok diyor, her şey sadece frekans diyor, ve bunun daha ileri derecesi işte, Allah'ın koyduğu bir yasayı bulup, onuda Allah'a karşı gelmek için kullanan deccalın da, bunu kullanarak, yani su su değil, ateş ateş değil, ve Madonna Türkiye'ye geldi ve Türkiye'de konser verdi, bildikleriniz bildiğiniz gibi değil dedi, yahutta bildiğiniz gibi olmayacak dedi, Ve bunun sinyali taa O zamandan, 2 sene mi oldu verdi zaten, Ve o zamandan Deccal, bunu keşfetmiş idi zaten. yani şu anda Su diye bize Belki de Ateş sunuyor, zaten Ateş diye de su sunuyor. Cennet diye Cehennemi, Cehennem diye de cenneti Belki de sunmakta zaten. Çünkü dedik biz Cennet bu dünyada diye., oda amrikanca cenent isimli Kaliforniya'nın Paradise kasabasına gitti , Paradise(Cennet) isimli Köyü şehri, Yaktı yıktı cehenneme çevirdi, gayesi Biz ile savaşmak, bize karşı gelmek, bizim sözümüz le savaşmak, iddialaşmak. <br />
<br />
O zaman bu hafta ki vaazımızın ismi olan, <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"yakmayan Ateş keşfi olduğunda"</span>  kıyamete bir adım Daha yaklaştık demektir.<br />
<br />
Evet keşf oldu mu? Oldu, Oldu, Keşf oldu. Yani insanlar, ateşinde bir dalga ve frekans, suyunda bir dalga, cennetinde bir dalga, cehenneminde bir dalga olduğunun farkına vardılar, ve Matrix içinde yaşadığımızın farkına vardılar, buranın bir Matrix olduğunun farkına vardılar. yeni frekanslar Dünyası, dalgalar Dünyası. Diyorlar işte, her şey titreşim, her şey titreşimden ibaret, dedik zaten, işte Demir'in sertliği, içindeki atomların titreşiminin yüksek olmasından dolayı, biz onun sert biliyoruz, Ve bir de atomlarinin sık sık durmalarından dolayı, biz onları Demir ve sert, Eğilmez bükülmez diye biliyoruz. ve oksijen ve hidrojen, havadan  seyrek durduklarından ve titreşimleri de daha yavaş olduğundan, geçirgen ve saydam şekilde biliyoruz, işte her şey titreşim halinde  yani frekans ve dalga boyu halinde, Kainat titreşim halinde, biz bunu keşfeden canlılar oldogumuzdan da, Deccal da İşte insanları bu şekilde uyandırıraktan, yani Allah bizi kandırmış diye, yani Allah bizi yıllardır kandırmış, ateş ateş değil, suda su değil diyor, yani Bunu da keşfettim ben diyor.<br />
<br />
Halbuki  Allah bizden bunu sakladım demedi ki, saklamış olsa, sen bulamazdın ki, keşfedemezdin ki, zamanı geldi ki, keşfettin bunu, sadece sadece onun zamanı geldi, şu anda o da lazım, ona  da ihtiyaç var bu dünyada da, onun için keşfettin.<br />
<br />
Yine yıllardır yanlış bilinen bir gerçegide yine Biz söyleyelim, anlatılır ki dünya kayalardan ibaret idi, Rüzgarları sular Bilmem doğal etkenler onu yaladı yuttu, parçaladı da, dağlar taşlar toprağa döndü, ve Topraklar öyle oluştu, önce toprak değildi deniyor. ve bunun tersi zıttı da var, yani tersi zıttı, her şey zıttıyla Kaim dedik ya, mesela vişne dalından akan, ya da çam ağacından akan bir reçine, yere düştükten sonra, toprağa karışınca, aradan bir 10 sene ya da 100 sene geçince, taş halini alıyor, ve kehribar taşı deniyor, Halbuki bir sıvı idi reçine, siviydi sonra kabuk bağladı içini korudu, sonra toprağa düştü, Sonra toprağın içinde yıllarca beklemek sonucunda, o taş halini aldı, peki hani taşlar toprağa dönüyordu, Bu nasıl oldu da, sıvı bir şey taşa döndü, bunada bir Siz Tefekkür edin Bakalım, hepsi frekans mı sadece, sadece titreşim mi, bu titreşim nasıl oldu da, sertleşti, öbür titreşimde Kaya iken, nasıl Yumuşak başlı Toprak oldu. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Recep Allah’ın, Şa’ban benim, Ramazan ise ümmetimin ayıdır.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , İbn Hacer el-Askalânî, Tebyînu’l-Aceb bi mâ Verade fî Fadli Receb, Tahkîk: Ebû Esmâ İbrahim b. İsmail Âli Asr, Tarih ve yer yok, s. 20, hadis no: 7.)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Recep Allah’ın, Şa’ban benim, Ramazan ise ümmetimin ayıdır. Her kim Recep ayında iki gün oruç tutarsa ona iki kat ecir vardır. Bu katlardan her biri dünyadaki dağlar kadardır.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Muhammed b. Ali eş-Şevkânî, el-Fevâidu’l-Mecmûa fi’l-Ehâdîsi’l-Mevdûa, Thk: Abdurrahman b. Yahya el-Muallimî el-Yemânî, 2. Bs, el-Mektebü’l-İslâmî, Beyrut, 1392 h., s. 100. Bu hadis için ayrıca bkz: Aclûnî, a.g.e., c: 1, s. 423-424, hadis no: 1358.)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
Receb ayının onüçüncü gününün orucu 3 bin sene, ondördüncü gününün orucu 10 bin, onbeşinci gününün orucu 13 bin seneye denktir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif )</span><br />
<br />
<br />
Ve Recep ayındayız, Recep ayı, 1  e 700 veren buğday gibi, Recep ayı da Bire bin veren ay, Yani geçen anlatmıştık Raşidi Tarikatında Sabahları, sabah namazının farzını Yasin ile devir daim ettirdikten kılma usulünü anlatmıştık, ve bunun Ramazan boyutunda 83 seneye tevafuk ettiğini, Ve  Recep ayının ise, işte Bire bin veren bir sistemi var diye tarif ediyor Peygamber Efendimiz, biri bine  katlayan bir yapısı var, nasıl olur deyince, Geçenki haftaki vaaz da anlattığımız, bu 1. sınıf dersi, size üniversite dersi verirsem zor gelir demiştim, ve Neburu nun devirdaimi büyük mü küçük mü diye size sormuştum da, Kafanız karışmasın diye anlatmamıştım, şimdi İkinci ders de bunu anlatalım. bisikletin ön dişlisi küçük dişli olursa, küçük dişli bir tur attığında büyük dişli bir tur atmaz dersek doğru mudur, küçük dişliden 1 dişli atınca büyük dişli den kaç diş birden atıyor, Çünkü bisikletteki vites sistemi Eğer böyle olmasaydı, olmazdı, ve    bisiklet ile dik bir yolu kolay çıkmak diye bir şey olmazdı, çünkü ön Dişli'nin küçük veya büyük olması, arka Dişli'nin Kac tur atacağını gösteriyor, şimdi ama ön dişli iki boyutta, bir küçük, bir büyük, ve 2 vitesli, Yani 12 ,12 = 24 vitesli kabul ediliyor, 1 boyutunda, arkada küçük bir dişli var, o küçük Dişli'nin turu, büyük bir tekeri döndürüyor, Onun bir turu tekeri arka tekeri 1 tur attırıyor, ve büyük dişli öndeki padeldeki büyük dişli, bir tur attığında, arkadaki küçük dişli, 3 tur atıyor mesela, ve böylece o küçük dişli 3 tur atınca, da küçük dişli nin bağlı olduğu teker, bu sefer 3 tur atmış oluyor, ve senin ayagın yarım pedal bastığında, arka teker 3 defa devir etmiş oluyor, Böylece sana zor bir yolu kolay Kat etmek kaliyor, ve arabalardaki ve diğer taşıtlardaki vites sistemi bu şekilde, büyük ve küçük çark sistemi ile kolaylık meydana getirilmekte, Öyle olunca büyük bir çark, küçük çarkı 30 tur attırıyor ki, Recep içi Bire bin veren, yani Recep bir tur attığında, bizim amelimiz 1000 katı olacak, bir amelimiz 1000 katı, 1000 tur atmış olacak, 10 sevab ise 10000 sevap alacağız, Recep bir tur attığında dünya 1000 tur atmış oluyormuş, dünya küçük çark, Recep büyük çark, ve diyor ki Peygamberimiz Şaban bire 100 verir diyor, benim ayım diyor, o zaman Peygamberimizin ayı da dünyanın 100 katı büyük, güneş ve Ramazan için yani Halley Yıldız içinde diyor ki Halley Yıldızı diyorum ben ona ve  dünyanın  10 katı, çünkü Ramazan'da yapılan bir amel, başka aylarda yapılan 10 amele denk, 10 sevap fazla, 10 katı fazla, yani onun turu halleyin bir turu, dünyamızın 10 Turuna Bedel bir şey, yani dünyamizin bir turu 365 gün ve  halley 365 in 10 katı ettiği zaman, 3650 gün eder, bizim 3650 günümüz, Halley bir gününe eşmiş, vesselam bu mesele de bu şekildedir, ve Öyle olunca Neburu  bir tur attı mıydı, Dünyamız  kac tur atar? dedik Haftada 6 gün Yasin, 7. gün tatil Triomat . ikincisinde Neburnunun ki 6 gün Yasin 7 gün tekrar baştan başlıyor, Haftada bir gün önce geliyor, Ramazan senede 10 gün önceydi,  senede 365 de 10, neburnun ki 1/7 Recep mi Büyük Şaban mı büyük, yoksa Ramazan mı büyük, Hani dedik, Recep Birebin Recep'in bir turu dünyamızın bin Turuna bedel, o kadar büyük, Peki o zaman neburu Haftada bir gün erken gelirse, 1 senede 52 gün erken geliyor, Ramazan ise senede 10 gün erken geliyor sadece, Öyle olunca halleyden kaç kat büyük olmuş oluyor 52 olduğuna göre 5,2 kat daha büyük, Neburu gezegeni halleyden 5,2 kat daha büyük, Ramazan gezegeni Halley ise dünyamızdan 10 kat büyüktü, O zaman ne Burunun bir turu, Ramazan'ın 83 seneyi 5,2 ile çarptığımız zaman, eden Değer neburnun bir turu, 1 senesi demek oluyor, yani büyük çok büyük çark  daha büyük çark, halleyden, Ramazan'dan da büyük, Recep ne oluyor, Recep kaçdır, Bire bin idi, Bire bin Recep daha büyük, Allah'ın ayı diyor ya ona peygamberimiz Recep ayı için, mesele budur, Mesele  bu şekilde açıga kavuşmuş olur inşallah, yani yer ile gök birleşik kardeşim,   gökten yer, yerden de  gökyüzü İdare ediliyor. <br />
<br />
Vaazımızı geçen haftaki vaaza bağlıyoruz ki, dikiş sağlam olsun da, kopmasın vaazlar birbirinden diye. Geçen demiştik ki, matrix'teki küvez vaktine doğru gidiyoruz, Yani herkes evinde yiyip evinde içecek, yani İnternetten ısmarlama meselesini anlatmıştık, her şey eve kadar geliyor demiştik, ve buradan internette öyle bir sistem var ki, aldığın zaman internetten, karar orada vereceksin, alırken karar vereceksin, Kapıya geldiğinde, Vay ben iki tane alacaktım, Bunu çok beğendim, 2 tane daha ver oradan yok, alırken iki tane aldıysan, kapına iki tane geliyor, alırken bir tane aldıysan, bana bir tane daha ve oradan, güzelimiş yok. Karpuzu beğendim, Bir kilo daha ver yok, yani ondan daha sonra bir tane daha ısmarlayacaksin, bir daha kapıya gelesiye kadar bekleyeceksin, Ondan sonra elde ediyorsun. yani bu da neyi temsil ediyor, rızka göre insan mı var? insana göre rızık mı var? Allah insanın sayısına göre mi rızık yaratıyor? yoksa rızkın miktarına göre mi insan yaratıyor? Kuranı Kerim'de ayeti kerime var herkesin rızkını o kefildir ayeti <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَمَا مِنْ دَٓابَّةٍ فِي الْاَرْضِ اِلَّا عَلَى اللّٰهِ رِزْقُهَا وَيَعْلَمُ مُسْتَقَرَّهَا وَمُسْتَوْدَعَهَاۜ كُلٌّ ف۪ي كِتَابٍ مُب۪ينٍ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Vemâ min dâbbetin fî-l-ardi illâ ‘ala(A)llâhi rizkuhâ veya’lemu mustekarrahâ vemustevde’ahâ&copy; kullun fî kitâbin mubîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Yeryüzünde hiçbir mahluk yoktur ki rızkını vermek, Allah'a ait olmasın bu yalnızca Allah'ın üzerine düşen bir sorumluluktur. Allah o canlının durduğu yeri ve sonunda bırakılacağı mekanı bilir. (Bunların)  hepsi açık bir kitapta (levh-i mahfuz'da)  dır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Hûd Suresi 6. Ayet</span><br />
<br />
Ve bunu el alıp, çalışmamaya miskinliği ahlak edinen, meslek edinen insanlara Sofi diyorlar, bunlara Derviş diyorlar, miskin miskin dervişlik yapıyor, miskin Derviş Yunus diyor ya çalışmamaya, Çünkü rızkımıza Allah kefil. Halbuki Allah öyle kefil değil, Allah yeryüzünde o sene ne kadar insan varsa ona yetecek kadar rızkı zaten yaratıyor, ama dağılım farklı, diyoruz ya, Ahmedi Mehmet amca ile besleyip giydiriyor, kuşatıyor. Mehmeti Fatma teyze ile, Kim kimin elinden doğacak, kimin rızkından nasiplenecek, onu Allah biliyor işte, bize düşen de rızkımızın peşine düşüp aramak, yoksa oturmak ile değil, ama dedi işte, cennette onlar elini uzatınca her şeyi alırlar, işte küvezdeki Matrix, matrixteki insanlar, ve yaşıyormuş gibi zannedip,serum gibi gıdaları ile beslenen, büyüyen, gelişen ve sonra da yaşlanıp ölen insanlar her şey frekans, herkese bir senaryo yazılıyor, kader diye bir şey bu da, ve kaderine göre ona rızık, giyecek, yiyecek, araba, at, ev veriliyor, Öyle olunca işte, Önceden sana Ne verildiyse, alacağın odur, Sonradan  ben dünyada iki gün daha kalacaktım, ömrüm uzayacak meselesi yok, çünkü sana Taksim olmuş bir miktar var, Çünkü bu sene 10 kilo biber yarattiysa Allah, ve 9 tane de insan var dünyada diyelim, 10 kilo biber, 9 insana Taksim edilecek miktarda olması lazım, ve eğer bu bir fazlasını, birisi Ben alan, diğerleri birer kilo alsın derse, haksızlık olur ama, hem de haksızlık olmaz, Belki o adamin 2 kilo bibere ihtiyacı var, çocuk ile büyük insanın yediği yemekler aynı mı, Mesela çocuklar 50 gramınan doyuyorsa, büyük bir litre  ile doyuyor, süt içtiği zaman, yanı o gibi İşte, bu da Allahu Teala'nın yarattığı rızık ile, insan miktarı ona göre, ayarla ki insanlar bunu bozma salar zaten dengeli şekilde gidecek Çünkü ölenle Doğan da aynı şekilde dünyadan ihraç olan ve dünyaya gelen bunu düzende tutmakta idi Zaten, sen  bunu bozmadigin zaman düzende zaten,  insanın GDO sonu genini oynadiklklarından, insanlar uzun ömürlü Oldu mu, bu sefer rızık dengede değil, rızık yetiştireceğiz diye bu sefer de gıdayı bozdular, Bu sefer her şey bozuldu, ve sonunda işte, her şeyin frekans olduğu anlaşıldı, Ve sonunda da işte Deccal, Allah bizi yıllardır kandırıyormuş ekmek bile ekmek değilmiş, buğdayda buğday değilmiş dedi  meselesine geliyoruz. ve burada da artık insanların küvezde beslenmesi, yani işte Matrix insan tarlaları, yani Allahü Teala'nın yarattığı Cennet, anne karnı gibi, Allahu alem, Adem atamız da Havva anamız da, böyle bir cennetten, yani böyle bir vakitten geçmişe atılmış durumdalar, geçen bunu anlatmıştık. Öyle olunca, işte yani her şey frekans olunca, İstersen bunu yorul didin çalış kazan, ister o matrixteki tarladaki gibi, istersen rüya aleminde gibi yaşa, ve temiz tertemiz bir halde, hiç yorulmadan yaşıyormuş gibi bir halde seyri sülük et, ikisi de aynı şey, belki o rüyanda da zaten çalışıyor vaziyette hissedeceksin kendin. kader sana öyle yazıldıysa, sen o Matrix içinde zaten çalışıyor olacaksın, ama işte buradaki cennet tariflerindeki  her şeyi ellerini uzattı mı alırlar, suratları istediği şekle girer, istediği kadınlar, bu hurileri olur vardır, binlerce hurisi, binlerce evi vardır,  şatoları vardır, Bilmem işte şadırvanları vardır gibi tarifler, Öyle olunca, işte her şey bir frekans. cennette bu yakmayan ateşin keşfi olmasından sonra icat edilecek bir yer, cennette icat olacak değil mi, Cennet şimdi vardı dönüyor, her zaman vardı zaten deniyor da, ama o cennetteki Cennet, o Cennet vaktinin cenneti daha keşf olacak yer, o küvez vakti Keşf olacak yer, ama nasıl keşfolacak, Her şeyin frekansı olduğu kesin olduğu zaman, ne oldu yakmayan ateş, dondurmayan su keşif olunca, iyimidir? artık Adem orada halk edilecek, insanoğlunun halk olduğu yer, yani ne oldu, hani Mustafa İslamoğlu anlatıyor ya, Allah insanı yarattı ve sonra en güzel şekilde yarattı, Sonra onun başlangıç noktasına koydu, Hadi bakalım bu hedefe var dedi diye,  orası işte en uzak nokta, yani Cennet, her şeyin kolay olduğu anlar, insan tarlasındaki insanların, bedenleri normalinde, eskidi mi onlar da  ölüyorlar, Ve tekrar karışım ünitesine, geri yollanıyorlar, oradan tekrar karıştırılip, tekrar İnsan oluyorlar.  bir daha dünyaya geliyorlar. diyor hani o matrixdeki kötü olan var ya, beni diyor tekrar geri alacaklar  matrixe,  başka bir bedene beynimi transfer edecekler diyor. yani bilincler kaybolmuyor, tekrar bedenlere takılıyor. Yenidoğan bedenlere O bilincler tekrar takılıyor demek, yani de reenkarne, reenkarnasyon  yapılıyor, yani bunlar da geleceğin dünyasını oluşturacak işte, yani neydi başlangıcımız, 2 tane takım elbise istiyorsan, baştan 2 tane takım elbise ısmarlayacaksın, ve Peygamberimiz de dedi :  <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Dünya âhiretin tarlasıdır."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif ,  Aclûnî¸ Keşfu'l-Hafa¸ Beyrut¸ 1351¸ I¸ 412.)</span><br />
<br />
Bu Dünya ahiretin tarlasıdır, bir sürü şeyler açıklamış, cennette işte huriler için şunu demiş ki, mesela Allah'ın mescidinden alınan bir süprüntü veya cöp ve pislik  cennetteki hurilerine takı  olaraktan takılır, mücevher olaraktan, takı halinde sana gösterilir. burada yaptığın bir iyilik, dedik başta Recep Bire bin idi, burada yaptığı en güzel bir amel, bir iyilik, Bir Haslet, güzel bir haslet, sana ahirette, gelecekte, Nimet olaraktan dönecek, la ilahe illallah dedin, işte bilmem ne oldu, bilmem Sübhanallah dedin, şöyle oldu, işte bunlar, yani baştan iki takım elbiseyi sipariş etmek gibi, buradayken Eğer, şu anda bu amelleri işleyip de, ne istiyorsan onları Kazanırsan, ahiret tarlasında gelecekte, onlar sana ödül olaraktan verilecek, Zaten herkes her şey frekans diyoruz ya, şimdi frekansta her şey matematik işlemleri,  Yani bir artı bir eşittir 2. 1 eksi 1 eşittir 0. Senin burda eksilerin, artılarınla başbaşa gidiyorsa, ahirette alacağın 0 işte, Eğer burada artıların üstün gidiyorsa, iyiliklerin üstünse , 1 artı 1, 1 artı 15, artı 27, derken 1 Artı 40 derken etti  bilmem 160 ve  ahirette alacak işte 160 sevabin karşiligini ödül olaraktan.<br />
<br />
yani takım elbiseyi önceden sipariş vereceksin kardeşim, bir tane istiyorsun Bir tane, 2 tane istiyorsun 2 tane, Orada yat kat istiyorsan, buradan siparişi vereceksin, oradan alacaksın, Emeksiz yemek yok, cennette bedava değil.<br />
<br />
Ve Allah yolunda malını feda edenler, Allah yoluna arabasını bağışlayanlar, Allah yoluna evini bağışlayanlar, Allah yoluna tarlasını bağışlayanlar, Allah yoluna bir gününü hizmet olaraktan bağışlayanlar, Allah yoluna yemeğinden vazgeçen, oruç tutanlar gibi fedailer var, Allah Fedaileri. ve bunların içinde bir de o Ubade gibi, yani Ubade neydi,  Ubeydullah, Allah'ın iki kolu diye Ün kazanan, Peygamberimiz Uhudda zor durumda kaldığında, ona gelen Oklara elleriyle engel olan, ve ellerine ok yiyen ashab-ı Kiram, bir eline ok yemiş, o elini indirmiş, bir ok daha geliyor, öbür elini kaldırmış, ona gitmesin onu incitmesin diye, iki eli de ok yemiş, ve İki Eli İki Kolu yaralanmış, iki elini Allah yoluna feda etmiş,  iki eli şehit olmuş o yolda, Ve Allah o yüzden ona Allah'ın iki eli İsmini vermiş, Allah'tan gelen bir unvan, yani kimi korudu? Allah'ın peygamberini korudu. ve şu anda da fedailer var ki, Allah'ın Mehdi sine yardım etmek isteyen, ve yoluna feda olurum, Yoluna ölürüm, yolunda ölürüm diyenler var, Ve bazen yolumda bazı hayvanlara rastliyorum ki, geçen kirpi çarptım, geçen birisinde  geyik çıktı, zor kurtardım, yani tamam Güzel kardeşlerim, Tamam anlıyorum, feda olmayin değil, Evet  allah onlar ile bir belami savdi belki, o makama ermek şereftir, Çünkü şöyle anlatayım, aynı Recep gibi Bire bin gibi, yani Bire bin gibi, piyonlar Vezir gibi degil, piyonlardan birisi gitse oyun mat olmaz amma  Vezir gibi fil ve at gibi biri gidersen piyononların hepsinin hükmü kalmaz, zaten piyonlar hareket edemiyor, yada fazla bir şey yapamıyor,  yani vatanı koruyamaz oyunu koruyamz davayi koruyamaz vezir ve  fil gibi at gibi, onlar hızlı hareket ettiklerinden, onlar  orduyu ve Devleti vatanı  ve oyunu koruyanlar gibidir, ama piyonlar, bir adım bir adım ilerledigi için, onlar elbet değersiz değillerdir Tamam, değersiz değildir ama, yeri geldimi onlarda fil kadar, At kadar değerli olurlar, ama hareket Kuvvetleri az olduğu için, bazen vezrin yerine yada atin filin yerine bir piyon feda edilir, onlar küçük gibi atfediliyor amma, yaptigi amel ve kurtardigi büyük olunca, bire bin sevap kazandiran amel İşte, burada Mehdi ile diğer insanlar arasında kıyas yapıldığında, da Mehdi'nin kazaya belaya ugramsi, veya yeryüzünden gitmesi, kıyamete sebep olduğu için, onun uğrunda ölmek, O nun bir gün daha kalması, herkesin hayrina olan bir şey, ona gelecek bir belanin  başka bir piyonuna gelmesi, işte Mehdi'nin  dünyada biraz daha fazla kalması demek, yani ne olmuş oluyor o zaman, yani onun uğurunda feda olmak Fedai olmak şereftir, Tamam ama, şu anda geyik cibiliyetinde olanlar, Benim yoluma feda olan dedimi, Yolumuz da bir tane geyik çarptık mı, Biz bize zarar, Şimdi benim malımı, mülküme de zarar geldi, banada zarar gelecek, yani sen o yolda giderken bir de bana Zarar vermiş olacaksın, sözlerinize dikkat edin. yaptığınız amelinize dikkat edin, zarar vermeden yani ucuz kurtararaktan gitmek lazım, Burada şimdi kurbağaların çiftleşme Mevsimi gittigim geldigim yolun üzerinde  Göller var, kurbağaların çıktıkları yerde ezmeyen, ona kurban olayim dersin allah senin muradin yerine gelsin deyince, bir kurbagi prensin caninini aliriz, yolda cigner ezeriz yani, daha şimdi şu anda demeyin, Yani şu anda yoluna feda  olan deyip çıkıp gelme yanıma yoluma, yahut Ben onu hallederim bu Mehdi  degil, Deccal bilmem ne demeye de kalkmayın, yolumda Ezilenler olmayin,  ben bunu öldüreceğim diye gelirsin de, yolunda ezilirsin, onun yoluna yolunda ezilirsin, ve yine bir tane Playboy  Erkek Güzeli koşturuyor azcık az gel seyrek Gel kardeşim, sana kim verdi bu kadar izini, çarpılacaksın, ondan sonra bana da zarar, Sana da, sana, yani paran var diyerekten her sene hacca mı gidilir, her sene umreye mi gidilir, Varsa paran var, Tamam biliyoruz, peygamberimizde dedi, Akar Nehir'in yanında bile suyu tasarruflu kullanın dedi, Senin para var diye 50 kere Hacca gitmeye gerek yok, 50 kere Umre yapmaya gerek yok,  bize ziyarette de  aynı Hac ve Umre de,  tamam kalbinde devam  sevmeye şayet dost isen yok düşman isen yazik olur sana, carparim bir gün ölüverirsin. Bir bizim için olanlar var, bir de biz var,  Biz, ben ve etrafım, biziz, ailem etrafım, arkadaşlarım, Ama sen benden uzak bir yerdesin, bizim için olanlar olduğun halde, Biz durumuna girmek için uğraşma, bizim için olanlar bizim içindir, ve bu yolda da canını feda etme, Kim ise o playboy  biraz seyrekleştirir bu geliş gidişlerini, yoksa ezileceksin yakında, ve terk edeceksin bu dünyayi bir daha dönmeyesiye.<br />
<br />
<br />
Yine Geçenki vaaaza bağlayacağımız meselelerden birisi de, hani biz Türklerin atasini emziren yada besleyen kurt kafalı çakal kafalı Tanrı Anibus demiştik. ve  Tanrı RA ise Şahin kafalı, ya da horoz kafalı,  RA nin simgesi horosun gözü olaraktan Simge edilir, ve bilinir ki yıllardır Türkler altaylardan geldikten sonra, işte Mavi Boncuk takarlar, mavi göz yaparlar, göz mavi göz, Peki çakal tanrının gözleri neydi, mavi gözlüdür, çakal Tanrı yani, çakal demek işte mavi gözlü demek zaten, horozun gözü, ve neye inanıyorlar, mavi gözün onları koruduğuna, göz kim, horosun gözü, horoz kim, Tanrı ra, ra nin gözü, yani  Tanrı enok, eno enonun gözü, ve illuminatideki göz simgesi de aynı şey zaten, ama onlar bunu bilmiyorlar, herşeyi gören göz, Çünkü Şahin ya da Şahin kafalı, yani her şeyi gören göz, ra nın gözü, ve nazar boncuğu da o yüzden mavi göz, çakal kafalı tanrının gözü,  çakal kafalı Tanrı  ra nın gözü neymiş çakalgöz, kim Gözetliyormuş Türkleri, Kim koruyormuş mavi gözlü çakal kafalı Tanrı, Ra nın gözü, horosun gözü, ya da Şahin'in gözü, ya da çakal kafalı Kurt'un gözü ne olmuş oluyor, Şimdi bu bilgi ile de  gözü mavi olduğu ortaya çıkıyor, ra nın gözü mavi, o genleri oynadıklarında yaptıkları enok ların yaptığı yarattığı, çakal kafalı, mavi gözlü, Şahin kafalı, mavi gözlü, ve Türklerde Nazar boncuğunu mavi göz olaraktan yaparlar, çakal işte adı üstünde, çakal gözlü, çakal, yani kurt gözü, ve Şahin gözü, nazar boncuğu meselesi de budur taaa Tanrı   Anibusa dayanir yine.<br />
<br />
<br />
Cennet tasvirleri mizden bu haftakine gelince, ve Burası cennet diyoruz, Cennet diyoruz, kimseyi inandıramadık daha, Ama, mesela Kaya Çilingiroğlu oğlu ile Hülya evlendi, ve çocukları Zehra doğdu, Zehra doğar doğmaz mirasa kondu, anasının babasının Zenginliğinin üstüne cuk diye oturdu, doğar doğmaz Zengin. bu Zehra ne yaptı da kazandı bu zenginliği. annesinin karnında çok mu tesbih çekti. yahut Hülya Avşar namaz, niyaz,oruç, Hac, zekat, farz, sünnet böyle yedi işte bitirdi dini de onadan ödül mü oldu. yada Kaya Çilingiroğlu cami yaptırdı, han hamamlar yaptırıp, insanların hizmetine mi verdi, onun yaptığı amelin sebebiyle mi Zehra böyle zenginlige kondu. işte senin benim adaletime sıgıyormu bu şimdi, bu doğar doğmaz zengin, ben ise taş ocağında, tozun kirin pasın içinde çalışmak durumunda kalıyorum, hangi Adalet bu? benim adaletime bile sığmazken, bu Allah'ın Adaletine mi  uymuş. Halbuki işte Zehra eski hayatındaki amellerinin karşılığı olan cennete ermiş diye iman edersek, o zaman taşlar yerine oturur, hak yerini bulur, yoksa Zehra'nın ameli ne, Hülya'nın ameli Ne de, bunlar bu zenginliğe Erdi diyeceğiz. Anlatmıştım ve 1 e 700 veren ameller bahsinde anlatmıştım, ve Hülya gibiler eski hayatlarındaki  yaptıkları amellerine karşılık olaraktan bu dünyada böyle cennetlere erdiler dedik, ve bazıları da işte böyle anadan doğar doğmaz erdiler, Hadi Hülya yine belli bir yaştan sonra çalıştı kazandı diyeceğiz, yine Şarkıcılık da olsa, sanatçılık da olsa bir emek işi, Ama Zehra gibiler doğar doğmaz erdiler buna, yorulmadı üzülmedi kırılmadı Erdi o dereceye, işte bunlar eski hayatındakilerin karşılığı ise, böyle Tefekkür edip düşünürsek, ancak o zaman benim adaletime sigiyor, Allah'ın adaletini de o zaman sıgmış olur, Yoksa Allah benden daha adaletli olduğuna göre, Seninle benim aramdaki fark nereden, O zaman bu dereceyi nereden kazandı, hangi ameli ile, göster bana, bunların hangi ameli peygamberin anlattı hangi hale uygun bir amel, hangisi benimkinden daha fazla bir amelde, ben taş ocağında tozları içinde çalıştım, onlar Bey gibi yiyip içiyorlar, İşte fark,  eski hayatının karşılığı, eski hayatıda yaptıgi amellerin karşılığını alıyor diye düşündüğüm zaman, ancak benim içime Adaletime sıgan bir durum olmuş oluyor, Yoksa ne benim adaletimi ne de senin, ne de gavurun bile Adaletine sığmaz ki, Allah'ın adaletine nasıl Sığsın.<br />
<br />
Bir alimin son izlediğim açık oturumundaki programında diyor ki o alim bize, bizi programlarini seyrediyor diyerekten, buradan  bilgi araklıya bilirsin  diyor.<br />
<br />
Angut larla işim olmaz benim amma,<br />
<br />
Düne kadar Müslümanlığı bize getiren Ahmet Yesevi Derneği nin usulü neydi, kalfalık çıraklık. Bir iş öğrenildiği zaman, Ustalardan öğrenilir, O da çıraklıkla başlar, kalfalık, en sonunda ustalık verilirdi. çıraklık ne demektir? ustasından bilgi araklamak demek değil miydi? o ilmin bilgilerini ustasından Araklıyaraktan, O işte mahir olmaya, çıraklık ustalık kalfalık demedik mi bizler. ve bu yolu Biz usul ve edep olaraktan, en güzel yol olaraktan bilmedik mi?  şimdi sana ne oluyor da, oradan iki kelime konuştum diyerekten, bana bilgi Hırsızı muamelesi yapıyorsun? Ben her açık oturum programını seyrederim, yahut dinlerim,  her yerden bilgi arar bulurum. Ben almasını biliyorsam alırım zaten, almasını bilmeyen adamların eline bilgi gecse neye yarar. ARI Olmayan Adam, poleni ne yapsın,  bal yapamayacak adamın Eline polen geçse  neye yarar, çiçek ve polen arinin eline gectiyse bal olur, benim gidip de ari gibi bal yapacak durumum yok, Ancak Arılar bal yapıp da bana verince, bal olaraktan yiyorum,  bilgi de, bilgiyi bal yapacak adamın eline geçtiyse, o bilgi zaten değerli bilgidir, ürünüde bal olur. Halbuki bütün sistem bu araklama sistemi üzerine kurulu değil mi, Sen yürümesini, anandan babandan araklamadın mı? konuşmasını yine anandan babandan araklamadın mı? bütün sistem araklama üzerine  kurulu değil mi? Sen kim oluyorsun da, bana bilgiyi çaldın muamelesi yapıyorsun, esas hırsız sensin, bilgiyi saklayan hırsız, çalıp da saklayan Hırsız, bilgi saklamak için değil, dağıtılmak için verilmiş. Allah o kadar bilgiyi hayvanların içine dürüp büküp sokup da, sonrada etrafiniza bakmyiromusunuz ayetleri ile bize uyarmazdi eger bilgi  saklanacak bir şey olsaydı, "Etrafınıza bakmıyor musunuz" Kaç tane ayet ve kuranda<br />
<br />
 görmüyor musunuz?, ayetleri, anlamıyor musunuz,  ayetleri.<br />
<br />
Arı olan, apartmanın başındaki havuzda yüzmeye gitmez, çicek başındaki poleni toplamaya gider ki Bal yapabilsin, Ben de seni dinlemeye geliyorsam bal yapacak polen var mı diye bakmaya geldim, çiçek olmayan yerde arının ne işi var, Bak ben senden bilgi araklamadim tamam mı Sen gel şimdi benden arakla git bakayım bir.<br />
<br />
Cimri, Bildiğini işte böyle öğretmeyen insanlara, kazandığını veremeyenlere denir, Allah'ın verdiği canı vermeye gücü yetmeyenlere denir, işte nefes de öyle, alırsın da veremez hale gelirsin, Çünkü vermesini bilmiyorsan eger.<br />
<br />
Almaya geldi mi iyi de vermeye geldi mi, Hadi nefesi da verme bakalım da, tut o zaman cimri.<br />
<br />
Allah bu düzeni böyle koymamış mi ki,  nefes alıyorsun, hem de iki delikten, birden veriyorsun, burnundan veriyorsun, vermek mecburiyetinde kalıyorsun, hadi vermede tut bakalım nefesi, can da böyle, sana verilen Can da, bir gün alınmak durumunda kalıyor, O zaman,  O zaman durum zor. canı verebilecek miyiz, hepimiz için zor, Sadece senin için değil,seni kastetmedim burada, Almak kolay, Vermek Zor, Evet bazılari malı veremez, bazısı ilmini veremez, bazısı peynir seviyordur, peynir veremez, bazısi da canı veremez, bazılari da nefes hastalığına tutulur, nefesi alıp veremez, hepsi aynı cimriliğin sebebi, cimriliğin cezası.<br />
<br />
Rabbim, askerime, aldığını aldığı gibi vermek, bulduğunu bulduğu yere, geri koymak nasip eylesin, her şeyi, yerli yerine, bulduğu gibi, bulduğu yere koymak nasip eylesin.<br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 19 Mart 2019 Salı <br />
<br />
Original Kar © glan<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Her Sünnet Göründüğü Gibi mi Tatbik Edilir]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=43097</link>
			<pubDate>Wed, 06 May 2026 02:38:18 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=43097</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Her Sünnet Göründüğü Gibi mi Tatbik Edilir</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 29 Mart 2019 Vaazi)<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
اِنَّا زَيَّنَّا السَّمَٓاءَ الدُّنْيَا بِز۪ينَةٍۨ الْكَوَاكِبِۙ  وَحِفْظًا مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ مَارِدٍۚ  لَا يَسَّمَّعُونَ اِلَى الْمَلَاِ الْاَعْلٰى وَيُقْذَفُونَ مِنْ كُلِّ جَانِبٍۗ  دُحُورًا وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌۙ  اِلَّا مَنْ خَطِفَ الْخَطْفَةَ فَاَتْبَعَهُ شِهَابٌ ثَاقِبٌ  <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnnâ zeyyennâ-ssemâe-ddunyâ bizînetin(i)lkevâkib. ve hifzan min kulli şeytânin mârid, Lâ yessemme’ûne ilâ-lmele-i-l-a’lâ veyukżefûne min kulli cânib. Duhûrâ(an)(s) velehum ‘ażâbun vâsib. İllâ men ḣatife-lḣatfete feetbe’ahu şihâbun śâkib<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Biz yeryüzüne en yakın gökleri, yıldızların güzelliğiyle süsledik. spion dedektiv gibi casus şeytanlardan da korunmuştur  o yüksek meleklerin toplantisi olan bölüm olan üst sema, Ki o şeytanlar yüce melekler topluluğunda konuşulan şeylere kulak verip dinleyemezler ve herbir taraftan taşlanarak kovulurlar aşagi batirilirlar. oradan Uzaklaştırılırlar. oraya yaklaşanlara kesintisiz bir azab vardır. Ancak meleklerin konuşmalarından hırsızlama bir söz kapan olursa, hemen onun ardından da delici ve yakıcı bir ateş, ona peşinden yetişir ve onu yakar.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Sâffât Suresi 6,7,8,9,10. Ayet</span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"İhlâs ile Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Resulühü diyen Cennete girer."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Taberani, Deylemi)</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
(La ilahe illallah, Muhammedün Resulullah diyene Cehennem ateşi haramdır.)<br />
<br />
 <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">[Müslim]</span><br />
<br />
(Allah'tan başka ilah olmadığına Allah'ın bir ve ortağı olmadığına ve Muhammed'in Onun kulu ve Resulü olduğuna, keza Cennet ve Cehennemin hak olduğuna şehadet ederse, Allahü teâlâ onu Cennetine koyar.)<br />
<br />
 <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">[Buhari, Müslim, Tirmizi]</span><br />
<br />
(Rab olarak Allah’ı, din olarak İslam’ı, Resul olarak Muhammed'i seçen yani kabul edip beğenene Cennet vacip olur.) <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">[Ebu Davud]</span><br />
<br />
(Kitap ehli olan bir kavme [İsevi veya Musevilere] görevle gidince, önce, La ilahe illallah Muhammedün Resulullah demeye davet et. Bunu kabul ederlerse, günde beş vakit namazın farz olduğunu bildir. Bunu da kabul ederlerse, Allah’ın Müslümanların zenginlerinden alınıp fakirlerine verilen zekâtı farz kıldığını söyle.) <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">[Buhari, Müslim, Ebu Davud]</span><br />
<br />
(Size şu beş şeyi emrediyorum. Birincisi Allah’a imandır. Allah’a iman nedir biliyor musunuz? Allah’tan başka mabut olmadığına ve benim son Peygamber olduğuma şehadet etmektir.) <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">[Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai, Ebu Davud, İbni Hibban, Taberani] </span><br />
<br />
Ateşedemi şükretmemiz lazım, Cehennemi yaratan Allah'ın, Cehennemi neden yarattığını bildiğimiz zaman, cehenneme de şükretmemiz gerektiğini bilmek nedir. ve düşünün Ateş olmasaydı yiyeceklerimizi ne ile pişirecektik, mesela patlıcan ve patates yemek istediğimizde, ve işe giderken Hanımın Sana 3 tane Çiğ patates, 1 tane patlıcan Öğlen yemeği olaraktan, yemek çantana koydu. ve öğlen oldu iş yerinde sen, çıkardın patatesleri, patır kütür patır kütür çiğçiğ yiyeceksin, ne garip! Hele bir de patlıcan eline alıp patır kütür çiğçiğ yiyeceksin, kendini düşünüyormusun bu halde.<br />
ve yine mesela demiri ateş ile kızdırmadan, yararlı hale getiremiyoruz, Ateş olmasaydı, demir kapıları, Demir direkleri ve beton direklerdeki demir telleri, yine araba kaportalarını, konstrüksiyon malzemelerini nasıl yapacaktık Ateş olmasaydı? cehenneme de Ateşe de şükretmek lazım değil mi? Çünkü Cehennem ateşten ibaret diye biliyoruz, sıcak Cehennem ateş Halbuki, amma işte Cehennem halk olmasaydı, ateşte halk olmazdı, yine ateşin kullanıldığı yerler, güneşimiz de o hararetli Ateş  ve yanma olmasaydı? Bahar gelir miydi? Yaz gelir miydi? soğuktan donardık, hele kışın, mevsim Kışa döndüğünde, evimizde sobada ve kaliferlerde Ateş yakmasaydık, hasta olurduk hepimiz. insanların soyu, kısa sürede tükenirdi. Şeytan da ateşten deniyor. o zaman ateşe şükretmek lazım ise, şeytanadamı şükür edeceğiz, ateşin bir neviisi Şeytanda, dumansız ateşten  deniyor. Öyle olunca, mesela mikrodalga fırın, bu fırında Bir yemek ya da pasta kek pişirirken yada ısıtırken, herhangi bir ateş yok, Herhangi bir duman yok, Alev yok, eeee frekans ile yemek pişiriliyor, Hani geçen gün anlatmıştık ya, Kainat frekanstan ibaret, Matrix içindeyiz, İşte bu matriksin çözüldüğü noktalardan birisi de, Mikrodalga fırınlar, mikrodalga fırın çözüldüğünde, bunu çözen amca, Matrixin içinde olduğumuzu çözmüş zaten, Yani dalgalar dünyasında olduğumuzu çözmüş, ve dalga ile, dedik ki , insan görmediği halde, elini yakacak sıcaklıkta bir demir uzattık sana dediğimizde, elini değdirince, o demir sogukda olsa da, eli yanmış hissi hissediyor demiştik, işte buradan yola çıkan bilim adamı, dalga ve frekansın yemeği pişirebildiğini keşfetti, ve mikrodalga fırın üretti, adı üstünde mikrodalga, Dalga ile frekans ile pişiriyor, Yani bu iş bizimkilere gelesiye kadar, adamlar çoktan zaten bunları keşfetmişler. Bizimkiler hala uykuda, ve dumansız Ateş işte, dumansız Ateş, o zaman mikrodalga şeytan mı? Allah şeytanı yaratmış ki, mikrodalga fırında keşfoldu, şeytan gibilerin enerjisi, işte mikrodalga Fırını da keşfetmemize sebep oldu. yani yine ateşin nimetleri saymakla bitmez, Allah öyle diyor, <br />
<br />
"Hangi nimetlerimi yalanlarsınız." <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Rahman suresinden ayet)</span><br />
<br />
<br />
ateşi bize nimete çeviren, İbrahim'e serinlik güle gülüstana  çevirdim diyen Allah, ateşi bize Nimet etmiş, doğru kullaninca, soğuktan korunup ısınıyoruz, yemeğimizi pişiriyoruz, alet Erdavatımız, metallerden onun ile ısıtılaraktan yapılıyor, yine Alüminyum, alüminyumun kazanılması için sıcak kazanlar olmasa elektrik dalgası olmasa, alüminyum üretilemez, alüminyum kullanılır hale getirilemez, işlenemez,  5000 watt elektrik lazım Günümüzde ortaya çıkan teknolojik gelişmeler sonucu, alüminyumun kazanılması için özgül enerji tüketimi ~ 13 kwh gerekli her 1kg-alüminyum elde edebilmek için yani ~ 13 kwh/kg-alüminyum seviyelerine kadar düşmüştür. yani işte Dünyamız dört ana unsurdan meydana geliyor, işte bunlara Anasırı Erbaa deniyor ki, su, toprak, hava, ateş, Onlardan birisi de ateş, ateşsiz bir dünya ve Kainat, eksik kalır, Gedik kalır. <br />
---oOo---<br />
<br />
Ve bu ecnebi bilim adamları o kadar ileri gittiler ki, artık  4 duvar içinde, evde oldu bitti,  Kimse görmedi diye bir şey yok artık. üstümüzdeki gece bile yorgan vazifesi görmüyor, duvarlar koruma vazifesi görmüyor, yine yorgan dahi yorganlık yapamıyor artık. neden ve nasıl derseniz, Taaaa bu radyonun keşif olmasına kadar dayanır. ve Radyo, düşünün ses dalgasının, bir yerden yayın yapıldığında, taaa evimizin içine kadar geliyor, duvarları delip, camları duvarları delip geçip, evimizin odasındaki radyoya kadar ulaşıyor, radyonun anteni, O Ses dalgasını algılayınca, radyonun içindeki transformatör denen bir aygıt, o dalgayı ses haline  transforme edip dönüştürüyor, ve hoparlör denen bir cihazda onu, kesik kesik hırıltılar halindeki dalgayı, aynı insandan çıkmış ses gibi, kelimelere cümlelere çeviriyor, ve bu radyo dalgası nasıl işte, ne duvar dinleyeyip, Ne kapı ne çatı, ne elbiseyi engel tanımayıp, evin içine girebildiği gibi, Ve bu dalganın evin içindeki, o Radyo denen cihaz ile Sese Çevrilebildiği gibi, şimdi bu ecnebi bilim adamları, artık insanın kendisininde dalga yaydigini buldular, ses frekansı, konuştuğu zaman yaydığı gibi, görüntüsünün de, bir dalga ve frekans olduğunu, ve her şeyin titreşim olduğunu keşfettiler, bu titreşimler işte, yıldızları görmemize sebep, o Yıldız'ın sertliğini, maddesini keşfetmemize sebep olan şey de, o Yıldızı'ndaki maddenin titreşimi ile alakalı işte, sen de dünyada bir yer işgal ettiğin için, sen de bir titreşime sahipsin, senin bedeninde bir titreşim yaymakta, ve o titreşim, Sen neredeysen oradan yayılmakta, ve bu kainata doğru akıp giden bir dalga şeklinde, ve işte ecnebi Bilim adamları, bu dalganın da aynı Radyo dalgası gibi, duvar veya kapı veya perdenin bu dalganin yayilmasina engel degil oldugunuda buldular, bu dalgayı bir sensör ile algılayıp, daha sonra bunu, bir Transformers sayesinde, tekrar görüntüye çevirebilecek aleti keşfettiler, ve bunu da bir ekran sayesinde görüntülemek imkânına erdiler, ve bu da zamanımızın icatlarından birisi, ve artık öyle, ben evimin içindeyin, beni kim görecek diye bir durum yok, artık seni duvarların içinde de olsan, demirlerin içinde bile olsan, görüntülüyebiliyorlar, sesini Duyabiliyorlar, sen ne yaptın, ne ettin bilebiliyorlar, elbiselerin bile engel değil, seni çıplak vaziyette görmek isteyen, çıplak vaziyette, elbiselerinle görmek isteyen, elbiselerin ile görüntünü almasına imkan sağlayan bir buluş, ve icat, şu anda günümüzde meydana getirildi, ve bununla da insanlık, izlenip gözlenmekte, Hatta Mehdi de bu gözetlenenlerin başında zaten. <br />
<br />
Kur'an'da da bir ayet olacak ve her insanı gözetleyen casus bir şeytan, yani <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"şeytanin Marid"</span> vardır diye bir ayet var işte herkes gözetleniyor.<br />
<br />
Cennet tasvirlerimize devam edersek, ve iki cihan Onun için halk olmuş olan Muhammed olsun, ruhullah lakabı almış olan İsa Aleyhisselam olsun, yine Kelimullah lakabı almış, Allah ile kelam etmiş olan Musa bile olsa, ve Muhammed'in Ashabından, kerremallahu veche Ali bile olsa, onlardan bir tanesini al gel bizim vaktimize, vaktimizin en cahili  ve en şapşiki durumuna düşer, Tövbe haşa diyeceksiniz şimdi, Evet Evet, çünkü mesela onlarin vaktinde Tuvaletler evde değildi, Onu al gel buraya, tuvalet yapacağı zaman, oraya gitmeyeceksin, eve yapacaksın desen, şaşırmaz mı? Biz tuvaleti evimize yapıyoruz dersek şaşırmaz mı? sıcak sular akıyor evlerde amma, bu bu sıcak suyu nasıl kullanacağını ne bilecek, musluk görmemiş ki, evlerinin altindan Nehir akıyor diye tarif edilmiş işte, abdest almak için Çeşme arayan Ali düşünüyor musun, Muhammed düşünüyor musun, evimizde Çeşme, yani Nehir akıyor, hem de isterseniz sıcak, istersen soğuk akıyor, yine Eskiden, biraz Eskiden ekmek etmek için, köy fırınlarına gidilirken, şehir fırınlarına gidilirken, benim evimde fırınım var, Ben kendi evimde ekmeğimi yaparım, pişiririm dersek, nasıl şaşırırlar, o fırının düğmelerini nasıl kullanılacağını nereden bilecek o Ali, nasıl çalıştığını, elektriğin onu çarpacağını, ama düzgün kullanırsan çarpmadan ekmeğini pişirdiğini nereden bilecek, baksa ki şaşırır, Ömer görse şaşırır, Osman görse şaşırır, Muhammed görse şaşırır değil mi? baksa baksa şapşik durumuna düşer, fırında Hadi bir ekmek pişir dersek pişirebilir mi, Haydi bir Çay kaynat bize dersek, kaynatabilir mi? yani bilgisiz ve şapşik durumuna düşerler, oraya baksa bir icat ve mucize Keramet gibi bir şey, beriki tarafa baksa, başka bir mucize ve keramet gibi bir şey, yani hayret içinde kalıp Hayret makamına çıkar. Hayret makamına çıktı denilen evliyalar var  deniliyor ya, şimdi bu günün evliyasını, 50 sene sonraki icatların olduğu devire götür, bugünün evliyası Hayret makamına Çıktı işte, evliyayı götür, ne görse o devirde olmayan, mucize bir şey olur onun için. Allah Allah!  Fatih Sultan Mehmet'in getir bizim vaktimize, ve cep telefonundan şöyle uzaktaki annen ile konuş sonra, İnternetten görüntülü konuş, Fatih Sultan Mehmet in ağzı açık kalır değil mi? Ne oldu, Hayret makamına çıktı, Hayret makamı neymiş, deniyor ki Kalp gözü açıldı mı bunların kimseye söylenmemesi lazımmış söyleyen ölurmuş, Ya da kaybedermiş bu bilgileri, Bir daha oraya çıkazmazlarmış. Halbuki işte imamı Mübin Sırrı ile, Yukarıdaki, ana kitaptaki görüntülere erişmek demek, Hayret makamına çıkmak demek. yahutta zamanda yolculuk ile, o zamana gidip, o zamana  müdahale etmeden, O zamanı izlemek, görmek, onları hakkalyakin bilmek demek, oradaki görüntülerin sana bildirildiği zamanı düşün,<br />
<br />
yani bugünkü çağıda ki bir insanın Evinde ki alet erdavatı ve Osmanlı zamanından başında ki kurucusu Osman Bey'e al gel, ve benim evdeki alet  Erdevatları göster, işte Hayret makamına çıkar, ağzı açık kalır, <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Hayret makamı</span> bu, <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">marifet makamı</span>ndan sonraki makam, hayret makamıdır, hayret makamı ise geleceği görmek demek, sen şaşırmaz mısın dün ankesörlü telefonlar vaktindeyken, seni alıp gelseler, internetten yahut, Cep telefonlarıyla görüntülü konuştuğumuz vakte alıp gelseler ve Sana gösterseler, seni cennete getirdik  deseler,  İnanmaz mısın sen, ve Hayret etmez misin, Cennette ne güzellikler var demez misin, gidip anlatmaz mısın bunları orada vaktindekilere, Anlatmayacak mısın, ya anlatırsan kaybeder misin, Allah Allah! hayret işte, yani hayran kalmak, Bakıp bakıp hayran kalmak, ama elde edememek, o an o an onları elde etme imkanının olmaması, seni sadece seyirci olaraktan oraya götürdüler, ve sana gösterdiler demek bu, ve bir gün bunların olduğu çağa ulaşacağını gösteriyor, ve bir anda  sen bugünden 100 sene sonrasında ki  vakte  götürüldüğün zaman, bugünün insanı Hayrat makamına çıkmış olur.<br />
<br />
ve yine Ashaptan birisini alıp gelsek, Hadi bir bizi Arabaya bindir de İstanbul'a götür dersek, o ashabin ehliyeti yok, trafikte sağdan gidilir bilmez, stop'ta durulur bilmez, yeşilde geçilir, kırmızıda durulur, sarıda beklenir bilmez, şapşik olur, yol nedir bilmez asfalt yol bilmez, yollardaki levhalardan güzergah takip edilip de, bir yere kolayca adres bulup ulaşıldığını bilmez, adres diye bir şey yok zaten eskiden, bi civarı falan yerin civarında, yakınında diyerekten tarif ediliyor, ama şimdi ne olmuş Sokaklar bile isimlendirilmiş, evler numaralandırılmış, ve adres diye bir şey var, mektup atıyorsun, adres diye bir şey yazıyorsun,  seni istanbul'da arayan birisi, O numaraya sana mektup yazıyor, paket gönderiyor, hediye gönderiyor, seni arayıp O adres ve Numara'da bulabiliyor. Osmanlı vaktinde var mıydı böyle bir şey, böyle bir şey var mıydı, adres diye bir şey var mıydı, adres tarifi numaralandırma var mıydı, böyle bir şey tasnif, yani tasnif, musannif, Mehdi Aleyhisselam en büyük musanniftir, tasnif edicidir, tasnif Edecek yani numaralandırma, sınıflandırma, kitaplardaki bab yani kapı açan demektir, musannif, yani düzenli şekilde  yerleştiren demekdir, aradgini aradigin yere bulmak için adresleme, mesela bilgisayardaki dosyaları düzenleyen, yani Hani bilgisayarda mesela müzik dosyası açtık ve indirdigimiz müziklerin Hepsini onun içine attığın zaman, Karman çorman olur, amma onun icinide siniflandirirsan 2018 dosyasi ve 2019 dosyasi diye daha düzenli olur degilmi, o bile yine karışık olur 2019 ocak Ayı diye bir dosayda onun icine actin sonra subat mart ayi diye aylara böldün, mesela Ocak ayında çıkan müzikler dedin, bir alt sınıf daha oluşturduğunda o ordnenin yani dosyanın içine bir dosya daha açtım, yine  mesela resimler dedin, Ocak ayı dedin, 1. hafta, 2. hafta, dedin, Ne oldu düşün yani, bunun Arandığı zaman kolayca bulunması için, bir baum oluşturdun aynen agac dallari gibi dal sitemi veya tasnif işte. ve ben Bauman diye bir kumaş dokuma fabrikasında pıraktik yaptım, elektrik teknisyenliği öğrendigim zaman. orada büyük bir depo var, oranin akilli bir asansörü, bilgisayarlı bir asansörü var, asansörün içine binen kimse, Hatta binmeden de alıp geliyor kendisi, otomatik, asansörün içine binen kimse, bilgisayardan diyor ki mesela, 0005DC kodlu turuncu renkli yün ipliklere git o ipler 9. kat 19. bölüm alt sirada ara diyor mesela, bunu bilgisayara girdiği zaman, o asansör otomatik olaraktan gidiyor Onun önünde duruyor, yüksek bir asansörlü böyle bir Deposu var, Depoda gerekli malzemeler var, dokuma fabrikasi olduğu için, yani kumaş iplikle dokunan bir şey, ve bu şekilde Hangi ipin hangi renginin nerede olduğunu, hangi boyanın nerede olduğunu bilen, bilgisayar ve asansör var, gidiyor o rengin olduğu yere, o iplikleri alınacak yer variyor, orada duruyor, ve bir de efendim Eğer uzaktan kumandalı bilgisayardan kumanda ede biliyorsun, Hiç İçine binmeden  o paleti içeriye alıyorsun, sonra alıp gelip senin yanina  bırakıyor, Sen alacağın kadar içinden iplik alıyorsun, tekrar koy, Götür bunu yerine bırak diyorsun, götürüp yerine bırakıyor. yani düşünün teknolojinin ne hale geldiğini, yani burasının Cennet halini almaya doğru gittiğini, yol aldığını anlamayanlara ben ne diyeyim, ve bunu bırak Ashabı kiramdan birisini, Osmanlı vaktindeki birisini alıp gelsen, bunu göstersen, o bile Hayrat makamına çıktım der, Ben Hayrat makamına çıktım, evliya oldum der, yani mucizevi şeyler gibi görünüyor, halbuki hepsi şu anki vaktimizde, biz onlara teknoloji diyerekten bakıyoruz, mucize ve keramet demiyoruz bunlara.<br />
<br />
Öyle olunca Yollar, asfaltlar, ve navigasyon diye bir şey var vaktimizde, Arabaya sen navigasyonu taktığın zaman, mesela senin hiç görmediğin Hindistan'a gideceksin, Hindistan'ın haritası varsa sende, ona adres verdiğin, zaman Türkiye'den yola çıktın Hindistan'a kadar seni alıp gidiyor, Hindistan'daki bir adrese sokaga hatta ev numarasına kadar seni alıp götürüp bırakıyor, işte  aradığın Kimse bu evde diye, yanına varınca, hedefine vardın diyor, oraya vardığın zaman. bu mucize Keramet değil de ne? Ashab-ı kirama bunu göstersem, işte mucize İşte Keramet ve cennetin nimetleri diye bakacak, işte cennetin nimetleri bunlar, işte bu cenneti nimetlerinden faydalanıyorsunuz ama, Cennet nimeti olduğunu bilmiyorsunuz, suyun içindeki Balık gibisiniz, sudan habersizsiniz, havanın içindeki kuş gibisiniz, kuş oluyorsun da havadan habersizsin. <br />
<br />
Yine Cennet vaktimizdekilerden biriside, mesela adamın kafasındaki saçları dökülmüş, kabak olmuş, adamın ensesinden bir sıra, 2 sıra saç alıyorlar, kabak olan yerine ekiyor, dikiyorlar, aynı  pırasa Diker gibi saç dikiyorlar, ve o saçta, pırasanın toprakta yetiştiği gibi, Kafadaki çıplak yerde yetişip saç oluyor. Aman yarabbi,  bu mucize değil de ne? yine  bu acıyı sızıyada gerek kalmadan, kadınlar saçlarını kısa kestirmiş, Bu sefer de 2 hafta sonra sıkılıyor kısa saçtan, ve diyor ki kauaförün Sana, gel de kaynak yapalım diyor, uzun saçları silikonlu kafasındaki saçlarına yapıştırıyorlar, Sanki sen diyorsun ki  bu kadının saçları ne kadar uzun, ne zman uzadi hemen, ne kadar güzel,  yarım saat içinde Saçları uzun hale geldi, yine peruklar, yine kuaförler işte, saclari istediğin şekle sokuyor, seni daha bir güzel yapiyor böyle, çirkin birisni bile bir güzel hale getiriyor makyajlar ile, yine manikür pedikür yani hijyen.<br />
<br />
Peygamberimizin sünnetlerinden birisinin de, uykudan kalkar kalkmaz, semaya baktığını rivayet etmiş hadis ravileri, yani Neymiş bu, uykudan kalkınca havaya bakmamız gerekiyormuş, semaya bakmamız gerekiyormuş ki, sünnet işlemiş olalım!  bire dangıl ahmak adam, Muhammed neden semaya bakıyordu? şu anki vakitte kalkinca semaya bakmaya gerek yok,  Tamam bakarsın Ama, sebep ne idi, bazı sünnetler işte öyle göründüğü gibi değil, Muhammed vaktinde saat Yok, saat diye bir şey  daha Keşfedilmemiş takvim diye bir şey Keşfedilmemiş, Sabah kalktımı  Öğlen mi oldu? sabah mı oldu? ikindimi mi oldu, havaya bakacak ki, gündüz ise güneşe bakacak, öğlen ve ikindi mi, güneşin durumuna göre karar verecek, saat kaç olduğuna karar verecek, akşam ise aya bakacak, ayı görecek ki bugün ayın kaçı, Saat kaç olabilir, ay Nereye gelmiş, Gecenin yarısı mı, ortası mı, başlangıcımı bilsin, uykudan  kalkar kalkmaz semaya bakmasının sebebi bu. Bugün ben kalktım  duvardaki asılı saatimi bakıyorum, Saat kaç olmuş, kaça kadar uyumuşum biliyorum, semaya bakmama gerek kalmadı ki, gerekirse bakarım, birde gökyüzünün havanın durumu nasıl  diye bakarım, iklim nasıl bugün, hava durumu nasıl, serin mi, soğuk mu bakarım, ona bile gerek yok, içeride dijital termometreler var, içeriyi dışarıyı algılayan Sensorlar ile, senin evinin içine  bunları bilgi olarak tanımlayan yansıtan aletler Keşfoldu. Dışarıda hava  eksi 22 derecede ise sen içerde sıcak odada oturuyorsun dışarıdaki havanın kaç derece olduğunu biliyorsun bunlar sayesinde.<br />
yine internetin varsa bilgisayarin alt köşesinde bir yer var, hem takvim var, hem saat var. hem de mesela öyle sayfalar var ki internette, diyor Şu an saat  Amerika  da Başka, çünkü Amerika'daki saat başka bizdeki sanat başka bilim adamları hem grinviç diyerekten dünya bilim admlari dünyayi meridyenleri bölüp, saat dilimlerine bölüp, ve birini sıfır noktası almışlar, ve her saat dilimi bir saattir,  24'e bölmüşler ve Öyle olunca Amerika'da saat 4 iken, Biz de 4 değil, Çünkü orada sabah kaçta başlar, orada Gece kaçta başlarsa saat ona göre, Seninki ile diger meridyendeki ayni degil, aynı şekilde başlamıyor, sabah  başlangıcı aynı mı, saatler farklı, Öyle olunca Amerika'da saat 6 iken şu an bizde sabah 4 diyor  falan filen Türkiye'de gece 2 diyor mesela. şu anda internet sayesinde, bazı sayfalar sayesinde, ve bazı aygıtlar sayesinde, böyle bile biliyorsun, Öyle olunca Muhammed  kalkar kalkmaz semaya baktı, Biz de şimdi kalkar kalkmaz semaya bakmak sünnet diye  o yüzden hemen yatağımızı bir pencere yanina seriptemi yatacağız ki, kalkınca çabucak semaya bakacağız ki, o sevabı işleyelim, Bu mu yani, şimdi bunu yaparsak, bu kadar yıllık emek zayi oldu, o hadis anlaşılmadı denir. bugün ne yapacaksın, kolunda saat varsa, kalktımı saatine bakarsın, Telefonuna, cep telefonundan bakıyorsan saate takvime, cep telefonuna bakarsın, internetin açıksa, internetten bakarsın, Bugün ayın kaçı, günlerden ne? gün Gecenin yarısı mı, Ramazan'da mıyız, Recep de miyiz, artık biliyoruz takvim ve saatler sayesinde, akilli saatler telefonlar sayesinde zaten. yani bazı sünnetler öyle göründüğü gibi tatbik edilmez, ve bunu anlamayan dangıl alimler, hala aynı ahmaklık da, aynı salaklık da devam ediyorlar. ve bunu da eger yapılmazsa, sünnete aykırı hareket etmiş olursun, ve sen bunu yapmayinca sen mehdi olamazsina getiriyorlar işi, sünnetten Sen içtinab ettin demeye getiriyorlar. bu  mesele de budur.<br />
<br />
Yine  diğer peygamberlerin sünnetlerine ittiba etmek de de, aynı kendi Peygamberimizin sünnetine ittiba etmek gibi sevap ve ecir  var. ve onlarda değer kazandıran ameller olaraktan biliniyor, ve mesela Eyüp aleyhisselam ne yapmış, hastalığa sabretmiş, ve en sonunda iyi olup düzelmiş, işte hastalığı sabredenler, Eyüp sünneti işlemiş olurmuş. lan dangıl trottel beyinsiz ahmak, bugün Tıp keşfedildi, ilaçlar keşfedildi, Doktorlar var, hastaneler var,  her türlü aygıt var, Ameliyat ediyorlar, ilaçlar, ilaç sanayisi, her türlü şifalı bitkiler, maddeler biliniyor ve bilinip tecrübe edilmiş vaziyette, Sen daha hala, hastaneye gitmeyip, hastaliga sabretmek ile, yani sabrettiğinde Cennet kazanirsın dersen ahmak olursun. o anda eyub vaktinde Doktor diye bir şey yok zaten, ve ilaçlar bilinmiyor, yapacak başka bir şeysi yok, gitse ki Hastaneye, tedavi olsa, tedavi olacak bir durumu yok, ve burada da yine o an Eyüp'ün sabır ettiğini biliyoruzda,  hastalığına sabrettigi gibi, hanımı  Rahime hatunda onun o hastalıkli  haline sabretmiş, hangisinin sabrı daha büyük, şimdi karşılaştırırsak, Eyüp'ün sabrı mı daha büyük, yok sa Rahime hatunun Eyubun hastalıklı Haline, irinli haline sabredip de, onu terketmeyip ona hizmet edip bakıp,  ona hizmet eden hanımı rahimenin sabrımı daha değerli? ikisi de aynı minval de diyebiliriz. Onun ki de sabır onun ki de sabır. Öyle olunca eğer ki, o vakitte, o hastalığın tedavisi biliniyor olsaydı, Elbette Eyüp'te, yahut hanımı da, ona, git hastalığından Tedavi ol derdi. yoksa Eyüp sünneti işlemek için, hastalığa boyun eğmek gerekmez, Eğer tedavisi Mümkünse, gideceksin tedavi olacaksın.<br />
<br />
Yine bazilari hapishaneye düşmeye Yusuf sünneti olur gözünden bakıyorlar. bir adam kendini hapishaneye düşürecek ameller işlemesin ki, o duruma düşmesin, Haksız yere de düştüysen de, çıkmanın yollarını arayan Yusuf  gibi oradan çıkmanın yollarını aramadın mı sünnet olmaz. Çünkü haksızlığa uğradığını ispat edecek ve, Hemen oradan kurtulacak Yollar aradı yusuf aleyhiselam, ve işte rüya yorması ile öyle bir mucize ile oradan Kurtuluşa erdi. yoksa hapishaneyi okula çevirmek marifet değil. Yusufluk marifet amma, Hapise düşmek marifet değil, Yusuf sünnet işlemiş olmuyorsun hapse düşünce, o sana bir örnek, Peygamberimiz tıpta her zaman  tedavi edici tıbtan evvel ön Tıp kullanmış, yani hastalığın ortaya çıkışını önlemeyi öncelik alıp,  hastalığına sebep olan şeylerden uzak durmayı, ve onlardan sakınmayı ele alıcı özellikler öğrenmeye ve öğretmeye çalışmış, Kendisi de o şekilde onlardan uzak durmaya çalışmış, dişleri Hasta olmasın diyerekten, dişlerini misvak fırçalamış. misvak varmış, misvak ile fırçalanmış, fırça yok ki Ne yapsın,<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Eğer ümmetime ağır gelmeyecek olsaydı, onlara her namazda misvak kullanmalarını emrederdim."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhârî, Cum'a, 8, Temennî, 9, Savm, 27; Müslim, Tahâre, 42; Ebû Dâvud, Tahâre, 25; Tirmizî Tahâre, 18; Nesai, Tahâre, 6, Mevâkit, 20; İbn Mâce, Tahâre, 7; Ahmed b. Hanbel, I, 80, 120, II, 245, 250, 259, 287, 399, 400, )</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Misvak kullanarak kılınan namazın, misvaksız namaza üstünlüğü yetmiş kattır."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Ahmet b. Hanbel, Müsned, VI, 272)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Dört şey geçmiş peygamberlerin sünnetlerindendir. Haya duygusu, kokulanmak, diş temizliği ve nikâh."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Tirmizî, Nikâh,1; Ahmed b. Hanbel, V, 421)</span><br />
<br />
<br />
 Peygamber yine ellerini yıkamış, Yemekten önce yemekten sonra ellerinizi yıkayın demiş<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Yemeğin bereketi; hem yemekten önce, hem de yemekten sonra elleri yıkamaktadır."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Tirmizî, Şemâil, 27.bab, no:189)</span><br />
<br />
 başka rivayette de şöyle nakledilmiştir:<br />
<br />
 “Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in bir mendili vardı, abdest aldığı veya ellerini yıkadığı vakit onun ile kurulanırdı.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Tirmizî, İbni Sa’d, Tabakât, 1/462.)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Elindeki yemek bulaşığını yıkamadan yatan kimse, eğer gece başına bir sıkıntı gelir ise, bu durumda hatasını başkasında değil, kendisinde arasın."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Ebû Dâvûd, Et’ime:53, no:3852)</span><br />
<br />
ağzını yıkamadan yatan birisi, sabah kalktığında hasta olursa, kendi belasıdır demiş, çünkü ağzında bulaşık kaldı, Sen ağzını açıp da uyudun, hayvanın bir tanesi agzina girverdi, bu süt içtiysen mesela onun kokusuna gelen bir yılan ve bak bir sürü arıcının ağzından giren yılan hikayeleri vardır. Çünkü süt kokusuna yılan gelir, ağzından içeri girer ağzın açık olursa. yine arı karınca ve böceklerin bazıları tatlı sever ve ağzındaki tatlı bulaşıklarına gelirler, ağzının kenarında tatlı buluşığı kaldıysa ve yıkamadınsa  arıcı isen bal yediysen, balda ağzının kenarında yapıştı kaldıysa, ve öyle uyudunsa, az sonra karıncaların senin ağzına hücum edecekleri malum. o zaman sen kendin hasta olursan, vücuduna arı, Karınca,börtü böcek girerse, zarar verirlerse, Kendi kabahatin, ağzını yıkamadan  yattığın için. Peygamberimiz O yüzden elinizi ağzınızı Yemekten önce yıkayın, sonra da yıkayın demiş.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Tırnaklarını kes! Zira uzayan tırnakların üzerinde şeytan oturuyor.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Hatîb el-Bağdâdi, el-Câmi‘ li-Ahlâki’r-Râvî, c. 1, s. 374, Hadis No. 860.</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Her kim Cuma günü tırnaklarını keserse, öbür Cumaya kadar  kötülükten beladan emin olur korunur.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Taberânî, Mu‘cemü’l-Evsat, 5/85, Hadis No. 4886.)</span><br />
<br />
<br />
Ebû Hureyre (Radıyallâhu Anh) şöyle rivâyet etmiştir: “Peygamber (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem), Cuma günü namaza çıkmadan önce tırnaklarını keser, bıyıklarını kısaltırdı.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Taberânî, Mu‘cemü’l-Evsat, 1/258, Hadis No. 846.)</span><br />
<br />
Cuma namazı için gusletmek, güzel koku sürünmek, yeni, temiz giyinmek, saç, tırnak kesmek sünnettir. Tırnakları Cuma namazından önce veya sonra kesmek sünnettir. Namazdan sonra kesmek efdaldır. <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Dürr-ül-muhtar)</span><br />
<br />
Hadis-i şerifte, (Cuma günü tırnak kesmek şifaya sebeptir) buyuruldu. <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(E.Şeyh)</span><br />
<br />
Başka bir hadis-i şerifte, Peygamber efendimizin Cuma günü namaza gitmeden önce, tırnaklarını keserdi. Perşembe günü de tırnak kesmek caizdir. Kesilen tırnakları gömmek iyi olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<br />
(Saç ve tırnağınızı toprağa gömün, büyücüler onlarla sihir yapmasın!) <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Deylemi)</span><br />
<br />
<br />
 yine mesela Peygamberimizin hadislerinden demişler mesela, Peygamberimiz tırnak keserken görmüşler, Cuma günü kesiyormuş, Ya Resulallah Bu sünnet midir, sünnettir, bunun bir ödülü var mıdır, Vardır ödülü zengin olursunuz, Cuma günü tırnaklarını keserken yani Peygamberimiz ödül ile öğretiyor, ashabını temiz yetiştirecek, Amma ödüllü yetiştiriyor, aynı çocuğa Hadi git kendine şeker al, 4 tane de ekmek al der gibi. sana zenginlik vaadi, Çünkü ashabının oraya gelen yabancı ecnebiyler, ashab-ı kiramın yanına geldiklerinde,mesela  Cuma günü hepsi yıkanmış, mis sürünmüş, gözlerine Sürme Çekmiş, tertemiz, saçını Taramış sakalını bıyığını kısaltmış, banyosunu yapmış, tertemiz mis gibi insanların yanına geldiği zaman, bu müslümanlar  nasıl bakımılı birisi diye onlara özenmez mi?  işte peygamber Eshabını  temiz eshap olaraktan yetiştirmek için, çeşitli sünnet ve hareketler yapmış, Temizlikler yapmış, önleyici tıpta, hastalıkların gelmesini önleyici önlemler almış, ve bunlarıda ashabına anlatıp öğretmiş. Fakat o birşey yaparken gören eshab, bunun cennette Ecri ödülü var mıdır ya resulallah demişler, O da Ödül vermiş de miş anlatmış, şunu yaparsınız, şu olur, Bunu yaparsanız böyle olur diye. Yani hep aynı çocuğa bir şey yaptırmak için, şeker vermek gibi, o ödüller ki,  Aslında onları sünnetleri yaptığımız zaman, dünyada karşılığınıda alacağız zaten.  şekere ve ödüle gerek yok, Zaten şu anda tırnaklarını kesiyorsan, bakımını yapıyorsan, manikür pedikürünü yapıyorsan, sen şu anda tertemiz bakımlı sağlıklı insansın. mikroplardan korundun, yani beladan korundun, yoksa mikroplari yersin, hasta olursun, Burası cennet halinde, Herkes bakımlı, türüm türüm tütüyor parfümler misler ile. Ne güzel, insanlık güzel oldu, cennete döndü burası, Yoksa sen işte tırnakları Cuma günü kestin  bu dünyada ileride zengin Olur değil  bu, Gaye amaç bu değil, Peygamber sadece orada ödül vererek den  o sünnetin severek yapılması için,  bunları böyle anlatmıştı. sünnetler sadece göründüğü gibi zannediliyor, göründüğü gibi algılanıyor, doğru şekilde yapılmıyor. Halbuki o sünnetleri yaptıklarında, İslam ümmeti diyerekten, Muhammed grubu diye bir grubu, Temiz insanlar, bakımlı insanlar, bilgili insanlar olaraktan yetiştirilmesini sağlamak, hastalıkları olmayan kararlı tutarlı bir grup olmak gaye,  kötü bir şeyler yok, akarı kokarı olmayan tertemiz bir ümmet olmamızı sağlamak için, Muhammed bu ödülleri bize göstermiş, yoksa  cennette Bilmem köşküm olacak, Cennette Bilmem katların yatların hikayeleri biraz fasa fiso İşler bunlar. Peygamberimizin Sadece onların yapılmasını sağlamak için ödül vermesini, Allah da onları o şekilde  ödüllendirip, onları peygamberini mahcub etmemiş.  şu anda onları yapanlar, cennet gibi vaktimizdeki, şu andaki insanlarımız, zaten bunları yapan insanlar olduğundan onların ödülleride var,  bak evin altında akan nehirleri olan evlere ulaştık, evinde su tesisati var, tuvalet banyo var, bak mehdi vaktine ulaştık, altınçağ İşte bu Vakit kuruldu. o insanların ona yani sünnetlere ittibâ etmeleri amacına ulaştı ve  anlattık bu dünya nerdeyse cennet gibi oldu. insanlıkta artık bunlar ahlak halini aldı ahalakı hasene ve meleke halini aldı, tırnak kesmek, banyo almak, mis parfüm kuallanmak. işte yine cumartesi yasağı, cumartesi yasağını Allah koyduğunda anlamadılar, ve zamanımızda ki insanlar tatil etmesin öğrendiğinde ne güzel oldu. yani o zaman yapamadılar ama, işte bugün de hafta sonu tatili ne güzel bir nimet, tatil yapmasını öğrendik, Allah'tan öğrendik, onu da, dinlenmesini de Allah dan öğrendik. hepsi aynı minvalde yani. <br />
<br />
Bir tanıdığıma dedim Burası cennet, işte yakın zamanda, Bir 20 seneye kadar da ölümsüzlük Keşfolursa, artık ondan sonrası Cennet dedim. O da dedi, o zaman dedi, dünyaya sığamıyız dedi.  Ben de dedim ki, Bitkilerin, yiyecek ve gıdaların GDO su ile oynayaraktan, bitkileri tohumsuz bıraktılar, hibrit sebzeler meyveler de çekirdeksiz meyveler, çekirdek var ama tekrar meyva vermiyorlar yani, artık tohumsuz çocuklar meydana geldi, ve şu anda binlerce kimse çocuğunun olmadığından dert yanıyor, öyle olunca, artık Eğer bu insanlık Bu çocuklara kaldıysa, bu dölsüz tohumsuz çocuklara kaldıysa, ve onlarda en sonunda  ölümsüzlüğü de keşfedeceklerse, artık Onların çocukları da olmayacak, ve belli miktarda insanlık kalacak demek olur bu. ve bizlerden de belki birkaç tane çocuk yapabilecek insanlar kalır o vakte, onlarda erer Belki o Cennet vaktine, ölümsüzlüğün Keşfeolduğu vakte. Ama eğer insanlar işte yeryüzünde kalırsa, çocuk yapamayacak hale gelirse, ve onlar en sonunda kalacak kimseler olursa, o zaman artık dünyaya sığamayız sorunu da ortadan kalkmış olur. en son yaşlıları öldüğünde ve, bu dölsüz çocuklar ortada kaldığında, artık insanlık üremesi de sona erdi demek. yani kainatın açılması sona erdi, Ondan sonra dürülme başlayacak demek olur. Ve bunu da zaten Geçen hafta anlatmıştık, benim elimdeki işaret parmağım 13 Santimken, 9 santime kısaldığını anlatmıştım ya, dirilmenin başladığını anlatmıştım ve hala şu an bu durum devam ettiğine göre, Öyleyse artık yani o dölsüz çocuklar vaktine girildi ve artık Kainat dürülmeye başladı artık, üreme hiç olmayacak vakte doğru gidiyoruz demek bu. kainat ve insanlık artık daha ileri geçmeyecek ve, sadece küçülme devam edecek demek bu. Öyle olunca da dünyaya sığamıyacağız diye bir durum yok. Peygamberin Bir erkeğe 40 kadın düşecek dediği vakte gidilecek ona doğru gidiyoruz demek bu. Demek ki Erkekler de az olacak.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“İlmin azalması, cehaletin meydan alıp yayılması, zinanın meydana çıkıp şayi’ olması, elli kadının yalnızca bir bakanı olacak derecede kadınların çoğalıp erkeklerin azalması, kıyamet alâmetlerindendir.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buharî, Kitabu’l-İlm, 23)</span><br />
<br />
Yine hocanın bir tanesi, Peygamberimizin Cuma hutbesindeyken, bir tane Arap çocuğunun, Gömleğinin düğmesinin açıldığını gördüğünü, onu hutbeden görünce, hutbeden inip, çocuğun düğmelerini düğmelediğini, ondan sonra tekrar hutbeye çıkıp, hutbe vermeye devam ettiğini anlatıyor. Be adam bunlar uyduruk hikayeler, peygamberin Minberi yoktu ki o vakit, onun hutbeye çıktığı minberi yoktu ki, 5 basamaklı 6 basamaklı bir minber yoktu ki. hurma kütüğünün Üstüne çıkıyor zaten. yarım sandalyenin üstüne çıkan  inen kimse, bunda bir zahmet yok ki. hem de Peygamberimizin vaktinde düğme neredeymiş, düğme neredeymiş, kefen gibi elbisler var, düğmesiz. Düğmesiz dikişsiz kefen oluyor, çünkü eski vakitte dikiş bile zor, düğme nereden, Keşfolmuşmuy du ki, <br />
<br />
Dünyadaki ilk düğme m.ö. 2000 yıllarında Yakındoğu ‘da hayvan kemikleri veya tahta ile yapılarak kullanılmıştır.<br />
<br />
Metal düğme, uygarlığa Romalıların bir katkısıdır. Ancak, Romalılardan çok daha önce, M.Ö. 2000 yıllarında, Yakındoğu’da düğme kullanıldığı biliniyor. Bu ilk düğmeler, genellikle hayvan kemiklerinden ya da tahtadan yapılıyordu. 13. yy’dan itibaren düğme, Avrupa’da da yaygın bir biçimde kullanılmaya başlandı.<br />
<br />
yani daha Avrupada bile 13. yy’dan itibaren yaygın bir biçimde kullanılmaya başlandı diyor, yani araplarda bunun kullanılması ne zaman, ben bile hatırlıyorum çocuklugumda, kemik düğmeli kazağım vardı. yani 1900 lerin sonu sayılır, öyle olunca, araplar ne zaman başladıda, öyle çocukların gömleğinde falan düğme olacak haaa, hepten uyduruk hikayeler.<br />
bir de bunu hocalar anlatıyor da gerçek gibi herkes de inanıyor. ve bugün Adam Cuma namazına gitmiş, adamın yarım saat vakti var, işten çıkmış, Öğle paydosu zaten 45 dakika, adam 15 dakika da yemeğini yemiş, Yarım saatte de namazı kılacak, ve bir de yarım saatin içinde namazı kıldıktan sonra, 10 dakikada da işine gitmesi için yol sürüyorsa, yani 20 dakikası var En fazla adamın, namaz kılmak için, cuma namazını kılmak için. ve bu adam namzdayken hutbe dinlerken, şimdi Hoca Efendi, oradan cemaatten birisinin durumunu düzeltmek için, hutbeden minberden, 5 basamaklı 7 basamaklı minberden incekte, onu düzeltcek de geri çıkacak da, oradaki ahali Onu bekleyecek de, o adam işe gidecek, orada hutbede o işler yapılmaz, orada kısa öz cümlelerle, o günün gündemi Neyse, onun hakkında bilgi verilir, herkes namazını kılar, Gündem hakkında bilgi, dinimiz bu konuda ne demiş onu öğrenir, Ondan sonra işine gidecek işe gider, ordanda evine gidecek.  Yoksa orada açık oturum yapılmamaktadır, vakit şu an meşguliyat vakti, meşguliyet meşgale çok. adam işe gitmezse, işinden çıkarırlarsa atılırsa, çoluğunun çocuğunun rızkını kazanamaz, Burada şimdi cuma namazı mı önemli yoksa, onun aç kalıpta, ellerden dilenmesi mi daha iyi, bu durumda ondan sonra ondan bundan merhmetli bir Müslümanlardan iyilik beklemesi mi güzel, öyleyse cuma namazı bile gerektiği yerde terk edilebilecek durumlar bu zamanda. Çünkü adamı işten atacaklar gitmeyebilir Cuma namazına, <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Her kim önemsemediği için üç Cumayı terk ederse, Allah onun kalbini mühürler.” <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Ebû Davûd, Salât, 212)</span><br />
<br />
Cuma farz, gitmeyen, üç cumaya gitmeyen dinini terk etmiştir hadisi var peki, adam işten atıldı mı, fakir duruma düştümü, sen mi bakacaksın ona ve ailesine. parasını sen mi vereceksin, evinin kirasını sen mi vereceksin, kim verecek, O evli ise  Çocuklara kim bakacak, ekmeğini kim alacak o zaman, o zaman her şey yerli yerince, Namaz bile yerli yerince, <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“İnsanlar vakti girince iftar etmekte acele ettikleri sürece hayır üzere olurlar."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , 26 B1957 Buhârî, Savm, 45)</span><br />
<br />
peygamber öyle dedi, oruç açmaya durduğumuz vakit Eğer sofra hazırsa, namaza geçmeyin, önce sofrada ekmeğinizi yiyin sonra namaza geçin dedi. Ne demek bu, yani ekmek namazdan daha evla imiş, Öyle olunca işte çalışmak, işten atılmamak, işte çalışabiliyor olmak, çoluğunun çocuğunun rızkını kazanmak, Bu devirde zor. ekmek aslanın midesinde deniyordu eskiden ağzında idi, ağzında değil Şimdi, midesine inip de çıkaracaksın diyorlar, insanlık çoğaldı iş azaldı, robotlar  var, her şey öyle olunca, iş kaybetme tehlikeli bir şey, O zaman cumayada gitmeyen, üç cumaya gitmeyen dinini terk etmiş falan olmaz bu devirde. Cuma bu durumlarda farziyetini kaybettiriyor zaten. farziyeti de burada terk etme durumu anlattım, yani anlattım yani orada çünkü  mesela soğuk varsa, düşman varsa gitmeyebiliyorsun, Cumanın farzıyeti düşüyor, sefere gittiysen düşüyor, böyle farziyeti düşen bir ibadetin efdaliyetide, daha önde olan işini kaybetme durumunda, gitmemesi mi daha evla, dünyada işsiz aşsız kalıp  sürünmesi mi daha evla.<br />
<br />
Yine Cennet vaktimizin, yani altın çağdaki nimetlerimizden bazılarından daha bahsedersek :<br />
Mesela menkıbe anlatanlar, dini kısa anlatanlar, onlardan ibret alınsın diye anlatıyor. Dün bunlar hikaye ediliyordu, kıssa halinde, mesela yüzmeyi sana kitaptan tarif etsen, 50 kerre o kitaptan yüzmeyi okusan, bir tane yüzen insan videosu görsen, ya da yüzen İnsanın kendisini hakkalyakin görsen, bunlar aynı değerde midir. Dün kitaplar vardı bilgi veren bize, bazı bilgiler kitaplarda yazılıydı, bugün ise YouTube diye bir şey var, Tuğba dalı, Orada mesela adam, kek yapmasını tarif ediyor,  fotovoltaj  ile elektrik üretmesini tarif ediyor öğretiyor, yine mesela kalorifer tamiratını gösteriyor, akan su musluğu tamiratını  gösteriyor, hiç bilmeyen adam, hiç tesisat ilmi Bilmeyen Adam, açsa o videoyu musluk nasıl tamir edilir baksa, oradan öğrendiği gibi, eline bir de pense alsa  tamir etse, en iyi tesisatçı dan daha iyi tesisatçı olur, Çünkü videolu görüntüler var <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"aynel yakin"</span> öğreniyorsun bu devirde, kitaptan öğrenme gibi değil  <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"ilmel yakin"</span> değil  videolu görüntü her şeyi aynel yakin, yani görerek öğreniyorsun. Yakında her şeyi hakkalyakin öğreneceğiz <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Halogram Teknolojisi"</span> geliyor ve hakkalyakin vaktindeyiz. bak sayfa açtık, ilk önce ilmel yakın ile başladık, Aynel yakın ile devam ettik, ve hakkal yakin açtık.<br />
<br />
<br />
ilmelyakin.1trk.net<br />
<br />
aynel-yakin.com<br />
<br />
hakkalyakin.com<br />
<br />
(Dikkat Bu sayflar kapandi cok oldu o sayflarin vakti bitti linke tiklamayin  biz kapadik ve zararli ellere gecmis bu sayfalar, dah önce ziyeret edenler hatirlaycakdir bu sayfalari)<br />
<br />
ve zamanımız ne zaman ara bak, hakkal yakin zamanı, hakkal yakin ne demek <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">ilmelyakin,Aynelyakin,Hakkalyakin Ne Demekdir?..</span><br />
<br />
Allahu Teala Kuranda Bilmenin Dört yolu oldugunu anlatiyor bu ayette : İlmel yakîn (Alim bilgisi), Cehalet bilgisi(Cahil Bilgisi), Aynel yakîn(Nazari Bilgi Görsel Bilgi) ve Hakkel yakîn(Sathi ve şehadet Bilgisi)<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">İlmelyakîn(Alim bilgisi) :</span> ilimle bilmek,Bir bilgi bir burhan ile bilmek, bir delil ile bilmek<br />
Cahil Bilgisi: Karanlik bilgi ,Körü körüne inanmak,bir bilgiye a,b,c şıkkı vermeden cahilce bu böyledir diye kalbin diger bilgilere ve şıklara kör bakmasi.<br />
Ayneyakîn (Nazari Bilgi Görsel Bilgi) : gözle görerek bilmek,<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Hakkalyakîn (Sathi ve şahedet Bilgisi) :</span> Her şeyi ile bilmek, vakıf olmak demektir. yani bir bilgiye bizatihi icine girip olaya bizatihi şahit olarak bilmek.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Birer misal ile aciklayalim:</span><br />
<br />
Semada yani gökyüzünde ay oldugunu önce bir ilim ile bilmek yani bilim adamlarinin bilgisi ile yani birer burhan ve deliller ile bilmek: o aydir 29 günde dünyanin etrafinada döner ,... v.s.<br />
<br />
bu bilgi ilmel yakindir.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Sonra cahil bilgisi ile bilmek :</span> farenin aya bakişi gibi aaah şu koca peynir cennetine varsamda şu koca peynirden yesem diye ay i peynir zannetmek zanni bilgi. her ne kadar biz ona, ay peynir degil desekde inanmazsa, o peynir derse o zaman işde, ona hayir o peynir demesi, zanniyla bilmek olan, cahil bilgisi ile bilmek olur.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Sonra ücüncü aynel yakin bilmekde :</span> ayin hilal dolunay hallerini gözetleyip, yerden onun dünyanin uydusu olduguna, gözlede bakip ilmel yakin bilgisine bizzat, gözlerlede müşahede edip bilgisinin artmasi ile bilmesidir.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">ve hakkal yakin bilgisi ise : </span>artik onun dünyanin uydusu olduguna kanaat getirince, füzeye binip ,gidip bizzat aya varmak, ayak basmak ve, evet burasi dünyanin uydusudur, şu şu madenleri vardir ,şu şu özelikleri vardir ,diye tafsilatlica, bizzat gidip onu şehadet bilgisi ile bilmeye, hakkal yakin bilgisi denilir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
كَلَّا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ الْيَقِين<br />
<br />
لَتَرَوُنَّ الْجَحِيمَ<br />
<br />
ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ الْيَقِينِ<br />
<br />
ثُمَّ لَتُسْأَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعِيمِ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Kellâ lev ta’lemûne ilmel yakîn(yakîni).<br />
Manasi: Hayır, keşke siz, İlm'el Yakîn (kesin bir bilgi) ile bilseydiniz.<br />
<br />
Le terevunnel cahîm(cahîme).<br />
Manasi: Mutlaka cahîmi (alevli ateşi) göreceksiniz.(Bizim yorumumuz:Cehalet Karanligini göreceksiniz)<br />
<br />
Summe le terevunnehâ aynel yakîn(yakîni).<br />
Manasi: Sonra mutlaka onu Ayn'el Yakîn ile (gözünüzle) de görseniz.<br />
<br />
Summe le tus’elunne yevmeizin anin naîm(naîmi).<br />
Manasi: Sonra o sordugunuzun için de kendinizi buluverirsiniz<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Tekasür suresi 5, 6 , 7. Ayetler</span><br />
<br />
hakkal yakın bir ilmi bilme zamanı, hakkal yakin demek bir olayı yerinde tatbikatı ile görüp öğrenmek demek, Yani çıraklık gibi. Yüzmeyi Sen yüzen birisinden Gördüğün zaman sen de kolayca yüzmenin yöntemini öğrenmiş olursun bu aynelyakin yine bir yemeği yapmasını yapan birisinden gördüğün zaman en güzel şekilde yaparsın püf noktalarını da ondan görürsün, ama kitaptan okumak aynı değerde değil, ve Bugün artık öyle ilmel yakin,  Aynel yakın  yani videolardan görüntü halinde öğremekte de kalmadık, artık hologram teknolojisi diye bir şey var şimdi, yeni Amerikan İlluminati kliplerinde bunu gösteriyor, klipte  adam yada kadın bir zamana gidiyor, adam orada zamanın içinde hareket ediyor, Onu kimse görmüyor, o her şeyi görüyor, hakkalyakin onların hangi hareketi yaptıklarını görüyor, orada bulunuyor, bir saati oradaymış gibi olayları görüyor, farkına varıyor, ve bunu düşünün bir Demirci'den Demircilik öğrenmek için, onların yanında ders gördüğünü, ve bu şekilde tatbikat ile Demircilik öğrendiğini düşünün, ve sonra oradan çıktığını düşünün, ilerde yotubenin yeni hali böyle olacak, ve bu şekilde hakkal yakin, Yani Aynel yakın dan da geçtik artık hologram zamanı, hologramı ile  bilgi alma zamanı, yani hakkal yakin her şeyi yerinde tatbikatı ile öğrenme zamanı, zamanımız hakkalyakin zamanı bak bu video sadece oraya doğru gidişi gösteren videolardan sadece birisi <br />
<br />
Taylor Swift - Delicate<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=tCXGJQYZ9JA" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.youtube.com/watch?v=tCXGJQYZ9JA</a><br />
<br />
<br />
Ve yine mesela altın çağdaki bilgilerden, hayvanlar hem İngilizce hem Almanca hem Türkçe her dilden anlıyorlar, Türkçe konuştuğun zaman Türkçe anlıyor, Ne demek istediğini, İngiliz birisi gelse, ona İngilizce konuşsa, onu da anlıyor Ne demek istediğini,  o zaman bu hayvanların dili nasıl bir dil ki herkesi anlıyor? öyle bir dil keşfetmeniz lazım ki, İngilizce'dende üstün bir internasyonal  bir dil, hayvanların dili işte her dili anlayacak bir dil.  Eğer onların beyin sisteminde, bunu nasıl algıladıklarını keşfedebilirsen, dünyada  Amerikalı İngilizce konuşan ile Hindistan'daki hinduca konuşan arasında fark olmayacak, hepsini anlayacağız, eğer o ilim keşfedilebilirse.<br />
<br />
<br />
Ve bu vaktimiz yine binlerce Cennet nimetleri ile dolu mehdi'yi vaktini anlatırken Peygamber Efendimiz elindeki ile dünyayı görüyorlar bütün haberler onların evine kadar geliyor Evlerinde Lambaları var diye nasıl tarif etti evlerinde güneşleri var evlerinin altından nehirler akıyor Yani bunlar onun anlatış tarzı ile O anki algılaması ile dedim ya onu al gel bizim vaktimiz hem her şey Ona hayret verici şeyler, ve o anki algısıyla Algıladığı şekilde anlatacak eshabına, onlarda oraya gitme yollarını anlatmış, onlara o şekilde anlatılmış, hadisler bunu gösteriyor. Ama şu anki haline baktığımız zaman  resimdeki nimetlere mesela, biz bunların gerçek ve hakikat halinin nasıl olduğunu anlıyoruz. diyor ki elma bu degil diyor, esas cennette elma var diye anlatiyor, biz burada elmanın tadının sadece cüzi miktarını alıyoruz diye, o elmanın tadı cennette daha bir güzel elma olacakmış. Allah Allah. Halbuki işte o peygamberimizin cennetteki nimetleri tarif ederken anlattıkları, o tarif ettikleri Sadece onun o anki algısı ile anlayıpta  o anki dili ile anlatabildikleri idi. Şu anda onların, o nimetlerin, hakkal yakin, içinde bulunmaktayız. bunları anlatabiliriz başkasına ifade edebiliriz bizde, ama o an peygamber, onları, yani bu nimetlerimizi tarif edecek kelimeleri bile bulamıyordu.<br />
<br />
Ve bu ifade meselesinden de son noktayı koyalım bu haftanın vaazına, bazı ahmaklar  Atatürk'ün ismini Kemal değil de, Kamal diyorlar,  bire beyinsiz, Kemal kelimesi Arapça bir isimdir Kemal  كمال  kef Mim lamdan oluşur. kefin üstüne Üstün geldiği zaman. ka diye okutmaz.<br />
Arapça gramatiğinde harfler, ince ve kalın oluşuna göre ses alırlar. Kef ince sessiz harf olduğu için, onu sesli Okutan Üstün harekesi üstüne geldiği zaman, ke diye  ince bir sesle okutur,  r harfi kalındır, ve onun üstüne de aynı Üstün geldiği zaman,  re  diye okutmaz da,  ondaki etkisi kalın olaraktan okutur, ve ra diye okunur.  Öyle olunca Mustafa Kemal'in ismini, Kamal diyen  ahmağın durumu, ahmaklıktanda bir üstün derecedeki ahmak demek. Ve mesela benim ismimi nüfustaki adam yazarken Raşit yazmış, asli ile Raşid arapçadır Ve sonuda D ile biten bir isimdir yani asli ile Raşid dir Arapçada, ama o Türkçe olaraktan yazmış Benim ismimi ve Raşit diye yazmış, aynı şey. ve Türkçe diye bir dil ve yazması yeni keşfolmuş, Türkçe yeni icat olmuş, nüfus tutulması, nüfus kütüğü ilk defa ne zaman tutulmuş bir bak bakalım, bana osmanlida vardi deme, bana bir tane osmanli padişahı nüfüs cüzdanı örnegi göster, madem vardiysa, yok neden öyle bir resim şimdiye kadar yayinlanmadi, yok cünkü, nüfus kütüğü diye bir şey var mı daha önce Osmanlı'da falan, ve Atatürk ilk defa soyadı kanunu getirip nüfus tutulmasını başlattığında, nüfus kütüğüne ilk yazılan isim kimin ismi imiş Bir bak bakayım.  Mustafa Kemal Atatürk ismini oradaki nüfustaki yazan kimse, daha dili tam öğrenmediği için belki de orada Kemal yazacağı yere Kamal yazdı Belki de, öyle yazıyorsa bile, öyle yazdığınada emin değilim  internet ortamında bircok aslı fesli olmayan Atatürk nüfus cüzdanı resimi var, ve Türkçe'nin Daha tam yerine oturmadığı için o şekilde belki Anlaşıldı, söylendi rivayet oldu, Kemal Arapça bir kelimedir ve böyle yazilir كمال , Aynen benim Raşit kelimesinin olduğu gibi ve asli راشد dir ve Arapçada Kemal Kamal  değildir, Arapçada öyle KAMAL diye bir kelime de yoktur zaten, Ve bunu uyduran terbiyesiz, demekki arapca bilgisi olmayan ahmak birisi uydurmuş ve, maksat fitne çıkarmaktır bunun sebebi.<br />
<br />
<br />
Rabbim, bana ve askerime, dilinide, dinini de, dünyasını da, sünnetleri de, farzları da, doğru anlayıp, doğru uygulamak nasip eylesin.<br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 29 Mart 2019 Vaazi Cuma<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
<br />
<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Her Sünnet Göründüğü Gibi mi Tatbik Edilir</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 29 Mart 2019 Vaazi)<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
اِنَّا زَيَّنَّا السَّمَٓاءَ الدُّنْيَا بِز۪ينَةٍۨ الْكَوَاكِبِۙ  وَحِفْظًا مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ مَارِدٍۚ  لَا يَسَّمَّعُونَ اِلَى الْمَلَاِ الْاَعْلٰى وَيُقْذَفُونَ مِنْ كُلِّ جَانِبٍۗ  دُحُورًا وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌۙ  اِلَّا مَنْ خَطِفَ الْخَطْفَةَ فَاَتْبَعَهُ شِهَابٌ ثَاقِبٌ  <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnnâ zeyyennâ-ssemâe-ddunyâ bizînetin(i)lkevâkib. ve hifzan min kulli şeytânin mârid, Lâ yessemme’ûne ilâ-lmele-i-l-a’lâ veyukżefûne min kulli cânib. Duhûrâ(an)(s) velehum ‘ażâbun vâsib. İllâ men ḣatife-lḣatfete feetbe’ahu şihâbun śâkib<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Biz yeryüzüne en yakın gökleri, yıldızların güzelliğiyle süsledik. spion dedektiv gibi casus şeytanlardan da korunmuştur  o yüksek meleklerin toplantisi olan bölüm olan üst sema, Ki o şeytanlar yüce melekler topluluğunda konuşulan şeylere kulak verip dinleyemezler ve herbir taraftan taşlanarak kovulurlar aşagi batirilirlar. oradan Uzaklaştırılırlar. oraya yaklaşanlara kesintisiz bir azab vardır. Ancak meleklerin konuşmalarından hırsızlama bir söz kapan olursa, hemen onun ardından da delici ve yakıcı bir ateş, ona peşinden yetişir ve onu yakar.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Sâffât Suresi 6,7,8,9,10. Ayet</span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"İhlâs ile Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Resulühü diyen Cennete girer."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Taberani, Deylemi)</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
(La ilahe illallah, Muhammedün Resulullah diyene Cehennem ateşi haramdır.)<br />
<br />
 <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">[Müslim]</span><br />
<br />
(Allah'tan başka ilah olmadığına Allah'ın bir ve ortağı olmadığına ve Muhammed'in Onun kulu ve Resulü olduğuna, keza Cennet ve Cehennemin hak olduğuna şehadet ederse, Allahü teâlâ onu Cennetine koyar.)<br />
<br />
 <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">[Buhari, Müslim, Tirmizi]</span><br />
<br />
(Rab olarak Allah’ı, din olarak İslam’ı, Resul olarak Muhammed'i seçen yani kabul edip beğenene Cennet vacip olur.) <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">[Ebu Davud]</span><br />
<br />
(Kitap ehli olan bir kavme [İsevi veya Musevilere] görevle gidince, önce, La ilahe illallah Muhammedün Resulullah demeye davet et. Bunu kabul ederlerse, günde beş vakit namazın farz olduğunu bildir. Bunu da kabul ederlerse, Allah’ın Müslümanların zenginlerinden alınıp fakirlerine verilen zekâtı farz kıldığını söyle.) <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">[Buhari, Müslim, Ebu Davud]</span><br />
<br />
(Size şu beş şeyi emrediyorum. Birincisi Allah’a imandır. Allah’a iman nedir biliyor musunuz? Allah’tan başka mabut olmadığına ve benim son Peygamber olduğuma şehadet etmektir.) <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">[Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai, Ebu Davud, İbni Hibban, Taberani] </span><br />
<br />
Ateşedemi şükretmemiz lazım, Cehennemi yaratan Allah'ın, Cehennemi neden yarattığını bildiğimiz zaman, cehenneme de şükretmemiz gerektiğini bilmek nedir. ve düşünün Ateş olmasaydı yiyeceklerimizi ne ile pişirecektik, mesela patlıcan ve patates yemek istediğimizde, ve işe giderken Hanımın Sana 3 tane Çiğ patates, 1 tane patlıcan Öğlen yemeği olaraktan, yemek çantana koydu. ve öğlen oldu iş yerinde sen, çıkardın patatesleri, patır kütür patır kütür çiğçiğ yiyeceksin, ne garip! Hele bir de patlıcan eline alıp patır kütür çiğçiğ yiyeceksin, kendini düşünüyormusun bu halde.<br />
ve yine mesela demiri ateş ile kızdırmadan, yararlı hale getiremiyoruz, Ateş olmasaydı, demir kapıları, Demir direkleri ve beton direklerdeki demir telleri, yine araba kaportalarını, konstrüksiyon malzemelerini nasıl yapacaktık Ateş olmasaydı? cehenneme de Ateşe de şükretmek lazım değil mi? Çünkü Cehennem ateşten ibaret diye biliyoruz, sıcak Cehennem ateş Halbuki, amma işte Cehennem halk olmasaydı, ateşte halk olmazdı, yine ateşin kullanıldığı yerler, güneşimiz de o hararetli Ateş  ve yanma olmasaydı? Bahar gelir miydi? Yaz gelir miydi? soğuktan donardık, hele kışın, mevsim Kışa döndüğünde, evimizde sobada ve kaliferlerde Ateş yakmasaydık, hasta olurduk hepimiz. insanların soyu, kısa sürede tükenirdi. Şeytan da ateşten deniyor. o zaman ateşe şükretmek lazım ise, şeytanadamı şükür edeceğiz, ateşin bir neviisi Şeytanda, dumansız ateşten  deniyor. Öyle olunca, mesela mikrodalga fırın, bu fırında Bir yemek ya da pasta kek pişirirken yada ısıtırken, herhangi bir ateş yok, Herhangi bir duman yok, Alev yok, eeee frekans ile yemek pişiriliyor, Hani geçen gün anlatmıştık ya, Kainat frekanstan ibaret, Matrix içindeyiz, İşte bu matriksin çözüldüğü noktalardan birisi de, Mikrodalga fırınlar, mikrodalga fırın çözüldüğünde, bunu çözen amca, Matrixin içinde olduğumuzu çözmüş zaten, Yani dalgalar dünyasında olduğumuzu çözmüş, ve dalga ile, dedik ki , insan görmediği halde, elini yakacak sıcaklıkta bir demir uzattık sana dediğimizde, elini değdirince, o demir sogukda olsa da, eli yanmış hissi hissediyor demiştik, işte buradan yola çıkan bilim adamı, dalga ve frekansın yemeği pişirebildiğini keşfetti, ve mikrodalga fırın üretti, adı üstünde mikrodalga, Dalga ile frekans ile pişiriyor, Yani bu iş bizimkilere gelesiye kadar, adamlar çoktan zaten bunları keşfetmişler. Bizimkiler hala uykuda, ve dumansız Ateş işte, dumansız Ateş, o zaman mikrodalga şeytan mı? Allah şeytanı yaratmış ki, mikrodalga fırında keşfoldu, şeytan gibilerin enerjisi, işte mikrodalga Fırını da keşfetmemize sebep oldu. yani yine ateşin nimetleri saymakla bitmez, Allah öyle diyor, <br />
<br />
"Hangi nimetlerimi yalanlarsınız." <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Rahman suresinden ayet)</span><br />
<br />
<br />
ateşi bize nimete çeviren, İbrahim'e serinlik güle gülüstana  çevirdim diyen Allah, ateşi bize Nimet etmiş, doğru kullaninca, soğuktan korunup ısınıyoruz, yemeğimizi pişiriyoruz, alet Erdavatımız, metallerden onun ile ısıtılaraktan yapılıyor, yine Alüminyum, alüminyumun kazanılması için sıcak kazanlar olmasa elektrik dalgası olmasa, alüminyum üretilemez, alüminyum kullanılır hale getirilemez, işlenemez,  5000 watt elektrik lazım Günümüzde ortaya çıkan teknolojik gelişmeler sonucu, alüminyumun kazanılması için özgül enerji tüketimi ~ 13 kwh gerekli her 1kg-alüminyum elde edebilmek için yani ~ 13 kwh/kg-alüminyum seviyelerine kadar düşmüştür. yani işte Dünyamız dört ana unsurdan meydana geliyor, işte bunlara Anasırı Erbaa deniyor ki, su, toprak, hava, ateş, Onlardan birisi de ateş, ateşsiz bir dünya ve Kainat, eksik kalır, Gedik kalır. <br />
---oOo---<br />
<br />
Ve bu ecnebi bilim adamları o kadar ileri gittiler ki, artık  4 duvar içinde, evde oldu bitti,  Kimse görmedi diye bir şey yok artık. üstümüzdeki gece bile yorgan vazifesi görmüyor, duvarlar koruma vazifesi görmüyor, yine yorgan dahi yorganlık yapamıyor artık. neden ve nasıl derseniz, Taaaa bu radyonun keşif olmasına kadar dayanır. ve Radyo, düşünün ses dalgasının, bir yerden yayın yapıldığında, taaa evimizin içine kadar geliyor, duvarları delip, camları duvarları delip geçip, evimizin odasındaki radyoya kadar ulaşıyor, radyonun anteni, O Ses dalgasını algılayınca, radyonun içindeki transformatör denen bir aygıt, o dalgayı ses haline  transforme edip dönüştürüyor, ve hoparlör denen bir cihazda onu, kesik kesik hırıltılar halindeki dalgayı, aynı insandan çıkmış ses gibi, kelimelere cümlelere çeviriyor, ve bu radyo dalgası nasıl işte, ne duvar dinleyeyip, Ne kapı ne çatı, ne elbiseyi engel tanımayıp, evin içine girebildiği gibi, Ve bu dalganın evin içindeki, o Radyo denen cihaz ile Sese Çevrilebildiği gibi, şimdi bu ecnebi bilim adamları, artık insanın kendisininde dalga yaydigini buldular, ses frekansı, konuştuğu zaman yaydığı gibi, görüntüsünün de, bir dalga ve frekans olduğunu, ve her şeyin titreşim olduğunu keşfettiler, bu titreşimler işte, yıldızları görmemize sebep, o Yıldız'ın sertliğini, maddesini keşfetmemize sebep olan şey de, o Yıldızı'ndaki maddenin titreşimi ile alakalı işte, sen de dünyada bir yer işgal ettiğin için, sen de bir titreşime sahipsin, senin bedeninde bir titreşim yaymakta, ve o titreşim, Sen neredeysen oradan yayılmakta, ve bu kainata doğru akıp giden bir dalga şeklinde, ve işte ecnebi Bilim adamları, bu dalganın da aynı Radyo dalgası gibi, duvar veya kapı veya perdenin bu dalganin yayilmasina engel degil oldugunuda buldular, bu dalgayı bir sensör ile algılayıp, daha sonra bunu, bir Transformers sayesinde, tekrar görüntüye çevirebilecek aleti keşfettiler, ve bunu da bir ekran sayesinde görüntülemek imkânına erdiler, ve bu da zamanımızın icatlarından birisi, ve artık öyle, ben evimin içindeyin, beni kim görecek diye bir durum yok, artık seni duvarların içinde de olsan, demirlerin içinde bile olsan, görüntülüyebiliyorlar, sesini Duyabiliyorlar, sen ne yaptın, ne ettin bilebiliyorlar, elbiselerin bile engel değil, seni çıplak vaziyette görmek isteyen, çıplak vaziyette, elbiselerinle görmek isteyen, elbiselerin ile görüntünü almasına imkan sağlayan bir buluş, ve icat, şu anda günümüzde meydana getirildi, ve bununla da insanlık, izlenip gözlenmekte, Hatta Mehdi de bu gözetlenenlerin başında zaten. <br />
<br />
Kur'an'da da bir ayet olacak ve her insanı gözetleyen casus bir şeytan, yani <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"şeytanin Marid"</span> vardır diye bir ayet var işte herkes gözetleniyor.<br />
<br />
Cennet tasvirlerimize devam edersek, ve iki cihan Onun için halk olmuş olan Muhammed olsun, ruhullah lakabı almış olan İsa Aleyhisselam olsun, yine Kelimullah lakabı almış, Allah ile kelam etmiş olan Musa bile olsa, ve Muhammed'in Ashabından, kerremallahu veche Ali bile olsa, onlardan bir tanesini al gel bizim vaktimize, vaktimizin en cahili  ve en şapşiki durumuna düşer, Tövbe haşa diyeceksiniz şimdi, Evet Evet, çünkü mesela onlarin vaktinde Tuvaletler evde değildi, Onu al gel buraya, tuvalet yapacağı zaman, oraya gitmeyeceksin, eve yapacaksın desen, şaşırmaz mı? Biz tuvaleti evimize yapıyoruz dersek şaşırmaz mı? sıcak sular akıyor evlerde amma, bu bu sıcak suyu nasıl kullanacağını ne bilecek, musluk görmemiş ki, evlerinin altindan Nehir akıyor diye tarif edilmiş işte, abdest almak için Çeşme arayan Ali düşünüyor musun, Muhammed düşünüyor musun, evimizde Çeşme, yani Nehir akıyor, hem de isterseniz sıcak, istersen soğuk akıyor, yine Eskiden, biraz Eskiden ekmek etmek için, köy fırınlarına gidilirken, şehir fırınlarına gidilirken, benim evimde fırınım var, Ben kendi evimde ekmeğimi yaparım, pişiririm dersek, nasıl şaşırırlar, o fırının düğmelerini nasıl kullanılacağını nereden bilecek o Ali, nasıl çalıştığını, elektriğin onu çarpacağını, ama düzgün kullanırsan çarpmadan ekmeğini pişirdiğini nereden bilecek, baksa ki şaşırır, Ömer görse şaşırır, Osman görse şaşırır, Muhammed görse şaşırır değil mi? baksa baksa şapşik durumuna düşer, fırında Hadi bir ekmek pişir dersek pişirebilir mi, Haydi bir Çay kaynat bize dersek, kaynatabilir mi? yani bilgisiz ve şapşik durumuna düşerler, oraya baksa bir icat ve mucize Keramet gibi bir şey, beriki tarafa baksa, başka bir mucize ve keramet gibi bir şey, yani hayret içinde kalıp Hayret makamına çıkar. Hayret makamına çıktı denilen evliyalar var  deniliyor ya, şimdi bu günün evliyasını, 50 sene sonraki icatların olduğu devire götür, bugünün evliyası Hayret makamına Çıktı işte, evliyayı götür, ne görse o devirde olmayan, mucize bir şey olur onun için. Allah Allah!  Fatih Sultan Mehmet'in getir bizim vaktimize, ve cep telefonundan şöyle uzaktaki annen ile konuş sonra, İnternetten görüntülü konuş, Fatih Sultan Mehmet in ağzı açık kalır değil mi? Ne oldu, Hayret makamına çıktı, Hayret makamı neymiş, deniyor ki Kalp gözü açıldı mı bunların kimseye söylenmemesi lazımmış söyleyen ölurmuş, Ya da kaybedermiş bu bilgileri, Bir daha oraya çıkazmazlarmış. Halbuki işte imamı Mübin Sırrı ile, Yukarıdaki, ana kitaptaki görüntülere erişmek demek, Hayret makamına çıkmak demek. yahutta zamanda yolculuk ile, o zamana gidip, o zamana  müdahale etmeden, O zamanı izlemek, görmek, onları hakkalyakin bilmek demek, oradaki görüntülerin sana bildirildiği zamanı düşün,<br />
<br />
yani bugünkü çağıda ki bir insanın Evinde ki alet erdavatı ve Osmanlı zamanından başında ki kurucusu Osman Bey'e al gel, ve benim evdeki alet  Erdevatları göster, işte Hayret makamına çıkar, ağzı açık kalır, <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Hayret makamı</span> bu, <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">marifet makamı</span>ndan sonraki makam, hayret makamıdır, hayret makamı ise geleceği görmek demek, sen şaşırmaz mısın dün ankesörlü telefonlar vaktindeyken, seni alıp gelseler, internetten yahut, Cep telefonlarıyla görüntülü konuştuğumuz vakte alıp gelseler ve Sana gösterseler, seni cennete getirdik  deseler,  İnanmaz mısın sen, ve Hayret etmez misin, Cennette ne güzellikler var demez misin, gidip anlatmaz mısın bunları orada vaktindekilere, Anlatmayacak mısın, ya anlatırsan kaybeder misin, Allah Allah! hayret işte, yani hayran kalmak, Bakıp bakıp hayran kalmak, ama elde edememek, o an o an onları elde etme imkanının olmaması, seni sadece seyirci olaraktan oraya götürdüler, ve sana gösterdiler demek bu, ve bir gün bunların olduğu çağa ulaşacağını gösteriyor, ve bir anda  sen bugünden 100 sene sonrasında ki  vakte  götürüldüğün zaman, bugünün insanı Hayrat makamına çıkmış olur.<br />
<br />
ve yine Ashaptan birisini alıp gelsek, Hadi bir bizi Arabaya bindir de İstanbul'a götür dersek, o ashabin ehliyeti yok, trafikte sağdan gidilir bilmez, stop'ta durulur bilmez, yeşilde geçilir, kırmızıda durulur, sarıda beklenir bilmez, şapşik olur, yol nedir bilmez asfalt yol bilmez, yollardaki levhalardan güzergah takip edilip de, bir yere kolayca adres bulup ulaşıldığını bilmez, adres diye bir şey yok zaten eskiden, bi civarı falan yerin civarında, yakınında diyerekten tarif ediliyor, ama şimdi ne olmuş Sokaklar bile isimlendirilmiş, evler numaralandırılmış, ve adres diye bir şey var, mektup atıyorsun, adres diye bir şey yazıyorsun,  seni istanbul'da arayan birisi, O numaraya sana mektup yazıyor, paket gönderiyor, hediye gönderiyor, seni arayıp O adres ve Numara'da bulabiliyor. Osmanlı vaktinde var mıydı böyle bir şey, böyle bir şey var mıydı, adres diye bir şey var mıydı, adres tarifi numaralandırma var mıydı, böyle bir şey tasnif, yani tasnif, musannif, Mehdi Aleyhisselam en büyük musanniftir, tasnif edicidir, tasnif Edecek yani numaralandırma, sınıflandırma, kitaplardaki bab yani kapı açan demektir, musannif, yani düzenli şekilde  yerleştiren demekdir, aradgini aradigin yere bulmak için adresleme, mesela bilgisayardaki dosyaları düzenleyen, yani Hani bilgisayarda mesela müzik dosyası açtık ve indirdigimiz müziklerin Hepsini onun içine attığın zaman, Karman çorman olur, amma onun icinide siniflandirirsan 2018 dosyasi ve 2019 dosyasi diye daha düzenli olur degilmi, o bile yine karışık olur 2019 ocak Ayı diye bir dosayda onun icine actin sonra subat mart ayi diye aylara böldün, mesela Ocak ayında çıkan müzikler dedin, bir alt sınıf daha oluşturduğunda o ordnenin yani dosyanın içine bir dosya daha açtım, yine  mesela resimler dedin, Ocak ayı dedin, 1. hafta, 2. hafta, dedin, Ne oldu düşün yani, bunun Arandığı zaman kolayca bulunması için, bir baum oluşturdun aynen agac dallari gibi dal sitemi veya tasnif işte. ve ben Bauman diye bir kumaş dokuma fabrikasında pıraktik yaptım, elektrik teknisyenliği öğrendigim zaman. orada büyük bir depo var, oranin akilli bir asansörü, bilgisayarlı bir asansörü var, asansörün içine binen kimse, Hatta binmeden de alıp geliyor kendisi, otomatik, asansörün içine binen kimse, bilgisayardan diyor ki mesela, 0005DC kodlu turuncu renkli yün ipliklere git o ipler 9. kat 19. bölüm alt sirada ara diyor mesela, bunu bilgisayara girdiği zaman, o asansör otomatik olaraktan gidiyor Onun önünde duruyor, yüksek bir asansörlü böyle bir Deposu var, Depoda gerekli malzemeler var, dokuma fabrikasi olduğu için, yani kumaş iplikle dokunan bir şey, ve bu şekilde Hangi ipin hangi renginin nerede olduğunu, hangi boyanın nerede olduğunu bilen, bilgisayar ve asansör var, gidiyor o rengin olduğu yere, o iplikleri alınacak yer variyor, orada duruyor, ve bir de efendim Eğer uzaktan kumandalı bilgisayardan kumanda ede biliyorsun, Hiç İçine binmeden  o paleti içeriye alıyorsun, sonra alıp gelip senin yanina  bırakıyor, Sen alacağın kadar içinden iplik alıyorsun, tekrar koy, Götür bunu yerine bırak diyorsun, götürüp yerine bırakıyor. yani düşünün teknolojinin ne hale geldiğini, yani burasının Cennet halini almaya doğru gittiğini, yol aldığını anlamayanlara ben ne diyeyim, ve bunu bırak Ashabı kiramdan birisini, Osmanlı vaktindeki birisini alıp gelsen, bunu göstersen, o bile Hayrat makamına çıktım der, Ben Hayrat makamına çıktım, evliya oldum der, yani mucizevi şeyler gibi görünüyor, halbuki hepsi şu anki vaktimizde, biz onlara teknoloji diyerekten bakıyoruz, mucize ve keramet demiyoruz bunlara.<br />
<br />
Öyle olunca Yollar, asfaltlar, ve navigasyon diye bir şey var vaktimizde, Arabaya sen navigasyonu taktığın zaman, mesela senin hiç görmediğin Hindistan'a gideceksin, Hindistan'ın haritası varsa sende, ona adres verdiğin, zaman Türkiye'den yola çıktın Hindistan'a kadar seni alıp gidiyor, Hindistan'daki bir adrese sokaga hatta ev numarasına kadar seni alıp götürüp bırakıyor, işte  aradığın Kimse bu evde diye, yanına varınca, hedefine vardın diyor, oraya vardığın zaman. bu mucize Keramet değil de ne? Ashab-ı kirama bunu göstersem, işte mucize İşte Keramet ve cennetin nimetleri diye bakacak, işte cennetin nimetleri bunlar, işte bu cenneti nimetlerinden faydalanıyorsunuz ama, Cennet nimeti olduğunu bilmiyorsunuz, suyun içindeki Balık gibisiniz, sudan habersizsiniz, havanın içindeki kuş gibisiniz, kuş oluyorsun da havadan habersizsin. <br />
<br />
Yine Cennet vaktimizdekilerden biriside, mesela adamın kafasındaki saçları dökülmüş, kabak olmuş, adamın ensesinden bir sıra, 2 sıra saç alıyorlar, kabak olan yerine ekiyor, dikiyorlar, aynı  pırasa Diker gibi saç dikiyorlar, ve o saçta, pırasanın toprakta yetiştiği gibi, Kafadaki çıplak yerde yetişip saç oluyor. Aman yarabbi,  bu mucize değil de ne? yine  bu acıyı sızıyada gerek kalmadan, kadınlar saçlarını kısa kestirmiş, Bu sefer de 2 hafta sonra sıkılıyor kısa saçtan, ve diyor ki kauaförün Sana, gel de kaynak yapalım diyor, uzun saçları silikonlu kafasındaki saçlarına yapıştırıyorlar, Sanki sen diyorsun ki  bu kadının saçları ne kadar uzun, ne zman uzadi hemen, ne kadar güzel,  yarım saat içinde Saçları uzun hale geldi, yine peruklar, yine kuaförler işte, saclari istediğin şekle sokuyor, seni daha bir güzel yapiyor böyle, çirkin birisni bile bir güzel hale getiriyor makyajlar ile, yine manikür pedikür yani hijyen.<br />
<br />
Peygamberimizin sünnetlerinden birisinin de, uykudan kalkar kalkmaz, semaya baktığını rivayet etmiş hadis ravileri, yani Neymiş bu, uykudan kalkınca havaya bakmamız gerekiyormuş, semaya bakmamız gerekiyormuş ki, sünnet işlemiş olalım!  bire dangıl ahmak adam, Muhammed neden semaya bakıyordu? şu anki vakitte kalkinca semaya bakmaya gerek yok,  Tamam bakarsın Ama, sebep ne idi, bazı sünnetler işte öyle göründüğü gibi değil, Muhammed vaktinde saat Yok, saat diye bir şey  daha Keşfedilmemiş takvim diye bir şey Keşfedilmemiş, Sabah kalktımı  Öğlen mi oldu? sabah mı oldu? ikindimi mi oldu, havaya bakacak ki, gündüz ise güneşe bakacak, öğlen ve ikindi mi, güneşin durumuna göre karar verecek, saat kaç olduğuna karar verecek, akşam ise aya bakacak, ayı görecek ki bugün ayın kaçı, Saat kaç olabilir, ay Nereye gelmiş, Gecenin yarısı mı, ortası mı, başlangıcımı bilsin, uykudan  kalkar kalkmaz semaya bakmasının sebebi bu. Bugün ben kalktım  duvardaki asılı saatimi bakıyorum, Saat kaç olmuş, kaça kadar uyumuşum biliyorum, semaya bakmama gerek kalmadı ki, gerekirse bakarım, birde gökyüzünün havanın durumu nasıl  diye bakarım, iklim nasıl bugün, hava durumu nasıl, serin mi, soğuk mu bakarım, ona bile gerek yok, içeride dijital termometreler var, içeriyi dışarıyı algılayan Sensorlar ile, senin evinin içine  bunları bilgi olarak tanımlayan yansıtan aletler Keşfoldu. Dışarıda hava  eksi 22 derecede ise sen içerde sıcak odada oturuyorsun dışarıdaki havanın kaç derece olduğunu biliyorsun bunlar sayesinde.<br />
yine internetin varsa bilgisayarin alt köşesinde bir yer var, hem takvim var, hem saat var. hem de mesela öyle sayfalar var ki internette, diyor Şu an saat  Amerika  da Başka, çünkü Amerika'daki saat başka bizdeki sanat başka bilim adamları hem grinviç diyerekten dünya bilim admlari dünyayi meridyenleri bölüp, saat dilimlerine bölüp, ve birini sıfır noktası almışlar, ve her saat dilimi bir saattir,  24'e bölmüşler ve Öyle olunca Amerika'da saat 4 iken, Biz de 4 değil, Çünkü orada sabah kaçta başlar, orada Gece kaçta başlarsa saat ona göre, Seninki ile diger meridyendeki ayni degil, aynı şekilde başlamıyor, sabah  başlangıcı aynı mı, saatler farklı, Öyle olunca Amerika'da saat 6 iken şu an bizde sabah 4 diyor  falan filen Türkiye'de gece 2 diyor mesela. şu anda internet sayesinde, bazı sayfalar sayesinde, ve bazı aygıtlar sayesinde, böyle bile biliyorsun, Öyle olunca Muhammed  kalkar kalkmaz semaya baktı, Biz de şimdi kalkar kalkmaz semaya bakmak sünnet diye  o yüzden hemen yatağımızı bir pencere yanina seriptemi yatacağız ki, kalkınca çabucak semaya bakacağız ki, o sevabı işleyelim, Bu mu yani, şimdi bunu yaparsak, bu kadar yıllık emek zayi oldu, o hadis anlaşılmadı denir. bugün ne yapacaksın, kolunda saat varsa, kalktımı saatine bakarsın, Telefonuna, cep telefonundan bakıyorsan saate takvime, cep telefonuna bakarsın, internetin açıksa, internetten bakarsın, Bugün ayın kaçı, günlerden ne? gün Gecenin yarısı mı, Ramazan'da mıyız, Recep de miyiz, artık biliyoruz takvim ve saatler sayesinde, akilli saatler telefonlar sayesinde zaten. yani bazı sünnetler öyle göründüğü gibi tatbik edilmez, ve bunu anlamayan dangıl alimler, hala aynı ahmaklık da, aynı salaklık da devam ediyorlar. ve bunu da eger yapılmazsa, sünnete aykırı hareket etmiş olursun, ve sen bunu yapmayinca sen mehdi olamazsina getiriyorlar işi, sünnetten Sen içtinab ettin demeye getiriyorlar. bu  mesele de budur.<br />
<br />
Yine  diğer peygamberlerin sünnetlerine ittiba etmek de de, aynı kendi Peygamberimizin sünnetine ittiba etmek gibi sevap ve ecir  var. ve onlarda değer kazandıran ameller olaraktan biliniyor, ve mesela Eyüp aleyhisselam ne yapmış, hastalığa sabretmiş, ve en sonunda iyi olup düzelmiş, işte hastalığı sabredenler, Eyüp sünneti işlemiş olurmuş. lan dangıl trottel beyinsiz ahmak, bugün Tıp keşfedildi, ilaçlar keşfedildi, Doktorlar var, hastaneler var,  her türlü aygıt var, Ameliyat ediyorlar, ilaçlar, ilaç sanayisi, her türlü şifalı bitkiler, maddeler biliniyor ve bilinip tecrübe edilmiş vaziyette, Sen daha hala, hastaneye gitmeyip, hastaliga sabretmek ile, yani sabrettiğinde Cennet kazanirsın dersen ahmak olursun. o anda eyub vaktinde Doktor diye bir şey yok zaten, ve ilaçlar bilinmiyor, yapacak başka bir şeysi yok, gitse ki Hastaneye, tedavi olsa, tedavi olacak bir durumu yok, ve burada da yine o an Eyüp'ün sabır ettiğini biliyoruzda,  hastalığına sabrettigi gibi, hanımı  Rahime hatunda onun o hastalıkli  haline sabretmiş, hangisinin sabrı daha büyük, şimdi karşılaştırırsak, Eyüp'ün sabrı mı daha büyük, yok sa Rahime hatunun Eyubun hastalıklı Haline, irinli haline sabredip de, onu terketmeyip ona hizmet edip bakıp,  ona hizmet eden hanımı rahimenin sabrımı daha değerli? ikisi de aynı minval de diyebiliriz. Onun ki de sabır onun ki de sabır. Öyle olunca eğer ki, o vakitte, o hastalığın tedavisi biliniyor olsaydı, Elbette Eyüp'te, yahut hanımı da, ona, git hastalığından Tedavi ol derdi. yoksa Eyüp sünneti işlemek için, hastalığa boyun eğmek gerekmez, Eğer tedavisi Mümkünse, gideceksin tedavi olacaksın.<br />
<br />
Yine bazilari hapishaneye düşmeye Yusuf sünneti olur gözünden bakıyorlar. bir adam kendini hapishaneye düşürecek ameller işlemesin ki, o duruma düşmesin, Haksız yere de düştüysen de, çıkmanın yollarını arayan Yusuf  gibi oradan çıkmanın yollarını aramadın mı sünnet olmaz. Çünkü haksızlığa uğradığını ispat edecek ve, Hemen oradan kurtulacak Yollar aradı yusuf aleyhiselam, ve işte rüya yorması ile öyle bir mucize ile oradan Kurtuluşa erdi. yoksa hapishaneyi okula çevirmek marifet değil. Yusufluk marifet amma, Hapise düşmek marifet değil, Yusuf sünnet işlemiş olmuyorsun hapse düşünce, o sana bir örnek, Peygamberimiz tıpta her zaman  tedavi edici tıbtan evvel ön Tıp kullanmış, yani hastalığın ortaya çıkışını önlemeyi öncelik alıp,  hastalığına sebep olan şeylerden uzak durmayı, ve onlardan sakınmayı ele alıcı özellikler öğrenmeye ve öğretmeye çalışmış, Kendisi de o şekilde onlardan uzak durmaya çalışmış, dişleri Hasta olmasın diyerekten, dişlerini misvak fırçalamış. misvak varmış, misvak ile fırçalanmış, fırça yok ki Ne yapsın,<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Eğer ümmetime ağır gelmeyecek olsaydı, onlara her namazda misvak kullanmalarını emrederdim."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhârî, Cum'a, 8, Temennî, 9, Savm, 27; Müslim, Tahâre, 42; Ebû Dâvud, Tahâre, 25; Tirmizî Tahâre, 18; Nesai, Tahâre, 6, Mevâkit, 20; İbn Mâce, Tahâre, 7; Ahmed b. Hanbel, I, 80, 120, II, 245, 250, 259, 287, 399, 400, )</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Misvak kullanarak kılınan namazın, misvaksız namaza üstünlüğü yetmiş kattır."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Ahmet b. Hanbel, Müsned, VI, 272)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Dört şey geçmiş peygamberlerin sünnetlerindendir. Haya duygusu, kokulanmak, diş temizliği ve nikâh."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Tirmizî, Nikâh,1; Ahmed b. Hanbel, V, 421)</span><br />
<br />
<br />
 Peygamber yine ellerini yıkamış, Yemekten önce yemekten sonra ellerinizi yıkayın demiş<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Yemeğin bereketi; hem yemekten önce, hem de yemekten sonra elleri yıkamaktadır."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Tirmizî, Şemâil, 27.bab, no:189)</span><br />
<br />
 başka rivayette de şöyle nakledilmiştir:<br />
<br />
 “Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in bir mendili vardı, abdest aldığı veya ellerini yıkadığı vakit onun ile kurulanırdı.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Tirmizî, İbni Sa’d, Tabakât, 1/462.)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Elindeki yemek bulaşığını yıkamadan yatan kimse, eğer gece başına bir sıkıntı gelir ise, bu durumda hatasını başkasında değil, kendisinde arasın."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Ebû Dâvûd, Et’ime:53, no:3852)</span><br />
<br />
ağzını yıkamadan yatan birisi, sabah kalktığında hasta olursa, kendi belasıdır demiş, çünkü ağzında bulaşık kaldı, Sen ağzını açıp da uyudun, hayvanın bir tanesi agzina girverdi, bu süt içtiysen mesela onun kokusuna gelen bir yılan ve bak bir sürü arıcının ağzından giren yılan hikayeleri vardır. Çünkü süt kokusuna yılan gelir, ağzından içeri girer ağzın açık olursa. yine arı karınca ve böceklerin bazıları tatlı sever ve ağzındaki tatlı bulaşıklarına gelirler, ağzının kenarında tatlı buluşığı kaldıysa ve yıkamadınsa  arıcı isen bal yediysen, balda ağzının kenarında yapıştı kaldıysa, ve öyle uyudunsa, az sonra karıncaların senin ağzına hücum edecekleri malum. o zaman sen kendin hasta olursan, vücuduna arı, Karınca,börtü böcek girerse, zarar verirlerse, Kendi kabahatin, ağzını yıkamadan  yattığın için. Peygamberimiz O yüzden elinizi ağzınızı Yemekten önce yıkayın, sonra da yıkayın demiş.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Tırnaklarını kes! Zira uzayan tırnakların üzerinde şeytan oturuyor.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Hatîb el-Bağdâdi, el-Câmi‘ li-Ahlâki’r-Râvî, c. 1, s. 374, Hadis No. 860.</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Her kim Cuma günü tırnaklarını keserse, öbür Cumaya kadar  kötülükten beladan emin olur korunur.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Taberânî, Mu‘cemü’l-Evsat, 5/85, Hadis No. 4886.)</span><br />
<br />
<br />
Ebû Hureyre (Radıyallâhu Anh) şöyle rivâyet etmiştir: “Peygamber (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem), Cuma günü namaza çıkmadan önce tırnaklarını keser, bıyıklarını kısaltırdı.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Taberânî, Mu‘cemü’l-Evsat, 1/258, Hadis No. 846.)</span><br />
<br />
Cuma namazı için gusletmek, güzel koku sürünmek, yeni, temiz giyinmek, saç, tırnak kesmek sünnettir. Tırnakları Cuma namazından önce veya sonra kesmek sünnettir. Namazdan sonra kesmek efdaldır. <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Dürr-ül-muhtar)</span><br />
<br />
Hadis-i şerifte, (Cuma günü tırnak kesmek şifaya sebeptir) buyuruldu. <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(E.Şeyh)</span><br />
<br />
Başka bir hadis-i şerifte, Peygamber efendimizin Cuma günü namaza gitmeden önce, tırnaklarını keserdi. Perşembe günü de tırnak kesmek caizdir. Kesilen tırnakları gömmek iyi olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
<br />
(Saç ve tırnağınızı toprağa gömün, büyücüler onlarla sihir yapmasın!) <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Deylemi)</span><br />
<br />
<br />
 yine mesela Peygamberimizin hadislerinden demişler mesela, Peygamberimiz tırnak keserken görmüşler, Cuma günü kesiyormuş, Ya Resulallah Bu sünnet midir, sünnettir, bunun bir ödülü var mıdır, Vardır ödülü zengin olursunuz, Cuma günü tırnaklarını keserken yani Peygamberimiz ödül ile öğretiyor, ashabını temiz yetiştirecek, Amma ödüllü yetiştiriyor, aynı çocuğa Hadi git kendine şeker al, 4 tane de ekmek al der gibi. sana zenginlik vaadi, Çünkü ashabının oraya gelen yabancı ecnebiyler, ashab-ı kiramın yanına geldiklerinde,mesela  Cuma günü hepsi yıkanmış, mis sürünmüş, gözlerine Sürme Çekmiş, tertemiz, saçını Taramış sakalını bıyığını kısaltmış, banyosunu yapmış, tertemiz mis gibi insanların yanına geldiği zaman, bu müslümanlar  nasıl bakımılı birisi diye onlara özenmez mi?  işte peygamber Eshabını  temiz eshap olaraktan yetiştirmek için, çeşitli sünnet ve hareketler yapmış, Temizlikler yapmış, önleyici tıpta, hastalıkların gelmesini önleyici önlemler almış, ve bunlarıda ashabına anlatıp öğretmiş. Fakat o birşey yaparken gören eshab, bunun cennette Ecri ödülü var mıdır ya resulallah demişler, O da Ödül vermiş de miş anlatmış, şunu yaparsınız, şu olur, Bunu yaparsanız böyle olur diye. Yani hep aynı çocuğa bir şey yaptırmak için, şeker vermek gibi, o ödüller ki,  Aslında onları sünnetleri yaptığımız zaman, dünyada karşılığınıda alacağız zaten.  şekere ve ödüle gerek yok, Zaten şu anda tırnaklarını kesiyorsan, bakımını yapıyorsan, manikür pedikürünü yapıyorsan, sen şu anda tertemiz bakımlı sağlıklı insansın. mikroplardan korundun, yani beladan korundun, yoksa mikroplari yersin, hasta olursun, Burası cennet halinde, Herkes bakımlı, türüm türüm tütüyor parfümler misler ile. Ne güzel, insanlık güzel oldu, cennete döndü burası, Yoksa sen işte tırnakları Cuma günü kestin  bu dünyada ileride zengin Olur değil  bu, Gaye amaç bu değil, Peygamber sadece orada ödül vererek den  o sünnetin severek yapılması için,  bunları böyle anlatmıştı. sünnetler sadece göründüğü gibi zannediliyor, göründüğü gibi algılanıyor, doğru şekilde yapılmıyor. Halbuki o sünnetleri yaptıklarında, İslam ümmeti diyerekten, Muhammed grubu diye bir grubu, Temiz insanlar, bakımlı insanlar, bilgili insanlar olaraktan yetiştirilmesini sağlamak, hastalıkları olmayan kararlı tutarlı bir grup olmak gaye,  kötü bir şeyler yok, akarı kokarı olmayan tertemiz bir ümmet olmamızı sağlamak için, Muhammed bu ödülleri bize göstermiş, yoksa  cennette Bilmem köşküm olacak, Cennette Bilmem katların yatların hikayeleri biraz fasa fiso İşler bunlar. Peygamberimizin Sadece onların yapılmasını sağlamak için ödül vermesini, Allah da onları o şekilde  ödüllendirip, onları peygamberini mahcub etmemiş.  şu anda onları yapanlar, cennet gibi vaktimizdeki, şu andaki insanlarımız, zaten bunları yapan insanlar olduğundan onların ödülleride var,  bak evin altında akan nehirleri olan evlere ulaştık, evinde su tesisati var, tuvalet banyo var, bak mehdi vaktine ulaştık, altınçağ İşte bu Vakit kuruldu. o insanların ona yani sünnetlere ittibâ etmeleri amacına ulaştı ve  anlattık bu dünya nerdeyse cennet gibi oldu. insanlıkta artık bunlar ahlak halini aldı ahalakı hasene ve meleke halini aldı, tırnak kesmek, banyo almak, mis parfüm kuallanmak. işte yine cumartesi yasağı, cumartesi yasağını Allah koyduğunda anlamadılar, ve zamanımızda ki insanlar tatil etmesin öğrendiğinde ne güzel oldu. yani o zaman yapamadılar ama, işte bugün de hafta sonu tatili ne güzel bir nimet, tatil yapmasını öğrendik, Allah'tan öğrendik, onu da, dinlenmesini de Allah dan öğrendik. hepsi aynı minvalde yani. <br />
<br />
Bir tanıdığıma dedim Burası cennet, işte yakın zamanda, Bir 20 seneye kadar da ölümsüzlük Keşfolursa, artık ondan sonrası Cennet dedim. O da dedi, o zaman dedi, dünyaya sığamıyız dedi.  Ben de dedim ki, Bitkilerin, yiyecek ve gıdaların GDO su ile oynayaraktan, bitkileri tohumsuz bıraktılar, hibrit sebzeler meyveler de çekirdeksiz meyveler, çekirdek var ama tekrar meyva vermiyorlar yani, artık tohumsuz çocuklar meydana geldi, ve şu anda binlerce kimse çocuğunun olmadığından dert yanıyor, öyle olunca, artık Eğer bu insanlık Bu çocuklara kaldıysa, bu dölsüz tohumsuz çocuklara kaldıysa, ve onlarda en sonunda  ölümsüzlüğü de keşfedeceklerse, artık Onların çocukları da olmayacak, ve belli miktarda insanlık kalacak demek olur bu. ve bizlerden de belki birkaç tane çocuk yapabilecek insanlar kalır o vakte, onlarda erer Belki o Cennet vaktine, ölümsüzlüğün Keşfeolduğu vakte. Ama eğer insanlar işte yeryüzünde kalırsa, çocuk yapamayacak hale gelirse, ve onlar en sonunda kalacak kimseler olursa, o zaman artık dünyaya sığamayız sorunu da ortadan kalkmış olur. en son yaşlıları öldüğünde ve, bu dölsüz çocuklar ortada kaldığında, artık insanlık üremesi de sona erdi demek. yani kainatın açılması sona erdi, Ondan sonra dürülme başlayacak demek olur. Ve bunu da zaten Geçen hafta anlatmıştık, benim elimdeki işaret parmağım 13 Santimken, 9 santime kısaldığını anlatmıştım ya, dirilmenin başladığını anlatmıştım ve hala şu an bu durum devam ettiğine göre, Öyleyse artık yani o dölsüz çocuklar vaktine girildi ve artık Kainat dürülmeye başladı artık, üreme hiç olmayacak vakte doğru gidiyoruz demek bu. kainat ve insanlık artık daha ileri geçmeyecek ve, sadece küçülme devam edecek demek bu. Öyle olunca da dünyaya sığamıyacağız diye bir durum yok. Peygamberin Bir erkeğe 40 kadın düşecek dediği vakte gidilecek ona doğru gidiyoruz demek bu. Demek ki Erkekler de az olacak.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“İlmin azalması, cehaletin meydan alıp yayılması, zinanın meydana çıkıp şayi’ olması, elli kadının yalnızca bir bakanı olacak derecede kadınların çoğalıp erkeklerin azalması, kıyamet alâmetlerindendir.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buharî, Kitabu’l-İlm, 23)</span><br />
<br />
Yine hocanın bir tanesi, Peygamberimizin Cuma hutbesindeyken, bir tane Arap çocuğunun, Gömleğinin düğmesinin açıldığını gördüğünü, onu hutbeden görünce, hutbeden inip, çocuğun düğmelerini düğmelediğini, ondan sonra tekrar hutbeye çıkıp, hutbe vermeye devam ettiğini anlatıyor. Be adam bunlar uyduruk hikayeler, peygamberin Minberi yoktu ki o vakit, onun hutbeye çıktığı minberi yoktu ki, 5 basamaklı 6 basamaklı bir minber yoktu ki. hurma kütüğünün Üstüne çıkıyor zaten. yarım sandalyenin üstüne çıkan  inen kimse, bunda bir zahmet yok ki. hem de Peygamberimizin vaktinde düğme neredeymiş, düğme neredeymiş, kefen gibi elbisler var, düğmesiz. Düğmesiz dikişsiz kefen oluyor, çünkü eski vakitte dikiş bile zor, düğme nereden, Keşfolmuşmuy du ki, <br />
<br />
Dünyadaki ilk düğme m.ö. 2000 yıllarında Yakındoğu ‘da hayvan kemikleri veya tahta ile yapılarak kullanılmıştır.<br />
<br />
Metal düğme, uygarlığa Romalıların bir katkısıdır. Ancak, Romalılardan çok daha önce, M.Ö. 2000 yıllarında, Yakındoğu’da düğme kullanıldığı biliniyor. Bu ilk düğmeler, genellikle hayvan kemiklerinden ya da tahtadan yapılıyordu. 13. yy’dan itibaren düğme, Avrupa’da da yaygın bir biçimde kullanılmaya başlandı.<br />
<br />
yani daha Avrupada bile 13. yy’dan itibaren yaygın bir biçimde kullanılmaya başlandı diyor, yani araplarda bunun kullanılması ne zaman, ben bile hatırlıyorum çocuklugumda, kemik düğmeli kazağım vardı. yani 1900 lerin sonu sayılır, öyle olunca, araplar ne zaman başladıda, öyle çocukların gömleğinde falan düğme olacak haaa, hepten uyduruk hikayeler.<br />
bir de bunu hocalar anlatıyor da gerçek gibi herkes de inanıyor. ve bugün Adam Cuma namazına gitmiş, adamın yarım saat vakti var, işten çıkmış, Öğle paydosu zaten 45 dakika, adam 15 dakika da yemeğini yemiş, Yarım saatte de namazı kılacak, ve bir de yarım saatin içinde namazı kıldıktan sonra, 10 dakikada da işine gitmesi için yol sürüyorsa, yani 20 dakikası var En fazla adamın, namaz kılmak için, cuma namazını kılmak için. ve bu adam namzdayken hutbe dinlerken, şimdi Hoca Efendi, oradan cemaatten birisinin durumunu düzeltmek için, hutbeden minberden, 5 basamaklı 7 basamaklı minberden incekte, onu düzeltcek de geri çıkacak da, oradaki ahali Onu bekleyecek de, o adam işe gidecek, orada hutbede o işler yapılmaz, orada kısa öz cümlelerle, o günün gündemi Neyse, onun hakkında bilgi verilir, herkes namazını kılar, Gündem hakkında bilgi, dinimiz bu konuda ne demiş onu öğrenir, Ondan sonra işine gidecek işe gider, ordanda evine gidecek.  Yoksa orada açık oturum yapılmamaktadır, vakit şu an meşguliyat vakti, meşguliyet meşgale çok. adam işe gitmezse, işinden çıkarırlarsa atılırsa, çoluğunun çocuğunun rızkını kazanamaz, Burada şimdi cuma namazı mı önemli yoksa, onun aç kalıpta, ellerden dilenmesi mi daha iyi, bu durumda ondan sonra ondan bundan merhmetli bir Müslümanlardan iyilik beklemesi mi güzel, öyleyse cuma namazı bile gerektiği yerde terk edilebilecek durumlar bu zamanda. Çünkü adamı işten atacaklar gitmeyebilir Cuma namazına, <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Her kim önemsemediği için üç Cumayı terk ederse, Allah onun kalbini mühürler.” <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Ebû Davûd, Salât, 212)</span><br />
<br />
Cuma farz, gitmeyen, üç cumaya gitmeyen dinini terk etmiştir hadisi var peki, adam işten atıldı mı, fakir duruma düştümü, sen mi bakacaksın ona ve ailesine. parasını sen mi vereceksin, evinin kirasını sen mi vereceksin, kim verecek, O evli ise  Çocuklara kim bakacak, ekmeğini kim alacak o zaman, o zaman her şey yerli yerince, Namaz bile yerli yerince, <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“İnsanlar vakti girince iftar etmekte acele ettikleri sürece hayır üzere olurlar."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , 26 B1957 Buhârî, Savm, 45)</span><br />
<br />
peygamber öyle dedi, oruç açmaya durduğumuz vakit Eğer sofra hazırsa, namaza geçmeyin, önce sofrada ekmeğinizi yiyin sonra namaza geçin dedi. Ne demek bu, yani ekmek namazdan daha evla imiş, Öyle olunca işte çalışmak, işten atılmamak, işte çalışabiliyor olmak, çoluğunun çocuğunun rızkını kazanmak, Bu devirde zor. ekmek aslanın midesinde deniyordu eskiden ağzında idi, ağzında değil Şimdi, midesine inip de çıkaracaksın diyorlar, insanlık çoğaldı iş azaldı, robotlar  var, her şey öyle olunca, iş kaybetme tehlikeli bir şey, O zaman cumayada gitmeyen, üç cumaya gitmeyen dinini terk etmiş falan olmaz bu devirde. Cuma bu durumlarda farziyetini kaybettiriyor zaten. farziyeti de burada terk etme durumu anlattım, yani anlattım yani orada çünkü  mesela soğuk varsa, düşman varsa gitmeyebiliyorsun, Cumanın farzıyeti düşüyor, sefere gittiysen düşüyor, böyle farziyeti düşen bir ibadetin efdaliyetide, daha önde olan işini kaybetme durumunda, gitmemesi mi daha evla, dünyada işsiz aşsız kalıp  sürünmesi mi daha evla.<br />
<br />
Yine Cennet vaktimizin, yani altın çağdaki nimetlerimizden bazılarından daha bahsedersek :<br />
Mesela menkıbe anlatanlar, dini kısa anlatanlar, onlardan ibret alınsın diye anlatıyor. Dün bunlar hikaye ediliyordu, kıssa halinde, mesela yüzmeyi sana kitaptan tarif etsen, 50 kerre o kitaptan yüzmeyi okusan, bir tane yüzen insan videosu görsen, ya da yüzen İnsanın kendisini hakkalyakin görsen, bunlar aynı değerde midir. Dün kitaplar vardı bilgi veren bize, bazı bilgiler kitaplarda yazılıydı, bugün ise YouTube diye bir şey var, Tuğba dalı, Orada mesela adam, kek yapmasını tarif ediyor,  fotovoltaj  ile elektrik üretmesini tarif ediyor öğretiyor, yine mesela kalorifer tamiratını gösteriyor, akan su musluğu tamiratını  gösteriyor, hiç bilmeyen adam, hiç tesisat ilmi Bilmeyen Adam, açsa o videoyu musluk nasıl tamir edilir baksa, oradan öğrendiği gibi, eline bir de pense alsa  tamir etse, en iyi tesisatçı dan daha iyi tesisatçı olur, Çünkü videolu görüntüler var <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"aynel yakin"</span> öğreniyorsun bu devirde, kitaptan öğrenme gibi değil  <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"ilmel yakin"</span> değil  videolu görüntü her şeyi aynel yakin, yani görerek öğreniyorsun. Yakında her şeyi hakkalyakin öğreneceğiz <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Halogram Teknolojisi"</span> geliyor ve hakkalyakin vaktindeyiz. bak sayfa açtık, ilk önce ilmel yakın ile başladık, Aynel yakın ile devam ettik, ve hakkal yakin açtık.<br />
<br />
<br />
ilmelyakin.1trk.net<br />
<br />
aynel-yakin.com<br />
<br />
hakkalyakin.com<br />
<br />
(Dikkat Bu sayflar kapandi cok oldu o sayflarin vakti bitti linke tiklamayin  biz kapadik ve zararli ellere gecmis bu sayfalar, dah önce ziyeret edenler hatirlaycakdir bu sayfalari)<br />
<br />
ve zamanımız ne zaman ara bak, hakkal yakin zamanı, hakkal yakin ne demek <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">ilmelyakin,Aynelyakin,Hakkalyakin Ne Demekdir?..</span><br />
<br />
Allahu Teala Kuranda Bilmenin Dört yolu oldugunu anlatiyor bu ayette : İlmel yakîn (Alim bilgisi), Cehalet bilgisi(Cahil Bilgisi), Aynel yakîn(Nazari Bilgi Görsel Bilgi) ve Hakkel yakîn(Sathi ve şehadet Bilgisi)<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">İlmelyakîn(Alim bilgisi) :</span> ilimle bilmek,Bir bilgi bir burhan ile bilmek, bir delil ile bilmek<br />
Cahil Bilgisi: Karanlik bilgi ,Körü körüne inanmak,bir bilgiye a,b,c şıkkı vermeden cahilce bu böyledir diye kalbin diger bilgilere ve şıklara kör bakmasi.<br />
Ayneyakîn (Nazari Bilgi Görsel Bilgi) : gözle görerek bilmek,<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Hakkalyakîn (Sathi ve şahedet Bilgisi) :</span> Her şeyi ile bilmek, vakıf olmak demektir. yani bir bilgiye bizatihi icine girip olaya bizatihi şahit olarak bilmek.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Birer misal ile aciklayalim:</span><br />
<br />
Semada yani gökyüzünde ay oldugunu önce bir ilim ile bilmek yani bilim adamlarinin bilgisi ile yani birer burhan ve deliller ile bilmek: o aydir 29 günde dünyanin etrafinada döner ,... v.s.<br />
<br />
bu bilgi ilmel yakindir.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Sonra cahil bilgisi ile bilmek :</span> farenin aya bakişi gibi aaah şu koca peynir cennetine varsamda şu koca peynirden yesem diye ay i peynir zannetmek zanni bilgi. her ne kadar biz ona, ay peynir degil desekde inanmazsa, o peynir derse o zaman işde, ona hayir o peynir demesi, zanniyla bilmek olan, cahil bilgisi ile bilmek olur.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Sonra ücüncü aynel yakin bilmekde :</span> ayin hilal dolunay hallerini gözetleyip, yerden onun dünyanin uydusu olduguna, gözlede bakip ilmel yakin bilgisine bizzat, gözlerlede müşahede edip bilgisinin artmasi ile bilmesidir.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">ve hakkal yakin bilgisi ise : </span>artik onun dünyanin uydusu olduguna kanaat getirince, füzeye binip ,gidip bizzat aya varmak, ayak basmak ve, evet burasi dünyanin uydusudur, şu şu madenleri vardir ,şu şu özelikleri vardir ,diye tafsilatlica, bizzat gidip onu şehadet bilgisi ile bilmeye, hakkal yakin bilgisi denilir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
كَلَّا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ الْيَقِين<br />
<br />
لَتَرَوُنَّ الْجَحِيمَ<br />
<br />
ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ الْيَقِينِ<br />
<br />
ثُمَّ لَتُسْأَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعِيمِ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Kellâ lev ta’lemûne ilmel yakîn(yakîni).<br />
Manasi: Hayır, keşke siz, İlm'el Yakîn (kesin bir bilgi) ile bilseydiniz.<br />
<br />
Le terevunnel cahîm(cahîme).<br />
Manasi: Mutlaka cahîmi (alevli ateşi) göreceksiniz.(Bizim yorumumuz:Cehalet Karanligini göreceksiniz)<br />
<br />
Summe le terevunnehâ aynel yakîn(yakîni).<br />
Manasi: Sonra mutlaka onu Ayn'el Yakîn ile (gözünüzle) de görseniz.<br />
<br />
Summe le tus’elunne yevmeizin anin naîm(naîmi).<br />
Manasi: Sonra o sordugunuzun için de kendinizi buluverirsiniz<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Tekasür suresi 5, 6 , 7. Ayetler</span><br />
<br />
hakkal yakın bir ilmi bilme zamanı, hakkal yakin demek bir olayı yerinde tatbikatı ile görüp öğrenmek demek, Yani çıraklık gibi. Yüzmeyi Sen yüzen birisinden Gördüğün zaman sen de kolayca yüzmenin yöntemini öğrenmiş olursun bu aynelyakin yine bir yemeği yapmasını yapan birisinden gördüğün zaman en güzel şekilde yaparsın püf noktalarını da ondan görürsün, ama kitaptan okumak aynı değerde değil, ve Bugün artık öyle ilmel yakin,  Aynel yakın  yani videolardan görüntü halinde öğremekte de kalmadık, artık hologram teknolojisi diye bir şey var şimdi, yeni Amerikan İlluminati kliplerinde bunu gösteriyor, klipte  adam yada kadın bir zamana gidiyor, adam orada zamanın içinde hareket ediyor, Onu kimse görmüyor, o her şeyi görüyor, hakkalyakin onların hangi hareketi yaptıklarını görüyor, orada bulunuyor, bir saati oradaymış gibi olayları görüyor, farkına varıyor, ve bunu düşünün bir Demirci'den Demircilik öğrenmek için, onların yanında ders gördüğünü, ve bu şekilde tatbikat ile Demircilik öğrendiğini düşünün, ve sonra oradan çıktığını düşünün, ilerde yotubenin yeni hali böyle olacak, ve bu şekilde hakkal yakin, Yani Aynel yakın dan da geçtik artık hologram zamanı, hologramı ile  bilgi alma zamanı, yani hakkal yakin her şeyi yerinde tatbikatı ile öğrenme zamanı, zamanımız hakkalyakin zamanı bak bu video sadece oraya doğru gidişi gösteren videolardan sadece birisi <br />
<br />
Taylor Swift - Delicate<br />
<a href="https://www.youtube.com/watch?v=tCXGJQYZ9JA" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://www.youtube.com/watch?v=tCXGJQYZ9JA</a><br />
<br />
<br />
Ve yine mesela altın çağdaki bilgilerden, hayvanlar hem İngilizce hem Almanca hem Türkçe her dilden anlıyorlar, Türkçe konuştuğun zaman Türkçe anlıyor, Ne demek istediğini, İngiliz birisi gelse, ona İngilizce konuşsa, onu da anlıyor Ne demek istediğini,  o zaman bu hayvanların dili nasıl bir dil ki herkesi anlıyor? öyle bir dil keşfetmeniz lazım ki, İngilizce'dende üstün bir internasyonal  bir dil, hayvanların dili işte her dili anlayacak bir dil.  Eğer onların beyin sisteminde, bunu nasıl algıladıklarını keşfedebilirsen, dünyada  Amerikalı İngilizce konuşan ile Hindistan'daki hinduca konuşan arasında fark olmayacak, hepsini anlayacağız, eğer o ilim keşfedilebilirse.<br />
<br />
<br />
Ve bu vaktimiz yine binlerce Cennet nimetleri ile dolu mehdi'yi vaktini anlatırken Peygamber Efendimiz elindeki ile dünyayı görüyorlar bütün haberler onların evine kadar geliyor Evlerinde Lambaları var diye nasıl tarif etti evlerinde güneşleri var evlerinin altından nehirler akıyor Yani bunlar onun anlatış tarzı ile O anki algılaması ile dedim ya onu al gel bizim vaktimiz hem her şey Ona hayret verici şeyler, ve o anki algısıyla Algıladığı şekilde anlatacak eshabına, onlarda oraya gitme yollarını anlatmış, onlara o şekilde anlatılmış, hadisler bunu gösteriyor. Ama şu anki haline baktığımız zaman  resimdeki nimetlere mesela, biz bunların gerçek ve hakikat halinin nasıl olduğunu anlıyoruz. diyor ki elma bu degil diyor, esas cennette elma var diye anlatiyor, biz burada elmanın tadının sadece cüzi miktarını alıyoruz diye, o elmanın tadı cennette daha bir güzel elma olacakmış. Allah Allah. Halbuki işte o peygamberimizin cennetteki nimetleri tarif ederken anlattıkları, o tarif ettikleri Sadece onun o anki algısı ile anlayıpta  o anki dili ile anlatabildikleri idi. Şu anda onların, o nimetlerin, hakkal yakin, içinde bulunmaktayız. bunları anlatabiliriz başkasına ifade edebiliriz bizde, ama o an peygamber, onları, yani bu nimetlerimizi tarif edecek kelimeleri bile bulamıyordu.<br />
<br />
Ve bu ifade meselesinden de son noktayı koyalım bu haftanın vaazına, bazı ahmaklar  Atatürk'ün ismini Kemal değil de, Kamal diyorlar,  bire beyinsiz, Kemal kelimesi Arapça bir isimdir Kemal  كمال  kef Mim lamdan oluşur. kefin üstüne Üstün geldiği zaman. ka diye okutmaz.<br />
Arapça gramatiğinde harfler, ince ve kalın oluşuna göre ses alırlar. Kef ince sessiz harf olduğu için, onu sesli Okutan Üstün harekesi üstüne geldiği zaman, ke diye  ince bir sesle okutur,  r harfi kalındır, ve onun üstüne de aynı Üstün geldiği zaman,  re  diye okutmaz da,  ondaki etkisi kalın olaraktan okutur, ve ra diye okunur.  Öyle olunca Mustafa Kemal'in ismini, Kamal diyen  ahmağın durumu, ahmaklıktanda bir üstün derecedeki ahmak demek. Ve mesela benim ismimi nüfustaki adam yazarken Raşit yazmış, asli ile Raşid arapçadır Ve sonuda D ile biten bir isimdir yani asli ile Raşid dir Arapçada, ama o Türkçe olaraktan yazmış Benim ismimi ve Raşit diye yazmış, aynı şey. ve Türkçe diye bir dil ve yazması yeni keşfolmuş, Türkçe yeni icat olmuş, nüfus tutulması, nüfus kütüğü ilk defa ne zaman tutulmuş bir bak bakalım, bana osmanlida vardi deme, bana bir tane osmanli padişahı nüfüs cüzdanı örnegi göster, madem vardiysa, yok neden öyle bir resim şimdiye kadar yayinlanmadi, yok cünkü, nüfus kütüğü diye bir şey var mı daha önce Osmanlı'da falan, ve Atatürk ilk defa soyadı kanunu getirip nüfus tutulmasını başlattığında, nüfus kütüğüne ilk yazılan isim kimin ismi imiş Bir bak bakayım.  Mustafa Kemal Atatürk ismini oradaki nüfustaki yazan kimse, daha dili tam öğrenmediği için belki de orada Kemal yazacağı yere Kamal yazdı Belki de, öyle yazıyorsa bile, öyle yazdığınada emin değilim  internet ortamında bircok aslı fesli olmayan Atatürk nüfus cüzdanı resimi var, ve Türkçe'nin Daha tam yerine oturmadığı için o şekilde belki Anlaşıldı, söylendi rivayet oldu, Kemal Arapça bir kelimedir ve böyle yazilir كمال , Aynen benim Raşit kelimesinin olduğu gibi ve asli راشد dir ve Arapçada Kemal Kamal  değildir, Arapçada öyle KAMAL diye bir kelime de yoktur zaten, Ve bunu uyduran terbiyesiz, demekki arapca bilgisi olmayan ahmak birisi uydurmuş ve, maksat fitne çıkarmaktır bunun sebebi.<br />
<br />
<br />
Rabbim, bana ve askerime, dilinide, dinini de, dünyasını da, sünnetleri de, farzları da, doğru anlayıp, doğru uygulamak nasip eylesin.<br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 29 Mart 2019 Vaazi Cuma<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
<br />
<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Görülen Allah ve Görülmeyen Allah]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=43096</link>
			<pubDate>Tue, 05 May 2026 19:15:24 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=43096</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Görülen Allah ve Görülmeyen Allah</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 08 Nisan 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَاذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ وَتَبَتَّلْ اِلَيْهِ تَبْت۪يلًاۜ   رَبُّ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ فَاتَّخِذْهُ وَك۪يلًا   وَاصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَاهْجُرْهُمْ هَجْرًا جَم۪يلًا <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Veżkuri-sme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ, Rabbu-lmeşriki velmaġribi lâ ilâhe illâ huve fetteḣiżhu vekîlâ, Vasbir ‘alâ mâ yekûlûne vehcurhum hecran cemîlâ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Rabbinin adını an, bütün varlığınla ona yönel ve gönlünü ona tam bağla. Doğunun da batının da rabbi O’dur. O’ndan başka tanrı yoktur. Öyleyse yalnız O’na güvenip sığın. Ve o inkârcıların dediklerine sabredip katlan ve onlardan uygun bir şekilde uzaklaş.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Müzzemmil Suresi 8,9 ve10. Ayet</span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"İdrardan sakının! Çünkü kabirde ilk hesap bundan olacaktır."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Taberani)</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
<br />
 Allah ve din kimsenin tekelinde, ne de kişisel hesabında değildir ki, Allah kesin olarak da bu dünyada görülmez, veyahut görülür diye bir hükme, kimse karar veremez. Kuran'da var mı delil Allah'ın görülmeyecek  olduğuna dair,  yahut Allah'ın görülecek olduğuna dair.<br />
 imamlar hocalar anlatır,  ayağını taş alsa Allah'tan bil  diyerekten, ve yine  Tarlayı sürdün tohumu sen  ektin,  tarlayı sen suladın, güneşte doğdu, Yağmur da yağdı, ve bitki yetişti, ve  hasat ettin, buğdayını kaldırdın, Hamdolsun Rabb'ime dedin. peki burada görülmeyen Allah nerede? Eken sen değil miydin, Allah mı ekti buğdayı,  Allah mı sürdü tarlayı, sebebler de bir oldu, sonunda hasat ettin,  Ne oldu o zaman, Allah Kim? nerede burada?<br />
 <br />
"Bir kulumu seversem, onun yürüyen ayağı, tutan eli, bakan gözü, konuşan dili olup, o benimle tutar, benimle yürür..."<br />
<br />
diye anlatılan hadisteki, o adamlardan biri de sen değil misin, o tarlayı Eken amca. işte Allah senin elinle tarlayı ekti, yine senin elinle suladı, yine senin elinle biçti,  seni bu işe sebep eyleyip, Senin üzerinden Allah ekip biçti,  işte görünen Allah, işte arka planda görünmeyen Allah, seni görünce Ben, Allah'ı gördün mü diyeceğim, yoksa arka planda ki Allah'ı ele alipta, Allah'ı görmedin mi diyeceğim, her şeyin arka planında Allah var, o yüzden ekmeği yiyen benin, çarşıdan alıp gelen benin, onu eken falan amca,  birçen falan amca, ve ben de yiyen amca oldum. ama  Hamdimi de Allah a yaptım. arka planda bir Allah var, Neden Allah gözükmüyor o zaman, Allah ekmek yemek istiyorsa, peynir yemek istiyorsa, niye kendi gelip oturup da yemiyor, Niye benim elimle yiyor. <br />
<br />
yani halife olmak, Diyorlar ki, Allah insanı kendi halifesi değil, yeryüzünün halifesi kıldı diyorlar, <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"halifeyi ruyi zemin"</span> diyoruz ya biz, halifeyi ruyi zemin demek, yeryüzünün halifesi demek. Ama Allah kendi halifesi kılmış insanoğlunu ve, Allah isimlerini ve sıfatlarını, insanlar, ve hayvanlar, ve yarattıkları üzerinden tecelli ettirmekte. Nitekim Şeytan da vesvese vererek ten Aynı işlemi, yine insanlar ve Yaratıklar üzerinden meydana getirmeye Çalışmakta. 2 güç iyi ve kötü güç, şeytanı güç ve rahmani güç, Allah'ın aynı işlemleri insanlara kolayca yaptırmak için kullandıkları yaratıklara da biz Melek diyoruz. Melek de aynı işlemi ile, yani ilham ile, veyahut şeytani olana vesves diyoruz, melekten olana rahmani ilham diyoruz, veyahut peygambere verilmişse vahiy diyoruz. Ve Allah Melekleri kötülük yapma yetisi olmayan varlıklar olaraktan yaratmış, O yüzden bir melek, iyi melekler, Cehennem Melekleri hariç, insana zarar vermezler, ve verilmesini istemezler, kötülük yapma yetisi olmayan meleklerin yapamadığı bir işlemi yaptirabilmek için, Allah buna tezat bir canlı yaratması lazım ki, onun eliyle meydana getirsin. Yani bazen iyilerin yapamadığı bazı işleri, kötüler eliyle yaptırdığı, ve onlar ile Allah meydana getirdiği, Yani yine arka planda Allah vardır. Aynı Eken biçenin arkasında Allah olduğu gibi, bazı şer ve kötü sandığımız işlerin meydana gelmesini sağlayan da yine Allahü teâlâdır. Neden? Çünkü biz iman ederiz ki, hayrın ve şerrin de Allah'tan olduğuna. Eğer öyle olmasaydı, zaten bu kavga bir gün ortaya çıkar, Allah ile şeytan çıkıp ortada kavga ederlerdi, bizde seyrederdik, Allah'ın dışında başka bir güç olabilseydi, birinden birisi diğerine  Galip gelirdi bir gün, ve bizde seyrederdik. Bazen kötüler, Kötülük yaptıklarında kendilerini Galip zannederler, yendim, Tamam İntikamımı aldım, falan gibi. Halbuki Allah onun ile, iyilerin yapamayacağı binlerce işi, bir kötüye yaptırmıştır, kötü bunun farkında değildir. yine kötülük yapma yetisinde olan birisinede, iyilik tat verici, ve zevk veren  bir şey değildir.  öyle olunca, öyle bir canlının yapamayacağı binlerce işlemi de, iyiler üzerinden tecelli ettirip, Allah yine dünyamızda meydana çıkarıp, ortaya getirmektedir, ve bu şekilde dünyayı idare edip, hem de imar edip, yaşanır Hale getirmektedir. o zaman Aynen film senaryosunu yazan olduğu gibi, onu oynarken arkadan replik verenler var, ve birde sadece oyunculuk yapanlar var değil mi, Bir de sahne var, sahnedeki malzemeler var, sahnedeki bir malzemeden dolayı, filme iyi veya kötü damgası vurulabilir mi, yahut bir oyuncunun, daha önceki rolünde kötüyü oynadığı için, ikinci rolünde iyiyi oynayınca, ona iyi veya kötü damgası vurabilirmiyiz, o bir oyuncu, Sadece rolünü oynuyor, filmden sonra, Onun gerçek hayatı, ve gerçek tarzı davranışı var, ama filmde sadece senaryoya uygun bir davranış metodu uygulamakta, Öyle olunca, kötü rolü verilmiş birisine kötü damgasını vurmak yine yanlıştır, yine iyi rolü verilmiş birisine de iyi damgası vurmak yine yanlıştır, <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Çünkü hadis-i şerifte</span><br />
<br />
"Senin iyi zannettiğin bir şey şer ve kötü olabilir,  kötü zannettiğin bir şeyde, iyi ve hayır olabilir."<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">buyurdu Peygamber Efendimiz.</span><br />
<br />
öyle olunca iyi ve kötü olmak sadece rolleri oynamak, ama arka planda o işin gerçekten iyi veya kötü olduğunu, daha çok sonra anlayabiliriz. böyle birçok hikaye vardır,  ibret ve derslik olan. Mesela Erol Taş'ın oynadığı rolden dolayı, o na kötü adam damgası vurup da dövmeye kalkanlar, ve yine Kurtlar Vadisi'nde ölen bir adama, dışarıda cenaze namazı kılıp, Mevlüt okutanlar meydana geldi. Halbuk, Yani onların rolleri idi onlar, Asli sıfatları değildi. öyle olunca Kötüye kötü rolü verildiği için, bunu biraz daha açarsak, mesela günah işleyen bir adamı gördüğün zaman, adama hemen kafir, Günahkar damgası vurma, arka planda ne var, Allah onun o işlediği günah ile, kimden kimin öcünü alıyor, yahut kime ne Nimet sunuyor, Bunu o an baktığında göremezsin, bunun hikmeti, belki seneler sonra, Hatta belki yüzyıllar sonra da çıkabilir. Çünkü Kur'an'da ibretlik peygamber kıssaları var, Onların kıssalarının hikmetleri, yıllar sonra ortaya çıkıyor ki, Musa Aleyhisselam'ın ümmetine cumartesi yasağı verilmesinin hikmeti ve, cumartesi tatil edilmesi yüzyıllar sonra ortaya çıkmış bir hikmet, yine Muhammed'in ümmetine zekat ve sadaka farz kılınması, ve bunun hikmetinin Yıllar Sonra vergi olaraktan ortaya çıkması gibi, yüzyıllar sonra değil mi, 2 sene 3 sene sonra ortaya çıkmamış, ve vergi olaraktan dünyada yasa halini alması yüzyıllar geçmesinden sonra ortaya çıkmış, yani işte sana yaptırılan Bir Günah, yahut bir Sevabın Hikmeti, Belli ki 2 sene sonra, belki 10 sene sonra, belli ki 1000 sene sonra ortaya çıkacak, senin çocuğun bile  ondan nasiplenmeyecek, belki torununun torunu  nasiplenecek.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Nitekim Tirmizide geçen bir hadisi Şerif'te Peygamber Efendimiz buyurmuş ki</span><br />
<br />
"Kızdığına  ölçülü kız, Belki bir gün dostun olabilir, sevdiğini de ölçülü Sev, Belki bir gün düşmanın olabilir."<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Buyurdu peygamberimiz</span><br />
<br />
 Demek ki Peygamber Efendimiz Bunun böyle olduğunu zaten o vakitten biliyordu, yani bazısına iyi rolü verilmiş olabilir, aslında o kötüdür, bazısına da kötü rolü verilmiş olabilir,  Aslında oda iyidir, o senin için en iyi dosttan da iyi dosttur, arka planını yine Allah biliyor, ve Allah arka planda gizlice, yapmak istediklerini, onların eliyle yapmak da, ve yapmaya devam etmektedir.<br />
<br />
belki  onun Hayri yıllar sonra ortaya çıkacak, belki yüzyıllar sonra, belki de bir hafta sonra hikmetini anlayacaksın.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَلَا تَسْتَوِي الْحَسَنَةُ وَلَا السَّيِّئَةُۜ اِدْفَعْ بِالَّت۪ي هِيَ اَحْسَنُ فَاِذَا الَّذ۪ي بَيْنَكَ وَبَيْنَهُ عَدَاوَةٌ كَاَنَّهُ وَلِيٌّ حَم۪يمٌ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Velâ testevî-lhasenetu velâ-sseyyi-e(tu)&copy; idfa’ billetî hiye ahsenu fe-iżâ-lleżî beyneke ve beynehu ‘adâvetun ke-ennehu veliyyun hamîm<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
İyilikle kötülük bir olmaz; sen kötülüğü iyilikle karşıla. O zaman aranda düşmanlık olan kişinin can dostun olduğunu görürsün.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Fussilet Suresi 34. Ayet</span><br />
<br />
<br />
Bu ayette geçen kötülüğü iyilik ve güzelliklerle iyi bir şekilde savmak meselesinde, ve bakarsın ki, o kötü işler işleyenler, seninle dost oluvermiş buyurulan ayeti kerimede ki hikmeti Ben, Memleketimi Sandıklı'da Yaşadım. ve okula giderken kaldırımdan değil de yoldan yürürken genç bir delikanlı ile birbirimize omuz attık, ve kavganın eşiğine geldik, yumruklaşmak mesafesine, ama yumruklaşmadik, ve bundan az zaman Sonra, Bir otobüste yan yana aynı koltukta sohbet ederek ten dost olmuş bir şekilde seyahat etmek de nasip oldu, o kavga sayesinde tanışık olmuştuk biz. yani bakarsın ki Candan bir dostun oluvermiş buyuruyor Rabbimiz. Yani bazen kavgadan bile Allah rahmet çıkarır dilerse, arka planda ne yaptığını sen bilemezsin. senin Farketmeden geçeceğin bir insan yanından geçiyordur, onun sana o takışması sayesinde, sen onu fark edersin.<br />
<br />
 Hani bilim adamları tıpta  farkındalık da diye bir Reaksiyon tespit etmişler.<br />
<br />
Mesela sen hava alıp veriyorsun ama farkında değilsin, sana hava alıp veriyor musun diye sorduğumuz zaman, nefes almanın sıklaşır, ve nefes aldığının farkına varırsın, ve o zaman nefesi, Sanki sen almak ve vermek zorundayım gibi hissedip de,  orada  karışık bir duruma girersin, Halbuki o ana kadar nefesi otomatik alıp veriyordun, seni farkında kıldığımız zaman kendin strese girdin, nefesi Aldım mı, Verdim mi, alacağımı vereceğimi heyecanına kapılırsın, Halbuki otomatik pilot hepsini yapıyordu, Sen farkında değildin.<br />
<br />
 işte Allahu Teala da böyle seni bir kavga ile, veyahut, Bir şer ve kötü bir birisinin yapacağı, bir amel ve fiil ile de, senin onu tanımana, öyle iyi bir kimseyi tanımına belki sebep oluyor ki.<br />
düşün ki kainatta Yıldızlar Seyran halinde, ve onları seyrederken senin tanımadığın bir yıldız, senin yanından geçerken, Bak bu Yıldız'da da bu hikmetler, bu nimetler var, bir de bunu tanı diye, Allah sana ondan bir taş gönderiyo, kafana bu taş nedir  nedendir, İşte o yıldızı tanımana Sebeb, ondan sana bir nimet indi demek olur. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
لَقَدْ اَرْسَلْنَا رُسُلَنَا بِالْبَيِّنَاتِ وَاَنْزَلْنَا مَعَهُمُ الْكِتَابَ وَالْم۪يزَانَ لِيَقُومَ النَّاسُ بِالْقِسْطِۚ وَاَنْزَلْنَا الْحَد۪يدَ ف۪يهِ بَأْسٌ شَد۪يدٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِ وَلِيَعْلَمَ اللّٰهُ مَنْ يَنْصُرُهُ وَرُسُلَهُ بِالْغَيْبِۜ اِنَّ اللّٰهَ قَوِيٌّ عَز۪يزٌ۟ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Lekad erselnâ rusulenâ bilbeyyinâti ve enzelnâ me’ahumu-lkitâbe velmîzâne liyekûme-nnâsu bilkist(i)(s) ve enzelnâ-lhadîde fîhi be/sun şedîdun ve menâfi’u linnâsi ve liya’lema(A)llâhu men yensuruhu ve rusulehu bilġayb(i)&copy; inna(A)llâhe kaviyyun ‘azîz<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Andolsun biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve mizanı indirdik. Biz demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır. Bu, Allah'ın, dinine ve peygamberlerine gayba inanarak yardım edenleri belirlemesi içindir. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, daima üstündür. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Hadîd Suresi 25. Ayet</span><br />
<br />
demiri indirdik diyor ya, Demek ki demir bizim yanımızdan geçti gitti, Demir gezegeni bizim yanımızdan geçerken, bir parça Demir koptu ve bize geldi ve artık böylece demiri de içimize aldık, dünyamıza ne güzel bir nimet Demir değil mi, kafamıza çarpmasaydı o Demir parçası, dünyada Demir olmayacakmış, demir lazım mı? çok lazım bir madde dünyaya. İşte o benim o a kavga ettiğim delikanlı ile omuz atma hikayesindeki, Ben onu hiç  görmemiş gibi yanından geçip gidecektim, Ömrüm boyu tanımayacaktım belki, ama onun bana omuz atıp, Benim de onun omuzuna  karşılık vermem sebebiyle, o genci tanımış oldum, Daha sonra da birlikte seyahat bile ettik konuştuk Sohbet ettik.<br />
<br />
Ve dünyamızda filmler oynanır biter seyredilir, en sonunda arka plandakilerin sadece isimleri bir şerit halinde Akar, <br />
<br />
replikleri veren falanciydi, <br />
kamerayı tutan filanciydi,<br />
makyajcı bilmem kim idi ,<br />
<br />
<br />
Onları da zaten, filmi seyreden kimse Bekleyip de isimlerini bile okumaya zaman ayırmaz, Belki çok nadir kimseler, kim imiş bunlar diyerekten bakarlar, belkide sadece film ile uğraşan kimseler bakar ki, o da filmlerinde kullanacak eleman bulmak için bakarlar. ama biz gibi sadece seyirci olanlar, o şeritte akan yazıları bile okumaya zahmet ayırmayız. Öyle olunca Allah her işi arka planda yürütür de, Allah aklına gelmeyen, Allah ı unutmuş binler insan mevcut dünyada, her şeyi Allah'ın yaptığını bilmeyen, ve farkında olmayan, binlerce gafil insan. Biz gibi Farkına varanlar bile, bazen unutupta, dalıveriyoruz ve, sanki Allah yokmuş gibi davranıveriyoruz bazen.<br />
<br />
Fazla sıkılmayın diyerekten buraya Nasrettin den bir fıkra ile devam edelim<br />
<br />
Nasrettin Hoca ciddi adam olduğunu göstermek için, ona bir gün yaşını sormuşlar, Allahu alem 40 demiş, ertesi sene gelmişler, başka birisi yine sormuş, yine 40 demiş, orada geçen seneki soran adam da varmış, Yine Bir sene daha geçmiş, yine sormuşlar, yine demiş 40, yine orada ilk sene soran adam cıkışmış, ya Hoca geçen sene de 40 dedin, evvel ki senede 40 dedin, senin yaşın hiç değişmiyor mu demiş, Hoca da ciddi ciddi cevap vermiş, Erkek adam sözünden dönmez demiş, 40 dedim se 40 demiş. <br />
<br />
ve işte dünyamızda bazı ciddi olduğunu zanneden insanlar vardır, ve onlar için hayat sadece siyah ve beyaz dan ibarettir, ya siyah, ya beyaz, ya İyi, ya kötü, ya herro ya merro. yani onları kararından caydıramazsın, Hani derler ya <br />
<br />
"Deveye hendek atlatırsında, cahile laf anlatamazsın."<br />
<br />
Ve bazı insanların grisi ve ara renkleri yoktur, Halbuki ara mevsimlere geldik, sonbahar ve ilkbahar ara mevsimdir, ve ara renkler mesela Sarı ile mavi den yeşil meydana gelir, sarıya biraz mavi, maviye biraz sarı katınca, yeşil olur, hayat yeşilden doğup da gelişir, ve Bahar işte kötülükleri iyiliklerle savma vaktidir, iyilikleri Çoğaltıp sıcak ve Yaza doğru gitme vaktidir, hayatın Neşvü neva bulma vaktidir. ve bizim zikirlerimizden biriside işte<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتِ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
innel hasenat yüzhibnes seyyiat<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
iyilikler kötülükleri (günahları)siler giderir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym HUD SURESI  114. Ayet</span><br />
<br />
<br />
 innel hasenat yüzhibnes seyyiat,  yani iyilikler kötülükleri siler yok eder hikmetini yaşama vakti, ve bu Zikri çokça çekme vakti, ve yine Günahlarımıza tövbe edip, ağlayıp sızlayıp, Nisan Yağmurları yağdırma vakti, vicdanımızın sesini dinleme vakti, yüreklerin yumuşadığı vakit ki, toprak yagmurlar ile yumuşasın ki, toprağı Çimen kadar yumuşak bir Filiz delsinde Hayat bulsun, ve dünyamız yemyeşil cennete dönsün, yürekleri tövbe ile yıkama zamanı, gözyaşı ile yıkama zamanı, ama fazla da ağlamayın, sel alıp gitmesin dünyayı.<br />
<br />
 Nisanın 7'si bizde Tıp demedi, yağmur yok. vicdanlar susmuş, gaddar mı olmuş insanlar.<br />
<br />
 ve bu ciddi siyah ile beyaz dan başka renk olmadığını zannedenlere ve cahillere ve kararlarında da iyi veya kötü den başka bir çıkış yolu olmadığını zannedenlere, başka çıkış ve seçenekler ve yollarının da olduğunu gösterme zamanı. Nitekim Atalar demiş ki:<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Bir kapıyı kapatan Allah, başka kapıyı açar mış."</span><br />
<br />
 Ve yine bizim zikirleri mizden <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Elem Neşrah"</span> suresi okumak, o sürede diyor ki:<br />
<br />
"bir iş seni yordu üzdü mü? O zaman o işi bırak, seni üzmeyen başka bir işe geç."<br />
<br />
 diyor Allahu Teala. o surenin son ayetinde, Nasıldı o ayet:<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">İnşirah Suresi Arapça Okunuşu</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
اَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَۙ ﴿١﴾ وَوَضَعْنَا عَنْكَ وِزْرَكَۙ ﴿٢﴾ اَلَّذ۪ٓي اَنْقَضَ ظَهْرَكَۙ ﴿٣﴾ وَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَۜ ﴿٤ فَاِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًاۙ ﴿٥﴾ اِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًاۜ ﴿٦﴾ فَاِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْۙ ﴿٧﴾ وَاِلٰى رَبِّكَ فَارْغَبْ ﴿٨﴾<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">İnşirah Suresi Okunuşu</span><br />
<br />
-Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm.<br />
<br />
1- Elem neşrah leke sadrâk.<br />
<br />
2- Ve vada’nâ ’anke vizrâk.<br />
<br />
3- Elleziy enkada zahrâk.<br />
<br />
4- Ve refa’nâ leke zikrâk.<br />
<br />
5- Feinne me’al’usri yusrâ.<br />
<br />
6- İnne me’al’usri yusrâ.<br />
<br />
7- Feizâ ferağte fensab.<br />
<br />
8- Ve ila Rabbike ferğab.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">İnşirah Suresinin Anlamı, Meali</span><br />
<br />
-Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.<br />
<br />
1- Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi?<br />
<br />
2-3 Belini büken yükünü senden alıp atmadık mı?<br />
<br />
4- Senin şânını ve ününü yüceltmedik mi?<br />
<br />
5-6 Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır.<br />
<br />
7-8 Boş kaldın mı hemen (başka) işe koyul ve yalnız Rabbine yönel. <br />
<br />
<br />
 esteuzubillah feiza ferağte fensab ve ila rabbike ferğab, Rabbine başka bir dönüş ile dön diyor, yani o iş seni yordumu, yormayana geç, bu seni üzdü mü, üzmeyene geç ve  böylece stressiz yaşamaya ve hayata devam edebilirsin, Karamsarlık içinde kalmayasın, bittim tükendim demeyesin diye, Allah sana buradan derman gönderiyor, ve diyor ki birde:<br />
<br />
"Her zorluğu kolaylık ile kardeş yaptık, zorluk oradaysa, kardeşi kolaylık da yanındadır, muhakkak ki bu böyledir.<br />
<br />
 buyuruyor Rabbimiz.<br />
ve dedik işte Kainat Zıtlar ile kaim ve ayaktadir, ve öyle olunca zorluk ile kolaylikda tezat kelimeler, ve ezvac olan veya kardeş olan  iki fiil.<br />
<br />
<br />
Ekskavatör (Baga) şoförü ekskavatör(Baga) de ki bir joystick ile taş kaldırıyor, bu taşı kaldıran ekskavatör(Baga) mı joystick mi yoksa şoför mü kim kaldırdı Hani arka planda bir Allah var diyorduk ya, burada bir üçüncüde girdi araya, joystick diye bir şey girdi araya, joystick mi kaldırdı? şoför mu kaldırdı? yoksa ekskavatörmü (Baga mi) kaldırdı, bir işi sen mi yaptın, elin mi yaptı, yoksa Allah mı yaptı.<br />
<br />
 Hani Salebe hakkında Rivayet var ya, ben bu paraları elimle kolumla kazandım, Niye vereyim dedi deniyor ya, elinle konunla mı kazandın sen o paraları? joystick mi kaldırdı o taşı, Eller mi buna güç yetirdi, yoksa arka planda Allah mı var. Salebenin zekat verememesi hikaye ediliyor hadislerde, ve Musa'nın ümmeti de cumartesi yasağına uyamadılar diye hikaye ediliyor, ve Bakara suresini ismini veren hindularda, bakarayı yani  ineği kesemediler diye hikaye ediliyor.<br />
 ve matrix filimindede atlama programında,  Morpheus atlıyor da, Neo atlamayı başaramadı diye hikaye ediliyor, ilk atlayan başaramaz diye hikaye ediliyor, yani Kural Bu, ilk defa yasa çıktığında, ona uymak insanların bünyesinin kaldıramadığı bir şey, ilk defa da Başaran belki milyonda bir. Öyle olunca salebeye verilen roldeki Salebe kötü değil. rolde kötü değil. Allah onun hikmetini binlerce sene sonra vergi olaraktan ortaya çıkarıyor. ve onun o gün zekat vermenin islamin ilk yillarindan itibaren, müslüman biri ile delinmesini den yaratan Allah, onun delinmesi ile de binlerce Hikmet ortaya çıkarıyor. verginin verilmeyeceği yerler diye bir yasa var bir de mesela. zekat zengine farz da, zekatın  Zengin'den de sagıt olduğu durumlar var. mesela burada adamın fabrikası var, fabrikasında işçileri geziye götürüyorsa, O gezide harcadığı para, vereceği vergiden düşülüyor, yine işçilerine iş kıyafeti ve ayakkabı ve dışarıda soğukta çalışıyorsa, mont kaban gibi şeyler veriyor, ve bunlarda vereceği vergiden düşülüyor, giderler diye ortaya çıkıyor. demek ki gideri çok olan bir firma, vergi vermiyor devlete. Yani iyiliği çok olan kimse, zararı az dokunuyor, hep hayır, hep hayır, faydalı.  ve bazı fabrikalarda buna diyor ki, bu sene diyor firmayı genişlettik, ve genişletme sebebiyle, şu kadar masraf yaptık diye gösteriyor, ve her sene böyle firmada genişletme yapma hikâyesiyle vergi kaçırıyor, her sene her sene biraz inşaat ile, verigeye verecegi parayi frimayi dahada büyütmede kullanan firmalar var, cünkü firmayi büyütünce, yine belli derece vergiden muaf oluyor, bu vergi devlete gidecegine ona kalmiş oluyor, iyimidir, Allah bundanda rahmet cikariyor, ve o adam firmayi büyütünce, iki işciye ekmek verirken, bu sefer on işci daha aliyor, on işciye ekmek veriyor, buda rahmet degilmi, bu sayede bu işi iyiye götürenler var, Bir de bu işi kötüye götürenler var, ikisinin arasında da fark var. Birisi fayda vermek için bu işi yapıyor, birisi vergi kaçırmak için bu işi yapıyor, Allah katında ikisi Tabii ki de aynı değil, Yine arka planda, replikleri verende Allah, onu öyle yaptıran yine Allah, o rolü ona veren yine Allah, salebenin vergiyi verememesi de Allah'tan, Allah'tan gayrı hiçbir şey yok, <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"la mevcuda İlla Hu."</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِتَالُ وَهُوَ كُرْهٌ لَكُمْۚ وَعَسٰٓى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْـًٔا وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْۚ وَعَسٰٓى اَنْ تُحِبُّوا شَيْـًٔا وَهُوَ شَرٌّ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ وَاَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ۟ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Kutibe ‘aleykumu-lkitâlu vehuve kurhun lekum(s) ve’asâ en tekrahû şey-en vehuve ḣayrun lekum(s) ve’asâ en tuhibbû şey-en vehuve şerrun lekum(k) va(A)llâhu ya’lemu veentum lâ ta’lemûn<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı. Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Bakara Suresi 216. Ayet</span><br />
<br />
<br />
<br />
öyleyse Senin Hayır sandığın şer olabilir,   şer sandığında da binlerce hayır olabilir.<br />
<br />
mesela idrar hakkinda ve kötü ve necis oldugu hakkinda hadisler mevcut mesela<br />
<br />
"İdrardan (sidikten) sakının. Çünkü kabir aza­bının çoğu ondandır (yani idrardan sakınmamaktan kaynaklanır)."<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Hâkim)</span><br />
<br />
"Şüphesiz ki kabir azabının çoğu idrardandır (yani idrardan sakınmamaktan kaynaklanır)."<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"><br />
(Ahmed, İbn-i Mâce, İbn-i Ebî Şeybe, Hâkim ve Beyhakî rivâyet etmişlerdir.)</span><br />
<br />
<br />
<br />
(Kabir azabının çoğu, üzerine idrar sıçratmaktan olacaktır.) <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">[İ.Mace, Nesai, Hakim, Dare Kutni]</span><br />
<br />
(İdrardan sakının! Çünkü kabirde ilk hesap bundan olacaktır.)<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"> [Taberani]</span><br />
<br />
<br />
gibi hadilser idrarin necis oldugunu anlatirken, başka bir hadisde de idrarin faydali oldgunu anlatmişdir Peygamberimiz :<br />
<br />
“Medine havası beni hasta etti. Hz. Peygamber (a.s.m), ‘Git birkaç deve ve keçi-koyun sütünden (Hadisin ravilerinden Hammad: ‘sanırım; ve bir de idrarlarından) iç’ diye tavsiyede bulundu.” <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Ebu Davud, Taharet, 125)</span><br />
<br />
<br />
 “Ureyne ve Ukeyle kabilelerinden bir grup Medine’ye gelerek Müslüman oldular. Medine’nin havası onlara dokununca Peygamber onlara deve idrarını içmelerini öğütledi. ”<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Buhari Tıp5/1, Hanbel, 3/107,163)</span><br />
<br />
<br />
"Hz. Enes anlatıyor: Ukl veya Ureyne kabilesi halkından sekiz kişilik bir grup Medine’ye gelip Hz. Peygamber (a.s.m)’e biat ederek Müslüman oldular. Bir müddet sonra Medine’nin havası onlara dokundu ve hasta oldular. Şikâyetleri üzerine Hz. Peygamber (a.s.m), çobanlarıyla birlikte Medine’nin dışına çıkıp, develerin sütünden ve idrarından içmelerini öğütledi. Adamlar bir müddet develerin süt ve idrarından içtiler ve sağlıklarına kavuştular. Derken, çobanları öldürüp develeri önlerine katıp götürdüler. Olaydan haberdar olan Hz.Peygamber (a.s.m) birkaç adam peşlerine taktı ve nihayet onları bir yerde yakalayıp getirdiler. Hz. Peygamber (a.s.m) onlara hakkettikleri ağır bir cezayı tatbik etti. Ellerini, ayaklarını kesti, gözlerine mil çekti ve güneşin altında ölüme terk etti..."<br />
<br />
<br />
Ve bu hadisin sıhhati hakkında çok çeşitli tartışmalar var, ve peygamber hiç idrar içilir der mi diye iddia edenler var, Ve yine peygamber böyle bir ceza verir mi, merhametin babası olan bir kimse, böyle bir gaddar ceza verir mi diyenler var, ve bu konudaki ayet-i kerimede şöyle buyurulmaktadır :<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
اِنَّمَا جَزٰٓؤُا الَّذ۪ينَ يُحَارِبُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَيَسْعَوْنَ فِي الْاَرْضِ فَسَادًا اَنْ يُقَتَّلُٓوا اَوْ يُصَلَّبُٓوا اَوْ تُقَطَّعَ اَيْد۪يهِمْ وَاَرْجُلُهُمْ مِنْ خِلَافٍ اَوْ يُنْفَوْا مِنَ الْاَرْضِۜ ذٰلِكَ لَهُمْ خِزْيٌ فِي الدُّنْيَا وَلَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ عَذَابٌ عَظ۪يمٌۙ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnnemâ cezâu-lleżîne yuhâribûna(A)llâhe verasûlehu veyes’avne fî-l-ardi fesâden en yukattelû ev yusallebû ev tukatta’a eydîhim veerculuhum min ḣilâfin ev yunfev mine-l-ard(i)&copy; żâlike lehum ḣizyun fî-ddunyâ(s) velehum fî-l-âḣirati ‘ażâbun ‘azîm.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Allah ve Resûlüne karşı savaşanların ve yeryüzünde (hak) düzeni bozmaya çalışanların cezası ancak ya (acımadan) öldürülmeleri, ya asılmaları, yahut el ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut da bulundukları yerden sürülmeleridir. Bu onların dünyadaki rüsvaylığıdır. Onlar için ahirette de büyük azap vardır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Mâide Suresi 33. Ayet</span><br />
<br />
Ve bu adamlar Bu hadiste Görüldüğü üzere peygamberden menfaatlenmek için, ona Müslüman olduk görüntüsü vermişler, Halbuki Müslüman olmamışlar, ve onlar peygamberin şifa veren bilgilere sahip olduğunu bildiklerinden, yanına yanaşmışlar, ve onlara fayda edecek ilmi aldıktan sonra, onlar onu kullanıp iyi olduktan sonra da,  hainlikleri içinde olduğu için, hayvanlarini develerinin sürüsünü önlerine katıp çalıp çırpıp oradan kaçmışlar, <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Esteuzubillah</span><br />
<br />
   “Muhakkak ki, biz gerçekleri açıklayan âyetler indirdik. Allah, dilediğini dosdoğru yola iletir.<br />
<br />
    "Niceleri: 'Biz Allah’a ve peygambere inandık ve itâat ettik.' derler de sonra  içlerinden bir grup buna rağmen arkalarını dönerler. İşte bunlar mümin değillerdir."<br />
<br />
    "Aralarında hükmetmesi için Allah’ın ve peygamberinin hükmüne davet edildikleri zaman, bir de bakarsın ki içlerinden bir kısmı  yüz çeviriyor."<br />
<br />
    "Ama hüküm kendi lehlerine gözükmeye görsün, tam bir itâat içinde koşa, koşa gelirler."<br />
<br />
    "Bunların kalplerinde bir hastalık mı var? Yoksa imanda şüpheye mi düştüler? Yahut Allah’ın ve peygamberinin onlara haksızlık yapacağından mı endişe ediyorlar? Doğrusu, onlar zâlimlerin tâ kendileridir."<br />
<br />
    "Aralarında hükmetmesi için, Allah’a  ve Resulüne davet edildikleri vakit, müminlerin söyledikleri tek söz; <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">“Baş üstüne; işittik ve itâat ettik.” </span>demek olmuştur. İşte kurtuluşa erenler bunlardır.”<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Nur, 24/46-51)</span><br />
<br />
Ve bu  ayeti kerimede deniyor ki, kendi lehlerine oldu muydu, koşa koşa gelirler, kendi aleyhlerine oldu muydu, işte böyle şaibe vardır derler, al bu ayeti ve bugüne uyarla.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"> ve deve sidiği içilirmi meselesine gelince</span><br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Ebu Hureyre, Peygamberimiz'den (asm)şöyle rivayet ediyor:</span><br />
<br />
 "Cehennemin ortasına sırat (köprüsü) kurulur. Oradan peygamberlerden ümmetleri ile beraber geçenlerin ilki ben olacağım. Peygamberlerden başka o gün kimse konuşamaz, Peygamberlerin sözleri de "Ey Allah'ım, kurtar kurtar" olur." (Buharî ve Müslim)<br />
Sıratı geçerken insanların amelleri onları taşıyan binekler hükmünde olacak, amellerin derecesine göre hızı ve zamanı değişecektir:<br />
“Sırat, kılıcın keskin tarafı kadar ince ve kaygandır. Müminler, nurları oranında süratli geçerler. Kimisi yıldızların akışı gibi, bazıları göz açıp yumuncaya kadar, kimileri rüzgâr gibi hızlı geçerken, bazıları da hızlı yürüyerek ve koşarak geçerler. Geçişleri amellerine göredir. Hatta nurları ayaklarının başparmakları kadar olanlar düşe kalka, elleriyle tutunarak, ayakları kayarak yanlarına yörelerine ateş sıçrayarak geçerler.” <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Taberânî, Hâkim)</span><br />
<br />
Sidik içilirmi meselesine gelince, hadis doğru, çünkü erkeğin, veyahut, insanlardaki  zekerin içinden geçen yol, kıldan ince ve sırat köprüsü için bu tarif yapılır, Kıldan İnce Bir Yol. kapalı vaziyetteyken, hortum gibi içinden su geçecek hava geçecek delik yok, yapışık vaziyette meninin çıktığı ve idrarın çıktığı yol. ve Öyle olunca İşte bu ince dar yoldan meni Damla halinde çıkarken, ve çok menisi olanların, hızlıca çıktığında, oradaki yolu yırttığını bilim adamları tespit etmiş, yırtılmalar olduğunu, bu yolda zekerin içindeki yolda, o kildan ince yolda, yırtılmalar olduğunu tespit etmişler, ve fakat böyle devamlı ıslak kalan bir yerdeki yaralar, neden büyük yara haline dönmüyor? Çünkü antiseptik olan idrar, onları antiseptik özelliği ile yakarakdan tedavi ettiği için, orada yara halinde olmuyor,<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"> ardına demiş ki Peygamber Efendimiz:</span><br />
<br />
"Cima ettikten sonra, 2. defa cima etmek isteyen, gitsin idrar yapsın, ve Zekerini ve hayaları­nı yıkasın, ondan sonra tekrar cima etsin."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif )</span><br />
<br />
demiş, Neden Çünkü önce tedavi ol Sonra tekrar bir daha cima et, orası yaralandı çünkü, ve idrar orayı en iyi tamir  ve tedavi eden ilaç niteliğinde. ikincisi eğer çocuk yapmak istemiyorsan orada meni bulaşığı kaldı yika ki çocuk olmasın ikincisi çocuk yapmak istiyorsan orada zarara ugramış meniler var zekerin üstünde, onlari yıkada yeni ve kuvvetli meniler yumurtaya gitsin, yoksa hava ile temas eden meni, sudan çıkıpda kurumuş balık gibi güçsüzdür, ve Öyle olunca işte Peygamberimiz onlara idrarınızı için dese iğrenç gelecek, insanın kendi idrarını içmesi, yahut başka bir insanın idrarını içmesi iğrenç gelecektir, öyle dememişte  böyle diyerekten, yani iğrenç olacağını bildiği için, o da demiş ki gidin deve veya koyun idrarı keçi idrarı için demiş, ve  Neden idrar, Çünkü içleri (Dahiliye) hasta olduğu için, devamlı ıslak kalan bir bölgedeki yaraların kapanmasında en iyi tedavi edici şey idrar dır.<br />
<br />
<br />
 Rabbim askerime ve bana peygamberini yalanlamaktan ziyade, hikmetini anlamayı nasip eylesin, bir olayı bilmeden de o olay üzerine yanlış yorum yapmaktan da muhafaza buyursun.<br />
<br />
Dün kü birolay  bugün daha kolay anlaşılır hale geliyor, Çünkü Kıyamet hadislerinin Çoğu da aynı minvalde, o gün onlar tam manası ile anlaşılmamış, ama Bizler hakkalyakin Bugün o olayların içinde olduğumuz için, hadisleri daha güzel anlayabiliyoruz, ve gerçekmiş, Muhammed doğru söylemiş diye biliyoruz, Ve Niye bu idrar hadisini düne kadar yalanladılar, Çünkü hakikaten bilinmediği için.<br />
<br />
 Rabbim hadisleri de sünnetleri  de ve farzları da, vacipleri de, mekruhları da, ve dinin bütün vecibelerini, doğru anlayıp, doğru yaşamak nasip eylesin. <br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 08 Nisan 2019 Pazartesi<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Görülen Allah ve Görülmeyen Allah</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 08 Nisan 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَاذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ وَتَبَتَّلْ اِلَيْهِ تَبْت۪يلًاۜ   رَبُّ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ فَاتَّخِذْهُ وَك۪يلًا   وَاصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَاهْجُرْهُمْ هَجْرًا جَم۪يلًا <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Veżkuri-sme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ, Rabbu-lmeşriki velmaġribi lâ ilâhe illâ huve fetteḣiżhu vekîlâ, Vasbir ‘alâ mâ yekûlûne vehcurhum hecran cemîlâ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Rabbinin adını an, bütün varlığınla ona yönel ve gönlünü ona tam bağla. Doğunun da batının da rabbi O’dur. O’ndan başka tanrı yoktur. Öyleyse yalnız O’na güvenip sığın. Ve o inkârcıların dediklerine sabredip katlan ve onlardan uygun bir şekilde uzaklaş.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Müzzemmil Suresi 8,9 ve10. Ayet</span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"İdrardan sakının! Çünkü kabirde ilk hesap bundan olacaktır."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Taberani)</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
<br />
 Allah ve din kimsenin tekelinde, ne de kişisel hesabında değildir ki, Allah kesin olarak da bu dünyada görülmez, veyahut görülür diye bir hükme, kimse karar veremez. Kuran'da var mı delil Allah'ın görülmeyecek  olduğuna dair,  yahut Allah'ın görülecek olduğuna dair.<br />
 imamlar hocalar anlatır,  ayağını taş alsa Allah'tan bil  diyerekten, ve yine  Tarlayı sürdün tohumu sen  ektin,  tarlayı sen suladın, güneşte doğdu, Yağmur da yağdı, ve bitki yetişti, ve  hasat ettin, buğdayını kaldırdın, Hamdolsun Rabb'ime dedin. peki burada görülmeyen Allah nerede? Eken sen değil miydin, Allah mı ekti buğdayı,  Allah mı sürdü tarlayı, sebebler de bir oldu, sonunda hasat ettin,  Ne oldu o zaman, Allah Kim? nerede burada?<br />
 <br />
"Bir kulumu seversem, onun yürüyen ayağı, tutan eli, bakan gözü, konuşan dili olup, o benimle tutar, benimle yürür..."<br />
<br />
diye anlatılan hadisteki, o adamlardan biri de sen değil misin, o tarlayı Eken amca. işte Allah senin elinle tarlayı ekti, yine senin elinle suladı, yine senin elinle biçti,  seni bu işe sebep eyleyip, Senin üzerinden Allah ekip biçti,  işte görünen Allah, işte arka planda görünmeyen Allah, seni görünce Ben, Allah'ı gördün mü diyeceğim, yoksa arka planda ki Allah'ı ele alipta, Allah'ı görmedin mi diyeceğim, her şeyin arka planında Allah var, o yüzden ekmeği yiyen benin, çarşıdan alıp gelen benin, onu eken falan amca,  birçen falan amca, ve ben de yiyen amca oldum. ama  Hamdimi de Allah a yaptım. arka planda bir Allah var, Neden Allah gözükmüyor o zaman, Allah ekmek yemek istiyorsa, peynir yemek istiyorsa, niye kendi gelip oturup da yemiyor, Niye benim elimle yiyor. <br />
<br />
yani halife olmak, Diyorlar ki, Allah insanı kendi halifesi değil, yeryüzünün halifesi kıldı diyorlar, <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"halifeyi ruyi zemin"</span> diyoruz ya biz, halifeyi ruyi zemin demek, yeryüzünün halifesi demek. Ama Allah kendi halifesi kılmış insanoğlunu ve, Allah isimlerini ve sıfatlarını, insanlar, ve hayvanlar, ve yarattıkları üzerinden tecelli ettirmekte. Nitekim Şeytan da vesvese vererek ten Aynı işlemi, yine insanlar ve Yaratıklar üzerinden meydana getirmeye Çalışmakta. 2 güç iyi ve kötü güç, şeytanı güç ve rahmani güç, Allah'ın aynı işlemleri insanlara kolayca yaptırmak için kullandıkları yaratıklara da biz Melek diyoruz. Melek de aynı işlemi ile, yani ilham ile, veyahut şeytani olana vesves diyoruz, melekten olana rahmani ilham diyoruz, veyahut peygambere verilmişse vahiy diyoruz. Ve Allah Melekleri kötülük yapma yetisi olmayan varlıklar olaraktan yaratmış, O yüzden bir melek, iyi melekler, Cehennem Melekleri hariç, insana zarar vermezler, ve verilmesini istemezler, kötülük yapma yetisi olmayan meleklerin yapamadığı bir işlemi yaptirabilmek için, Allah buna tezat bir canlı yaratması lazım ki, onun eliyle meydana getirsin. Yani bazen iyilerin yapamadığı bazı işleri, kötüler eliyle yaptırdığı, ve onlar ile Allah meydana getirdiği, Yani yine arka planda Allah vardır. Aynı Eken biçenin arkasında Allah olduğu gibi, bazı şer ve kötü sandığımız işlerin meydana gelmesini sağlayan da yine Allahü teâlâdır. Neden? Çünkü biz iman ederiz ki, hayrın ve şerrin de Allah'tan olduğuna. Eğer öyle olmasaydı, zaten bu kavga bir gün ortaya çıkar, Allah ile şeytan çıkıp ortada kavga ederlerdi, bizde seyrederdik, Allah'ın dışında başka bir güç olabilseydi, birinden birisi diğerine  Galip gelirdi bir gün, ve bizde seyrederdik. Bazen kötüler, Kötülük yaptıklarında kendilerini Galip zannederler, yendim, Tamam İntikamımı aldım, falan gibi. Halbuki Allah onun ile, iyilerin yapamayacağı binlerce işi, bir kötüye yaptırmıştır, kötü bunun farkında değildir. yine kötülük yapma yetisinde olan birisinede, iyilik tat verici, ve zevk veren  bir şey değildir.  öyle olunca, öyle bir canlının yapamayacağı binlerce işlemi de, iyiler üzerinden tecelli ettirip, Allah yine dünyamızda meydana çıkarıp, ortaya getirmektedir, ve bu şekilde dünyayı idare edip, hem de imar edip, yaşanır Hale getirmektedir. o zaman Aynen film senaryosunu yazan olduğu gibi, onu oynarken arkadan replik verenler var, ve birde sadece oyunculuk yapanlar var değil mi, Bir de sahne var, sahnedeki malzemeler var, sahnedeki bir malzemeden dolayı, filme iyi veya kötü damgası vurulabilir mi, yahut bir oyuncunun, daha önceki rolünde kötüyü oynadığı için, ikinci rolünde iyiyi oynayınca, ona iyi veya kötü damgası vurabilirmiyiz, o bir oyuncu, Sadece rolünü oynuyor, filmden sonra, Onun gerçek hayatı, ve gerçek tarzı davranışı var, ama filmde sadece senaryoya uygun bir davranış metodu uygulamakta, Öyle olunca, kötü rolü verilmiş birisine kötü damgasını vurmak yine yanlıştır, yine iyi rolü verilmiş birisine de iyi damgası vurmak yine yanlıştır, <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Çünkü hadis-i şerifte</span><br />
<br />
"Senin iyi zannettiğin bir şey şer ve kötü olabilir,  kötü zannettiğin bir şeyde, iyi ve hayır olabilir."<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">buyurdu Peygamber Efendimiz.</span><br />
<br />
öyle olunca iyi ve kötü olmak sadece rolleri oynamak, ama arka planda o işin gerçekten iyi veya kötü olduğunu, daha çok sonra anlayabiliriz. böyle birçok hikaye vardır,  ibret ve derslik olan. Mesela Erol Taş'ın oynadığı rolden dolayı, o na kötü adam damgası vurup da dövmeye kalkanlar, ve yine Kurtlar Vadisi'nde ölen bir adama, dışarıda cenaze namazı kılıp, Mevlüt okutanlar meydana geldi. Halbuk, Yani onların rolleri idi onlar, Asli sıfatları değildi. öyle olunca Kötüye kötü rolü verildiği için, bunu biraz daha açarsak, mesela günah işleyen bir adamı gördüğün zaman, adama hemen kafir, Günahkar damgası vurma, arka planda ne var, Allah onun o işlediği günah ile, kimden kimin öcünü alıyor, yahut kime ne Nimet sunuyor, Bunu o an baktığında göremezsin, bunun hikmeti, belki seneler sonra, Hatta belki yüzyıllar sonra da çıkabilir. Çünkü Kur'an'da ibretlik peygamber kıssaları var, Onların kıssalarının hikmetleri, yıllar sonra ortaya çıkıyor ki, Musa Aleyhisselam'ın ümmetine cumartesi yasağı verilmesinin hikmeti ve, cumartesi tatil edilmesi yüzyıllar sonra ortaya çıkmış bir hikmet, yine Muhammed'in ümmetine zekat ve sadaka farz kılınması, ve bunun hikmetinin Yıllar Sonra vergi olaraktan ortaya çıkması gibi, yüzyıllar sonra değil mi, 2 sene 3 sene sonra ortaya çıkmamış, ve vergi olaraktan dünyada yasa halini alması yüzyıllar geçmesinden sonra ortaya çıkmış, yani işte sana yaptırılan Bir Günah, yahut bir Sevabın Hikmeti, Belli ki 2 sene sonra, belki 10 sene sonra, belli ki 1000 sene sonra ortaya çıkacak, senin çocuğun bile  ondan nasiplenmeyecek, belki torununun torunu  nasiplenecek.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Nitekim Tirmizide geçen bir hadisi Şerif'te Peygamber Efendimiz buyurmuş ki</span><br />
<br />
"Kızdığına  ölçülü kız, Belki bir gün dostun olabilir, sevdiğini de ölçülü Sev, Belki bir gün düşmanın olabilir."<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Buyurdu peygamberimiz</span><br />
<br />
 Demek ki Peygamber Efendimiz Bunun böyle olduğunu zaten o vakitten biliyordu, yani bazısına iyi rolü verilmiş olabilir, aslında o kötüdür, bazısına da kötü rolü verilmiş olabilir,  Aslında oda iyidir, o senin için en iyi dosttan da iyi dosttur, arka planını yine Allah biliyor, ve Allah arka planda gizlice, yapmak istediklerini, onların eliyle yapmak da, ve yapmaya devam etmektedir.<br />
<br />
belki  onun Hayri yıllar sonra ortaya çıkacak, belki yüzyıllar sonra, belki de bir hafta sonra hikmetini anlayacaksın.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَلَا تَسْتَوِي الْحَسَنَةُ وَلَا السَّيِّئَةُۜ اِدْفَعْ بِالَّت۪ي هِيَ اَحْسَنُ فَاِذَا الَّذ۪ي بَيْنَكَ وَبَيْنَهُ عَدَاوَةٌ كَاَنَّهُ وَلِيٌّ حَم۪يمٌ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Velâ testevî-lhasenetu velâ-sseyyi-e(tu)&copy; idfa’ billetî hiye ahsenu fe-iżâ-lleżî beyneke ve beynehu ‘adâvetun ke-ennehu veliyyun hamîm<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
İyilikle kötülük bir olmaz; sen kötülüğü iyilikle karşıla. O zaman aranda düşmanlık olan kişinin can dostun olduğunu görürsün.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Fussilet Suresi 34. Ayet</span><br />
<br />
<br />
Bu ayette geçen kötülüğü iyilik ve güzelliklerle iyi bir şekilde savmak meselesinde, ve bakarsın ki, o kötü işler işleyenler, seninle dost oluvermiş buyurulan ayeti kerimede ki hikmeti Ben, Memleketimi Sandıklı'da Yaşadım. ve okula giderken kaldırımdan değil de yoldan yürürken genç bir delikanlı ile birbirimize omuz attık, ve kavganın eşiğine geldik, yumruklaşmak mesafesine, ama yumruklaşmadik, ve bundan az zaman Sonra, Bir otobüste yan yana aynı koltukta sohbet ederek ten dost olmuş bir şekilde seyahat etmek de nasip oldu, o kavga sayesinde tanışık olmuştuk biz. yani bakarsın ki Candan bir dostun oluvermiş buyuruyor Rabbimiz. Yani bazen kavgadan bile Allah rahmet çıkarır dilerse, arka planda ne yaptığını sen bilemezsin. senin Farketmeden geçeceğin bir insan yanından geçiyordur, onun sana o takışması sayesinde, sen onu fark edersin.<br />
<br />
 Hani bilim adamları tıpta  farkındalık da diye bir Reaksiyon tespit etmişler.<br />
<br />
Mesela sen hava alıp veriyorsun ama farkında değilsin, sana hava alıp veriyor musun diye sorduğumuz zaman, nefes almanın sıklaşır, ve nefes aldığının farkına varırsın, ve o zaman nefesi, Sanki sen almak ve vermek zorundayım gibi hissedip de,  orada  karışık bir duruma girersin, Halbuki o ana kadar nefesi otomatik alıp veriyordun, seni farkında kıldığımız zaman kendin strese girdin, nefesi Aldım mı, Verdim mi, alacağımı vereceğimi heyecanına kapılırsın, Halbuki otomatik pilot hepsini yapıyordu, Sen farkında değildin.<br />
<br />
 işte Allahu Teala da böyle seni bir kavga ile, veyahut, Bir şer ve kötü bir birisinin yapacağı, bir amel ve fiil ile de, senin onu tanımana, öyle iyi bir kimseyi tanımına belki sebep oluyor ki.<br />
düşün ki kainatta Yıldızlar Seyran halinde, ve onları seyrederken senin tanımadığın bir yıldız, senin yanından geçerken, Bak bu Yıldız'da da bu hikmetler, bu nimetler var, bir de bunu tanı diye, Allah sana ondan bir taş gönderiyo, kafana bu taş nedir  nedendir, İşte o yıldızı tanımana Sebeb, ondan sana bir nimet indi demek olur. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
لَقَدْ اَرْسَلْنَا رُسُلَنَا بِالْبَيِّنَاتِ وَاَنْزَلْنَا مَعَهُمُ الْكِتَابَ وَالْم۪يزَانَ لِيَقُومَ النَّاسُ بِالْقِسْطِۚ وَاَنْزَلْنَا الْحَد۪يدَ ف۪يهِ بَأْسٌ شَد۪يدٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِ وَلِيَعْلَمَ اللّٰهُ مَنْ يَنْصُرُهُ وَرُسُلَهُ بِالْغَيْبِۜ اِنَّ اللّٰهَ قَوِيٌّ عَز۪يزٌ۟ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Lekad erselnâ rusulenâ bilbeyyinâti ve enzelnâ me’ahumu-lkitâbe velmîzâne liyekûme-nnâsu bilkist(i)(s) ve enzelnâ-lhadîde fîhi be/sun şedîdun ve menâfi’u linnâsi ve liya’lema(A)llâhu men yensuruhu ve rusulehu bilġayb(i)&copy; inna(A)llâhe kaviyyun ‘azîz<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Andolsun biz peygamberlerimizi açık delillerle gönderdik ve insanların adaleti yerine getirmeleri için beraberlerinde kitabı ve mizanı indirdik. Biz demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır. Bu, Allah'ın, dinine ve peygamberlerine gayba inanarak yardım edenleri belirlemesi içindir. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, daima üstündür. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Hadîd Suresi 25. Ayet</span><br />
<br />
demiri indirdik diyor ya, Demek ki demir bizim yanımızdan geçti gitti, Demir gezegeni bizim yanımızdan geçerken, bir parça Demir koptu ve bize geldi ve artık böylece demiri de içimize aldık, dünyamıza ne güzel bir nimet Demir değil mi, kafamıza çarpmasaydı o Demir parçası, dünyada Demir olmayacakmış, demir lazım mı? çok lazım bir madde dünyaya. İşte o benim o a kavga ettiğim delikanlı ile omuz atma hikayesindeki, Ben onu hiç  görmemiş gibi yanından geçip gidecektim, Ömrüm boyu tanımayacaktım belki, ama onun bana omuz atıp, Benim de onun omuzuna  karşılık vermem sebebiyle, o genci tanımış oldum, Daha sonra da birlikte seyahat bile ettik konuştuk Sohbet ettik.<br />
<br />
Ve dünyamızda filmler oynanır biter seyredilir, en sonunda arka plandakilerin sadece isimleri bir şerit halinde Akar, <br />
<br />
replikleri veren falanciydi, <br />
kamerayı tutan filanciydi,<br />
makyajcı bilmem kim idi ,<br />
<br />
<br />
Onları da zaten, filmi seyreden kimse Bekleyip de isimlerini bile okumaya zaman ayırmaz, Belki çok nadir kimseler, kim imiş bunlar diyerekten bakarlar, belkide sadece film ile uğraşan kimseler bakar ki, o da filmlerinde kullanacak eleman bulmak için bakarlar. ama biz gibi sadece seyirci olanlar, o şeritte akan yazıları bile okumaya zahmet ayırmayız. Öyle olunca Allah her işi arka planda yürütür de, Allah aklına gelmeyen, Allah ı unutmuş binler insan mevcut dünyada, her şeyi Allah'ın yaptığını bilmeyen, ve farkında olmayan, binlerce gafil insan. Biz gibi Farkına varanlar bile, bazen unutupta, dalıveriyoruz ve, sanki Allah yokmuş gibi davranıveriyoruz bazen.<br />
<br />
Fazla sıkılmayın diyerekten buraya Nasrettin den bir fıkra ile devam edelim<br />
<br />
Nasrettin Hoca ciddi adam olduğunu göstermek için, ona bir gün yaşını sormuşlar, Allahu alem 40 demiş, ertesi sene gelmişler, başka birisi yine sormuş, yine 40 demiş, orada geçen seneki soran adam da varmış, Yine Bir sene daha geçmiş, yine sormuşlar, yine demiş 40, yine orada ilk sene soran adam cıkışmış, ya Hoca geçen sene de 40 dedin, evvel ki senede 40 dedin, senin yaşın hiç değişmiyor mu demiş, Hoca da ciddi ciddi cevap vermiş, Erkek adam sözünden dönmez demiş, 40 dedim se 40 demiş. <br />
<br />
ve işte dünyamızda bazı ciddi olduğunu zanneden insanlar vardır, ve onlar için hayat sadece siyah ve beyaz dan ibarettir, ya siyah, ya beyaz, ya İyi, ya kötü, ya herro ya merro. yani onları kararından caydıramazsın, Hani derler ya <br />
<br />
"Deveye hendek atlatırsında, cahile laf anlatamazsın."<br />
<br />
Ve bazı insanların grisi ve ara renkleri yoktur, Halbuki ara mevsimlere geldik, sonbahar ve ilkbahar ara mevsimdir, ve ara renkler mesela Sarı ile mavi den yeşil meydana gelir, sarıya biraz mavi, maviye biraz sarı katınca, yeşil olur, hayat yeşilden doğup da gelişir, ve Bahar işte kötülükleri iyiliklerle savma vaktidir, iyilikleri Çoğaltıp sıcak ve Yaza doğru gitme vaktidir, hayatın Neşvü neva bulma vaktidir. ve bizim zikirlerimizden biriside işte<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتِ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
innel hasenat yüzhibnes seyyiat<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
iyilikler kötülükleri (günahları)siler giderir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym HUD SURESI  114. Ayet</span><br />
<br />
<br />
 innel hasenat yüzhibnes seyyiat,  yani iyilikler kötülükleri siler yok eder hikmetini yaşama vakti, ve bu Zikri çokça çekme vakti, ve yine Günahlarımıza tövbe edip, ağlayıp sızlayıp, Nisan Yağmurları yağdırma vakti, vicdanımızın sesini dinleme vakti, yüreklerin yumuşadığı vakit ki, toprak yagmurlar ile yumuşasın ki, toprağı Çimen kadar yumuşak bir Filiz delsinde Hayat bulsun, ve dünyamız yemyeşil cennete dönsün, yürekleri tövbe ile yıkama zamanı, gözyaşı ile yıkama zamanı, ama fazla da ağlamayın, sel alıp gitmesin dünyayı.<br />
<br />
 Nisanın 7'si bizde Tıp demedi, yağmur yok. vicdanlar susmuş, gaddar mı olmuş insanlar.<br />
<br />
 ve bu ciddi siyah ile beyaz dan başka renk olmadığını zannedenlere ve cahillere ve kararlarında da iyi veya kötü den başka bir çıkış yolu olmadığını zannedenlere, başka çıkış ve seçenekler ve yollarının da olduğunu gösterme zamanı. Nitekim Atalar demiş ki:<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Bir kapıyı kapatan Allah, başka kapıyı açar mış."</span><br />
<br />
 Ve yine bizim zikirleri mizden <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Elem Neşrah"</span> suresi okumak, o sürede diyor ki:<br />
<br />
"bir iş seni yordu üzdü mü? O zaman o işi bırak, seni üzmeyen başka bir işe geç."<br />
<br />
 diyor Allahu Teala. o surenin son ayetinde, Nasıldı o ayet:<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">İnşirah Suresi Arapça Okunuşu</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
اَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَۙ ﴿١﴾ وَوَضَعْنَا عَنْكَ وِزْرَكَۙ ﴿٢﴾ اَلَّذ۪ٓي اَنْقَضَ ظَهْرَكَۙ ﴿٣﴾ وَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَۜ ﴿٤ فَاِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًاۙ ﴿٥﴾ اِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًاۜ ﴿٦﴾ فَاِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْۙ ﴿٧﴾ وَاِلٰى رَبِّكَ فَارْغَبْ ﴿٨﴾<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">İnşirah Suresi Okunuşu</span><br />
<br />
-Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm.<br />
<br />
1- Elem neşrah leke sadrâk.<br />
<br />
2- Ve vada’nâ ’anke vizrâk.<br />
<br />
3- Elleziy enkada zahrâk.<br />
<br />
4- Ve refa’nâ leke zikrâk.<br />
<br />
5- Feinne me’al’usri yusrâ.<br />
<br />
6- İnne me’al’usri yusrâ.<br />
<br />
7- Feizâ ferağte fensab.<br />
<br />
8- Ve ila Rabbike ferğab.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">İnşirah Suresinin Anlamı, Meali</span><br />
<br />
-Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.<br />
<br />
1- Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi?<br />
<br />
2-3 Belini büken yükünü senden alıp atmadık mı?<br />
<br />
4- Senin şânını ve ününü yüceltmedik mi?<br />
<br />
5-6 Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır.<br />
<br />
7-8 Boş kaldın mı hemen (başka) işe koyul ve yalnız Rabbine yönel. <br />
<br />
<br />
 esteuzubillah feiza ferağte fensab ve ila rabbike ferğab, Rabbine başka bir dönüş ile dön diyor, yani o iş seni yordumu, yormayana geç, bu seni üzdü mü, üzmeyene geç ve  böylece stressiz yaşamaya ve hayata devam edebilirsin, Karamsarlık içinde kalmayasın, bittim tükendim demeyesin diye, Allah sana buradan derman gönderiyor, ve diyor ki birde:<br />
<br />
"Her zorluğu kolaylık ile kardeş yaptık, zorluk oradaysa, kardeşi kolaylık da yanındadır, muhakkak ki bu böyledir.<br />
<br />
 buyuruyor Rabbimiz.<br />
ve dedik işte Kainat Zıtlar ile kaim ve ayaktadir, ve öyle olunca zorluk ile kolaylikda tezat kelimeler, ve ezvac olan veya kardeş olan  iki fiil.<br />
<br />
<br />
Ekskavatör (Baga) şoförü ekskavatör(Baga) de ki bir joystick ile taş kaldırıyor, bu taşı kaldıran ekskavatör(Baga) mı joystick mi yoksa şoför mü kim kaldırdı Hani arka planda bir Allah var diyorduk ya, burada bir üçüncüde girdi araya, joystick diye bir şey girdi araya, joystick mi kaldırdı? şoför mu kaldırdı? yoksa ekskavatörmü (Baga mi) kaldırdı, bir işi sen mi yaptın, elin mi yaptı, yoksa Allah mı yaptı.<br />
<br />
 Hani Salebe hakkında Rivayet var ya, ben bu paraları elimle kolumla kazandım, Niye vereyim dedi deniyor ya, elinle konunla mı kazandın sen o paraları? joystick mi kaldırdı o taşı, Eller mi buna güç yetirdi, yoksa arka planda Allah mı var. Salebenin zekat verememesi hikaye ediliyor hadislerde, ve Musa'nın ümmeti de cumartesi yasağına uyamadılar diye hikaye ediliyor, ve Bakara suresini ismini veren hindularda, bakarayı yani  ineği kesemediler diye hikaye ediliyor.<br />
 ve matrix filimindede atlama programında,  Morpheus atlıyor da, Neo atlamayı başaramadı diye hikaye ediliyor, ilk atlayan başaramaz diye hikaye ediliyor, yani Kural Bu, ilk defa yasa çıktığında, ona uymak insanların bünyesinin kaldıramadığı bir şey, ilk defa da Başaran belki milyonda bir. Öyle olunca salebeye verilen roldeki Salebe kötü değil. rolde kötü değil. Allah onun hikmetini binlerce sene sonra vergi olaraktan ortaya çıkarıyor. ve onun o gün zekat vermenin islamin ilk yillarindan itibaren, müslüman biri ile delinmesini den yaratan Allah, onun delinmesi ile de binlerce Hikmet ortaya çıkarıyor. verginin verilmeyeceği yerler diye bir yasa var bir de mesela. zekat zengine farz da, zekatın  Zengin'den de sagıt olduğu durumlar var. mesela burada adamın fabrikası var, fabrikasında işçileri geziye götürüyorsa, O gezide harcadığı para, vereceği vergiden düşülüyor, yine işçilerine iş kıyafeti ve ayakkabı ve dışarıda soğukta çalışıyorsa, mont kaban gibi şeyler veriyor, ve bunlarda vereceği vergiden düşülüyor, giderler diye ortaya çıkıyor. demek ki gideri çok olan bir firma, vergi vermiyor devlete. Yani iyiliği çok olan kimse, zararı az dokunuyor, hep hayır, hep hayır, faydalı.  ve bazı fabrikalarda buna diyor ki, bu sene diyor firmayı genişlettik, ve genişletme sebebiyle, şu kadar masraf yaptık diye gösteriyor, ve her sene böyle firmada genişletme yapma hikâyesiyle vergi kaçırıyor, her sene her sene biraz inşaat ile, verigeye verecegi parayi frimayi dahada büyütmede kullanan firmalar var, cünkü firmayi büyütünce, yine belli derece vergiden muaf oluyor, bu vergi devlete gidecegine ona kalmiş oluyor, iyimidir, Allah bundanda rahmet cikariyor, ve o adam firmayi büyütünce, iki işciye ekmek verirken, bu sefer on işci daha aliyor, on işciye ekmek veriyor, buda rahmet degilmi, bu sayede bu işi iyiye götürenler var, Bir de bu işi kötüye götürenler var, ikisinin arasında da fark var. Birisi fayda vermek için bu işi yapıyor, birisi vergi kaçırmak için bu işi yapıyor, Allah katında ikisi Tabii ki de aynı değil, Yine arka planda, replikleri verende Allah, onu öyle yaptıran yine Allah, o rolü ona veren yine Allah, salebenin vergiyi verememesi de Allah'tan, Allah'tan gayrı hiçbir şey yok, <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"la mevcuda İlla Hu."</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِتَالُ وَهُوَ كُرْهٌ لَكُمْۚ وَعَسٰٓى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْـًٔا وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْۚ وَعَسٰٓى اَنْ تُحِبُّوا شَيْـًٔا وَهُوَ شَرٌّ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ وَاَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ۟ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Kutibe ‘aleykumu-lkitâlu vehuve kurhun lekum(s) ve’asâ en tekrahû şey-en vehuve ḣayrun lekum(s) ve’asâ en tuhibbû şey-en vehuve şerrun lekum(k) va(A)llâhu ya’lemu veentum lâ ta’lemûn<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı. Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür. Allah bilir, siz bilmezsiniz.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Bakara Suresi 216. Ayet</span><br />
<br />
<br />
<br />
öyleyse Senin Hayır sandığın şer olabilir,   şer sandığında da binlerce hayır olabilir.<br />
<br />
mesela idrar hakkinda ve kötü ve necis oldugu hakkinda hadisler mevcut mesela<br />
<br />
"İdrardan (sidikten) sakının. Çünkü kabir aza­bının çoğu ondandır (yani idrardan sakınmamaktan kaynaklanır)."<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Hâkim)</span><br />
<br />
"Şüphesiz ki kabir azabının çoğu idrardandır (yani idrardan sakınmamaktan kaynaklanır)."<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"><br />
(Ahmed, İbn-i Mâce, İbn-i Ebî Şeybe, Hâkim ve Beyhakî rivâyet etmişlerdir.)</span><br />
<br />
<br />
<br />
(Kabir azabının çoğu, üzerine idrar sıçratmaktan olacaktır.) <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">[İ.Mace, Nesai, Hakim, Dare Kutni]</span><br />
<br />
(İdrardan sakının! Çünkü kabirde ilk hesap bundan olacaktır.)<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"> [Taberani]</span><br />
<br />
<br />
gibi hadilser idrarin necis oldugunu anlatirken, başka bir hadisde de idrarin faydali oldgunu anlatmişdir Peygamberimiz :<br />
<br />
“Medine havası beni hasta etti. Hz. Peygamber (a.s.m), ‘Git birkaç deve ve keçi-koyun sütünden (Hadisin ravilerinden Hammad: ‘sanırım; ve bir de idrarlarından) iç’ diye tavsiyede bulundu.” <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Ebu Davud, Taharet, 125)</span><br />
<br />
<br />
 “Ureyne ve Ukeyle kabilelerinden bir grup Medine’ye gelerek Müslüman oldular. Medine’nin havası onlara dokununca Peygamber onlara deve idrarını içmelerini öğütledi. ”<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Buhari Tıp5/1, Hanbel, 3/107,163)</span><br />
<br />
<br />
"Hz. Enes anlatıyor: Ukl veya Ureyne kabilesi halkından sekiz kişilik bir grup Medine’ye gelip Hz. Peygamber (a.s.m)’e biat ederek Müslüman oldular. Bir müddet sonra Medine’nin havası onlara dokundu ve hasta oldular. Şikâyetleri üzerine Hz. Peygamber (a.s.m), çobanlarıyla birlikte Medine’nin dışına çıkıp, develerin sütünden ve idrarından içmelerini öğütledi. Adamlar bir müddet develerin süt ve idrarından içtiler ve sağlıklarına kavuştular. Derken, çobanları öldürüp develeri önlerine katıp götürdüler. Olaydan haberdar olan Hz.Peygamber (a.s.m) birkaç adam peşlerine taktı ve nihayet onları bir yerde yakalayıp getirdiler. Hz. Peygamber (a.s.m) onlara hakkettikleri ağır bir cezayı tatbik etti. Ellerini, ayaklarını kesti, gözlerine mil çekti ve güneşin altında ölüme terk etti..."<br />
<br />
<br />
Ve bu hadisin sıhhati hakkında çok çeşitli tartışmalar var, ve peygamber hiç idrar içilir der mi diye iddia edenler var, Ve yine peygamber böyle bir ceza verir mi, merhametin babası olan bir kimse, böyle bir gaddar ceza verir mi diyenler var, ve bu konudaki ayet-i kerimede şöyle buyurulmaktadır :<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
اِنَّمَا جَزٰٓؤُا الَّذ۪ينَ يُحَارِبُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ وَيَسْعَوْنَ فِي الْاَرْضِ فَسَادًا اَنْ يُقَتَّلُٓوا اَوْ يُصَلَّبُٓوا اَوْ تُقَطَّعَ اَيْد۪يهِمْ وَاَرْجُلُهُمْ مِنْ خِلَافٍ اَوْ يُنْفَوْا مِنَ الْاَرْضِۜ ذٰلِكَ لَهُمْ خِزْيٌ فِي الدُّنْيَا وَلَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ عَذَابٌ عَظ۪يمٌۙ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnnemâ cezâu-lleżîne yuhâribûna(A)llâhe verasûlehu veyes’avne fî-l-ardi fesâden en yukattelû ev yusallebû ev tukatta’a eydîhim veerculuhum min ḣilâfin ev yunfev mine-l-ard(i)&copy; żâlike lehum ḣizyun fî-ddunyâ(s) velehum fî-l-âḣirati ‘ażâbun ‘azîm.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Allah ve Resûlüne karşı savaşanların ve yeryüzünde (hak) düzeni bozmaya çalışanların cezası ancak ya (acımadan) öldürülmeleri, ya asılmaları, yahut el ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut da bulundukları yerden sürülmeleridir. Bu onların dünyadaki rüsvaylığıdır. Onlar için ahirette de büyük azap vardır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Mâide Suresi 33. Ayet</span><br />
<br />
Ve bu adamlar Bu hadiste Görüldüğü üzere peygamberden menfaatlenmek için, ona Müslüman olduk görüntüsü vermişler, Halbuki Müslüman olmamışlar, ve onlar peygamberin şifa veren bilgilere sahip olduğunu bildiklerinden, yanına yanaşmışlar, ve onlara fayda edecek ilmi aldıktan sonra, onlar onu kullanıp iyi olduktan sonra da,  hainlikleri içinde olduğu için, hayvanlarini develerinin sürüsünü önlerine katıp çalıp çırpıp oradan kaçmışlar, <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Esteuzubillah</span><br />
<br />
   “Muhakkak ki, biz gerçekleri açıklayan âyetler indirdik. Allah, dilediğini dosdoğru yola iletir.<br />
<br />
    "Niceleri: 'Biz Allah’a ve peygambere inandık ve itâat ettik.' derler de sonra  içlerinden bir grup buna rağmen arkalarını dönerler. İşte bunlar mümin değillerdir."<br />
<br />
    "Aralarında hükmetmesi için Allah’ın ve peygamberinin hükmüne davet edildikleri zaman, bir de bakarsın ki içlerinden bir kısmı  yüz çeviriyor."<br />
<br />
    "Ama hüküm kendi lehlerine gözükmeye görsün, tam bir itâat içinde koşa, koşa gelirler."<br />
<br />
    "Bunların kalplerinde bir hastalık mı var? Yoksa imanda şüpheye mi düştüler? Yahut Allah’ın ve peygamberinin onlara haksızlık yapacağından mı endişe ediyorlar? Doğrusu, onlar zâlimlerin tâ kendileridir."<br />
<br />
    "Aralarında hükmetmesi için, Allah’a  ve Resulüne davet edildikleri vakit, müminlerin söyledikleri tek söz; <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">“Baş üstüne; işittik ve itâat ettik.” </span>demek olmuştur. İşte kurtuluşa erenler bunlardır.”<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Nur, 24/46-51)</span><br />
<br />
Ve bu  ayeti kerimede deniyor ki, kendi lehlerine oldu muydu, koşa koşa gelirler, kendi aleyhlerine oldu muydu, işte böyle şaibe vardır derler, al bu ayeti ve bugüne uyarla.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"> ve deve sidiği içilirmi meselesine gelince</span><br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Ebu Hureyre, Peygamberimiz'den (asm)şöyle rivayet ediyor:</span><br />
<br />
 "Cehennemin ortasına sırat (köprüsü) kurulur. Oradan peygamberlerden ümmetleri ile beraber geçenlerin ilki ben olacağım. Peygamberlerden başka o gün kimse konuşamaz, Peygamberlerin sözleri de "Ey Allah'ım, kurtar kurtar" olur." (Buharî ve Müslim)<br />
Sıratı geçerken insanların amelleri onları taşıyan binekler hükmünde olacak, amellerin derecesine göre hızı ve zamanı değişecektir:<br />
“Sırat, kılıcın keskin tarafı kadar ince ve kaygandır. Müminler, nurları oranında süratli geçerler. Kimisi yıldızların akışı gibi, bazıları göz açıp yumuncaya kadar, kimileri rüzgâr gibi hızlı geçerken, bazıları da hızlı yürüyerek ve koşarak geçerler. Geçişleri amellerine göredir. Hatta nurları ayaklarının başparmakları kadar olanlar düşe kalka, elleriyle tutunarak, ayakları kayarak yanlarına yörelerine ateş sıçrayarak geçerler.” <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Taberânî, Hâkim)</span><br />
<br />
Sidik içilirmi meselesine gelince, hadis doğru, çünkü erkeğin, veyahut, insanlardaki  zekerin içinden geçen yol, kıldan ince ve sırat köprüsü için bu tarif yapılır, Kıldan İnce Bir Yol. kapalı vaziyetteyken, hortum gibi içinden su geçecek hava geçecek delik yok, yapışık vaziyette meninin çıktığı ve idrarın çıktığı yol. ve Öyle olunca İşte bu ince dar yoldan meni Damla halinde çıkarken, ve çok menisi olanların, hızlıca çıktığında, oradaki yolu yırttığını bilim adamları tespit etmiş, yırtılmalar olduğunu, bu yolda zekerin içindeki yolda, o kildan ince yolda, yırtılmalar olduğunu tespit etmişler, ve fakat böyle devamlı ıslak kalan bir yerdeki yaralar, neden büyük yara haline dönmüyor? Çünkü antiseptik olan idrar, onları antiseptik özelliği ile yakarakdan tedavi ettiği için, orada yara halinde olmuyor,<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"> ardına demiş ki Peygamber Efendimiz:</span><br />
<br />
"Cima ettikten sonra, 2. defa cima etmek isteyen, gitsin idrar yapsın, ve Zekerini ve hayaları­nı yıkasın, ondan sonra tekrar cima etsin."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif )</span><br />
<br />
demiş, Neden Çünkü önce tedavi ol Sonra tekrar bir daha cima et, orası yaralandı çünkü, ve idrar orayı en iyi tamir  ve tedavi eden ilaç niteliğinde. ikincisi eğer çocuk yapmak istemiyorsan orada meni bulaşığı kaldı yika ki çocuk olmasın ikincisi çocuk yapmak istiyorsan orada zarara ugramış meniler var zekerin üstünde, onlari yıkada yeni ve kuvvetli meniler yumurtaya gitsin, yoksa hava ile temas eden meni, sudan çıkıpda kurumuş balık gibi güçsüzdür, ve Öyle olunca işte Peygamberimiz onlara idrarınızı için dese iğrenç gelecek, insanın kendi idrarını içmesi, yahut başka bir insanın idrarını içmesi iğrenç gelecektir, öyle dememişte  böyle diyerekten, yani iğrenç olacağını bildiği için, o da demiş ki gidin deve veya koyun idrarı keçi idrarı için demiş, ve  Neden idrar, Çünkü içleri (Dahiliye) hasta olduğu için, devamlı ıslak kalan bir bölgedeki yaraların kapanmasında en iyi tedavi edici şey idrar dır.<br />
<br />
<br />
 Rabbim askerime ve bana peygamberini yalanlamaktan ziyade, hikmetini anlamayı nasip eylesin, bir olayı bilmeden de o olay üzerine yanlış yorum yapmaktan da muhafaza buyursun.<br />
<br />
Dün kü birolay  bugün daha kolay anlaşılır hale geliyor, Çünkü Kıyamet hadislerinin Çoğu da aynı minvalde, o gün onlar tam manası ile anlaşılmamış, ama Bizler hakkalyakin Bugün o olayların içinde olduğumuz için, hadisleri daha güzel anlayabiliyoruz, ve gerçekmiş, Muhammed doğru söylemiş diye biliyoruz, Ve Niye bu idrar hadisini düne kadar yalanladılar, Çünkü hakikaten bilinmediği için.<br />
<br />
 Rabbim hadisleri de sünnetleri  de ve farzları da, vacipleri de, mekruhları da, ve dinin bütün vecibelerini, doğru anlayıp, doğru yaşamak nasip eylesin. <br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 08 Nisan 2019 Pazartesi<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kör Nokta Nedir? Şeytanı Neden Göremiyoruz?]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=43095</link>
			<pubDate>Tue, 05 May 2026 18:23:06 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=43095</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kör Nokta Nedir? Şeytanı Neden Göremiyoruz?</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 19 Nisan 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
اَلَّذ۪ينَ يَذْكُرُونَ اللّٰهَ قِيَاماً وَقُعُوداً وَعَلٰى جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ ف۪ي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هٰذَا بَاطِلاًۚ سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Elleżîne yeżkurûnallâhe kiyâmen veku’ûden ve’alâ cunûbihim veyetefekkerûne fî ḣalki-ssemâvâti vel-ardi rabbenâ mâ ḣalakte hâżâ bâtilen subhâneke fekinâ ‘ażâbe-nnâr.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Onlar ayakta dururken, otururken, yan geldiklerinde, yani yatarken, hep Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler: "Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın, seni tenzih ve takdis ederiz. Bizi cehennem azabından koru!  derler.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Âl-i İmrân Suresi 191 . Ayet </span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Fâtiha okumayanın namazı yoktur."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhari 765, Müslim 394, Ebu Avane 2/124, Ebu Davud 822, Nesei 909, Tirmizi 247, İbni Mace 837)</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
Bazı sünnetleri peygamber Aleyhisselam bir defa yaptı diye, bir defa yapmak ne farz ve vacip ne sünnettir. mesela haccı Ömründe bir defa yaptı diye, hacca bir defa gitmek marifet değildir, imkanı olan 50 kere de gidebilir, neden? mesela adam Hali vakti yerinde, her sene kurban keserken, Nisap miktarını bir defa geçmiş adam, bir defa kurban kesme şerefine Erdi, ve kurban kesti, ikisi aynı mı? O her sene kesiyor, Çünkü her sene nisap miktarından fazla malı var. hacda böyle, en sevdiğin birisine Muhammed bir kere gitti gördü diye, bir kere mi  gidip görürsün. Hz Adem Aleyhisselam ya da İbrahim Aleyhisselam yaşıyor olsa, Muhammed onu bir kere gördü diye, bir defa mı görmek lazım, O sünneti bir defa işledi, Adem'i bir defa ziyaret etti diye, bir defa mı yapmak lazım? Arafat'ta Adem ile Havva'yı ziyaret etmek, Hz. Adem Sağ Olsa atamızı 1 defa  ziyarete gidip, bir daha gitmez miyiz ziyarete? yine Mesela örnek : peygamber vaktinde, adamın bir tanesi Amerika'ya gidip, oradan bir çuval patates getirse, imkanı o kadar olsa, Bir daha gitme imkanı da olmasa, peygamber ve ashaba patates yedirse, Muhammed patatesi 1 defa yedi diye, biz de şimdi patates yemeyecek miydik, bir defa yiyip Ondan sonra patatesi bir daha yemeyecek miydik? aynı şey.<br />
<br />
Yine ikinci meselemiz de, beş vakit namazın önünde veya arkasında sünnetleri var, cuma namazının yine sünnetleri var, fakat bayram namazının sünneti yok, önünde ve ardında bir sünneti yok, yine cenaze namazı için bir sünnet yok, Önce cenaze namazının sünnetini kılalım da, sonra farzını kılalım diye bir sünnet yok. ve deniyor ki namazda tahiyyatta, son oturuşta, ettehiyyatüden sonra, salavat okunur, Allahümme Salli ve Allahümme Barik duaları okunur, ve ardına da Rabbena Atina ve Rabbenağfirli duaları okunur. Ama imkan yok ya da, zaman kısıtlı, önce Rabbenağfirliyi bırakırsın, okumayıverirsin, biraz daha zaman kısa, rabbenaların ikisini de terk edersin, ondan da daha kısıtlı zaman varsa, bu sefer Allahümme barik i terkedersin, daha da zaman kısıtlı ise, bu sefer Allahümme Salli dualarının ikisini de terk edersin, ondan da zaman kısıtlı ise Ettahiyyatüyü bile terk edersin de, sadece bir miktar oturursun, ve selam verirsin, Hatta selamı bile sadece sağ tarafa verir sol tarafa vermezsin. Öyle olunca işte bu salavatı terketme meselesi, namazda salavati terketme meselesi, namazdaki sünnet ile kıyas olunur.  sünnetli namazlar, ve sünneti olmayan namazlar, bunu temsil eder işte. öyle ki namazdaki Rüku ve Secde terkedilmiş cenaze namazı var. Allahümme salli ala Muhammed okunmayan namaz olur mu olur, yine ettahiyatüsüz aolur mu olur, secdesiz namaz olur mu? olur cenaze manazi işte, fatihasız namaz olmaz demiş peygamber peki buna ne diyecegiz<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Fâtiha okumayanın namazı yoktur."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhari 765, Müslim 394, Ebu Avane 2/124, Ebu Davud 822, Nesei 909, Tirmizi 247, İbni Mace 837)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"İmam, kendisine uyulmak için öne geçirilmiştir. Bu yüzden, o tekbir alınca siz de alınız. Okuduğu zaman ise susunuz."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buharî, Salât, 18, Ezân, 51, 74, 82, 128, Taksîru's-Salât, 17; Müslim, Salât, 77 , 82)</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Kim imanın arkasında namaz kılarsa, imamın kıraati onun da kıraatidir." <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , İbn Mâce, İkâme, 13)</span><br />
<br />
secdesi  olmayan namaza namaz denir mi? deniyormuş cünkü cenaze namazı rükusuz secdesiz namaz, o zaman  kade-i ahirede son oturuşu olmayan, yani Tahiyyatsiz Namaz niye olmasın. Hatta ezan sadece Kıyam ile yapılan namaz, ezan sadece kıyam ile namaz kılmak gibidir, kamet yine ayaga kalkmakdir, yine arafatta sadece vakfe etmek, Allah için bir miktar ayakta durmak, arafatin namazidir, yine yani rukusuz secdesiz tahiyatsssssiz namazdir, yani sadece kiyami olan namaz, Hatta zikir ezansız namaz gibidir, ve zikir içinde Âl-i İmrân Suresi 191 . Ayette onlar otururken ayaktayken yan gelip yatarken de zikrederler deniyor, Yani öyle olunca Yatarak namaz kılınır mı, kılınır kılınır, yattığın zaman Allah demek Allahi tefekkür etmek, bir an Allahi hatirlayip onu anmak ve Allah deyip zikretmek namazı kılmak gibidir. <br />
<br />
Geçen haftanın sesli vaazında bahsettiğimiz, kasları yapılandıran maddenin magnezyum olduğundan bahsetmiştik. magnezyumun da, yeşil olan her şeyde olduğunu, normal yapısında Doğada yeşil olan bütün her şeyde mevcut olduğunu bahsetmiştik. ve Hızır aleyhisselamın yani yeşilin bozulduğunu bahsetmiştik. Sen magnezyumun Yeşiller de olduğunu nereden biliyorsun, bilim adamları ve tıpçılar öyle demiyor dersiniz, size basit bir örnekle bunu anlatacağım, Allahu Teala aynı Hürriyet'in pazar bulmaca ekindeki gibi, dünyaya bulmacalar koymuş, bulmacayı çözen, Neyin nerede olduğunu çabucacık bulur.<br />
ve Dana kaslı ve güçlü dövüşken dana yada inek yada öküz, et yiyerek ten kaslarını geliştirmiyor, ot yiyerekten kasları gelişiyor, yeşil ve ot ve cinsini yiyerekten, onun kasları güçlü oluyor ki, çiftci onunla çift sürecek, Onunla  ekini biçecek güce erişiyor, yine at öyle, eşek öyle, gücünü etten almıyor, et gözlere Kuvvet verir ki şahinlik kuvveti kazandırır ki atalar demiş ki <br />
<br />
"Deve büyük, ot yer, Şahan (Şahin) küçük, et yer."<br />
<br />
Et yiyenin Gözlerin şahin gibi olur, et yediğin zaman gözlerin iyi görür, ama ot ve cinsini yediğin zaman kasların güçlenir. ot yeşildir Kas yapılandırmasını sağlayan madde neymiş? magnezyum dedim, magnezyum en çok neyde varmış, ot ve cinsinde, yani yeşil ot cinsi yiyecek ve gidalarda. Dana kadar kuvvetli  başka Kaslı kim var? mesela fil diyelim, fil kaslarını  ot ile mi et ile mi geliştiriyor? Tabii ki ot ile, yani Magnezyum ne de varmış bulmacayı çözdük. magnezyum Yeşiller de varmış. ot ve cinsinde varmış, buğday buğday da ot cinsi değil mi, arpa ot cinsi, işte bütün ot cinsini bozmuşlar ki, şu anda kaslarımız yeniden yapılandırma yapmıyor, Ağrı veriyor, herhangi bir hareket Ağrı veriyor, dünyadaki diğer maddeleri de sadece pazar bulmaca ekiindeki bulmacaları çözün nerde neyin icinde oldugunu hemencecik buluvereceksiniz. yani dünyadaki bulmacaları Tabii ki, Hürriyet'in pazardaki bulmacaları çözünce değil, Allah da dünyaya  bunlari bulmaca gibi koymuş, anlayabilene. Bu size bir yol gösterici olsun, bir harita olsun, bunu öğrenin, buna bakın, diğerlerini  de kıyas yaparaktan siz bulun, Neyin nerede olduğunu hemen bulacaksınız Allah'ın izniyle, Bu yolu takip ettiğiniz zaman, size bu rehber olacak. o zaman hiçbir doktorun demesine de ihtiyaç kalmayacak, o doktor öyle diyor, Öyle değilmiş demeyeceksiniz, Allah doktoru, hakiki Doktor, Allah Doktor ne diyor, onu anlayacaksınız, Bileceksiniz, yaratan ne demiş Bize, onu göreceksiniz, bulmacayı çözünce de, Doktora bile ihtiyaç kalmayacak, ama işte maddeleri bozmasalar, GDO suyla oynamak falan olmasa, insanın Doktora bile ihtiyacı olmayacak, Mehdi vaktindeki Mehdi askerlerinin Doktora bile ihtiyacı olmayacak, aynı Muhammed vaktindeki gelen ecnebi  doktora  asahabin ihtiyacı olmadığı gibi, Neyi nereden alacağınızı hemen Bileceksiniz, ihtiyacınız olduğunda gidip alacaksınız Bu kadar basit.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Ashâbım Hasta Olmaz!</span><br />
<br />
Ünlü doktor, Medine’ye geldiği ilk gün çok heyecanlıydı. Hayatında ilk defa, Mısır Kralı Mukavkıs tarafından yabancı bir şehre görevlendirilmişti. Buradaki insanları ücretsiz olarak tedavî edecekti. Bu görevini başarılı bir şekilde icra ederse kim bilir kral onu nasıl ödüllendirecekti.<br />
Doktor, Medine’ye geldiğinde ilk önce Sevgili Peygamberimizin yanına uğrayarak kendisini tanıttı:<br />
- Efendim! Kralımız Mukavkıs beni, size hizmet için gönderdi. Burada hastalarınıza bedava bakacağım, dedi.<br />
Peygamber Efendimiz, doktora iltifat ederek ikramda bulundu. Sonra da ona güzel bir yer tahsis edilmesi ve ihtiyaçlarının karşılanması için ashab-ı kiramı görevlendirdi.<br />
Doktorun keyfi yerindeydi. Medine’de kendisi gibi başka bir doktor olmadığından onun buraya geldiğini duyan Müslümanların kendisine akın edeceğini düşündü. Onun için Medinelilerden genişçe bir ev istedi. Bu evi aynı zamanda muayenehane olarak da kullanacaktı.<br />
Artık her şey hazırdı. Doktor hastaları beklemeye başladı; fakat tedavî olmak için doktora ilk gün kimse gelmedi. İkinci gün de kapıyı çalan olmadı. Ertesi gün yine aynı… Tam bir ay geçmişti. Günler birbirini kovalıyor; ama kimse hastalığından dolayı tedavî olmaya gelmiyordu. Hem de tedavî için ücret alınmamasına rağmen… Neydi bu işin sırrı. Bu şehirde kimse doktora ihtiyaç duymaz mıydı? Yoksa buradakiler, hastalandıklarında başlarının çaresine kendileri mi bakardı?<br />
Doktor sanki şoka girmişti. Kendisini hiç bu kadar âtıl ve faydasız olacağını düşünmemişti. Hâlbuki memleketi Mısır’da günde onlarca kişiyi muayene eder, bunun için de el üstünde tutulurdu. Acaba burada doktorlar hastaların ayağına mı giderdi? Niye kimse gelip kendisinden yardım istemiyordu?<br />
Hiç beklemeden malzeme çantasını alıp dışarıya çıktı. Medine sokaklarını dolaşmaya başladı. Evlerin yanından geçerken inleyen, acıyla kıvranan birileri var mı diye kulak kabarttı. Karşılaştığı kişilere “Ben bir doktorum. Aranızda hasta olan varsa onu bedava tedavî etmeye geldim.” diyerek kendisini tanıttığı hâlde kimse ona herhangi bir hastalıktan dolayı şikâyet etmiyordu. Gülümseyen yüzlerle onu selamlayıp geçiyorlardı.<br />
Doktorun merakı biraz daha artmıştı. İnsan topluluğunun olduğu yerde doktora nasıl ihtiyaç duyulmazdı? Bunun mutlaka bir sebebi olmalıydı. Bunu kim bilirdi acaba?<br />
Doktor tekrar Sevgili Peygamberimizin yanına gitti. Hayret dolu bir ifade ile:<br />
- Efendim! Buraya, size hizmet etmeye, dertlilerinize derman olmaya gelmiştim. Fakat haftalar geçmesine rağmen bugüne kadar hiç kimse tedavî olmaya gelmedi. Onun için benim burada durmamın artık bir anlamı kalmadı. Müsaade ederseniz ülkeme dönmek istiyorum. Fakat sormadan da edemeyeceğim. Sizin arkadaşlarınız hiç mi hasta olmaz? dedi.<br />
Doktorun şaşkın dolu bakışlarına Resûlullah Efendimiz tatlı bir tebessüm ile karşılık verdi. Sonra da şöyle buyurdu:<br />
- Benim ashabım pek hasta olmaz. Çünkü onlar acıkmadıkça bir şey yemezler. Sofraya oturduklarında da tam doymadan kalkarlar!<br />
Doktor, bu ifadeler karşısında adetâ büyülenmişti. Bütün hastalıkların reçetesi işte bu idi. Şimdi Medinedeki Müslümanların neden hastalanmadığını daha iyi anlamıştı.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Şabanın Hilali ve 1 Şaban 1440</span><br />
<br />
7 Nisan pazar gecesi Garp ufkunda Hilal'i gördüm, Hilal'in biriydi, Şaban'ın biriydi, herkim Ağzıyla kuş tutsa Gelse, bana şu gündü dese inanmam, hakkal yakin, Aynel yakin gözlerimle, 7 Nisan pazar gecesi Hilal'i gördüm, ve pazartesi 8 Nisan Şaban'ın biri, ve 15 gün sonra da Şaban'ın 15 i eder, ve o da gelecek hafta pazartesi güne denk gelir, Berat 15'inin gecesidir Şaban'ın ortası.  Hatta Pazarı pazartesiye bağlayan gece  ayın 15'i olacak yani Berat Kandili, kimse bana bunun dışında bir şeye inandıramaz gözlerimle Aynel yakın gördüm diyorum, Hilal'i gördüm Hilal'in birini gördüm kimse şu gündü Bugündü diye buna karşı iddia öne sürmesi Avusturya'da Bulunduğum yerde akşam çocuğu işe götürürken Garp ufkunda batı tarafında gökyüzünde Hilal'i gördüm.<br />
<br />
ikinci mesele hala Hafız yetiştiriyoruz diye övünen  adamlara Merhaba, bunu daha önce konuştum, anlattım, yine Anlatmaya çalışacağım :<br />
<br />
Sen Hafız yetiştirdin, adam 6 sene, yada 2 sene, 3 sene bunu ezberlemek için, canını dişine taktı, işini aşını bıraktı, zevki sefayı bıraktı, ölü gibi adam oldu, hafız oldu. ama şu anda istedikleri kimseyi hasta edebiliyorlar, Sen 6 sene uğraştın hafız yaptın, adamı hasta ettiler 2 ayın içinde öldürdüler, Ne oldu, senin 6 senelik emeğin Zayi Oldu, iki ay içinde öldürdüler. Eskiden  hafızlık Lazımdı, yazabilcek defter kağıt yok, matba yok, nasil cogaltilcak, kuran el ile yaziliyor, kagit yoksa deriye yazmişlar, deride yoksa, kemige yazmişlar, yani hafizlik mecburi o zaman. Peygamberimizin 70 tane yetişmiş öğretmenini bir gecede Şehit etmediler mi <br />
<br />
#############<br />
<br />
Benî Âmir Kabilesinin efendisi ve reisi Ebû Berâ' Âmir bin Mâlik, Peygamberimiz (s.a.v.)'i ziyaret maksadıyla Medine'ye geldi. Ebû Berâ, samimi bir insan, Resûl-i Ekrem ve Müslümanlara dost biriydi. Efendimize hediye etmek üzere de iki at ve iki deve getirmişti. Ancak Resûl-i Ekrem,<br />
<br />
    "Ben, müşriklerin hediyesini kabul edemem. Eğer hediyenin kabul edilmesini istiyorsan Müslüman ol!" <br />
<br />
diyerek onun hediyesini kabul etmedi ve kendisini Müslüman olmaya dâvet etti.<br />
<br />
Ebû Berâ o anda Müslüman olmadı, ama İslâmiyete karşı gösterdiği alâkadan da vazgeçmedi. Peygamber Efendimize,<br />
<br />
    "Yâ Muhammed! Beni dâvet ettiğin din, pek güzel, pek şereflidir. Kavmim benim sözümü dinler. Eğer sahabîlerinden birkaçını Kur'an ve Sünneti öğretmek üzere gönderecek olursan, ümit ederim ki, dâvetini kabul ederler." dedi.1<br />
<br />
Resûl-i Kibriya Efendimiz, Necid halkına pek güvenmiyordu. Ashabına bir hâinlikte bulunabilirler endişesini taşıyordu, "Göndereceğim kişiler hakkında Necid halkından korkarım." diyerek de bu endişesini izhar etti.<br />
<br />
Ancak Ebû Berâ' teminat verdi. "Onları ben himâyeme aldıktan sonra, Necid halkının onlara dokunması hadlerine mi düşmüş?" dedi.<br />
<br />
Ebû Berâ'nın güvenilir, sözüne itimad edilir biri olması, Peygamber Efendimizin endişesini giderdi. Sonunda kırk veya yetmiş kişiden ibâret irşad heyetini göndermeye karar verdi. Altısı Muhacir, diğerleri Ensardandı. Hepsi de Suffa ehli idi. Başlarına Münzir bin Amr tayin edildi.2<br />
<br />
Peygamber Efendimiz, ayrıca Necid halkına ve Benî Âmir reislerine verilmek üzere heyetle birlikte bir de mektup gönderdi.<br />
<br />
İrşad ve tebliğ heyeti Bi'r-i Maûna denilen mevkie vardı. Burası Medine'nin doğu tarafına düşen Süleym ile Âmiroğulları yurtları arasında kalan Benî Süleym'e âit bir su kuyusu idi. Burada Hz. Resûlullahın mektubunu Amir bin Tufeyl'e götürmek vazifesini, Haram bin Milhan üzerine aldı. Bu sahabî mektubu getirip ona teslim etti. Ne var ki, mektubun muhatabı Âmir, okuma gereği bile duymadan elçi sahabîyi orada şehid etti.3 Aziz şehidin bu adamın darbeleri altındaki son sözleri şunlar oldu:<br />
<br />
    "Allahü Ekber! Kâbe'nin Yüce Rabbine yemin olsun ki, kazandım gitti!"4<br />
<br />
Âmir bin Tufeyl, bu ma'sum sahabîyi şehid etmekle de yetinmedi. Âmiroğullarını heyetteki diğer sahabîleri de öldürmek için yardıma çağırdı. Ancak, Âmiroğulları önceden Ebû Berâ, gelecek irşad heyetine dokunmayacaklarına dair söz vermiş bulunduklarından, bu adamın yardımına yanaşmadılar.<br />
<br />
Benî Âmir'den yardım konusunda red cevap alan Âmir bu sefer kendisi gibi gözleri ve gönülleri kan ve kinle dolmuş Süleymanoğullarından birkaç kabilenin yardımını temin etti. Hep birlikte Maûna Kuyusu mevkiinde olup bitenlerden habersiz bekleyen masum sahabîleri de şehid etmek üzere harekete geçtiler.<br />
<br />
Bu arada, mektubu götüren sahabinin geciktiğini gören irşad heyeti, dinlendikleri Maûna Kuyusu mevkiinden durumu öğrenmek üzere Necid bölgesine doğru yol almışlardı. Tam o sırada, karşılarında elleri silahlı kalabalık bir müşrik topluluğu buldular.<br />
<br />
Sahabîler kılıçlarını sıyırarak kendilerini çepeçevre kuşatanlara,<br />
<br />
    "Vallahi bizim sizinle hiçbir işimiz yok. Biz sadece Peygamberimiz (s.a.v.)'in verdiği bir vazife için yolumuza gidiyoruz." dediler.5<br />
<br />
Fakat, kana susamış müşrikler, bu sözlere aldırış bile etmediler. Kararları kesindi. İslâm ve îmânı öğretmek kudsî vazifesiyle yola çıkan bu fedakâr sahabîleri, teker teker şehid edeceklerdi.<br />
<br />
Başlarına gelecekleri fark eden sahabîler, el açarak Rabb-ı Rahîmlerine şöyle yalvardılar:<br />
<br />
    "Ey Rabbimiz! Durumumuzu Resûlüne haber verecek burada kimsemiz yok. Selâmımızı ona Sen ulaştır! Peygamberin vasıtasıyla kavmimize haber ver ki: Biz Rabbimize kavuştuk. Rabbimiz bizden razı oldu ve bizi de razı etti."6<br />
<br />
Aynı anda Cebrâil (a.s.) bu kahraman sahabîlerin selâmını ve durumlarını Resûl-i Kibriyâ Efendimize ulaştırdı.<br />
<br />
Selâmlarına, "Aleyhimüsselâm" diyerek karşılık veren Resûl-i Ekrem, ashabına dönerek müşriklerin bu fedakâr kardeşlerini şehid etmek üzere olduklarını haber verdi ve onlar için mağfiret dilemelerini istedi.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz, ashabına bu haberi iletirken irşad heyetinde bulunan sahabîlerin bir kaçı müstesna diğerleri hâin düşman mızraklarıyla delik deşik edilmiş ve şehid olmuşlardı. Kurtulan sahabîlerden ikisi, deve gütmeye gitmişlerdi, biri ise öldü diye şehidler arasında terk edilmişti. Develeri güden iki sahabî, bir müddet sonra Bi'r-i Maûna mevkiine dönünce dehşetli manzarayla ürperdiler. Bu ciğer parçalayıcı sahne karşısında gözyaşı döktüler. Kendine hakim olamayan biri, müşriklerin arkasına takıldı ve şehid oluncaya kadar kendileriyle çarpıştı. Diğeri ise esir alındı, ancak sonradan serbest bırakıldı. Şehidler arasında öldü diye terk edilen Ka'b bin Zeyd Hazretleri ise müşrikler ayrıldıktan sonra, çıkıp Medine'ye geldi.7<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Peygamberimiz (s.a.v.)'in Bedduâsı</span><br />
<br />
Bu seçkin sahabîlerinin haince bir suikaste kurban gitmelerinden dolayı Peygamber Efendimiz son derece üzüldü.<br />
<br />
Enes bin Mâlik, "Resûlullahın Bi'r-i Maûna'da şehid edilen ashaba yanıp üzüldüğü kadar hiçbir kimseye, hiçbir şeye yanıp üzüldüğünü görmedim."8 der.<br />
<br />
Duyduğu derin üzüntü, Peygamber Efendimizi, bu canilikte bulunanlara bedduâ etmeye kadar götürdü. Haber aldığı gecenin sabah namazında birinci rekâttan sonra ikinci rekâtın rükûundan doğrulunca şu bedduâda bulundu:<br />
<br />
    "Allah'ım! Mudar kabilelerini kahreyle. Allah'ım! Onların yıllarını Yusuf Peygamberin kıtlık yılları gibi çetin yap, başlarına dar getir. Allah'ım! Lihyanoğullarını, Adal, Kare, Zi'b, Rı'l, Zekvan ve Usayya kabilelerini sana havale ediyorum. Zira, onlar Allah'a ve Resûlüne karşı geldiler."9<br />
<br />
Peygamberimiz (s.a.v.), bu bedduâsına bir ay boyunca, vakit namazından sonra devam etti. Sahabe-i Kiramda "Âmin" dediler.<br />
<br />
###########<br />
sen bundan ders almayacak mısın? daha Hafız yetiştiren Ahmet, mehmet amcam. Bugün USB Stick diye bir şey var, Kuranı Kerimi tefsirleri  ile mealini  aslını al içine koy, kalbinin üstünede bir cep dik, cebine koy,  Hatta Chrome Bir tane çanta yaptır, böyle küçük bir şey, ya da hem çelik zırhlı bir tane çanta yaptır, onu içinde evinde sakla.  ev yansa bile içindekine bir şey olmaz. 8 gigabyt USB Stick alsan içine her halde  hepsi girer. tefsirde girer, Kur'an'da girer, hadislerin hepsi, kütübü sittede girer, olmazsa biraz büyük 60 GB lik SD kartlar var ona koy. Hafız yetiştireceğim diye uğraşma, tamam mı? Bir millette 10 tane  5 tane Hafız olsun o yeter, o sünnet daha devam etsin, herhangi bir rizoko için Hafızlarda olsun, ama milleti de, Çoluğu çocuğu da bu durumda strese sokma,  ölü gibi oluyorlar, hafızlar ölü gibi, hayattan ümitleri kırılmış, Benzi solmuş, sarılık hastalığına tutulmuş gibi oluyorlar, insanı sıkarak böylece psikopat hasta gibi oluyorlar. o yüzden şu anda teknolojiye uyuyacaksın,  işte adamı öldürdüler kaza oldu yada bir kurşun geldi, yada ömrü hitam etdi öldü, dünyada bir kaza oldu öldü Hafız gitti, o kadar emek zayi oldu, internete binlerce PDF halinde kuran ve hadisler mevcut onlari SD yada USB sticke atacak olsanız, 5 dakikanızı almaz. bunlar o kadar pahalı da degil.  O da kaç para üç kuruş beş kuruş her ne ise, herkes cebinin, cep telfonun icine bile alabilir, hem okumali, hem saklamali, alsın  koysun evine, evine cebine koymuş,  birde  bunu hizmet olaraktan çoğaltıp dağıttın herkese, Madem yapacaksın hizmet, hafızlık, ben sana bir günde 1 000 000 Hafız yetiştirebilirim nasilmı  işte Kuranı Kerim Arapçası hadis Arapçası Türkçesi mealinın kaydedildiği 1 000 000 SD kart bu işi görür, artık o 3 sene 5 sene hafızlık vakti geçti, sen hala hafız yetiştirmekle sen diyorsun ki, Ben çifti tarlayı haala kara saban ile süreceğim demek gibi, kara saban ile süreceğim diye iddia ediyorsun haala.  artık o devir bitti şimdi modern traktörler vakti olduğu gibi, hafızlık Vakti de bitti diye anlattık bunu, bir kurşun ya da bir hastalık bir kaza öldürdü geçti, o kadar emek zayi oldu, böyle saklanacak bir durum yok, o zaman Kağıt Yok kardeşim, Kağıt yok kürek yok, yazma yok, çizme yok, başka ne yapsın Muhammed. moderniteye uyacaksın, zamanın giderine uyacaksın, mehdi vakti alttınçağ, artık  bilgisayarlar, laptoplar kamerelar, videolar youtubeler vakti. hepsi şu anda mevcut,Videolara cek ve  YouTubeye yükle,  o Kurani 50 tane kari ye hafıza okut öyle sakla, madem teganni seviyorsun, şarkı gibi okunmasından da hoşlanıyorsun, o zaman falancı hafızdan filanci hafızdan kari den diye de kaydet sakla artık, 1 000 000 Hafız yetiştirmeye gerek yok. herşeyden soyutlanmiş saf çocuklar oluyorlar, etrafına bakamaz hale geliyor, Hafız mış Vay o günah, Hafız mış Vay bu günah, her şeyden soyutlanıyorlar. Sen hafızsın o olmaz, sana yakışmaz, bu yakışmaz, halbuki bizde ruhbanlık yok. <br />
<br />
 <br />
Berat gecesi meselesine yeni açıklama, mesela bir bardak su kattığımızda, bir bardak su demek için, bardağın su dolu olması lazım. bardağa su katmaya başladığımız zaman, içindeki az bir su olması, bir bardak su dememize sebep olmuyor, fakat İslam'da cuma, perşembe akşamından girmekte, Perşembe İkindiden sonrası Cuma olaraktan sayılıyor. ve biz Hilal'in Perşembe ikindiden sonra gördüğümüz zaman, o gece Mesela ayın biri oluyor ertesi gündüz cuma gündüzüde ayın biri nin Gündüzü oluyor. yani bizde su bardağına su damlatır damlatmaz 1 bardak su demiş oluyorsun, İslami kurala göre, yani Perşembe'den Cuma girmiş oluyor ve hilai ilk vakite gördün, o gün başladı demek bu. Öyle olunca ben evelki gün 17 nisan 2019 Çarşamba  akşamı  dolunayı gördüm, ve Berat Gecesi olduğuna karar verdim, ve ona göre de amel ettim, zikirlerimi falan cektim. ve hatta Ertesi sabah da yine Berat gecesinin gündüzü olaraktan Seher Vaktinde zikrimi ikisinide yaptım Berat gecesi ve gündüzü hürmetine. Ay yin dün gece de yine Dolunay halindeydi, ay 2 Gece Dolunay olmaz, ayın 15'i 2 gün olmaz, ya 15 idir, ya 16'sı, Ya 14'ü dür. böyle olunca sadece saat farkı yüzünden ben 2 gecede ayı Dolunay halinde gördüm. ayın geç doğup geç batması sebebiyle. ve evvelki  Gece Dolunay görünce, ve haberlerde  Fransa'daki Notre Dame'ın kamburunun olduğu kilise yanmış, Meryem Kilisesi, İsa efendimizi Meryem'in, düşmanlarından sakladığı tapınak ve kiliselerden birisi, ve Fransa'ya kaçtıkları zaman. yine aynı gün Mescidi Aksa'da yangın çıkarmışlar ve İsa Efendimiz'in mezarını yakmaya kalkmışlar, ve Avrupa'dan osten Bayramı yani yumurta bayramı diye geçen bir bayram vardır ve İsa'nın önce çarmıha gerilmesi ve üçüncü gecede tekrar dirilişini ele alan bayramdır. ve dün Gürün dönerstag idi yeşil yeme günü,ve onlar gelenllikle Ispanak yemegi yerler ve et yasak ot serbest, yani tekrar yeşermesini temsil eden, tekrar Hayat, Hz isa nın bedenine  Can girmesini temsil eden, canlı Perşembe günü  ve bugün cuma karfreitag yani carmih ve içinde tekrar canlandı ve pazar gecesi ostersontag   son yemek ve kuzu eti ekmek ve şarap ve şerbet sofra, cumartesi oruc et orucu  diye geçiyor çarmıha gerilmesi, ve pazartesi ostermontag  pazartesi günü İsa Efendimiz yeniden Can bulup kalktığı gün olaraktan kutlanıyor, normalinde Bu bayramda İsa efendimizin yeniden dirildigi gün diye bildikleri gün, ve Mehdi Aleyhisselam İsa Efendimizden, İsa Efendimiz Mehdi den, Çünkü isayı meryem'den doğurtan çocuk, Gelecekten gelip de annesinden doğan çocuk, Mehdi'nin sebebiyle Mehdi  olan isa doğar  Gelecekteki isa Mehdidir geçmişteki hali isa dır, gelecekten gelip de annesinden doğan çocuk.  ama arada baba yok Gelecekten gelen çocuk,<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">zaman yolculugunda aradaki baban yok olursa ölümsüz olursun teorisi</span><br />
<br />
arada bir baba yok, kendisi gelip kendisini doğurtan çocuk,  bir baba yok ki zamanda yolculuk hainleri gidipte babasını silse yok etse de Mehdi'nin dünyaya gelmesine veya isa nın dünyaya gelmesine engel olabilse. ama bunu düşünemeyen ahmak Deccal ve avanesi, işte zamanda yolculuk ile İsa'nın doğmasını engelleyerek den Mehdi'nin dünyaya gelmesine engel olmaya çalışıyorlar. ve onun izlerini yakarak dan İsa yanarsa, Mehdi de dünyaya gelemeyecek, bu zamanda yolculuk hikâyelerinde meşhurdur zaten, Sen gidip babana öldürürsen artık seni kimse öldüremez hikayeleri falan var, Deccal kendisi için bunu tasarlıyorlar ama, Allah zaten isa ile mehdiyi böyle yaratmış bile.  isa için ve Mehdi içinde babasını öldürünce,  artık yeniden  Mehdi olaraktan Doğamayacak artık bir daha Mehdi diye bir şey olmayacak hikayeleri yüzünden, masalları yüzünden, isa Efendimizin kabrinin, Ve Fransa'da saklandığı o Notre Dame Kilisesi nin yakılması Bu yüzden. ve orası meşhur frankeştayn canavarının deccalı icat ettiği yer, Çünkü diyoruz Musa arayan firavunun sarayında arasın, mehdiyi arayan deccalın yanında, Deccal arayan Mehdi'nin yanında arasın değil mi? Allah sağ eli sol elin hemen yanına, sağ gözü sol gözün hemen yanına vermiş, yani kardeş gibi, Yani aynı arkadaş gibi, Ve yine Ebu lehebi Muhammed'in vaktine, yine firavunu Musa'nın vaktine vermiş değil mi? Öyle olunca, İşte o frankeştayn denen Fransız gavur, kappe gavurun, orasını Meryem annemizin yaptığı o Tapınağı, genlerden oynayarak tan yeni icatlarında canavar yaratma işinde kullandığı laboratuvar olarakktan kullanıyormuş, ve oradaki yarattıklarının izlerini, hem Deccal'in arkasının izini siliyorlar yakarak dan, hem de Hz isa ve onun izlerini silerekten, Mehdinin dünyaya gelmesine engel olmaya çalışıyorlar.  ve Allah bunların bu halinide bildiği için, bu sene berat erken geldi. ve isa Efendimiz ay dedik, dünyadan Ayrılamayan, dünyadan kopup fakat ayrılıp  gitmeyen ayrılıp gitmeyen,  dünyaya hâlâ bağlı, bu ay onu temsil eden. ay, tam Dolunay olması, tam tekmil  çocuk demek, hani Çocuğun belli aydan sonra  altı aydan sonra  erkek mi dişimi Olacağı belli oluyor, 6 aydan sonra gidiyorsun  o kadına ultrasonar denen cihaz ile bakıyorlar çocuğun erkek mi kız olacağı belli oluyor, o zaman görebiliyor ayın 15'i odur yani nısfuş Şaban odur, yani Dolunay halinde artık çocuk kız mı olacak erkek mi olacak belli olmuştur.  o yüzden işte Şaban'ın ortası bu sene erken geldi ve ben dedim eveli gün gece gördüm. şimdi normalinde Diyanet ve benzerleri bugünü(19 Nisan2019) u Şaban'ın 14'ü olaraktan kabul ediyorlar ve bu gece görülecek Dolunay 15'i olaraktan kabul ediyorlar, 3 gün Dolunay olmaz, Eğer oluyorsa Bunda bir iş vardır. ve işte  15'inin Erken gelme sebebi, Muhammed Aleyhisselam ile birlikte İsa Efendimiz erken kaldırılmış, yeniden dirilmesi var ya, her sene yeniden diriliyor, ve Bahar ile yeniden diriliyor, Muhammed ile İsa Efendimiz. işte Muhammed gitmiş İsa efendimizi kaldırmış, ve erken kaldırmış, Evveli gün gece kaldırmış, cennete gitmişler, Oradan da başka bir yere gitmişler, ve  oraların yakıldığından Allahu Teala'nın haberi olduğu için, bu sene Berat gecesi erken geldi, erken doğan çocuk, fakat taşakları ve çükü denk çocuk.  Çünkü Dolunay erken geldi. Biz daha Dolunay olmamış haline Dolunay demedik, her şeyi tastamam bir çocuk, ve İsa Efendimizin  yeniden  kalkması yeniden çocuk olaraktan doğması, işte bunun önüne geçmeye çalışıyorlar. bunu önlemek için de isa nın yeniden doğmasını engellediği zaman, Mehdi de dünyaya gelmemiş olacak, çünkü Mehdi de Muhammed'den olunca, Muhammed de dünyaya gelmemiş olacak, Muhammed'in önünü kesiyor, Mehdi'nin  önünü kesiyor,  Allah Buna müsaade eder mi, elbet müsaade etmez, Sadece Mehdinin önü'nün kesmiyor, Mehdi gelmezse, Muhammed de gelmemiş oluyor, Muhammed de gelmeyecek o zaman. Allah bunu bildiğinden Muhammed'i de isa mehdiyi de erken kaldırmış, ve birlikte cennetin başka bir köşesine alınmışlar, ve bu vaktimiz Cennet dedik, cennetin hangi köşesinde ler acaba, bu cennet dünyamızın hangi köşesindeler onu Allah biliyor. Umut güneşi Mehdi sağ, ve ayakta görevinin başında, ve İsa Efendimiz sağ, ve ayakta, görevinin başında, ve annesi Meryem de sağ, ve ayakta, görevinin başında. ve düşünün işte Meryem annemiz bir kadın olmasına rağmen işte Mehdi'nin t... isa yı korumak için, yaşayan t.., İsa'yı korumak için, işte memleket memleket kaçmış, ve oralarda Meryem kiliseleri oluşturmuş, ve düşünün Karadeniz'deki Sümela manastırına gelmiş, Sümela Manastırı'nı kuran yine Meryem annemiz, orada İsa'yı Dağın Eteğinde saklamak durumunda kalmış. Aman yarabbi, kırlangıç mı Oluverdin ey Meryem annemiz. o Dağın tepesine harçları taşları nasıl çıkardın? kırlangıç mı oldun o vakit. Evet Kırlangıçlar işte böyle eteklere yuva yaparlar, ve Meryem annemizin cibiliyeti o an kırlangıçlığa dönmüş, ve Sümela Manastırı Dağın eteğinde, oraya yol yok, eşekle taşınmaz, ne ile O taşları kestiniz taşıdınız, bir kadın başına, sen o Manastırı nasıl yaptın. işte isa nın korunması, isa t.. korunması, Mehdi'nin bu vakte dünyaya gelmesi o t.. sayesinde, öyle mühim t... Muhammed de olmaz yoksa, Mehdi doğmaz Yoksa, öyle korunmuş. kırlangıçlarla da korunmuş  Bunu daha önceki vaazlarımızda anlatmıştık işte Ebabil Kuşları, Ebabil, Ateş, Siccin taşları atan Kuşlar. ve Meryem annemiz Sümela Manastırı'nı inşa etmiş kadın başına, daha sonra oradanda Brezilya ya gitmiş. Aman yarabbi nasıl gittin Brezilya ya bir kadın başında, Nasıl gittiniz isa yı nasıl korusun, o T.. nasıl korusun, Öyle alelade bir t...a değil o tabanca çünkü.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Ve kafir Deccal, sonunda sanal Şeytan da icat etti!!!</span><br />
<br />
Bazı Hollywood filmlerinde bu gösteriliyor ki <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"FlashMAN" </span>lakaplı bir canlı, insanın bir çeşidi olaraktan, bazı güçleri olan bir insan olaraktan lanse ediliyor. Flaşman yani fırt fırt fırt, fırt orada, fırt burada cok HIZLI. <br />
<br />
Şeytan ne demek? biz onu neden göremiyoruz? evlere damlara her yere giriyor çıkıyor, içimize bile girip çıkıyor, Biz onu neden göremiyoruz?<br />
<br />
Kör nokta diye bir şey var, insanın kör noktası diye bir şey var, Orayı etrafını dönse bile göremiyor o kör noktayı İnsanoğlu. ama bunu bilim adamları tespit etmiş, gözün açısının dışında kalan küçük bir dar bir alan var, orası kör nokta, orayı ne yapsa göremiyor İşte o alan aralığı şeytanın dolaştığı alan ve bulunduğu alan. ve düşünün arabayla giderken aynı şekilde, insanın bazı Kör noktaları var, yine çalışırken, yerken, içerken bazı Kör noktaları var, Orayı Sakın ha görmüyor gözler, ve bunları tespit ettiğimiz zaman, bunu bir kod ve yazılıum olaraktan yazdığımızda, Yani sen bir yere bakarken, öbür tarafına görmediğin yerlerin hepsinin bir formül ve kod olaraktan ve yazılım olaraktan bilgisayara yazılım toplayalım, hepsini alalım, ve bunların hepsini alalım. insanın hareket ederken, işçi çalışırken, yemek yerken, iş yaparken, Tuvalete girerken, evden çıkarken, bunların hepsini topladığımız zaman, hepsi bir yazılımı eder mi bütünü, Kör noktaları topladık bile, bildiğimiz bilebildiğiniz bütün Kör noktaları topladık, ve bunu bir yazılımı olaraktan yazdık, ve ve bunu da robot ve insan karışımı bir modelin içine beynine kaydettik, ve artık o nada isim olaraktan <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">FlashMan</span> dedik ve ona isim de verdik artık, arabaya da binerken, senden önce biner, sen onu hiç göremezsin, Sen frene basarken,o  gaza basar, Sen hiç görmezsin, Yani bütün kör noktalar ona ait, senin nerede ne ile meşgul iken, Neyi görmediğini bilmediğini bilen bir yazılım, ve bunu Deccal ve askeri yazdılar ve bu robot karışımı insanı, yani yaratık, frankeştayn canavarlarından birisi de bu, Bunu da böyle bir canavara yüklediler, ve şu anda sanal Şeytan, yani yarı insan yarı robot şeytan oluşturdular, ve şu anda insanlara, her türlü Melaneti bununla yapmaktalar.<br />
<br />
Ebu Ümame (ra) rivayet ediyor. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Allahım, göz açıp kapayıncaya kadar dahi beni nefsimin eline hakimiyetine bırakma, ve bana  verdiğin güzel şeyleri geri alma."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Ebu Dâvûd ,Edeb 110, Camiüssağir-1478)</span><br />
<br />
<br />
Peygamber Efendimizin böyle  Allahu Teala sığındığı rivayet oluyor. <br />
<br />
işte göz açıp kapama meselesi nerede geçiyordu Kur'an'da?<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
قَالَ عِفْر۪يتٌ مِنَ الْجِنِّ اَنَا۬ اٰت۪يكَ بِه۪ قَبْلَ اَنْ تَقُومَ مِنْ مَقَامِكَۚ وَاِنّ۪ي عَلَيْهِ لَقَوِيٌّ اَم۪ينٌ قَالَ الَّذ۪ي عِنْدَهُ عِلْمٌ مِنَ الْكِتَابِ اَنَا۬ اٰت۪يكَ بِه۪ قَبْلَ اَنْ يَرْتَدَّ اِلَيْكَ طَرْفُكَۜ فَلَمَّا رَاٰهُ مُسْتَقِرًّا عِنْدَهُ قَالَ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبّ۪ي۠ لِيَبْلُوَن۪ٓي ءَاَشْكُرُ اَمْ اَكْفُرُۜ وَمَنْ شَكَرَ فَاِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ رَبّ۪ي غَنِيٌّ كَر۪يمٌ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Kâle ıfrîtun minel cinni ene âtîke bihî kable en tekûme min makâmike, ve innî aleyhi le kaviyyun emîn. Kâlellezî indehu ilmun minel kitâbi ene âtîke bihî kable en yertedde ileyke tarfuke, fe lemmâ reâhu mustekırran indehu kâle hâzâ min fadlı rabbî, li yebluvenî e eşkur em ekfur, ve men şekere fe innemâ yeşkuru li nefsihi ve men kefere fe inne rabbî ganiyyun kerîm.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
(Süleyman, “Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmadan önce hanginiz bana onun (kraliçenin) tahtını getirebilir?” dedidiginde)<br />
<br />
"Cinlerden bir ifrit , ”Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve şüphesiz ben, buna güç yetirecek güvenilir biriyim” dedi.<br />
<br />
Kitaptan bilgisi olan biri, “Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm” dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş hâlde görünce şöyle dedi: “Bu, şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için, Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir, cömerttir.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Neml Suresi 38,39,40. Ayet. 38 arapcasinda yok</span><br />
<br />
Süleyman'ın tahtı getirmesini istediğinde cinlerden bir ifrit sen yerinden kalkmadan dedi Başka bir alimde dedi diyorlar O da sen gözünü Kırpasıye kadar dedi diyorlar, Demek ki o alimde insan değilmiş, Berfu yada Berhıyâ diyorlar, O insandı diyorlar, Alim kimseydi dedi o ayete, oda normal insanlardan değil , cinlerdendi ki, diyor ki işte peygamber onun eline bırakma diyor Peygamber Efendimiz, yani göz açıp kapayana kadar diyor. göz açıp kapayana kadar ben dedi getiririm dedi Berhıyâ, şimdi o cins şeytanın iyisi var, Mümin olanı var, Bir de bunun kafir olanı var, onun yapacağı şeytanlığı düşünüyor musunuz. göz açıp kapayana kadar,  o yanına geldi senin, ve altınını, aldı falan adamın evine soktu, Ondan sonra da sana da geldi,  Senin altınları falanadan çalmış git çabuk öldür onu geri al dedi, gittik Baktık Altınlar orada, öldürdün, Halbuki adamın alakası yok, yani bu şeytanın yapabileceği şeytanlıkları düşünebilir misiniz, biribirine herkesi kırdırır, düşman eder işte. demiş ki Peygamber Efendimiz beni göz açıp kapayana kadar bile nefsimin eline bırakma, Yani beni onun eline bırakma işte o orada nefis olarak  lanse yapıldı, işte "falaşman" şu anda böyle,  fırt orada, fırt burada, bir orada bir burada, bir de hızlı  ve tarafıda deccaldan tarafa müminlere neler yapmaz degil mi?<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
Allah için birbirini seven iki kimse bir araya gelseler ve, salavat getirip musafaha etseler, ellerini toka etseler, günahları sonbahar yaprakları döküldü gibi dökülür, ayrılmadan önce Allah'ın affına ermiş olurlar.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Ebu Davud, Edeb: 143,el-Ezkar Trc. s.480)</span><br />
<br />
buyurdular Rabbim sevenleri sevdikleri ile bir araya getirsin, Allah için sevişenleri bir araya getirsin de, günahlarımızı onların hatırına, sonbahar yaprakları gibi döksün inşallah.<br />
<br />
Kehf suresindeki Zülkarneyn ayetlerinde <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
إِنَّا مَكَّنَّا لَهُ فِي الْأَرْضِ وَآتَيْنَاهُ مِن كُلِّ شَيْءٍ سَبَبًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnna mekkenna lehu fil ardı ve ateynahu min kulli şey'in sebeba.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Doğrusu Biz, onu yeryüzünde güçlendirdik ve ona her şeyden bir sebep verdik.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Kehf Suresi 84. Aye</span><br />
<br />
<br />
inna mekkenna fil  erdi geçiyor, bu buradaki Mekkanne  degil esas yazılımı "Ma kane" dir peki o ne demektir yani Yasin Suresi'nde geçen Kün Feyekün kelimesi <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
إِنَّمَآ أَمْرُهُۥٓ إِذَآ أَرَادَ شَيْـًٔا أَن يَقُولَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnnemâ emruhû izâ erâde şey’en en yekûle lehu kun fe yekûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Bir şeyi dilediği zaman, O’nun emri o şeye ancak “Ol!” demektir. O da hemen oluverir. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Yâsîn 82. ayet</span><br />
<br />
yani "Kün" Ol deyince olur, Allahu Teala isimlerini ve sıfatlarını, yeryüzündeki insan, hayvan, bitki ve madde ve melek ve cin halifelerinde tecelli ettirmekte olduğunu söylemiştik, ve İşte o Kün deyince Ol deyince olur sıfatı ve ismini tecelli ettirdiği kimsede Zülkarneyn miş Zülkarneyn isimli lakaplı kimseyi vermiş o ayette öyle diyor, mekkanna(Ma Kane Ne olmasini isterse dilerse olsun) ismini ona verdik buyuruyor amma sadece dünyada "fil ardi" diyor dünyada ma kane görevini ona verdik, Ol deyince olduran işini de ona verdi. Yani bir nevi Allahlık görevi, halife Amma <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"ma kane"</span> halifesi, Ol deyince olduran halife, ve bu kim olabilir? <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Zülkarneyn ismi nasıldır?</span><br />
<br />
zül demek, hata demek, Karneyn ne demek hani karınca Vadisi diye yer var, karigne karincasi vadisi, köy demek köyler demek ya da halk demek, karınca halkı  amma normal karinca degil isiran karinca <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
حَتَّىٰ إِذَا أَتَوْا عَلَىٰ وَادِ النَّمْلِ قَالَتْ نَمْلَةٌ يَا أَيُّهَا النَّمْلُ ادْخُلُوا مَسَاكِنَكُمْ لَا يَحْطِمَنَّكُمْ سُلَيْمَانُ وَجُنُودُهُ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Hatta iza etev ala vadin nemli kalet nemletüy ya eyyühen nemlüdhulu mesakineküm la yahtımenneküm süleymanü ve cünudühu ve hüm la yeş´urun.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ne zamanki, karınca vadisi üzerine geldiler, bir karınca dedi ki: Ey Karıncalar!. Yuvalarınıza giriniz, Süleyman ve onun askerleri farkında olmadıkları halde sizi ezmesinler.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym NEML SURESI 18. AYET</span><br />
<br />
Öyle olunca ve sonraki kelime de "ayn" kelimesi Ayn demek tek göz, "ayneyn" iki göz demek, öyle olunca Zülkarneyn "Hatali köyün efendisi" 2 hatalı bakışın olduğu halk, iki hatalı görüşe sahip olanlar, yani biri Mehdi biri Deccal ve taraftarlari zamani, ve bunlardan Zülkarneyn işte burada iyi olanın temsil ediyor, Yani mehdiyi temsil ediyor, ve iki gözden birisi deccalın, Deccalın Gözünün bozuk olduğu bilindiğine göre, iki gözden iyi gözlü olan, görüşü isabetli olan Mehdi Aleyhisselam, Gözü bozuk olan ise Deccal Aleyhisselam, bunu biliyoruz zaten, gözünün bozuk olduğunu Peygamberimiz hadislerinde bildirmiş, Gözü bozuk demek görüşü de bozuk Demek ki,<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Allah kör değildir. Dikkat edin. Mesih-ı Deccalın sağ gözü kördür. Gözü sanki fırlamış bir üzüm tanesi gibidir.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Müsned, 3:367-368.13)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Kör olduğu halde insanlara, 'Ben sizin Rabbinizim.' der. Halbuki sizin Rabbiniz kör değildir (yaratıklara benzemekten, her türlü kusur ve noksanlıktan uzaktır).”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buharî, Fiten: 26; Müslim, Kitabü'l-Fiten: 20; Müsned, II:33)</span><br />
<br />
<br />
burada da ne diyor hatalı görüş zil yani hata zül,  iki hatalı bakıştan, iki gözden hatalı bakış, o hali şimdi yaşıyoruz, mehdi ve deccal in vakti şu anda, hatalı bakışa sahip olan Deccal aleyhillane, ve doğru ve isabetli görüşü olan Mehdi Aleyhisselam ve onun grubu, ve Allah Mehdi Aleyhisselam'a Bir nevi Allahlık Halifelik görevi vermiş, halife Amma"kün emrini" ona vermiş, yani Ol deyince olur, bunu inkar ediyorlar, Ol deyince olma sürecine girer, olmaz falan Feslikan diyenler var, Tamam o da bu işin rahleleri arasında, Ama bazı şeyler ol deyince oluverir. Kuranı Kerim'de yine "Zül kuvvetil Metin" var, aynı cümlenin değişik versiyonu, ve bunu birbiriyle kıyas ettiğimiz zaman, zül hata, kuvvet ve Metanet ve hata birleştiğinde, işte ne oluyormuş, Demir ve şeytanın maddesi, hata kuvvet ve Metanet birleşince Demir meydana geliyor, Demirde şeytanın maddesi hatalı, ve kuvvetli , Demir sert eğilmeyen bükülmeyen, secde etmeyen, metanetli ki yıllardır davasından vazgeçmedi, çok metanetli, hala insanla savaşıyor, ben onu yeneceğim diye, gözünü bile kırpmadan neredeyse, metanetli kararli element, ve bunlar birleşince şeytanı oluşturuyor, ve burada Zülkarneynde de zül başta,  yine hatalı memleket,hatalı millet, ayın tek göz, Ayneyn iki göz, artık kıyasıda siz yapın, Ben size yolu gösterdim, kapıyı gösterdim çıkışı siz bulun.<br />
<br />
Dünyamızın dışında, dünyamızın magnetizması, yani manyetik alanı denen bir dalga var, çekim kuvvetini oluşturuyor, mıknatıs sistemi, dünyanın magnetizması, yani çekim kuvveti, ve bu çekim kuvveti sayesinde, ay dünyamızın etrafında dönüyor, ve bu kuvvetin temsilini Pascal bulmuş Binom Açılımı ve Pascal Üçgeni ve denkleminde o, 1. derece denklem, 2. derece denklem, diye bir piramit oluşturulur, yani Allah, 1 in altında 2 tane 1 etti 2, yani  Allah var idi, Allah Adem ile Havva'yı yarattı, Allah'ın altındaki halife iki tane oldu, Adem ve Havva, 2. derece denklem, Adem ve Havva'nın bir tane çocukları oldu 3. derece denklem, sonra çocuklar iki iki olmaya başladı, ikii ki ilerleyen denklem 4. derece deneklem<br />
1<br />
11<br />
121<br />
1331<br />
14641<br />
x^4 + 4(x^3) + 6(x^2) + 4(x) + 1 <br />
<br />
(x+y)² = x²+2xy+y²<br />
((x-y)² = x²-2xy+y²<br />
(x-y)³ = x³-3x³y+3xy³-y³<br />
(x+y)³ = x³+3x³y+3xy³+y³<br />
(x-y)⁴=x⁴-4x³y+6x²y²-4xy³+y⁴<br />
<br />
 hani artık "ab" şeklinde oluyor yada hani xy xy kare denklemin açılımı yani artık çocuklar çift çift doğmaya başlıyor x², 2xy artık Çift doğmaya başlıyor, ondan sonra, sonra onun 5. derece 6 derece denklem diyerekten gidiyor, ve mimar sinanda işte ustalik mimarisi olan Selimiye caminin minarelerini, bu dördüncü derce denklemin açılımı olarak yapmış, ve 3 minarersine birbirini görmeyen üç ayrı kapıdan, üç ayrı şerefesine çıkılır vaziyette yapmış,  ve bu manyetik alan ve pascal üçgeni artı tarafa gittiği zaman dünyada doğan büyüyenler, Fakat aynı sistemin eksi tarafına gideni var ve yaşlanıp ölenler, iki Kutup var O da eksi  ve artı tarafına giden denklem, ve bu Magnetizma oluşturuluyor, evrenin açılım formülü de bu şekilde yani, kainatın açılımı bu şekilde, Adem'in evlatlarının doğması, yani dünyada kısırlık olduğu zaman, artık çocuk doğmayacak duruma geldiğinde, artık Kainat durdu demek, ölenler Doğan'dan çok olmaya başladıysa, artık Kainat çökmeye yön tuttu demek artık. Artık Geriye dönecek ve çökme olacak demek. Ve bu sistem soldan sağa yani soldan sağa yazdığımız zaman sayılar 1 2 3 4 5 diye artarak dan gidiyor, Fakat sağdan sola yaptığımız zaman, sondan geriye doğru gidiyor, ve biz İslam ümmeti olaraktan  kitabımız Kuranı Kerimi sağdan sola okuruz, sağdan sola gittiğimiz zaman, biz bitiş ve  eve dönüşe doğru gittiğimizi kabul ederiz, fakat kafirler ve diğer ecnebiler, Latince ve bizim Türkçe'de latincede de kullandığımız gibi, soldan sağa giderler, diriliş doğuş ve çoğalış,  elektrikteki sistemde de bu vardır, bir sağdan sola giden elektrik, bir de soldan sağa giden elektrik, onlar yokluktan varlığa doğru gidiş, ve bizim tarikatımız Raşidi Tarikatındaki tesbihimizdeki zikirlerin sistemi de bu şekildedir, bazısı yokluktan varlığa doğru, tesbihi soldan sağa doğru çekmek veya tersine çektiğimiz zamanında sağdan sola varlıktan yokluğa dirilişe doğru, ve işte Geldik isavilerin <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Osternn Bayramı'na" </span>İsa Efendimiz O yüzden dirilmiştir, onun sistemi, soldan sağa sistem olduğu için, onun yönü soldan sağa,  ama Mehdi Aleyhisselam sağdan soladır, O da bitirişe Doğrudur, Çünkü Mehdi sonda gelir, sondan başa doğru gider, İsa başta sona doğru giden, tersi 1,2,3,4,5,6,7  yani ileri doğru giden, Mehdi başa, sıfıra Doğru giden, o yüzden dedik ki işaret parmağımız küçülmüş, paramak 13 lü den dokuzluya  indi dedik, sıfıra Doğru,...<br />
<br />
Dünyamızın dışı havasız, havanın olmaması demek, karanlık yapıyor işte yukarısını, ve Zülkarneyn  ve eshab-ı Kehf,  işte zaman makinesini keşfeden kimseler, ve onu ilk kullanan kimseler olaraktan Kuranı Kerim'de anlatılıyor gizlice, ama dedik zamanda yolculuk eden peygamberimiz Miraç etti, cenneti Cehennemi, oralarda olan biteni gördü, oradan bir çöp getiremedi, ne getirdi, size hediye olaraktan Amenerrasulü getirdim, namaz getirdim dedi, ya buradan 6-7  palet defter götürseydi, bir palet kalem götürseydi de, bütün Olan biteni ashap yazsalardı, bize daha iyi kalıcı olmaz mıydı, ya da kamera var  bu devirde ve video kasetleri falan dvd ler cd ler götürseydide hep bütün olan bitenleri  video ile kayıt etselerdi, bize daha kalıcı bilgi olmaz mıydı?  Halbuki bu vakte gelmiş, işte bizim vaktimiz e kadar, her şeyi görmüş, Aynel yakın görmüş, hakkal yakin içine dahil olmuş, mehdiyi tarif ediyor, ahir zaman alametlerini tarif ediyor, neden buradan bir igne çöp götürememiş işte, zaman makinesi ile zamanda yolculuk da bu şekilde, filmi seyredersin de, filme müdahale edemezsin, film bitmiştir, filmi sadece seyretme hakkın var, istediğini yerini  geri ileri çek seyret, ama müdahale hakkın yok. ama Hızır ve Zülkarneynin müdahale hakkı var.<br />
<br />
Ve başka bir meseleye gelirsek,  Allah'tan başka Allah var var mı ki, Sen diyorsun ki, Allah'ın halifesi insanları, yeryüzündeki Allah ve Tanrılar diyorsun, Allah'tan başka Allah mı var ki diyenler var.<br />
<br />
 Ve bunu şu örnekle anlatacağım : Allah insanoğlunu yarattı, insanı yaratana halag Allah dediği Kur'an'da mevcut<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
ٱقْرَأْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلَّذِى خَلَقَ  خَلَقَ ٱلْإِنسَٰنَ مِنْ عَلَقٍ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ikra’bismi rabbikellezî halak. Halakal insâne min alak.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Alak Suresi 1 ve 2. ayet</span><br />
<br />
<br />
 ve alak demek hücre demek, ve diyor ki hücre olan Allah insanı yarattı diye tarif ediyor bize. Allah Allah, biz halagallah'ı başka şey biliyorduk, yaratan Allah diye biliyorduk, Halbuki <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"halak Allah"</span> demek : "hücre olan Allah, insanı, hücrelerden meydana getirip yarattı." O zaman insanın yaratan Tanrısı hücre imiş, yaratanı hücre imiş, hücrede Bütün her bilgi var, hücre Allah, Allah Allah....<br />
<br />
Ve dünyamızda da araba diye bir şey icat olmuş, Auto, arabayı icat eden amcayı "<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Henry Ford"</span> olaraktan duyduk bildik. işte Henry Ford arabanın mucidi olduğu gibi, Gerçek mucit Allah'tır, yani "<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Mecid Allah"</span>  bulan buluşturan Allah, icat eden Allah, o an Allah, Henry Ford'un içine girmiş, ve araba icat etmiş, o zaman Henry Ford, arabanın Tanrısı, Allah'ı değil mi? arabanın yaratanı değil mi? Yani bu Henry Ford olaraktan, bir şahıs olaraktan değil bu ama, aynı Matrix filminde myster simitin birinin içine girerek ten, o gibi değil de, kendisi O olaraktan hareket etmesi gibi, Allah işte Henry Ford'un içine girerek ten, Arabayı icat etmiş, mucit Allah, arabanın Tanrısı, onun ismini de ne koymuş, Henry Ford koymuş, demiş ki arabanın tanrısı Henry Ford demiş.<br />
<br />
Yine mesela Davut olmuş, demiri ateşle kızdırıp işlemiş, ve onu yararlı hale getirmiş, demirin ilk defa işlendiğini, demiri keşfeden, bilen, ve demir icatlarını yapan Allah olaraktan David Allah olmuş,  yani Davut Allah, yine Tıp Lokman ve İsa Efendimizle tamamına ermiş, ve insanın içine girip  ölüleri diriltmiş,  yoktan hayat veren değil, ölmüşü diriltmiş, yani <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Müheymin Allah"</span> İsa Efendimiz sonra körlerin gözünü açmış, Basir görmek mübaşir veya mübasir Allah Gördürten Allah ve göz doktoru olmuş ve basar veya Türkçemizdeki  sarı kelimesi oradan yani  sarı yani basir gören ve mübasır <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Gördürten Allah"</span> Hz isa<br />
<br />
Allah  kuranda birçok yerde biz yaptık diyor, biz kim? işte biz : İsa, Musa, Henry Ford, Edison,..... hepsinde Allah tecelli etmiş ve, dünyayı imar eden yine Allah, Allah tek kuvvet, tek yaratan, tek bulan, tek bilen, ondan gayri Tanrı yok.<br />
<br />
Ve biz çoklu kainatlar modelini anlatıyoruz, bizim bu Theory i birçok bilim adamı da benimsedi, o görüşümüzü. ve bazıları da diyor ki, ama o kadar çok Kainat olamaz diyor, ve bunu şu Açıklama ile anlatıp devam ettiriyoruz :  Bu tezimiz aynen Amerika'nın film setleri gibi, film seti kurulmuş, sağ tarafa geçiyorsun, berber var, sol tarafa geçiyorsun aşçı Dükkanı, ön tarafa gidiyorsunuz, lokanta, üst tarafa gidiyorsun, diskotek, Bilmem öbür tarafa geçiyorsun, memur odası, yani film setinde her şey mevcut ve sabit, fakat filmde oynayacak oyuncuların Sabit değil, ama film seti sabit, yani Dünyamız sabit, dünyadaki Ankara sabit, İstanbul sabit, Viyana sabit, ve oradaki evlerde sabit, şu anda çoğu evler bile sabit, oralara giren çıkan kiracılar, yahut Ahmet ölmüş,dedesinden miras kalmış, Mehmet o evde duruyor, Mehmet de ölmüş, oğlu kızı duruyor Şimdi. Sadece oyuncular değişmekte, film seti aynı, o yüzden, şimdi bir film setinde Kovboy filmi de oynayabilirsin, istersen aşçı bir amcanın hayatını da anlatabilirsin, film seti sabit, Çünkü sadece oyuncular değişmekte, O yüzden Allahu Teala hiç durmadan Kainat halk ediyor gibi değil, kainatların modelinde de aynı, kainatın içinde oyuncular farklı, ve bütün olan biten dünyamızda olup bittiği için, <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"dünya sabitesi" </span>diye bir şey var, fakat oyuncular değişmekte, yıllardır oyuncular değişmekte, Adem geldi, İbrahim geldi, Musa geldi, sadece oyuncu değişikliği, futboldaki gibi, yorulan oyuncu, oyundan alınıp, daha iyi oynayabilecek bir oyuncu, oyuna alınmakta. ve Kainat modellerde bu şekilde, çoklu halde, çoklu Kâinat, ve bunu şöyle anlatayım, Şimdi adam bir site yaptımı, sitenin evleri aynı tipte, mesela mutfak solda, banyo arkada, tuvalet önde, sol alt katta oturma salonu, üst katta yatak odası gibi bir sistem, bir plan çizdimi, ve Bundan 10 tane yanyana yaptıkmı, bunlara falancı villalar dediğinde oluyor mu bu? oluyor. Allah da bir tane model koymuş, dünya yaşanabilir, yaşanılabilir bir dünya, dünya sabitesi diye bir şey var, Her sistemde dünya sabit, ama oyuncular farklı sadece, Adem vakti Adem'in ve çocuklarının oynadığı bir oyun ve dünya, İbrahim vakti İbrahim ve çocuklarının ve milletinin oynadığı bir oyun ve dünya, ama dünya sabit, dünya sabitesi ve Allah Aynı Sabiteyi kullanaraktan, içindeki oyuncuları değiştirmekte, ve burada dedik, Güneşte aynı tavuğun kıçında yumurtanın oluşması gibi kainatlar oluşmakta, yeni kainatlar oluşturmakta.<br />
<br />
<br />
deccalın kırk günde dünyayı gezmesi, eşeğinin iki kulağı arasındaki mesafenin 40 arşın olması, bağırdığında bütün dünyanın duyması bunları Resûlullah bildirdiğine göre inkâr etmeye de imkân yoktur.<br />
<br />
Peygamberimizin hadislerinden birinde deccalın 30 metrelik eşeğe bindiğini söylediği hadisi varmış, Ben bilmiyorum aradım bu kadar bilgiye ulaşabildim, inşallah bulabilirsem kaynağını veririm bulursam, bulamazsam da bu rivayeti burada bu şekilde yazacağım, kaynağını vermeden, kaynak biz olacağız, duydum ben bunu, ve buradaki eşek kelimesi rakabe ve merkeb, merkep kelimesinin  manası aslında  binek demek, sadece eşşek demek değil, binek demek, sadece o 5 kulaklı eşek demek değil, karaşimşek demek değil, yani binek demek, ve bir binek de bugün, Uçakta bir binek, gemide bir binek, ve uzay gemisi denen gemide bir binek, ve şu anda artık uçaklar uzay gemisi gibi, UFO gibi, UFO dönen de bir binek, yani şu anda Ufo keşfolduysa, UFO gemiler, UFO uçaklar,  keşfolduysa, Amerika bunu keşfettiyise, Rusya bunu keşfettiyse,  o zaman deccalın ufosu 30 metre imiş, ve Dünya'yı bir anda kat ediyormuş, Evet ufolar fırt orada, fırt burada, deccalın uçağı da bir UFO, yani öyle senin sandığın gibi, Uzun kulaklı eşek değil Yani, lafı anlamayan, Arapça bilmeyen dangılların anlayışsızlığı, daha hala adam Muhammed vaktindeki LAT ve UZZA putlarindan bahsediyor anlatiyor, onların bize faydası ne? Sen günümüze bakacaksın kardeşim, onların hikaye edilmesindeki fayda ne, bizi daha hala şöyle yaptı,da böyle yaptı hikayleri ile oyalama, sen bugün ile kıyas edemiyorsan, bir manası yok, ha arabası, ha uçağı, Yani bugün tren diye bir şey var, mesela tren hızlı tren, 30 metrelik tren olabiliyor, 30 tane  katarı var arkasında, Belki de hızlı treni kastetmiştir, Peygamberimiz o an gördüğünde onu, hızlı trene biniyor olaraktan görmüş olabilir değil mi 30 metre tren var 30 tane katarı ardına takmış giden tren var.<br />
<br />
Herkes Hadisleri öyle duydukları gibi anlatmasınlar, biraz bu gün ile kıyas yap, birazda Arapça bilgisi olması lazım, bunları anlatacak kimsenin, dünkü yorumlarda geçerli değil, Dün kü adamlara treni anlatamazsın, o binek olaraktan sadece at görmüş eşek görmüş deve görmüş, Ona treni ne diye tarif edeceksin, Peygamberimiz binek yani rakabe, merkeb, dedi binecek dedi, binek diye tarif eyledi.<br />
<br />
Rabbim, askerimizi, Kazı Koz anlamaktan muhafaza etsin.<br />
<br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 19 Nisan 2019 Cuma<br />
<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kör Nokta Nedir? Şeytanı Neden Göremiyoruz?</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 19 Nisan 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
اَلَّذ۪ينَ يَذْكُرُونَ اللّٰهَ قِيَاماً وَقُعُوداً وَعَلٰى جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ ف۪ي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هٰذَا بَاطِلاًۚ سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Elleżîne yeżkurûnallâhe kiyâmen veku’ûden ve’alâ cunûbihim veyetefekkerûne fî ḣalki-ssemâvâti vel-ardi rabbenâ mâ ḣalakte hâżâ bâtilen subhâneke fekinâ ‘ażâbe-nnâr.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Onlar ayakta dururken, otururken, yan geldiklerinde, yani yatarken, hep Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler: "Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın, seni tenzih ve takdis ederiz. Bizi cehennem azabından koru!  derler.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Âl-i İmrân Suresi 191 . Ayet </span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Fâtiha okumayanın namazı yoktur."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhari 765, Müslim 394, Ebu Avane 2/124, Ebu Davud 822, Nesei 909, Tirmizi 247, İbni Mace 837)</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
Bazı sünnetleri peygamber Aleyhisselam bir defa yaptı diye, bir defa yapmak ne farz ve vacip ne sünnettir. mesela haccı Ömründe bir defa yaptı diye, hacca bir defa gitmek marifet değildir, imkanı olan 50 kere de gidebilir, neden? mesela adam Hali vakti yerinde, her sene kurban keserken, Nisap miktarını bir defa geçmiş adam, bir defa kurban kesme şerefine Erdi, ve kurban kesti, ikisi aynı mı? O her sene kesiyor, Çünkü her sene nisap miktarından fazla malı var. hacda böyle, en sevdiğin birisine Muhammed bir kere gitti gördü diye, bir kere mi  gidip görürsün. Hz Adem Aleyhisselam ya da İbrahim Aleyhisselam yaşıyor olsa, Muhammed onu bir kere gördü diye, bir defa mı görmek lazım, O sünneti bir defa işledi, Adem'i bir defa ziyaret etti diye, bir defa mı yapmak lazım? Arafat'ta Adem ile Havva'yı ziyaret etmek, Hz. Adem Sağ Olsa atamızı 1 defa  ziyarete gidip, bir daha gitmez miyiz ziyarete? yine Mesela örnek : peygamber vaktinde, adamın bir tanesi Amerika'ya gidip, oradan bir çuval patates getirse, imkanı o kadar olsa, Bir daha gitme imkanı da olmasa, peygamber ve ashaba patates yedirse, Muhammed patatesi 1 defa yedi diye, biz de şimdi patates yemeyecek miydik, bir defa yiyip Ondan sonra patatesi bir daha yemeyecek miydik? aynı şey.<br />
<br />
Yine ikinci meselemiz de, beş vakit namazın önünde veya arkasında sünnetleri var, cuma namazının yine sünnetleri var, fakat bayram namazının sünneti yok, önünde ve ardında bir sünneti yok, yine cenaze namazı için bir sünnet yok, Önce cenaze namazının sünnetini kılalım da, sonra farzını kılalım diye bir sünnet yok. ve deniyor ki namazda tahiyyatta, son oturuşta, ettehiyyatüden sonra, salavat okunur, Allahümme Salli ve Allahümme Barik duaları okunur, ve ardına da Rabbena Atina ve Rabbenağfirli duaları okunur. Ama imkan yok ya da, zaman kısıtlı, önce Rabbenağfirliyi bırakırsın, okumayıverirsin, biraz daha zaman kısa, rabbenaların ikisini de terk edersin, ondan da daha kısıtlı zaman varsa, bu sefer Allahümme barik i terkedersin, daha da zaman kısıtlı ise, bu sefer Allahümme Salli dualarının ikisini de terk edersin, ondan da zaman kısıtlı ise Ettahiyyatüyü bile terk edersin de, sadece bir miktar oturursun, ve selam verirsin, Hatta selamı bile sadece sağ tarafa verir sol tarafa vermezsin. Öyle olunca işte bu salavatı terketme meselesi, namazda salavati terketme meselesi, namazdaki sünnet ile kıyas olunur.  sünnetli namazlar, ve sünneti olmayan namazlar, bunu temsil eder işte. öyle ki namazdaki Rüku ve Secde terkedilmiş cenaze namazı var. Allahümme salli ala Muhammed okunmayan namaz olur mu olur, yine ettahiyatüsüz aolur mu olur, secdesiz namaz olur mu? olur cenaze manazi işte, fatihasız namaz olmaz demiş peygamber peki buna ne diyecegiz<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Fâtiha okumayanın namazı yoktur."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhari 765, Müslim 394, Ebu Avane 2/124, Ebu Davud 822, Nesei 909, Tirmizi 247, İbni Mace 837)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"İmam, kendisine uyulmak için öne geçirilmiştir. Bu yüzden, o tekbir alınca siz de alınız. Okuduğu zaman ise susunuz."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buharî, Salât, 18, Ezân, 51, 74, 82, 128, Taksîru's-Salât, 17; Müslim, Salât, 77 , 82)</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Kim imanın arkasında namaz kılarsa, imamın kıraati onun da kıraatidir." <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , İbn Mâce, İkâme, 13)</span><br />
<br />
secdesi  olmayan namaza namaz denir mi? deniyormuş cünkü cenaze namazı rükusuz secdesiz namaz, o zaman  kade-i ahirede son oturuşu olmayan, yani Tahiyyatsiz Namaz niye olmasın. Hatta ezan sadece Kıyam ile yapılan namaz, ezan sadece kıyam ile namaz kılmak gibidir, kamet yine ayaga kalkmakdir, yine arafatta sadece vakfe etmek, Allah için bir miktar ayakta durmak, arafatin namazidir, yine yani rukusuz secdesiz tahiyatsssssiz namazdir, yani sadece kiyami olan namaz, Hatta zikir ezansız namaz gibidir, ve zikir içinde Âl-i İmrân Suresi 191 . Ayette onlar otururken ayaktayken yan gelip yatarken de zikrederler deniyor, Yani öyle olunca Yatarak namaz kılınır mı, kılınır kılınır, yattığın zaman Allah demek Allahi tefekkür etmek, bir an Allahi hatirlayip onu anmak ve Allah deyip zikretmek namazı kılmak gibidir. <br />
<br />
Geçen haftanın sesli vaazında bahsettiğimiz, kasları yapılandıran maddenin magnezyum olduğundan bahsetmiştik. magnezyumun da, yeşil olan her şeyde olduğunu, normal yapısında Doğada yeşil olan bütün her şeyde mevcut olduğunu bahsetmiştik. ve Hızır aleyhisselamın yani yeşilin bozulduğunu bahsetmiştik. Sen magnezyumun Yeşiller de olduğunu nereden biliyorsun, bilim adamları ve tıpçılar öyle demiyor dersiniz, size basit bir örnekle bunu anlatacağım, Allahu Teala aynı Hürriyet'in pazar bulmaca ekindeki gibi, dünyaya bulmacalar koymuş, bulmacayı çözen, Neyin nerede olduğunu çabucacık bulur.<br />
ve Dana kaslı ve güçlü dövüşken dana yada inek yada öküz, et yiyerek ten kaslarını geliştirmiyor, ot yiyerekten kasları gelişiyor, yeşil ve ot ve cinsini yiyerekten, onun kasları güçlü oluyor ki, çiftci onunla çift sürecek, Onunla  ekini biçecek güce erişiyor, yine at öyle, eşek öyle, gücünü etten almıyor, et gözlere Kuvvet verir ki şahinlik kuvveti kazandırır ki atalar demiş ki <br />
<br />
"Deve büyük, ot yer, Şahan (Şahin) küçük, et yer."<br />
<br />
Et yiyenin Gözlerin şahin gibi olur, et yediğin zaman gözlerin iyi görür, ama ot ve cinsini yediğin zaman kasların güçlenir. ot yeşildir Kas yapılandırmasını sağlayan madde neymiş? magnezyum dedim, magnezyum en çok neyde varmış, ot ve cinsinde, yani yeşil ot cinsi yiyecek ve gidalarda. Dana kadar kuvvetli  başka Kaslı kim var? mesela fil diyelim, fil kaslarını  ot ile mi et ile mi geliştiriyor? Tabii ki ot ile, yani Magnezyum ne de varmış bulmacayı çözdük. magnezyum Yeşiller de varmış. ot ve cinsinde varmış, buğday buğday da ot cinsi değil mi, arpa ot cinsi, işte bütün ot cinsini bozmuşlar ki, şu anda kaslarımız yeniden yapılandırma yapmıyor, Ağrı veriyor, herhangi bir hareket Ağrı veriyor, dünyadaki diğer maddeleri de sadece pazar bulmaca ekiindeki bulmacaları çözün nerde neyin icinde oldugunu hemencecik buluvereceksiniz. yani dünyadaki bulmacaları Tabii ki, Hürriyet'in pazardaki bulmacaları çözünce değil, Allah da dünyaya  bunlari bulmaca gibi koymuş, anlayabilene. Bu size bir yol gösterici olsun, bir harita olsun, bunu öğrenin, buna bakın, diğerlerini  de kıyas yaparaktan siz bulun, Neyin nerede olduğunu hemen bulacaksınız Allah'ın izniyle, Bu yolu takip ettiğiniz zaman, size bu rehber olacak. o zaman hiçbir doktorun demesine de ihtiyaç kalmayacak, o doktor öyle diyor, Öyle değilmiş demeyeceksiniz, Allah doktoru, hakiki Doktor, Allah Doktor ne diyor, onu anlayacaksınız, Bileceksiniz, yaratan ne demiş Bize, onu göreceksiniz, bulmacayı çözünce de, Doktora bile ihtiyaç kalmayacak, ama işte maddeleri bozmasalar, GDO suyla oynamak falan olmasa, insanın Doktora bile ihtiyacı olmayacak, Mehdi vaktindeki Mehdi askerlerinin Doktora bile ihtiyacı olmayacak, aynı Muhammed vaktindeki gelen ecnebi  doktora  asahabin ihtiyacı olmadığı gibi, Neyi nereden alacağınızı hemen Bileceksiniz, ihtiyacınız olduğunda gidip alacaksınız Bu kadar basit.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Ashâbım Hasta Olmaz!</span><br />
<br />
Ünlü doktor, Medine’ye geldiği ilk gün çok heyecanlıydı. Hayatında ilk defa, Mısır Kralı Mukavkıs tarafından yabancı bir şehre görevlendirilmişti. Buradaki insanları ücretsiz olarak tedavî edecekti. Bu görevini başarılı bir şekilde icra ederse kim bilir kral onu nasıl ödüllendirecekti.<br />
Doktor, Medine’ye geldiğinde ilk önce Sevgili Peygamberimizin yanına uğrayarak kendisini tanıttı:<br />
- Efendim! Kralımız Mukavkıs beni, size hizmet için gönderdi. Burada hastalarınıza bedava bakacağım, dedi.<br />
Peygamber Efendimiz, doktora iltifat ederek ikramda bulundu. Sonra da ona güzel bir yer tahsis edilmesi ve ihtiyaçlarının karşılanması için ashab-ı kiramı görevlendirdi.<br />
Doktorun keyfi yerindeydi. Medine’de kendisi gibi başka bir doktor olmadığından onun buraya geldiğini duyan Müslümanların kendisine akın edeceğini düşündü. Onun için Medinelilerden genişçe bir ev istedi. Bu evi aynı zamanda muayenehane olarak da kullanacaktı.<br />
Artık her şey hazırdı. Doktor hastaları beklemeye başladı; fakat tedavî olmak için doktora ilk gün kimse gelmedi. İkinci gün de kapıyı çalan olmadı. Ertesi gün yine aynı… Tam bir ay geçmişti. Günler birbirini kovalıyor; ama kimse hastalığından dolayı tedavî olmaya gelmiyordu. Hem de tedavî için ücret alınmamasına rağmen… Neydi bu işin sırrı. Bu şehirde kimse doktora ihtiyaç duymaz mıydı? Yoksa buradakiler, hastalandıklarında başlarının çaresine kendileri mi bakardı?<br />
Doktor sanki şoka girmişti. Kendisini hiç bu kadar âtıl ve faydasız olacağını düşünmemişti. Hâlbuki memleketi Mısır’da günde onlarca kişiyi muayene eder, bunun için de el üstünde tutulurdu. Acaba burada doktorlar hastaların ayağına mı giderdi? Niye kimse gelip kendisinden yardım istemiyordu?<br />
Hiç beklemeden malzeme çantasını alıp dışarıya çıktı. Medine sokaklarını dolaşmaya başladı. Evlerin yanından geçerken inleyen, acıyla kıvranan birileri var mı diye kulak kabarttı. Karşılaştığı kişilere “Ben bir doktorum. Aranızda hasta olan varsa onu bedava tedavî etmeye geldim.” diyerek kendisini tanıttığı hâlde kimse ona herhangi bir hastalıktan dolayı şikâyet etmiyordu. Gülümseyen yüzlerle onu selamlayıp geçiyorlardı.<br />
Doktorun merakı biraz daha artmıştı. İnsan topluluğunun olduğu yerde doktora nasıl ihtiyaç duyulmazdı? Bunun mutlaka bir sebebi olmalıydı. Bunu kim bilirdi acaba?<br />
Doktor tekrar Sevgili Peygamberimizin yanına gitti. Hayret dolu bir ifade ile:<br />
- Efendim! Buraya, size hizmet etmeye, dertlilerinize derman olmaya gelmiştim. Fakat haftalar geçmesine rağmen bugüne kadar hiç kimse tedavî olmaya gelmedi. Onun için benim burada durmamın artık bir anlamı kalmadı. Müsaade ederseniz ülkeme dönmek istiyorum. Fakat sormadan da edemeyeceğim. Sizin arkadaşlarınız hiç mi hasta olmaz? dedi.<br />
Doktorun şaşkın dolu bakışlarına Resûlullah Efendimiz tatlı bir tebessüm ile karşılık verdi. Sonra da şöyle buyurdu:<br />
- Benim ashabım pek hasta olmaz. Çünkü onlar acıkmadıkça bir şey yemezler. Sofraya oturduklarında da tam doymadan kalkarlar!<br />
Doktor, bu ifadeler karşısında adetâ büyülenmişti. Bütün hastalıkların reçetesi işte bu idi. Şimdi Medinedeki Müslümanların neden hastalanmadığını daha iyi anlamıştı.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Şabanın Hilali ve 1 Şaban 1440</span><br />
<br />
7 Nisan pazar gecesi Garp ufkunda Hilal'i gördüm, Hilal'in biriydi, Şaban'ın biriydi, herkim Ağzıyla kuş tutsa Gelse, bana şu gündü dese inanmam, hakkal yakin, Aynel yakin gözlerimle, 7 Nisan pazar gecesi Hilal'i gördüm, ve pazartesi 8 Nisan Şaban'ın biri, ve 15 gün sonra da Şaban'ın 15 i eder, ve o da gelecek hafta pazartesi güne denk gelir, Berat 15'inin gecesidir Şaban'ın ortası.  Hatta Pazarı pazartesiye bağlayan gece  ayın 15'i olacak yani Berat Kandili, kimse bana bunun dışında bir şeye inandıramaz gözlerimle Aynel yakın gördüm diyorum, Hilal'i gördüm Hilal'in birini gördüm kimse şu gündü Bugündü diye buna karşı iddia öne sürmesi Avusturya'da Bulunduğum yerde akşam çocuğu işe götürürken Garp ufkunda batı tarafında gökyüzünde Hilal'i gördüm.<br />
<br />
ikinci mesele hala Hafız yetiştiriyoruz diye övünen  adamlara Merhaba, bunu daha önce konuştum, anlattım, yine Anlatmaya çalışacağım :<br />
<br />
Sen Hafız yetiştirdin, adam 6 sene, yada 2 sene, 3 sene bunu ezberlemek için, canını dişine taktı, işini aşını bıraktı, zevki sefayı bıraktı, ölü gibi adam oldu, hafız oldu. ama şu anda istedikleri kimseyi hasta edebiliyorlar, Sen 6 sene uğraştın hafız yaptın, adamı hasta ettiler 2 ayın içinde öldürdüler, Ne oldu, senin 6 senelik emeğin Zayi Oldu, iki ay içinde öldürdüler. Eskiden  hafızlık Lazımdı, yazabilcek defter kağıt yok, matba yok, nasil cogaltilcak, kuran el ile yaziliyor, kagit yoksa deriye yazmişlar, deride yoksa, kemige yazmişlar, yani hafizlik mecburi o zaman. Peygamberimizin 70 tane yetişmiş öğretmenini bir gecede Şehit etmediler mi <br />
<br />
#############<br />
<br />
Benî Âmir Kabilesinin efendisi ve reisi Ebû Berâ' Âmir bin Mâlik, Peygamberimiz (s.a.v.)'i ziyaret maksadıyla Medine'ye geldi. Ebû Berâ, samimi bir insan, Resûl-i Ekrem ve Müslümanlara dost biriydi. Efendimize hediye etmek üzere de iki at ve iki deve getirmişti. Ancak Resûl-i Ekrem,<br />
<br />
    "Ben, müşriklerin hediyesini kabul edemem. Eğer hediyenin kabul edilmesini istiyorsan Müslüman ol!" <br />
<br />
diyerek onun hediyesini kabul etmedi ve kendisini Müslüman olmaya dâvet etti.<br />
<br />
Ebû Berâ o anda Müslüman olmadı, ama İslâmiyete karşı gösterdiği alâkadan da vazgeçmedi. Peygamber Efendimize,<br />
<br />
    "Yâ Muhammed! Beni dâvet ettiğin din, pek güzel, pek şereflidir. Kavmim benim sözümü dinler. Eğer sahabîlerinden birkaçını Kur'an ve Sünneti öğretmek üzere gönderecek olursan, ümit ederim ki, dâvetini kabul ederler." dedi.1<br />
<br />
Resûl-i Kibriya Efendimiz, Necid halkına pek güvenmiyordu. Ashabına bir hâinlikte bulunabilirler endişesini taşıyordu, "Göndereceğim kişiler hakkında Necid halkından korkarım." diyerek de bu endişesini izhar etti.<br />
<br />
Ancak Ebû Berâ' teminat verdi. "Onları ben himâyeme aldıktan sonra, Necid halkının onlara dokunması hadlerine mi düşmüş?" dedi.<br />
<br />
Ebû Berâ'nın güvenilir, sözüne itimad edilir biri olması, Peygamber Efendimizin endişesini giderdi. Sonunda kırk veya yetmiş kişiden ibâret irşad heyetini göndermeye karar verdi. Altısı Muhacir, diğerleri Ensardandı. Hepsi de Suffa ehli idi. Başlarına Münzir bin Amr tayin edildi.2<br />
<br />
Peygamber Efendimiz, ayrıca Necid halkına ve Benî Âmir reislerine verilmek üzere heyetle birlikte bir de mektup gönderdi.<br />
<br />
İrşad ve tebliğ heyeti Bi'r-i Maûna denilen mevkie vardı. Burası Medine'nin doğu tarafına düşen Süleym ile Âmiroğulları yurtları arasında kalan Benî Süleym'e âit bir su kuyusu idi. Burada Hz. Resûlullahın mektubunu Amir bin Tufeyl'e götürmek vazifesini, Haram bin Milhan üzerine aldı. Bu sahabî mektubu getirip ona teslim etti. Ne var ki, mektubun muhatabı Âmir, okuma gereği bile duymadan elçi sahabîyi orada şehid etti.3 Aziz şehidin bu adamın darbeleri altındaki son sözleri şunlar oldu:<br />
<br />
    "Allahü Ekber! Kâbe'nin Yüce Rabbine yemin olsun ki, kazandım gitti!"4<br />
<br />
Âmir bin Tufeyl, bu ma'sum sahabîyi şehid etmekle de yetinmedi. Âmiroğullarını heyetteki diğer sahabîleri de öldürmek için yardıma çağırdı. Ancak, Âmiroğulları önceden Ebû Berâ, gelecek irşad heyetine dokunmayacaklarına dair söz vermiş bulunduklarından, bu adamın yardımına yanaşmadılar.<br />
<br />
Benî Âmir'den yardım konusunda red cevap alan Âmir bu sefer kendisi gibi gözleri ve gönülleri kan ve kinle dolmuş Süleymanoğullarından birkaç kabilenin yardımını temin etti. Hep birlikte Maûna Kuyusu mevkiinde olup bitenlerden habersiz bekleyen masum sahabîleri de şehid etmek üzere harekete geçtiler.<br />
<br />
Bu arada, mektubu götüren sahabinin geciktiğini gören irşad heyeti, dinlendikleri Maûna Kuyusu mevkiinden durumu öğrenmek üzere Necid bölgesine doğru yol almışlardı. Tam o sırada, karşılarında elleri silahlı kalabalık bir müşrik topluluğu buldular.<br />
<br />
Sahabîler kılıçlarını sıyırarak kendilerini çepeçevre kuşatanlara,<br />
<br />
    "Vallahi bizim sizinle hiçbir işimiz yok. Biz sadece Peygamberimiz (s.a.v.)'in verdiği bir vazife için yolumuza gidiyoruz." dediler.5<br />
<br />
Fakat, kana susamış müşrikler, bu sözlere aldırış bile etmediler. Kararları kesindi. İslâm ve îmânı öğretmek kudsî vazifesiyle yola çıkan bu fedakâr sahabîleri, teker teker şehid edeceklerdi.<br />
<br />
Başlarına gelecekleri fark eden sahabîler, el açarak Rabb-ı Rahîmlerine şöyle yalvardılar:<br />
<br />
    "Ey Rabbimiz! Durumumuzu Resûlüne haber verecek burada kimsemiz yok. Selâmımızı ona Sen ulaştır! Peygamberin vasıtasıyla kavmimize haber ver ki: Biz Rabbimize kavuştuk. Rabbimiz bizden razı oldu ve bizi de razı etti."6<br />
<br />
Aynı anda Cebrâil (a.s.) bu kahraman sahabîlerin selâmını ve durumlarını Resûl-i Kibriyâ Efendimize ulaştırdı.<br />
<br />
Selâmlarına, "Aleyhimüsselâm" diyerek karşılık veren Resûl-i Ekrem, ashabına dönerek müşriklerin bu fedakâr kardeşlerini şehid etmek üzere olduklarını haber verdi ve onlar için mağfiret dilemelerini istedi.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz, ashabına bu haberi iletirken irşad heyetinde bulunan sahabîlerin bir kaçı müstesna diğerleri hâin düşman mızraklarıyla delik deşik edilmiş ve şehid olmuşlardı. Kurtulan sahabîlerden ikisi, deve gütmeye gitmişlerdi, biri ise öldü diye şehidler arasında terk edilmişti. Develeri güden iki sahabî, bir müddet sonra Bi'r-i Maûna mevkiine dönünce dehşetli manzarayla ürperdiler. Bu ciğer parçalayıcı sahne karşısında gözyaşı döktüler. Kendine hakim olamayan biri, müşriklerin arkasına takıldı ve şehid oluncaya kadar kendileriyle çarpıştı. Diğeri ise esir alındı, ancak sonradan serbest bırakıldı. Şehidler arasında öldü diye terk edilen Ka'b bin Zeyd Hazretleri ise müşrikler ayrıldıktan sonra, çıkıp Medine'ye geldi.7<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Peygamberimiz (s.a.v.)'in Bedduâsı</span><br />
<br />
Bu seçkin sahabîlerinin haince bir suikaste kurban gitmelerinden dolayı Peygamber Efendimiz son derece üzüldü.<br />
<br />
Enes bin Mâlik, "Resûlullahın Bi'r-i Maûna'da şehid edilen ashaba yanıp üzüldüğü kadar hiçbir kimseye, hiçbir şeye yanıp üzüldüğünü görmedim."8 der.<br />
<br />
Duyduğu derin üzüntü, Peygamber Efendimizi, bu canilikte bulunanlara bedduâ etmeye kadar götürdü. Haber aldığı gecenin sabah namazında birinci rekâttan sonra ikinci rekâtın rükûundan doğrulunca şu bedduâda bulundu:<br />
<br />
    "Allah'ım! Mudar kabilelerini kahreyle. Allah'ım! Onların yıllarını Yusuf Peygamberin kıtlık yılları gibi çetin yap, başlarına dar getir. Allah'ım! Lihyanoğullarını, Adal, Kare, Zi'b, Rı'l, Zekvan ve Usayya kabilelerini sana havale ediyorum. Zira, onlar Allah'a ve Resûlüne karşı geldiler."9<br />
<br />
Peygamberimiz (s.a.v.), bu bedduâsına bir ay boyunca, vakit namazından sonra devam etti. Sahabe-i Kiramda "Âmin" dediler.<br />
<br />
###########<br />
sen bundan ders almayacak mısın? daha Hafız yetiştiren Ahmet, mehmet amcam. Bugün USB Stick diye bir şey var, Kuranı Kerimi tefsirleri  ile mealini  aslını al içine koy, kalbinin üstünede bir cep dik, cebine koy,  Hatta Chrome Bir tane çanta yaptır, böyle küçük bir şey, ya da hem çelik zırhlı bir tane çanta yaptır, onu içinde evinde sakla.  ev yansa bile içindekine bir şey olmaz. 8 gigabyt USB Stick alsan içine her halde  hepsi girer. tefsirde girer, Kur'an'da girer, hadislerin hepsi, kütübü sittede girer, olmazsa biraz büyük 60 GB lik SD kartlar var ona koy. Hafız yetiştireceğim diye uğraşma, tamam mı? Bir millette 10 tane  5 tane Hafız olsun o yeter, o sünnet daha devam etsin, herhangi bir rizoko için Hafızlarda olsun, ama milleti de, Çoluğu çocuğu da bu durumda strese sokma,  ölü gibi oluyorlar, hafızlar ölü gibi, hayattan ümitleri kırılmış, Benzi solmuş, sarılık hastalığına tutulmuş gibi oluyorlar, insanı sıkarak böylece psikopat hasta gibi oluyorlar. o yüzden şu anda teknolojiye uyuyacaksın,  işte adamı öldürdüler kaza oldu yada bir kurşun geldi, yada ömrü hitam etdi öldü, dünyada bir kaza oldu öldü Hafız gitti, o kadar emek zayi oldu, internete binlerce PDF halinde kuran ve hadisler mevcut onlari SD yada USB sticke atacak olsanız, 5 dakikanızı almaz. bunlar o kadar pahalı da degil.  O da kaç para üç kuruş beş kuruş her ne ise, herkes cebinin, cep telfonun icine bile alabilir, hem okumali, hem saklamali, alsın  koysun evine, evine cebine koymuş,  birde  bunu hizmet olaraktan çoğaltıp dağıttın herkese, Madem yapacaksın hizmet, hafızlık, ben sana bir günde 1 000 000 Hafız yetiştirebilirim nasilmı  işte Kuranı Kerim Arapçası hadis Arapçası Türkçesi mealinın kaydedildiği 1 000 000 SD kart bu işi görür, artık o 3 sene 5 sene hafızlık vakti geçti, sen hala hafız yetiştirmekle sen diyorsun ki, Ben çifti tarlayı haala kara saban ile süreceğim demek gibi, kara saban ile süreceğim diye iddia ediyorsun haala.  artık o devir bitti şimdi modern traktörler vakti olduğu gibi, hafızlık Vakti de bitti diye anlattık bunu, bir kurşun ya da bir hastalık bir kaza öldürdü geçti, o kadar emek zayi oldu, böyle saklanacak bir durum yok, o zaman Kağıt Yok kardeşim, Kağıt yok kürek yok, yazma yok, çizme yok, başka ne yapsın Muhammed. moderniteye uyacaksın, zamanın giderine uyacaksın, mehdi vakti alttınçağ, artık  bilgisayarlar, laptoplar kamerelar, videolar youtubeler vakti. hepsi şu anda mevcut,Videolara cek ve  YouTubeye yükle,  o Kurani 50 tane kari ye hafıza okut öyle sakla, madem teganni seviyorsun, şarkı gibi okunmasından da hoşlanıyorsun, o zaman falancı hafızdan filanci hafızdan kari den diye de kaydet sakla artık, 1 000 000 Hafız yetiştirmeye gerek yok. herşeyden soyutlanmiş saf çocuklar oluyorlar, etrafına bakamaz hale geliyor, Hafız mış Vay o günah, Hafız mış Vay bu günah, her şeyden soyutlanıyorlar. Sen hafızsın o olmaz, sana yakışmaz, bu yakışmaz, halbuki bizde ruhbanlık yok. <br />
<br />
 <br />
Berat gecesi meselesine yeni açıklama, mesela bir bardak su kattığımızda, bir bardak su demek için, bardağın su dolu olması lazım. bardağa su katmaya başladığımız zaman, içindeki az bir su olması, bir bardak su dememize sebep olmuyor, fakat İslam'da cuma, perşembe akşamından girmekte, Perşembe İkindiden sonrası Cuma olaraktan sayılıyor. ve biz Hilal'in Perşembe ikindiden sonra gördüğümüz zaman, o gece Mesela ayın biri oluyor ertesi gündüz cuma gündüzüde ayın biri nin Gündüzü oluyor. yani bizde su bardağına su damlatır damlatmaz 1 bardak su demiş oluyorsun, İslami kurala göre, yani Perşembe'den Cuma girmiş oluyor ve hilai ilk vakite gördün, o gün başladı demek bu. Öyle olunca ben evelki gün 17 nisan 2019 Çarşamba  akşamı  dolunayı gördüm, ve Berat Gecesi olduğuna karar verdim, ve ona göre de amel ettim, zikirlerimi falan cektim. ve hatta Ertesi sabah da yine Berat gecesinin gündüzü olaraktan Seher Vaktinde zikrimi ikisinide yaptım Berat gecesi ve gündüzü hürmetine. Ay yin dün gece de yine Dolunay halindeydi, ay 2 Gece Dolunay olmaz, ayın 15'i 2 gün olmaz, ya 15 idir, ya 16'sı, Ya 14'ü dür. böyle olunca sadece saat farkı yüzünden ben 2 gecede ayı Dolunay halinde gördüm. ayın geç doğup geç batması sebebiyle. ve evvelki  Gece Dolunay görünce, ve haberlerde  Fransa'daki Notre Dame'ın kamburunun olduğu kilise yanmış, Meryem Kilisesi, İsa efendimizi Meryem'in, düşmanlarından sakladığı tapınak ve kiliselerden birisi, ve Fransa'ya kaçtıkları zaman. yine aynı gün Mescidi Aksa'da yangın çıkarmışlar ve İsa Efendimiz'in mezarını yakmaya kalkmışlar, ve Avrupa'dan osten Bayramı yani yumurta bayramı diye geçen bir bayram vardır ve İsa'nın önce çarmıha gerilmesi ve üçüncü gecede tekrar dirilişini ele alan bayramdır. ve dün Gürün dönerstag idi yeşil yeme günü,ve onlar gelenllikle Ispanak yemegi yerler ve et yasak ot serbest, yani tekrar yeşermesini temsil eden, tekrar Hayat, Hz isa nın bedenine  Can girmesini temsil eden, canlı Perşembe günü  ve bugün cuma karfreitag yani carmih ve içinde tekrar canlandı ve pazar gecesi ostersontag   son yemek ve kuzu eti ekmek ve şarap ve şerbet sofra, cumartesi oruc et orucu  diye geçiyor çarmıha gerilmesi, ve pazartesi ostermontag  pazartesi günü İsa Efendimiz yeniden Can bulup kalktığı gün olaraktan kutlanıyor, normalinde Bu bayramda İsa efendimizin yeniden dirildigi gün diye bildikleri gün, ve Mehdi Aleyhisselam İsa Efendimizden, İsa Efendimiz Mehdi den, Çünkü isayı meryem'den doğurtan çocuk, Gelecekten gelip de annesinden doğan çocuk, Mehdi'nin sebebiyle Mehdi  olan isa doğar  Gelecekteki isa Mehdidir geçmişteki hali isa dır, gelecekten gelip de annesinden doğan çocuk.  ama arada baba yok Gelecekten gelen çocuk,<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">zaman yolculugunda aradaki baban yok olursa ölümsüz olursun teorisi</span><br />
<br />
arada bir baba yok, kendisi gelip kendisini doğurtan çocuk,  bir baba yok ki zamanda yolculuk hainleri gidipte babasını silse yok etse de Mehdi'nin dünyaya gelmesine veya isa nın dünyaya gelmesine engel olabilse. ama bunu düşünemeyen ahmak Deccal ve avanesi, işte zamanda yolculuk ile İsa'nın doğmasını engelleyerek den Mehdi'nin dünyaya gelmesine engel olmaya çalışıyorlar. ve onun izlerini yakarak dan İsa yanarsa, Mehdi de dünyaya gelemeyecek, bu zamanda yolculuk hikâyelerinde meşhurdur zaten, Sen gidip babana öldürürsen artık seni kimse öldüremez hikayeleri falan var, Deccal kendisi için bunu tasarlıyorlar ama, Allah zaten isa ile mehdiyi böyle yaratmış bile.  isa için ve Mehdi içinde babasını öldürünce,  artık yeniden  Mehdi olaraktan Doğamayacak artık bir daha Mehdi diye bir şey olmayacak hikayeleri yüzünden, masalları yüzünden, isa Efendimizin kabrinin, Ve Fransa'da saklandığı o Notre Dame Kilisesi nin yakılması Bu yüzden. ve orası meşhur frankeştayn canavarının deccalı icat ettiği yer, Çünkü diyoruz Musa arayan firavunun sarayında arasın, mehdiyi arayan deccalın yanında, Deccal arayan Mehdi'nin yanında arasın değil mi? Allah sağ eli sol elin hemen yanına, sağ gözü sol gözün hemen yanına vermiş, yani kardeş gibi, Yani aynı arkadaş gibi, Ve yine Ebu lehebi Muhammed'in vaktine, yine firavunu Musa'nın vaktine vermiş değil mi? Öyle olunca, İşte o frankeştayn denen Fransız gavur, kappe gavurun, orasını Meryem annemizin yaptığı o Tapınağı, genlerden oynayarak tan yeni icatlarında canavar yaratma işinde kullandığı laboratuvar olarakktan kullanıyormuş, ve oradaki yarattıklarının izlerini, hem Deccal'in arkasının izini siliyorlar yakarak dan, hem de Hz isa ve onun izlerini silerekten, Mehdinin dünyaya gelmesine engel olmaya çalışıyorlar.  ve Allah bunların bu halinide bildiği için, bu sene berat erken geldi. ve isa Efendimiz ay dedik, dünyadan Ayrılamayan, dünyadan kopup fakat ayrılıp  gitmeyen ayrılıp gitmeyen,  dünyaya hâlâ bağlı, bu ay onu temsil eden. ay, tam Dolunay olması, tam tekmil  çocuk demek, hani Çocuğun belli aydan sonra  altı aydan sonra  erkek mi dişimi Olacağı belli oluyor, 6 aydan sonra gidiyorsun  o kadına ultrasonar denen cihaz ile bakıyorlar çocuğun erkek mi kız olacağı belli oluyor, o zaman görebiliyor ayın 15'i odur yani nısfuş Şaban odur, yani Dolunay halinde artık çocuk kız mı olacak erkek mi olacak belli olmuştur.  o yüzden işte Şaban'ın ortası bu sene erken geldi ve ben dedim eveli gün gece gördüm. şimdi normalinde Diyanet ve benzerleri bugünü(19 Nisan2019) u Şaban'ın 14'ü olaraktan kabul ediyorlar ve bu gece görülecek Dolunay 15'i olaraktan kabul ediyorlar, 3 gün Dolunay olmaz, Eğer oluyorsa Bunda bir iş vardır. ve işte  15'inin Erken gelme sebebi, Muhammed Aleyhisselam ile birlikte İsa Efendimiz erken kaldırılmış, yeniden dirilmesi var ya, her sene yeniden diriliyor, ve Bahar ile yeniden diriliyor, Muhammed ile İsa Efendimiz. işte Muhammed gitmiş İsa efendimizi kaldırmış, ve erken kaldırmış, Evveli gün gece kaldırmış, cennete gitmişler, Oradan da başka bir yere gitmişler, ve  oraların yakıldığından Allahu Teala'nın haberi olduğu için, bu sene Berat gecesi erken geldi, erken doğan çocuk, fakat taşakları ve çükü denk çocuk.  Çünkü Dolunay erken geldi. Biz daha Dolunay olmamış haline Dolunay demedik, her şeyi tastamam bir çocuk, ve İsa Efendimizin  yeniden  kalkması yeniden çocuk olaraktan doğması, işte bunun önüne geçmeye çalışıyorlar. bunu önlemek için de isa nın yeniden doğmasını engellediği zaman, Mehdi de dünyaya gelmemiş olacak, çünkü Mehdi de Muhammed'den olunca, Muhammed de dünyaya gelmemiş olacak, Muhammed'in önünü kesiyor, Mehdi'nin  önünü kesiyor,  Allah Buna müsaade eder mi, elbet müsaade etmez, Sadece Mehdinin önü'nün kesmiyor, Mehdi gelmezse, Muhammed de gelmemiş oluyor, Muhammed de gelmeyecek o zaman. Allah bunu bildiğinden Muhammed'i de isa mehdiyi de erken kaldırmış, ve birlikte cennetin başka bir köşesine alınmışlar, ve bu vaktimiz Cennet dedik, cennetin hangi köşesinde ler acaba, bu cennet dünyamızın hangi köşesindeler onu Allah biliyor. Umut güneşi Mehdi sağ, ve ayakta görevinin başında, ve İsa Efendimiz sağ, ve ayakta, görevinin başında, ve annesi Meryem de sağ, ve ayakta, görevinin başında. ve düşünün işte Meryem annemiz bir kadın olmasına rağmen işte Mehdi'nin t... isa yı korumak için, yaşayan t.., İsa'yı korumak için, işte memleket memleket kaçmış, ve oralarda Meryem kiliseleri oluşturmuş, ve düşünün Karadeniz'deki Sümela manastırına gelmiş, Sümela Manastırı'nı kuran yine Meryem annemiz, orada İsa'yı Dağın Eteğinde saklamak durumunda kalmış. Aman yarabbi, kırlangıç mı Oluverdin ey Meryem annemiz. o Dağın tepesine harçları taşları nasıl çıkardın? kırlangıç mı oldun o vakit. Evet Kırlangıçlar işte böyle eteklere yuva yaparlar, ve Meryem annemizin cibiliyeti o an kırlangıçlığa dönmüş, ve Sümela Manastırı Dağın eteğinde, oraya yol yok, eşekle taşınmaz, ne ile O taşları kestiniz taşıdınız, bir kadın başına, sen o Manastırı nasıl yaptın. işte isa nın korunması, isa t.. korunması, Mehdi'nin bu vakte dünyaya gelmesi o t.. sayesinde, öyle mühim t... Muhammed de olmaz yoksa, Mehdi doğmaz Yoksa, öyle korunmuş. kırlangıçlarla da korunmuş  Bunu daha önceki vaazlarımızda anlatmıştık işte Ebabil Kuşları, Ebabil, Ateş, Siccin taşları atan Kuşlar. ve Meryem annemiz Sümela Manastırı'nı inşa etmiş kadın başına, daha sonra oradanda Brezilya ya gitmiş. Aman yarabbi nasıl gittin Brezilya ya bir kadın başında, Nasıl gittiniz isa yı nasıl korusun, o T.. nasıl korusun, Öyle alelade bir t...a değil o tabanca çünkü.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Ve kafir Deccal, sonunda sanal Şeytan da icat etti!!!</span><br />
<br />
Bazı Hollywood filmlerinde bu gösteriliyor ki <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"FlashMAN" </span>lakaplı bir canlı, insanın bir çeşidi olaraktan, bazı güçleri olan bir insan olaraktan lanse ediliyor. Flaşman yani fırt fırt fırt, fırt orada, fırt burada cok HIZLI. <br />
<br />
Şeytan ne demek? biz onu neden göremiyoruz? evlere damlara her yere giriyor çıkıyor, içimize bile girip çıkıyor, Biz onu neden göremiyoruz?<br />
<br />
Kör nokta diye bir şey var, insanın kör noktası diye bir şey var, Orayı etrafını dönse bile göremiyor o kör noktayı İnsanoğlu. ama bunu bilim adamları tespit etmiş, gözün açısının dışında kalan küçük bir dar bir alan var, orası kör nokta, orayı ne yapsa göremiyor İşte o alan aralığı şeytanın dolaştığı alan ve bulunduğu alan. ve düşünün arabayla giderken aynı şekilde, insanın bazı Kör noktaları var, yine çalışırken, yerken, içerken bazı Kör noktaları var, Orayı Sakın ha görmüyor gözler, ve bunları tespit ettiğimiz zaman, bunu bir kod ve yazılıum olaraktan yazdığımızda, Yani sen bir yere bakarken, öbür tarafına görmediğin yerlerin hepsinin bir formül ve kod olaraktan ve yazılım olaraktan bilgisayara yazılım toplayalım, hepsini alalım, ve bunların hepsini alalım. insanın hareket ederken, işçi çalışırken, yemek yerken, iş yaparken, Tuvalete girerken, evden çıkarken, bunların hepsini topladığımız zaman, hepsi bir yazılımı eder mi bütünü, Kör noktaları topladık bile, bildiğimiz bilebildiğiniz bütün Kör noktaları topladık, ve bunu bir yazılımı olaraktan yazdık, ve ve bunu da robot ve insan karışımı bir modelin içine beynine kaydettik, ve artık o nada isim olaraktan <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">FlashMan</span> dedik ve ona isim de verdik artık, arabaya da binerken, senden önce biner, sen onu hiç göremezsin, Sen frene basarken,o  gaza basar, Sen hiç görmezsin, Yani bütün kör noktalar ona ait, senin nerede ne ile meşgul iken, Neyi görmediğini bilmediğini bilen bir yazılım, ve bunu Deccal ve askeri yazdılar ve bu robot karışımı insanı, yani yaratık, frankeştayn canavarlarından birisi de bu, Bunu da böyle bir canavara yüklediler, ve şu anda sanal Şeytan, yani yarı insan yarı robot şeytan oluşturdular, ve şu anda insanlara, her türlü Melaneti bununla yapmaktalar.<br />
<br />
Ebu Ümame (ra) rivayet ediyor. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Allahım, göz açıp kapayıncaya kadar dahi beni nefsimin eline hakimiyetine bırakma, ve bana  verdiğin güzel şeyleri geri alma."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Ebu Dâvûd ,Edeb 110, Camiüssağir-1478)</span><br />
<br />
<br />
Peygamber Efendimizin böyle  Allahu Teala sığındığı rivayet oluyor. <br />
<br />
işte göz açıp kapama meselesi nerede geçiyordu Kur'an'da?<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
قَالَ عِفْر۪يتٌ مِنَ الْجِنِّ اَنَا۬ اٰت۪يكَ بِه۪ قَبْلَ اَنْ تَقُومَ مِنْ مَقَامِكَۚ وَاِنّ۪ي عَلَيْهِ لَقَوِيٌّ اَم۪ينٌ قَالَ الَّذ۪ي عِنْدَهُ عِلْمٌ مِنَ الْكِتَابِ اَنَا۬ اٰت۪يكَ بِه۪ قَبْلَ اَنْ يَرْتَدَّ اِلَيْكَ طَرْفُكَۜ فَلَمَّا رَاٰهُ مُسْتَقِرًّا عِنْدَهُ قَالَ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبّ۪ي۠ لِيَبْلُوَن۪ٓي ءَاَشْكُرُ اَمْ اَكْفُرُۜ وَمَنْ شَكَرَ فَاِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ رَبّ۪ي غَنِيٌّ كَر۪يمٌ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Kâle ıfrîtun minel cinni ene âtîke bihî kable en tekûme min makâmike, ve innî aleyhi le kaviyyun emîn. Kâlellezî indehu ilmun minel kitâbi ene âtîke bihî kable en yertedde ileyke tarfuke, fe lemmâ reâhu mustekırran indehu kâle hâzâ min fadlı rabbî, li yebluvenî e eşkur em ekfur, ve men şekere fe innemâ yeşkuru li nefsihi ve men kefere fe inne rabbî ganiyyun kerîm.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
(Süleyman, “Ey ileri gelenler! Onlar bana teslim olmadan önce hanginiz bana onun (kraliçenin) tahtını getirebilir?” dedidiginde)<br />
<br />
"Cinlerden bir ifrit , ”Sen yerinden kalkmadan ben onu sana getiririm ve şüphesiz ben, buna güç yetirecek güvenilir biriyim” dedi.<br />
<br />
Kitaptan bilgisi olan biri, “Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm” dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş hâlde görünce şöyle dedi: “Bu, şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için, Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir, cömerttir.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Neml Suresi 38,39,40. Ayet. 38 arapcasinda yok</span><br />
<br />
Süleyman'ın tahtı getirmesini istediğinde cinlerden bir ifrit sen yerinden kalkmadan dedi Başka bir alimde dedi diyorlar O da sen gözünü Kırpasıye kadar dedi diyorlar, Demek ki o alimde insan değilmiş, Berfu yada Berhıyâ diyorlar, O insandı diyorlar, Alim kimseydi dedi o ayete, oda normal insanlardan değil , cinlerdendi ki, diyor ki işte peygamber onun eline bırakma diyor Peygamber Efendimiz, yani göz açıp kapayana kadar diyor. göz açıp kapayana kadar ben dedi getiririm dedi Berhıyâ, şimdi o cins şeytanın iyisi var, Mümin olanı var, Bir de bunun kafir olanı var, onun yapacağı şeytanlığı düşünüyor musunuz. göz açıp kapayana kadar,  o yanına geldi senin, ve altınını, aldı falan adamın evine soktu, Ondan sonra da sana da geldi,  Senin altınları falanadan çalmış git çabuk öldür onu geri al dedi, gittik Baktık Altınlar orada, öldürdün, Halbuki adamın alakası yok, yani bu şeytanın yapabileceği şeytanlıkları düşünebilir misiniz, biribirine herkesi kırdırır, düşman eder işte. demiş ki Peygamber Efendimiz beni göz açıp kapayana kadar bile nefsimin eline bırakma, Yani beni onun eline bırakma işte o orada nefis olarak  lanse yapıldı, işte "falaşman" şu anda böyle,  fırt orada, fırt burada, bir orada bir burada, bir de hızlı  ve tarafıda deccaldan tarafa müminlere neler yapmaz degil mi?<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
Allah için birbirini seven iki kimse bir araya gelseler ve, salavat getirip musafaha etseler, ellerini toka etseler, günahları sonbahar yaprakları döküldü gibi dökülür, ayrılmadan önce Allah'ın affına ermiş olurlar.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Ebu Davud, Edeb: 143,el-Ezkar Trc. s.480)</span><br />
<br />
buyurdular Rabbim sevenleri sevdikleri ile bir araya getirsin, Allah için sevişenleri bir araya getirsin de, günahlarımızı onların hatırına, sonbahar yaprakları gibi döksün inşallah.<br />
<br />
Kehf suresindeki Zülkarneyn ayetlerinde <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
إِنَّا مَكَّنَّا لَهُ فِي الْأَرْضِ وَآتَيْنَاهُ مِن كُلِّ شَيْءٍ سَبَبًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnna mekkenna lehu fil ardı ve ateynahu min kulli şey'in sebeba.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Doğrusu Biz, onu yeryüzünde güçlendirdik ve ona her şeyden bir sebep verdik.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Kehf Suresi 84. Aye</span><br />
<br />
<br />
inna mekkenna fil  erdi geçiyor, bu buradaki Mekkanne  degil esas yazılımı "Ma kane" dir peki o ne demektir yani Yasin Suresi'nde geçen Kün Feyekün kelimesi <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
إِنَّمَآ أَمْرُهُۥٓ إِذَآ أَرَادَ شَيْـًٔا أَن يَقُولَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnnemâ emruhû izâ erâde şey’en en yekûle lehu kun fe yekûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Bir şeyi dilediği zaman, O’nun emri o şeye ancak “Ol!” demektir. O da hemen oluverir. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Yâsîn 82. ayet</span><br />
<br />
yani "Kün" Ol deyince olur, Allahu Teala isimlerini ve sıfatlarını, yeryüzündeki insan, hayvan, bitki ve madde ve melek ve cin halifelerinde tecelli ettirmekte olduğunu söylemiştik, ve İşte o Kün deyince Ol deyince olur sıfatı ve ismini tecelli ettirdiği kimsede Zülkarneyn miş Zülkarneyn isimli lakaplı kimseyi vermiş o ayette öyle diyor, mekkanna(Ma Kane Ne olmasini isterse dilerse olsun) ismini ona verdik buyuruyor amma sadece dünyada "fil ardi" diyor dünyada ma kane görevini ona verdik, Ol deyince olduran işini de ona verdi. Yani bir nevi Allahlık görevi, halife Amma <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"ma kane"</span> halifesi, Ol deyince olduran halife, ve bu kim olabilir? <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Zülkarneyn ismi nasıldır?</span><br />
<br />
zül demek, hata demek, Karneyn ne demek hani karınca Vadisi diye yer var, karigne karincasi vadisi, köy demek köyler demek ya da halk demek, karınca halkı  amma normal karinca degil isiran karinca <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
حَتَّىٰ إِذَا أَتَوْا عَلَىٰ وَادِ النَّمْلِ قَالَتْ نَمْلَةٌ يَا أَيُّهَا النَّمْلُ ادْخُلُوا مَسَاكِنَكُمْ لَا يَحْطِمَنَّكُمْ سُلَيْمَانُ وَجُنُودُهُ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Hatta iza etev ala vadin nemli kalet nemletüy ya eyyühen nemlüdhulu mesakineküm la yahtımenneküm süleymanü ve cünudühu ve hüm la yeş´urun.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ne zamanki, karınca vadisi üzerine geldiler, bir karınca dedi ki: Ey Karıncalar!. Yuvalarınıza giriniz, Süleyman ve onun askerleri farkında olmadıkları halde sizi ezmesinler.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym NEML SURESI 18. AYET</span><br />
<br />
Öyle olunca ve sonraki kelime de "ayn" kelimesi Ayn demek tek göz, "ayneyn" iki göz demek, öyle olunca Zülkarneyn "Hatali köyün efendisi" 2 hatalı bakışın olduğu halk, iki hatalı görüşe sahip olanlar, yani biri Mehdi biri Deccal ve taraftarlari zamani, ve bunlardan Zülkarneyn işte burada iyi olanın temsil ediyor, Yani mehdiyi temsil ediyor, ve iki gözden birisi deccalın, Deccalın Gözünün bozuk olduğu bilindiğine göre, iki gözden iyi gözlü olan, görüşü isabetli olan Mehdi Aleyhisselam, Gözü bozuk olan ise Deccal Aleyhisselam, bunu biliyoruz zaten, gözünün bozuk olduğunu Peygamberimiz hadislerinde bildirmiş, Gözü bozuk demek görüşü de bozuk Demek ki,<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Allah kör değildir. Dikkat edin. Mesih-ı Deccalın sağ gözü kördür. Gözü sanki fırlamış bir üzüm tanesi gibidir.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Müsned, 3:367-368.13)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Kör olduğu halde insanlara, 'Ben sizin Rabbinizim.' der. Halbuki sizin Rabbiniz kör değildir (yaratıklara benzemekten, her türlü kusur ve noksanlıktan uzaktır).”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buharî, Fiten: 26; Müslim, Kitabü'l-Fiten: 20; Müsned, II:33)</span><br />
<br />
<br />
burada da ne diyor hatalı görüş zil yani hata zül,  iki hatalı bakıştan, iki gözden hatalı bakış, o hali şimdi yaşıyoruz, mehdi ve deccal in vakti şu anda, hatalı bakışa sahip olan Deccal aleyhillane, ve doğru ve isabetli görüşü olan Mehdi Aleyhisselam ve onun grubu, ve Allah Mehdi Aleyhisselam'a Bir nevi Allahlık Halifelik görevi vermiş, halife Amma"kün emrini" ona vermiş, yani Ol deyince olur, bunu inkar ediyorlar, Ol deyince olma sürecine girer, olmaz falan Feslikan diyenler var, Tamam o da bu işin rahleleri arasında, Ama bazı şeyler ol deyince oluverir. Kuranı Kerim'de yine "Zül kuvvetil Metin" var, aynı cümlenin değişik versiyonu, ve bunu birbiriyle kıyas ettiğimiz zaman, zül hata, kuvvet ve Metanet ve hata birleştiğinde, işte ne oluyormuş, Demir ve şeytanın maddesi, hata kuvvet ve Metanet birleşince Demir meydana geliyor, Demirde şeytanın maddesi hatalı, ve kuvvetli , Demir sert eğilmeyen bükülmeyen, secde etmeyen, metanetli ki yıllardır davasından vazgeçmedi, çok metanetli, hala insanla savaşıyor, ben onu yeneceğim diye, gözünü bile kırpmadan neredeyse, metanetli kararli element, ve bunlar birleşince şeytanı oluşturuyor, ve burada Zülkarneynde de zül başta,  yine hatalı memleket,hatalı millet, ayın tek göz, Ayneyn iki göz, artık kıyasıda siz yapın, Ben size yolu gösterdim, kapıyı gösterdim çıkışı siz bulun.<br />
<br />
Dünyamızın dışında, dünyamızın magnetizması, yani manyetik alanı denen bir dalga var, çekim kuvvetini oluşturuyor, mıknatıs sistemi, dünyanın magnetizması, yani çekim kuvveti, ve bu çekim kuvveti sayesinde, ay dünyamızın etrafında dönüyor, ve bu kuvvetin temsilini Pascal bulmuş Binom Açılımı ve Pascal Üçgeni ve denkleminde o, 1. derece denklem, 2. derece denklem, diye bir piramit oluşturulur, yani Allah, 1 in altında 2 tane 1 etti 2, yani  Allah var idi, Allah Adem ile Havva'yı yarattı, Allah'ın altındaki halife iki tane oldu, Adem ve Havva, 2. derece denklem, Adem ve Havva'nın bir tane çocukları oldu 3. derece denklem, sonra çocuklar iki iki olmaya başladı, ikii ki ilerleyen denklem 4. derece deneklem<br />
1<br />
11<br />
121<br />
1331<br />
14641<br />
x^4 + 4(x^3) + 6(x^2) + 4(x) + 1 <br />
<br />
(x+y)² = x²+2xy+y²<br />
((x-y)² = x²-2xy+y²<br />
(x-y)³ = x³-3x³y+3xy³-y³<br />
(x+y)³ = x³+3x³y+3xy³+y³<br />
(x-y)⁴=x⁴-4x³y+6x²y²-4xy³+y⁴<br />
<br />
 hani artık "ab" şeklinde oluyor yada hani xy xy kare denklemin açılımı yani artık çocuklar çift çift doğmaya başlıyor x², 2xy artık Çift doğmaya başlıyor, ondan sonra, sonra onun 5. derece 6 derece denklem diyerekten gidiyor, ve mimar sinanda işte ustalik mimarisi olan Selimiye caminin minarelerini, bu dördüncü derce denklemin açılımı olarak yapmış, ve 3 minarersine birbirini görmeyen üç ayrı kapıdan, üç ayrı şerefesine çıkılır vaziyette yapmış,  ve bu manyetik alan ve pascal üçgeni artı tarafa gittiği zaman dünyada doğan büyüyenler, Fakat aynı sistemin eksi tarafına gideni var ve yaşlanıp ölenler, iki Kutup var O da eksi  ve artı tarafına giden denklem, ve bu Magnetizma oluşturuluyor, evrenin açılım formülü de bu şekilde yani, kainatın açılımı bu şekilde, Adem'in evlatlarının doğması, yani dünyada kısırlık olduğu zaman, artık çocuk doğmayacak duruma geldiğinde, artık Kainat durdu demek, ölenler Doğan'dan çok olmaya başladıysa, artık Kainat çökmeye yön tuttu demek artık. Artık Geriye dönecek ve çökme olacak demek. Ve bu sistem soldan sağa yani soldan sağa yazdığımız zaman sayılar 1 2 3 4 5 diye artarak dan gidiyor, Fakat sağdan sola yaptığımız zaman, sondan geriye doğru gidiyor, ve biz İslam ümmeti olaraktan  kitabımız Kuranı Kerimi sağdan sola okuruz, sağdan sola gittiğimiz zaman, biz bitiş ve  eve dönüşe doğru gittiğimizi kabul ederiz, fakat kafirler ve diğer ecnebiler, Latince ve bizim Türkçe'de latincede de kullandığımız gibi, soldan sağa giderler, diriliş doğuş ve çoğalış,  elektrikteki sistemde de bu vardır, bir sağdan sola giden elektrik, bir de soldan sağa giden elektrik, onlar yokluktan varlığa doğru gidiş, ve bizim tarikatımız Raşidi Tarikatındaki tesbihimizdeki zikirlerin sistemi de bu şekildedir, bazısı yokluktan varlığa doğru, tesbihi soldan sağa doğru çekmek veya tersine çektiğimiz zamanında sağdan sola varlıktan yokluğa dirilişe doğru, ve işte Geldik isavilerin <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Osternn Bayramı'na" </span>İsa Efendimiz O yüzden dirilmiştir, onun sistemi, soldan sağa sistem olduğu için, onun yönü soldan sağa,  ama Mehdi Aleyhisselam sağdan soladır, O da bitirişe Doğrudur, Çünkü Mehdi sonda gelir, sondan başa doğru gider, İsa başta sona doğru giden, tersi 1,2,3,4,5,6,7  yani ileri doğru giden, Mehdi başa, sıfıra Doğru giden, o yüzden dedik ki işaret parmağımız küçülmüş, paramak 13 lü den dokuzluya  indi dedik, sıfıra Doğru,...<br />
<br />
Dünyamızın dışı havasız, havanın olmaması demek, karanlık yapıyor işte yukarısını, ve Zülkarneyn  ve eshab-ı Kehf,  işte zaman makinesini keşfeden kimseler, ve onu ilk kullanan kimseler olaraktan Kuranı Kerim'de anlatılıyor gizlice, ama dedik zamanda yolculuk eden peygamberimiz Miraç etti, cenneti Cehennemi, oralarda olan biteni gördü, oradan bir çöp getiremedi, ne getirdi, size hediye olaraktan Amenerrasulü getirdim, namaz getirdim dedi, ya buradan 6-7  palet defter götürseydi, bir palet kalem götürseydi de, bütün Olan biteni ashap yazsalardı, bize daha iyi kalıcı olmaz mıydı, ya da kamera var  bu devirde ve video kasetleri falan dvd ler cd ler götürseydide hep bütün olan bitenleri  video ile kayıt etselerdi, bize daha kalıcı bilgi olmaz mıydı?  Halbuki bu vakte gelmiş, işte bizim vaktimiz e kadar, her şeyi görmüş, Aynel yakın görmüş, hakkal yakin içine dahil olmuş, mehdiyi tarif ediyor, ahir zaman alametlerini tarif ediyor, neden buradan bir igne çöp götürememiş işte, zaman makinesi ile zamanda yolculuk da bu şekilde, filmi seyredersin de, filme müdahale edemezsin, film bitmiştir, filmi sadece seyretme hakkın var, istediğini yerini  geri ileri çek seyret, ama müdahale hakkın yok. ama Hızır ve Zülkarneynin müdahale hakkı var.<br />
<br />
Ve başka bir meseleye gelirsek,  Allah'tan başka Allah var var mı ki, Sen diyorsun ki, Allah'ın halifesi insanları, yeryüzündeki Allah ve Tanrılar diyorsun, Allah'tan başka Allah mı var ki diyenler var.<br />
<br />
 Ve bunu şu örnekle anlatacağım : Allah insanoğlunu yarattı, insanı yaratana halag Allah dediği Kur'an'da mevcut<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
ٱقْرَأْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلَّذِى خَلَقَ  خَلَقَ ٱلْإِنسَٰنَ مِنْ عَلَقٍ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ikra’bismi rabbikellezî halak. Halakal insâne min alak.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Alak Suresi 1 ve 2. ayet</span><br />
<br />
<br />
 ve alak demek hücre demek, ve diyor ki hücre olan Allah insanı yarattı diye tarif ediyor bize. Allah Allah, biz halagallah'ı başka şey biliyorduk, yaratan Allah diye biliyorduk, Halbuki <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"halak Allah"</span> demek : "hücre olan Allah, insanı, hücrelerden meydana getirip yarattı." O zaman insanın yaratan Tanrısı hücre imiş, yaratanı hücre imiş, hücrede Bütün her bilgi var, hücre Allah, Allah Allah....<br />
<br />
Ve dünyamızda da araba diye bir şey icat olmuş, Auto, arabayı icat eden amcayı "<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Henry Ford"</span> olaraktan duyduk bildik. işte Henry Ford arabanın mucidi olduğu gibi, Gerçek mucit Allah'tır, yani "<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Mecid Allah"</span>  bulan buluşturan Allah, icat eden Allah, o an Allah, Henry Ford'un içine girmiş, ve araba icat etmiş, o zaman Henry Ford, arabanın Tanrısı, Allah'ı değil mi? arabanın yaratanı değil mi? Yani bu Henry Ford olaraktan, bir şahıs olaraktan değil bu ama, aynı Matrix filminde myster simitin birinin içine girerek ten, o gibi değil de, kendisi O olaraktan hareket etmesi gibi, Allah işte Henry Ford'un içine girerek ten, Arabayı icat etmiş, mucit Allah, arabanın Tanrısı, onun ismini de ne koymuş, Henry Ford koymuş, demiş ki arabanın tanrısı Henry Ford demiş.<br />
<br />
Yine mesela Davut olmuş, demiri ateşle kızdırıp işlemiş, ve onu yararlı hale getirmiş, demirin ilk defa işlendiğini, demiri keşfeden, bilen, ve demir icatlarını yapan Allah olaraktan David Allah olmuş,  yani Davut Allah, yine Tıp Lokman ve İsa Efendimizle tamamına ermiş, ve insanın içine girip  ölüleri diriltmiş,  yoktan hayat veren değil, ölmüşü diriltmiş, yani <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Müheymin Allah"</span> İsa Efendimiz sonra körlerin gözünü açmış, Basir görmek mübaşir veya mübasir Allah Gördürten Allah ve göz doktoru olmuş ve basar veya Türkçemizdeki  sarı kelimesi oradan yani  sarı yani basir gören ve mübasır <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Gördürten Allah"</span> Hz isa<br />
<br />
Allah  kuranda birçok yerde biz yaptık diyor, biz kim? işte biz : İsa, Musa, Henry Ford, Edison,..... hepsinde Allah tecelli etmiş ve, dünyayı imar eden yine Allah, Allah tek kuvvet, tek yaratan, tek bulan, tek bilen, ondan gayri Tanrı yok.<br />
<br />
Ve biz çoklu kainatlar modelini anlatıyoruz, bizim bu Theory i birçok bilim adamı da benimsedi, o görüşümüzü. ve bazıları da diyor ki, ama o kadar çok Kainat olamaz diyor, ve bunu şu Açıklama ile anlatıp devam ettiriyoruz :  Bu tezimiz aynen Amerika'nın film setleri gibi, film seti kurulmuş, sağ tarafa geçiyorsun, berber var, sol tarafa geçiyorsun aşçı Dükkanı, ön tarafa gidiyorsunuz, lokanta, üst tarafa gidiyorsun, diskotek, Bilmem öbür tarafa geçiyorsun, memur odası, yani film setinde her şey mevcut ve sabit, fakat filmde oynayacak oyuncuların Sabit değil, ama film seti sabit, yani Dünyamız sabit, dünyadaki Ankara sabit, İstanbul sabit, Viyana sabit, ve oradaki evlerde sabit, şu anda çoğu evler bile sabit, oralara giren çıkan kiracılar, yahut Ahmet ölmüş,dedesinden miras kalmış, Mehmet o evde duruyor, Mehmet de ölmüş, oğlu kızı duruyor Şimdi. Sadece oyuncular değişmekte, film seti aynı, o yüzden, şimdi bir film setinde Kovboy filmi de oynayabilirsin, istersen aşçı bir amcanın hayatını da anlatabilirsin, film seti sabit, Çünkü sadece oyuncular değişmekte, O yüzden Allahu Teala hiç durmadan Kainat halk ediyor gibi değil, kainatların modelinde de aynı, kainatın içinde oyuncular farklı, ve bütün olan biten dünyamızda olup bittiği için, <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"dünya sabitesi" </span>diye bir şey var, fakat oyuncular değişmekte, yıllardır oyuncular değişmekte, Adem geldi, İbrahim geldi, Musa geldi, sadece oyuncu değişikliği, futboldaki gibi, yorulan oyuncu, oyundan alınıp, daha iyi oynayabilecek bir oyuncu, oyuna alınmakta. ve Kainat modellerde bu şekilde, çoklu halde, çoklu Kâinat, ve bunu şöyle anlatayım, Şimdi adam bir site yaptımı, sitenin evleri aynı tipte, mesela mutfak solda, banyo arkada, tuvalet önde, sol alt katta oturma salonu, üst katta yatak odası gibi bir sistem, bir plan çizdimi, ve Bundan 10 tane yanyana yaptıkmı, bunlara falancı villalar dediğinde oluyor mu bu? oluyor. Allah da bir tane model koymuş, dünya yaşanabilir, yaşanılabilir bir dünya, dünya sabitesi diye bir şey var, Her sistemde dünya sabit, ama oyuncular farklı sadece, Adem vakti Adem'in ve çocuklarının oynadığı bir oyun ve dünya, İbrahim vakti İbrahim ve çocuklarının ve milletinin oynadığı bir oyun ve dünya, ama dünya sabit, dünya sabitesi ve Allah Aynı Sabiteyi kullanaraktan, içindeki oyuncuları değiştirmekte, ve burada dedik, Güneşte aynı tavuğun kıçında yumurtanın oluşması gibi kainatlar oluşmakta, yeni kainatlar oluşturmakta.<br />
<br />
<br />
deccalın kırk günde dünyayı gezmesi, eşeğinin iki kulağı arasındaki mesafenin 40 arşın olması, bağırdığında bütün dünyanın duyması bunları Resûlullah bildirdiğine göre inkâr etmeye de imkân yoktur.<br />
<br />
Peygamberimizin hadislerinden birinde deccalın 30 metrelik eşeğe bindiğini söylediği hadisi varmış, Ben bilmiyorum aradım bu kadar bilgiye ulaşabildim, inşallah bulabilirsem kaynağını veririm bulursam, bulamazsam da bu rivayeti burada bu şekilde yazacağım, kaynağını vermeden, kaynak biz olacağız, duydum ben bunu, ve buradaki eşek kelimesi rakabe ve merkeb, merkep kelimesinin  manası aslında  binek demek, sadece eşşek demek değil, binek demek, sadece o 5 kulaklı eşek demek değil, karaşimşek demek değil, yani binek demek, ve bir binek de bugün, Uçakta bir binek, gemide bir binek, ve uzay gemisi denen gemide bir binek, ve şu anda artık uçaklar uzay gemisi gibi, UFO gibi, UFO dönen de bir binek, yani şu anda Ufo keşfolduysa, UFO gemiler, UFO uçaklar,  keşfolduysa, Amerika bunu keşfettiyise, Rusya bunu keşfettiyse,  o zaman deccalın ufosu 30 metre imiş, ve Dünya'yı bir anda kat ediyormuş, Evet ufolar fırt orada, fırt burada, deccalın uçağı da bir UFO, yani öyle senin sandığın gibi, Uzun kulaklı eşek değil Yani, lafı anlamayan, Arapça bilmeyen dangılların anlayışsızlığı, daha hala adam Muhammed vaktindeki LAT ve UZZA putlarindan bahsediyor anlatiyor, onların bize faydası ne? Sen günümüze bakacaksın kardeşim, onların hikaye edilmesindeki fayda ne, bizi daha hala şöyle yaptı,da böyle yaptı hikayleri ile oyalama, sen bugün ile kıyas edemiyorsan, bir manası yok, ha arabası, ha uçağı, Yani bugün tren diye bir şey var, mesela tren hızlı tren, 30 metrelik tren olabiliyor, 30 tane  katarı var arkasında, Belki de hızlı treni kastetmiştir, Peygamberimiz o an gördüğünde onu, hızlı trene biniyor olaraktan görmüş olabilir değil mi 30 metre tren var 30 tane katarı ardına takmış giden tren var.<br />
<br />
Herkes Hadisleri öyle duydukları gibi anlatmasınlar, biraz bu gün ile kıyas yap, birazda Arapça bilgisi olması lazım, bunları anlatacak kimsenin, dünkü yorumlarda geçerli değil, Dün kü adamlara treni anlatamazsın, o binek olaraktan sadece at görmüş eşek görmüş deve görmüş, Ona treni ne diye tarif edeceksin, Peygamberimiz binek yani rakabe, merkeb, dedi binecek dedi, binek diye tarif eyledi.<br />
<br />
Rabbim, askerimizi, Kazı Koz anlamaktan muhafaza etsin.<br />
<br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 19 Nisan 2019 Cuma<br />
<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hz Mehdi Doğru Yolu Gösterici  Allahın Hidayetidir]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=43094</link>
			<pubDate>Tue, 05 May 2026 16:32:36 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=43094</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fatiha yani Hz Mehdi istikamet sahipleri için, doğru yolu gösterici bir rehber ve Allahın hidayetidir</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 1 Mayıs 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
الم الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Elif, lâm, mim. Zâlikel kitâbu lâ reybe fîh, huden lil muttekîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
 İşte bu Kitap ki, Fatiha kitabı, yani Hz Mehdi, O’nda hiçbir şüphe yoktur. Takva sahipleri için istikamet sahipleri için, doğru yolu gösterici bir rehber ve Allahın hidayetidir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi1 ve 2. ayet</span><br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
Ebu Saîd İbnu’l-Muallâ (radıyallahu anh) anlatıyor: “Ben Mescid-i Nebevî’de namaz kılıyordum. Resûlullah Aleyhissalatu Vesselâm beni çağırdı. Fakat namazda olduğum için mübarek çağrısına derhal cevap veremedim. Namazdan sonra yanına vararak:<br />
<br />
“Ey Allah’ın Resûlü, namaz kılıyordum. Bu sebeple cevap veremedim” diye özür beyan ettim. Bana:<br />
<br />
“Allah, Kitab’ında: ‘Ey iman edenler, Allah ve Resûlü sizi çağırdıkları zaman hemen cevap verin’ buyurmuyor mu?”1 buyurdu ve arkasından ilave etti:<br />
<br />
“Sen mescidden çıkmazdan önce, sana Kur’ân-ı Kerim’in en büyük sûresini öğreteyim mi?” buyurdu ve elimden tuttu. Mescidden çıkacağı sırada ben:<br />
<br />
“Ya Resulallah! Bana en büyük sûreyi öğretecektiniz” dedim. Resûlullah (asm) bana:<br />
<br />
“O sure ‘Elhamdü lillâhi Rabbi’l-âlemin’dir ki, bu, "Sebu'l-Mesânî" namazlarda tekrar tekrar okunan yedi âyetten ibarettir” buyurdu<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif ,Buhârî, Tefsir 1; Nesâî, İftitâh 26; Ebû Dâvud, Vitr 15.)</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) bildiriyor ki,<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Nefsimi kudret elinde tutan Zât-ı Zü’l-Celâl’e yemin ederim ki, Allah, Fâtiha’nın bir mislini ne Tevrat’ta, ne İncil’de, ne Zebur’da, ne de Furkân’da indirmemiştir”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Kütüb-ü Sitte, 2/438)</span><br />
<br />
İbnu Abbâs radıyallahu anhü anlatıyor: <br />
<br />
“Hz. Peygamber Aleyhissalâtu Vesselâm yanında Cebrail Aleyhisselâm bulunduğu bir sırada, yukarıda kapı sesine benzer bir ses işitti. Başını göğe doğru kaldırdı. Cebrail (aleyhisselâm) dedi ki:<br />
<br />
“İşte gökten bir kapı açıldı, bugüne kadar böyle bir kapı asla açılmamıştı.”<br />
<br />
Derken oradan bir melek indi. Cebrail (aleyhisselâm) tekrar konuştu:<br />
<br />
“İşte arza bir melek indi, şimdiye kadar bu melek hiç inmemişti.”<br />
<br />
Melek selâm verdi ve Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm’a dedi ki:<br />
<br />
“Ya Resulallah! Sana verilen iki nuru müjdeliyorum. Bunlar, senden önce başka hiçbir peygambere verilmemişlerdi: Onların biri Fatiha Sûresi, diğeri de Bakara Sûresi’nin son kısmı. Onlardan okuduğun her harfe mukabil sana mutlaka büyük sevap verilecektir.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Müslim, Müsâfirin 254; Nesâî, İftihah 25)</span><br />
<br />
Bu Fatiha nasil bir delikanlıki<br />
ölüye fatiha diriye fatiha<br />
subhanekeye fatiha yasin suresine fatiha<br />
Her namaz her namaz önce Fatiha<br />
Koskoca bakaraya da Fatiha<br />
En kücük kevser suresinede Fatiha<br />
Bu delikanlı kimki acaba<br />
Namazda Rabbin huzurunda duruşda<br />
Bütün kurana, ve hem kainata koca olmuş<br />
Kim ki aceb O?<br />
<br />
Muallak taşı hakkında bazı kimseler ihtilaflı sözler etmekteler, muallak taşı nedir derseniz, ben gidip görmedim, İsrail'deki, yani Filistin'deki, Mescidi Aksa'nın bulunduğu yerde, Peygamberimiz Miraç ederken, burağa binmek için bir taşın üstüne çıktı diye rivayet ediliyor, ve o taşla burağa bindikten sonra, Burak havalanınca, taş da onunla birlikte Havalanmış, ve fakat Peygamberimiz bunu görünce, Sen dur demiş, o da havada kalktığı yerde Durmuş kalmış diye rivayet ediliyor. gidip görmedim, ama iman ettim, Çok Senelerdir bu böyle bildiğim bir bilgi, iman ettim, Kabul ettim. ve o yüzden Osmanlı zamanında bu Mescidi Aksa bizim elimize geçtiğinde, kaybetmeden önce, insanlar Korkmasın diyerekten etrafı örülmüş, ve düşünün Bir taşın altına varıp da durduğunu, insan korkar yani, Hadi o an düştüğünü farzet, cesaret ister biraz , bu yıllardır duruyor orada da, hep duracak diye bir durum yok, ya durmayıverirse  o an düşerse altındayken, İşte o yüzden Osmanlı'da  buraya gelen giden  böyle korkmasin diyerekten etrafını örmüşler, ve deniyor ki şimdi, o taş havada durmuyormuş, diyerekten bazi rivayetler var. benim öğrendiğim kadarıyla havadaymış, Osmanlı ya da her kim yaptıysa işte  onlar insanlar Korkmasın diye etrafını örmüşler ve şu anda mescidin içinde etrafı örülü vaziyette bir kaya, ve diyor ki hocaların Bazıları, öyle değil havada durmuyor diyor, Muallak Taşı diye falan bir şey yok, uydurma hikaye diyorlar, Şunu şu örnekle size izah edeyim :<br />
 mesela uçak havada giderken türbülansa girdiği zaman düşmeye başlıyor, Türbülans demek hava boşluğu olan yerde, düşmeye başlıyor, çekim kuvvetinin olmadığı yer, yer çekimi kuvvetinin olmadığı yerler var, dünyada Bazı yerlerde yer çekimi kuvveti yok, Allah Allah Yerçekimi olmayan yer uzay boşluğu gibi olması lazım, orada Halbuki havada durması lazım, niye düşüyor Bu Türbülans olan yerlerde, uçak aşağı düşmeye başlıyor, düşmeyip havada durması lazım di uzay gibi olsa, uzayda hava yok havada asılı kalıyor, ama türbülans olan yerde uçak irtifa kaybediyor, Peki bunu  Size mucize Keramet diye mi anlatacağız, bunu  uçağa bilenler bu Hadise'yi yaşayanlar biliyor, uçak irtifa kaybetmeye başlıyor, pilotlar daha iyi biliyor zaten, peki böyle oluyor da, o zaman Muhammed Mustafa Burak ile hareket ettiğinde, orada bir hava deliği oluşturmuş, yani çünkü, çekim kuvveti yere doğru iken, Öyle hızlı hareket eden bir Burak ki, birden şimşek gibi kalkınca, düşünün elinizde yelpaze salladığınızi, ve tüy olduğunu Masanın üstünde, yelpazeninin tüyü havaya kaldırdığını fark edebilirsiniz, yelpazenin sallanma kuvveti tüyü yerden keser havaya uçurur değil mi, İşte şimşek gibi yukarı süzülen bir Burak düşünün, ve onun rüzgari etkisiyle, onunla birlikte havaya Kalkan bir taş düşünelim. bu varsayım, benim varsayımlarımdan birisi, olabilecek varsayım, Ben  onu gözümle görmüş değilim, taşı da görmüş değilim, olayında olduğu vakit, yanında değildim Muhammed'in ben, ama akıl ve mantığımla düşünmek lazım, olabilecek  olasılıklardan bir tanesi bu, yani onun çekim kuvvetine kapılmış, o an o taş. öyle çekim kuvveti ki, yani taşı kaldıracak kadar, Çünkü düşünün hortum diye bir şey var, binaları kaldırıp başka bir yere atıyor, bina bina, beton binayı kaldırıp başka yere atıyor, taş ne ola ki, düşün O hortum oluşan yerlerdeki havanın türbülansını, ters tarafa doğru, aşağı değil, yukarı doğru, ters Türbülans, bütün mesele bu. hepsi bir kanun, Allah'ın koyduğu bir kanun ki, türbülanstakide bir kanun, ve o muallak taşının yukarı doğru hareket etmesi de Allah'ın koyduğu Yasa ve kanun, o da bir kanun ile meydana gelmekte, bunu mucize Keramet gözünden bakıyorduk O gün, ama bugün Biz fiziki olarak da bunları anlatabiliriz açıklayabiliriz, ve düşünüp Tefekkür edebiliriz. Hemen kestirip atmamak lazım, öyle bir şey olmaz dememek lazım. ufoları gördüklerini söylüyorlar, bir anda çok hızlı hareket ettiklerini söylüyorlar UFO'ların, ve işte Burak da onlar gibi çok hızlı bir binek, dedim ya, bir araba, bizim zamanımızda keşfedilecek belki de o, ama çok hızlı, füze bile belli bir derecede  uçmaya başlıyor, altındaki yakıt tanklarının fırlatıyor yukarı doğru, ama çok hızlı değil, füzeden müzeden daha hızlı bir ivmeli çıkış olacak, Yani bir anda, gözünün gördüğü yere ulaşıyordu diyor muhammed mustafa,  burağın gözümü var ki, arabanın gözümü olur, Muhammed  Ufuğu görüyor ve,  bir anda ufukta hissediyor kendini, sanki Sema yarılmış gibi gidiyorlar içinde, Ama bugün bir rampadan aşağı indiğin zaman  bile, yahut da uçağa bindiğinde uçak birden yukarı çıktığın da yada indiginde, basınç farkı var, Kulakların patlayacak gibi oluyor, Muhammed o burağ'ın içinde neden o  basınç farkını hissetmedi, o Burak öyle senin benim hemen öyle anlayabileceğimiz bir Burak ve binek değil. yani Ata binecek de, at çok hızlı gidecek de, at olacak, bir de çıplak at olacak, atın üstünde o kadar hızlı gidecek, bir de uzayda havasız yere çıkacak, havasız yerde atınan gidecekler haaa,  Muhammed nasıl nefes alacak, Hadi atmosferi çıktıktan sonra Muhammed nasıl nasıl nefes alacak, yani o sandığınız gibi at falan değil , ya da Eşekte değil, kanatlı at da değil O bir binek Burak o bir araba ve o araba Öyle ki uçan araba Ama öyle hızlı ki altındaki taşı çıkecek kadar hızlı hızından altındaki taş yukarıya kalkacak kadar hızlı bir binek, ve o hızdaki bir binekdeki bir insan, içinde parçalanır, beyni patlar, öyle basınc ayarı olması lazım ki onun, öyle  kapalı kutu olması lazım ki, içinde basınç dengelenmiş olmalı, o hızda giderken, basınç dengelenmiş olmalı, Yoksa Muhammed içinde parçalanırdı zaten, basınçtan basınç farkından parçalanırdı, ya da ölürdü, beyni patlardı, damarlarındaki kan dışarı çıkardı, ve mesela budur yani.<br />
<br />
Yine başka bir mesele hocanın bir tanesi diyor ki : Kur'an'daki bir ayeti  anlamak veya anlatmak için, ya da o konuda teferruatlı bilgi vermek için, bu ayetle ilgili bütün kelimelerin, Kur'an'da geçtiği kelimelerin hepsini bilmek gerekir diyor, yoksa bir ayete bakıp da, mesela o ayette geçen diyelim "Alak"  kelimesi olsun, Alak kelimesini, sadece o Alak suresindeki iki üç ayet ile anlatamayız, Kur'an'da bütün Alak geçen kelimeleri bilmek lazım diyor. Acaba öyle midir hemen şu örnekle size bunu izah edeyim<br />
Mesela su tesisatı ve kanalizasyon sistemi ilk defa Lut Aleyhisselam döneminde keşfedilmiş, ve hala o taşlaşmış insanların bulunduğu yerdeki kayaların içinde, Nisan suyunun topladıkları havuzlarn havuzları evlere götüren küçük kanallar, ve tuvalet kanalizasyon sistemleri, İçerdeki kanalizasyonu dışarı aktaracak sistem, Çünkü Kaya'nın içindesin, dışarı çıkmayacaksın, içerde tuvalet yaptık, Içerideki  kanal  atıklarını dışarı çıkaran kanalizasyon sistemi olması lazım, içeridekini dışarı alan, dışarıdaki havuzdaki suyu da içeri alan bir kanalizasyon ve su tesisat sistemi olması lazım, ve bunlar bilinmiş bulunmuş ve yapılmış, onların taşları oydukları evlerin içinde, aynı şu anki sistemin ilk yapısı Lut Aleyhisselam döneminde keşfedilmiş, ve bir lavabo tarif ederken, sana lavabo dediğimiz zaman, bunlarıda anlatmamız  mi gerekiyor, Yoksa Ben sana Lavaboya gidiyorum dediğim zaman, sen lavabo nedir anlar mısın, böyle bir tarif, Yukarıdaki gibi bir tarif, Ancak onu bilmeyen, aynı Muhammed vakti, Muhammed'in ilk vaktindeki ashab-ı gibi, onu Hiç bilmemiş görmemiş insanlara tarif ederken, yapılacak bir tarif olabilir. Yoksa bugünkü insanlara lavabo dediğimizde, lavabo nedir, nasıl bir şeydir, hemen bilir. ama tesisatçı gibi bilmesine gerek yoktur, tesisatçıya gerekli o sifon nedir, sifonun altında neden  Es borusu vardır, musluk nasıl bağlanır, pis su boruları nasıl bağlanır,  Bunlar ancak bir tesisatçının bilmesi gereken bilgiler, Yoksa sen, ben o, lavoba dediğimiz zaman, lavabonun dış yapısını anlarız, ve Lavaboya gidiyorum, lavabodan geliyorum, Ellerimi lavaboda yıkadım gibi kelimelerde, Biz lavaboyu anlarız, ve bunu anlatmak için lavabonun işte sifonu vardır, Bilmem taşı vardır, bilmem nesi vardır diye sana iyice anlatmamıza gerek yok. bütün parçalarını tarif etmeme yahut bilmeme gerek yok, tesisatçı kadar bilmesine gerek var mı ? Bir insana lavabo dediğimiz zaman, lavaboya anlatmak için, Bunların hepsini tarif etmem mi lazım, yoksa bugünkü bir insan lavabo dediğim zaman, hemen lavabodan her şeyi anlar mı, başka şeyleri de mi anlatmam lazım, lavabo dediğim zaman, bütün sifon sistemi, musluk sistemi hepsini mi anlatmam lazım. diyor ki bir ayeti anlamak için, Kur'an'da o ayette geçen kelimenin, Kur'an'da bütün geçen kelimelerini bilmek lazım diyor, ben sana lavaboyu tarif edeceğim Zaman, bütün  parçaları da mi tarif etmem lazım,  Hiç de alakası yok.<br />
<br />
Kur'an'da bir konuyu anlatırken,bir ayetin manasının, onun hangi başka ayet ile bağlı olduğunu, bütün ayetlere bakmak ve bilmek ile olmaz . Mesela Yemek yerken, son da gelecek olan tatlı, başta gelirse, baştan tatlı yersen, iştahın kapanır, ve yemekten ve çorbadan yiyemezsin. çorbada, başta yeneceği yerde, sonda gelirse, çorbayı yer kalmaz,  artık içmeyeceğim çorba dersin. baştaki başta gerekli, sondaki sonda gerekli, baştaki çorba ile, sondaki tatlı aynı şey değil, Hepsi yemek, hepsine yemek diyoruz, çorbada, Yemekten sonra gelen tatlı da yemekten,  Amma birisi sonunda gelmesi lazım, ve tatlı olması lazım, Birisi başta gelmesi lazım, biraz sulu olması lazım, ortadaki yemek ise, asıl yemek, hangisi bunların yemek değil, ayetlerde başta gelen ayet, başta gelmiştir, başta gerekli, sonra gelen, şu anda gerekli, çorba ile tatlı aynı şey değil, yemek ama aynı şey değil kardeşim, sondaki tatlıya bakıp da, baştaki çorbaya anlayamazsın. <br />
<br />
Vaktimiz ve altın çağın nimetlerinden birini daha anlatacağız bu hafta, ve daha düne kadar, ancak televizyonlar vardı, ve televizyonda, bir program veya filmi seyrederken, bir yerinde filmin başından, yani televizyonun başından kalkmam gerekirse, o bölümü kaçırıyordun,  ve orasında ne oldu, ancak sana anlatırlarsa bile biliyordun, ve Hele bir de canlı yayınları, bir defa izleme şansın vardı, daha Sonraları televizyonda yeni bir sistem gelişti, videoları kaydetmeye başladılar, o kayıt sistemleri gelişti, kasetler, CD ler, DVD ler, artık yayınlanmış bir yayını, başka bir zaman sonra, 3 ay 6 ay 1 sene sonra tekrar yayınlamaya başladılar, ve filmler artık kaybolmamaya başladı, Hani televizyonun ilk vaktini düşünüyor musunuz filmleri kaydedecek bir kayıt cihazları yok çok zor canlı yayın halinde hepsi o an dinledin Dinledin seyrettin, seyrettin, Ama daha sonra işte kayıt cihazları gelişince, ve onlar sayesinde bir filmi, daha sonra tekrar seyret imkanları doğdu, televizyonlarda bu yoktu, sinemada önce bu vardı, sinema filmi olduğu zaman, istediğin zaman çıkar seyret vardı, televizyonlarda daha sonra, bir yayınladıkları diziyi veya filmi, 6 ay 1 sene sonra tekrar yayınlamaya başladılar,  şansın varsa kaçırdığın diziyi, o bölümünü bir daha seyredebiliyordun, ama şu anki Cennet vaktimizde, bütün televizyonlarla, insanlar, yaptıkları videoları, YouTube kanalı açtılar, ve kanalında canlı yayın yapsa bile, canlı yayınının videosu da kaydediliyor, ve Sen onu, daha sonra, o YouTube kanalına girdiği zaman, istediğin zaman, istediğin bölümünü, ileri sardır, geri al, Durdur, Abdest alıp namaz kılmaya gideceksin, cuma ezanı okunuyor, cumaya git gel, Evde o video yine hala Hazır bekliyor, İnternetin varsa, geliyorsun, kaldığın yerden devam ediyorsun, İstersen bir de anlamadım, geri geri alıyorsun, bir daha dinliyorsun, Bunlar Nimet değil de ne? Bunlar Cennet vakti değil de ne? hani demiyor bu cennet bakidir ahiret bakidir, işte Baki kalıcı oldu bir video, bir film, bir bilgi, artık Yok olmuyor, İstediğin zaman, istediğin şekilde erişebilirsin, bu cennet değilmi  cennet vakti değil de ne Bunlar, Peki daha hangi Cennet ararsınız siz. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَالْاٰخِرَةُ خَيْرٌ وَاَبْقٰىۜ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Vel-âḣiratu ḣayrun ve ebkâ<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ahiretse daha hayırlıdır ve daha da sürekli ve bâkidir kalıcıdır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym A’lâ Suresi 17. Ayet</span><br />
<br />
<br />
Yine başka bir konu, Geçen gün bana bir an tevâzu geldi, ve Rabbime tevazu ile niyaz edip, Rabbim bütün bildiklerim senden, sen öğrettin bana dedim, hemen Rabbimden cevap geldi, ve dedi ki senin bildiğin bilgilerin Bazısını, karşına bazen bir inek olaraktan çıkıp, inekten öğrettim, bazen bir sinek olaraktan çıkıp, sinekten öğrettim, bazen gösterip öğrettim, bazen okutup öğrettim, bazen Ahmet amca oldum öğrettim, bazen Mehmet amca oldum öğrettim dercesine bir ilham geldi. evet kabil ede karga olup da, ölüyü gömmesi öğreten Allah değil miydi. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
فَبَعَثَ اللّٰهُ غُرَابًا يَبْحَثُ فِي الْاَرْضِ لِيُرِيَهُ كَيْفَ يُوَار۪ي سَوْاَةَ اَخ۪يهِۜ قَالَ يَا وَيْلَتٰٓى اَعَجَزْتُ اَنْ اَكُونَ مِثْلَ هٰذَا الْغُرَابِ فَاُوَارِيَ سَوْاَةَ اَخ۪يۚ فَاَصْبَحَ مِنَ النَّادِم۪ينَۚۛ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Fe beasellahü ğurabey yebhasü fil erdı li yüriyehu keyfe yüvarı sev'ete ehıyh kale ya veyleta eaceztü en ekune misle hazel ğurabi fe üvariye sev'ete ehıy fe asbeha minen nadimın.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
 Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten âciz miyim ben?” dedi. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Mâide Suresi 31. Ayet</span><br />
<br />
kargamı  o na öğretti, Yoksa Allah mı öğretti Kabile insanı gömmesini, İnsan öldüğü zaman gömülceğini bilmiyorduk, ve hatta insanın ölebilceğini bilmiyorduk, Kabil sayesinde, bir insanın öldüğü öğrenildi, öldükten sonrada gömüldüğü öğrenildi, onu da bir karga Mürşid oldu da, ondan öğrendik, karga kadar olamadık, yani bilgimiz, bütün hepsi Allah'tan, Allah bazen taş olaraktan karşına çıkar, bazen kuş olaraktan, bazen Fatma teyze, bazen Fadime Teyze olur, karşına çıkar, sana ilim deryasından neler neler öğretir, Eğer sen uyanıksan öğrenirsin, ondan ibret alır, bakarsın, Allah Kur'an'da Öyle buyuruyor, <br />
bakmıyor musunuz!<br />
ibret almıyor musunuz!<br />
görmüyor musunuz!<br />
Bunu ancak görenler bakanlar bilir, hayatı okuyanlar bilir, İkra odur, hayatı okumaktır.<br />
<br />
ve bütün bilgi Allah'tandır, Allah öğretir insana bildiklerini, yoksa Bizler insanı bile gömmesini bilmeyen cahilleriz, bir karga kadar bile olamayan cahilleriz, “hayatta en hakiki mürşit ilimdir” demiş Atatürk,<br />
<br />
Amma hakiki mürşit Allah'tır, Raşit demek, Allah, öğretmen Allah demek, öğreten Allah, Mürşid işte öğretme fiilini yapan kimse, Mürşit, irşad eden, öğreten Zeki kılan, yani Raşit ve ermş kılan, bilgili kılan, ermiş bilgiye Doymuş kılan Allah Raşit Allah.<br />
<br />
Yine başımdan geçen bir olayı da size bir bilgi daha vereceğim inşallah, Geçen gün Tükenmez kalemimin birisi bitti, ve açıp da içine yeni kalem ucu koyma imkanı da yok, Sadece Bir defalık yapmışlar, ve promosyon olaraktan bana geldi, bir firmanın promosyonu ve kalem bitti çöpe attım. Dün seviyordum, masamın başucunda tutuyordum, işe yarıyordu çünkü, işime yarıyordu, en güzel kalemimdi, en sevdiğim kalemim, iyi yazıyordu çünkü, onu kullanıyordum, iyi yazıyor diyerekten diğerlerine onu tercih ediyordum, Ama görevi bitmiş ki, işe yaramaz oldu, mürekkebi bitmiş, atmak durumunda kaldım,  o güzel hizmetinden dolayi Hepsini biriktirsem tutsam, nerede tutacağım, Ev çöplüğe döner, hepsini hatıra koysam, Evim çöplüğe döner, işte görevi bitti dün, seve seve kullandığım, baş köşeme oturttugum kalem, bugün çöpe gitti. çöptende çöpçüler geldi aldı götürdü,  Dün çöp kamyonu aldı götürdü,  vah ki vah kalemime kalemime, işte dünyada da insanlar da böyle, önce çocuk oluyor, Annesi babası seviyor, sonra büyüyor patronu şefi seviyor, bir işe yarıyor, Çünkü patronun işine yarıyor, ona para kazandırıyor, sonra ihtiyarlığı, sonra ihtiyarlığın, artık işi bitti değil, artık tecrübe kazandı, ihtiyar olunca, onun tecrübesinden faydalanıyoruz, sonra artık kalem gibi pili de bitti miydi, bu dünyada geride kalmıyor, toprak olup gidiyor, Her şey Fani bizim kalemde dün canlıydı, bugün Fani oldu Fanilere arasına karıştı. hep öyle değil mi zaten, hava, aldığın oksijen bile, bir an sonra karbondioksit olup da çıkmıyor mu ki, her şey fani, Allah Baki. insanların işine yaramak, sadece işçi olmak, Taşçı olmak, Kuşçu olmak ile değil, bir bilgiyle de yarayabilir, bir fikir, ve bu fikir Eğer mesela araba ve motorun bulunması ya da, elektriğin bulunması gibi, bir icadın Fikri ise, artık senin fikrin ölmüyor, Hayat devam ettikçe, Senin fikrin yaşıyor, sen de yaşıyorsun. Dün Edison amcayı Bilmem tesla'dan çaldı bilgileri diyorlar, Halbuki Edison ölmemiş, Çünkü ölecek bir şey değil, şu anda Işık ölen bir şey değil, Işık hala hayatımızda, hiç Edison ölür mü, ve gelmiş bizim devletimizde Ediz Hun diyerekten sanatçı olmuş, daha niceleri vardır, yine yeni  Ediz oldu, şimdi "Banane" klibi çıkarıyor, yine Edis olmuş yine Edis, bu sefer yine başka bir sanatçı olmuş, Ediz olmuş, Edison ölür mü Hiç, ışık ölür mü, Işık hayatımızda, ve benim hayatımdaki benim geceleri mi cennete çevirecek bu adamın fikri de, icadı da, ve fakat o adam Karanlıklar ve cehenneme gidecek, olacak şey mi, Allah'ın adaleti Nerede burda, var mı böyle adalet,  senin benim adaletime sığmıyor, Allah'ın adaletine  Nasıl sığdırıyorsun bunu be adam. bunu nasıl sığdırdın Allah'ın Adaletine de, onun cehenneme gidecek diyerekten bahsediyorsunuz, kafir diyorsunuz, ve bir de tesla'dan çaldı diye hırsız suçuyla suçluyorsunuz, bak Ediz, Ediz şarkıcı  artık ışığı bulmuş, artık keyfi yerinde, ölmüyor artık, ölmeyene ermiş, ölünmeyene ermiş, artık ölünmeyen bilgiye Ermiş.<br />
<br />
<br />
Yine başka bir mesele, hem komik hem ilginç, hem de arızalı bir mesele anlatacağım, ve bugün seramik bıçak var, yeni keşfettik diyerekten herkes övünüyor, benim seramik biçağım var diye seviniyorum, Halbuki biz onu keşfedeli çok olmuştu, cilalı Taş Devri, cilasız Yontma Taş Devri, ve cilalı taş devrinde  bizim avladığımız hayvanın derisini yüzmek için, mermerin sivri yerini kullanaraktan bıçak yerine kullanmıştık, ve ilk bıçağımız oydu, sivri bir mermer, seramik bıçak, yani mermer bıçak idi, Çok önce keşfetmiştik biz onu, ve bugün ise yeniden gündeme geldi, Onu keşfeden amca ölmemiş, tekrar canlandı, cilalı Taş devrine döndük, ve amcanın bir tanesi diyor ki  Kuran daki ayetlerin sebebi nüzülünü de bilmek lazım bir ayeti anlamak için diyor, Bunu bu örnekle kıyas yaparsak, Dün biz bıçağı ilk defa keşfettiğimiz zaman, biz sadece avladığımız hayvanın derisini yüzmek için keşfetmiştik biz onu, derisini yüzüp içini yemek için keşfetmiştik, ama bugün bıçağı demirden icat ettik, Daha sonra taşı geçtik, demirden icat ettik bıçağı, seramik değil, demir bıçaklar, bolluk vakti, ve daha sonra da iki buçağı bir birbirine birleştirdik makas yaptık, makas ile de bugün saçta kesiyoruz, kumaşta kesiyoruz, Hatta binaları yaptığımız betonların içine kattığımız Demir telleri bile o bıçaklarla kesiyoruz, ve daha ileri gittik, seramik bıçaklar yaptık, seramik keskiler yaptık, Yontma bıçakları dreh makinlerinde seramik ile yontuyoruz, en sert seramik  diyorlar demiri bile kesiyor diyor, Allah Allah hani biz şimdi bir bıçağı anlamak için, o gün ilk defa Nasıl ve ne için keşfedildi bakmamız lazımmıymış, yoksa bugünkü Demir kesen Bıçağı o sivri mermere bakıpta alayamayız, biz onu  dün avı yüzmek için kullandığımız bıçağın, bugünkü Demirkesen bıçağı anlamamıza faydası ne olur, sebebi nüzülü ile anlaşılacak bir şey değildir bir ayetin manası, ayetin manası zaten içinde gizlidir, O ayaten manası o ayette gizlidir, öbürkü de öbür künde gizlidir. dedik ya, başta gelecek Çorba ile, yemeğin sonunda gelecek tatlı ayrı şeyler kardeşim, makas sonradan icad olan bir şey, bugünkü halinin onun ilk haliyle hiç alakası yok. ona bakıp da onu anlayamayız. amma tarihi süreçtir atamayız o bilgiyide. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
اِنَّ اِبْرٰه۪يمَ كَانَ اُمَّةً قَانِتًا لِلّٰهِ حَن۪يفًاۜ وَلَمْ يَكُ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَۙ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnne ibrâhîme kâne ummeten kâniten lillâhi hanîfen velem yeku mine-lmuşrikîn<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
İbrahim tek başına bir toplumdu (ümmetti). Allah’a boyun eğerdi, hep doğruya yönelirdi ve müşriklerden Allah’ı ikinci sıraya koyanlardan da olmamıştı.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Nahl Suresi 120. Ayet</span><br />
<br />
<br />
Mehmet hocanın yorumu ile hakikat bir kişi ilede temsil edilebilir yukardaki ayette İbrahim bir milletti diye tarif ediyor. İbrahim tek başına bir millettir diyor, yani bir kimse bir millet olarak tam temsil edilebilir diyor, Evet şu anda da milletin başında Mehdi Aleyhisselam vardır, Mehdi ile bütün insanlık temsil Olabilir, çünkü camiye gidip, cuma namazında yada,vakit namazında, uydum imama dediğin zaman, Elhamdüyü bile okumana gerek yok, Yat kalk namaz kıldım oluyor, selam veriyorsun çıkıyorsun, Namaz kıldım, Nettim? cemaat ile namaz kıldım, imamı uyudun ama değil mi? eğer imama uyarsanız namazınız sahih olur, kendi başına kılarsanız,  o zaman okuyacaksın üfleyeceksin yorulcaksın, ama ima uydun bitti, o kadar. hakikatte bir kimse ile temsil edilebilir, ve şu anda Size bunları anlataraktan hakikatleri ve doğruları göstermeye çalışıyorum, ve bütün insanlık bizi dinlediği zaman, şimdi dedik ya, buna yorum getirmiştik,  tavus kuşu  çok  güzel bir kuş amma   işte tavus kuşunda bir özellik varmış ayağının ucunda siyah bir ben varmış da, Kendisinin o kadar güzel şatafatlı tüylerini Bakmazmış da, şu ayağımdaki  ben olmasaydı dermiş, ona üzülürmüş, kafası yerde gezermiş, kafası yere bakarmış, O ayağındaki lekeye bakarmış, şu hatamda olmasaydı diye üzülürmüş, işte bizim de bir hatamızı bakıp da bütün anlattığımız güzellikleri silecek insanlara ben ne diyeyim, tavus kuşu gibi sadece Ben'e bakıp da o kanatlardaki güzelliği görmeyene ee ben ne diyeyim, şimdi benim hatalarımı görüyor,  ama onlara verdiğim güzellikleri şu dünyadaki güzellikleri unutuyor, onları  bu mehdi vakti onun sayesinde, altın çağdaki kazandığı güzellikleri nimetleri unutuyorda, benim bir hatam ile yorum yapıyor, Onunla konuşuyor konuşmaya yüz buluyor, Ağzı olan konuşuyor, hakkı olan da konuşuyor, hakkı olmayan da konuşuyor, şu internetten kötü şeyler var diyerekten, iyiliklerini sileceğiz mi, o yüzden aynı Celal Bayar mıdır nedir, o ahmağın, yeni türk icadı Arabanın benzini bitti diyerekten, fabrikayı kapattığı gibi,  gibi bütün İnternet'i kapatalım mı? aynı vikipedia yi Türkiye ye  kapadan ahmak gibi, bir tane hata var diyerekten, halk ansiklopedisini Türkiye kapatan ahmak gibi, Biz de size İnternet'i kapatalım mı, Ya da mehdi'yi dünyadan silelim mi, onun yaptığı bir hatadan dolayı, bütün güzelliklerini silelim mi, hepsini yok mu sayalım, yoksa o zaman vikipedi'ye gibi kapanırsın o zaman bir daha ulaşamazsınız  ona diyorum, bak evime gelmiş kalem olmuş baş köşedeydi, işi bitti bitti çöpe gönderdim, çöpçü de ertesi gün çöp kamyonu gidiyordu, çöp kamyonu aldı götürdü, Yakarlar mı, söndürler mi Artık bilmiyorum, işe yararken çok güzeldi, seviyordum, işime yaramadı mı vurdum götüne tekmeyi attım gitti.<br />
<br />
Her şey böyle, Allah da işte böyle koymuş, yani yasası da bu zaten, işi bitenleri dünyadan terhis ediyor, görevden terhis ediyor, bizde görevimiz bitti mi terhis olacak olanlardan olabiliriz, amma velakin ölümsüzlük Keşfolurda, orada bize de  bunu ikramen verirlerse ne ala, yoksa ölümsüzlük keşfolur keşfolmaz öyle Ucuza olacak bir şey değil bunlar, bedavaya vermezler herkese ancak  zenginler önce alır, çok zaman sonra da bize de  kemiklerini Siz yiyin der gibi bizlere de belki verirler.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
اِنَّ الَّذ۪ينَ فَرَّقُوا د۪ينَهُمْ وَكَانُوا شِيَعًا لَسْتَ مِنْهُمْ ف۪ي شَيْءٍۜ اِنَّمَٓا اَمْرُهُمْ اِلَى اللّٰهِ ثُمَّ يُنَبِّئُهُمْ بِمَا كَانُوا يَفْعَلُونَ   مَنْ جَٓاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ عَشْرُ اَمْثَالِهَاۚ وَمَنْ جَٓاءَ بِالسَّيِّئَةِ فَلَا يُجْزٰٓى اِلَّا مِثْلَهَا وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ   قُلْ اِنَّن۪ي هَدٰين۪ي رَبّ۪ٓي اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍۚ د۪يناً قِيَماً مِلَّةَ اِبْرٰه۪يمَ حَن۪يفاًۚ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ  قُلْ اِنَّ صَلَات۪ي وَنُسُك۪ي وَمَحْيَايَ وَمَمَات۪ي لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ  لَا شَر۪يكَ لَهُۚ وَبِذٰلِكَ اُمِرْتُ وَاَنَا۬ اَوَّلُ الْمُسْلِم۪ينَ  <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnnellezıne ferreku dınehüm ve kanu şiyeal leste minhüm fı şey' innema emruhüm ilellahi sümme yünebbiühüm bima kanu yef'alun. Men cae bil haseneti fe lehu aşru emsaliha ve men cae bis seyyieti fe la yücza illa misleha ve hüm la yuzlemun. Kul innenı hedanı rabbı ila sıratım müstekıym dınen kıyemem millete ibrahıme hanıfa ve ma kane minel müşrikın. Kul inne salati ve nüsükı ve mahyaye ve mematı lillahi rabbil alemın. La şerıke leh ve bi zalike ümirtü ve ene evvelül müslimın.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Dinlerini bölük bölük edip her biri bir kişinin taraftarı olmuş olanlar var ya, sen hiçbir konuda onlardan olamazsın. Onların işi Allah’a kalmıştır. Daha sonra Allah, onların yaptıklarını kendilerine bildirecektir. Kim bir iyilikle gelirse ona, on katı verilir. Kim de kötülükle gelirse sadece bir katı ile cezalandırılır. Kimseye haksızlık yapılmaz. De ki “Rabbim bana doğru yolu gösterdi; sapasağlam dini, İbrahim’in dosdoğru dinini gösterdi. O, müşriklerden (Allah’ı ikinci sıraya koyanlardan) değildi. De ki “Benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm, varlıkların Rabbi olan Allah içindir. Eşi ortağı yoktur onun ve bana bu emredildi ve ben, ona teslim olanların ilkiyim(ve ben ilk müslümanlardanım).<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym EN'AM-159,160,161,162,163. ayet</span><br />
<br />
Evet, ben Dünyaya geldiğimde, Annem babam dedem bana bir isim vermiş, Müslüman ismi, Raşit Bir müslüman ismi, Evet İslami bir isim, yine Müslüman bir anne ikram etmiş, Evet o nu da beleşten kazandık, Müslüman bir baba, O nu da beleşten kazandık, müslüman  bir dede onu da beleşten kazandık, müslüman bir nine onu da beleşten kazandık, ve müslüman bir devlet vermiş, onu da beleşten kazandık, ve evlendik, Müslüman bir hatun verdi, onu da beleşten kazandık, ve helal olan, temiz olan, Müslümanın giyebileceği, yiyebileği, temiz gıdalar ve elbilseler de verdi, onlarla beslendik, ki o nuda beleşten diyemeyiz, anam babam çalıştı, Bizler şu anda çalıştık, Biz de kendi rızkımızı kendimiz kazandık, ama yine veren o, o temiz rızıkları veren Allah, her şeyi bize ikram eden Allah, Evet Müslüman olaraktan verdi, müslümanlik diye bir lakab ve ün verdi ünvan verdi birde, o ayeeteki gibi,. bunların hepsini geri isterken de, temiz ister geri değil mi? Sen birisine bir alet versen, mesela dese ki arkadaşın, matkabın var mı? bana bir matkabı ödünç versene, Ben bir işte, falan yerde falan işimi yapacağım, varsa verirsin değil mi? Ama  verdiğin gibi geri almak istersin, ama adam gitmiş götürmüş, matkabı bozmuş  gerigetirmiş, Sana da geri veriyor, bozuldu matkab demiyor bir de, hoşlanır mısın bundan? hoşlanmazsın değil mi? Allah da bize bu kadar temiz ve güzel şeyleri, Müslüman ve Müslümanlığı, Müslümana yakışan şeyleri verdikten sonra, geri istediği zaman, bunları kirletilmiş olaraktan aldığında, Yani onun Bunların karşılığı bu muydu deme hakkı yok mu? Evet Allah da, verdiği canı, tertemiz geri almak ister, ama Bizler beşeriz, ve şaşarız, İnsanoğlu işte Hata ve kusurları ve günahlarıyla, onu kirletip, eskitip, Ondan sonra kullanılmış ve eskitilmiş vaziyette geri iade ediyoruz, işte eğer ölümsüzlük keşfolursa, artık onu eskitmeyeceğiz, artık günahlarla yıpratmayacağız, artık Allah ıda hiç unutmayacağız, Allah'ın her zaman hatırlayıp bileceğiz, her şeyin hakimi olduğunu bileceğiz ki, bedenlerimiz de eskimeyecek, yaşlanmyacak, eskitipte geri vermeyeceğiz, püskütüp de geri vermeyeceğiz, temiz vaziyette tutacağız, bunun için ne lazım, temiz olmak lazım, Müslüman olmak lazım, gerçek Müslüman olmak lazım, Bence öyle Görünürde Müslüman değil, kalbiyle vicdanıyla her şey ile Müslüman olmak lazım, Müslümanlık ne öyle Yatıp kalkıp namaz kılmakta, ne de oruç tutup akşama kadar aç durmakta.  Müslümanlık insan Olmaktır, insan gerçek insan, vicdanı ile, Hakkı adaleti savunan, doğrunun yanında, İyi'nin yanında, Haklıyla birlikte olan, güzellik nerede orada  olan, güzel şeyler yiyip, güzel şeyler giyen, temiz ve berrak insan olan, kirli çamur gibi değil, o zaman ancak gençliğin sırrını keşfederiz, hem bu bedenleri eskitmeden, Rabbimize öyle eski püskü teslim etmeyiz, matkabı aldın sa, aldığın gibi yerine koy değil mi? aldığın gibi geri getir, kullanıp işin bitti, güzelce teslim et, ama işte ölümsüzlük keşfedilirse, artık eskitip teslim etmek diye de bir şey yok, Temiz kaldıkça, bizde kalacak zaten, temiz kaldıkça bizde kalacak bu bedenler inşallahu rahman, ve inşallah yakın zamanda bunun da sırrına  da erilir ki, O sayede temiz ve berrak kalması öğrenilir, insan olması öğrenilir, Yani asıl mesele budur. <br />
<br />
Benim de içimden geliyor, Güzel söz söyledim diyebiliyorum, düşünebiliyorum, sen de mesela diyorsundur ki : Ne güzel söyledi lan, haklı söyledi, ama, Allah Kuranı Kerim'de Fussilet suresi 33. ayette, Allah’a çağırandan daha, en güzel sözlü kim olabilir, Kim olabilir ki<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَمَنْ اَحْسَنُ قَوْلًا مِمَّنْ دَعَٓا اِلَى اللّٰهِ وَعَمِلَ صَالِحًا وَقَالَ اِنَّن۪ي مِنَ الْمُسْلِم۪ينَ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Vemen ahsenu kavlen mimmen de’â ilallâhi ve ’amile sâlihan vekâle innenî mine-lmuslimîn<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
İnsanları Allah yoluna çağıran, doğru dürüst işler işleyen ve ben müslümanlardanım diyenden daha iyi sözlü kim olabilir?<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym EN'AM-54 ayet</span><br />
<br />
Hakikatı söyleyen ben miyim, yoksa Allah mı? dedim ya demin, sana geldim öğrendiğin bilgiyi, inek oldum, sinek oldum, deli oldum,  veli oldum, at oldum kuş oldum, kuş oldum öğrettim dedi ya, benden çıkan Sözde, bazen benden değildir, eger hakikat ve dogru ise, hakikatın kendisi haktandır. Dedik ya yeni bir konu açtık, peygamberlerin faziletleri sebebiyle kazandıkları lakapları ünvanları diye bir konu açtım, Oradan şaya Aleyhisselam'ın lakabını femullah diyerekten biz lanse ettik.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Peygamberlerin Lakab ve Ünvanları</span><br />
<br />
Öncelikle bilinmelidir ki, bu Ünvanlar,  o peygamberlerin, mizac ve güzel ahlak, ve, Allah ile olan münasebetleri sebebiyle, insanlar tarafından onlara verilmiştir. Yoksa Allahu Teala Kuranda, Böyle ünvanlar ile onlara hitab etmemiştir. Kuran'da Allahu Teala nın, Hz. Musa a.s ile konuştuğu bildirilmekle birlikte, doğrudan Kelimullah "Kelimullah= Allah ile konuşan" deyimi  Kuran da kullanılmaz. Nitekim Hz. Muhammed (s.a.s) de Miraç sırasında Allah ile konuşmuştur, fakat ona Kelimullah demeyiz, Muhammed aleyhisselama Habibullah deriz, ve birde Rasulallah veya Rasulullah denir ki, ve bu kuranda Fetih suresinde, peygamberimize böyle bir hitap vardır. <br />
<br />
bazı peygamberlerin bazı hasssas durumlarına bakaraktan, şu lakab ve ünvanların, onlara  daha çok yakıştığına  karar kıldık. ve her peygambere iman (Kelime-i Tevhid cümlesi), o peygamerin durumu ile ve lakabi ile ve tevhid kelimesi  ile meydana geldiği için, bunları da şöyle sıraladık :<br />
<br />
La ilahe illallah, Cebrail Vahyullah (Vahyi getirip götüren melek olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Adem Safiyullah (Allahü teâlânın ihsanı ile seçilmiş  saf ilk ve temiz kimse olarak yaratılmış demektir)<br />
La ilahe illallah, Habil Meşyullah (ilk hayvancılık ve besicilik yapan çoban olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Kabil Mezruallah (ilk çiftcilik yapan Ziraatci olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Habil Mazlumullah (ilk zulme uğrayan olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Kabil Katilullah (ilk Katil olan insan olduğu için)<br />
La ilahe illallah, idris Terziyyullah (ilk Terzi olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Nuh Neciyyullah (Gemi ile bütün insan ve hayvan sounu kurtaran olduğu için Neciyullah yani kurtarıcı ünvanı alır )<br />
La ilahe illallah,ilyas Cennetullah(Cennte girip bir dah çıkmadığı için)<br />
La ilahe illallah, Hızır Hayyullah (Ölmeyen, hep diri kalan, ölümsüzlük suyundan içen adam olduğu için)<br />
La ilahe illallah,Salih Haggullah(Hayvanlardan olan Deve ninde, insanlar gibi, Allahin suyundan içmeye hakkı olduğunu savunduğu için)<br />
La ilahe illallah, Hud Mahfuzallah (Taş fırtınasından, Kendisi ve ahalisini, etraffına çizdiği bir daire bir çizgi ile, Allah ın onları  koruduğu  için, Satürn Meselesi)<br />
La ilahe illallah, Zülkarneyn Setrullah (Yecüc mecuc ile aramıza set veya sütre çeken olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Şaya Femullah (Allahu Teala, bir seferinde, insanlara onun  ağzından hitap ettiği  için)<br />
La ilahe illallah, Elyesa Nasrullah(Allah onu bir peygambere yardımcı olarak zanı nasrani olrak tayin etmiştir onun için)<br />
La ilahe illallah, Üzeyir Müheyminulllah (Allah onun ölüleri nasıl diriltiyorsun sorusuna karşılık onu Eşeğini öldürüp 300 sene sonra tekrar diriltmiş müheymin etmiştirde ondan dolayı)<br />
La ilahe illallah, Eyyub Marizallah ( Büyük bir bela olan hastalığa tutulduğu için)<br />
La ilahe illallah, Lokman Şifaullah veya Hekimullah (ilk Doktor, ve neyin, neye iyi geldiğini bilen, o olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Yunus Tevkifullah veya Tevfikullah<br />
(Allah ın Yunus peygamberi cezalandırıp, bir yunusun balığının  karnında hapsettiği için, yani tevkif ettiği için)<br />
La ilahe illallah, Yuşa Refikullah (Musaya  Hızır ile yolculuğunda ona refakat eden olduğu  için)<br />
La ilahe illallah, ibrahim halilullah (Allahü teâlânın dostu demektir)<br />
La ilahe illallah, ismail Zebhullah (ilk Kurbanlık olduğu için)<br />
La ilahe illallah, ishak Mucizallah (Kısır olan Sareye sonradan ibrahimin duasi sebebiyle, sonradan mucizevi melek tedavisi sebebiyle verildiği için)<br />
La ilahe illallah, Lut Mağdurallah yahut Hicretulllah (ülkesinden, ardına  bile bakmadan çıkarıldığı için)<br />
La ilahe illallah, Yakub Hasretullah (Yusufuna hasretinden katarakt olana kadar agladığı  için)<br />
La ilahe illallah, Yusuf Cemalullah veya Cemilallah veya Ruyetullah (Güzel yüzlü ve rüya yorumcusu olduğu  için)<br />
La ilahe illallah, Bünyamin Merhametullah (Yusufu öldürmeyelimde kuyuya atalım, belki biri gelir çıkarır da kurtulur dediği için)<br />
La ilahe illallah, Davud Yedullah (ilk defa elleriyle, demirin nasıl işlenip yararlı hale getirilceği ilmi, ona öğretildiği için, Demir elinde hamur olurdu diye rivayetler var)<br />
La ilahe illallah, Süleyman Malikullah veya Hakimullah (Dünyadaki, insanların, hayvanların, Cinlerin ve Şeytanların Hükümdari olduğu, ve verdiği hükümlerde de isabetli kararlar verdiği için)<br />
La ilahe illallah, Şuayb Raillah (Allah ın ona,  geçimlik olaraktan Çobanlık mesleğini verdiği için, Hz musanın denizi yardığı (Asa-ı Musa) Aasaa sıda onun çobanlık Aasa sıdır )<br />
La ilahe illallah, Harun Tercümanullah (Musanın dili pepe veya peltek olduğu için, onun dediklerini, firavuna ve başkalarına  tercüme eden olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Musa Kelimullah (Allahü teâlânın kendisi ile konuştuğu kimse olduğu için)<br />
La ilahe illallah, irmiya Mekrullah (Doğru olan bir hile ile imtihan olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Zekeriya ve Yahya Şehidullah (Zalimlerce hunharca kesilerekten Şehid edildikleri için)<br />
La ilahe illallah, Meryem iffetullah (Namuslu olmasına rağmen hamile kaldığı için, isaya rab ve tanrı denilir, Tanrı doğurabilcek kadar iffetli olan olduğu için Immaculata)  <br />
La ilahe illallah, isa Ruhullah (Allah O nu Kutsal ruhundan, yani O nu, babasız değıl amma, daha dünyaya gelmemiş bir ruh halindeki Babadan meydana getirdiği kimse olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Muhammed Rasulallah veya Habiballah (Allahın elçisi ve peygamberi ve sevdiği kimse olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Ebu Bekir Sadıgullah (Peygamerimize sadık bir dost olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Ömer Adlullah (Adaleti yerine getirmek için, kendi çocuğuna bile acımayan olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Osman Hayaullah (Çok Terbiyeli bir kimse, meleklerin bile ondan utandığı kimse olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Ali Esedullah (Korkusuz bir yiğit olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Hasan vel Hüseyin Reyhanullah (Peygamerimizin, onlar benim, cennetteki, iki reyhanım, iki kokum dediği için)<br />
La ilahe illallah, Fatma Ümmiyyullah ( O na biz müslümanlar, hep annemiz diye hitap ettiğimiz, ve hatta peygamerimizin bile, annecikveya "Baabasının Annesi" diye hitap ettiği için, Hani bizlerde meşhur olmuştur Sevince annem diye yavrumuza hitab ederiz)<br />
La ilahe illallah, Mehdi Hidayetullah (insanlara yolun doğrusunu gösteren olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Halid bin Velid  Seyfullah (müslümanada, kafirede, Allah ın yenilmeyen  kılıcı olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Talha bin Ubeydullah (Uhud savaşında Hz. Resûlullahı korumak uğrunda müşriklerden gelen oklara ellerini siper eden Hz. Talha iki elini kaybetmiş ve Peygamberimizde Ona Allahın iki eli veya kolu manasında Ubeydullah lakabını verdiği için)<br />
<br />
ve bunu zikirimize dahil edecegiz, ve zikrimizde bunu okuyan her kimse de, bir anda peygamberler tarihinide okumuş öğrenmiş olacak.<br />
<br />
 Allah'ın ağzı mı varki sen ona femullah dedin Allahın ağzı dedin, Allah ın insan ağzı gibi ağzı  olabilir mi? Allah'ın ağzımı varmış diyenlere<br />
bu lakab ve isimlerin verilmesine örnek olaraktan, <br />
<br />
Hazret-i Talhâ bin Ubeydullah, <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Talhâ ve Zübeyr, Cennette komşularımdır" hadîs-i şerifiyle medhedilen sahâbidir. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , xxx)</span><br />
<br />
Uhud savaşı<br />
Uhud'da; Eshâbı kirâm, Peygamberimizin etrâfında toplanmışlar, canlarını siper edip O'nu muhâfazaya çalışıyorlardı. Hazret-i Talhâ bin Ubeydullah da bunlar arasında olup, Resûlulahın yanından ayrılmamıştı. <br />
<br />
Müşriklerden çok keskin nişancı, attığını vuran Mâlik bin Zübeyr adlı bir okçu vardı. Bu müşrik Peygamber efendimize nişan alıp bir ok attı. Resûlullaha doğru gelen bu oka, başka hiç bir şekilde karşı koyamıyacağını anlayan Hazret-i Talhâ, elini açarak oka karşı tuttu. Ok elini parçaladı. <br />
<br />
Yiğitlerin efendisi Hazret-i Talhâ da bu arada kan kaybından sıcak toprağa düşüp bayıldı. Her yeri kılıç, mızrak ve ok darbeleriyle delik deşikti. Altmış altı büyük yarası sayılamayacak kadar da küçük yarası vardı. <br />
<br />
O sırada bir kaç sahâbi daha yetişti. Âlemlerin efendisi, Hazret-i Talhâ'nın yanına teşrîf ettiler. Yaralı mücâhid, sevincinden ağladı. Peygamber efendimiz, onun vücûdunu mesh ettikten sonra, ellerini açıp;<br />
- Allahım! Ona şifâ ver, kuvvet ihsân eyle! diye duâ buyurdular.<br />
<br />
Resûl-i ekrem efendimizin bir mu'cizesi olarak, Hazret-i Talhâ sapa sağlam ayağa kalktı ve tekrar düşmanla harbetmeye başladı. Sevgili Peygamberimiz onun için buyurdu ki;<br />
- Uhud günü, yer yüzünde sağımda Cebrâil'den, solumda Talhâ bin Ubeydullah'dan başka bana yakın bir kimsenin bulunmadığını gördüm. Yeryüzünde gezen Cennetlik bir kimseye bakmak isteyen, Talhâ bin Ubeydullah'a baksın!<br />
<br />
işte tam bu sırada peygamberimiz ona <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"UBEYDULLAH"</span> lakabını ünvanını verdi.<br />
<br />
Şağya veya Şa'ya aleyhiselama da, Allahu Teala, Son bir defa git ümmetinin ortasına dur, köy ortasına Dur, ben senin ağzından onlara vaaz edip İrşad edeceğim onları demiş, Ve Allah onun ağzından insanlara konuşmuş, ve o haldeyken bile insanlar, iman etmemişler, Kuranı Kerim'de ayet var Peygamberimize,<br />
<br />
"Sen ne kadar hırslanırsan hırslan, iman etmeyecek olanlar, yinede iman etmeyecektir, yahutta onlardan çoğu iman etmeyecektir." diyerekten<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
لِتُنْذِرَ قَوْمًا مَٓا اُنْذِرَ اٰبَٓاؤُ۬هُمْ فَهُمْ غَافِلُونَ  لَقَدْ حَقَّ الْقَوْلُ عَلٰٓى اَكْثَرِهِمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Li tünzira kavmem ma ünzira abaühüm fehüm ğafilun. Le kad hakkal kavlü ala ekserihim fehüm la yü'minun.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Bu kitap, Ataları uyarılmamış, bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalmış bir toplumu uyarman için indirilmiştir. Andolsun ki onların çoğu üzerinde bu söz(Gafiller Sözü) hak olmuştur. Onları uyarsanda uyarmasanda aynı, Onlar artık iman etmezler.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Yâsîn Suresi 6. 7. Ayet</span><br />
<br />
yani işte orada şa'ya Aleyhisselam'ın ağzından Allah konuşulmasına rağmen, insanlar imana gelmediler, Hatta şağya Aleyhisselam'ı kesmek için arkasından koştular, ve yetişemediler, bir Söğüt Dalı diyor içine açtı gir benim İçime dedi, fakat Aceleden cübbesinin birazı dışarıda kalmış,  orada bir bakmışlar ki cübbe kısılmış, onun cübbesi ve orada, o söğütün içindeyken O nu Kıtır kıtır kesmişler. Allahu Teala demiş, GIG dahi demeyeceksin demiş onlar keserken, Çünkü Allah onun içinde olan, ağzında, onun ağzından konuştu, Allah kaçar mı, Allah kaçar mı hiç bir insanoğlundan, Allah'ın kaçmaya mı ihtiyacı var, içine girdi de çıkamadımı içinden, Ama imtihan bu, imtihan dünyası, insanoğlu böyle kapalı ahmak, beyinsiz, işte güzellikten yana değil de, çirkinliği daha çok tercih ediyor. dedi ki işte, Onların bir kısmı  da bu zamanda mehdi ve cemaati, ve Ahir zamanda ortaya çıkacak olan şa'ya Aleyhisselam'ın ümmeti, ona inananlar ve inanmayanlar olarak ortaya çıkacaklar, işte onu kesenler ve kesmeyenler, isa zamanindada ortaya  çıktılar isa yı kesenler kesmeyenler, ondan yana olanlar. ne demektir  bu bugün, taşlayanlar Mehdiyi söz ile twet ile vaaz ile taşlama, yani onu kabul edenler, hatasıyla  ve kabul edemeyenler, hazmedemeyenler.<br />
<br />
Yine ilginizi cezbedecek, hem komik, hem ilginç, Hem de acayip bir şey anlatacağım size, bir cümle söyleyeceğim, kendi içinde her şeysi var.  cümlemiz şu:<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"yemek yemek"</span><br />
<br />
yemek yemeyi kendisiyle nasıl tarif edeceğiz, yemeği yemek ile tarif etmişiz, Türkçe bu, Türkçe böyle bir şey, Yemek yemekle tarif edilir mi? yemek yemek demişiz, yemeği yemekle tarif etmişiz, ama almak almakla tarif olmuyor, kesmek kesmekle tarif olmuyor, ama Yemek yemekle tarif oluyor, yemek yemek demişiz, Biz Türk'üz, acayip değil mi, acayip bir milletiz değil mi, yabancılar Siz Anladınız mı, Biz acayip bir milletiz, yemeği yemekle tarifeden ilk milletiz, Biz insanlarda yemek yiyoruz, at da yemek arpa yada ot yiyip de yemek yiyor, Hatta bir Ağaçta bir şeyler yiyor, su içiyor, besinini alıyor, Ama biz yemeği yemek yemek diyerekten, yemeği yemekle tarif etmişiz, Ne garip değil mi, açılımını da siz bulun. Hani bir ayet kendisi ile tarif edilebilir mi? ayeti bir ayet kendisine anlatabilirmi? "Elif, Lam, Mim" i anlatacak şey nedir? Elif Lam Mim den başka ne var, Elif Lam Mim mi anlatacak, Elif Lam mim'in, Elif Lam Mim den başka anlatacak nesi var, nerede bir açıklama var, yemeği yemekle açıklamak zorundayız, evet yemeği yemekle açıklamak zorundayız, Elif Lam Mim ide,  Elif Lam Mim ile açıklamak zorundayız.<br />
<br />
<br />
İnterneti internetle tarif edebilir miyiz, Evet edebiliriz, nasıl tarif edebiliriz, interneti internet kullanan birisi tarif edebilir, Yani internetin içine girdiğin zaman, internet nedir anlarsın, ve Bu bilgiye Kuranı Kerim'de Allahu Teala "Hakkalyakin bilgisi" diye bildiriyor,  hakkalyakin içine girdiğin zaman, onun içine girdiğin zaman diye tarif ediyor <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
ثُمَّ لَتُسْأَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعِيمِ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Summe le tus’elunne yevmeizin anin naîm.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Sonrada o gün nimetlerin içine dalarlar, yahuta ceghennemin dibine dalarlar, ateşe dalarlar.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym TEKÂSUR Suresi 8. ayet</span><br />
<br />
<br />
<br />
 ve zaman altın çağ, ve Elif Lam Mim Zamanı geldiği zaman da, o zamanın içine girdiğimizde, Elif Lam Mim nedir anlayıvereceğiz zaten, internet, internetle tarif edilirken, nasıl içine girip interneti kullandığın zaman interneti tarif edebilirsen, elektrik,  elektriği kullandığın zaman faydalandığın zaman, daha güzel elektriği tarif edebilirsen, hakkal yakin, hakkal yakin işte, içine girmek, dahil olmak, Ankara'yı, Ankara'ya giden birisi daha güzel tarif eder değil mi? o yüzden interneti de internet kullanan, ve Elif Lam Mim ide, Elif Lam mim'in içine giren birisi tarif edebilir. <br />
<br />
Rabbim, bu çağımızı Öyle berekatleriyle donatsın ki, sonunda, hurufu mukatalarda nedir? Onu da bilecek bir zamana, bizi ve askerimizi ulaştırsın inşallah, hakkal yakin bilmeyi bizlere İkram eylesin, Allah'ım Gel bize, Elif Lam Mim nedir, İster taş ol, ister kuş ol, ister at ol, ister insan ol, ister Başbakan ol, ister cumhurbaşkanı Ol, Gel bize anlat, nedir bu Elif Lam Mim, yıllardır bilemedik, nedir bu Elif'le Lam mim, bizde bilelim, Allah'ım öğret bize, Ey Mürşid Allah, ey Raşid Allah, ey İrşaad eden, öğretmen bildiren Allah, öğret bize.<br />
<br />
Müslümanlık öyle günde 5 vakit namaz ile, 5'er dakikadan, 5 kere 5 = 25 Dakikasını Allah ayırmak ise, onu da zaten, şeytanın delik deşik ettiği 5 dakikalar. Ben namaza durmuşumdur, ama hiçbir zaman namazın içinde duramadım kalamadım, namazdan aklen beynen tefekkür ile çıkmışımdır, Çünkü namazın içinde namazdan çıkıyoruz, etin derdi, budun derdi, çarşının derdi, pazarın derdi,karının derdi , parannın derdi  derken, namazdan hep çıkmışımdır zaten, namazın içindeyken namazdan hep çıkmışımdır, duramamışımdır namazın içinde, eğer ki bu ise insanın Allah'a Müslümanlığı, günde 5 dakikadan 5 kere 5 etti 25, Hatta 2 dakikaya 1 dakikaya düşürdüğümüz namazlar ise, Allah'ımıza ayırdığımız zaman,Allahın bize ayırdığı 24 saatlerin yanında, bizim O na ayırdığımız zaman 5 yada iki dakiklar ise, buysa Müslümanlık, bununla Müslümanlık falan olamaz, Allah'ı hiç unutmayan, her baktığında,gördüğü her şeyde Allah'ı hatırlayan, Allah'ı düşünen, bunda Allah ne diyor diye düşünenlerle, o iki dakika namaz kildim sananlar ayni mi? Allah demek kalbinden, Dilinden hiç durmadan, Allah Allah demek de değil, onlar sadece saatin zembeleğini kurmak gibi  sadece, o 5 dakikalar, saatin zembereğinin kurmak gibi, Yoksa Allah aklından hiç çıkmayan la, sadece günde 5'er dakikasında yada, ikişer Dakikasını Allah için ayıran aynı mı? Aynı mı Sizce? bu mu Müslümanlık? delik deşik olmuş 5 dakika, var mı öyle müslümanlik. Allah aşkına bazen anmazlardfa bile kılıyoruz amma dilimiz allah diyor amma aklımıza hiç Allah gelmemiş, içinde Allah hiç gelmiş namazlar  kılıyoruz bazen ve sadece Selam verip çıkıyorsun namazdan, ne Muhammed'i hatırladık, ne Allah'ı, Sübhaneke Elham diye okuduklarımız var ama, ne Allah hatırladık ne peygamberi, Bende de aynı şey, o 5 dakikaların benim  öyle Allah ile oluyor olsaydı, Namaz ile,  Ben zengin olurdum, yoksa Namaza giriyorum namazdan çıktığım bir oluyor zaten, girdiğimle  aklımın uçup namazdan çıktığı bir oluyor, kafa başka yerlerde. kimin namazı doğruymuş öyle, aklimda Allah tutsam bile zaten, Allah sana bir ömür versin sen 5 dakika, 5 dakikaya ayırabildin, ya neyapalim,  çok çok büyük iş yaptın, yani günde her vakit 5 dakika Allah'a yer verince, 25 dakika ile çok büyük marifet mi yaptın yani, Halbuki Allah baktığında da Allah, oturduğunda Allah, kalktığında  da Allah demek, değilki dilinden  Sübhanallah Elhamdülillah demek değil, yani Allah onda ne Hikmet ne Murat etmiş, onun farkına varabilmek, bir iyilik yapacaksan, gerektiginde o iyiliği yapabilmek kızman gerektiği zamanda kızmandır, kızabilmek, yardım gerektiği zaman, yardım edebilmek, bir şey bilmem gerekirse, bilebilmek, öğrenmen gerektiğinde, oturup öğrenebilmek, Yoksa bu 5 dakikalarınla, Müslüman filan olunmaz, oruçta böyle, 30 gün oruç tuttum Ne oldu, Ne oldu, oruç tuttuğunda, Dilini Mi Tuttun, Neyi tuttun, gözünü mü sakındın, gözünü sakınmak nedir zaten, gözünü sakın, hepsi Allah'ın değil mi, Hepsi Allah diyen, hepsi Allah ise la mevcuda illa hu, Allah'tan gayrı bir şey yoksa, baktığını da Allah, tuttuğun da Allah zaten, Allah bizi çıplak yaratmadımı, çıplaklık niye günah olsun, Adem ile Havva cennetten indiklerinde  elbiseleri üzerlerinden düştü deniyor, elbise yapacak neyi vardı Adem'in, ne yaptı da üstüne örttü, Ondan sonra yaprak üstünde durur mu, kimden sakıncak zaten, kim bakıyordu, kimden sakıncak, Dinozorlardan mı sakıncak, üstündeki çıplaklık Kime ayıp, Kime? ayıp ne, Hani burada çıplak olun, hepimiz çıplak eşekler gibi çatışırken üstümüze kıyamet kopsun demek değil bu, ama dini anlayış,  dini nasıl anladık Biz şimdiye kadar, şimdiye kadar biz din ile ne anladık, çıplaklığı Ne anladık, iyilik ne,  Ayıp ne, ayıp mı, yasak mi, haram mı, içki içme, cumartesi gün çalışma, domuzu yeme, zina etme, bunlardan Ne anladık, yaptırım uygulamak, bir devletin ve yetkili kurumların koydugu yasalarla olur, yasalarla yaptırım yapar ya, o yaptırima uymayana ceza Keser ki, o yaptırım hukuk olsun herkes işlesin o yaptırımi herkes yapsın. Allah'ın yaptırımları da, helaller ve haramlar, farzlar ve sünnetler şeklinde, sünnetleri peygambere koymuş zaten, kırmızıda geçmek yasak, tamam mı, onu anlatmıştık, ardından tırın freni bu kopmuş geliyorsa, kırmızıda geçebilirsen geç, kurtar kendini, yoksa tır ezecek, altına alacak seni. haramdan kasıt nedir, helalden kasıt nedir, namazdan kasıt nedir, insanlık öyle 5 dakikalarını Allah a ayırmak ile insan olunmaz, Müslüman olunmaz, delik deşik 5 dakikalar, kimin namazı delik deşik değil, bana birini göster çıkar, öyle sağlam namazı delik deşik değil olan. Kimmiş o, namazda Allah'ı düşündün, iyide Allah'ı  görmedik, neyini düşünceksiniz, Allah'ı görmüyoruz ki, neyini düşüneceğiz, yüzünü düşünelim, yüzünü görmedik ki, sesini düşünelim, sesini duymadık ki, elini Hatırlasan elini görmedik ki, gözünü hatırlayalım desek, gözünü görmedik, neyini hatırlayacağız da, namazda Allah ile birlikte olacağız, Allah ne o zaman, Allah kim, ne, gözmü, el mi, Dil mi, kulak mı, ses mi, ki namaza giriyoruz, girdiğimiz le birlikte namazdan çıkıyoruz, kafa başka yerlerde, Yani bunlar mı bizi Müslüman edecek, iyi insan edecek, dünyada Müslümanız, Halim  selim insan, elinden kolundan başkasına zarar gelmeyen insan, Yani bu 5 dakikalar mı yapacak bizi Salim kimse, Müslüman kimse, başkasına zarar vermeyen,  başkasının hukukuna girmeyen, hırsızlık etme ki başkasının malına el koyma, dedik işte hakkullah ünvani kime verilmiş, biz verdik  de, O ismi biz verdik, söyledik, bize göre güzel dedik, Salih Aleyhisselam'a bu isim çok güzel yakışıyor, Çünkü Devenin bile su içmeye Hakkı olduğunu savunan insan, yani hayvanların hakkını savunan adam. deve bir hayvan, hayvan ama, o sudan Devenin de içmeye hakkı var diyerekten iddia eden bir adam, bu o devirde, yani o cahillerin devrinde, bu deveninde hakkı var diyen, ya  bu deve de haftanın 1 günü su içecek demiş, Bunu biz dinde, peygamberler tarihinde, bir dini olan, Salih peygamber oldugunu biliyoruz. Halbuki yaptığı bütün iş, hayvanlarında hakkı olduğunu savunmak, hayvanlar hakkını daha yeni öğreniyoruz, köpeğe tekme atan Bizim milletimiz, daha Salih Aleyhisselam'ın vaktini geçememiş, daha Salih liğe bile erememiş. lan köpeğe tekme atıyor, kediyi  öldürüyor, köpeğin evde yeri ve hakkı yok, kapının dışına koyuyor, Vay Muhammed demiş, köpek evde olmazmış<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Köpek, resim ve heykel bulunan eve melek girmez.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhârî, Bed-il Halk: 27; Müslim, Libas: 17)</span><br />
<br />
<br />
Halbuki <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Yürümekte olan susamış bir adam, yol üstünde gördüğü bir kuyuya inip su içti. Çıktığında susuzluktan soluyan, toprak yiyen bir köpek gördü. 'Bana ulaşan susuzluk buna da ulaşmış' deyip kuyuya indi. Pabucunu çıkanp su doldurdu, ağzıyla da tutarak çıktı ve köpeği suladı. Allah ona teşekkür edip onu bağışladı. 'Ey Allah'ın Elçisi, bu hayvanlara iyiliğimizden ötürü bize sevap verilir mi?' diye sordular. 'Her ıslak ciğer sahibine yapılan iyilikten ötürü sevap vardır' buyurdu"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Müslim, Selâm: b. 41, hd. 153)</span><br />
<br />
daha Salih'i geçememiş insanlık, Salih'i Salih'i, ki Muhammed'e gelsin, Muhammed de, köpek eve girmez demiş olsun, yani hakkullah, hakkullah ne? Devenin de hakkı var demek, bu sadece deve ile sınırlı değil, hayvanlarında hakkı var senin hakkın olanlarda, hayvanlarında hakkı var demek. onların hakkını savunan adam, hayvan hakları kanunu çıkaran adam, Bugün daha yeni öğrendi bunları insanlık. Allah'ın  kaç  bin sene önce gönderdiği hayvan hakları yasasını, daha dün  öğrenebildik, hayvanların sevildiğini de mehdi sayesinde  o na baka baka  özendik de öğrendik. Halbuki Allah bunu bize, taaaa Salih Aleyhisselam döneminden beri bize anlattı, bize gönderdi, dedi bu  din dedi, din değil miymiş hayvanlara Saygılı olmak, Salihin dini din değilmiymiş, Allah Allah ya, bu gavur adeti lan, Biz gavur adeti diye biliyoruz, köpekleri onlar eve alıyorlar,  Allah'ın dini imiş  haaaa., inanamadin degilmi haala, hayvanlara Saygı Var mıymış, bunu bile bilemedi insanlar, bilemedide 15 dakikalık namaz ilemi bunlari bilebilcek gayri, bu delik deşik 5 dakika lar mı, bildircek,......<br />
<br />
Zamanımızın alimleri hemen itiraz edeceklerdir, peygamberimizin, köpek giren eve melek girmez hadisini İnkar etti, yalanladı diye. Hani eshab-ı Kehf kıssası anlatılırken, alimler anlatır ki, eshab-ı Kehf'in köpekleri Kıtmir, onları terk edip, onlardan ayrılmadı, ve mağaranın kapısında Kur'an'da geçtiği gibi beklediği için, o da cennete girecek diye anlatılır, rivayet edilir. Peki bunu bu hadisle kıyas ettiğimizde, Cennet temiz ve temiz olanların yeri değil mi, peki Cennete giren bir köpek var iken, senin ev Cennetten daha mı temiz, daha mı Pak  ki? senin eve köpek girmesin. Tamam hayvanların Hakkı da var dedik diye onları da tepemize çıkarmadık, Hak hukuk Her şey yerine göre.  ve şu sıralar bizim bahçedeki Karıncalar Mutfağa yol bulmuş, mutfağı taşınıyorlar, dün öğlenden kalan makarna yemeği vardı, Karnım acıktı, atıştırayım diye makarna tenceresine vardım, karıncanın bir tanesi içine girmiş, hem de kapak kapalıyken, o pis ayaklarıyla, her yerde dolaşıp geldiği ayaklarıyla, makarnanın içinde dolaşıp durur. Bu da onun hakkımı, incitmeyecek miyim ben o karıncayı, bir tencere makarnayı mundar etti,  Çünkü o minicik ayakları da olsa, yerlerde, mikrop olan yerlerde dolaşıp geliyor, ve onunla makarnanın içine girince, benim vücuduma, o taşıdığı Mikroplar da girmiş olacak, bu onun hakkı değil, Allah onlara kırntı lokmaları rızık olarak vermiş,  O bundan ileriye giderse, hakkını hukukunu aşmış olur. ama ben bir zamanlar vaazlarımın birisinde Demiştim ki, ben Pencerenin önüne ekmek kırıntıları döküyorum, ve Allah kuşlara ilham ediyor, Kuşlar gelip benim  pencerenin önündeki ekmek kırıntılarını alıp yiyorlar, ve bunu Facebook'tan attığımda, şiirci Ceyhun almış kabul edip iman etmiş ki, o zaman o da penceresinin Önüne Ekmek parçaları koymuş, Allahu Teala onun ekmek parçalarını da, oradaki bir martıya ilham edip, git senin rızkın Orada demiş, ve Bir Martı gelip yemeye başlamış, Ve bunu Ceyhun Facebook hesabından resimli paylaşıyordu, yazıyordu, ismini de o martının enayi koymuş, enayi geldi, beleş aldı gitti, yedi gitti falan diyordu, öldü mü artık, hala yaşıyor mu, hala muhabbetleri devam ediyor mu bilmiyorum, ama yani bizden öğrendiği bir hikmet ile, O da böyle bir sevaba girmişti, işte artık biz kendi lokmaları mızdan da hayvanlara veriyoruz zaten, Ama Allah'ın ayırdığı bir Hak hukuk var, Evet hakları var artık, ama onlarda cennette, vaktimiz Cennet vakti olduğu için, onlar da iyisini hak ediyorlar artık.<br />
 ve Peygamberimiz neden köpek giren eve melek girmez demiş olsun, Evet hadis doğru, inkar etmiyorum, Ama, sebebi ne?  Çünkü Muhammed zamanı senin benim gibi halıfleksi yok Evinde, yerde hurma lifinden yapılmış Hasır var, haliflex olsa bile aynı, yani köpek sokaklarda, mikroplu veya temiz yerlerde dolaşıyor, ve ayakları çıplak ayak dolaşıyor, sen gibi ben gibi, Muhammed'in İpek seccadesi de yok, namaza durduğu zaman, yere seccadesini yazsın da, ağzı burnu mikrop kapmasın, yok ki,seccadesi, Vakit girdi  hasırın  üstünde namaza durdu.<br />
Ve eğer dışarıda mikroplu yerlerde dolaşan bir köpek gelip onun secde edeceği yere basar ise, ne olur, tabii ki Muhammed mikropları da biliyor, hasta olur, hastalık kapar, bu kendisi için de böyle, Ashabı içinde böyle, ve onları da aynı şeyi tavsiye edecek ki, mikrop kapmasın lar, değil mi? mesele bundan ibaret, yoksa bugün benim burada, Avusturya'da, bir komşum var, kış vakti gördüm, Hani kışın dışarılar ıslak ve yağmur çamurlu oluyor ya, işte köpeği var,  tazı cinsi bir köpek, onu gezdirip geliyor, evinin kapısının önü, benim Pencereden gözüküyor, Ve evine girmeden önce, paspas koymuş, köpek paspasa ayaklarını siliyor, öyle giriyor eve. akıllı köpek, öğrenmiş,  hayvanların hepsi Akıllı, deli değiller, anlayabiliyor lar, onlarla konuştuğun zaman, iletişime girebiliyorlar, ve demek istediğini anlıyorlar, nasıl öğretmiş ki bu kadın ona, ayaklarını silmesini, demek ki öğrenebiliyorlar. artık cennetteki köpekler öyle pis köpekler değil diyebiliriz, çünkü onları şampuanla yıkıyoruz, ama sokaklarda yine geziyorlar, aynı şey, yine üzerlerinde de bir bakteri cinsi olduğu, bize zarar verebilecek bir bakteri cinsi olduğu söyleniyor, Yani bir kurtçuk, ve o senin Namaz kıldğıın yerlere yatıp oturdu mu, senin burnundan ağzından İçeri girebilir, ve seni hasta edebilir, O yüzden Muhammed bunu demiş olabilir, fakat bugün Bizler seccade sahipleniriyiz, halı sahipleri, süpürge sahipleriyiz, evlerimiz temizleniyor, ve namaz kıldığımız zaman, namaz kılacağımız yere, ekstradan temiz bir seccade yazıp da, onun üzerinde namaz kılıyoruz, öyle hemen halının neresimüsait, oraya durup namaz kılmıyoruz, O yüzden, o tehlike şu anda biraz azaltılmış vaziyette, ve cennette, vaktimiz de, işte köpeklerde evlerde, Hatta yataklarına bile alanlar var, çünkü yıkamış sabunla şampuanla, tertemiz yapmış, öpüyor seviyor, kucağına alıyor, ha bu köpek olsun, ha maymun olsun, diğer başka bir hayvan olsun, Aynı şey, ve Salih Aleyhisselam işte, hayvanlarında Bizler gibi Hakkı olduğunu, hukuku olduğunu savunan peygamber, ve dini de onun, hayvan hakları savunucusu dini, Bu din miymiş, Evet bu da Allah'ın dinlerinden bir din, senin din Algın ne kardeşim, işte böyle bir şey insanlığın İmar ve memur olması, yeryüzünü imar edip, ve içinde gezen memur olması için, Allah'ın gönderdiği ve öğrettiği bilgiler zincirine Biz Din diyoruz, yoksa Beş vakit namaz, bir ay oruc, Bunlar dinin sadece değişik versiyondaki anlatımları. biz onların ne olduğunu daha hala anlamamışiz. Ama her şeyin aşırısı na gidildiğinde ifrat ve tefrit oluyor işte hayvan haklarında da ifrada kaçılırsa, O zaman işte hani Ataların sözü vardır, <br />
<br />
"yüz verdik ayıya, geldi sıçtı halıya..." <br />
<br />
<br />
diye yani ifrata kaçmadan, aşırı gitmeden, onları sevmek, onlara ve hakkına hukukuna riayet edip, onların da dünyadaki zincirlerden bir zincir olduklarını bilip, onlara hayatlarını devam ettirmeleri, ve soylarını devam ettirmeleri hususunda, yardımcı olmak, hem sevap, hem de Din, Allah'ın dini, yani bize öğretisi demek, Onunla da sen cennetlere erebilirsin, zaten vaktimiz Cennet, bundan daha iyi cennetlere erebilirsin. <br />
bak o zamanalar köpeklere  kedilere, nereye kaka edeceği, belki öğretilmediydi, buda sebelerinden olabilir o hadisin, bu gün kedilere  kum döküyorsun bir kaba, o kedi ortaya etmiyor, öğreniyor, gidip o kuma ediyor kakasını.. velhasıl kelam.<br />
<br />
<br />
Hayvanlar manyak değil, öğrenebiliyorlar, hepsinin aklı var Allah'a şükür..<br />
<br />
<br />
İbrahim Aleyhisselam demiş ki Kuranı Kerim'de buyrulan:<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
رَبَّنَا وَابْعَثْ فِيهِمْ رَسُولاً مِّنْهُمْ يَتْلُو عَلَيْهِمْ آيَاتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُزَكِّيهِمْ إِنَّكَ أَنتَ العَزِيزُ الحَكِيمُ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Rabbenâ veb’as fîhim resûlen minhum yetlû aleyhim âyâtike ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmete ve yuzekkîhim inneke entel azîzul hakîm<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Rabbimiz, onların arasından kendilerinden, onlara Senin âyetlerini tilâvet edecek (okuyup açıklayacak), onlara Kitap’ı (Kuranı Kerim’i) ve hikmeti öğretecek ve onların (nefsini) tezkiye (ve tasfiye) edecek bir resûl beas et (yeniden dirilt hayata getir beas öldükten sonra dirilmek ementüden hatirlayin). Muhakkak ki Sen, Sen, Azîz’sin, Hakîm’sin.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym BAKARA-129 ayet</span><br />
<br />
benim soyumdan öyle birini tekrar diriltip gönder ki, insanları Zeki kılsın demiş, ve Evet onun soyundan Mehdi, işte dünyaya geldi, insanları o kadar zeki ve akıllı kılacak, ve insanların aklını uyandıracak ki, ve Mehdi İsa'dan, İsa Mehdi den, ve doğan çocuk konuşacak kadar akıllı olacak, aynen Hz isa gibi, ve isa Efendimiz Mehdi'nin çocuğu olduğu zaman, işte doğar doğmaz, Ben peygamberin diyecek kadar akıllı bir kimse, ve konuşabilecek kadar akıllı bir kimse, ermiş kimse, Yani o kadar sizi uyandıracak ki, doğan çocuklar konuşabilecek, artık şu anda yeni Çocuklar cep telefonu kullanabiliyor, o kadar akıllı, ufak çocuk, 3 yaşındaki çocuk,  cep telefonu kullanmasını biliyor, Şu anda televizyonda gördüm, maymunlar bile, Instagram'ı kullanıyormuş, işte mehdi sizi uyandırıp öyle hale getirecek ki, artık doğan çocuk konuşacak hale gelecek,  Allah kitap demeye başlayacak, ve bunlardan 2 tane örnek var, Birisi Muhammed Aleyhisselam, doğunca ümmeti ümmeti demiş, birisi de Hz isa, ben Allah'ın peygamberiyin demiş. burada peygamberden de daha mi üstün olduğunu iddia ediyor, Bu adam sapıtmış diyecekler, ama dedi ki, o t.. öyle bir t.. ki, o t.. olmazsa, Muhammed de gelmez, İsa da gelmez, isa gelmezse Muhammed de gelmez, öyle olunca, sondan gelip de, ruh halinde iken gelip de, insan merymeden, bir çocuk doğurtan Ruh dedik, ve orada yazdık, bunu İsa efendimizin, neden ruhullah olduğunu da, o peygamberlerin ünvalarında, kısaca değindik, mesele budur yani, çünkü isa efendimizin ruhullah olması, Allah'ın ruhundan üfürmesi ile manasında değildir, oradaki mana, daha insan olmamış, yani gelecekteki bir insanın, yani Mehdi'nin o güne göre gelecekteki bir insan,  Mehdi  gelecekteki Mehdi'nin, daha ruh halinde iken,  insan bedenine girmemiş halinde, ruh halindeyken, getirip de Meryem'e çocuk bahşetmesi, O yüzden de ruhtan doğan çocuk olmuş, isa Efendimiz, aynı şey, yine Muhammed Aleyhiselamın da aynı bu şekilde gelmesi, bu şekilde, bu halde gelmesi, yani o yüzden ruhullah, ruhtan doğan çocuk. <br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 1 Mayıs 2019 Çarşamba<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fatiha yani Hz Mehdi istikamet sahipleri için, doğru yolu gösterici bir rehber ve Allahın hidayetidir</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 1 Mayıs 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
الم الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Elif, lâm, mim. Zâlikel kitâbu lâ reybe fîh, huden lil muttekîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
 İşte bu Kitap ki, Fatiha kitabı, yani Hz Mehdi, O’nda hiçbir şüphe yoktur. Takva sahipleri için istikamet sahipleri için, doğru yolu gösterici bir rehber ve Allahın hidayetidir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi1 ve 2. ayet</span><br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
Ebu Saîd İbnu’l-Muallâ (radıyallahu anh) anlatıyor: “Ben Mescid-i Nebevî’de namaz kılıyordum. Resûlullah Aleyhissalatu Vesselâm beni çağırdı. Fakat namazda olduğum için mübarek çağrısına derhal cevap veremedim. Namazdan sonra yanına vararak:<br />
<br />
“Ey Allah’ın Resûlü, namaz kılıyordum. Bu sebeple cevap veremedim” diye özür beyan ettim. Bana:<br />
<br />
“Allah, Kitab’ında: ‘Ey iman edenler, Allah ve Resûlü sizi çağırdıkları zaman hemen cevap verin’ buyurmuyor mu?”1 buyurdu ve arkasından ilave etti:<br />
<br />
“Sen mescidden çıkmazdan önce, sana Kur’ân-ı Kerim’in en büyük sûresini öğreteyim mi?” buyurdu ve elimden tuttu. Mescidden çıkacağı sırada ben:<br />
<br />
“Ya Resulallah! Bana en büyük sûreyi öğretecektiniz” dedim. Resûlullah (asm) bana:<br />
<br />
“O sure ‘Elhamdü lillâhi Rabbi’l-âlemin’dir ki, bu, "Sebu'l-Mesânî" namazlarda tekrar tekrar okunan yedi âyetten ibarettir” buyurdu<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif ,Buhârî, Tefsir 1; Nesâî, İftitâh 26; Ebû Dâvud, Vitr 15.)</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) bildiriyor ki,<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Nefsimi kudret elinde tutan Zât-ı Zü’l-Celâl’e yemin ederim ki, Allah, Fâtiha’nın bir mislini ne Tevrat’ta, ne İncil’de, ne Zebur’da, ne de Furkân’da indirmemiştir”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Kütüb-ü Sitte, 2/438)</span><br />
<br />
İbnu Abbâs radıyallahu anhü anlatıyor: <br />
<br />
“Hz. Peygamber Aleyhissalâtu Vesselâm yanında Cebrail Aleyhisselâm bulunduğu bir sırada, yukarıda kapı sesine benzer bir ses işitti. Başını göğe doğru kaldırdı. Cebrail (aleyhisselâm) dedi ki:<br />
<br />
“İşte gökten bir kapı açıldı, bugüne kadar böyle bir kapı asla açılmamıştı.”<br />
<br />
Derken oradan bir melek indi. Cebrail (aleyhisselâm) tekrar konuştu:<br />
<br />
“İşte arza bir melek indi, şimdiye kadar bu melek hiç inmemişti.”<br />
<br />
Melek selâm verdi ve Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtu Vesselâm’a dedi ki:<br />
<br />
“Ya Resulallah! Sana verilen iki nuru müjdeliyorum. Bunlar, senden önce başka hiçbir peygambere verilmemişlerdi: Onların biri Fatiha Sûresi, diğeri de Bakara Sûresi’nin son kısmı. Onlardan okuduğun her harfe mukabil sana mutlaka büyük sevap verilecektir.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Müslim, Müsâfirin 254; Nesâî, İftihah 25)</span><br />
<br />
Bu Fatiha nasil bir delikanlıki<br />
ölüye fatiha diriye fatiha<br />
subhanekeye fatiha yasin suresine fatiha<br />
Her namaz her namaz önce Fatiha<br />
Koskoca bakaraya da Fatiha<br />
En kücük kevser suresinede Fatiha<br />
Bu delikanlı kimki acaba<br />
Namazda Rabbin huzurunda duruşda<br />
Bütün kurana, ve hem kainata koca olmuş<br />
Kim ki aceb O?<br />
<br />
Muallak taşı hakkında bazı kimseler ihtilaflı sözler etmekteler, muallak taşı nedir derseniz, ben gidip görmedim, İsrail'deki, yani Filistin'deki, Mescidi Aksa'nın bulunduğu yerde, Peygamberimiz Miraç ederken, burağa binmek için bir taşın üstüne çıktı diye rivayet ediliyor, ve o taşla burağa bindikten sonra, Burak havalanınca, taş da onunla birlikte Havalanmış, ve fakat Peygamberimiz bunu görünce, Sen dur demiş, o da havada kalktığı yerde Durmuş kalmış diye rivayet ediliyor. gidip görmedim, ama iman ettim, Çok Senelerdir bu böyle bildiğim bir bilgi, iman ettim, Kabul ettim. ve o yüzden Osmanlı zamanında bu Mescidi Aksa bizim elimize geçtiğinde, kaybetmeden önce, insanlar Korkmasın diyerekten etrafı örülmüş, ve düşünün Bir taşın altına varıp da durduğunu, insan korkar yani, Hadi o an düştüğünü farzet, cesaret ister biraz , bu yıllardır duruyor orada da, hep duracak diye bir durum yok, ya durmayıverirse  o an düşerse altındayken, İşte o yüzden Osmanlı'da  buraya gelen giden  böyle korkmasin diyerekten etrafını örmüşler, ve deniyor ki şimdi, o taş havada durmuyormuş, diyerekten bazi rivayetler var. benim öğrendiğim kadarıyla havadaymış, Osmanlı ya da her kim yaptıysa işte  onlar insanlar Korkmasın diye etrafını örmüşler ve şu anda mescidin içinde etrafı örülü vaziyette bir kaya, ve diyor ki hocaların Bazıları, öyle değil havada durmuyor diyor, Muallak Taşı diye falan bir şey yok, uydurma hikaye diyorlar, Şunu şu örnekle size izah edeyim :<br />
 mesela uçak havada giderken türbülansa girdiği zaman düşmeye başlıyor, Türbülans demek hava boşluğu olan yerde, düşmeye başlıyor, çekim kuvvetinin olmadığı yer, yer çekimi kuvvetinin olmadığı yerler var, dünyada Bazı yerlerde yer çekimi kuvveti yok, Allah Allah Yerçekimi olmayan yer uzay boşluğu gibi olması lazım, orada Halbuki havada durması lazım, niye düşüyor Bu Türbülans olan yerlerde, uçak aşağı düşmeye başlıyor, düşmeyip havada durması lazım di uzay gibi olsa, uzayda hava yok havada asılı kalıyor, ama türbülans olan yerde uçak irtifa kaybediyor, Peki bunu  Size mucize Keramet diye mi anlatacağız, bunu  uçağa bilenler bu Hadise'yi yaşayanlar biliyor, uçak irtifa kaybetmeye başlıyor, pilotlar daha iyi biliyor zaten, peki böyle oluyor da, o zaman Muhammed Mustafa Burak ile hareket ettiğinde, orada bir hava deliği oluşturmuş, yani çünkü, çekim kuvveti yere doğru iken, Öyle hızlı hareket eden bir Burak ki, birden şimşek gibi kalkınca, düşünün elinizde yelpaze salladığınızi, ve tüy olduğunu Masanın üstünde, yelpazeninin tüyü havaya kaldırdığını fark edebilirsiniz, yelpazenin sallanma kuvveti tüyü yerden keser havaya uçurur değil mi, İşte şimşek gibi yukarı süzülen bir Burak düşünün, ve onun rüzgari etkisiyle, onunla birlikte havaya Kalkan bir taş düşünelim. bu varsayım, benim varsayımlarımdan birisi, olabilecek varsayım, Ben  onu gözümle görmüş değilim, taşı da görmüş değilim, olayında olduğu vakit, yanında değildim Muhammed'in ben, ama akıl ve mantığımla düşünmek lazım, olabilecek  olasılıklardan bir tanesi bu, yani onun çekim kuvvetine kapılmış, o an o taş. öyle çekim kuvveti ki, yani taşı kaldıracak kadar, Çünkü düşünün hortum diye bir şey var, binaları kaldırıp başka bir yere atıyor, bina bina, beton binayı kaldırıp başka yere atıyor, taş ne ola ki, düşün O hortum oluşan yerlerdeki havanın türbülansını, ters tarafa doğru, aşağı değil, yukarı doğru, ters Türbülans, bütün mesele bu. hepsi bir kanun, Allah'ın koyduğu bir kanun ki, türbülanstakide bir kanun, ve o muallak taşının yukarı doğru hareket etmesi de Allah'ın koyduğu Yasa ve kanun, o da bir kanun ile meydana gelmekte, bunu mucize Keramet gözünden bakıyorduk O gün, ama bugün Biz fiziki olarak da bunları anlatabiliriz açıklayabiliriz, ve düşünüp Tefekkür edebiliriz. Hemen kestirip atmamak lazım, öyle bir şey olmaz dememek lazım. ufoları gördüklerini söylüyorlar, bir anda çok hızlı hareket ettiklerini söylüyorlar UFO'ların, ve işte Burak da onlar gibi çok hızlı bir binek, dedim ya, bir araba, bizim zamanımızda keşfedilecek belki de o, ama çok hızlı, füze bile belli bir derecede  uçmaya başlıyor, altındaki yakıt tanklarının fırlatıyor yukarı doğru, ama çok hızlı değil, füzeden müzeden daha hızlı bir ivmeli çıkış olacak, Yani bir anda, gözünün gördüğü yere ulaşıyordu diyor muhammed mustafa,  burağın gözümü var ki, arabanın gözümü olur, Muhammed  Ufuğu görüyor ve,  bir anda ufukta hissediyor kendini, sanki Sema yarılmış gibi gidiyorlar içinde, Ama bugün bir rampadan aşağı indiğin zaman  bile, yahut da uçağa bindiğinde uçak birden yukarı çıktığın da yada indiginde, basınç farkı var, Kulakların patlayacak gibi oluyor, Muhammed o burağ'ın içinde neden o  basınç farkını hissetmedi, o Burak öyle senin benim hemen öyle anlayabileceğimiz bir Burak ve binek değil. yani Ata binecek de, at çok hızlı gidecek de, at olacak, bir de çıplak at olacak, atın üstünde o kadar hızlı gidecek, bir de uzayda havasız yere çıkacak, havasız yerde atınan gidecekler haaa,  Muhammed nasıl nefes alacak, Hadi atmosferi çıktıktan sonra Muhammed nasıl nasıl nefes alacak, yani o sandığınız gibi at falan değil , ya da Eşekte değil, kanatlı at da değil O bir binek Burak o bir araba ve o araba Öyle ki uçan araba Ama öyle hızlı ki altındaki taşı çıkecek kadar hızlı hızından altındaki taş yukarıya kalkacak kadar hızlı bir binek, ve o hızdaki bir binekdeki bir insan, içinde parçalanır, beyni patlar, öyle basınc ayarı olması lazım ki onun, öyle  kapalı kutu olması lazım ki, içinde basınç dengelenmiş olmalı, o hızda giderken, basınç dengelenmiş olmalı, Yoksa Muhammed içinde parçalanırdı zaten, basınçtan basınç farkından parçalanırdı, ya da ölürdü, beyni patlardı, damarlarındaki kan dışarı çıkardı, ve mesela budur yani.<br />
<br />
Yine başka bir mesele hocanın bir tanesi diyor ki : Kur'an'daki bir ayeti  anlamak veya anlatmak için, ya da o konuda teferruatlı bilgi vermek için, bu ayetle ilgili bütün kelimelerin, Kur'an'da geçtiği kelimelerin hepsini bilmek gerekir diyor, yoksa bir ayete bakıp da, mesela o ayette geçen diyelim "Alak"  kelimesi olsun, Alak kelimesini, sadece o Alak suresindeki iki üç ayet ile anlatamayız, Kur'an'da bütün Alak geçen kelimeleri bilmek lazım diyor. Acaba öyle midir hemen şu örnekle size bunu izah edeyim<br />
Mesela su tesisatı ve kanalizasyon sistemi ilk defa Lut Aleyhisselam döneminde keşfedilmiş, ve hala o taşlaşmış insanların bulunduğu yerdeki kayaların içinde, Nisan suyunun topladıkları havuzlarn havuzları evlere götüren küçük kanallar, ve tuvalet kanalizasyon sistemleri, İçerdeki kanalizasyonu dışarı aktaracak sistem, Çünkü Kaya'nın içindesin, dışarı çıkmayacaksın, içerde tuvalet yaptık, Içerideki  kanal  atıklarını dışarı çıkaran kanalizasyon sistemi olması lazım, içeridekini dışarı alan, dışarıdaki havuzdaki suyu da içeri alan bir kanalizasyon ve su tesisat sistemi olması lazım, ve bunlar bilinmiş bulunmuş ve yapılmış, onların taşları oydukları evlerin içinde, aynı şu anki sistemin ilk yapısı Lut Aleyhisselam döneminde keşfedilmiş, ve bir lavabo tarif ederken, sana lavabo dediğimiz zaman, bunlarıda anlatmamız  mi gerekiyor, Yoksa Ben sana Lavaboya gidiyorum dediğim zaman, sen lavabo nedir anlar mısın, böyle bir tarif, Yukarıdaki gibi bir tarif, Ancak onu bilmeyen, aynı Muhammed vakti, Muhammed'in ilk vaktindeki ashab-ı gibi, onu Hiç bilmemiş görmemiş insanlara tarif ederken, yapılacak bir tarif olabilir. Yoksa bugünkü insanlara lavabo dediğimizde, lavabo nedir, nasıl bir şeydir, hemen bilir. ama tesisatçı gibi bilmesine gerek yoktur, tesisatçıya gerekli o sifon nedir, sifonun altında neden  Es borusu vardır, musluk nasıl bağlanır, pis su boruları nasıl bağlanır,  Bunlar ancak bir tesisatçının bilmesi gereken bilgiler, Yoksa sen, ben o, lavoba dediğimiz zaman, lavabonun dış yapısını anlarız, ve Lavaboya gidiyorum, lavabodan geliyorum, Ellerimi lavaboda yıkadım gibi kelimelerde, Biz lavaboyu anlarız, ve bunu anlatmak için lavabonun işte sifonu vardır, Bilmem taşı vardır, bilmem nesi vardır diye sana iyice anlatmamıza gerek yok. bütün parçalarını tarif etmeme yahut bilmeme gerek yok, tesisatçı kadar bilmesine gerek var mı ? Bir insana lavabo dediğimiz zaman, lavaboya anlatmak için, Bunların hepsini tarif etmem mi lazım, yoksa bugünkü bir insan lavabo dediğim zaman, hemen lavabodan her şeyi anlar mı, başka şeyleri de mi anlatmam lazım, lavabo dediğim zaman, bütün sifon sistemi, musluk sistemi hepsini mi anlatmam lazım. diyor ki bir ayeti anlamak için, Kur'an'da o ayette geçen kelimenin, Kur'an'da bütün geçen kelimelerini bilmek lazım diyor, ben sana lavaboyu tarif edeceğim Zaman, bütün  parçaları da mi tarif etmem lazım,  Hiç de alakası yok.<br />
<br />
Kur'an'da bir konuyu anlatırken,bir ayetin manasının, onun hangi başka ayet ile bağlı olduğunu, bütün ayetlere bakmak ve bilmek ile olmaz . Mesela Yemek yerken, son da gelecek olan tatlı, başta gelirse, baştan tatlı yersen, iştahın kapanır, ve yemekten ve çorbadan yiyemezsin. çorbada, başta yeneceği yerde, sonda gelirse, çorbayı yer kalmaz,  artık içmeyeceğim çorba dersin. baştaki başta gerekli, sondaki sonda gerekli, baştaki çorba ile, sondaki tatlı aynı şey değil, Hepsi yemek, hepsine yemek diyoruz, çorbada, Yemekten sonra gelen tatlı da yemekten,  Amma birisi sonunda gelmesi lazım, ve tatlı olması lazım, Birisi başta gelmesi lazım, biraz sulu olması lazım, ortadaki yemek ise, asıl yemek, hangisi bunların yemek değil, ayetlerde başta gelen ayet, başta gelmiştir, başta gerekli, sonra gelen, şu anda gerekli, çorba ile tatlı aynı şey değil, yemek ama aynı şey değil kardeşim, sondaki tatlıya bakıp da, baştaki çorbaya anlayamazsın. <br />
<br />
Vaktimiz ve altın çağın nimetlerinden birini daha anlatacağız bu hafta, ve daha düne kadar, ancak televizyonlar vardı, ve televizyonda, bir program veya filmi seyrederken, bir yerinde filmin başından, yani televizyonun başından kalkmam gerekirse, o bölümü kaçırıyordun,  ve orasında ne oldu, ancak sana anlatırlarsa bile biliyordun, ve Hele bir de canlı yayınları, bir defa izleme şansın vardı, daha Sonraları televizyonda yeni bir sistem gelişti, videoları kaydetmeye başladılar, o kayıt sistemleri gelişti, kasetler, CD ler, DVD ler, artık yayınlanmış bir yayını, başka bir zaman sonra, 3 ay 6 ay 1 sene sonra tekrar yayınlamaya başladılar, ve filmler artık kaybolmamaya başladı, Hani televizyonun ilk vaktini düşünüyor musunuz filmleri kaydedecek bir kayıt cihazları yok çok zor canlı yayın halinde hepsi o an dinledin Dinledin seyrettin, seyrettin, Ama daha sonra işte kayıt cihazları gelişince, ve onlar sayesinde bir filmi, daha sonra tekrar seyret imkanları doğdu, televizyonlarda bu yoktu, sinemada önce bu vardı, sinema filmi olduğu zaman, istediğin zaman çıkar seyret vardı, televizyonlarda daha sonra, bir yayınladıkları diziyi veya filmi, 6 ay 1 sene sonra tekrar yayınlamaya başladılar,  şansın varsa kaçırdığın diziyi, o bölümünü bir daha seyredebiliyordun, ama şu anki Cennet vaktimizde, bütün televizyonlarla, insanlar, yaptıkları videoları, YouTube kanalı açtılar, ve kanalında canlı yayın yapsa bile, canlı yayınının videosu da kaydediliyor, ve Sen onu, daha sonra, o YouTube kanalına girdiği zaman, istediğin zaman, istediğin bölümünü, ileri sardır, geri al, Durdur, Abdest alıp namaz kılmaya gideceksin, cuma ezanı okunuyor, cumaya git gel, Evde o video yine hala Hazır bekliyor, İnternetin varsa, geliyorsun, kaldığın yerden devam ediyorsun, İstersen bir de anlamadım, geri geri alıyorsun, bir daha dinliyorsun, Bunlar Nimet değil de ne? Bunlar Cennet vakti değil de ne? hani demiyor bu cennet bakidir ahiret bakidir, işte Baki kalıcı oldu bir video, bir film, bir bilgi, artık Yok olmuyor, İstediğin zaman, istediğin şekilde erişebilirsin, bu cennet değilmi  cennet vakti değil de ne Bunlar, Peki daha hangi Cennet ararsınız siz. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَالْاٰخِرَةُ خَيْرٌ وَاَبْقٰىۜ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Vel-âḣiratu ḣayrun ve ebkâ<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ahiretse daha hayırlıdır ve daha da sürekli ve bâkidir kalıcıdır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym A’lâ Suresi 17. Ayet</span><br />
<br />
<br />
Yine başka bir konu, Geçen gün bana bir an tevâzu geldi, ve Rabbime tevazu ile niyaz edip, Rabbim bütün bildiklerim senden, sen öğrettin bana dedim, hemen Rabbimden cevap geldi, ve dedi ki senin bildiğin bilgilerin Bazısını, karşına bazen bir inek olaraktan çıkıp, inekten öğrettim, bazen bir sinek olaraktan çıkıp, sinekten öğrettim, bazen gösterip öğrettim, bazen okutup öğrettim, bazen Ahmet amca oldum öğrettim, bazen Mehmet amca oldum öğrettim dercesine bir ilham geldi. evet kabil ede karga olup da, ölüyü gömmesi öğreten Allah değil miydi. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
فَبَعَثَ اللّٰهُ غُرَابًا يَبْحَثُ فِي الْاَرْضِ لِيُرِيَهُ كَيْفَ يُوَار۪ي سَوْاَةَ اَخ۪يهِۜ قَالَ يَا وَيْلَتٰٓى اَعَجَزْتُ اَنْ اَكُونَ مِثْلَ هٰذَا الْغُرَابِ فَاُوَارِيَ سَوْاَةَ اَخ۪يۚ فَاَصْبَحَ مِنَ النَّادِم۪ينَۚۛ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Fe beasellahü ğurabey yebhasü fil erdı li yüriyehu keyfe yüvarı sev'ete ehıyh kale ya veyleta eaceztü en ekune misle hazel ğurabi fe üvariye sev'ete ehıy fe asbeha minen nadimın.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
 Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten âciz miyim ben?” dedi. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Mâide Suresi 31. Ayet</span><br />
<br />
kargamı  o na öğretti, Yoksa Allah mı öğretti Kabile insanı gömmesini, İnsan öldüğü zaman gömülceğini bilmiyorduk, ve hatta insanın ölebilceğini bilmiyorduk, Kabil sayesinde, bir insanın öldüğü öğrenildi, öldükten sonrada gömüldüğü öğrenildi, onu da bir karga Mürşid oldu da, ondan öğrendik, karga kadar olamadık, yani bilgimiz, bütün hepsi Allah'tan, Allah bazen taş olaraktan karşına çıkar, bazen kuş olaraktan, bazen Fatma teyze, bazen Fadime Teyze olur, karşına çıkar, sana ilim deryasından neler neler öğretir, Eğer sen uyanıksan öğrenirsin, ondan ibret alır, bakarsın, Allah Kur'an'da Öyle buyuruyor, <br />
bakmıyor musunuz!<br />
ibret almıyor musunuz!<br />
görmüyor musunuz!<br />
Bunu ancak görenler bakanlar bilir, hayatı okuyanlar bilir, İkra odur, hayatı okumaktır.<br />
<br />
ve bütün bilgi Allah'tandır, Allah öğretir insana bildiklerini, yoksa Bizler insanı bile gömmesini bilmeyen cahilleriz, bir karga kadar bile olamayan cahilleriz, “hayatta en hakiki mürşit ilimdir” demiş Atatürk,<br />
<br />
Amma hakiki mürşit Allah'tır, Raşit demek, Allah, öğretmen Allah demek, öğreten Allah, Mürşid işte öğretme fiilini yapan kimse, Mürşit, irşad eden, öğreten Zeki kılan, yani Raşit ve ermş kılan, bilgili kılan, ermiş bilgiye Doymuş kılan Allah Raşit Allah.<br />
<br />
Yine başımdan geçen bir olayı da size bir bilgi daha vereceğim inşallah, Geçen gün Tükenmez kalemimin birisi bitti, ve açıp da içine yeni kalem ucu koyma imkanı da yok, Sadece Bir defalık yapmışlar, ve promosyon olaraktan bana geldi, bir firmanın promosyonu ve kalem bitti çöpe attım. Dün seviyordum, masamın başucunda tutuyordum, işe yarıyordu çünkü, işime yarıyordu, en güzel kalemimdi, en sevdiğim kalemim, iyi yazıyordu çünkü, onu kullanıyordum, iyi yazıyor diyerekten diğerlerine onu tercih ediyordum, Ama görevi bitmiş ki, işe yaramaz oldu, mürekkebi bitmiş, atmak durumunda kaldım,  o güzel hizmetinden dolayi Hepsini biriktirsem tutsam, nerede tutacağım, Ev çöplüğe döner, hepsini hatıra koysam, Evim çöplüğe döner, işte görevi bitti dün, seve seve kullandığım, baş köşeme oturttugum kalem, bugün çöpe gitti. çöptende çöpçüler geldi aldı götürdü,  Dün çöp kamyonu aldı götürdü,  vah ki vah kalemime kalemime, işte dünyada da insanlar da böyle, önce çocuk oluyor, Annesi babası seviyor, sonra büyüyor patronu şefi seviyor, bir işe yarıyor, Çünkü patronun işine yarıyor, ona para kazandırıyor, sonra ihtiyarlığı, sonra ihtiyarlığın, artık işi bitti değil, artık tecrübe kazandı, ihtiyar olunca, onun tecrübesinden faydalanıyoruz, sonra artık kalem gibi pili de bitti miydi, bu dünyada geride kalmıyor, toprak olup gidiyor, Her şey Fani bizim kalemde dün canlıydı, bugün Fani oldu Fanilere arasına karıştı. hep öyle değil mi zaten, hava, aldığın oksijen bile, bir an sonra karbondioksit olup da çıkmıyor mu ki, her şey fani, Allah Baki. insanların işine yaramak, sadece işçi olmak, Taşçı olmak, Kuşçu olmak ile değil, bir bilgiyle de yarayabilir, bir fikir, ve bu fikir Eğer mesela araba ve motorun bulunması ya da, elektriğin bulunması gibi, bir icadın Fikri ise, artık senin fikrin ölmüyor, Hayat devam ettikçe, Senin fikrin yaşıyor, sen de yaşıyorsun. Dün Edison amcayı Bilmem tesla'dan çaldı bilgileri diyorlar, Halbuki Edison ölmemiş, Çünkü ölecek bir şey değil, şu anda Işık ölen bir şey değil, Işık hala hayatımızda, hiç Edison ölür mü, ve gelmiş bizim devletimizde Ediz Hun diyerekten sanatçı olmuş, daha niceleri vardır, yine yeni  Ediz oldu, şimdi "Banane" klibi çıkarıyor, yine Edis olmuş yine Edis, bu sefer yine başka bir sanatçı olmuş, Ediz olmuş, Edison ölür mü Hiç, ışık ölür mü, Işık hayatımızda, ve benim hayatımdaki benim geceleri mi cennete çevirecek bu adamın fikri de, icadı da, ve fakat o adam Karanlıklar ve cehenneme gidecek, olacak şey mi, Allah'ın adaleti Nerede burda, var mı böyle adalet,  senin benim adaletime sığmıyor, Allah'ın adaletine  Nasıl sığdırıyorsun bunu be adam. bunu nasıl sığdırdın Allah'ın Adaletine de, onun cehenneme gidecek diyerekten bahsediyorsunuz, kafir diyorsunuz, ve bir de tesla'dan çaldı diye hırsız suçuyla suçluyorsunuz, bak Ediz, Ediz şarkıcı  artık ışığı bulmuş, artık keyfi yerinde, ölmüyor artık, ölmeyene ermiş, ölünmeyene ermiş, artık ölünmeyen bilgiye Ermiş.<br />
<br />
<br />
Yine başka bir mesele, hem komik hem ilginç, hem de arızalı bir mesele anlatacağım, ve bugün seramik bıçak var, yeni keşfettik diyerekten herkes övünüyor, benim seramik biçağım var diye seviniyorum, Halbuki biz onu keşfedeli çok olmuştu, cilalı Taş Devri, cilasız Yontma Taş Devri, ve cilalı taş devrinde  bizim avladığımız hayvanın derisini yüzmek için, mermerin sivri yerini kullanaraktan bıçak yerine kullanmıştık, ve ilk bıçağımız oydu, sivri bir mermer, seramik bıçak, yani mermer bıçak idi, Çok önce keşfetmiştik biz onu, ve bugün ise yeniden gündeme geldi, Onu keşfeden amca ölmemiş, tekrar canlandı, cilalı Taş devrine döndük, ve amcanın bir tanesi diyor ki  Kuran daki ayetlerin sebebi nüzülünü de bilmek lazım bir ayeti anlamak için diyor, Bunu bu örnekle kıyas yaparsak, Dün biz bıçağı ilk defa keşfettiğimiz zaman, biz sadece avladığımız hayvanın derisini yüzmek için keşfetmiştik biz onu, derisini yüzüp içini yemek için keşfetmiştik, ama bugün bıçağı demirden icat ettik, Daha sonra taşı geçtik, demirden icat ettik bıçağı, seramik değil, demir bıçaklar, bolluk vakti, ve daha sonra da iki buçağı bir birbirine birleştirdik makas yaptık, makas ile de bugün saçta kesiyoruz, kumaşta kesiyoruz, Hatta binaları yaptığımız betonların içine kattığımız Demir telleri bile o bıçaklarla kesiyoruz, ve daha ileri gittik, seramik bıçaklar yaptık, seramik keskiler yaptık, Yontma bıçakları dreh makinlerinde seramik ile yontuyoruz, en sert seramik  diyorlar demiri bile kesiyor diyor, Allah Allah hani biz şimdi bir bıçağı anlamak için, o gün ilk defa Nasıl ve ne için keşfedildi bakmamız lazımmıymış, yoksa bugünkü Demir kesen Bıçağı o sivri mermere bakıpta alayamayız, biz onu  dün avı yüzmek için kullandığımız bıçağın, bugünkü Demirkesen bıçağı anlamamıza faydası ne olur, sebebi nüzülü ile anlaşılacak bir şey değildir bir ayetin manası, ayetin manası zaten içinde gizlidir, O ayaten manası o ayette gizlidir, öbürkü de öbür künde gizlidir. dedik ya, başta gelecek Çorba ile, yemeğin sonunda gelecek tatlı ayrı şeyler kardeşim, makas sonradan icad olan bir şey, bugünkü halinin onun ilk haliyle hiç alakası yok. ona bakıp da onu anlayamayız. amma tarihi süreçtir atamayız o bilgiyide. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
اِنَّ اِبْرٰه۪يمَ كَانَ اُمَّةً قَانِتًا لِلّٰهِ حَن۪يفًاۜ وَلَمْ يَكُ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَۙ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnne ibrâhîme kâne ummeten kâniten lillâhi hanîfen velem yeku mine-lmuşrikîn<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
İbrahim tek başına bir toplumdu (ümmetti). Allah’a boyun eğerdi, hep doğruya yönelirdi ve müşriklerden Allah’ı ikinci sıraya koyanlardan da olmamıştı.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Nahl Suresi 120. Ayet</span><br />
<br />
<br />
Mehmet hocanın yorumu ile hakikat bir kişi ilede temsil edilebilir yukardaki ayette İbrahim bir milletti diye tarif ediyor. İbrahim tek başına bir millettir diyor, yani bir kimse bir millet olarak tam temsil edilebilir diyor, Evet şu anda da milletin başında Mehdi Aleyhisselam vardır, Mehdi ile bütün insanlık temsil Olabilir, çünkü camiye gidip, cuma namazında yada,vakit namazında, uydum imama dediğin zaman, Elhamdüyü bile okumana gerek yok, Yat kalk namaz kıldım oluyor, selam veriyorsun çıkıyorsun, Namaz kıldım, Nettim? cemaat ile namaz kıldım, imamı uyudun ama değil mi? eğer imama uyarsanız namazınız sahih olur, kendi başına kılarsanız,  o zaman okuyacaksın üfleyeceksin yorulcaksın, ama ima uydun bitti, o kadar. hakikatte bir kimse ile temsil edilebilir, ve şu anda Size bunları anlataraktan hakikatleri ve doğruları göstermeye çalışıyorum, ve bütün insanlık bizi dinlediği zaman, şimdi dedik ya, buna yorum getirmiştik,  tavus kuşu  çok  güzel bir kuş amma   işte tavus kuşunda bir özellik varmış ayağının ucunda siyah bir ben varmış da, Kendisinin o kadar güzel şatafatlı tüylerini Bakmazmış da, şu ayağımdaki  ben olmasaydı dermiş, ona üzülürmüş, kafası yerde gezermiş, kafası yere bakarmış, O ayağındaki lekeye bakarmış, şu hatamda olmasaydı diye üzülürmüş, işte bizim de bir hatamızı bakıp da bütün anlattığımız güzellikleri silecek insanlara ben ne diyeyim, tavus kuşu gibi sadece Ben'e bakıp da o kanatlardaki güzelliği görmeyene ee ben ne diyeyim, şimdi benim hatalarımı görüyor,  ama onlara verdiğim güzellikleri şu dünyadaki güzellikleri unutuyor, onları  bu mehdi vakti onun sayesinde, altın çağdaki kazandığı güzellikleri nimetleri unutuyorda, benim bir hatam ile yorum yapıyor, Onunla konuşuyor konuşmaya yüz buluyor, Ağzı olan konuşuyor, hakkı olan da konuşuyor, hakkı olmayan da konuşuyor, şu internetten kötü şeyler var diyerekten, iyiliklerini sileceğiz mi, o yüzden aynı Celal Bayar mıdır nedir, o ahmağın, yeni türk icadı Arabanın benzini bitti diyerekten, fabrikayı kapattığı gibi,  gibi bütün İnternet'i kapatalım mı? aynı vikipedia yi Türkiye ye  kapadan ahmak gibi, bir tane hata var diyerekten, halk ansiklopedisini Türkiye kapatan ahmak gibi, Biz de size İnternet'i kapatalım mı, Ya da mehdi'yi dünyadan silelim mi, onun yaptığı bir hatadan dolayı, bütün güzelliklerini silelim mi, hepsini yok mu sayalım, yoksa o zaman vikipedi'ye gibi kapanırsın o zaman bir daha ulaşamazsınız  ona diyorum, bak evime gelmiş kalem olmuş baş köşedeydi, işi bitti bitti çöpe gönderdim, çöpçü de ertesi gün çöp kamyonu gidiyordu, çöp kamyonu aldı götürdü, Yakarlar mı, söndürler mi Artık bilmiyorum, işe yararken çok güzeldi, seviyordum, işime yaramadı mı vurdum götüne tekmeyi attım gitti.<br />
<br />
Her şey böyle, Allah da işte böyle koymuş, yani yasası da bu zaten, işi bitenleri dünyadan terhis ediyor, görevden terhis ediyor, bizde görevimiz bitti mi terhis olacak olanlardan olabiliriz, amma velakin ölümsüzlük Keşfolurda, orada bize de  bunu ikramen verirlerse ne ala, yoksa ölümsüzlük keşfolur keşfolmaz öyle Ucuza olacak bir şey değil bunlar, bedavaya vermezler herkese ancak  zenginler önce alır, çok zaman sonra da bize de  kemiklerini Siz yiyin der gibi bizlere de belki verirler.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
اِنَّ الَّذ۪ينَ فَرَّقُوا د۪ينَهُمْ وَكَانُوا شِيَعًا لَسْتَ مِنْهُمْ ف۪ي شَيْءٍۜ اِنَّمَٓا اَمْرُهُمْ اِلَى اللّٰهِ ثُمَّ يُنَبِّئُهُمْ بِمَا كَانُوا يَفْعَلُونَ   مَنْ جَٓاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ عَشْرُ اَمْثَالِهَاۚ وَمَنْ جَٓاءَ بِالسَّيِّئَةِ فَلَا يُجْزٰٓى اِلَّا مِثْلَهَا وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ   قُلْ اِنَّن۪ي هَدٰين۪ي رَبّ۪ٓي اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَق۪يمٍۚ د۪يناً قِيَماً مِلَّةَ اِبْرٰه۪يمَ حَن۪يفاًۚ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِك۪ينَ  قُلْ اِنَّ صَلَات۪ي وَنُسُك۪ي وَمَحْيَايَ وَمَمَات۪ي لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ  لَا شَر۪يكَ لَهُۚ وَبِذٰلِكَ اُمِرْتُ وَاَنَا۬ اَوَّلُ الْمُسْلِم۪ينَ  <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
İnnellezıne ferreku dınehüm ve kanu şiyeal leste minhüm fı şey' innema emruhüm ilellahi sümme yünebbiühüm bima kanu yef'alun. Men cae bil haseneti fe lehu aşru emsaliha ve men cae bis seyyieti fe la yücza illa misleha ve hüm la yuzlemun. Kul innenı hedanı rabbı ila sıratım müstekıym dınen kıyemem millete ibrahıme hanıfa ve ma kane minel müşrikın. Kul inne salati ve nüsükı ve mahyaye ve mematı lillahi rabbil alemın. La şerıke leh ve bi zalike ümirtü ve ene evvelül müslimın.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Dinlerini bölük bölük edip her biri bir kişinin taraftarı olmuş olanlar var ya, sen hiçbir konuda onlardan olamazsın. Onların işi Allah’a kalmıştır. Daha sonra Allah, onların yaptıklarını kendilerine bildirecektir. Kim bir iyilikle gelirse ona, on katı verilir. Kim de kötülükle gelirse sadece bir katı ile cezalandırılır. Kimseye haksızlık yapılmaz. De ki “Rabbim bana doğru yolu gösterdi; sapasağlam dini, İbrahim’in dosdoğru dinini gösterdi. O, müşriklerden (Allah’ı ikinci sıraya koyanlardan) değildi. De ki “Benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm, varlıkların Rabbi olan Allah içindir. Eşi ortağı yoktur onun ve bana bu emredildi ve ben, ona teslim olanların ilkiyim(ve ben ilk müslümanlardanım).<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym EN'AM-159,160,161,162,163. ayet</span><br />
<br />
Evet, ben Dünyaya geldiğimde, Annem babam dedem bana bir isim vermiş, Müslüman ismi, Raşit Bir müslüman ismi, Evet İslami bir isim, yine Müslüman bir anne ikram etmiş, Evet o nu da beleşten kazandık, Müslüman bir baba, O nu da beleşten kazandık, müslüman  bir dede onu da beleşten kazandık, müslüman bir nine onu da beleşten kazandık, ve müslüman bir devlet vermiş, onu da beleşten kazandık, ve evlendik, Müslüman bir hatun verdi, onu da beleşten kazandık, ve helal olan, temiz olan, Müslümanın giyebileceği, yiyebileği, temiz gıdalar ve elbilseler de verdi, onlarla beslendik, ki o nuda beleşten diyemeyiz, anam babam çalıştı, Bizler şu anda çalıştık, Biz de kendi rızkımızı kendimiz kazandık, ama yine veren o, o temiz rızıkları veren Allah, her şeyi bize ikram eden Allah, Evet Müslüman olaraktan verdi, müslümanlik diye bir lakab ve ün verdi ünvan verdi birde, o ayeeteki gibi,. bunların hepsini geri isterken de, temiz ister geri değil mi? Sen birisine bir alet versen, mesela dese ki arkadaşın, matkabın var mı? bana bir matkabı ödünç versene, Ben bir işte, falan yerde falan işimi yapacağım, varsa verirsin değil mi? Ama  verdiğin gibi geri almak istersin, ama adam gitmiş götürmüş, matkabı bozmuş  gerigetirmiş, Sana da geri veriyor, bozuldu matkab demiyor bir de, hoşlanır mısın bundan? hoşlanmazsın değil mi? Allah da bize bu kadar temiz ve güzel şeyleri, Müslüman ve Müslümanlığı, Müslümana yakışan şeyleri verdikten sonra, geri istediği zaman, bunları kirletilmiş olaraktan aldığında, Yani onun Bunların karşılığı bu muydu deme hakkı yok mu? Evet Allah da, verdiği canı, tertemiz geri almak ister, ama Bizler beşeriz, ve şaşarız, İnsanoğlu işte Hata ve kusurları ve günahlarıyla, onu kirletip, eskitip, Ondan sonra kullanılmış ve eskitilmiş vaziyette geri iade ediyoruz, işte eğer ölümsüzlük keşfolursa, artık onu eskitmeyeceğiz, artık günahlarla yıpratmayacağız, artık Allah ıda hiç unutmayacağız, Allah'ın her zaman hatırlayıp bileceğiz, her şeyin hakimi olduğunu bileceğiz ki, bedenlerimiz de eskimeyecek, yaşlanmyacak, eskitipte geri vermeyeceğiz, püskütüp de geri vermeyeceğiz, temiz vaziyette tutacağız, bunun için ne lazım, temiz olmak lazım, Müslüman olmak lazım, gerçek Müslüman olmak lazım, Bence öyle Görünürde Müslüman değil, kalbiyle vicdanıyla her şey ile Müslüman olmak lazım, Müslümanlık ne öyle Yatıp kalkıp namaz kılmakta, ne de oruç tutup akşama kadar aç durmakta.  Müslümanlık insan Olmaktır, insan gerçek insan, vicdanı ile, Hakkı adaleti savunan, doğrunun yanında, İyi'nin yanında, Haklıyla birlikte olan, güzellik nerede orada  olan, güzel şeyler yiyip, güzel şeyler giyen, temiz ve berrak insan olan, kirli çamur gibi değil, o zaman ancak gençliğin sırrını keşfederiz, hem bu bedenleri eskitmeden, Rabbimize öyle eski püskü teslim etmeyiz, matkabı aldın sa, aldığın gibi yerine koy değil mi? aldığın gibi geri getir, kullanıp işin bitti, güzelce teslim et, ama işte ölümsüzlük keşfedilirse, artık eskitip teslim etmek diye de bir şey yok, Temiz kaldıkça, bizde kalacak zaten, temiz kaldıkça bizde kalacak bu bedenler inşallahu rahman, ve inşallah yakın zamanda bunun da sırrına  da erilir ki, O sayede temiz ve berrak kalması öğrenilir, insan olması öğrenilir, Yani asıl mesele budur. <br />
<br />
Benim de içimden geliyor, Güzel söz söyledim diyebiliyorum, düşünebiliyorum, sen de mesela diyorsundur ki : Ne güzel söyledi lan, haklı söyledi, ama, Allah Kuranı Kerim'de Fussilet suresi 33. ayette, Allah’a çağırandan daha, en güzel sözlü kim olabilir, Kim olabilir ki<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَمَنْ اَحْسَنُ قَوْلًا مِمَّنْ دَعَٓا اِلَى اللّٰهِ وَعَمِلَ صَالِحًا وَقَالَ اِنَّن۪ي مِنَ الْمُسْلِم۪ينَ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Vemen ahsenu kavlen mimmen de’â ilallâhi ve ’amile sâlihan vekâle innenî mine-lmuslimîn<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
İnsanları Allah yoluna çağıran, doğru dürüst işler işleyen ve ben müslümanlardanım diyenden daha iyi sözlü kim olabilir?<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym EN'AM-54 ayet</span><br />
<br />
Hakikatı söyleyen ben miyim, yoksa Allah mı? dedim ya demin, sana geldim öğrendiğin bilgiyi, inek oldum, sinek oldum, deli oldum,  veli oldum, at oldum kuş oldum, kuş oldum öğrettim dedi ya, benden çıkan Sözde, bazen benden değildir, eger hakikat ve dogru ise, hakikatın kendisi haktandır. Dedik ya yeni bir konu açtık, peygamberlerin faziletleri sebebiyle kazandıkları lakapları ünvanları diye bir konu açtım, Oradan şaya Aleyhisselam'ın lakabını femullah diyerekten biz lanse ettik.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Peygamberlerin Lakab ve Ünvanları</span><br />
<br />
Öncelikle bilinmelidir ki, bu Ünvanlar,  o peygamberlerin, mizac ve güzel ahlak, ve, Allah ile olan münasebetleri sebebiyle, insanlar tarafından onlara verilmiştir. Yoksa Allahu Teala Kuranda, Böyle ünvanlar ile onlara hitab etmemiştir. Kuran'da Allahu Teala nın, Hz. Musa a.s ile konuştuğu bildirilmekle birlikte, doğrudan Kelimullah "Kelimullah= Allah ile konuşan" deyimi  Kuran da kullanılmaz. Nitekim Hz. Muhammed (s.a.s) de Miraç sırasında Allah ile konuşmuştur, fakat ona Kelimullah demeyiz, Muhammed aleyhisselama Habibullah deriz, ve birde Rasulallah veya Rasulullah denir ki, ve bu kuranda Fetih suresinde, peygamberimize böyle bir hitap vardır. <br />
<br />
bazı peygamberlerin bazı hasssas durumlarına bakaraktan, şu lakab ve ünvanların, onlara  daha çok yakıştığına  karar kıldık. ve her peygambere iman (Kelime-i Tevhid cümlesi), o peygamerin durumu ile ve lakabi ile ve tevhid kelimesi  ile meydana geldiği için, bunları da şöyle sıraladık :<br />
<br />
La ilahe illallah, Cebrail Vahyullah (Vahyi getirip götüren melek olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Adem Safiyullah (Allahü teâlânın ihsanı ile seçilmiş  saf ilk ve temiz kimse olarak yaratılmış demektir)<br />
La ilahe illallah, Habil Meşyullah (ilk hayvancılık ve besicilik yapan çoban olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Kabil Mezruallah (ilk çiftcilik yapan Ziraatci olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Habil Mazlumullah (ilk zulme uğrayan olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Kabil Katilullah (ilk Katil olan insan olduğu için)<br />
La ilahe illallah, idris Terziyyullah (ilk Terzi olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Nuh Neciyyullah (Gemi ile bütün insan ve hayvan sounu kurtaran olduğu için Neciyullah yani kurtarıcı ünvanı alır )<br />
La ilahe illallah,ilyas Cennetullah(Cennte girip bir dah çıkmadığı için)<br />
La ilahe illallah, Hızır Hayyullah (Ölmeyen, hep diri kalan, ölümsüzlük suyundan içen adam olduğu için)<br />
La ilahe illallah,Salih Haggullah(Hayvanlardan olan Deve ninde, insanlar gibi, Allahin suyundan içmeye hakkı olduğunu savunduğu için)<br />
La ilahe illallah, Hud Mahfuzallah (Taş fırtınasından, Kendisi ve ahalisini, etraffına çizdiği bir daire bir çizgi ile, Allah ın onları  koruduğu  için, Satürn Meselesi)<br />
La ilahe illallah, Zülkarneyn Setrullah (Yecüc mecuc ile aramıza set veya sütre çeken olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Şaya Femullah (Allahu Teala, bir seferinde, insanlara onun  ağzından hitap ettiği  için)<br />
La ilahe illallah, Elyesa Nasrullah(Allah onu bir peygambere yardımcı olarak zanı nasrani olrak tayin etmiştir onun için)<br />
La ilahe illallah, Üzeyir Müheyminulllah (Allah onun ölüleri nasıl diriltiyorsun sorusuna karşılık onu Eşeğini öldürüp 300 sene sonra tekrar diriltmiş müheymin etmiştirde ondan dolayı)<br />
La ilahe illallah, Eyyub Marizallah ( Büyük bir bela olan hastalığa tutulduğu için)<br />
La ilahe illallah, Lokman Şifaullah veya Hekimullah (ilk Doktor, ve neyin, neye iyi geldiğini bilen, o olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Yunus Tevkifullah veya Tevfikullah<br />
(Allah ın Yunus peygamberi cezalandırıp, bir yunusun balığının  karnında hapsettiği için, yani tevkif ettiği için)<br />
La ilahe illallah, Yuşa Refikullah (Musaya  Hızır ile yolculuğunda ona refakat eden olduğu  için)<br />
La ilahe illallah, ibrahim halilullah (Allahü teâlânın dostu demektir)<br />
La ilahe illallah, ismail Zebhullah (ilk Kurbanlık olduğu için)<br />
La ilahe illallah, ishak Mucizallah (Kısır olan Sareye sonradan ibrahimin duasi sebebiyle, sonradan mucizevi melek tedavisi sebebiyle verildiği için)<br />
La ilahe illallah, Lut Mağdurallah yahut Hicretulllah (ülkesinden, ardına  bile bakmadan çıkarıldığı için)<br />
La ilahe illallah, Yakub Hasretullah (Yusufuna hasretinden katarakt olana kadar agladığı  için)<br />
La ilahe illallah, Yusuf Cemalullah veya Cemilallah veya Ruyetullah (Güzel yüzlü ve rüya yorumcusu olduğu  için)<br />
La ilahe illallah, Bünyamin Merhametullah (Yusufu öldürmeyelimde kuyuya atalım, belki biri gelir çıkarır da kurtulur dediği için)<br />
La ilahe illallah, Davud Yedullah (ilk defa elleriyle, demirin nasıl işlenip yararlı hale getirilceği ilmi, ona öğretildiği için, Demir elinde hamur olurdu diye rivayetler var)<br />
La ilahe illallah, Süleyman Malikullah veya Hakimullah (Dünyadaki, insanların, hayvanların, Cinlerin ve Şeytanların Hükümdari olduğu, ve verdiği hükümlerde de isabetli kararlar verdiği için)<br />
La ilahe illallah, Şuayb Raillah (Allah ın ona,  geçimlik olaraktan Çobanlık mesleğini verdiği için, Hz musanın denizi yardığı (Asa-ı Musa) Aasaa sıda onun çobanlık Aasa sıdır )<br />
La ilahe illallah, Harun Tercümanullah (Musanın dili pepe veya peltek olduğu için, onun dediklerini, firavuna ve başkalarına  tercüme eden olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Musa Kelimullah (Allahü teâlânın kendisi ile konuştuğu kimse olduğu için)<br />
La ilahe illallah, irmiya Mekrullah (Doğru olan bir hile ile imtihan olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Zekeriya ve Yahya Şehidullah (Zalimlerce hunharca kesilerekten Şehid edildikleri için)<br />
La ilahe illallah, Meryem iffetullah (Namuslu olmasına rağmen hamile kaldığı için, isaya rab ve tanrı denilir, Tanrı doğurabilcek kadar iffetli olan olduğu için Immaculata)  <br />
La ilahe illallah, isa Ruhullah (Allah O nu Kutsal ruhundan, yani O nu, babasız değıl amma, daha dünyaya gelmemiş bir ruh halindeki Babadan meydana getirdiği kimse olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Muhammed Rasulallah veya Habiballah (Allahın elçisi ve peygamberi ve sevdiği kimse olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Ebu Bekir Sadıgullah (Peygamerimize sadık bir dost olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Ömer Adlullah (Adaleti yerine getirmek için, kendi çocuğuna bile acımayan olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Osman Hayaullah (Çok Terbiyeli bir kimse, meleklerin bile ondan utandığı kimse olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Ali Esedullah (Korkusuz bir yiğit olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Hasan vel Hüseyin Reyhanullah (Peygamerimizin, onlar benim, cennetteki, iki reyhanım, iki kokum dediği için)<br />
La ilahe illallah, Fatma Ümmiyyullah ( O na biz müslümanlar, hep annemiz diye hitap ettiğimiz, ve hatta peygamerimizin bile, annecikveya "Baabasının Annesi" diye hitap ettiği için, Hani bizlerde meşhur olmuştur Sevince annem diye yavrumuza hitab ederiz)<br />
La ilahe illallah, Mehdi Hidayetullah (insanlara yolun doğrusunu gösteren olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Halid bin Velid  Seyfullah (müslümanada, kafirede, Allah ın yenilmeyen  kılıcı olduğu için)<br />
La ilahe illallah, Talha bin Ubeydullah (Uhud savaşında Hz. Resûlullahı korumak uğrunda müşriklerden gelen oklara ellerini siper eden Hz. Talha iki elini kaybetmiş ve Peygamberimizde Ona Allahın iki eli veya kolu manasında Ubeydullah lakabını verdiği için)<br />
<br />
ve bunu zikirimize dahil edecegiz, ve zikrimizde bunu okuyan her kimse de, bir anda peygamberler tarihinide okumuş öğrenmiş olacak.<br />
<br />
 Allah'ın ağzı mı varki sen ona femullah dedin Allahın ağzı dedin, Allah ın insan ağzı gibi ağzı  olabilir mi? Allah'ın ağzımı varmış diyenlere<br />
bu lakab ve isimlerin verilmesine örnek olaraktan, <br />
<br />
Hazret-i Talhâ bin Ubeydullah, <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Talhâ ve Zübeyr, Cennette komşularımdır" hadîs-i şerifiyle medhedilen sahâbidir. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , xxx)</span><br />
<br />
Uhud savaşı<br />
Uhud'da; Eshâbı kirâm, Peygamberimizin etrâfında toplanmışlar, canlarını siper edip O'nu muhâfazaya çalışıyorlardı. Hazret-i Talhâ bin Ubeydullah da bunlar arasında olup, Resûlulahın yanından ayrılmamıştı. <br />
<br />
Müşriklerden çok keskin nişancı, attığını vuran Mâlik bin Zübeyr adlı bir okçu vardı. Bu müşrik Peygamber efendimize nişan alıp bir ok attı. Resûlullaha doğru gelen bu oka, başka hiç bir şekilde karşı koyamıyacağını anlayan Hazret-i Talhâ, elini açarak oka karşı tuttu. Ok elini parçaladı. <br />
<br />
Yiğitlerin efendisi Hazret-i Talhâ da bu arada kan kaybından sıcak toprağa düşüp bayıldı. Her yeri kılıç, mızrak ve ok darbeleriyle delik deşikti. Altmış altı büyük yarası sayılamayacak kadar da küçük yarası vardı. <br />
<br />
O sırada bir kaç sahâbi daha yetişti. Âlemlerin efendisi, Hazret-i Talhâ'nın yanına teşrîf ettiler. Yaralı mücâhid, sevincinden ağladı. Peygamber efendimiz, onun vücûdunu mesh ettikten sonra, ellerini açıp;<br />
- Allahım! Ona şifâ ver, kuvvet ihsân eyle! diye duâ buyurdular.<br />
<br />
Resûl-i ekrem efendimizin bir mu'cizesi olarak, Hazret-i Talhâ sapa sağlam ayağa kalktı ve tekrar düşmanla harbetmeye başladı. Sevgili Peygamberimiz onun için buyurdu ki;<br />
- Uhud günü, yer yüzünde sağımda Cebrâil'den, solumda Talhâ bin Ubeydullah'dan başka bana yakın bir kimsenin bulunmadığını gördüm. Yeryüzünde gezen Cennetlik bir kimseye bakmak isteyen, Talhâ bin Ubeydullah'a baksın!<br />
<br />
işte tam bu sırada peygamberimiz ona <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"UBEYDULLAH"</span> lakabını ünvanını verdi.<br />
<br />
Şağya veya Şa'ya aleyhiselama da, Allahu Teala, Son bir defa git ümmetinin ortasına dur, köy ortasına Dur, ben senin ağzından onlara vaaz edip İrşad edeceğim onları demiş, Ve Allah onun ağzından insanlara konuşmuş, ve o haldeyken bile insanlar, iman etmemişler, Kuranı Kerim'de ayet var Peygamberimize,<br />
<br />
"Sen ne kadar hırslanırsan hırslan, iman etmeyecek olanlar, yinede iman etmeyecektir, yahutta onlardan çoğu iman etmeyecektir." diyerekten<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
لِتُنْذِرَ قَوْمًا مَٓا اُنْذِرَ اٰبَٓاؤُ۬هُمْ فَهُمْ غَافِلُونَ  لَقَدْ حَقَّ الْقَوْلُ عَلٰٓى اَكْثَرِهِمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Li tünzira kavmem ma ünzira abaühüm fehüm ğafilun. Le kad hakkal kavlü ala ekserihim fehüm la yü'minun.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Bu kitap, Ataları uyarılmamış, bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalmış bir toplumu uyarman için indirilmiştir. Andolsun ki onların çoğu üzerinde bu söz(Gafiller Sözü) hak olmuştur. Onları uyarsanda uyarmasanda aynı, Onlar artık iman etmezler.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Yâsîn Suresi 6. 7. Ayet</span><br />
<br />
yani işte orada şa'ya Aleyhisselam'ın ağzından Allah konuşulmasına rağmen, insanlar imana gelmediler, Hatta şağya Aleyhisselam'ı kesmek için arkasından koştular, ve yetişemediler, bir Söğüt Dalı diyor içine açtı gir benim İçime dedi, fakat Aceleden cübbesinin birazı dışarıda kalmış,  orada bir bakmışlar ki cübbe kısılmış, onun cübbesi ve orada, o söğütün içindeyken O nu Kıtır kıtır kesmişler. Allahu Teala demiş, GIG dahi demeyeceksin demiş onlar keserken, Çünkü Allah onun içinde olan, ağzında, onun ağzından konuştu, Allah kaçar mı, Allah kaçar mı hiç bir insanoğlundan, Allah'ın kaçmaya mı ihtiyacı var, içine girdi de çıkamadımı içinden, Ama imtihan bu, imtihan dünyası, insanoğlu böyle kapalı ahmak, beyinsiz, işte güzellikten yana değil de, çirkinliği daha çok tercih ediyor. dedi ki işte, Onların bir kısmı  da bu zamanda mehdi ve cemaati, ve Ahir zamanda ortaya çıkacak olan şa'ya Aleyhisselam'ın ümmeti, ona inananlar ve inanmayanlar olarak ortaya çıkacaklar, işte onu kesenler ve kesmeyenler, isa zamanindada ortaya  çıktılar isa yı kesenler kesmeyenler, ondan yana olanlar. ne demektir  bu bugün, taşlayanlar Mehdiyi söz ile twet ile vaaz ile taşlama, yani onu kabul edenler, hatasıyla  ve kabul edemeyenler, hazmedemeyenler.<br />
<br />
Yine ilginizi cezbedecek, hem komik, hem ilginç, Hem de acayip bir şey anlatacağım size, bir cümle söyleyeceğim, kendi içinde her şeysi var.  cümlemiz şu:<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"yemek yemek"</span><br />
<br />
yemek yemeyi kendisiyle nasıl tarif edeceğiz, yemeği yemek ile tarif etmişiz, Türkçe bu, Türkçe böyle bir şey, Yemek yemekle tarif edilir mi? yemek yemek demişiz, yemeği yemekle tarif etmişiz, ama almak almakla tarif olmuyor, kesmek kesmekle tarif olmuyor, ama Yemek yemekle tarif oluyor, yemek yemek demişiz, Biz Türk'üz, acayip değil mi, acayip bir milletiz değil mi, yabancılar Siz Anladınız mı, Biz acayip bir milletiz, yemeği yemekle tarifeden ilk milletiz, Biz insanlarda yemek yiyoruz, at da yemek arpa yada ot yiyip de yemek yiyor, Hatta bir Ağaçta bir şeyler yiyor, su içiyor, besinini alıyor, Ama biz yemeği yemek yemek diyerekten, yemeği yemekle tarif etmişiz, Ne garip değil mi, açılımını da siz bulun. Hani bir ayet kendisi ile tarif edilebilir mi? ayeti bir ayet kendisine anlatabilirmi? "Elif, Lam, Mim" i anlatacak şey nedir? Elif Lam Mim den başka ne var, Elif Lam Mim mi anlatacak, Elif Lam mim'in, Elif Lam Mim den başka anlatacak nesi var, nerede bir açıklama var, yemeği yemekle açıklamak zorundayız, evet yemeği yemekle açıklamak zorundayız, Elif Lam Mim ide,  Elif Lam Mim ile açıklamak zorundayız.<br />
<br />
<br />
İnterneti internetle tarif edebilir miyiz, Evet edebiliriz, nasıl tarif edebiliriz, interneti internet kullanan birisi tarif edebilir, Yani internetin içine girdiğin zaman, internet nedir anlarsın, ve Bu bilgiye Kuranı Kerim'de Allahu Teala "Hakkalyakin bilgisi" diye bildiriyor,  hakkalyakin içine girdiğin zaman, onun içine girdiğin zaman diye tarif ediyor <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
ثُمَّ لَتُسْأَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعِيمِ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Summe le tus’elunne yevmeizin anin naîm.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Sonrada o gün nimetlerin içine dalarlar, yahuta ceghennemin dibine dalarlar, ateşe dalarlar.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym TEKÂSUR Suresi 8. ayet</span><br />
<br />
<br />
<br />
 ve zaman altın çağ, ve Elif Lam Mim Zamanı geldiği zaman da, o zamanın içine girdiğimizde, Elif Lam Mim nedir anlayıvereceğiz zaten, internet, internetle tarif edilirken, nasıl içine girip interneti kullandığın zaman interneti tarif edebilirsen, elektrik,  elektriği kullandığın zaman faydalandığın zaman, daha güzel elektriği tarif edebilirsen, hakkal yakin, hakkal yakin işte, içine girmek, dahil olmak, Ankara'yı, Ankara'ya giden birisi daha güzel tarif eder değil mi? o yüzden interneti de internet kullanan, ve Elif Lam Mim ide, Elif Lam mim'in içine giren birisi tarif edebilir. <br />
<br />
Rabbim, bu çağımızı Öyle berekatleriyle donatsın ki, sonunda, hurufu mukatalarda nedir? Onu da bilecek bir zamana, bizi ve askerimizi ulaştırsın inşallah, hakkal yakin bilmeyi bizlere İkram eylesin, Allah'ım Gel bize, Elif Lam Mim nedir, İster taş ol, ister kuş ol, ister at ol, ister insan ol, ister Başbakan ol, ister cumhurbaşkanı Ol, Gel bize anlat, nedir bu Elif Lam Mim, yıllardır bilemedik, nedir bu Elif'le Lam mim, bizde bilelim, Allah'ım öğret bize, Ey Mürşid Allah, ey Raşid Allah, ey İrşaad eden, öğretmen bildiren Allah, öğret bize.<br />
<br />
Müslümanlık öyle günde 5 vakit namaz ile, 5'er dakikadan, 5 kere 5 = 25 Dakikasını Allah ayırmak ise, onu da zaten, şeytanın delik deşik ettiği 5 dakikalar. Ben namaza durmuşumdur, ama hiçbir zaman namazın içinde duramadım kalamadım, namazdan aklen beynen tefekkür ile çıkmışımdır, Çünkü namazın içinde namazdan çıkıyoruz, etin derdi, budun derdi, çarşının derdi, pazarın derdi,karının derdi , parannın derdi  derken, namazdan hep çıkmışımdır zaten, namazın içindeyken namazdan hep çıkmışımdır, duramamışımdır namazın içinde, eğer ki bu ise insanın Allah'a Müslümanlığı, günde 5 dakikadan 5 kere 5 etti 25, Hatta 2 dakikaya 1 dakikaya düşürdüğümüz namazlar ise, Allah'ımıza ayırdığımız zaman,Allahın bize ayırdığı 24 saatlerin yanında, bizim O na ayırdığımız zaman 5 yada iki dakiklar ise, buysa Müslümanlık, bununla Müslümanlık falan olamaz, Allah'ı hiç unutmayan, her baktığında,gördüğü her şeyde Allah'ı hatırlayan, Allah'ı düşünen, bunda Allah ne diyor diye düşünenlerle, o iki dakika namaz kildim sananlar ayni mi? Allah demek kalbinden, Dilinden hiç durmadan, Allah Allah demek de değil, onlar sadece saatin zembeleğini kurmak gibi  sadece, o 5 dakikalar, saatin zembereğinin kurmak gibi, Yoksa Allah aklından hiç çıkmayan la, sadece günde 5'er dakikasında yada, ikişer Dakikasını Allah için ayıran aynı mı? Aynı mı Sizce? bu mu Müslümanlık? delik deşik olmuş 5 dakika, var mı öyle müslümanlik. Allah aşkına bazen anmazlardfa bile kılıyoruz amma dilimiz allah diyor amma aklımıza hiç Allah gelmemiş, içinde Allah hiç gelmiş namazlar  kılıyoruz bazen ve sadece Selam verip çıkıyorsun namazdan, ne Muhammed'i hatırladık, ne Allah'ı, Sübhaneke Elham diye okuduklarımız var ama, ne Allah hatırladık ne peygamberi, Bende de aynı şey, o 5 dakikaların benim  öyle Allah ile oluyor olsaydı, Namaz ile,  Ben zengin olurdum, yoksa Namaza giriyorum namazdan çıktığım bir oluyor zaten, girdiğimle  aklımın uçup namazdan çıktığı bir oluyor, kafa başka yerlerde. kimin namazı doğruymuş öyle, aklimda Allah tutsam bile zaten, Allah sana bir ömür versin sen 5 dakika, 5 dakikaya ayırabildin, ya neyapalim,  çok çok büyük iş yaptın, yani günde her vakit 5 dakika Allah'a yer verince, 25 dakika ile çok büyük marifet mi yaptın yani, Halbuki Allah baktığında da Allah, oturduğunda Allah, kalktığında  da Allah demek, değilki dilinden  Sübhanallah Elhamdülillah demek değil, yani Allah onda ne Hikmet ne Murat etmiş, onun farkına varabilmek, bir iyilik yapacaksan, gerektiginde o iyiliği yapabilmek kızman gerektiği zamanda kızmandır, kızabilmek, yardım gerektiği zaman, yardım edebilmek, bir şey bilmem gerekirse, bilebilmek, öğrenmen gerektiğinde, oturup öğrenebilmek, Yoksa bu 5 dakikalarınla, Müslüman filan olunmaz, oruçta böyle, 30 gün oruç tuttum Ne oldu, Ne oldu, oruç tuttuğunda, Dilini Mi Tuttun, Neyi tuttun, gözünü mü sakındın, gözünü sakınmak nedir zaten, gözünü sakın, hepsi Allah'ın değil mi, Hepsi Allah diyen, hepsi Allah ise la mevcuda illa hu, Allah'tan gayrı bir şey yoksa, baktığını da Allah, tuttuğun da Allah zaten, Allah bizi çıplak yaratmadımı, çıplaklık niye günah olsun, Adem ile Havva cennetten indiklerinde  elbiseleri üzerlerinden düştü deniyor, elbise yapacak neyi vardı Adem'in, ne yaptı da üstüne örttü, Ondan sonra yaprak üstünde durur mu, kimden sakıncak zaten, kim bakıyordu, kimden sakıncak, Dinozorlardan mı sakıncak, üstündeki çıplaklık Kime ayıp, Kime? ayıp ne, Hani burada çıplak olun, hepimiz çıplak eşekler gibi çatışırken üstümüze kıyamet kopsun demek değil bu, ama dini anlayış,  dini nasıl anladık Biz şimdiye kadar, şimdiye kadar biz din ile ne anladık, çıplaklığı Ne anladık, iyilik ne,  Ayıp ne, ayıp mı, yasak mi, haram mı, içki içme, cumartesi gün çalışma, domuzu yeme, zina etme, bunlardan Ne anladık, yaptırım uygulamak, bir devletin ve yetkili kurumların koydugu yasalarla olur, yasalarla yaptırım yapar ya, o yaptırima uymayana ceza Keser ki, o yaptırım hukuk olsun herkes işlesin o yaptırımi herkes yapsın. Allah'ın yaptırımları da, helaller ve haramlar, farzlar ve sünnetler şeklinde, sünnetleri peygambere koymuş zaten, kırmızıda geçmek yasak, tamam mı, onu anlatmıştık, ardından tırın freni bu kopmuş geliyorsa, kırmızıda geçebilirsen geç, kurtar kendini, yoksa tır ezecek, altına alacak seni. haramdan kasıt nedir, helalden kasıt nedir, namazdan kasıt nedir, insanlık öyle 5 dakikalarını Allah a ayırmak ile insan olunmaz, Müslüman olunmaz, delik deşik 5 dakikalar, kimin namazı delik deşik değil, bana birini göster çıkar, öyle sağlam namazı delik deşik değil olan. Kimmiş o, namazda Allah'ı düşündün, iyide Allah'ı  görmedik, neyini düşünceksiniz, Allah'ı görmüyoruz ki, neyini düşüneceğiz, yüzünü düşünelim, yüzünü görmedik ki, sesini düşünelim, sesini duymadık ki, elini Hatırlasan elini görmedik ki, gözünü hatırlayalım desek, gözünü görmedik, neyini hatırlayacağız da, namazda Allah ile birlikte olacağız, Allah ne o zaman, Allah kim, ne, gözmü, el mi, Dil mi, kulak mı, ses mi, ki namaza giriyoruz, girdiğimiz le birlikte namazdan çıkıyoruz, kafa başka yerlerde, Yani bunlar mı bizi Müslüman edecek, iyi insan edecek, dünyada Müslümanız, Halim  selim insan, elinden kolundan başkasına zarar gelmeyen insan, Yani bu 5 dakikalar mı yapacak bizi Salim kimse, Müslüman kimse, başkasına zarar vermeyen,  başkasının hukukuna girmeyen, hırsızlık etme ki başkasının malına el koyma, dedik işte hakkullah ünvani kime verilmiş, biz verdik  de, O ismi biz verdik, söyledik, bize göre güzel dedik, Salih Aleyhisselam'a bu isim çok güzel yakışıyor, Çünkü Devenin bile su içmeye Hakkı olduğunu savunan insan, yani hayvanların hakkını savunan adam. deve bir hayvan, hayvan ama, o sudan Devenin de içmeye hakkı var diyerekten iddia eden bir adam, bu o devirde, yani o cahillerin devrinde, bu deveninde hakkı var diyen, ya  bu deve de haftanın 1 günü su içecek demiş, Bunu biz dinde, peygamberler tarihinde, bir dini olan, Salih peygamber oldugunu biliyoruz. Halbuki yaptığı bütün iş, hayvanlarında hakkı olduğunu savunmak, hayvanlar hakkını daha yeni öğreniyoruz, köpeğe tekme atan Bizim milletimiz, daha Salih Aleyhisselam'ın vaktini geçememiş, daha Salih liğe bile erememiş. lan köpeğe tekme atıyor, kediyi  öldürüyor, köpeğin evde yeri ve hakkı yok, kapının dışına koyuyor, Vay Muhammed demiş, köpek evde olmazmış<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Köpek, resim ve heykel bulunan eve melek girmez.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhârî, Bed-il Halk: 27; Müslim, Libas: 17)</span><br />
<br />
<br />
Halbuki <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Yürümekte olan susamış bir adam, yol üstünde gördüğü bir kuyuya inip su içti. Çıktığında susuzluktan soluyan, toprak yiyen bir köpek gördü. 'Bana ulaşan susuzluk buna da ulaşmış' deyip kuyuya indi. Pabucunu çıkanp su doldurdu, ağzıyla da tutarak çıktı ve köpeği suladı. Allah ona teşekkür edip onu bağışladı. 'Ey Allah'ın Elçisi, bu hayvanlara iyiliğimizden ötürü bize sevap verilir mi?' diye sordular. 'Her ıslak ciğer sahibine yapılan iyilikten ötürü sevap vardır' buyurdu"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Müslim, Selâm: b. 41, hd. 153)</span><br />
<br />
daha Salih'i geçememiş insanlık, Salih'i Salih'i, ki Muhammed'e gelsin, Muhammed de, köpek eve girmez demiş olsun, yani hakkullah, hakkullah ne? Devenin de hakkı var demek, bu sadece deve ile sınırlı değil, hayvanlarında hakkı var senin hakkın olanlarda, hayvanlarında hakkı var demek. onların hakkını savunan adam, hayvan hakları kanunu çıkaran adam, Bugün daha yeni öğrendi bunları insanlık. Allah'ın  kaç  bin sene önce gönderdiği hayvan hakları yasasını, daha dün  öğrenebildik, hayvanların sevildiğini de mehdi sayesinde  o na baka baka  özendik de öğrendik. Halbuki Allah bunu bize, taaaa Salih Aleyhisselam döneminden beri bize anlattı, bize gönderdi, dedi bu  din dedi, din değil miymiş hayvanlara Saygılı olmak, Salihin dini din değilmiymiş, Allah Allah ya, bu gavur adeti lan, Biz gavur adeti diye biliyoruz, köpekleri onlar eve alıyorlar,  Allah'ın dini imiş  haaaa., inanamadin degilmi haala, hayvanlara Saygı Var mıymış, bunu bile bilemedi insanlar, bilemedide 15 dakikalık namaz ilemi bunlari bilebilcek gayri, bu delik deşik 5 dakika lar mı, bildircek,......<br />
<br />
Zamanımızın alimleri hemen itiraz edeceklerdir, peygamberimizin, köpek giren eve melek girmez hadisini İnkar etti, yalanladı diye. Hani eshab-ı Kehf kıssası anlatılırken, alimler anlatır ki, eshab-ı Kehf'in köpekleri Kıtmir, onları terk edip, onlardan ayrılmadı, ve mağaranın kapısında Kur'an'da geçtiği gibi beklediği için, o da cennete girecek diye anlatılır, rivayet edilir. Peki bunu bu hadisle kıyas ettiğimizde, Cennet temiz ve temiz olanların yeri değil mi, peki Cennete giren bir köpek var iken, senin ev Cennetten daha mı temiz, daha mı Pak  ki? senin eve köpek girmesin. Tamam hayvanların Hakkı da var dedik diye onları da tepemize çıkarmadık, Hak hukuk Her şey yerine göre.  ve şu sıralar bizim bahçedeki Karıncalar Mutfağa yol bulmuş, mutfağı taşınıyorlar, dün öğlenden kalan makarna yemeği vardı, Karnım acıktı, atıştırayım diye makarna tenceresine vardım, karıncanın bir tanesi içine girmiş, hem de kapak kapalıyken, o pis ayaklarıyla, her yerde dolaşıp geldiği ayaklarıyla, makarnanın içinde dolaşıp durur. Bu da onun hakkımı, incitmeyecek miyim ben o karıncayı, bir tencere makarnayı mundar etti,  Çünkü o minicik ayakları da olsa, yerlerde, mikrop olan yerlerde dolaşıp geliyor, ve onunla makarnanın içine girince, benim vücuduma, o taşıdığı Mikroplar da girmiş olacak, bu onun hakkı değil, Allah onlara kırntı lokmaları rızık olarak vermiş,  O bundan ileriye giderse, hakkını hukukunu aşmış olur. ama ben bir zamanlar vaazlarımın birisinde Demiştim ki, ben Pencerenin önüne ekmek kırıntıları döküyorum, ve Allah kuşlara ilham ediyor, Kuşlar gelip benim  pencerenin önündeki ekmek kırıntılarını alıp yiyorlar, ve bunu Facebook'tan attığımda, şiirci Ceyhun almış kabul edip iman etmiş ki, o zaman o da penceresinin Önüne Ekmek parçaları koymuş, Allahu Teala onun ekmek parçalarını da, oradaki bir martıya ilham edip, git senin rızkın Orada demiş, ve Bir Martı gelip yemeye başlamış, Ve bunu Ceyhun Facebook hesabından resimli paylaşıyordu, yazıyordu, ismini de o martının enayi koymuş, enayi geldi, beleş aldı gitti, yedi gitti falan diyordu, öldü mü artık, hala yaşıyor mu, hala muhabbetleri devam ediyor mu bilmiyorum, ama yani bizden öğrendiği bir hikmet ile, O da böyle bir sevaba girmişti, işte artık biz kendi lokmaları mızdan da hayvanlara veriyoruz zaten, Ama Allah'ın ayırdığı bir Hak hukuk var, Evet hakları var artık, ama onlarda cennette, vaktimiz Cennet vakti olduğu için, onlar da iyisini hak ediyorlar artık.<br />
 ve Peygamberimiz neden köpek giren eve melek girmez demiş olsun, Evet hadis doğru, inkar etmiyorum, Ama, sebebi ne?  Çünkü Muhammed zamanı senin benim gibi halıfleksi yok Evinde, yerde hurma lifinden yapılmış Hasır var, haliflex olsa bile aynı, yani köpek sokaklarda, mikroplu veya temiz yerlerde dolaşıyor, ve ayakları çıplak ayak dolaşıyor, sen gibi ben gibi, Muhammed'in İpek seccadesi de yok, namaza durduğu zaman, yere seccadesini yazsın da, ağzı burnu mikrop kapmasın, yok ki,seccadesi, Vakit girdi  hasırın  üstünde namaza durdu.<br />
Ve eğer dışarıda mikroplu yerlerde dolaşan bir köpek gelip onun secde edeceği yere basar ise, ne olur, tabii ki Muhammed mikropları da biliyor, hasta olur, hastalık kapar, bu kendisi için de böyle, Ashabı içinde böyle, ve onları da aynı şeyi tavsiye edecek ki, mikrop kapmasın lar, değil mi? mesele bundan ibaret, yoksa bugün benim burada, Avusturya'da, bir komşum var, kış vakti gördüm, Hani kışın dışarılar ıslak ve yağmur çamurlu oluyor ya, işte köpeği var,  tazı cinsi bir köpek, onu gezdirip geliyor, evinin kapısının önü, benim Pencereden gözüküyor, Ve evine girmeden önce, paspas koymuş, köpek paspasa ayaklarını siliyor, öyle giriyor eve. akıllı köpek, öğrenmiş,  hayvanların hepsi Akıllı, deli değiller, anlayabiliyor lar, onlarla konuştuğun zaman, iletişime girebiliyorlar, ve demek istediğini anlıyorlar, nasıl öğretmiş ki bu kadın ona, ayaklarını silmesini, demek ki öğrenebiliyorlar. artık cennetteki köpekler öyle pis köpekler değil diyebiliriz, çünkü onları şampuanla yıkıyoruz, ama sokaklarda yine geziyorlar, aynı şey, yine üzerlerinde de bir bakteri cinsi olduğu, bize zarar verebilecek bir bakteri cinsi olduğu söyleniyor, Yani bir kurtçuk, ve o senin Namaz kıldğıın yerlere yatıp oturdu mu, senin burnundan ağzından İçeri girebilir, ve seni hasta edebilir, O yüzden Muhammed bunu demiş olabilir, fakat bugün Bizler seccade sahipleniriyiz, halı sahipleri, süpürge sahipleriyiz, evlerimiz temizleniyor, ve namaz kıldığımız zaman, namaz kılacağımız yere, ekstradan temiz bir seccade yazıp da, onun üzerinde namaz kılıyoruz, öyle hemen halının neresimüsait, oraya durup namaz kılmıyoruz, O yüzden, o tehlike şu anda biraz azaltılmış vaziyette, ve cennette, vaktimiz de, işte köpeklerde evlerde, Hatta yataklarına bile alanlar var, çünkü yıkamış sabunla şampuanla, tertemiz yapmış, öpüyor seviyor, kucağına alıyor, ha bu köpek olsun, ha maymun olsun, diğer başka bir hayvan olsun, Aynı şey, ve Salih Aleyhisselam işte, hayvanlarında Bizler gibi Hakkı olduğunu, hukuku olduğunu savunan peygamber, ve dini de onun, hayvan hakları savunucusu dini, Bu din miymiş, Evet bu da Allah'ın dinlerinden bir din, senin din Algın ne kardeşim, işte böyle bir şey insanlığın İmar ve memur olması, yeryüzünü imar edip, ve içinde gezen memur olması için, Allah'ın gönderdiği ve öğrettiği bilgiler zincirine Biz Din diyoruz, yoksa Beş vakit namaz, bir ay oruc, Bunlar dinin sadece değişik versiyondaki anlatımları. biz onların ne olduğunu daha hala anlamamışiz. Ama her şeyin aşırısı na gidildiğinde ifrat ve tefrit oluyor işte hayvan haklarında da ifrada kaçılırsa, O zaman işte hani Ataların sözü vardır, <br />
<br />
"yüz verdik ayıya, geldi sıçtı halıya..." <br />
<br />
<br />
diye yani ifrata kaçmadan, aşırı gitmeden, onları sevmek, onlara ve hakkına hukukuna riayet edip, onların da dünyadaki zincirlerden bir zincir olduklarını bilip, onlara hayatlarını devam ettirmeleri, ve soylarını devam ettirmeleri hususunda, yardımcı olmak, hem sevap, hem de Din, Allah'ın dini, yani bize öğretisi demek, Onunla da sen cennetlere erebilirsin, zaten vaktimiz Cennet, bundan daha iyi cennetlere erebilirsin. <br />
bak o zamanalar köpeklere  kedilere, nereye kaka edeceği, belki öğretilmediydi, buda sebelerinden olabilir o hadisin, bu gün kedilere  kum döküyorsun bir kaba, o kedi ortaya etmiyor, öğreniyor, gidip o kuma ediyor kakasını.. velhasıl kelam.<br />
<br />
<br />
Hayvanlar manyak değil, öğrenebiliyorlar, hepsinin aklı var Allah'a şükür..<br />
<br />
<br />
İbrahim Aleyhisselam demiş ki Kuranı Kerim'de buyrulan:<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
رَبَّنَا وَابْعَثْ فِيهِمْ رَسُولاً مِّنْهُمْ يَتْلُو عَلَيْهِمْ آيَاتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُزَكِّيهِمْ إِنَّكَ أَنتَ العَزِيزُ الحَكِيمُ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Rabbenâ veb’as fîhim resûlen minhum yetlû aleyhim âyâtike ve yuallimuhumul kitâbe vel hikmete ve yuzekkîhim inneke entel azîzul hakîm<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Rabbimiz, onların arasından kendilerinden, onlara Senin âyetlerini tilâvet edecek (okuyup açıklayacak), onlara Kitap’ı (Kuranı Kerim’i) ve hikmeti öğretecek ve onların (nefsini) tezkiye (ve tasfiye) edecek bir resûl beas et (yeniden dirilt hayata getir beas öldükten sonra dirilmek ementüden hatirlayin). Muhakkak ki Sen, Sen, Azîz’sin, Hakîm’sin.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym BAKARA-129 ayet</span><br />
<br />
benim soyumdan öyle birini tekrar diriltip gönder ki, insanları Zeki kılsın demiş, ve Evet onun soyundan Mehdi, işte dünyaya geldi, insanları o kadar zeki ve akıllı kılacak, ve insanların aklını uyandıracak ki, ve Mehdi İsa'dan, İsa Mehdi den, ve doğan çocuk konuşacak kadar akıllı olacak, aynen Hz isa gibi, ve isa Efendimiz Mehdi'nin çocuğu olduğu zaman, işte doğar doğmaz, Ben peygamberin diyecek kadar akıllı bir kimse, ve konuşabilecek kadar akıllı bir kimse, ermiş kimse, Yani o kadar sizi uyandıracak ki, doğan çocuklar konuşabilecek, artık şu anda yeni Çocuklar cep telefonu kullanabiliyor, o kadar akıllı, ufak çocuk, 3 yaşındaki çocuk,  cep telefonu kullanmasını biliyor, Şu anda televizyonda gördüm, maymunlar bile, Instagram'ı kullanıyormuş, işte mehdi sizi uyandırıp öyle hale getirecek ki, artık doğan çocuk konuşacak hale gelecek,  Allah kitap demeye başlayacak, ve bunlardan 2 tane örnek var, Birisi Muhammed Aleyhisselam, doğunca ümmeti ümmeti demiş, birisi de Hz isa, ben Allah'ın peygamberiyin demiş. burada peygamberden de daha mi üstün olduğunu iddia ediyor, Bu adam sapıtmış diyecekler, ama dedi ki, o t.. öyle bir t.. ki, o t.. olmazsa, Muhammed de gelmez, İsa da gelmez, isa gelmezse Muhammed de gelmez, öyle olunca, sondan gelip de, ruh halinde iken gelip de, insan merymeden, bir çocuk doğurtan Ruh dedik, ve orada yazdık, bunu İsa efendimizin, neden ruhullah olduğunu da, o peygamberlerin ünvalarında, kısaca değindik, mesele budur yani, çünkü isa efendimizin ruhullah olması, Allah'ın ruhundan üfürmesi ile manasında değildir, oradaki mana, daha insan olmamış, yani gelecekteki bir insanın, yani Mehdi'nin o güne göre gelecekteki bir insan,  Mehdi  gelecekteki Mehdi'nin, daha ruh halinde iken,  insan bedenine girmemiş halinde, ruh halindeyken, getirip de Meryem'e çocuk bahşetmesi, O yüzden de ruhtan doğan çocuk olmuş, isa Efendimiz, aynı şey, yine Muhammed Aleyhiselamın da aynı bu şekilde gelmesi, bu şekilde, bu halde gelmesi, yani o yüzden ruhullah, ruhtan doğan çocuk. <br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #00ff00;" class="mycode_color">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 1 Mayıs 2019 Çarşamba<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ahiret Nedir?]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=43080</link>
			<pubDate>Wed, 29 Apr 2026 06:06:21 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=43080</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Ahiret Nedir?</span><br />
<br />
(Kar©glanin 1 Temmuz 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
والَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَبِالآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Vellezîne yu’minûne bi mâ unzile ileyke ve mâ unzile min kablik(kablike) ve bil âhireti hum yûkınûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
O kimseler ki; sana indirilene senden önce indirilen kitablara iman ederler. Onlar ahiret alemine de yakînen inanırlar.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 4. ayet</span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Geçmiş ümmetlere nisbetle sizin dünyada kalışınız, ikindi namazı ile güneşin batımı arasındaki vakit kadardır.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhârî, Mevâkît, 17; Tevhid, 31, 47)</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
Yıllardır Müslümanların ihtilafa düştüğü kelime : ahiret kelimesi ve, ahiret kelimesini Müslümanlar şimdiye kadar Sadece, öldükten sonraki hayat olaraktan anlamışlar.<br />
Halbuki ahiret kelimesi, sonraki ya da şu anki dilimize uygun olaraktan : "gelecek" demektir yani "zukunft."  Çünkü bir çiçek diktimi, önce tohumunu diktin, daha sonra onun çiçek açması için bir zamana ihtiyaç var, bir mevsimin bir mevsime dönüşmesine ihtiyaç var, ve zamanı gelince, o çiçek açıp da, sana neşvu neva veriyor, O zaman ibadetlerinde ödülü olan nimetler, ahirette verilecek denmesinin sebebi, Eğer şu an, anında verilmemişse, Gelecekte bir zamanda sana verilecek demektir bu. Ama bu ömrün yeterse hayattayken verilir, yetmezse  2. veya 3. hayatlarında verilir. Onu böyle deyince de, araya başka bir bilgi sokmuş olduk, Yani insan çift hayatlı mıdır, Reenkarnasyon var mıdır? bazı çiçekler vardır, köklü veya yumrulu çiçekler, patates gülü gibi, yani yine lale gibi soğanlı çiçekler vardır, Eğer memleket çok soğuksa, ve toprak buza çekiyorsa, o çiçekler soğan verdikten sonra, ya da Yumru verdikten sonra, bazı memleketlerde, topraktan sökmen lazım ki, ertesi sene, tekrar o çiçeğe sahip olabilesin. Eğer sökmezsen hava ve toprak don a çektiği için, o çiçek ölür, ama bazı ağaçlar vardır, kökleri diplere giden, don vurmayacak kadar derinlere kadar dalmıştır ki, o agac yapraklarını döker, ve uykuya yatar, ertesi sene Rüzgar onu kaldırınca, tekrar Uykudan uyanıp, tekrar yeşillenir, meyvesini verir. yani ölmeyenler var. ölenler var. bazı çiçekler ölür, Susam gibi, buğday gibi, o sene meyvesini verir, çiçeğini açar, yaprağını açar, sonbahar geldi mi, hasat edersin, gelcek sene tohumundan bir daha dikmek lazım ki, o sana, yeni sene bir daha meyve versin, o Mevsimde dogduysa, beriki mevsim ölmüştür, işte ödüller de eğer bu hayatta sana verilmediyse, sen buğday gibi cibilliyatta isen, ikinci bir mevsim daha sana verilir, tohum vermişsindir, Eğer küçülürsün yeni bir cocuk ve cocucugun olarak dogarsin, bir hayat daha kazanırsın, ama  elma ağacı sabit, sadece uykuya yatıyor, tekrar uyanıyor, ölmüyor, ve bir de elmalarının içinde, yeni çekirdekler veriyor, ama buğday öyle değil, buğday başağı verdi, öldü, sen onu yeniden dikersen bir daha Hayat buluyor, o zaman ahiret nasıl bir şey, Doğada bir örnek gösterilmemiş, bize birçok örnek var. Allah : kainata bakmıyor musunuz, Etrafınıza bakmıyor musunuz diyor, etrafımıza baktığımızda, o zaman buğday bir örnek, yine Lale gülü örnek, yine patates gülü örnek, yine patatesin kendisi örnek, havuç örnek, havucu toprakta hiçbir şey kalmayacak şekilde çıkarman gerekiyor, Eğer onun  tohumunu aldıysan, Ondan bir daha üretebilirsin, ya da eski havuçtan üretebilirsin,  soğanı, soğan dikerek den üretebilirsin, ama Mevsim Geçti öldü, ama çam ağacı  uykuya da yatmıyor, Uyku bile uyumayan ağaçlar var, ama bir ömür uyumayan, Demek ki ahiret ve cennet, kişisine göre, ve tabiatına göre farklı farklı şeyler, neyse bu meseleye daha sonra devam edeceğiz inşallah, Şimdi başka bir meseleye geçiyoruz.<br />
<br />
 ve bir sohbet Meclisi'nde dinledimm diyor ki : namaz kılacağım zaman  namazın vakti geldiğini, ezan okuduğunda anlarsın, ezan okununca namaz vakti girmiştir, Peki dua edeceğini nereden anlarsın, o da başına bir sıkıntı geldiği zaman, dua edeceğinin vakti gelmiş demektir, hasta oldun da dua vakti geldi, dua et, yağmursuz kaldın, o zaman dua vakti geldi, dua et yağmur yağsın diye tarif ediyor, duanın vaktini. Acaba öyle midir.<br />
<br />
 tarikatlar ve Sofiler ve gerçek Müminler Allahu Teala yi zikrederler, zikirler de öyle sadece tek kelime ile telaffuz edilen şeyler değildir. Mesela Allahu Teala Kuranı Kerim'de Felak Suresi diye bir sureyi zikir olaraktan vermiş, 5 ayetten oluşuyor, tek bir kelime değil, ve başında diyor ki "rabbe sığınırım" de diyor, sadece onu demekle de kalma başka 5 ayrı cümle daha var.  Öyle olunca zikirler öyle sadece, Esmaül Hüsna daki Allah, Rahman, Rahim gibi tek kelimelerden ibaret değildir. Biz tek kelimeyle derdimizi nasıl anlatacağız, Çocuk muyuz ki biz, Tek kelime ile anlatalım. Hani çocuk su isteyecektir, ve eskiden çocuklara, bizim vaktimiz de, suyu Düm düm diye tarif ederdik biz, Çünkü çocuğun dili düm diyecek kadar anca gelişmiş, O yüzden çocuk su istediği zaman, döm düm dediği zaman,  Ha o  su istiyor, susamış anlaşılırdı yani, Ama biz tek kelimeyle meramımızı nasıl anlatacağız.  mesela Rahman baba demek, baba, baba dedin de, baban sana döndü sordu, Ne istiyorsun oğlum dedi? sadece Baba demekle bir şey anlatabilir miyiz biz, baba,baba,baba, 50 kere, 100 kere, milyon kere  baba de,  bir mana oluşur mu? oluşmaz. peki Kuranı Kerim böyle tek kelimelerden mi oluşuyor, yoksa cümlelerden ouluşuyor, bir kitap cümlelerden mi oluşur, ve cümlelerin birleştiği sayfalar dan ve sayfaların birleştiği bölümlerden yani, surelerden mi  oluşuyor, yine surelerin de birleştiği, Kitaptan mı oluşuyor, Yoksa sadece tek cümle, tek kelimeler den mi,  Rahman, Rahim, Mümin, gibi, bizim kitabımızda bunlar mı yazıyor, sadece tek kelimeli mi bizim kitabımız? halbuki bir isteğimizi, meramımızı anlatmak için, tek bir cümleye mi ihtiyacımız var,  bi olay ve problem  tek kelime yada tek cümleyle de  anlatılacak bir şey değil. Ama  mesela tek kelimeyle Baba dedin, baban döndü sana baktı, ama gerisi yok, Ne istiyorsun oğlum dedi, gerisi yok demek, ikinci bir cümle kelimeye ihtiyacımız var, Öyle olunca işte Kuranı Kerim'de Allahu Teala, bazı zikirleri, nasıl şekilde telaffuz edip te, istememiz gerektiğini, bize anlatıyor. Çünkü mesela savcılığa vereceğin bir dilekçe de anlatacağın meseleyi, kısa ve özlü cümlelerle anlatman gerekir, uzun uzun masal yazılmaz.  o gibi yani Allahu Teala  orada meşgul edilmez, isteyeceğin şeyler kısa ve özlü cümleler halinde olmalıdır, Vallahi  Kuranda Allahu Teala, da bunu bize öğretiyor zaten, isteme yöntemlerini de öğretiyor, Kuranı Kerim'de falancı peygamber : "falan falan" dedi de istedi, filanci peygamberde : "filan filan dedi de istedi" diye bize Kuranı Kerim'de yer vermiş öğretiyor,  bize istemenin de yöntemlerini kısa ve öz bir şekilde anlatmış, ve onların ki ni kullandığımız zaman, bizde dogru istemiş oluruz. Çünkü mesela Almanya'ya gittin, marketten yahut, eskisi gibi Bakkal olduğunu düşünelim, 3 tane ekmek isteyeceksin, bunun bir Almanca cümlesi var, o cümleyi Sen kullandığın, zaman Almanya'daki bakkal da  senin 3 tane ekmek istediğini anlar, sana verir. Aynı kelimeyi bugün, Google'da tercüme ettir, Fransa'ya git, Fransızca tercüme ettir, Fransızca aynı cümleyi kullandığın zaman, Fransızca olarak iste, yine sana üç Ekmek verir, Öyle olunca, şimdi peygamberlerin hangisini  ne ve nasıl istediyse, onların istediği gibi istemek, Senin de o isteğinin yerine gelmesine sebeptir bu. ve Sen mesela iki ekmek istiyorum da, yanında bir de peynir istiyorum diyebilirsin, bunda bir  mahsur yoktur. <br />
<br />
Sofiler Derler ki : sen Vız Vız yap, balı yapan Allah'tır. Yani sen zikrini çek, Allah Allah de, Allah  sen ne istiyorsan verecektir zaten demek gibi. Halbükü demin dedim, yani baba baba demekle iş bitmiyor, Babandan bir şey istiyorsun ama, onu da dile getirmek lazım, yahut bakkala gittin orada  Bakkal amca, bakkal amca de dur, oğlum Bakkal amca benim, tamam ne istiyorsun?  diye  sana sorduğu zaman, diyecek bir şeyin yoksa, bakkala Niye gittin sen, bakkali ne rahatsız ediyorsun, amca amca deyip duruyorsun. Yani zikirleri de diyorlar ki işte : Esmaül Hüsna dan birsini mesela 2000 kere, 3000 kere, 5000 kere çek, Tamam Sonunda istediğin şey ne Onu söylemedikten sonra, dile getirmedikten sonra, onunla ilgili bir şey dile getirmedikten sonra, senin 50 000 kere  o ismi çekmenin Manası yok, bir adama Bakkal amca diye 50 000 kere, Bakkal amca, bakkal amca, bakkal amca dediğin zaman mı, o amca sana bakar cevap verir, yoksa sadece bir defa Bakkal amca bana ekmek ver dediğin zaman mı, bakıp da Ekmek verir sana. 50 000 kere Bakkal amca demenin manası nerede burada, duyuramadın mı, yani Vız Vız işi de biraz yaş mesela yaş.<br />
<br />
Bir kez Allah dese aşk ile lisan<br />
Dökülür cümle günah misl-ü hazan<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Süleyman ÇELEBİ (Mevlidi NEBEVİ) </span><br />
<br />
 Hulusi kalple bir kez Allah derse dökülür cümle günah misli Hazan diyor Süleyman Çelebi, yani 50 kere Allah Allah demenin 100 kere Allah Allah demenin manası da yok, bir kere Hulusi kalbi ile  Allah der isen, cümle günah dökülür misli Hazan, yani Hazan Gülleri Gibi, Hazan yaprakları gibi, yani sonbahar yaprakları gibi dökülüverir günahlarin diyor. <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Elin işte, gözün oynaşta"</span><br />
<br />
olmayacak yani, dilin zikirde ama, kalbin Allah ile değilse, bir mana çıkmaz ki oradan. Duanın Vakti de öyle sıkıntıya geldiğin zaman, sana dua et diye Allah uyandırıyor demek değildir. namaz vakti gibi, Ezan okunuyor, Haydi namaza, dua vakti geldi, haydi  dua eden değildir o dua etmenin vakti. <br />
<br />
Bunu da şu misal ile anlatayım:<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">DUANIN VAKTi NE ZAMANDIR?</span><br />
<br />
Mesela Evde tuz bitti, Hanım sana tuz alman gerektigini söyleyecek ama, bunu sana söylemedi, ve tuz bitince, tuzsuz yemek yaptı, ve senin önüne koydu. Akşam geldin, tuzsuz Yemeği yiyince, Hanıma bir de bağırdın, bu yemeğin tuzu yok dedin, Nerede tuz, tuz getirin dedin,<br />
<br />
Hanım  da dedi :<br />
<br />
Evde tuz kalmadı dedi,Ben de tuzsuz yemek yaptım dedi.<br />
<br />
sen demez misin ki o zaman, ya Hanım tuz bitmeden önce bana niye demedin ki, ben bitmeden önce, Markete gittiğimde tuz alıp gelseydim demez misin sen orada, şimdi bittimi mi aklına geldi de söylemek  demez misin? Orada tuz bitince mi, tuz  isteme vakti gelmiştir? tuz Alma Vakti gelmiştir? Halbuki tuz paketindeki tuz azalinca, yeni tuz  paketini alma vaktinin geldiğini bileceğiz, ve dua da öyle, hastalandımi dua etmek, yani senin başın belaya girdikten sonra mı, dua etmenin vakti gelmiştir acaba? <br />
<br />
Halbuki  nasil önceden, tuz bitmeden, tuzun bitmek üzere olduğunu farkına varırsın ve, markete gidişinde, tuzu yedeklersin, ve bitince o paket, yeni peketi açıp ondan devam edersin, ve arada fasıla yani, arada kesilme olmaz. ama sen Ahmak isen, işte böyle tuz biter, yemek tuzsuz pişer, önüne koyulur ve, sonunda hanımın ilede  bu yüzden kavga edersin, ve sonra tuz almaya gidersin. hastalandı mı da dua etmek lazim yani, biraz gec deglimi o zaman hani fravun denizlerin dibine garkolunca  ben musanin rabbina iman ettim dediy di ya , <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَجَاوَزْنَا بِبَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ الْبَحْرَ فَاَتْبَعَهُمْ فِرْعَوْنُ وَجُنُودُهُ بَغْياً وَعَدْواًۜ حَتّٰٓى اِذَٓا اَدْرَكَهُ الْغَرَقُۙ قَالَ اٰمَنْتُ اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا الَّـذ۪ٓي اٰمَنَتْ بِه۪ بَنُٓوا اِسْرَٓائ۪لَ وَاَنَا۬ مِنَ الْمُسْلِم۪ينَ<br />
<br />
آٰلْـٰٔنَ وَقَدْ عَصَيْتَ قَبْلُ وَكُنْتَ مِنَ الْمُفْسِد۪ينَ<br />
<br />
فَالْيَوْمَ نُنَجّ۪يكَ بِبَدَنِكَ لِتَكُونَ لِمَنْ خَلْفَكَ اٰيَةًۜ وَاِنَّ كَث۪يراً مِنَ النَّاسِ عَنْ اٰيَاتِنَا لَغَافِلُونَ۟<br />
<br />
وَلَقَدْ بَوَّأْنَا بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ مُبَوَّاَ صِدْقٍ وَرَزَقْنَاهُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِۚ فَمَا اخْتَلَفُوا حَتّٰى جَٓاءَهُمُ الْعِلْمُۜ اِنَّ رَبَّكَ يَقْض۪ي بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ ف۪يمَا كَانُوا ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve câveznâ bi benî isrâîlel bahre fe etbeahum fir’avnu ve cunûduhu bagyen ve advâ, hattâ izâ edrakehul garaku kâle âmentu ennehu lâ ilâhe illâllezî âmenet bihî benû isrâîle ve ene minel muslimîn.<br />
<br />
Âl’âne ve kad asayte kablu ve kunte minel mufsidîn.<br />
<br />
Fel yevme nuneccîke bi bedenike li tekûne limen halfeke âyeten, ve inne kesîren minen nâsi an âyâtinâ le gâfilûn.<br />
<br />
Ve lekad bevve’nâ benî isrâîle mubevvee sıdkın ve razaknâhum minet (:::)ât, fe mâhtelefû hattâ câehumul ilmu, inne rabbeke yakdî beynehum yevmel kıyâmeti fî mâ kânû fîhi yahtelifûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Biz, İsrailoğullarını denizden geçirdik. Böylece firavun ve onun ordusu, azgınlıkla (zulümle), düşmanlıkla onları takip etti. (Sular), onu boğacak düzeye erişince, Sonunda Firavun boğulmak üzereyken şöyle dedi “İsrailoğullarının kendisine (O’na) inandığı ilâhtan başka (ilâh) olmadığına ben de îmân ettim. Ve ben (de), müslümanlardanım (teslim olanlardanım, İslâm’a girenlerdenim).” dedi."Elhak inandım ki, İsrâiloğulları’nın iman ettiğinden başka tanrı yokmuş! Ben de artık kendini O’na teslim edenlerden biriyim." <br />
<br />
Şimdi mi? Şimdi (mi) (teslim oldun, öyle mi?) Halbuki daha önce hep baş kaldırmış ve bozguncular arasında yer almıştın. <br />
<br />
Böylece senden sonraki nesillere, bir delil (ibret) olman için, bugün seni bedeninle kurtaracağız. Ve insanların çoğu, elbette âyetlerimizden gâfillerdir. İnsanların pek çoğu gösterdiğimiz delillerin bilincinde değildirler. <br />
<br />
Ve andolsun ki; İsrailoğullarını güzel bir yere yerleştirdik. Ve onları temiz, helâl rızıktan rızıklandırdık. Bundan sonra onlara ilim gelinceye kadar ihtilâfa düşmediler. Muhakkak ki senin Rabbin, kıyâmet günü,  onlarin o hakkında ihtilâfa (anlaşmazlığa) düşmüş oldukları şeyde de, rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü elbette verecektir. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Yûnus Suresi - 90-93 . Ayet </span><br />
<br />
<br />
O zaman, Allah a da,  yağmursuz kaldı mı da dua etmek, yada hasta oldumu dua etmek de böyle bir şeydir yani.<br />
<br />
"Yumurta götünün ağzına geldi mi, folluk aranmaz."<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Atasözü) </span><br />
<br />
Yani yumurtlamalik yer, son dakika aranmaz diye bir atasözü vardr. Yani işini son dakikaya bırakmak meselesi. Hatta son dakikada geçmişte yağmursuz kalmış, yada hasta olmuş da, ondan sonra Allah'a dua ediyor, Yağmur ver diyerekten, o zamana kadar aklın neredeydi, niye ağaç dikmedin, yağmura sebep olan şeylere yapışmadın Sen!<br />
<br />
Mesela : ben Ankara'ya gideceğim diyorsun sen ama, otobüs Garına gitmiyorsun, bilet almıyorsun, bavulunu hazırlamıyorsun, sadece Ben Ankara'ya gideceğim de, ben Ankara'ya gideceğim diyorsun.  bunu demek ile Ankara'ya gidemezsin ki, sebeplere yapışmak lazım, senin Ankara'ya giden bir otobüs bir araba bulman lazım, yola çıkman lazım, Peki Yağmur yağmadığını Fark ettiğinde, o zaman mi aklına dua etmek geldi? yağmur yağma masına sebep olan şeyleri ortadan kaldırmayı niye önceden düşünmedin, Niye  sebeblere yapışmadın da şimdi allah tan mucize bekliyorsun. son dakka Allah a Dua et de, Allah hücceti ile kalkıp gelsin, gelsin de sana Yağmur versin, ondan sonra mucize yapsın sana, bunlarda olmayince bu sefer, ondan sonra da, "dua ettik ama, yağmur yağmadı ya" Masalları. <br />
<br />
Nitekim peygamberimizde hastalıklara karşı önleyici Tıp usulleri kullanmış, mesela <br />
Yemekten önce ve sonra ellerinizi yıkayın demiş, ağzınızı yıkayın demiş, ve Eğer birisi elini ağzını yıkamadan yatıp da, sabah kalktığında hasta olaraktan uyanırsa vebali kendisine ait demiş. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
 "Yemekten önce elleri yıkamak yoksulluğu, yemekten sonra yıkamak ise günahları giderir, cinneti de önler." <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif ,Taberani, Gazali, İhya)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Yemeğin bereketi, hem yemekten önce hem de yemekten sonra elleri ve ağzı yıkamaktadır."<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif ,Tirmizi, Şemail, 79)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Elindeki yemek bulaşığını yıkamadan yatan kimse, eğer gece başına bir sıkıntı gelir ise, bu durumda hatasını başkasında değil, kendisinde arasın.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif ,  Ebû Dâvûd, Et’ime:53, no:3852)</span><br />
<br />
Yani Öyle olunca Dua Etmek de,  fiili dua ile olmali ve, yumurta kapıya gelince değil, daha önceden tedbir almak gerektiği yine Kuranı Kerim'den Yusuf suresindeki Yusuf kıssası ile bize anlatılmak da : ve hapiste yatan Yusuf Aleyhisselam'ın o zamanın Firavun'un rüyasını yoraraktan 7 sene kıtlık, 7 sene bolluk diye yorum getirmesi üzerine, Firavun'un bile buna iman edip, kabul edip, ve ona göre tedbir almaları için, onu Yusuf'u Vezir edip, bu işin başına geçirip, bu tedbirleri almasını ona Emir buyurması ile, gelecek kıtlıkta, Onların rahat bir hayat sürmeleri ne sebep olmuş. Peki bu önlem almak ve Yusuf Hikayesi kime? bu nu bir hikaye  ve masal mı zannettin sen bunu, Eger yağmur yağmadı ise, iş bitti, artık son noktaya geldi demek olur, yumurta kapının ağzına geldi, ondan sonkraki dua ise, Sen dua et ki Allah'tan mucize bekle!!!<br />
 Yusuf öyle mi yapmış?  o zman gelsin dua ederiz mi demiş?  o vakit gelmeden önce rüya ile haberdar olunca, kıtlık vaktinin  alametleri gözükünce, hemen tedbire başlamış, 7 sene bolluk oldugunda, daha 7 sene önceden ambarlara buğday doldurmaya başlamış. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَقَالَ الْمَلِكُ إِنِّي أَرَى سَبْعَ بَقَرَاتٍ سِمَانٍ يَأْكُلُهُنَّ سَبْعٌ عِجَافٌ وَسَبْعَ سُنبُلاَتٍ خُضْرٍ وَأُخَرَ يَابِسَاتٍ يَا أَيُّهَا الْمَلأُ أَفْتُونِي فِي رُؤْيَايَ إِن كُنتُمْ لِلرُّؤْيَا تَعْبُرُونَ<br />
قَالُواْ أَضْغَاثُ أَحْلاَمٍ وَمَا نَحْنُ بِتَأْوِيلِ الأَحْلاَمِ بِعَالِمِينَ<br />
وَقَالَ الَّذِي نَجَا مِنْهُمَا وَادَّكَرَ بَعْدَ أُمَّةٍ أَنَاْ أُنَبِّئُكُم بِتَأْوِيلِهِ فَأَرْسِلُونِ<br />
يُوسُفُ أَيُّهَا الصِّدِّيقُ أَفْتِنَا فِي سَبْعِ بَقَرَاتٍ سِمَانٍ يَأْكُلُهُنَّ سَبْعٌ عِجَافٌ وَسَبْعِ سُنبُلاَتٍ خُضْرٍ وَأُخَرَ يَابِسَاتٍ لَّعَلِّي أَرْجِعُ إِلَى النَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَعْلَمُونَ<br />
قَالَ تَزْرَعُونَ سَبْعَ سِنِينَ دَأَبًا فَمَا حَصَدتُّمْ فَذَرُوهُ فِي سُنبُلِهِ إِلاَّ قَلِيلاً مِّمَّا تَأْكُلُونَ<br />
ثُمَّ يَأْتِي مِن بَعْدِ ذَلِكَ سَبْعٌ شِدَادٌ يَأْكُلْنَ مَا قَدَّمْتُمْ لَهُنَّ إِلاَّ قَلِيلاً مِّمَّا تُحْصِنُونَ<br />
ثُمَّ يَأْتِي مِن بَعْدِ ذَلِكَ عَامٌ فِيهِ يُغَاثُ النَّاسُ وَفِيهِ يَعْصِرُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve kâlel meliku innî erâ seb’a bakarâtin simânin ye’kuluhunne seb’un icâfun ve seb’a sunbulâtin hudrin ve uhara yâbisât (yâbisâtin), yâ eyyuhâl meleu eftûnî fî ru’yâye in kuntum lir ru’yâ ta’burûn.<br />
Kâlû adgâsu ahlâm(ahlâmin), ve mâ nahnu bi te’vîlil ahlâmi bi âlimîn.<br />
Ve kâlellezî necâ minhumâ veddekere ba’de ummetin ene unebbiukum bi te’vîlihî fe ersilûni.<br />
Yûsufu eyyuhâs sıddîku eftinâ fî seb’ı bakarâtin simânin ye’kuluhunne seb’un icâfun ve seb’ı sunbulâtin hudrin ve uhare yâbisâtin, leallî erciu ilân nâsi leallehum ya’lemûn.<br />
Kâle tezraûne seb’a sinîne deebâ(deeben), fe mâ hasadtum fe zerûhu fî sunbulihî illâ kalîlen mimmâ te’kulûn.<br />
Summe ye’tî min ba’di zâlike seb’un şidâdun ye’kulne mâ kaddemtum lehunne illâ kalîlen mimmâ tuhsinûn.<br />
Summe ye’tî min ba’di zâlike âmun fîhi yugâsun nâsu ve fîhi ya’sırûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ve Melik şöyle dedi: “Gerçekten ben, yedi (adet) zayıf ineğin, yedi (adet) semiz ineği yediğini görüyorum. Ve yedi yeşil başak ve diğerlerini de kurumuş görüyorum. Ey (kavmin) ileri gelenleri! Şâyet siz (rüya) tabir edenlerseniz, bana rüyamı yorumlayın.”<br />
“Karmakarışık rüyalar, biz böyle rüyaların yorumunu bilenler değiliz.” dediler.<br />
O ikisinden kurtulmuş olanı (unuttuğunu) hatırladı ve (şöyle) dedi: “Ben, size bir süre sonra onun tevîlini (yorumunu) haber vereceğim. Hemen beni gönderin.”<br />
Yusuf, ey sıddîk! Yedi (adet) semiz inek, onları yiyen yedi (adet) zayıf (inek) ve yedi (adet) yeşil sümbül (başak) ve kurumuş olan diğerleri hakkında bize yorum yap. Belki (umarım) ben insanlara dönerim. Böylece (seni ve rüyanın anlamını) onlar öğrenirler. <br />
“Yedi yıl eskisi gibi ekin ekin. Böylece (bunlardan) yediğiniz az bir kısmı hariç, hasat ettiklerinizi başağında bırakın.” dedi. <br />
Bir süre sonra, bunun arkasından zor 7 (kıtlık yılı) gelecek. Biriktirdiklerinizden az bir kısmı hariç daha önce onlar için sakladıklarınızı yiyecekler. <br />
Bundan sonra içinde insanlara bol mahsûl olan bir yıl gelecek ve o yıl da meyvelerin suyunu sıkacaklar.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym YUSUF Suresi 43,44,45,46,47,48,49. ayetler</span><br />
<br />
<br />
Demek ki bazi haber alabilenlere ilham, alabilenlere, bazi olaylarim emmareleri,  7 sene öncesinden görülebilmekte. <br />
Dünyamız da şu anda can çekişiyor, gidiyorum diyor, Herkes daha onun üstüne  birde bıçak dürtüyor, öldürmek için, ona yardım  etmemiz gerekirken, ona bir de zarar veriyoruz.  Kıyametinde alametleri ni saymış Peygamber Efendimiz : şunlar şunlar olmadan Kıyamet kopmaz dediği binler hadis var. Ve bugün bunların yüzde sekseni, yada yüzde yetmişi tahakkuk etmiş vaziyette, ve biz hala bu dünyamız ve, ahiretimiz için, geleceğimiz için, hiçbir şey yapmamaktayız. Bizim iyi işler yapmamız, dünyamızın geleceği için gerekli olan şey, dünyamızın geleceği iyi olursa, Burası cennet halini alır, Ama dünyamızı böyle kendi ellerimizle öldürürsek, orası Cehennem halini alır, ve Kıyametler kopar, Bir de <br />
<br />
Rasûlullâh (sav) Efendimiz’e bir adam geldi ve:<br />
<br />
“–Yâ Rasûlallâh! Kıyâmet ne zamandır?” dedi. Efendimiz (sav):<br />
<br />
“–Kıyamet için ne hazırladın?” diye sorunca o da:<br />
<br />
“–Allâh ve Rasûlü’nün muhabbetini…” cevabını verdi. Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem (sav) Efendimiz:<br />
<br />
“–Öyleyse sen sevdiğinle beraber olacaksın.” buyurdular.<br />
<br />
bu söz nedir nicedir, bu söz. ona karşı ne tedbir aldın, namaz kıldım oruç tuttum mu diyecgiz bizler,  camiye gidip gelmekle iş bitti mi? dünyanın bütün işleri, sen ben beş vakit namazı kılınca bütün işler rayinda döndü mü, o yapıldı mı,  o zman bütün insanlık camiye Her gün beş vakit gidip gidip gelelim, işi aşi birakalim bu cark nasil döncek, kurtulcak mi dünya, Dünya. ben Medine deyken sünnet olan kırk vakiti camide kilcan derken, namazdan namaza camiye gitmekden, başka hiçbir şey yapamıyorsun, böyle yaparsak bu dünya nasil mamur olcak, nasıl kurtulacak, böyle kurtulur mu dünya, ondan sonra ya Her şey güllük gülistanlık mı olur.<br />
 Halbuki taşın altına elini sokmak diye bir deyim vardır, yani dünyamızı kurtaracak olan bizleriz, hep birlikte iyi işler yaparaktan, Salih ameller yaparaktan kurtaracağız, Salih amel nedir, adaletli davranmak, haklının hakkını vermek, çalmamak, alkol içmemek bile, yani Alkol içtin Sarhoş sarhoş Arabaya bindin kaza ettin mesela, başkasına zarar verdin, kendi malına zarar verdin, gittin  birde hanımla kavga ettin, boşanma durumuna geldin, işe  de gidemedin, rizkini da kazanamadın, binler zararı var, Allah sana  bunlari yapmazsan, ödülünü ahirette vereceğim dediyse, Bunu sen öldükten sonrami anladin? halbuki bunlari yapmayinca bak gelceketeki hayatin güzel olur, bu belalara  maruz kalmazsin, Yani bu işin faidesi, Kişi öldükten sonramı fayda edecek? yoksa içki içmezsen, bu dünyada bu bela başına gelmeyip de, bu dünyada mı güzel bir hayat sürersin, ahiret algisi yanlış kardeşim, ahiret demek gelecek demek, gelecek, zukunft.<br />
----------oooooooooooooooooo--------<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">ALEVi LERDE Ki GUSL ABDESTi YORUMU</span><br />
<br />
Yine başka bir mesele Geçen gün bir sohbette çocuğa mundar meme vermek meselesi gündeme geldi ve, şu anki insanların, yani çocukların Bu hususa dikkat edilmediği yüzünden, bazı kötü fiiller yaptığı gibi bir mana ile yoruldu, eski insanlarca böyle oldugu görülmekte, ve Bunu duyan zamane hocasından birisi de diyor ki : kadın lohusa olduğu zaman, zaten 40 gün abdesti yok, abdestsiz emzirmiyor da ne yapıyor, öyle bir şey yok, abdestsiz de emzirilir çocuk diye tarif ediyor. Halbuki buradaki mesele nedir. Alevilerde  bir laf vardır, abdest üzerine, <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">1. tarif olaraktan da Mesela</span> <br />
<br />
bir sepet yumurtan olsa, İçinden bir tanesi kırılırsa, Sepetin tamamını mı atarsın, çıkarıp içindeki o kırılan yumurtayı mı atarsın?<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">2. tarif olaraktan da Mesela</span> <br />
<br />
 senin elin kirlendiyse, gidip de bütün bedeninimi yıkarsın, gidip elini mi yıkarsın sadece diye tarif etmişler Gusl abdest hususunda, O yüzden de cünüplük diye bir şey olmaz, cünüp olduğun zaman avret yerin kirlenmiştir, avret yerini yıkadığın zaman, diğer yerlerini yıkamazsan da, temizsindir diye tarif etmişler. Çünkü kirlenen yerin avret yerin sadece, bu doğru mudur? yanlış mıdır?<br />
<br />
Şimdi aleviliğe mi gireceğiz diyneler olacaktir buradan, Eger bu hal doğruysa alabiliriz,<br />
<br />
Hz Ali efendimizden rivayet ile<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“ilmi Çin’de de olsa arayınız. Çünkü ilim öğrenmek her Müslümana farzdır. Melekler, yaptıkları işten hoşlandıkları ilim talebeleri için tevazu kanatlarını yerlere sererler.” <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Hadis-i Şerif , Câmiü’s-Sağîr, 1/310)</span><br />
<br />
Eger dogru bir ilim ise, doğru tarafını alacağız Tabii ki. <br />
<br />
Düşünün Yenice banyo aldınız, tertemiz oldunuz ve Dışarı çıktınız, Arabannızın egzozuna bir şey bağlamışlar, siz yeni damatsiniz ve Birisi oraya mesela, hani düğünlerde yapıyorlar ya, ipe konserve tenekelerini dizipde, Tenekeyi tenekeye bağlayıp da arabanin ardına da teneke bağlıyorlar ya, takır takır takır gittsin diyerekten,  teneke Bağlamışlar diyelim, Sen de onu oradan çözeyim diyerekten  elinle oraya dokundun, elin is kurum oldu egzosa değdin için, elin kara kurum oldu,   şimdi gidip Sen sadece elinin kirlenen  yerini yıkamakla mı meşgul olursun, Yoksa gidip  ben bi daha Gusül abdest alan, ben bir banyo eden de, tertemiz olan diye, bir daha mı banyo etmeye gidersin, şimdi aklen ve mantıken Hangisi doğru?<br />
Yani gerektiğinde teyemmüm bile Zaten abdest ve gusl yerine geçiyorsa, o zaman avret yerini yıkamak da sadece gusül yerine geçer, o alevilerin bu  sözününde bu gün kü iradem ve aklim ile düşündüğümde haklı olduklarına karar verip, bu söz  Doğrudur  diyorum, alevilikteki Bu sözde doğrudur.<br />
Senin parmağın batsın, sen git Gusül abdest al, bu israf değil de ne? <br />
<br />
Lohusalık İle diğer abdestsizlik ise yine farklı şeyler. Lohusalıkta ki abdestsizlik te, doğum yapan kadının rahmi, oradan kocaman bir çocuk kafası çıktığı için elestikiyeti sebebi ile genişlemiş ve, kadının ferc uzvu normal halinden bozulduğu için, oradan Koskoca kafa çıktığı için, tekrar eski boyutuna dönüp çekilmesi için, belli bir zamana ihtiyaç var, eski haline dönmesi için en az 40 güne ihtiyac var. 40 gün içinde eski halini, normal halini alıyor, O yüzden yani, yaralı birisine, sen yaralanmış birisine, o cinsel muameleyi yapma gibi  bir mana burdaki lohulsalik sebebi ile abdestsizlik hali, yani bir manada da uygun değil o hareketleri yapmaya, onun çözümü olan lohusalik hali ondan, O yüzden  abdestsiz diye tarif ediliyor, O yüzden bir de belli belli süre akıntı falan geliyor olabilir,  kalan  giden bir şeyler olabilir, o yüzden abdestsiz, yoksa kadının Lohusalıktaki abdestsiz olması, normal cünüp abdestsizliği gibi değil ki. Cünüplük veya Cenabet abdestsizliğinide, bugün bilim adamları tespit etmiş, Eğer erkek veya kadın boşalıpta  orgazm olduğunda, her hücre bir salınım yapıyor, Senin beynin bile orgazm olduğu zaman burnunun icine doğru bir sıvı salınım yapıyor gusldeki "mazmaza ve istinşak" o yüzden farz, ve her hücren doyuma ulaştığı vakit hücrelerinden bir Meni salgılanmış oluyor. oradan bir sıvı Dışarı atıyor, o yüzden vücudunda ki o meni den dolayi bir koku meydana geliyor, O sıvının vücuttan komple temizlenmesi için, Duş alman banyo etmen lazım, komple temizlenmesi lazım. işte temizlenmeyen insanlar, mikrop barındırdığı için, ve böyle bir mikroplu bedenden doğacak çocuğun genine mikrop bulaşmakta. <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">MUNDAR MEME EMZiRMEKTEKi TEHLiKE</span><br />
<br />
Hani bunun örneğini de şununla vereyim: sinek diye bir film vardı, sinek filminde adam kendisini, daha gelişmiş bir hale, ya da bir yerden bir yere transform etmek istiyordu, ışınlama aletini icat etti, Fakat ışınlama odasının içine farkında olmadan bir tane sinek girdi, ve fakat bunu algılamayan ışınlama aleti, adamı yeni yere ışınladığı zaman, adam ile sineğin DNA sını birleştirdi, ve sinek ve insan DNA sı karışımı bir yaratik veya insan olaraktan  yeni odaya ışınladı. ikisinin DNA sı birbirine karışınca, daha ileride adam Bunu fark etti, sinek özellikleri taşımaya başladığını fark etti, İşte bu meni meselesi ve cenabetlik meslesi de böyle. üzerinde mikrop barındıran bir insanda, çocuk yaptığı zaman, seni ananın karnına zeker köprüsünü kurupta yumurtaya vaaz ettiğinde, yeni dogacak çocuğa, o Mikroplar, yani şeytanı fikirler, ve mikroplar işte, mikrob ta şeytanın bir türlü zaten, Mikroplar da o annenin karnını da dahil olduğu için, DANA ya Mikrop veya şeytan genleri karışmış oluyor, o çocukta, kötü dürtüler meydana geliyor, ve Kötü fikirlere maruz kalıyor, o da doğduktan sonra hayatında onları , o şeytani fikirleri tatbik etmekle meşgul oluyor, şeytana uymuş oluyor, mesela bundan ibaret yani. o filmdeki  gibi bu işin nereye varacağını fark et, fazlaca cinsel egilim, sapiklik, ve zina istegi, eger sende bu dürtüler var ise, Neden böyle oldun anlamış olacaksın. abdestin gerekliliği de bu yüzden, yani düşünen İnsan bunu anlar, düşünmeyen insan, bununla, gusl abdesti ile abdest ile sevap kazancagini ve, işte benim ahiretime faydalı, cennetimize faydalı, bilmem ne diye böyle yorumlar getirir, oradaki çocuğun iyi çocuk olması, veya da zamanın Çocuklarının, da buna, yani gusle ve abdeste  ve mundarliga cenabetlige ve temizlige dikkat edilmediğinden, böyle kötü çocuklar olmasının  sebeblerinden birsi, ve evet mundar meme  ile, o cocuk birde, öyle her hücrersi meni salgilamis bir anneden süt emince, sütün icinde de, veya memedede de meni var, meme bölgeside orgazm olunca o salgiyi salgiladi o an, mesele aynı, sinek DNA sının insan DNA sına karışması gibi, memedeki mikropların, yeni doğacak çocuklara karışması ve, mundar  emzirirken de, o cocugun yeni bedenin oluşturacak olan süte karışması sebebiyle dir. yani o mikrop halinizle Yemek yediğiniz zaman, elinizde de o Mikroplar varken, elin ile  ve süt ile içinize de, o hassas DNA lari genleri de  almış oluyorsunuz, içinizde de onlar, çocuk olacak yeni meniyi oluşturunca, yeni generasyona dogacak çocuğa da aktarmış oluyorsunuz, Onun  ve sizin yeni halinizde, kimyaniz, ve Gen haritaniz, ve DNA  modeliniz bozuldu, yani asıl Mesele de budur.<br />
<br />
<br />
-----ooo-----<br />
<br />
Daha önceki vaalarımızın birisinde bu konuya girmiştik, fakat devam edememiştik, daha sonra bu konuya değineceğimden bahsetmiştik, ve o an Aklımızdan çıkmıştı, bu gelecek konu ile ilgili mesele ve o mesele de<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"üstünde üstünde bir üst var, yada  bütününde üstündeki bütün"  meselesi.</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَفَوْقَ كُلِّ ذ۪ي عِلْمٍ عَل۪يمٌ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
ve fevka kulli zî ilmin alîm.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ve her bilgi sahibinin üstünde, ondan da daha iyi bir bilen vardır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym YÛSUF Suresi 76. ayet</span><br />
<br />
<br />
<br />
 ve Hani bir söz var :<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Baş başa bağlı, baş Allah'a bağlı.</span><br />
<br />
Dünyadaki görülen bütün sistem, küçük atomlardan, onlarinda icindeki kuantum parçacıklarından meydan gelmekte. küçük küçük parçacıklar halinde, Onun bir üstüne çıkıyorsun, bir üst bütün, bu sefer atom diye bir madde  bir şey ortaya meydana çıkıyor, atomun üstüne çıkıyorsun, moleküler Yapı diye bir yapı var, birkaç atom birleşmiş ve bunlar moleküler bir yapı oluşturmuş, onun üstüne çıkıyorsun, mesela hücre olmuş, hücrenin üstüne çıkıyorsun, bu sefer mesela tırnak hücreleri birleşmiş, tırnak diye bir şey meydana getirmiş, göz hücreleri birleşmiş, göz diye bir şey meydana getirmiş, sonra bunların üstüne çıkıyorsun, mesela göz kulak burun Kafa diye bir şey meydana getirmiş, Üstünde üstünde bir üst var, ve kafa Yine Bir bedendeki bir parça, bedenin bir parçası, onun üstünde beden diye bir şey var, İnsan diye bir şey var, üstünde üstünde üst var, Öyle olunca, her bilginin üstünde başka bir bilgi var, <br />
<br />
Allah söyledi ya<br />
<br />
 Her bilenin üstünde başka bir bilen vardır. Kuranı Kerim'deki ayeti kerimde YÛSUF Suresi 76. ayette buyuruyor Cenabı Allah. işte bilgi de bu şekilde, Üstün üstünde bir üst vardır. mesela sen ilkokulda matematiği öğrendin, okumasını öğrendin, sosyal öğrendin, sana bunları öğreten bir öğretmen vardı, o öğretmeninde, öğretmen olasıya kadar, ona öğreten bazi öğretmenleri vardı, o da başka öğretmenlerden öğrendi, O öğretmeni öğreten öğretmenler de vardı, başka  öğretmenler vardı, o da ondan öğrendi, Üstüm üstünden üst var, o yüzden insana, oradan Adem atamız en üstte, onun içinde Şit Aleyhisselam, Ondan sonra Nuh Aleyhisselam, İbrahim Aleyhisselam gibi, iç içe doğru ilerliyor, bizim üstümüzde başka bir üst var, onun üstünde başka bir üst, Anamız, babamız, dedemiz, ninemiz, derken buna da Silsile deniyor. <br />
<br />
hani 3 , 5 kutuyu , kutunun içine kutuyu koyaraktan, mamuşka bebekler yöntemi ile içeriye bir hediye saklarsın, mesela hediyen senin bir tek taş yüzük tür, ama şöyle kocaman bir kartonun içine paketleri paketin içine saklarsın, saklarsın, en içten küçücük bir paket çıkar, ya sen daha  bana bu kadar küçücük bir şey mi aldın diye kizar sevgilin, bu sefer kadın bir açar, içinden tektaş çıkmış, değerli bir şey, o büyük karton kadar büyük bir şey çıkmış, Allahu Teala da kainatın modelini atomun içine saklamış, atomun içinde de, en son Çekirdeğin içinede Mehdi ve vaktinin insanlarını saklanmış demektir, Mehdi ve ailesini saklamış, ve onu ve onun zamanının insanlarını, yani şu anki zamanındaki insanlığı saklamış, atomun içersinde. her kainat bir atom, her kainat bir başka kainatin icnde gizli ise, ve Hz. Adem ve onun evlatlari, hep bir icten cikip gelmedik mi,  şu andaki insanlar Biz en içte yer almış oluyoruz. Adem atamız en üstte ise, Biz en iç teyiz, elementi içindeki kuarklar,  spinler gibi, onlar gibi biz içtekileriz, şu anki durum, bizim  en iç olduğumuzu gösteriyor, bizden sonrakiler de Bizim de içimizde olanlar, Öyleyse Üstünde üstünde bir üst var, altında altında bir alt var, iç içe kainatlar. <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(mamuşka bebekler yöntemi)</span><br />
<br />
Tasavvuftaki besmele meselesine tefsir getirdiğimiz konuyu işleyeceğiz burada inşallah ve besmeleyi şöyle tefsir etmiştik:<br />
<br />
 Yemekten önce mesela besmele çekmemiz <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Tasavvufda Besmelenin Manası:</span><br />
<br />
Tasavvufun bir ögretiside " La mevcude illa Hu" yani ondan gayri bir mevcudat, yani varlık Yokdur demekdir.<br />
Bu seviyeye ulaşan bir tasavvuf ehlinin besmele ile varacağı mana: mesela yemek yerken, peynir için kullanılan mana ile, O ndan gayri nesne yok ise, peynirde de O vardır. ve yani onu yiyen kendinde (sendede) onun ruhu saklıdır. Yani bir nevi Vahdeti vücut ve "enel hak" tezahürü ile 'O' O 'dur zaten. o zaman, O'nu (yani peynir için, (peynirdede O haliki zülcelal saklı) yine ellerimde onun eli, ondan gayri mevcudat yoksa yine,<br />
Yani o zaman geniş kapsam ile " O 'nu ,O'nunla , O'nun için , O' na, O'nun ismi ile O'nlarla gönderiyorum" manası tezahür etmiş olur.<br />
Burdaki onun ismi yani işde bu cümledeki besmele ile kasdedilen, ondan gayri mevcudat yoksa:peynirde, ekmekde O ise o zaman onun ismi ile demek yani Allahin ismiyle yani bismillah demek yine o peynir için, onun peynir oldugu zaman, peynir ismi ile "O" yine O ' olan O'nun ismi yani Peynir yerken onun ismi peynir olmuş demekdir. daha faza derin gittikmi bu seferde çıkamayız bu kadar açıklama kifayet edecekdir umarım.<br />
<br />
Yine bana zarar veren birisi ni de demiştik ki, Peygamberimizin duası var : <br />
<br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v) Berat Gecesinde<br />
<br />
 “Allahım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım. Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamdetmekten acizim. Sen kendini sena ettiğin gibi yücesin.” diyerek dua ederdi. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Hadis-i Şerif )</span><br />
<br />
ya rabbi senden sana iltica ederim demek ile, Karşıdakin de de Allah var, sizde de bende de Allah var ise, Bendeki Allah, sen de ki Allah'tan yine Allah'a iltica ediyor, Allah'a yalvarıyor, senin bana zararların dokunmasın diye, Hani Merhaba ne demektir, bir yere vardığın zaman merhaba demek, benden sana zarar gelmez demek idi, selam vermek buydu, Benden size zarar gelmez demek idi. öyle olunca, Sen Müslüman olduğun zaman, vardıgin yere selam verdiğin zaman, Benden size zarar gelmez Demek ti bu, ama bugün  kimin niyeti  ne, belli değil, karşındakinden sana bir zarar gelmeyeceğinden emin değilsin, o zaman ne yapıyorsun, <br />
<br />
ya rabbi, senden sana iltica ederim demek.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">16.SINIF SOFiLER</span><br />
<br />
Muhammed dediki "iki günü birbirine eş olan zarardadir."<br />
<br />
şeytan ve deccal aleyhillane hic boş durmuyorlar, hergün bize karşi yeni bir silah üretiyorla, ve bizimde onlarla savaşacak yeni silahlara ihtiyacimiz var, allah bize, o gün hangi silahi ikram ederse, onu alip zikir corbamiza katmak zorundayiz, yoksa onlarla savaşamayip yenik düşeriz.<br />
ve yine bize varid olduki yine, yeni bir silah kuşanmamiz lazim, cünkü dedikya kafir deccal frekans ile oynuyor, ve bizim yazdigimiz bu dualarinda kehrwertini aliyor, ve mesala duamaizin başinda, "onlar namazlarini muhafaza ederler" diye zikrediyozki, biz de o ayette gecen o nlar zümresini kaitilipda nerde olursak olalim namazimizi kilip kacirmayalim istiyoruz, ve kafir ise, ben bunu zikredip cekdikce, o da onu ters ceviriyor ve oluyormu sana "onlar namzlarini kacirirlar" ve o zaman bir de bakmişin öglen namazi calinmiş, ucmuş bilme ertesi gün sabah gitmiş, veya hakeza hakeza, siz anlyin artik, yine biz "ya halim ya selim" cekiyoz yani sakin olabilmek için, ve o da onu ceviriyor ve bize bir hiddet geliyor, ve yanardag gibi yeri gögü püskürüyoz, yani zor azizim, bu kafirlerle mücadele zor, silah lazim, ve yine varid olan silah ise, tam olarak :<br />
<br />
Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bir gece Rabbine şöyle dua etmiştir:<br />
<br />
"Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin."<br />
<br />
"Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, 'Allah dilediğini siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır."<br />
<br />
(Hadis-i Şerif )<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
يَمْحُو اللّهُ مَا يَشَاء وَيُثْبِتُ وَعِندَهُ أُمُّ الْكِتَابِ<br />
<br />
Yemhûllâhu mâ yeşâu ve yusbit(yusbitu), ve indehu ummul kitâb.<br />
<br />
Meali :<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Allah, dilediği şeyi siler, yok eder (mahveder) ve (dilediği şeyi) sabit kılar ve ümmülkitap (ana kitap), O'nun indindedir (nezdindedir).<br />
<br />
(Sadakallahul Aziym RA'D Suresi 39. ayet )<br />
<br />
ve saliklarimiz yol tarikatimiza tabi olan, yol arkadaşlarimiz, bizim yolumuzda, şu an durdugumuz yer olan yere gelince, belalar musibetler etraflarını sarınca, ve attıkları her ok kendinizi vurar olunca, ve hatta elinde tuttugun senin olan bir bicak bile seni kesmeye yeltenince, anlaki buraya ayak bastin, ve Allah bize burada bu silahi gönderdi ki henüz bende tam manasi ila kullanamiyorum, amma kullanim talimatnamesi şu olaki, biz o duanin sadece<br />
<br />
Zikirimiz Budur<br />
<br />
"Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim." (Extern o bela gidesiye kadar Günde 41 defa)<br />
<br />
işde bu ayeti okurken öyle tefkkür edesin ki ey salik, ey yolcu:<br />
Allahdan gayri bir mevcudat yokdur öyle olunca o sana hişimlanan bicak da allah var ancak o bicak bir sükastci şeytan veya cin veya deccal askerinin eline gecmiş (amma gercekden elinde amma frekansi elinde) ve onunla sana karşi savaşiyorlar, ve sen o bicagi, o esir edilmiş halden kurtarip senin safina gecmesi için de ki işde :<br />
Ey yüce Rab "Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim." ve şu an sen bana hişimlanan bir bicak oldun, cünkü kainatta sendan başka bir mevcudat yok ise, öyleyse o senin hişimlanan bicak oldugun halindende, senden, sana yüce rabbe siginirim, senin o bicagin veya frekansin esir edilmemiş ele gecmemiş, ve galip olan Allah haline iltica edip siginirim diye tefekkür et. ve bu yukardaki duayi günde 41 defa okuamaya devam et. dedimya sayida degişiklik olabilir henüz tam testden gecmedi daha.<br />
<br />
Dua bu, ve bu dereceye erenler için 16. SINIF SOFiLER icindir<br />
<br />
"Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim." (41 defa Haricen okuncak)<br />
<br />
<br />
 o mertebeye erdigin zaman, Böyle zikret, ve o köprüden gec. <br />
<br />
Öyle olunca Kabe'ye dönmekten daha evla olan bir kalbe doğru dönmektir.  yani bir insandan bir şey istiyorsan, ya da biri sana sesleniyorsa, senin ona dönmen, namaz kılıyor olsan bile, ona dönmen daha evlâdır. hani Peygamber Efendimizin başından geçmiş, Peygamberimiz birisini çağırdı o namaz kılıyordu namazını bozup da ona doğru gelmedi, daha namazını bitirdi geldi, Peygamberimize Neredesin sen dedi, O an ayet indi, peygamber sizi çağırdığı zaman her şeyi bırakıp ona gidin diyerekten <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Bu sohbeti de Ebû Hüreyre naklediyor:</span><br />
<br />
Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem Ubeyy bin Kâ'b'in yanına vardı, 'Ubeyy!' diye seslendi. Ubeyy o sırada namazdaydı. Ubeyy yüzünü çevirip baktı, fakat Resulullaha Sallallâhü Aleyhi Vesellem cevap vermedi.<br />
<br />
Ubeyy kıraat ve tesbihleri kısaltarak namazı hafifletti. Sonra kalktı, Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellemin yanına gitti, 'Esselâmü aleyke yâ Resulallah!' dedi.<br />
<br />
Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem 'Ve aleykesselâm' buyurdu ve 'Ey Ubeyy, seni çağırınca bana cevap vermene engel olan sebep neydi? 'Ubeyy, 'Yâ Resulallah, namaz kılıyordum' dedi<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اسْتَج۪يبُوا لِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ اِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْي۪يكُمْۚ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِه۪ وَاَنَّهُٓ اِلَيْهِ تُحْشَرُونَ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yâ eyyuhâllezîne âmenûstecîbû lillâhi ve lir resûli izâ deâkum limâ yuhyîkûm, va'lemû ennallâhe yehûlu beynel mer'i ve kalbihî ve ennehû ileyhi tuhşerûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’ın ve Resûlü’nün çağrısına uyun ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Yine bilin ki, O’nun huzurunda toplanacaksınız.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym ENFAL-24. ayet</span><br />
<br />
Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem, 'Allah'ın bana vahyettiği Kur'ân'da, ‘Size hayat bahşedecek bir hususa sizi dâvet ettikleri zaman Allah ve Resulüne icabet ediniz' emrini bulmadın mı?' buyurdu.<br />
<br />
Ubeyy, 'Evet, buldum, inşaallah bir daha bu hataya dönmeyeceğim' dedi.<br />
<br />
Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem, 'Sana ne Tevrat'ta, ne İncil'de, ne Zebûr'da, ne de Kur'ân'ın diğer kısımlarında bir benzeri indirilmemiş olan bir sûre öğretmemi ister misin?' buyurdu.<br />
<br />
Ubeyy, 'Evet, yâ Resulallah' dedi.<br />
<br />
Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem, 'Namazda nasıl okuyorsun?' diye sordu.<br />
<br />
Bunun üzerine Ubeyy, Ümmü'l Kur'ân olan Fâtiha Sûresini okudu.<br />
<br />
Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
'Nefsim kudret elinde olan Zat'a yemin ederim ki, onun benzeri ne Tevrat'ta, ne İncil'de, ne Zebûr'da, ne de Kur'ân'da indirilmemiştir. O mesnâ'lardan yedi âyet ve bana verilen yüce Kur'ân'dır.' <br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Çağırdığı zaman davetine icabet etmek, müslümanın müslüman üzerindeki haklarındandır" <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Hadis-i Şerif , Nesaî, Cenâiz, 52; İbn Mâce, Cenâiz, l; Dârimî, İsti'zân, 5) </span><br />
<br />
 Başka bir hadiste, davete icabet etmeyenin Allah ve Rasûlüne karşı gelmiş sayılacağı bildirilir <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Hadis-i Şerif , Müslim, Nikâh, 110; Ebû Dâvud, Et'ime, l; İbn Mâce, Nikâh, 25).</span><br />
<br />
<br />
yani orada Allah seni çağırıyor, peygamberin içinde Allah var, Allah görüyor seni, Senin Allah rasulüne yönelişin, Allah'a doğru yöneliş, Kabe'ye doğru yönelmekten daha evladır. namazdan bile mühimdir, yani o yüzden Namazda imam dua edeceği zaman, Kabe'ye sırtını döner, yüzünü cemaata doğru döner, her kalp bir Kabe gibidir zaten, Allah'ın tecelli yapacağı  yer. Lebbeyk odur işte, hac da  söylenilen lebbeykler sen beni buraya çağırdın, Rabb'im sana yöneldim  demek tir, çağırması bazi  zaman bir dilenci olaraktan, yada bir kedi bir köpek olraktan da çağırdığı zaman,yani bir köpek susamış, bir köpek olarak beni seni onu çağırdığı zaman, Lebbeyk, Rabbim Buyur, Ne isteğin, ne ihtiyacın var, demektir ona yönelmek demek, bir kalbe, canli kabeye yönelmekdir. Allah'ın ihtiyacı mı var Allah'ın? Allah köpeği yaratmış, Allah'ın köpeği yaratmış ta  kâinattan dışarı mı  atıvermiş, halbuki köpek de de Allah'ın bir tecelliyatgahı olan kalp var, ve o an o köpek susadı, Acıktıysa, senden hav hav diye bir şey istiyorsa, Lebbeyk Buyur Rabbim, ne ihtiyacın var, görebilir miyim, yapabilir miyim, elimden gelir mi, diye ona yönelmek, Aynen Arafat'ta, hacda, Allah Allah  diye tavaf etmekten daha evlâdır, öyle O da kalp taşıyor, köpeklerde canlı, kalp taşıyor, oradaki Kabe canlı değil bile, sena oraya yönelmekten daha faziletlei olan içinde ıslaklık Taşıyan bir kalp sahibi o köpeğe yönelmen, kediye yönelmen ya da bir insana, Ahmet amca ya, Mehmet amca yönelmen daha evlâdır, geçerlidir, Lebbeyk manası da budur. Buyurun, Ne yapabilirim, elimden ne gelir, Buyur Ne yapayım, su mu istiyorsun, Acıktın mı?<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"> Allah acıkır mı? Evet acıkır, Allah Allah susar mı? Evet susar,</span><br />
<br />
Denilir ki Hz. Musa'nın kavmi Hz. Musa'ya derler ki; "Yüce Allah'ı soframıza davet et. O'na yemek ikram etmek istiyoruz." Hz. Musa (a.s.) kavmine kızar. Der ki; "Bilmiyor musunuz, Yüce Rabbimiz insanlara ait böyle eksikliklerden pak ve uzaktır? Onun için böyle haller düşünülemez. Yüce Allah'ın sizin ekmeğinize yemeğinize ihtiyacı yoktur. Allah yemez, içmez, uyumaz." Ancak kavmi ısrar eder. Daha sonra Hz. Musa Yüce Rabbin vahyine ulaşınca Rabbimiz sordurur: "Musa, kavminin isteğini neden bana iletmedin? Onlar beni yemeğe çağırdılar." Hz. Musa der ki; "Ya Rabbi, seni tenzih ederim. Senin sıfatlarını biliyorum. Sen böyle şeylerden (ekmekten, yemekten, su içmekten, uykudan) arınmışsın. Paksın, münezzehsin." Yüce Rabbimiz Hz. Musa'ya buyurur ki; "Kavmin hazırlık yapsın. Cuma günü ben onların davetine karşılık vereceğim." Hz. Musa kavmine döndüğünde bunu onlara söyler. Kavmi müthiş bir hazırlık yapar. Çeşit çeşit yemekler hazırlanır. Her ev yemek getirir. Hazırdırlar. Ve Yüce Rabbi beklemekteler. Ancak gelen giden yok. Neden sonra akşam üstü, her tarafı dökülen, gariban ve muhtaç olduğu belli olan bir fakir gelir ve "Bu fakire bir lokma" der. Halk ve Hz. Musa derler ki; "Biz, Yüce bir misafir bekliyoruz. Sen bekle, hatta bize su taşı. Sonra seni doyururuz." Beklerler. Gelen giden yok. Kavmi Hz. Musa'yı kınarlar. Fakir de, bir şey yiyemeden yoluna devam edip gider. Ertesi gün Hz. Musa'ya Rabbin emri tecelli eder. Hz. Musa der ki; "Ya Rabbi, ben mahcup oldum. Sizin lütfunuz o sofraya tecelli etmedi." <br />
Yüce Rabbimiz buyurdu; "Musa ben geldim. Ama siz beni doyurmadan gönderdiniz." Hz. Musa hayret içinde; "Ya Rabbi nasıl olur?" deyince Rabbimiz buyurdu; "O fakir geldi ya ! İşte ben o fakirin yanında idim. Onu doyurmuş olsaydınız bana ikram etmiş olurdunuz. Bilmiyor musunuz? Ben yoksulun, muhtacın, düşmüşün yanındayım. Ona ikram ettiğinde bana ikram etmiş olursunuz. Ben susamış kulumun yanındayım. Ona su verdiğinizde bana su vermiş olursunuz." <br />
<br />
Kafirun suresinin inmesine sebep olan olay olaraktan anlatılır ki : içki daha önce yasak değildi ve alkol almış birisi  imam olarak Namaza duruyor ve Kafirun suresini okurken taptım ve tapacaktım  kelimelerini söylerken, Yanlış yerde yanlış kelimeyi kullanıyor, Bu yüzden Allahu Teala içki yasağı ayetini indiriyor.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِۜ قُلْ ف۪يهِمَٓا اِثْمٌ كَب۪يرٌ وَمَنَافِـعُ لِلنَّاسِۘ وَاِثْمُهُمَٓا اَكْبَرُ مِنْ نَفْعِهِمَاۜ وَيَسْـَٔلُونَكَ مَاذَا يُنْفِقُونَۜ قُلِ الْعَفْوَۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَۙ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yes’elûneke anil hamri vel meysir(meysiri), kul fîhimâ ismun kebîrun ve menâfiu lin nâsi, ve ismuhumâ ekberu min nef’ihimâ ve yes’elûneke mâzâ yunfikûn(yunfikûne) kulil afve, kezâlike yubeyyinullâhu lekumul âyâti leallekum tetefekkerûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: “Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için (bazı zahirî) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından büyüktür.” Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “İhtiyaçtan arta kalanı.” Allah, size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 219. ayet</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالأَنصَابُ وَالأَزْلاَمُ رِجْسٌ مِّنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ya eyyuhellezine amenu innemel hamru vel meysiru vel ensabu vel ezlamu ricsun min ameliş şeytani fectenibuhu leallekum tuflihun.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ey İnananlar! Alkol, kumar, dikili taşlar, fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçınınız ki kurtuluşa eresiniz.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Maide suresi 90. ayet</span><br />
<br />
<br />
Böylece içkiye yasak getiriyor Allahu Teala. ve daha sonrada sarhoş iken namaza yaklaşmayın ayetini indiriyor<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَقْرَبُوا الصَّلٰوةَ وَاَنْتُمْ سُكَارٰى حَتّٰى تَعْلَمُوا مَا تَقُولُونَ وَلَا جُنُبًا اِلَّا عَابِر۪ي سَب۪يلٍ حَتّٰى تَغْتَسِلُواۜ وَاِنْ كُنْتُمْ مَرْضٰٓى اَوْ عَلٰى سَفَرٍ اَوْ جَٓاءَ اَحَدٌ مِنْكُمْ مِنَ الْغَٓائِطِ اَوْ لٰمَسْتُمُ النِّسَٓاءَ فَلَمْ تَجِدُوا مَٓاءً فَتَيَمَّمُوا صَع۪يدًا طَيِّبًا فَامْسَحُوا بِوُجُوهِكُمْ وَاَيْد۪يكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَفُوًّا غَفُورًا <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ takrabûs salâte ve entum sukârâ hattâ ta’lemû mâ tekûlûne ve lâ cunuben illâ âbirî sebîlin hattâ tagtesilû. Ve in kuntum mardâ ev alâ seferin ev câe ehadun minkum minel gâiti ev lâmestumun nisâe fe lem tecidû mâen fe teyemmemû saîden tayyiben femsehû bi vucûhikum ve eydîkum. İnnallâhe kâne afuvven gafûrâ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ey iman edenler! Sarhoş iken namaz kılmaya kalkışmayın, ne dediğinizi bilinceye kadar bekleyin, boy abdestini gerektiren bir durumda iken de yıkanıncaya kadar kesinlikle namaz kılmayın. Fakat, yolcu iseniz ve yıkanma imkanından yoksun iseniz o başka. Çünkü eğer hasta iseniz veya seyahatte iseniz yahut abdestinizi yeni bozmuşsanız veya hanımlarınızdan birisine yaklaşmışsanız ve hiç su bulamamışsanız, o zaman temiz toprakla teyemmüm edin, ellerinize ve yüzünüze hafifce sürün. Bilin ki, Allah günahları temizleyen ve çok affedendir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 43. ayet</span><br />
<br />
yani  önceleri içki yasak değilmiş, alkolün da faydaları var ama, zararı faydasından çok olaraktan tarif ediliyor, Fakat burada Mesele nedir sarhoş olduğunuz zaman namaza yaklaşmayın. ve bugün bu çağ Altınçağ ve  Burası cennet diyarı ise, Burada alkol bulunuyorsa, cennette şarap var ayetleri ile cennette şarap veya şeribler ceşitli icecekler olacagi ayet ile sabit,  şarap var burada, şaraplar, şeribler, ceşitli icecekler viskiler  RAKILARDA var kahve çay da var kola fanta da var var  ve şarap  içenler de var, ama bak sarhoş olup yanlış kelimeyi telaffuz ettiğin zaman ne zarar oluyormuş, namazda sarhoşun yanlış kelimeyi söylemesi meselesi ise, Zaten adam sarhoş demez miyiz, biz ona, yanlış kelime konuşmak,  sarhoşun yanlış kelimeler konuşması kaaale alınmaz ki, sarhoştur deriz kendinde değildi zaten deriz, ama Allah öyle demiyor, "sarhoş iken namaza yaklaşmayın diyor." buradan yola  çıkanlar, alkolün azı da zarar, çoğuda da zarar diyerekten, ifrata kaçarakdan büyütmüşler, de büyütmüşler,<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Çoğu sarhoş eden şeyin azı da haramdır."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Hadis-i Şerif , Tirmizi, Eşribe, 3; Ebû Dâvûd, Eşribe, 5; Nesâi, Eşribe, 25)</span><br />
<br />
Burda yukardaki ayete Allahin buyrdugu  alkolün faydasida vardir sözümü hak, yoksa peygambere itaf edilen bu hadisdeki alkolün azida haram ve yaskdir mi hak, ve bugün tipda alkolün faydlarindan faydlaniyoruz, yine diş agrisi ceken kimse, dişine müdahle edecegi zaman, diş doktorunun morfin vurmasini, kendi istiyor, cünkü morfin yani uyuşturucu sayesinde uyuşan agiz, o aciyi hissetmiyor, yine ameliyat olcak kimse bayiltiliyor yani yine yüksek alkol ile ve benzeri ile,  o alkolün azida zarardir diyenler, o zaman dişciye gidince morfin vurdurmasinlar madem, yada bayilmadan amliyat olsunlar da, bakalim ne kadar erkeklermiş.<br />
Hani bir meşhur kayseeri hikayesi vardir.<br />
Berebere Kayserili şöyle pala bıyıklı  iri bir adam girer ve der : bana Susuz, Sabunsuz bir Tıraş der, oturu sandalyeye ve, GIK demeden Susuz, Sabunsuz bir Tıraş olur gider. oradan başka bir kayserilide cesarete gelir, bende kayseriliyin der, banada Susuz, Sabunsuz bir Tıraş der , oturur sandelyeye , berber usturayi degdirir  başlar bagırmaya "anam yandım der,' ne oluyor der berber,  o cesaretlenen adam berbere: hemşerim ben kayseriliyim dedimse de, ben kayserinin biraz dışındanın, sen biraz su ve sabun sür der......<br />
<br />
bende onlari alkolün azıda çoğuda  haramdir diyenleri : Susuz, Sabunsuz bir Tıraş da, yani alkolsuz bayıltmasiz ameliyatta yada, ve morfinsiz diş doktoruinda görmek isterim, bakalim ne kadar kayserililer, ne kadar hocalar, ne kadar hacılar,<br />
<br />
Bu olaydaki ikinci mesele<br />
<br />
Peygamber kendi vaktinde, kendinden başka  iki kişi dışında, kimseyi  imamete geçirmediği rivayeti var, Abdullah bin Ümmü Mektum bir âmâdır.  Hz. Aişe'den gelen rivayetin açıkça belirttiği üzere Abese Sûresi'nin ilk ayetlerinin iniş sebebidir. bir kere  savaşa gittiklerinde kadinlarin başında ondan başka erkek kalmyinca o gecmiş bir defa imamete, Onun dışında bir de peygamer ölmeden önce cok hasta oldu ve , ebubekiri geçirdi  imamete deniyor. peki bu namaza sarhoş ve imam olaraktan Duran Bu adam kim ki, kafirun suresinin sebebinin anlaşılmasının ve inmesinin ve  birde icki yasagi ayetinin inmesinin sebebi olan adam. o zaman Kafirun suresini sarhoşken yanlış okuyan adam kim, bu nasıl imam olmuş da, başa geçmiş, hem de imam olacak bir kimse,  alkol içiyormuş, o vakit bazı anlatılanlar, ya eksik, ya fazla, ya da yanlış. artık burada yorumu Size bırakıyorum, daha derine girmek istemiyorum Bu konuda.<br />
<br />
<br />
Allah her an ayrı bir dem de ayrı bir yaratışdadır diye Kuranı Kerim'de ayet var Rahman suresinde,<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَسْأَلُهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yes’eluhu men fîs semâvâti vel ard(ardı), kulle yevmin huve fî şe’nin.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Tefsiren Meali :</span><br />
<br />
Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi O'na el açar ve O'ndan isterler. O Allah her an ve her zaman ayrı bir işi yaratmakta ve devam ettirmektedir, yani günah, sevap, hastalık, şifa, yükseltme, alçaltma, zengin, fakir, bahar ve yaz, güz ve kış O'nun işlerinin birer tecellisidirler.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym RAHMAN Suresi 29. ayet</span><br />
<br />
 Bunun manası ise : Allah bir iş ile meşgul olurken, başka işten, ve başka olaylardan habersiz kalmaz, Fakat ben Allah'ın cüzi bir halifesiyim, insanım, insanda bu yetenek yok, mesela Televizyon seyrederken, bir yandan da belki ailesi ile konuşabilir, tesbih çekebilir, ama bunun dışında, televizyon seyrederken, bir yandan da otobüs süremez, Televizyona mı bakacak, otobüsü sürerken yola mı bakacak, araba sürerken şoförlük yaparken, yine televizyona bakamaz, ne kadar  bakabilir bakalım, belki bir  2 saniye bakabilir ancak, yani Bir yandan araba sürüp, bir yandan da televizyona bakamaz değil mi? yani İnsanoğlu bundan acizdir. Ama Allah bundan aciz değildir, Allah aynı anda hem araba sürebilir, Hem aynı anda televizyona bakabilir, Hem senin işini ihtiyacını görür, ama falan yerdeki  sivrisinegin yalavarışını  sesini duyar, filan yerdekine yardım eder, Yani Allahu Teala Sameddir, her şeyden müstağnidir ve sübhandir acizliktende müstagnidir, yani Hiçbir ihtiyacı yoktur, ama bizim her şeyde O na ihtiyacımız vardır, Allah her an her şeyden haberdardır, Biz de bunun cüzi bir miktarina sahibiz, en büyük evliya bile olsa, o bile bunun cüzi miktarını sahip, Allah gibi bu derecede değil, bugün yani, en ileri görüşlü olsa bile, dünyadaki her şeyi görüyor olsa bile, Peki Sirius yıldızındada ne oluyor bitiyor, onu da görüyor mu, şu anda aynı anda dünyadaki her şeyi görse  bile mesela, yukarıdan her şeyi görüyoruz duyuyoruz gözetliyoruz deseler bile, Peki Şira Yıldızı'nda da ne olup bitiyor, onu da aynı anda görebiliyor musunuz, Evet  Ancak Allah bu kudrete sahiptir, insanlara Bu kudretinden cüzi miktar vermiştir. bir yer ve bir iş ile meşgul iken, ikinci ücüncüyü görüp yapabilenler olsada,  ayni anda 8 milyar insan, ve trilyonlar hayvan, trilyonlar gezegen.., ve ordakiler.... trilyonlardan fazla melekeler....sayisi berlirsiz atomlar ile ilgilenebilcek bir göz ve akil varmi?<br />
<br />
Çünkü bu da zaten Allah'ın Allah olduğunu alametlerindendir, vehüve ala külli şeyin kadir dir o.<br />
<br />
Rabbim bana ve askerime bunu bilip de ve idrakinde olup ta, şu karşıki dağları ben yarattım demekten muhafaza buyursun. <br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span></span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span></span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span></span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 1 Temmuz 2019 Pazartesi<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Ahiret Nedir?</span><br />
<br />
(Kar©glanin 1 Temmuz 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
والَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَبِالآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Vellezîne yu’minûne bi mâ unzile ileyke ve mâ unzile min kablik(kablike) ve bil âhireti hum yûkınûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
O kimseler ki; sana indirilene senden önce indirilen kitablara iman ederler. Onlar ahiret alemine de yakînen inanırlar.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 4. ayet</span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Geçmiş ümmetlere nisbetle sizin dünyada kalışınız, ikindi namazı ile güneşin batımı arasındaki vakit kadardır.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif , Buhârî, Mevâkît, 17; Tevhid, 31, 47)</span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Yolculugumuza başliyoruz :</span><br />
<br />
Yıllardır Müslümanların ihtilafa düştüğü kelime : ahiret kelimesi ve, ahiret kelimesini Müslümanlar şimdiye kadar Sadece, öldükten sonraki hayat olaraktan anlamışlar.<br />
Halbuki ahiret kelimesi, sonraki ya da şu anki dilimize uygun olaraktan : "gelecek" demektir yani "zukunft."  Çünkü bir çiçek diktimi, önce tohumunu diktin, daha sonra onun çiçek açması için bir zamana ihtiyaç var, bir mevsimin bir mevsime dönüşmesine ihtiyaç var, ve zamanı gelince, o çiçek açıp da, sana neşvu neva veriyor, O zaman ibadetlerinde ödülü olan nimetler, ahirette verilecek denmesinin sebebi, Eğer şu an, anında verilmemişse, Gelecekte bir zamanda sana verilecek demektir bu. Ama bu ömrün yeterse hayattayken verilir, yetmezse  2. veya 3. hayatlarında verilir. Onu böyle deyince de, araya başka bir bilgi sokmuş olduk, Yani insan çift hayatlı mıdır, Reenkarnasyon var mıdır? bazı çiçekler vardır, köklü veya yumrulu çiçekler, patates gülü gibi, yani yine lale gibi soğanlı çiçekler vardır, Eğer memleket çok soğuksa, ve toprak buza çekiyorsa, o çiçekler soğan verdikten sonra, ya da Yumru verdikten sonra, bazı memleketlerde, topraktan sökmen lazım ki, ertesi sene, tekrar o çiçeğe sahip olabilesin. Eğer sökmezsen hava ve toprak don a çektiği için, o çiçek ölür, ama bazı ağaçlar vardır, kökleri diplere giden, don vurmayacak kadar derinlere kadar dalmıştır ki, o agac yapraklarını döker, ve uykuya yatar, ertesi sene Rüzgar onu kaldırınca, tekrar Uykudan uyanıp, tekrar yeşillenir, meyvesini verir. yani ölmeyenler var. ölenler var. bazı çiçekler ölür, Susam gibi, buğday gibi, o sene meyvesini verir, çiçeğini açar, yaprağını açar, sonbahar geldi mi, hasat edersin, gelcek sene tohumundan bir daha dikmek lazım ki, o sana, yeni sene bir daha meyve versin, o Mevsimde dogduysa, beriki mevsim ölmüştür, işte ödüller de eğer bu hayatta sana verilmediyse, sen buğday gibi cibilliyatta isen, ikinci bir mevsim daha sana verilir, tohum vermişsindir, Eğer küçülürsün yeni bir cocuk ve cocucugun olarak dogarsin, bir hayat daha kazanırsın, ama  elma ağacı sabit, sadece uykuya yatıyor, tekrar uyanıyor, ölmüyor, ve bir de elmalarının içinde, yeni çekirdekler veriyor, ama buğday öyle değil, buğday başağı verdi, öldü, sen onu yeniden dikersen bir daha Hayat buluyor, o zaman ahiret nasıl bir şey, Doğada bir örnek gösterilmemiş, bize birçok örnek var. Allah : kainata bakmıyor musunuz, Etrafınıza bakmıyor musunuz diyor, etrafımıza baktığımızda, o zaman buğday bir örnek, yine Lale gülü örnek, yine patates gülü örnek, yine patatesin kendisi örnek, havuç örnek, havucu toprakta hiçbir şey kalmayacak şekilde çıkarman gerekiyor, Eğer onun  tohumunu aldıysan, Ondan bir daha üretebilirsin, ya da eski havuçtan üretebilirsin,  soğanı, soğan dikerek den üretebilirsin, ama Mevsim Geçti öldü, ama çam ağacı  uykuya da yatmıyor, Uyku bile uyumayan ağaçlar var, ama bir ömür uyumayan, Demek ki ahiret ve cennet, kişisine göre, ve tabiatına göre farklı farklı şeyler, neyse bu meseleye daha sonra devam edeceğiz inşallah, Şimdi başka bir meseleye geçiyoruz.<br />
<br />
 ve bir sohbet Meclisi'nde dinledimm diyor ki : namaz kılacağım zaman  namazın vakti geldiğini, ezan okuduğunda anlarsın, ezan okununca namaz vakti girmiştir, Peki dua edeceğini nereden anlarsın, o da başına bir sıkıntı geldiği zaman, dua edeceğinin vakti gelmiş demektir, hasta oldun da dua vakti geldi, dua et, yağmursuz kaldın, o zaman dua vakti geldi, dua et yağmur yağsın diye tarif ediyor, duanın vaktini. Acaba öyle midir.<br />
<br />
 tarikatlar ve Sofiler ve gerçek Müminler Allahu Teala yi zikrederler, zikirler de öyle sadece tek kelime ile telaffuz edilen şeyler değildir. Mesela Allahu Teala Kuranı Kerim'de Felak Suresi diye bir sureyi zikir olaraktan vermiş, 5 ayetten oluşuyor, tek bir kelime değil, ve başında diyor ki "rabbe sığınırım" de diyor, sadece onu demekle de kalma başka 5 ayrı cümle daha var.  Öyle olunca zikirler öyle sadece, Esmaül Hüsna daki Allah, Rahman, Rahim gibi tek kelimelerden ibaret değildir. Biz tek kelimeyle derdimizi nasıl anlatacağız, Çocuk muyuz ki biz, Tek kelime ile anlatalım. Hani çocuk su isteyecektir, ve eskiden çocuklara, bizim vaktimiz de, suyu Düm düm diye tarif ederdik biz, Çünkü çocuğun dili düm diyecek kadar anca gelişmiş, O yüzden çocuk su istediği zaman, döm düm dediği zaman,  Ha o  su istiyor, susamış anlaşılırdı yani, Ama biz tek kelimeyle meramımızı nasıl anlatacağız.  mesela Rahman baba demek, baba, baba dedin de, baban sana döndü sordu, Ne istiyorsun oğlum dedi? sadece Baba demekle bir şey anlatabilir miyiz biz, baba,baba,baba, 50 kere, 100 kere, milyon kere  baba de,  bir mana oluşur mu? oluşmaz. peki Kuranı Kerim böyle tek kelimelerden mi oluşuyor, yoksa cümlelerden ouluşuyor, bir kitap cümlelerden mi oluşur, ve cümlelerin birleştiği sayfalar dan ve sayfaların birleştiği bölümlerden yani, surelerden mi  oluşuyor, yine surelerin de birleştiği, Kitaptan mı oluşuyor, Yoksa sadece tek cümle, tek kelimeler den mi,  Rahman, Rahim, Mümin, gibi, bizim kitabımızda bunlar mı yazıyor, sadece tek kelimeli mi bizim kitabımız? halbuki bir isteğimizi, meramımızı anlatmak için, tek bir cümleye mi ihtiyacımız var,  bi olay ve problem  tek kelime yada tek cümleyle de  anlatılacak bir şey değil. Ama  mesela tek kelimeyle Baba dedin, baban döndü sana baktı, ama gerisi yok, Ne istiyorsun oğlum dedi, gerisi yok demek, ikinci bir cümle kelimeye ihtiyacımız var, Öyle olunca işte Kuranı Kerim'de Allahu Teala, bazı zikirleri, nasıl şekilde telaffuz edip te, istememiz gerektiğini, bize anlatıyor. Çünkü mesela savcılığa vereceğin bir dilekçe de anlatacağın meseleyi, kısa ve özlü cümlelerle anlatman gerekir, uzun uzun masal yazılmaz.  o gibi yani Allahu Teala  orada meşgul edilmez, isteyeceğin şeyler kısa ve özlü cümleler halinde olmalıdır, Vallahi  Kuranda Allahu Teala, da bunu bize öğretiyor zaten, isteme yöntemlerini de öğretiyor, Kuranı Kerim'de falancı peygamber : "falan falan" dedi de istedi, filanci peygamberde : "filan filan dedi de istedi" diye bize Kuranı Kerim'de yer vermiş öğretiyor,  bize istemenin de yöntemlerini kısa ve öz bir şekilde anlatmış, ve onların ki ni kullandığımız zaman, bizde dogru istemiş oluruz. Çünkü mesela Almanya'ya gittin, marketten yahut, eskisi gibi Bakkal olduğunu düşünelim, 3 tane ekmek isteyeceksin, bunun bir Almanca cümlesi var, o cümleyi Sen kullandığın, zaman Almanya'daki bakkal da  senin 3 tane ekmek istediğini anlar, sana verir. Aynı kelimeyi bugün, Google'da tercüme ettir, Fransa'ya git, Fransızca tercüme ettir, Fransızca aynı cümleyi kullandığın zaman, Fransızca olarak iste, yine sana üç Ekmek verir, Öyle olunca, şimdi peygamberlerin hangisini  ne ve nasıl istediyse, onların istediği gibi istemek, Senin de o isteğinin yerine gelmesine sebeptir bu. ve Sen mesela iki ekmek istiyorum da, yanında bir de peynir istiyorum diyebilirsin, bunda bir  mahsur yoktur. <br />
<br />
Sofiler Derler ki : sen Vız Vız yap, balı yapan Allah'tır. Yani sen zikrini çek, Allah Allah de, Allah  sen ne istiyorsan verecektir zaten demek gibi. Halbükü demin dedim, yani baba baba demekle iş bitmiyor, Babandan bir şey istiyorsun ama, onu da dile getirmek lazım, yahut bakkala gittin orada  Bakkal amca, bakkal amca de dur, oğlum Bakkal amca benim, tamam ne istiyorsun?  diye  sana sorduğu zaman, diyecek bir şeyin yoksa, bakkala Niye gittin sen, bakkali ne rahatsız ediyorsun, amca amca deyip duruyorsun. Yani zikirleri de diyorlar ki işte : Esmaül Hüsna dan birsini mesela 2000 kere, 3000 kere, 5000 kere çek, Tamam Sonunda istediğin şey ne Onu söylemedikten sonra, dile getirmedikten sonra, onunla ilgili bir şey dile getirmedikten sonra, senin 50 000 kere  o ismi çekmenin Manası yok, bir adama Bakkal amca diye 50 000 kere, Bakkal amca, bakkal amca, bakkal amca dediğin zaman mı, o amca sana bakar cevap verir, yoksa sadece bir defa Bakkal amca bana ekmek ver dediğin zaman mı, bakıp da Ekmek verir sana. 50 000 kere Bakkal amca demenin manası nerede burada, duyuramadın mı, yani Vız Vız işi de biraz yaş mesela yaş.<br />
<br />
Bir kez Allah dese aşk ile lisan<br />
Dökülür cümle günah misl-ü hazan<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Süleyman ÇELEBİ (Mevlidi NEBEVİ) </span><br />
<br />
 Hulusi kalple bir kez Allah derse dökülür cümle günah misli Hazan diyor Süleyman Çelebi, yani 50 kere Allah Allah demenin 100 kere Allah Allah demenin manası da yok, bir kere Hulusi kalbi ile  Allah der isen, cümle günah dökülür misli Hazan, yani Hazan Gülleri Gibi, Hazan yaprakları gibi, yani sonbahar yaprakları gibi dökülüverir günahlarin diyor. <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"Elin işte, gözün oynaşta"</span><br />
<br />
olmayacak yani, dilin zikirde ama, kalbin Allah ile değilse, bir mana çıkmaz ki oradan. Duanın Vakti de öyle sıkıntıya geldiğin zaman, sana dua et diye Allah uyandırıyor demek değildir. namaz vakti gibi, Ezan okunuyor, Haydi namaza, dua vakti geldi, haydi  dua eden değildir o dua etmenin vakti. <br />
<br />
Bunu da şu misal ile anlatayım:<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">DUANIN VAKTi NE ZAMANDIR?</span><br />
<br />
Mesela Evde tuz bitti, Hanım sana tuz alman gerektigini söyleyecek ama, bunu sana söylemedi, ve tuz bitince, tuzsuz yemek yaptı, ve senin önüne koydu. Akşam geldin, tuzsuz Yemeği yiyince, Hanıma bir de bağırdın, bu yemeğin tuzu yok dedin, Nerede tuz, tuz getirin dedin,<br />
<br />
Hanım  da dedi :<br />
<br />
Evde tuz kalmadı dedi,Ben de tuzsuz yemek yaptım dedi.<br />
<br />
sen demez misin ki o zaman, ya Hanım tuz bitmeden önce bana niye demedin ki, ben bitmeden önce, Markete gittiğimde tuz alıp gelseydim demez misin sen orada, şimdi bittimi mi aklına geldi de söylemek  demez misin? Orada tuz bitince mi, tuz  isteme vakti gelmiştir? tuz Alma Vakti gelmiştir? Halbuki tuz paketindeki tuz azalinca, yeni tuz  paketini alma vaktinin geldiğini bileceğiz, ve dua da öyle, hastalandımi dua etmek, yani senin başın belaya girdikten sonra mı, dua etmenin vakti gelmiştir acaba? <br />
<br />
Halbuki  nasil önceden, tuz bitmeden, tuzun bitmek üzere olduğunu farkına varırsın ve, markete gidişinde, tuzu yedeklersin, ve bitince o paket, yeni peketi açıp ondan devam edersin, ve arada fasıla yani, arada kesilme olmaz. ama sen Ahmak isen, işte böyle tuz biter, yemek tuzsuz pişer, önüne koyulur ve, sonunda hanımın ilede  bu yüzden kavga edersin, ve sonra tuz almaya gidersin. hastalandı mı da dua etmek lazim yani, biraz gec deglimi o zaman hani fravun denizlerin dibine garkolunca  ben musanin rabbina iman ettim dediy di ya , <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَجَاوَزْنَا بِبَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ الْبَحْرَ فَاَتْبَعَهُمْ فِرْعَوْنُ وَجُنُودُهُ بَغْياً وَعَدْواًۜ حَتّٰٓى اِذَٓا اَدْرَكَهُ الْغَرَقُۙ قَالَ اٰمَنْتُ اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا الَّـذ۪ٓي اٰمَنَتْ بِه۪ بَنُٓوا اِسْرَٓائ۪لَ وَاَنَا۬ مِنَ الْمُسْلِم۪ينَ<br />
<br />
آٰلْـٰٔنَ وَقَدْ عَصَيْتَ قَبْلُ وَكُنْتَ مِنَ الْمُفْسِد۪ينَ<br />
<br />
فَالْيَوْمَ نُنَجّ۪يكَ بِبَدَنِكَ لِتَكُونَ لِمَنْ خَلْفَكَ اٰيَةًۜ وَاِنَّ كَث۪يراً مِنَ النَّاسِ عَنْ اٰيَاتِنَا لَغَافِلُونَ۟<br />
<br />
وَلَقَدْ بَوَّأْنَا بَن۪ٓي اِسْرَٓائ۪لَ مُبَوَّاَ صِدْقٍ وَرَزَقْنَاهُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِۚ فَمَا اخْتَلَفُوا حَتّٰى جَٓاءَهُمُ الْعِلْمُۜ اِنَّ رَبَّكَ يَقْض۪ي بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ ف۪يمَا كَانُوا ف۪يهِ يَخْتَلِفُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve câveznâ bi benî isrâîlel bahre fe etbeahum fir’avnu ve cunûduhu bagyen ve advâ, hattâ izâ edrakehul garaku kâle âmentu ennehu lâ ilâhe illâllezî âmenet bihî benû isrâîle ve ene minel muslimîn.<br />
<br />
Âl’âne ve kad asayte kablu ve kunte minel mufsidîn.<br />
<br />
Fel yevme nuneccîke bi bedenike li tekûne limen halfeke âyeten, ve inne kesîren minen nâsi an âyâtinâ le gâfilûn.<br />
<br />
Ve lekad bevve’nâ benî isrâîle mubevvee sıdkın ve razaknâhum minet (:::)ât, fe mâhtelefû hattâ câehumul ilmu, inne rabbeke yakdî beynehum yevmel kıyâmeti fî mâ kânû fîhi yahtelifûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Biz, İsrailoğullarını denizden geçirdik. Böylece firavun ve onun ordusu, azgınlıkla (zulümle), düşmanlıkla onları takip etti. (Sular), onu boğacak düzeye erişince, Sonunda Firavun boğulmak üzereyken şöyle dedi “İsrailoğullarının kendisine (O’na) inandığı ilâhtan başka (ilâh) olmadığına ben de îmân ettim. Ve ben (de), müslümanlardanım (teslim olanlardanım, İslâm’a girenlerdenim).” dedi."Elhak inandım ki, İsrâiloğulları’nın iman ettiğinden başka tanrı yokmuş! Ben de artık kendini O’na teslim edenlerden biriyim." <br />
<br />
Şimdi mi? Şimdi (mi) (teslim oldun, öyle mi?) Halbuki daha önce hep baş kaldırmış ve bozguncular arasında yer almıştın. <br />
<br />
Böylece senden sonraki nesillere, bir delil (ibret) olman için, bugün seni bedeninle kurtaracağız. Ve insanların çoğu, elbette âyetlerimizden gâfillerdir. İnsanların pek çoğu gösterdiğimiz delillerin bilincinde değildirler. <br />
<br />
Ve andolsun ki; İsrailoğullarını güzel bir yere yerleştirdik. Ve onları temiz, helâl rızıktan rızıklandırdık. Bundan sonra onlara ilim gelinceye kadar ihtilâfa düşmediler. Muhakkak ki senin Rabbin, kıyâmet günü,  onlarin o hakkında ihtilâfa (anlaşmazlığa) düşmüş oldukları şeyde de, rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü elbette verecektir. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Yûnus Suresi - 90-93 . Ayet </span><br />
<br />
<br />
O zaman, Allah a da,  yağmursuz kaldı mı da dua etmek, yada hasta oldumu dua etmek de böyle bir şeydir yani.<br />
<br />
"Yumurta götünün ağzına geldi mi, folluk aranmaz."<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Atasözü) </span><br />
<br />
Yani yumurtlamalik yer, son dakika aranmaz diye bir atasözü vardr. Yani işini son dakikaya bırakmak meselesi. Hatta son dakikada geçmişte yağmursuz kalmış, yada hasta olmuş da, ondan sonra Allah'a dua ediyor, Yağmur ver diyerekten, o zamana kadar aklın neredeydi, niye ağaç dikmedin, yağmura sebep olan şeylere yapışmadın Sen!<br />
<br />
Mesela : ben Ankara'ya gideceğim diyorsun sen ama, otobüs Garına gitmiyorsun, bilet almıyorsun, bavulunu hazırlamıyorsun, sadece Ben Ankara'ya gideceğim de, ben Ankara'ya gideceğim diyorsun.  bunu demek ile Ankara'ya gidemezsin ki, sebeplere yapışmak lazım, senin Ankara'ya giden bir otobüs bir araba bulman lazım, yola çıkman lazım, Peki Yağmur yağmadığını Fark ettiğinde, o zaman mi aklına dua etmek geldi? yağmur yağma masına sebep olan şeyleri ortadan kaldırmayı niye önceden düşünmedin, Niye  sebeblere yapışmadın da şimdi allah tan mucize bekliyorsun. son dakka Allah a Dua et de, Allah hücceti ile kalkıp gelsin, gelsin de sana Yağmur versin, ondan sonra mucize yapsın sana, bunlarda olmayince bu sefer, ondan sonra da, "dua ettik ama, yağmur yağmadı ya" Masalları. <br />
<br />
Nitekim peygamberimizde hastalıklara karşı önleyici Tıp usulleri kullanmış, mesela <br />
Yemekten önce ve sonra ellerinizi yıkayın demiş, ağzınızı yıkayın demiş, ve Eğer birisi elini ağzını yıkamadan yatıp da, sabah kalktığında hasta olaraktan uyanırsa vebali kendisine ait demiş. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
 "Yemekten önce elleri yıkamak yoksulluğu, yemekten sonra yıkamak ise günahları giderir, cinneti de önler." <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif ,Taberani, Gazali, İhya)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Yemeğin bereketi, hem yemekten önce hem de yemekten sonra elleri ve ağzı yıkamaktadır."<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif ,Tirmizi, Şemail, 79)</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“Elindeki yemek bulaşığını yıkamadan yatan kimse, eğer gece başına bir sıkıntı gelir ise, bu durumda hatasını başkasında değil, kendisinde arasın.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">( Hadis-i Şerif ,  Ebû Dâvûd, Et’ime:53, no:3852)</span><br />
<br />
Yani Öyle olunca Dua Etmek de,  fiili dua ile olmali ve, yumurta kapıya gelince değil, daha önceden tedbir almak gerektiği yine Kuranı Kerim'den Yusuf suresindeki Yusuf kıssası ile bize anlatılmak da : ve hapiste yatan Yusuf Aleyhisselam'ın o zamanın Firavun'un rüyasını yoraraktan 7 sene kıtlık, 7 sene bolluk diye yorum getirmesi üzerine, Firavun'un bile buna iman edip, kabul edip, ve ona göre tedbir almaları için, onu Yusuf'u Vezir edip, bu işin başına geçirip, bu tedbirleri almasını ona Emir buyurması ile, gelecek kıtlıkta, Onların rahat bir hayat sürmeleri ne sebep olmuş. Peki bu önlem almak ve Yusuf Hikayesi kime? bu nu bir hikaye  ve masal mı zannettin sen bunu, Eger yağmur yağmadı ise, iş bitti, artık son noktaya geldi demek olur, yumurta kapının ağzına geldi, ondan sonkraki dua ise, Sen dua et ki Allah'tan mucize bekle!!!<br />
 Yusuf öyle mi yapmış?  o zman gelsin dua ederiz mi demiş?  o vakit gelmeden önce rüya ile haberdar olunca, kıtlık vaktinin  alametleri gözükünce, hemen tedbire başlamış, 7 sene bolluk oldugunda, daha 7 sene önceden ambarlara buğday doldurmaya başlamış. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَقَالَ الْمَلِكُ إِنِّي أَرَى سَبْعَ بَقَرَاتٍ سِمَانٍ يَأْكُلُهُنَّ سَبْعٌ عِجَافٌ وَسَبْعَ سُنبُلاَتٍ خُضْرٍ وَأُخَرَ يَابِسَاتٍ يَا أَيُّهَا الْمَلأُ أَفْتُونِي فِي رُؤْيَايَ إِن كُنتُمْ لِلرُّؤْيَا تَعْبُرُونَ<br />
قَالُواْ أَضْغَاثُ أَحْلاَمٍ وَمَا نَحْنُ بِتَأْوِيلِ الأَحْلاَمِ بِعَالِمِينَ<br />
وَقَالَ الَّذِي نَجَا مِنْهُمَا وَادَّكَرَ بَعْدَ أُمَّةٍ أَنَاْ أُنَبِّئُكُم بِتَأْوِيلِهِ فَأَرْسِلُونِ<br />
يُوسُفُ أَيُّهَا الصِّدِّيقُ أَفْتِنَا فِي سَبْعِ بَقَرَاتٍ سِمَانٍ يَأْكُلُهُنَّ سَبْعٌ عِجَافٌ وَسَبْعِ سُنبُلاَتٍ خُضْرٍ وَأُخَرَ يَابِسَاتٍ لَّعَلِّي أَرْجِعُ إِلَى النَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَعْلَمُونَ<br />
قَالَ تَزْرَعُونَ سَبْعَ سِنِينَ دَأَبًا فَمَا حَصَدتُّمْ فَذَرُوهُ فِي سُنبُلِهِ إِلاَّ قَلِيلاً مِّمَّا تَأْكُلُونَ<br />
ثُمَّ يَأْتِي مِن بَعْدِ ذَلِكَ سَبْعٌ شِدَادٌ يَأْكُلْنَ مَا قَدَّمْتُمْ لَهُنَّ إِلاَّ قَلِيلاً مِّمَّا تُحْصِنُونَ<br />
ثُمَّ يَأْتِي مِن بَعْدِ ذَلِكَ عَامٌ فِيهِ يُغَاثُ النَّاسُ وَفِيهِ يَعْصِرُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve kâlel meliku innî erâ seb’a bakarâtin simânin ye’kuluhunne seb’un icâfun ve seb’a sunbulâtin hudrin ve uhara yâbisât (yâbisâtin), yâ eyyuhâl meleu eftûnî fî ru’yâye in kuntum lir ru’yâ ta’burûn.<br />
Kâlû adgâsu ahlâm(ahlâmin), ve mâ nahnu bi te’vîlil ahlâmi bi âlimîn.<br />
Ve kâlellezî necâ minhumâ veddekere ba’de ummetin ene unebbiukum bi te’vîlihî fe ersilûni.<br />
Yûsufu eyyuhâs sıddîku eftinâ fî seb’ı bakarâtin simânin ye’kuluhunne seb’un icâfun ve seb’ı sunbulâtin hudrin ve uhare yâbisâtin, leallî erciu ilân nâsi leallehum ya’lemûn.<br />
Kâle tezraûne seb’a sinîne deebâ(deeben), fe mâ hasadtum fe zerûhu fî sunbulihî illâ kalîlen mimmâ te’kulûn.<br />
Summe ye’tî min ba’di zâlike seb’un şidâdun ye’kulne mâ kaddemtum lehunne illâ kalîlen mimmâ tuhsinûn.<br />
Summe ye’tî min ba’di zâlike âmun fîhi yugâsun nâsu ve fîhi ya’sırûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ve Melik şöyle dedi: “Gerçekten ben, yedi (adet) zayıf ineğin, yedi (adet) semiz ineği yediğini görüyorum. Ve yedi yeşil başak ve diğerlerini de kurumuş görüyorum. Ey (kavmin) ileri gelenleri! Şâyet siz (rüya) tabir edenlerseniz, bana rüyamı yorumlayın.”<br />
“Karmakarışık rüyalar, biz böyle rüyaların yorumunu bilenler değiliz.” dediler.<br />
O ikisinden kurtulmuş olanı (unuttuğunu) hatırladı ve (şöyle) dedi: “Ben, size bir süre sonra onun tevîlini (yorumunu) haber vereceğim. Hemen beni gönderin.”<br />
Yusuf, ey sıddîk! Yedi (adet) semiz inek, onları yiyen yedi (adet) zayıf (inek) ve yedi (adet) yeşil sümbül (başak) ve kurumuş olan diğerleri hakkında bize yorum yap. Belki (umarım) ben insanlara dönerim. Böylece (seni ve rüyanın anlamını) onlar öğrenirler. <br />
“Yedi yıl eskisi gibi ekin ekin. Böylece (bunlardan) yediğiniz az bir kısmı hariç, hasat ettiklerinizi başağında bırakın.” dedi. <br />
Bir süre sonra, bunun arkasından zor 7 (kıtlık yılı) gelecek. Biriktirdiklerinizden az bir kısmı hariç daha önce onlar için sakladıklarınızı yiyecekler. <br />
Bundan sonra içinde insanlara bol mahsûl olan bir yıl gelecek ve o yıl da meyvelerin suyunu sıkacaklar.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym YUSUF Suresi 43,44,45,46,47,48,49. ayetler</span><br />
<br />
<br />
Demek ki bazi haber alabilenlere ilham, alabilenlere, bazi olaylarim emmareleri,  7 sene öncesinden görülebilmekte. <br />
Dünyamız da şu anda can çekişiyor, gidiyorum diyor, Herkes daha onun üstüne  birde bıçak dürtüyor, öldürmek için, ona yardım  etmemiz gerekirken, ona bir de zarar veriyoruz.  Kıyametinde alametleri ni saymış Peygamber Efendimiz : şunlar şunlar olmadan Kıyamet kopmaz dediği binler hadis var. Ve bugün bunların yüzde sekseni, yada yüzde yetmişi tahakkuk etmiş vaziyette, ve biz hala bu dünyamız ve, ahiretimiz için, geleceğimiz için, hiçbir şey yapmamaktayız. Bizim iyi işler yapmamız, dünyamızın geleceği için gerekli olan şey, dünyamızın geleceği iyi olursa, Burası cennet halini alır, Ama dünyamızı böyle kendi ellerimizle öldürürsek, orası Cehennem halini alır, ve Kıyametler kopar, Bir de <br />
<br />
Rasûlullâh (sav) Efendimiz’e bir adam geldi ve:<br />
<br />
“–Yâ Rasûlallâh! Kıyâmet ne zamandır?” dedi. Efendimiz (sav):<br />
<br />
“–Kıyamet için ne hazırladın?” diye sorunca o da:<br />
<br />
“–Allâh ve Rasûlü’nün muhabbetini…” cevabını verdi. Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem (sav) Efendimiz:<br />
<br />
“–Öyleyse sen sevdiğinle beraber olacaksın.” buyurdular.<br />
<br />
bu söz nedir nicedir, bu söz. ona karşı ne tedbir aldın, namaz kıldım oruç tuttum mu diyecgiz bizler,  camiye gidip gelmekle iş bitti mi? dünyanın bütün işleri, sen ben beş vakit namazı kılınca bütün işler rayinda döndü mü, o yapıldı mı,  o zman bütün insanlık camiye Her gün beş vakit gidip gidip gelelim, işi aşi birakalim bu cark nasil döncek, kurtulcak mi dünya, Dünya. ben Medine deyken sünnet olan kırk vakiti camide kilcan derken, namazdan namaza camiye gitmekden, başka hiçbir şey yapamıyorsun, böyle yaparsak bu dünya nasil mamur olcak, nasıl kurtulacak, böyle kurtulur mu dünya, ondan sonra ya Her şey güllük gülistanlık mı olur.<br />
 Halbuki taşın altına elini sokmak diye bir deyim vardır, yani dünyamızı kurtaracak olan bizleriz, hep birlikte iyi işler yaparaktan, Salih ameller yaparaktan kurtaracağız, Salih amel nedir, adaletli davranmak, haklının hakkını vermek, çalmamak, alkol içmemek bile, yani Alkol içtin Sarhoş sarhoş Arabaya bindin kaza ettin mesela, başkasına zarar verdin, kendi malına zarar verdin, gittin  birde hanımla kavga ettin, boşanma durumuna geldin, işe  de gidemedin, rizkini da kazanamadın, binler zararı var, Allah sana  bunlari yapmazsan, ödülünü ahirette vereceğim dediyse, Bunu sen öldükten sonrami anladin? halbuki bunlari yapmayinca bak gelceketeki hayatin güzel olur, bu belalara  maruz kalmazsin, Yani bu işin faidesi, Kişi öldükten sonramı fayda edecek? yoksa içki içmezsen, bu dünyada bu bela başına gelmeyip de, bu dünyada mı güzel bir hayat sürersin, ahiret algisi yanlış kardeşim, ahiret demek gelecek demek, gelecek, zukunft.<br />
----------oooooooooooooooooo--------<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">ALEVi LERDE Ki GUSL ABDESTi YORUMU</span><br />
<br />
Yine başka bir mesele Geçen gün bir sohbette çocuğa mundar meme vermek meselesi gündeme geldi ve, şu anki insanların, yani çocukların Bu hususa dikkat edilmediği yüzünden, bazı kötü fiiller yaptığı gibi bir mana ile yoruldu, eski insanlarca böyle oldugu görülmekte, ve Bunu duyan zamane hocasından birisi de diyor ki : kadın lohusa olduğu zaman, zaten 40 gün abdesti yok, abdestsiz emzirmiyor da ne yapıyor, öyle bir şey yok, abdestsiz de emzirilir çocuk diye tarif ediyor. Halbuki buradaki mesele nedir. Alevilerde  bir laf vardır, abdest üzerine, <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">1. tarif olaraktan da Mesela</span> <br />
<br />
bir sepet yumurtan olsa, İçinden bir tanesi kırılırsa, Sepetin tamamını mı atarsın, çıkarıp içindeki o kırılan yumurtayı mı atarsın?<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">2. tarif olaraktan da Mesela</span> <br />
<br />
 senin elin kirlendiyse, gidip de bütün bedeninimi yıkarsın, gidip elini mi yıkarsın sadece diye tarif etmişler Gusl abdest hususunda, O yüzden de cünüplük diye bir şey olmaz, cünüp olduğun zaman avret yerin kirlenmiştir, avret yerini yıkadığın zaman, diğer yerlerini yıkamazsan da, temizsindir diye tarif etmişler. Çünkü kirlenen yerin avret yerin sadece, bu doğru mudur? yanlış mıdır?<br />
<br />
Şimdi aleviliğe mi gireceğiz diyneler olacaktir buradan, Eger bu hal doğruysa alabiliriz,<br />
<br />
Hz Ali efendimizden rivayet ile<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
“ilmi Çin’de de olsa arayınız. Çünkü ilim öğrenmek her Müslümana farzdır. Melekler, yaptıkları işten hoşlandıkları ilim talebeleri için tevazu kanatlarını yerlere sererler.” <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Hadis-i Şerif , Câmiü’s-Sağîr, 1/310)</span><br />
<br />
Eger dogru bir ilim ise, doğru tarafını alacağız Tabii ki. <br />
<br />
Düşünün Yenice banyo aldınız, tertemiz oldunuz ve Dışarı çıktınız, Arabannızın egzozuna bir şey bağlamışlar, siz yeni damatsiniz ve Birisi oraya mesela, hani düğünlerde yapıyorlar ya, ipe konserve tenekelerini dizipde, Tenekeyi tenekeye bağlayıp da arabanin ardına da teneke bağlıyorlar ya, takır takır takır gittsin diyerekten,  teneke Bağlamışlar diyelim, Sen de onu oradan çözeyim diyerekten  elinle oraya dokundun, elin is kurum oldu egzosa değdin için, elin kara kurum oldu,   şimdi gidip Sen sadece elinin kirlenen  yerini yıkamakla mı meşgul olursun, Yoksa gidip  ben bi daha Gusül abdest alan, ben bir banyo eden de, tertemiz olan diye, bir daha mı banyo etmeye gidersin, şimdi aklen ve mantıken Hangisi doğru?<br />
Yani gerektiğinde teyemmüm bile Zaten abdest ve gusl yerine geçiyorsa, o zaman avret yerini yıkamak da sadece gusül yerine geçer, o alevilerin bu  sözününde bu gün kü iradem ve aklim ile düşündüğümde haklı olduklarına karar verip, bu söz  Doğrudur  diyorum, alevilikteki Bu sözde doğrudur.<br />
Senin parmağın batsın, sen git Gusül abdest al, bu israf değil de ne? <br />
<br />
Lohusalık İle diğer abdestsizlik ise yine farklı şeyler. Lohusalıkta ki abdestsizlik te, doğum yapan kadının rahmi, oradan kocaman bir çocuk kafası çıktığı için elestikiyeti sebebi ile genişlemiş ve, kadının ferc uzvu normal halinden bozulduğu için, oradan Koskoca kafa çıktığı için, tekrar eski boyutuna dönüp çekilmesi için, belli bir zamana ihtiyaç var, eski haline dönmesi için en az 40 güne ihtiyac var. 40 gün içinde eski halini, normal halini alıyor, O yüzden yani, yaralı birisine, sen yaralanmış birisine, o cinsel muameleyi yapma gibi  bir mana burdaki lohulsalik sebebi ile abdestsizlik hali, yani bir manada da uygun değil o hareketleri yapmaya, onun çözümü olan lohusalik hali ondan, O yüzden  abdestsiz diye tarif ediliyor, O yüzden bir de belli belli süre akıntı falan geliyor olabilir,  kalan  giden bir şeyler olabilir, o yüzden abdestsiz, yoksa kadının Lohusalıktaki abdestsiz olması, normal cünüp abdestsizliği gibi değil ki. Cünüplük veya Cenabet abdestsizliğinide, bugün bilim adamları tespit etmiş, Eğer erkek veya kadın boşalıpta  orgazm olduğunda, her hücre bir salınım yapıyor, Senin beynin bile orgazm olduğu zaman burnunun icine doğru bir sıvı salınım yapıyor gusldeki "mazmaza ve istinşak" o yüzden farz, ve her hücren doyuma ulaştığı vakit hücrelerinden bir Meni salgılanmış oluyor. oradan bir sıvı Dışarı atıyor, o yüzden vücudunda ki o meni den dolayi bir koku meydana geliyor, O sıvının vücuttan komple temizlenmesi için, Duş alman banyo etmen lazım, komple temizlenmesi lazım. işte temizlenmeyen insanlar, mikrop barındırdığı için, ve böyle bir mikroplu bedenden doğacak çocuğun genine mikrop bulaşmakta. <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">MUNDAR MEME EMZiRMEKTEKi TEHLiKE</span><br />
<br />
Hani bunun örneğini de şununla vereyim: sinek diye bir film vardı, sinek filminde adam kendisini, daha gelişmiş bir hale, ya da bir yerden bir yere transform etmek istiyordu, ışınlama aletini icat etti, Fakat ışınlama odasının içine farkında olmadan bir tane sinek girdi, ve fakat bunu algılamayan ışınlama aleti, adamı yeni yere ışınladığı zaman, adam ile sineğin DNA sını birleştirdi, ve sinek ve insan DNA sı karışımı bir yaratik veya insan olaraktan  yeni odaya ışınladı. ikisinin DNA sı birbirine karışınca, daha ileride adam Bunu fark etti, sinek özellikleri taşımaya başladığını fark etti, İşte bu meni meselesi ve cenabetlik meslesi de böyle. üzerinde mikrop barındıran bir insanda, çocuk yaptığı zaman, seni ananın karnına zeker köprüsünü kurupta yumurtaya vaaz ettiğinde, yeni dogacak çocuğa, o Mikroplar, yani şeytanı fikirler, ve mikroplar işte, mikrob ta şeytanın bir türlü zaten, Mikroplar da o annenin karnını da dahil olduğu için, DANA ya Mikrop veya şeytan genleri karışmış oluyor, o çocukta, kötü dürtüler meydana geliyor, ve Kötü fikirlere maruz kalıyor, o da doğduktan sonra hayatında onları , o şeytani fikirleri tatbik etmekle meşgul oluyor, şeytana uymuş oluyor, mesela bundan ibaret yani. o filmdeki  gibi bu işin nereye varacağını fark et, fazlaca cinsel egilim, sapiklik, ve zina istegi, eger sende bu dürtüler var ise, Neden böyle oldun anlamış olacaksın. abdestin gerekliliği de bu yüzden, yani düşünen İnsan bunu anlar, düşünmeyen insan, bununla, gusl abdesti ile abdest ile sevap kazancagini ve, işte benim ahiretime faydalı, cennetimize faydalı, bilmem ne diye böyle yorumlar getirir, oradaki çocuğun iyi çocuk olması, veya da zamanın Çocuklarının, da buna, yani gusle ve abdeste  ve mundarliga cenabetlige ve temizlige dikkat edilmediğinden, böyle kötü çocuklar olmasının  sebeblerinden birsi, ve evet mundar meme  ile, o cocuk birde, öyle her hücrersi meni salgilamis bir anneden süt emince, sütün icinde de, veya memedede de meni var, meme bölgeside orgazm olunca o salgiyi salgiladi o an, mesele aynı, sinek DNA sının insan DNA sına karışması gibi, memedeki mikropların, yeni doğacak çocuklara karışması ve, mundar  emzirirken de, o cocugun yeni bedenin oluşturacak olan süte karışması sebebiyle dir. yani o mikrop halinizle Yemek yediğiniz zaman, elinizde de o Mikroplar varken, elin ile  ve süt ile içinize de, o hassas DNA lari genleri de  almış oluyorsunuz, içinizde de onlar, çocuk olacak yeni meniyi oluşturunca, yeni generasyona dogacak çocuğa da aktarmış oluyorsunuz, Onun  ve sizin yeni halinizde, kimyaniz, ve Gen haritaniz, ve DNA  modeliniz bozuldu, yani asıl Mesele de budur.<br />
<br />
<br />
-----ooo-----<br />
<br />
Daha önceki vaalarımızın birisinde bu konuya girmiştik, fakat devam edememiştik, daha sonra bu konuya değineceğimden bahsetmiştik, ve o an Aklımızdan çıkmıştı, bu gelecek konu ile ilgili mesele ve o mesele de<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">"üstünde üstünde bir üst var, yada  bütününde üstündeki bütün"  meselesi.</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَفَوْقَ كُلِّ ذ۪ي عِلْمٍ عَل۪يمٌ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
ve fevka kulli zî ilmin alîm.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ve her bilgi sahibinin üstünde, ondan da daha iyi bir bilen vardır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym YÛSUF Suresi 76. ayet</span><br />
<br />
<br />
<br />
 ve Hani bir söz var :<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Baş başa bağlı, baş Allah'a bağlı.</span><br />
<br />
Dünyadaki görülen bütün sistem, küçük atomlardan, onlarinda icindeki kuantum parçacıklarından meydan gelmekte. küçük küçük parçacıklar halinde, Onun bir üstüne çıkıyorsun, bir üst bütün, bu sefer atom diye bir madde  bir şey ortaya meydana çıkıyor, atomun üstüne çıkıyorsun, moleküler Yapı diye bir yapı var, birkaç atom birleşmiş ve bunlar moleküler bir yapı oluşturmuş, onun üstüne çıkıyorsun, mesela hücre olmuş, hücrenin üstüne çıkıyorsun, bu sefer mesela tırnak hücreleri birleşmiş, tırnak diye bir şey meydana getirmiş, göz hücreleri birleşmiş, göz diye bir şey meydana getirmiş, sonra bunların üstüne çıkıyorsun, mesela göz kulak burun Kafa diye bir şey meydana getirmiş, Üstünde üstünde bir üst var, ve kafa Yine Bir bedendeki bir parça, bedenin bir parçası, onun üstünde beden diye bir şey var, İnsan diye bir şey var, üstünde üstünde üst var, Öyle olunca, her bilginin üstünde başka bir bilgi var, <br />
<br />
Allah söyledi ya<br />
<br />
 Her bilenin üstünde başka bir bilen vardır. Kuranı Kerim'deki ayeti kerimde YÛSUF Suresi 76. ayette buyuruyor Cenabı Allah. işte bilgi de bu şekilde, Üstün üstünde bir üst vardır. mesela sen ilkokulda matematiği öğrendin, okumasını öğrendin, sosyal öğrendin, sana bunları öğreten bir öğretmen vardı, o öğretmeninde, öğretmen olasıya kadar, ona öğreten bazi öğretmenleri vardı, o da başka öğretmenlerden öğrendi, O öğretmeni öğreten öğretmenler de vardı, başka  öğretmenler vardı, o da ondan öğrendi, Üstüm üstünden üst var, o yüzden insana, oradan Adem atamız en üstte, onun içinde Şit Aleyhisselam, Ondan sonra Nuh Aleyhisselam, İbrahim Aleyhisselam gibi, iç içe doğru ilerliyor, bizim üstümüzde başka bir üst var, onun üstünde başka bir üst, Anamız, babamız, dedemiz, ninemiz, derken buna da Silsile deniyor. <br />
<br />
hani 3 , 5 kutuyu , kutunun içine kutuyu koyaraktan, mamuşka bebekler yöntemi ile içeriye bir hediye saklarsın, mesela hediyen senin bir tek taş yüzük tür, ama şöyle kocaman bir kartonun içine paketleri paketin içine saklarsın, saklarsın, en içten küçücük bir paket çıkar, ya sen daha  bana bu kadar küçücük bir şey mi aldın diye kizar sevgilin, bu sefer kadın bir açar, içinden tektaş çıkmış, değerli bir şey, o büyük karton kadar büyük bir şey çıkmış, Allahu Teala da kainatın modelini atomun içine saklamış, atomun içinde de, en son Çekirdeğin içinede Mehdi ve vaktinin insanlarını saklanmış demektir, Mehdi ve ailesini saklamış, ve onu ve onun zamanının insanlarını, yani şu anki zamanındaki insanlığı saklamış, atomun içersinde. her kainat bir atom, her kainat bir başka kainatin icnde gizli ise, ve Hz. Adem ve onun evlatlari, hep bir icten cikip gelmedik mi,  şu andaki insanlar Biz en içte yer almış oluyoruz. Adem atamız en üstte ise, Biz en iç teyiz, elementi içindeki kuarklar,  spinler gibi, onlar gibi biz içtekileriz, şu anki durum, bizim  en iç olduğumuzu gösteriyor, bizden sonrakiler de Bizim de içimizde olanlar, Öyleyse Üstünde üstünde bir üst var, altında altında bir alt var, iç içe kainatlar. <span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(mamuşka bebekler yöntemi)</span><br />
<br />
Tasavvuftaki besmele meselesine tefsir getirdiğimiz konuyu işleyeceğiz burada inşallah ve besmeleyi şöyle tefsir etmiştik:<br />
<br />
 Yemekten önce mesela besmele çekmemiz <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Tasavvufda Besmelenin Manası:</span><br />
<br />
Tasavvufun bir ögretiside " La mevcude illa Hu" yani ondan gayri bir mevcudat, yani varlık Yokdur demekdir.<br />
Bu seviyeye ulaşan bir tasavvuf ehlinin besmele ile varacağı mana: mesela yemek yerken, peynir için kullanılan mana ile, O ndan gayri nesne yok ise, peynirde de O vardır. ve yani onu yiyen kendinde (sendede) onun ruhu saklıdır. Yani bir nevi Vahdeti vücut ve "enel hak" tezahürü ile 'O' O 'dur zaten. o zaman, O'nu (yani peynir için, (peynirdede O haliki zülcelal saklı) yine ellerimde onun eli, ondan gayri mevcudat yoksa yine,<br />
Yani o zaman geniş kapsam ile " O 'nu ,O'nunla , O'nun için , O' na, O'nun ismi ile O'nlarla gönderiyorum" manası tezahür etmiş olur.<br />
Burdaki onun ismi yani işde bu cümledeki besmele ile kasdedilen, ondan gayri mevcudat yoksa:peynirde, ekmekde O ise o zaman onun ismi ile demek yani Allahin ismiyle yani bismillah demek yine o peynir için, onun peynir oldugu zaman, peynir ismi ile "O" yine O ' olan O'nun ismi yani Peynir yerken onun ismi peynir olmuş demekdir. daha faza derin gittikmi bu seferde çıkamayız bu kadar açıklama kifayet edecekdir umarım.<br />
<br />
Yine bana zarar veren birisi ni de demiştik ki, Peygamberimizin duası var : <br />
<br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v) Berat Gecesinde<br />
<br />
 “Allahım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım. Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamdetmekten acizim. Sen kendini sena ettiğin gibi yücesin.” diyerek dua ederdi. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Hadis-i Şerif )</span><br />
<br />
ya rabbi senden sana iltica ederim demek ile, Karşıdakin de de Allah var, sizde de bende de Allah var ise, Bendeki Allah, sen de ki Allah'tan yine Allah'a iltica ediyor, Allah'a yalvarıyor, senin bana zararların dokunmasın diye, Hani Merhaba ne demektir, bir yere vardığın zaman merhaba demek, benden sana zarar gelmez demek idi, selam vermek buydu, Benden size zarar gelmez demek idi. öyle olunca, Sen Müslüman olduğun zaman, vardıgin yere selam verdiğin zaman, Benden size zarar gelmez Demek ti bu, ama bugün  kimin niyeti  ne, belli değil, karşındakinden sana bir zarar gelmeyeceğinden emin değilsin, o zaman ne yapıyorsun, <br />
<br />
ya rabbi, senden sana iltica ederim demek.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">16.SINIF SOFiLER</span><br />
<br />
Muhammed dediki "iki günü birbirine eş olan zarardadir."<br />
<br />
şeytan ve deccal aleyhillane hic boş durmuyorlar, hergün bize karşi yeni bir silah üretiyorla, ve bizimde onlarla savaşacak yeni silahlara ihtiyacimiz var, allah bize, o gün hangi silahi ikram ederse, onu alip zikir corbamiza katmak zorundayiz, yoksa onlarla savaşamayip yenik düşeriz.<br />
ve yine bize varid olduki yine, yeni bir silah kuşanmamiz lazim, cünkü dedikya kafir deccal frekans ile oynuyor, ve bizim yazdigimiz bu dualarinda kehrwertini aliyor, ve mesala duamaizin başinda, "onlar namazlarini muhafaza ederler" diye zikrediyozki, biz de o ayette gecen o nlar zümresini kaitilipda nerde olursak olalim namazimizi kilip kacirmayalim istiyoruz, ve kafir ise, ben bunu zikredip cekdikce, o da onu ters ceviriyor ve oluyormu sana "onlar namzlarini kacirirlar" ve o zaman bir de bakmişin öglen namazi calinmiş, ucmuş bilme ertesi gün sabah gitmiş, veya hakeza hakeza, siz anlyin artik, yine biz "ya halim ya selim" cekiyoz yani sakin olabilmek için, ve o da onu ceviriyor ve bize bir hiddet geliyor, ve yanardag gibi yeri gögü püskürüyoz, yani zor azizim, bu kafirlerle mücadele zor, silah lazim, ve yine varid olan silah ise, tam olarak :<br />
<br />
Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bir gece Rabbine şöyle dua etmiştir:<br />
<br />
"Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin."<br />
<br />
"Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, 'Allah dilediğini siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır."<br />
<br />
(Hadis-i Şerif )<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم<br />
<br />
يَمْحُو اللّهُ مَا يَشَاء وَيُثْبِتُ وَعِندَهُ أُمُّ الْكِتَابِ<br />
<br />
Yemhûllâhu mâ yeşâu ve yusbit(yusbitu), ve indehu ummul kitâb.<br />
<br />
Meali :<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Allah, dilediği şeyi siler, yok eder (mahveder) ve (dilediği şeyi) sabit kılar ve ümmülkitap (ana kitap), O'nun indindedir (nezdindedir).<br />
<br />
(Sadakallahul Aziym RA'D Suresi 39. ayet )<br />
<br />
ve saliklarimiz yol tarikatimiza tabi olan, yol arkadaşlarimiz, bizim yolumuzda, şu an durdugumuz yer olan yere gelince, belalar musibetler etraflarını sarınca, ve attıkları her ok kendinizi vurar olunca, ve hatta elinde tuttugun senin olan bir bicak bile seni kesmeye yeltenince, anlaki buraya ayak bastin, ve Allah bize burada bu silahi gönderdi ki henüz bende tam manasi ila kullanamiyorum, amma kullanim talimatnamesi şu olaki, biz o duanin sadece<br />
<br />
Zikirimiz Budur<br />
<br />
"Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim." (Extern o bela gidesiye kadar Günde 41 defa)<br />
<br />
işde bu ayeti okurken öyle tefkkür edesin ki ey salik, ey yolcu:<br />
Allahdan gayri bir mevcudat yokdur öyle olunca o sana hişimlanan bicak da allah var ancak o bicak bir sükastci şeytan veya cin veya deccal askerinin eline gecmiş (amma gercekden elinde amma frekansi elinde) ve onunla sana karşi savaşiyorlar, ve sen o bicagi, o esir edilmiş halden kurtarip senin safina gecmesi için de ki işde :<br />
Ey yüce Rab "Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim." ve şu an sen bana hişimlanan bir bicak oldun, cünkü kainatta sendan başka bir mevcudat yok ise, öyleyse o senin hişimlanan bicak oldugun halindende, senden, sana yüce rabbe siginirim, senin o bicagin veya frekansin esir edilmemiş ele gecmemiş, ve galip olan Allah haline iltica edip siginirim diye tefekkür et. ve bu yukardaki duayi günde 41 defa okuamaya devam et. dedimya sayida degişiklik olabilir henüz tam testden gecmedi daha.<br />
<br />
Dua bu, ve bu dereceye erenler için 16. SINIF SOFiLER icindir<br />
<br />
"Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim." (41 defa Haricen okuncak)<br />
<br />
<br />
 o mertebeye erdigin zaman, Böyle zikret, ve o köprüden gec. <br />
<br />
Öyle olunca Kabe'ye dönmekten daha evla olan bir kalbe doğru dönmektir.  yani bir insandan bir şey istiyorsan, ya da biri sana sesleniyorsa, senin ona dönmen, namaz kılıyor olsan bile, ona dönmen daha evlâdır. hani Peygamber Efendimizin başından geçmiş, Peygamberimiz birisini çağırdı o namaz kılıyordu namazını bozup da ona doğru gelmedi, daha namazını bitirdi geldi, Peygamberimize Neredesin sen dedi, O an ayet indi, peygamber sizi çağırdığı zaman her şeyi bırakıp ona gidin diyerekten <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Bu sohbeti de Ebû Hüreyre naklediyor:</span><br />
<br />
Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem Ubeyy bin Kâ'b'in yanına vardı, 'Ubeyy!' diye seslendi. Ubeyy o sırada namazdaydı. Ubeyy yüzünü çevirip baktı, fakat Resulullaha Sallallâhü Aleyhi Vesellem cevap vermedi.<br />
<br />
Ubeyy kıraat ve tesbihleri kısaltarak namazı hafifletti. Sonra kalktı, Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellemin yanına gitti, 'Esselâmü aleyke yâ Resulallah!' dedi.<br />
<br />
Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem 'Ve aleykesselâm' buyurdu ve 'Ey Ubeyy, seni çağırınca bana cevap vermene engel olan sebep neydi? 'Ubeyy, 'Yâ Resulallah, namaz kılıyordum' dedi<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اسْتَج۪يبُوا لِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ اِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْي۪يكُمْۚ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِه۪ وَاَنَّهُٓ اِلَيْهِ تُحْشَرُونَ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yâ eyyuhâllezîne âmenûstecîbû lillâhi ve lir resûli izâ deâkum limâ yuhyîkûm, va'lemû ennallâhe yehûlu beynel mer'i ve kalbihî ve ennehû ileyhi tuhşerûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah’ın ve Resûlü’nün çağrısına uyun ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer. Yine bilin ki, O’nun huzurunda toplanacaksınız.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym ENFAL-24. ayet</span><br />
<br />
Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem, 'Allah'ın bana vahyettiği Kur'ân'da, ‘Size hayat bahşedecek bir hususa sizi dâvet ettikleri zaman Allah ve Resulüne icabet ediniz' emrini bulmadın mı?' buyurdu.<br />
<br />
Ubeyy, 'Evet, buldum, inşaallah bir daha bu hataya dönmeyeceğim' dedi.<br />
<br />
Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem, 'Sana ne Tevrat'ta, ne İncil'de, ne Zebûr'da, ne de Kur'ân'ın diğer kısımlarında bir benzeri indirilmemiş olan bir sûre öğretmemi ister misin?' buyurdu.<br />
<br />
Ubeyy, 'Evet, yâ Resulallah' dedi.<br />
<br />
Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem, 'Namazda nasıl okuyorsun?' diye sordu.<br />
<br />
Bunun üzerine Ubeyy, Ümmü'l Kur'ân olan Fâtiha Sûresini okudu.<br />
<br />
Resulullah Sallallâhü Aleyhi Vesellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
'Nefsim kudret elinde olan Zat'a yemin ederim ki, onun benzeri ne Tevrat'ta, ne İncil'de, ne Zebûr'da, ne de Kur'ân'da indirilmemiştir. O mesnâ'lardan yedi âyet ve bana verilen yüce Kur'ân'dır.' <br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Çağırdığı zaman davetine icabet etmek, müslümanın müslüman üzerindeki haklarındandır" <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Hadis-i Şerif , Nesaî, Cenâiz, 52; İbn Mâce, Cenâiz, l; Dârimî, İsti'zân, 5) </span><br />
<br />
 Başka bir hadiste, davete icabet etmeyenin Allah ve Rasûlüne karşı gelmiş sayılacağı bildirilir <br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">(Hadis-i Şerif , Müslim, Nikâh, 110; Ebû Dâvud, Et'ime, l; İbn Mâce, Nikâh, 25).</span><br />
<br />
<br />
yani orada Allah seni çağırıyor, peygamberin içinde Allah var, Allah görüyor seni, Senin Allah rasulüne yönelişin, Allah'a doğru yöneliş, Kabe'ye doğru yönelmekten daha evladır. namazdan bile mühimdir, yani o yüzden Namazda imam dua edeceği zaman, Kabe'ye sırtını döner, yüzünü cemaata doğru döner, her kalp bir Kabe gibidir zaten, Allah'ın tecelli yapacağı  yer. Lebbeyk odur işte, hac da  söylenilen lebbeykler sen beni buraya çağırdın, Rabb'im sana yöneldim  demek tir, çağırması bazi  zaman bir dilenci olaraktan, yada bir kedi bir köpek olraktan da çağırdığı zaman,yani bir köpek susamış, bir köpek olarak beni seni onu çağırdığı zaman, Lebbeyk, Rabbim Buyur, Ne isteğin, ne ihtiyacın var, demektir ona yönelmek demek, bir kalbe, canli kabeye yönelmekdir. Allah'ın ihtiyacı mı var Allah'ın? Allah köpeği yaratmış, Allah'ın köpeği yaratmış ta  kâinattan dışarı mı  atıvermiş, halbuki köpek de de Allah'ın bir tecelliyatgahı olan kalp var, ve o an o köpek susadı, Acıktıysa, senden hav hav diye bir şey istiyorsa, Lebbeyk Buyur Rabbim, ne ihtiyacın var, görebilir miyim, yapabilir miyim, elimden gelir mi, diye ona yönelmek, Aynen Arafat'ta, hacda, Allah Allah  diye tavaf etmekten daha evlâdır, öyle O da kalp taşıyor, köpeklerde canlı, kalp taşıyor, oradaki Kabe canlı değil bile, sena oraya yönelmekten daha faziletlei olan içinde ıslaklık Taşıyan bir kalp sahibi o köpeğe yönelmen, kediye yönelmen ya da bir insana, Ahmet amca ya, Mehmet amca yönelmen daha evlâdır, geçerlidir, Lebbeyk manası da budur. Buyurun, Ne yapabilirim, elimden ne gelir, Buyur Ne yapayım, su mu istiyorsun, Acıktın mı?<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"> Allah acıkır mı? Evet acıkır, Allah Allah susar mı? Evet susar,</span><br />
<br />
Denilir ki Hz. Musa'nın kavmi Hz. Musa'ya derler ki; "Yüce Allah'ı soframıza davet et. O'na yemek ikram etmek istiyoruz." Hz. Musa (a.s.) kavmine kızar. Der ki; "Bilmiyor musunuz, Yüce Rabbimiz insanlara ait böyle eksikliklerden pak ve uzaktır? Onun için böyle haller düşünülemez. Yüce Allah'ın sizin ekmeğinize yemeğinize ihtiyacı yoktur. Allah yemez, içmez, uyumaz." Ancak kavmi ısrar eder. Daha sonra Hz. Musa Yüce Rabbin vahyine ulaşınca Rabbimiz sordurur: "Musa, kavminin isteğini neden bana iletmedin? Onlar beni yemeğe çağırdılar." Hz. Musa der ki; "Ya Rabbi, seni tenzih ederim. Senin sıfatlarını biliyorum. Sen böyle şeylerden (ekmekten, yemekten, su içmekten, uykudan) arınmışsın. Paksın, münezzehsin." Yüce Rabbimiz Hz. Musa'ya buyurur ki; "Kavmin hazırlık yapsın. Cuma günü ben onların davetine karşılık vereceğim." Hz. Musa kavmine döndüğünde bunu onlara söyler. Kavmi müthiş bir hazırlık yapar. Çeşit çeşit yemekler hazırlanır. Her ev yemek getirir. Hazırdırlar. Ve Yüce Rabbi beklemekteler. Ancak gelen giden yok. Neden sonra akşam üstü, her tarafı dökülen, gariban ve muhtaç olduğu belli olan bir fakir gelir ve "Bu fakire bir lokma" der. Halk ve Hz. Musa derler ki; "Biz, Yüce bir misafir bekliyoruz. Sen bekle, hatta bize su taşı. Sonra seni doyururuz." Beklerler. Gelen giden yok. Kavmi Hz. Musa'yı kınarlar. Fakir de, bir şey yiyemeden yoluna devam edip gider. Ertesi gün Hz. Musa'ya Rabbin emri tecelli eder. Hz. Musa der ki; "Ya Rabbi, ben mahcup oldum. Sizin lütfunuz o sofraya tecelli etmedi." <br />
Yüce Rabbimiz buyurdu; "Musa ben geldim. Ama siz beni doyurmadan gönderdiniz." Hz. Musa hayret içinde; "Ya Rabbi nasıl olur?" deyince Rabbimiz buyurdu; "O fakir geldi ya ! İşte ben o fakirin yanında idim. Onu doyurmuş olsaydınız bana ikram etmiş olurdunuz. Bilmiyor musunuz? Ben yoksulun, muhtacın, düşmüşün yanındayım. Ona ikram ettiğinde bana ikram etmiş olursunuz. Ben susamış kulumun yanındayım. Ona su verdiğinizde bana su vermiş olursunuz." <br />
<br />
Kafirun suresinin inmesine sebep olan olay olaraktan anlatılır ki : içki daha önce yasak değildi ve alkol almış birisi  imam olarak Namaza duruyor ve Kafirun suresini okurken taptım ve tapacaktım  kelimelerini söylerken, Yanlış yerde yanlış kelimeyi kullanıyor, Bu yüzden Allahu Teala içki yasağı ayetini indiriyor.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِۜ قُلْ ف۪يهِمَٓا اِثْمٌ كَب۪يرٌ وَمَنَافِـعُ لِلنَّاسِۘ وَاِثْمُهُمَٓا اَكْبَرُ مِنْ نَفْعِهِمَاۜ وَيَسْـَٔلُونَكَ مَاذَا يُنْفِقُونَۜ قُلِ الْعَفْوَۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَۙ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yes’elûneke anil hamri vel meysir(meysiri), kul fîhimâ ismun kebîrun ve menâfiu lin nâsi, ve ismuhumâ ekberu min nef’ihimâ ve yes’elûneke mâzâ yunfikûn(yunfikûne) kulil afve, kezâlike yubeyyinullâhu lekumul âyâti leallekum tetefekkerûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Sana içkiyi ve kumarı sorarlar. De ki: “Onlarda hem büyük günah, hem de insanlar için (bazı zahirî) yararlar vardır. Ama günahları yararlarından büyüktür.” Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “İhtiyaçtan arta kalanı.” Allah, size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym BAKARA Suresi 219. ayet</span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالأَنصَابُ وَالأَزْلاَمُ رِجْسٌ مِّنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ya eyyuhellezine amenu innemel hamru vel meysiru vel ensabu vel ezlamu ricsun min ameliş şeytani fectenibuhu leallekum tuflihun.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ey İnananlar! Alkol, kumar, dikili taşlar, fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçınınız ki kurtuluşa eresiniz.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym Maide suresi 90. ayet</span><br />
<br />
<br />
Böylece içkiye yasak getiriyor Allahu Teala. ve daha sonrada sarhoş iken namaza yaklaşmayın ayetini indiriyor<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَقْرَبُوا الصَّلٰوةَ وَاَنْتُمْ سُكَارٰى حَتّٰى تَعْلَمُوا مَا تَقُولُونَ وَلَا جُنُبًا اِلَّا عَابِر۪ي سَب۪يلٍ حَتّٰى تَغْتَسِلُواۜ وَاِنْ كُنْتُمْ مَرْضٰٓى اَوْ عَلٰى سَفَرٍ اَوْ جَٓاءَ اَحَدٌ مِنْكُمْ مِنَ الْغَٓائِطِ اَوْ لٰمَسْتُمُ النِّسَٓاءَ فَلَمْ تَجِدُوا مَٓاءً فَتَيَمَّمُوا صَع۪يدًا طَيِّبًا فَامْسَحُوا بِوُجُوهِكُمْ وَاَيْد۪يكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَفُوًّا غَفُورًا <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yâ eyyuhâllezîne âmenû lâ takrabûs salâte ve entum sukârâ hattâ ta’lemû mâ tekûlûne ve lâ cunuben illâ âbirî sebîlin hattâ tagtesilû. Ve in kuntum mardâ ev alâ seferin ev câe ehadun minkum minel gâiti ev lâmestumun nisâe fe lem tecidû mâen fe teyemmemû saîden tayyiben femsehû bi vucûhikum ve eydîkum. İnnallâhe kâne afuvven gafûrâ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Meali :</span><br />
<br />
Ey iman edenler! Sarhoş iken namaz kılmaya kalkışmayın, ne dediğinizi bilinceye kadar bekleyin, boy abdestini gerektiren bir durumda iken de yıkanıncaya kadar kesinlikle namaz kılmayın. Fakat, yolcu iseniz ve yıkanma imkanından yoksun iseniz o başka. Çünkü eğer hasta iseniz veya seyahatte iseniz yahut abdestinizi yeni bozmuşsanız veya hanımlarınızdan birisine yaklaşmışsanız ve hiç su bulamamışsanız, o zaman temiz toprakla teyemmüm edin, ellerinize ve yüzünüze hafifce sürün. Bilin ki, Allah günahları temizleyen ve çok affedendir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 43. ayet</span><br />
<br />
yani  önceleri içki yasak değilmiş, alkolün da faydaları var ama, zararı faydasından çok olaraktan tarif ediliyor, Fakat burada Mesele nedir sarhoş olduğunuz zaman namaza yaklaşmayın. ve bugün bu çağ Altınçağ ve  Burası cennet diyarı ise, Burada alkol bulunuyorsa, cennette şarap var ayetleri ile cennette şarap veya şeribler ceşitli icecekler olacagi ayet ile sabit,  şarap var burada, şaraplar, şeribler, ceşitli icecekler viskiler  RAKILARDA var kahve çay da var kola fanta da var var  ve şarap  içenler de var, ama bak sarhoş olup yanlış kelimeyi telaffuz ettiğin zaman ne zarar oluyormuş, namazda sarhoşun yanlış kelimeyi söylemesi meselesi ise, Zaten adam sarhoş demez miyiz, biz ona, yanlış kelime konuşmak,  sarhoşun yanlış kelimeler konuşması kaaale alınmaz ki, sarhoştur deriz kendinde değildi zaten deriz, ama Allah öyle demiyor, "sarhoş iken namaza yaklaşmayın diyor." buradan yola  çıkanlar, alkolün azı da zarar, çoğuda da zarar diyerekten, ifrata kaçarakdan büyütmüşler, de büyütmüşler,<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span><br />
<br />
"Çoğu sarhoş eden şeyin azı da haramdır."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">(Hadis-i Şerif , Tirmizi, Eşribe, 3; Ebû Dâvûd, Eşribe, 5; Nesâi, Eşribe, 25)</span><br />
<br />
Burda yukardaki ayete Allahin buyrdugu  alkolün faydasida vardir sözümü hak, yoksa peygambere itaf edilen bu hadisdeki alkolün azida haram ve yaskdir mi hak, ve bugün tipda alkolün faydlarindan faydlaniyoruz, yine diş agrisi ceken kimse, dişine müdahle edecegi zaman, diş doktorunun morfin vurmasini, kendi istiyor, cünkü morfin yani uyuşturucu sayesinde uyuşan agiz, o aciyi hissetmiyor, yine ameliyat olcak kimse bayiltiliyor yani yine yüksek alkol ile ve benzeri ile,  o alkolün azida zarardir diyenler, o zaman dişciye gidince morfin vurdurmasinlar madem, yada bayilmadan amliyat olsunlar da, bakalim ne kadar erkeklermiş.<br />
Hani bir meşhur kayseeri hikayesi vardir.<br />
Berebere Kayserili şöyle pala bıyıklı  iri bir adam girer ve der : bana Susuz, Sabunsuz bir Tıraş der, oturu sandalyeye ve, GIK demeden Susuz, Sabunsuz bir Tıraş olur gider. oradan başka bir kayserilide cesarete gelir, bende kayseriliyin der, banada Susuz, Sabunsuz bir Tıraş der , oturur sandelyeye , berber usturayi degdirir  başlar bagırmaya "anam yandım der,' ne oluyor der berber,  o cesaretlenen adam berbere: hemşerim ben kayseriliyim dedimse de, ben kayserinin biraz dışındanın, sen biraz su ve sabun sür der......<br />
<br />
bende onlari alkolün azıda çoğuda  haramdir diyenleri : Susuz, Sabunsuz bir Tıraş da, yani alkolsuz bayıltmasiz ameliyatta yada, ve morfinsiz diş doktoruinda görmek isterim, bakalim ne kadar kayserililer, ne kadar hocalar, ne kadar hacılar,<br />
<br />
Bu olaydaki ikinci mesele<br />
<br />
Peygamber kendi vaktinde, kendinden başka  iki kişi dışında, kimseyi  imamete geçirmediği rivayeti var, Abdullah bin Ümmü Mektum bir âmâdır.  Hz. Aişe'den gelen rivayetin açıkça belirttiği üzere Abese Sûresi'nin ilk ayetlerinin iniş sebebidir. bir kere  savaşa gittiklerinde kadinlarin başında ondan başka erkek kalmyinca o gecmiş bir defa imamete, Onun dışında bir de peygamer ölmeden önce cok hasta oldu ve , ebubekiri geçirdi  imamete deniyor. peki bu namaza sarhoş ve imam olaraktan Duran Bu adam kim ki, kafirun suresinin sebebinin anlaşılmasının ve inmesinin ve  birde icki yasagi ayetinin inmesinin sebebi olan adam. o zaman Kafirun suresini sarhoşken yanlış okuyan adam kim, bu nasıl imam olmuş da, başa geçmiş, hem de imam olacak bir kimse,  alkol içiyormuş, o vakit bazı anlatılanlar, ya eksik, ya fazla, ya da yanlış. artık burada yorumu Size bırakıyorum, daha derine girmek istemiyorum Bu konuda.<br />
<br />
<br />
Allah her an ayrı bir dem de ayrı bir yaratışdadır diye Kuranı Kerim'de ayet var Rahman suresinde,<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَسْأَلُهُ مَن فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yes’eluhu men fîs semâvâti vel ard(ardı), kulle yevmin huve fî şe’nin.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Tefsiren Meali :</span><br />
<br />
Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi O'na el açar ve O'ndan isterler. O Allah her an ve her zaman ayrı bir işi yaratmakta ve devam ettirmektedir, yani günah, sevap, hastalık, şifa, yükseltme, alçaltma, zengin, fakir, bahar ve yaz, güz ve kış O'nun işlerinin birer tecellisidirler.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym RAHMAN Suresi 29. ayet</span><br />
<br />
 Bunun manası ise : Allah bir iş ile meşgul olurken, başka işten, ve başka olaylardan habersiz kalmaz, Fakat ben Allah'ın cüzi bir halifesiyim, insanım, insanda bu yetenek yok, mesela Televizyon seyrederken, bir yandan da belki ailesi ile konuşabilir, tesbih çekebilir, ama bunun dışında, televizyon seyrederken, bir yandan da otobüs süremez, Televizyona mı bakacak, otobüsü sürerken yola mı bakacak, araba sürerken şoförlük yaparken, yine televizyona bakamaz, ne kadar  bakabilir bakalım, belki bir  2 saniye bakabilir ancak, yani Bir yandan araba sürüp, bir yandan da televizyona bakamaz değil mi? yani İnsanoğlu bundan acizdir. Ama Allah bundan aciz değildir, Allah aynı anda hem araba sürebilir, Hem aynı anda televizyona bakabilir, Hem senin işini ihtiyacını görür, ama falan yerdeki  sivrisinegin yalavarışını  sesini duyar, filan yerdekine yardım eder, Yani Allahu Teala Sameddir, her şeyden müstağnidir ve sübhandir acizliktende müstagnidir, yani Hiçbir ihtiyacı yoktur, ama bizim her şeyde O na ihtiyacımız vardır, Allah her an her şeyden haberdardır, Biz de bunun cüzi bir miktarina sahibiz, en büyük evliya bile olsa, o bile bunun cüzi miktarını sahip, Allah gibi bu derecede değil, bugün yani, en ileri görüşlü olsa bile, dünyadaki her şeyi görüyor olsa bile, Peki Sirius yıldızındada ne oluyor bitiyor, onu da görüyor mu, şu anda aynı anda dünyadaki her şeyi görse  bile mesela, yukarıdan her şeyi görüyoruz duyuyoruz gözetliyoruz deseler bile, Peki Şira Yıldızı'nda da ne olup bitiyor, onu da aynı anda görebiliyor musunuz, Evet  Ancak Allah bu kudrete sahiptir, insanlara Bu kudretinden cüzi miktar vermiştir. bir yer ve bir iş ile meşgul iken, ikinci ücüncüyü görüp yapabilenler olsada,  ayni anda 8 milyar insan, ve trilyonlar hayvan, trilyonlar gezegen.., ve ordakiler.... trilyonlardan fazla melekeler....sayisi berlirsiz atomlar ile ilgilenebilcek bir göz ve akil varmi?<br />
<br />
Çünkü bu da zaten Allah'ın Allah olduğunu alametlerindendir, vehüve ala külli şeyin kadir dir o.<br />
<br />
Rabbim bana ve askerime bunu bilip de ve idrakinde olup ta, şu karşıki dağları ben yarattım demekten muhafaza buyursun. <br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span></span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span></span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span></span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Schrems, 1 Temmuz 2019 Pazartesi<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Allah, Her An Geleceği  Yaratma işi Üzerinde]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=43044</link>
			<pubDate>Sun, 19 Apr 2026 22:12:45 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=43044</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, Her An, Yeni Cennetler (Geleceği-Ahireti) Yaratma işi Üzerinde</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 16 Temmuz 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَسْـَٔلُهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ ف۪ي شَأْنٍۚ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yes’eluhu men fîs semâvâti vel ard(ardı), kulle yevmin huve fî şe’nin.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Göklerde ve yerde olanlar, O’ndan isterler (dua edip dilerler). O da hergün her an ayrı bir şe’n  de, yani ayrı bir isteği tecelli ve oluşturma işi üzerindedir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym RAHMAN Suresi 29. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
“Ey Allah’ım! Kendini isimlendirdiğin, Kitabı’nda indirdiğin veya katındaki (bizce bilinmeyen) gayb ilminde kendine sakladığın Sana ait tüm isimlerle Senden istiyorum. Kur’an’ı gönlümün baharı, kalbimin cilası yap, O’nunla hüznümü, gam ve kederimi gider.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">( Hadis-i Şerif , Ahmed 1/391-3712-4318, Hakim 1/509, Mucemu’l-Kebir 10352, Ebu Ya’la 5297, İbni Ebi Şeybe Musannef 29309, İbni Hibban İhsan 972, Bezzar Keşfu’l-Estar 3122, Albani Sahiha 199)</span></span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yolculugumuza başliyoruz :</span></span><br />
<br />
Allah-u Teâlâ’nın isimleri, kendisi için özel alametlerdir. Bu isimlerden her biri, bir veya daha fazla sıfata delalet edebilir. Mesela Alim ismi, ilim sıfatına, Kadir ismi kudret sıfatına, Rahman ismi rahmet sıfatına delalet etmektedir. İsim ve sıfatların tamamının manalarını ise ‘Allah’ ismi kapsamaktadır.<br />
<br />
Allah’ı isimlerinde birlemek, O’nun her ismine ve o ismin delalet ettiği manaya inanmayı gerektirir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
“Allah’ın yüzden bir eksik, doksan dokuz ismi vardır. Herkim onları sayarsa cennete girer. Allah tektir ve teki sever.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Hadis-i Şerif , Buhari 6348, Müslim 2677/5)</span></span><br />
<br />
Allahu Tealanın sıfatlarından biriside yukardaki ayette gecen şe'n sıfatıdır, ki o inşa etmek  o kelimeden türemiş bir sıfatdır, yani öyle olunca Allahu Teala, yukardaki ayette zatının buyurduğu üzre, her an kainatı  inşa etme işi üzerindedir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, Her An, Yeni Cennetler (Geleceği-Ahireti) Yaratma işi Üzerinde :</span></span><br />
<br />
 Kuranı Kerim'de Rahman suresinde geçen ayetteki her an ayrı yaratılışta ayeti üzerine, Allah, her an, cennetin  yada ahiretin, yeni bir katmanını yaratma işi üzerinde. Mesela bugün vaktimiz, nimetler vakti ve Diyar'ın dayız. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Misal :</span></span><br />
<br />
<br />
Ben 1998,.. yada 2000 ler gibi, buranın eyalet başkentine gittim. o zaman cep telefonları yeni çıktı daha, cep telefonlari henüz küçük halini  almadı  daha, Longa gibi cep telefonu Nokia 1610 mu neydi 1200 liraya mı ne almıştım Schlign yani, ve cep telefonlarının daha sonra küçücük, ve daha kullanışlı ve, daha çok işlem yapabilen hale gelmesi ve, fiyatının da düşmesi, hatta o eski telefonların, Akıllı telefonlardan önceki telefonların, en son halinde, 29  schilling 30 schillinge kadar düştü. Yani işte, bir ilmin yaygın hale gelmesi ve, o ilimin meyvesinin herkes tarafindan yenmesi, yada yiyebilecek seviye ermesi, yaklaşık bir 10 sene gibi bir süre alıyor,  bazısınında 10 sene, bazısınında Belki 100 sene, Çünkü mesela araba diye bir teknoloji var, arabanın icadından sonra, yolların yapılması, ondan sonra arabanın geliştirilmesi, modern halini alması, ve neredeyse, her eve arabanın girmesi, Belki 100 sene, 200 sene sürmüş olabilir, icadına göre değişik bu süreler, ama bugün teknoloji daha hızlı, Her şey daha dün, yaklaşık dün diyebiliriz, yani Akıllı telefonlar çıktı, köyüne kentine her yere kadar ulaştı, şimdi çobanın elinde de akıllı telefon var. yine internet diye bir şey var,  O da, yani benim üniversiteye gittiğim seneler çıkmıştı, yaklaşık 1988-89 gibi, ondan bu yana 2019'dayiz, 19 sene buradan, 10 senede oradan, etdi 29 sene, 29 sene içinde yaygın hale geldi ve her eve girdi artik, Dağdaki, yayladaki Çoban dahi, şimdi internet kullanıyor. Bir ilmin anlaşılması, Rabbimizin bizlere rahmeti ve merhmeti yüzünden, bizlerin kolay işler üzerinde hayat sürmemiz, ve kolaylık ve cennet denilen o rahatlık vaktine ulaşmamız için, Allah bir ilmi önce öğretiyor, sonra onu geliştire geliştire, ve bunu da insanlara yaptırıyor, ve bu süreç, dediğim gibi, araba gibi bir teknolojide, Belki 100 sene alıyor, insanlar Daha hızlı olsa, daha çabuk gelişir, ama düşünün, Dünyanın her yerinde Yollarin açılması, elbetteki basit bir şey değil, yollarin otobanlara dönmesi, hızlı arabalar, hızlı trenlere de raylar,  Tabii ki Belli bir zaman alacak, bunun hemen 3 sene de yapılması mümkün değil tabii ki, o yüzden, böyle bir teknoloji, mesela 200 sene 300 sene sürmüş olabilir, yahutta 400 sene sürmüş olabilir, ama bak, şu anki teknolojideki sistemler, daha hızlı ilerliyor eskisine göre, artık daha yeni gelişmiş aletler de olunca, iş yapmak daha kolay halde, artık Eskiden yol açmak için bir tane Greyderimiz varsa, şimdi onlarca yüzlerce, daha güçlü Greyder lerimiz var. Şimdi  yeni yollar açmamız, ve Yolları Otobana çevirmemiz, daha kolay. Asfalt bulunmuş ve gelişmiş, hemen istediğin yere ulaştırabiliyorsun, daha sıcaklığı sogumadan istediğin yere ulaştırıyoruz onu, Öyle olunca şu anda, Yolları daha geliştirmemiz, yeni yollar yapmamız daha kolay, ama eskiden, İlk başlangıçtan bu hale gelmesi, Tabii ki zaman Almış, Ama şu andan daha ilerisi, daha kolay işlem, O yüzden işte Allahu Teala ilmi de böyle başlatıyor, O  ilm ile, dünyayi bir halden bir hale, yani, bir yerinden bir yere varmak istiyor. Allahu Tealanın muradında, varmak isetedigi, insanoğlunun varmasını istediği bir yer var, işte orası da, dedik vaktimiz, Cennet vakti, altın  çağ, goldene zeit, fakat biz eskilerin cennetiyiz, bizim vaktimiz bizden önceki eskilerin cenneti, ama bizden sonraki Cennetler de, bizim vaktimizin  varliklarinin cenneti olacak. bizim de cennetimiz daha ilerisi ve daha iyi yerler olacak . <br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"ölüm Bir Kurbanlık koç gibi getirilip, sırat  köprüsü üzerinde, cennet ile cehennemin arasında, kesilir öldürülür, ondan sonra da ölümsüz ebedi hayat başlar"</span></span><br />
<br />
<br />
“Mehdi” ismi Musevilikte “Maşiyah”, “Kral Mesih”, “Shiloh (gönderilmiş olan, Allah'ın armağanı)” gibi çeşitli isimlerle ifade edilir.<br />
<br />
Bunu Musevi kaynaklarında da aynı şekilde söylüyor  “Maşiyah” Geldiğinde artık ölümde kalkacak diyor, <br />
<br />
bizdeki kaynaklarda ise :<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
Ehl-i Cennet Cennet`e, ehl-i Cehennem Cehennem`e (ayrılıb) gidince ölüm (mefhûmuna, gürbüz bir koç sûretinde vücud verilerek) getirilir. Tâ Cennetle Cehennem arasında yatırılarak kesilir. Sonra bu münâdî: Ey ehl-i Cennet artık ölüm yoktur, ey Cehennem halkı ölüm yoktur! Diye i`lân eder. Ehl-i Cennetin ferâhına bir ferah daha ziyâde olunur, ehl-i Cehennem`in de hüzün ve kederine bir hüzün daha yüklenir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Hadis-i Şerif , Sahih Buhari - Hadis No: 2051,Tirmizi Hadis No: 2683, Müslim Hadis No: 40,42(2849),Suyuti sayfa 76 )</span></span><br />
<br />
Öyle olunca işte ondan sonra ebedi hayat var diyor, ebedi Sonsuz Mutluluk diyor, orası işte burası olacak,<br />
cünkü ölüm burda var, ahirette zaten ölüm yokki, o zaman ölüm burda kesilcek demek bu, ve dünyada ölüm kesilince, yada öldürülünce yani, artik ebedi hayat diyari olan cennette burda kurulmuş olacak, ve o musavi kaynaklarda gecen kiyametin  kopacagi yer olarak amik ovasi ve sonrada cennetin kurulacagi yere hazirlik için işde bu maveraünnehiri ele gecirip, cennetın arazisini alıp hazır etme, yani mehdi ve isaya hazır etme görevinin üstlenen, yahudilerin veya diger isimleri ile musavilerin amacıda budur zaten.<br />
<br />
Dünyayı cennete çevirmemiz gerekirken, Şimdi herkesin silah alması, oraya buraya insanları kışkırtması, oraya buraya saldırma planları yapması ne garip değil mi? Cenneti mi yıkmak istiyorsunuz, kendi cennetinizimi yıkmak istiyorsunuz? yani yıllardır Beklediğiniz, varmayi murad ettiginiz, girmek için yarıştığınız cennetimi yıkmak istiyorsunuz? bak  şimdi Suriye yi yıktınız da, cehenneme çevirdiğinizde ne oldu? diyorum bak :  <br />
<br />
Bir araba yüzlerce sene sonra ancak böyle güzel hale geldi, arabanın böyle rahat konforlu bir hale gelmesi 100 lerce sene sürdü, zaman aldı. <br />
Madem, Şu anda :<br />
Yolların hepsini bozalım, patlatalım. <br />
köprüleri yıkalım, <br />
arabaları makineli tüfekler ile tarayalım,<br />
 ve milleti arabasız bırakalım. <br />
kim bundan faydalanır?<br />
 kimin hayrına olur bu?<br />
 insanoğlunun hayrına mı? <br />
yoksa insana düşman olan şeytanın hayrına mı?<br />
mesela sen düzeni bozup yıktın mı, belki Araba Sadece bende olsun diyorsun da, yarın sende de olmayacak, çünkü şeytan, Yarın senin Elindekini de almaya çalışacak,  belki Bugün seni kullandı da, benim elimdekini aldıysa, Yarın da senin Elindekini almak için başkasını kullanacaktır zaten. sende de koymaz o, Çünkü hepsini elimizden almak istiyor, insanoğluna düşman kardeşim, düşman. Cennetten kovduran o değil mi? Sizin dünyanizi  cennetinizi elinizden almak istiyor, işte cennetinizi yıkmak için size diyor ki: Buraya yakın  yıkın diye  fistek veriyor. sizde oan inanip kendi cennetinizi yıkmaya kalkıyorsunuz, Savaş çıkarıyorsunuz. insan kendi cennetini yıkar mı ya? Akıl mantık işi mi bu. o azili düsman diyorki cennet yıkılsında ister kapisi, ister duvarı, isterse tavani olsun, hiç fark etmez,  bir taraftan yık diyor, Sen orayı yıkınca, öbür tarafları yıkacak adam da bulurum ben diyor, seni kullandı ve Suriye'yi yıkmaya çalışdı ise, yarin  başka birini kullanır, belki bir bomba ilede, Amerika'yı yıkabilir ki. sen, sen de kalıcı değilsin, şeytan Sana da düşman, sana dost gözüktüğüne bakma sen öyle, Adem'in cennetten kovduran, seni cennette bırakırmi zannediyorsun?  seni de kaldıracaktır buradan, senin elinden de cennetini alır. O zaman insanlık olaraktan, hepimiz el ele vermemiz lazım, Ne Kürt, ne cingen dememiz lazım, Ne zengin, ne fakir, ne Afrikalı, ne yerli dememiz lazım, Ne Arap, ne şarap dememiz lazım, hepimiz biriz, İnsan olan herkes, hepimiz biriz, fakirinden zenginine, en büyükten en küçüğe, en zenginin den, en fakirine, hepimiz bir olmaliyiz. zenginin zengin olacak marifeti farki nerede? kanatlarımı , kuyruğumu fazla, hepimiz de 2 el ,2 kol, iki ayak, iki göz, bir kafa, 2 kulak var, farkımız nerede, o zaman hepimizin ihtiyaçları  da aynı, yemek, içmek, giyinmek, evlilik, hepimizin ihtiyaçları da aynı. o zaman biz bir olursak, o bizi yenemez. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
اَلَمْ اَعْهَدْ اِلَيْكُمْ يَا بَن۪ٓي اٰدَمَ اَنْ لَا تَعْبُدُوا الشَّيْطَانَۚ اِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُب۪ينٌۙ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
E lem a’had ileykum yâ benî âdeme en lâ ta’budûş şeytân(şeytâne), innehu lekum aduvvun mubîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
'Ey Âdemoğulları, size, şeytana, şeytanî güçlere tapmayın, onların düzenlerine bağlanmayın, onlara boyun eğmeyin. Onlar sizin apaçık bir düşmanınızdır.' diye tavsiye edip sizinle kulluk sözleşmesi yapmadım mı?<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym YASİN Suresi 60. ayet</span></span><br />
<br />
Allahu Teala Yasin Suresi'nde, Sakın ona inanıp da, ona tapmayın, o sizin apaçık düşmanınızdır diyor.<br />
<br />
Bunu anlamak lazım, sana dost gözüktüğü zaman, seninle  orayı yıkacak, başka birisiyle de seni yıkacak, O zaman onunla dost olunmaz. Allah in yaptiklari yiktirilmaz.<br />
<br />
ve Allah işte, her an, yeni bir bilgi ve, insanlığın hayrına olan, bir buluş, bir biliş, bilim ve bir yaratma üzerinde, gelecekleri oluşturmak işi üzerinde Allah. <br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Keops Piramidi:</span></span><br />
<br />
Büyük Piramit ya da Keops Piramidi, yontma taştan yapılma, 138 m yükseklikteki kare tabanlı bir piramittir. Bu piramidin orijinal yüksekliğinin 280 Mısır kübiti, yani 146.478 m olduğu sanılmaktadır. Fakat erozyon ve tepe kısmının yokluğu nedeniyle günümüzde yüksekliği 138,75 m'dir. Taban kenarlarından her biri 230.37 m. (440 kübit) uzunluktadır. Yapılan hesaplamalara göre piramidin kütlesi 5.9 milyon ton ağırlığında, hacmi ise 2.500.000 m³'tür. Piramitte kullanılmış en büyük taşlar olan “kral odası” granit taşlardan yapılmış.<br />
<br />
Bu konuya benim şöyle bir yorumum var, ister kabul edin, ister kabul etmeyin:<br />
<br />
Onu  insanoğlunun  Toprak yigarak yaptıkları  üst üste dizdikleri hikayesi fasa fiso. çünkü şu anki teknoloji ile bile, Yani biz vinç kullansak, O taşları üst üste koymak için, ve Vinci ucundaki o uzanan uzantı o kadar uzun olmalı ki, en üstteki orta noktaya taş koyabilesin. aradaki mesafeyi düşündüğümüz zaman, şu anki sistem ile bile, bir vinç bunu yapamaz ve devrilir, o kadar uzağa o kadar ağır bir taşı uzattığı zaman, oradan da aşağı salladığı zaman, vinç devrilir, bu ne toprak yigmak ile yapılmış bir piramit, nede vinc ile,  benim buna görüşüm, bunlar, bu taşların Avusturya graniti olduğu söyleniyor, ve buradaki sistem ile, şu anki modern sistemlerle,  ben taş ocağında çalıştığım için biliyorum, Biz taş ocağında block taşlar ve benzeri taşlar çıkarıp kesiyorduk, O taşları Buradan oraya, ilerki zamanda, ışınlama yöntemiyle, taşı taşın üstüne koordinat ile gönderip, piramitleri imar etmiş olabilirler.  ışınlama ile Hani Star, bak Uzay Yolu filminde, bir gezegene ışınlıyorlardı da insanı, birde insanin belindeki tabancasınıda ışınlıyorlardı, tabancası demirden değil mi, demiri ışınlayan, taşı da ışınlıyabilir değil mi, o Hayaller  ve filimler, Belkide ilerde gelcekte bir yerde, bir gün gerçek oldu, ileride bir yerde bu iş, ışınlama yöntemi cözüldü, ileride bir yerde gelecekte, belkide yakın zaman, belki yakın zaman sonra bu buluşlarda çözülecek, ışınlama çözülecek, ve ışınlamanın çözüldüğü yerde, birileri bu bilgiye erdiyse ve, işte insanoğlunun dünyayı yok etme, kıyameti koparmak hikayeleri yüzünden, bilgi kaybolmasın diye, ki aynen Nuh döneminde su basması ile, Bütün her şeyin helak olduğu ve, insanlarin sıfırdan başlamak durumunda kaldıkları gibi, Öyle bir şey olursa, şu anki bilgiler kaybolmasın diye, belki taşlara o geleckteki adamlar tarafindan , o resimler oyuldu, şu anki sistem ile CNC makineleri ile Oya bilir, resim ve o şekilleri  o taşlara yapabilirler, Çünkü Musa vaktinde daha Demir bulunmamış kardeşim, Demir yok, metal diye bir şey yok, metal cinsi hiçbir şey yok, metal olmadan taş ne ile oyulcak da o şekiller verilecek, taşa kim vermiş o şekilleri, O taşa, o resimleri şekilleri taşa, demirsiz, demir yok öyle olunca, o günkü en sert madde, başka bir taş ile  oyamazsın ki, taşı taşa vurarak dan da olmaz, Hele bir de granit taşını, demir olmadan, hiçbir şekilde işleyemezsin. Süleyman ve Davut vakti, Allah demiri Davuda ögretti bildirdi buldurdu ve yine  işlemesinide Davud aleyhisselama öğretti, Davut Aleyhisselam'ın ilmine verdi, peki Davut Aleyhisselam Musa dan sonra geliyorsa, Musa firavun vaktinde ise, hatta piramitler dahada önceden ise, nasıl oluyor da, Firavun'un yada MISIRIN  piramitlerinde Yazıtları oluyor, taş oyulmuş oluyor, ne ile oydular, bu taşları  ne ile kestiler, bu taşlar Demir olmadan, çekiç olmadan,  ne ile kesildi? Demir yok Demir, Akıl mantık işi mi bu, o zaman demek ki, o zaman, bu zamanda ileri bir noktadan, geri bir noktaya, bazı bilgilerin saklanması, Çünkü kötülerden, kötülerin vereceği zarardan emin olmak için, aynı şu anki buğdayları tohumları  Norveç'in altındaki buzun altına saklayıp geldikleri gibi,  gelecekteki insanlar da, bu bilgileri, geçmişe saklamışlar, herhalde orayı güvenli görmüşler demek ki, ve bu Kesinlikle böyle, ışınlama yöntemiyle o piramitler yapılmış. vinç ile bile yapamazsın bugün. o gün, O taşları kesecek Demir yok, ne ile kestin Musa vakti, Demir yok ki!!!<br />
<br />
Ya düşünün, diyor ki bizim meşhur bildiğimiz kitaplarda, cilalı Taş Devri, ondan önce Yontma Taş Devri, ve cilalı taş devri de ne demek biliyor musunuz, ilk defa yeryüzünde mermer keşfolmuş, mermer cilalı, mermer biraz sivri oldugundan, onun ile kesebiliyorsun, hayvanını yüzebilirsin, yine onu birbirine çaktımı, ateşini yakabilirsin, çakmaktaşı denir, çakmaktaşı vakti, Çakmaktaş, Fred Çakmaktaş vakti, ilk defa mermer diye bir şey bulunmuş, cilalı Taş, Demir yok ki, mızrağın ucuna bile mermer takıyor, hayvanlari onun ile avlıyorlar, Demir yok, Demir yok ki Musa vakti, nerede demir de, o taşları kesecekler. <br />
<br />
Ve yine Göbeklitepe hikayesi de yalan uydurma, birileri bunu yapmış oraya gömmüşler, bu şey yani şu anki zamanda yapılmış, hileli bir şey, diyorum demir yok, diyor ki 5000 sene öncesine Bilmem nereye bilmem ne tarihe dayaniyor gidiyor diyor,  lan Demir yok diyorum Demir yok, Demir olmadan o heykelleri nasil oyacaksin, taşı taşa vurarak heykel yapamazsın ki, başka bir şey ilede yapamazsın ki,  sonradan oraya gömülmüş, yapılmış şu anki zamanda, o hileli, aynı Firavun'un Sarayı'ndan Bilmem bir şey çıktı, piramitlerin içinden altın kafa maskesi çıktı hikayleri ile turist cekme, metal Yok, ne altını, işte Metal İşleme diye bir şey daha önce bilinmiyor, Metal İşleme Ateş kızdırma ile olur, Ateşi harlayacak gerec yok ki zaten, ateşe harlayacak körük yok, kuvvetli Ateş yapacak körüklü sistem yok, körük olmadan Ateşi  kuvvetlendiremezsin ki, Hele bir de ilk başlangıçlarda o çağda.<br />
Öyle olunca Göbeklitepe hikayesi filan uydurma, yalan 2 tane de adam tutmuşlar, Bilmem yazıları çözdüm, bilmem ne yaptım, hepsi yalan oyun.<br />
<br />
Bu sıralar Tevrat'a Merak sardım ve, Tevratın da aynı Kuranı Kerim gibi, yeryüzünde yazılı olduğunu keşfettim. Allah yeryüzüne tevratı da dağıtmış, canlı, gezen yürüyen Tevrat ayetleri var. Musa ümmetini alıp da İsrail'e doğru yola çıktığında, onun ümmetindeki insanların sayısınin 1 000 000 kişi olduğu söyleniyor ve, bu ne ile çakışıyor? Tevratta da benim bildiğim kadarıyla 1 000 000 ayet varmış. o zaman her bir Musa ümmeti, bir ayeti temsil ediyor, onlar canlı, gezen yürüyen Musa ümmeti, ve biz Cennette himmelde yüksekte isek, Musa'yı kabul edip onun ardına takılıp da, Musa ya destek olan, o bir milyonda cennete girecek  demektir bu, biz Cennette isek, onlardanda şu anki havralar da sinogoklarinda  ibadet  eden, ve  Allaha iman eden, bütün musevilerde de zaten, o bir milyonun içindeki kimseler, Onun dışında, o  onlari Harun'la bırakıp Tur dagina gittiğinde, geri dönesiye orada bozulanlar da, yine ona tâbi olup da, sonradan dönenler, orada bozulanlar, onlarda yine içimizde, Çünkü günah, bildigimiz kadari ile, cehennemde biraz kalıp, sonra cennete dönmeyi gerektirir. onlar içimizde, o bozulanlar da İçimizde, Tabii ki Musa geri geldikten sonra hepsini azarladı, hepsini yola getirdi  Onları tekrar değil mi?<br />
Tevrat ta çok güzelmiş, Maşallah Maşallah, rabbim indirir de, Rabbim yazar da güzel olmaz mı, Rabbimin her işi güzel.<br />
<br />
Geçenki anlattığımız meselelerden, Bizler en iç deyiz, ve atomun çekirdeğindeyiz demiştim.<br />
<br />
Yine buraya ispat ve delilim : dua ederken eller havaya açılır da, secde ederken neden burnumuzu yere sürteriz, Allah yerde mi de Biz Allah'a yere secde ediyoruz, Hani gökteydi, Göke dogru dua ediyorduk, Peki niye yere secde ediyoruz o zaman, Yer Ne taraf, Gök ne taraf? bunda bir gariplik yok mu. O zaman  Allah nerede, yerdemi, göktemi,  Beyt'ül Mamur Bizim bulunduğumuz ev demiştim, ve biz en iç teyiz demiştim, o zaman Muhammed vaktindekilerde, yere secde ettiğine göre, aslında  o izdüşüm ile Beytül mamura, İşte bizim Kabe mize secde etmiş oluyorlar yani, çünkü yönünü kıbleye dönüyor da, secdeye, yere toprağa doğru dönüyor, altta  veya icde atomun cekirdeginde biz varız işte, dalga içten çıkıyor demiştim, atomun çekirdeğinde elektron yörüngelerinde, içteki çekirdeği korumak içın dönüyorlar, bunun için, dışındakiler, içindeki çekirdeği korumak için, çekirdek de de İşte biz varız, şu anki insanlık, Cennet vakti, cennet korunmakta. Cennet Melekler tarafından, peygamberler tarafından korunmakta, üstteki elektronlar halinde, ve öyle olunca, secde yere ve ice dogru olduğuna göre, atomda, işte çekirdek de icte olduğuna göre, demek ki Kabe'de, içteki Kabe, Beyt'ül mamur, Dıştaki Kabe diger Kabe olduğuna göre, o zaman yukarıdakilerin içe dönmesi, işte toprağa secde etmenin sebebi bundan, öyle olmasa idi, Allah bize toprağa secde etmek vermezdi, dua ederken elimizi yukari semaya  açtığımız gibi, ayaktayken secdemizide, tepeye doğru yapabilirdik, kafamıza yukari dogru oynatırdık havaya doğru, şöyle yukarı  doğru indirip kaldırırdık, secde olurdu. Peki niye yukarı doğru kafamızı indirip kaldırmıyor da, yere toprağa sürtüyoruz,  Demek ki beytulmamur iç de, şu anki cennetteki ev, Kabe, esas dönülen yer. Bu da bizim yorumumuz, bizden önce bunu kimseden duymuş değilsiniz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"GUL" "DE Ki" Zikri ve Hikmeti</span></span><br />
<br />
Tevrat meselesine yeniden dönersek, Kuranı Kerim'de bazı surelerin başında "gul"  geçiyor (Felak suresi, Nas suresi, Ihlas suresi, kafirun suresi, cin suresi,....) yahutta böyle birçok ayet var.<br />
<br />
 "gul" demek  "De ki" demek,  ve mesela bizler, Felak suresinde ki başındaki "gul" ü de okuyup zikrederiz,<br />
<br />
Halbuki ben mesela sana desem ki : Okan bayülgen'e git de ki, "Ağabeyim seninle program yapmak istiyormuş." de dedim,  Sen gidip de Okan bayülgen'e Benim dediğimin aynısını mı söylersin, <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">((((Okan bayülgen'e git de ki, "Ağabeyim seninle program yapmak istiyormuş.")))</span></span> gibi <br />
<br />
yoksa "ağabeyim diyor ki, seninle program yapmak istiyormuş." mu dersin. başında ki "de ki" yi de mi kullanırsın, yoksa  başındaki "de ki" kelimesini kullanmana gerek yok mu? Halbuki "de ki" den  gerisini söylediğin zaman, ona anlatmak istediğini anlatmış olursun. başındakini de  dediğin zaman, zaten cümle yanlış olur, buraya kadar Anladık mı? o zaman  bizim zikirimizdeki  Felak suresini okurken okumanız gereken, zikir etmeniz gereken yerinde "gul" olmaması lazım, başındaki "gul"  ü çıkarıp da geri kalanını zikr etmemiz lazım. amma  daha sizi ögretmedigim için, bende gul ile zikrettim şimdiye kadar amma sizde bende artik bunu ögrendik bundan sonra o gul olan sureleri ayetleri zikirleri başındaki "gul" kelimesini  atıpda öyle zikredelim. Ama zikir evradımızda Felak Suresi diyerekten yazdık ki ayette eksliklik olmasin, yani bunu ben size bu vaaz ile ögretecegim ve bu bilgi ancak bu derceye cikan birisi tarafindan bilincek, evradimizda da yine o zikirler başındaki gul ile yazilcak değişmeyecek, bunu bu VAAZI okuyan ve duyan ve seyredenler bu SIRRI bilcek sadece.  Mesela Felak suresini size anlatıyorum, ve Felak suresini okudugun zaman, başındaki gul ü okumanıza gerek yok. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gelelim Tevrata</span></span><br />
<br />
Öyle olunca Allahu Teala da, Musa Aleyhisselam'a  bir zikir vird veriyor,  <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vird demek :</span></span> Türkçe Çok kere tekrar edilen zikir demektir,  ve o yüzden biz "Raşidi  Zikir Evradı" diye zikrimizi tarif ettik,<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Evrad Demek:</span></span> Benim zikrim demek,  <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tevrat veya Tevrad demek:</span> </span>senin zikrin demek, <br />
<br />
Benim anladığım kadarıyla, Allahu Teâlâ Musa Aleyhisselam'a diyor ki, sana senin zikrini evradını veriyorum, yani tevratı veriyorum demiş, Ve kitabın adı Tevrat kalmış. <br />
Zikri ben çektiğimde, Benim zikrim Evrad olur.<br />
Zikri sen çektiğinde, senin zikrin sana Tevrad olur.<br />
<br />
<br />
Halbuki Tevrat a,  O bizim evradımız demeleri lazım, bizim zikrimiz, evradımız demeleri lazım. hani bu da bizim anladığımız kadarıyla, benim anladığım kadarıyla, o (Tevrad) zikirdir, o yüzden de zaten Robin ler tevratı  haala Zikrederler  çokça. O bir zikirdir, yani evrattır. çokça tekrar edilerek den, bugüne ulaştırılması gereken bilgi, ve unutulmaması gereken bilgidir. mesela, Peygamberler tarihinin çoğu Tevratdan alınmıştır. işte bak, Onların okumaları, hafızlık etmeleri, yazmaları, bizim işimiza yaramış. nasıl biz musevileri dışlayabiliriz. Tevrad olmasaydi, Peygamberler Tarihinin çoğunu Bilemezdik biz, onların kitabı olmasa, bizim kitabımızda ne kadar bir bilgi var Peygamberler tarihi hakkında, Kuran bize ne kadar bilgi bildirmiş, onlarin bütünü  neredeyse hepsi musevilikten ve Tevrattan alınmıştır. İşte onların da, onu yazmaları, ve bugüne kadar saklamaları, hafızlık etmeleri, Bizim de menfaatimize yarıyor. Tevrat da haktır ve orjinali hala vardir bozulmamıştır. Tevrat haala kainatta yazılı. işte O  Tevrat okuyanlar  var ya, o Museviler var ya, şu anki ibadet ehli, Allah'a inanan, onun hükümlerinede uyan kimseler var ya, onlar işte cennetlikler, o 1000000 kişi işte. Bilmiyorum belki daha sonra çoğaldılar, yerlerine yerleştikleri zaman, Bir Milyondur, daha sonra belki 1 milyon 200 bin oldular degilmi?  yada 300 bin oldular, evet olabilir. Mesela elmayı Ankara'ya dikttin, elma orada  sana bir ton elma verdi, bir çekirdekte gittin Fransa ya diktin, Fransa'da 2 ton elma verdi, aynı elma orada da bitti. o zaman onlarda diyor zaten, biz diyor, Niye  İsrail'e gitmek, Vatan edinmek zorunda olalım diyor, Almanya'da bize Vatan diyor, Fransa'da Vatan, Amerika'da Vatan, O zaman her yer bize İsrail, Evet doğru, elmayı dikmek için illa İsrail  de olmak lazım değil ki, Cennetin kurulması için de ile israil lazım değil kardeşim, Cennet her yere kurulmuş zaten, Sen yeter ki cenneti dağıtıp bozma, içinden de  kovulmak  durumunda kalma.<br />
<br />
Yahudi kelimesi, israil'in yani, Yakubun oğlanlarından birisi, Yani Yakup aleyhisselamın oğlanlarından birinin ismi yahuda, hud dan gelen, yada kalan demek, HUD soyundan gelen, yada  kalan demek. Hud aleyhiselamin yeni versiyonu. Musa vaktindeki yeni versiyon hud demek o,  yani Hud yıldızı. Hud Aleyhisselam inkar edilebilir mi ki, dışlanabilir mi ki,<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللّهِ وَمَلآئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ وَقَالُواْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Âmener resûlu bimâ unzile ileyhi min rabbihî vel mu’minûn(mu’minûne), kullun âmene billâhi ve melâiketihî ve kutubihî ve rusulih(rusulihî), lâ nuferriku beyne ehadin min rusulih(rusulihî), ve kâlû semi’nâ ve ata’nâ gufrâneke rabbenâ ve ileykel masîr.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Resûl, Rabbinden kendisine indirilene îmân etti ve mü’minler de, hepsi Allah’a, O’nun meleklerine, kitaplarına ve resûllerine îmân etti. “Biz, O’nun resûlleri arasından (hiç) birini, diğerinden ayırmayız.” Ve “ışittik ve itaat ettik! Ve Rabbimiz, Senin mağfiretini (dileriz). Ve masîr (varış) Sana’dır (Sana doğru yola çıkarız ve Sana ulaşırız).” dediler. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym Bakara Suresi 285. ayet</span></span><br />
<br />
 niye biz Amenerrasulü de peygamberlerin hiçbirini dışlamayacağız diye Söz veriyoruz, o zaman sen yahudayı, ya da Hud aleyhisselamı nasıl dışlarsin.<br />
<br />
<br />
Yahudi yani musevi kaynaklarındaki, Mehdi Aleyhisselam ile bilgiler arasında, bir de şunu öğrendim duydum onların vaizlerinden, O da diyor ki : Mehdi geldikten sonra, artık ebedi Cennet Var, Ölüm yok olacak, kalkacak diyor, bizim dediğimiz şey, ve eger Mehdi ölürse zaten o Mehdi degildir diyor. Bilim adamlarına diyoruz : ölümsüzlügü keşfedin artık. Vakit Geldi Burası cennet, buradan Ötesi artık ebedi hayat diyoruz işte, cennetide burada kuracaksınız, Bütün dini hükümler, zaten burada güzellik halini almak için değil mi? bütün dinin hükümleri ahkamlari, güzelliklerin burada yeryüzünde hakim olması için değil mi zaten, yapılması gereken görevler, hepsi o amaç ile değil mi, insan olmak, insan olmak demek işte, yeryüzünü imar etmek, ve en güzel şekilde, hukuka riayet edip, Allah'a ve peygamberlerine, kitaplarina, meleklerine, büyüklere saygılı , doğaya saygılı , insana saygılı, hayvana Saygılı olmaktan ibaret degilmi..<br />
<br />
Balı bal yiyen daha iyi bildiği için, yağı da yağlı yiyen birisi daha iyi bilir, elektriği de elektrik  yiyen, yani elektrik carpan Birisi bulmuş, Benjamin Franklin gibi elektrik çarpan birisi bulmuş, uçurtma daki anahtara şimşekten elektrik çarpınca, elektriğe kapılmış ve elektriği ilk anlayan adam olmuş, ve eğer ölümsüzlük keşif olacak ise, ölümsüzlüğü keşfedecek adamda, ölümü ve hayatı yiyen bir adam olması lazım ki, ölümsüzlüğü keşfetsin. Bunun da dünyamizda ve kainatımızda 2 tane  örnegi olan insan var, birisi İdris Aleyhisselam, birisi İlyas Aleyhisselam, cennete ölmeden Geçilmez Kurali koyan Allahu Teala, Bu ikisini cennete koymuş, Cennetten çıkmamış lar, yeniden hayat bulmuşlar, ve dünyamızda  da Haala ilyaslarda mevcut idrisler de mevcut, Öyle olunca aynı Meryem  gibi Bakire bir kadından doğacak İlyas ve İdris isimli iki çocuk, temiz çocuk, yetiştirilirse imkanlar saglanirsa, Belki bize ölümsüzlüğün çaresini de onlar bulacaktır. Çünkü Meryem Tanrı Rab isayi doğurabilecek kadar iffetli olduğu için, ölümsüzlük de Cennet vaktinin insanına nimet olduğu için, ölümsüzlügü keşfeden cennete girmiş olacak, Cennete giren birisi ise, cennetlik kimse, cennetlik kimse ise temiz kimse, temiz bir kimse de temizler den doğacağı için, Temiz'den çıkıp gelecekse, Buz gibi bakire tertemiz bir veya birer anneden doğması lazım bu iki bebenin.<br />
<br />
Ve Ben yine Tevrat'tan öğrendiğim birkaç bilgiyi sentezledim galiba Yakup aleyhisselamın kızlarından 3 kızından birisi olan,  Dina diye bir kızı varmış,  ve bu kız kötülerden zannedilen levitlerden bir oglan  ile evlenmek istiyor, Levitler ise Yahuda gibi oda  Lut ve Luttan kalan adam, veya Luti demek, yani israilin soyu amma, o ibrahim vaktindeki Lut un soyundan kalan bir soy ve aile. ve Lutilik nedir günahi nelerdir biliyoruz bugün, zaten dünyadaki L harfleri onlari temsil eder, nerde  L var ise Levitlerden bir irkdir, yani Lut aleyhiselam ve ümmetine dayanan bir soydur, hatta Süleyman aleyhisselam bile Luta dayanir.  Ve babası ona itiraz ediyor, onunla evlenirsen sen şunları şunları kaybedersin, şu ahlakın şöyle olur, bu ahlakın böyle olur diyor, O da diyor ki başka insanlar, başka oğlanlar, Beni anam tarafından, babam tarafından, yada zenginlik tarafından, din tarafından sevdi  de evlenmek istediler, Ama bu oğlan diyor, beni, ben olduğum için sevdi de, benimle evlenmek istiyor diyor, ben o yüzden onu istiyorum diyor. benim anladığım kadarıyla anlayabildiysem, Bu ne demek, aslında bu olay Habil Kabil vakti olmuş olayın tekrarı işte, yani anladığım kadarıyla, Allahin bundan muradının biriside, insanoğlunun Özgür iradesini kullanması. ilk defa, Habil Babasının sözünü dinledi, Rabbinin sözünü dinledi, yani kul oldu, Yani kul ve köle, Özgür değil, baskı altında, bir emre uymak mecburiyetinde kaldı. ama Kabil dedi O kız çirkin dedi, ben o kızı almam dedi, bu kız güzel dedi, Ben bu kız almak istiyorum dedi, Hürriyet, özgür iradesi ile seçme hakkını kullandı yani. Tevratın 1 bölümüde, bu özgürlük hikayesi.  Daniele veya Dani , o Lut Soyundan gelen oğlanla evlenmek istiyor, Levit, yani luti soyundan birisiyle evlenmek istiyor, ama diyor ki, o diyor benim güzelliğimi ve beni sevdi,  sen güzelsin dedi,  Kabil aklını kullandı, aklını  ve özgür iradesini kullanmak neden yanlış olsun, <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَمَا كَانَ لِنَفْسٍ أَن تُؤْمِنَ إِلاَّ بِإِذْنِ اللّهِ وَيَجْعَلُ الرِّجْسَ عَلَى الَّذِينَ لاَ يَعْقِلُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve mâ kâne li nefsin en tu’mine illâ bi iznillâh, ve yec’alur ricse alâllezîne lâ ya’kılûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Allah’ın izni olmadıkça, hiçbir kimse iman edemez. Allah pisliği akıllarını kullanmayanların üzerine yağdırır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym YUNUS Suresi 100. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
Allah, aklını kullanmayanların  üzerine  pislik yağdırırım diyor, o zaman Kabil yanlış mı yapmış oluyor, bu kız Yanlış mı yapmış oluyor, kötülerden mi oluyor, Hayır Daniel de Cennette şu anda, Daniel isimli oğlan olanlar var, ve Daniela isimli kız olanlar var. Daniel isimli kızlar da  bu cennetimiz deler, Daniel isimli oğlan olanlar da, o kız cennete girmiş, O kız doğru yapmış, yanlış yapmış olsaydı, şu anki cennette Daniela diye bir kız olmazdı,  özgürlük Hürriyet cumhuriyet ve özgür hür iradeyi kim istemez ki, akıllı olan hürriyetini istemez mi? birilerine kul olmak Köle olmak mı, Yoksa öbür bir şekilde yaşamak var işte İngiltere bazı yerleri sömürge edip köleleştirdigi gibi, Osmanlı'da bazı kadınları köle ve cariye yapıyormuş, güzel bir şey mi? Şu an kabul edebilecek bir şey mi, Hangi kadın köle olmak ister,  yani Öyle olunca bu hikaye ile, Kabil ile Habil olayının tekrarı ve o vakit başarılamayan kadınların özgürlük hakları, taaa muhammed vaktınde intikal ediyor ve Kuran-ı Kerîm’in 83. suresi olan Mücâdile Suresi’nin ilk ayetleri, hakkını aramak için Peygamberimizle tartışmaya giren bir kadından (Havle binti Salebe) bahsetmektedir. ve danyela  önce neymiş kızın ismi önce Dina ymiş  bir levit ile evlenince L harfi gelmiş yanına Leydi di olmuş, yani şu anki isimleriyle Daniel ve Daniela olmuş, yani özgür kız Özgür iradesini kullanan kız. Hani bizim Muhammed'i ileride de bir kadının ismi bir kadın üzerine sure inmiş ya, o da aynı şekilde özgürlük ve hakkını isteyen bir kadın var,"Mücadi<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">L</span>e" isimli, Bizde de var aynısı, aynı kadın versiyonu bizde de o kadın olaraktan tekrar etmiş, surenin ismi de o kadın. bizim köyde mücadele veya mücadile diye kadin vardir, o kadinin ismi öyle havle falan degildir mücadiledir. Muhammed vaktinde aynı şey yani aynı kimse diyorum. Muhammed vakti zaten, İsa'nın Musa'nın Cennetiydi, Muhammed vakti, isanın Musa'nın İbrahim'in Cennetiydi, o vakitte de tabii ki cennette olacak o kimse, onun yaptığı amel  eğer cennetlik amel ise, elbette Muhammed vaktinde cennette olacak o kadin, ve benim vaktimdede cennette olacak o kadin, bugün yine cennetimizdemi, evet cennetimizde tabiki, Muhammed vaktinin cenneti de Şimdi ise, Muhammed vaktininde cenneti bizim vaktimiz olduğu için, onlar Şimdiki Halleriye, cennetimizde Daniel Danela veya da Diana Lady, Diana ve Mücadile gibi isimler ile aniliyorlar.<br />
<br />
<br />
Bu haftaki en son konumuza gelince, Wifi yani anlamı kısaltılmış bir şekilde fakat bunu frekans olaraktan ele aldığımızda Bütün dillerde aynı frekans içermesi lazım, benim anladığım kadarıyla, Fi Arapçada içinde demek, ve fii başka dillerdeki şekli vav şeklinde yada six yada secs yada bizdeki ALTI rakami ve Tersi kehrwerti ise VAV yani dokuz yada nine yada neun demek. yani  WI FI demek Wi demek Wir veya We demek, Bizler demek, Bizler atomun içindeyiz demek, Ve bunu da söyleyen ilk benin, ve benim vaktim de  WI FI keşfolduğuna göre, bizde WI FI içindeyiz bizler atomun içindeyiz, wifi de yani "vav, He ,lamelif, ye" yani sondan 3 öncesi Vav, ve biz de işte sondan 3 önceyiz, ne demek sondan 3 önce, atom = Proton nötron elektron, üclüsü, sondan üçüncü vav yani atom, Şu anda biz Vav içindeyiz,  biz de atomun içindeyiz, wifi  o yüzden bizim vaktimizde ve, biz burada böyle bir kolaylık vaktindeyız, cennetteyiz zaten, cennet korunmuş yer değil miydi, günahtan kirden pistten kötülükten korurmuş yer değil miydi. Atom da öyle. Artık gerisini biraz da sizler tefekkür ediniz. <br />
<br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span></span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span></span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span></span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Başağaçlı Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 16Temmuz 2019 Salı<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
<br />
<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, Her An, Yeni Cennetler (Geleceği-Ahireti) Yaratma işi Üzerinde</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 16 Temmuz 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
يَسْـَٔلُهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ ف۪ي شَأْنٍۚ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Yes’eluhu men fîs semâvâti vel ard(ardı), kulle yevmin huve fî şe’nin.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Göklerde ve yerde olanlar, O’ndan isterler (dua edip dilerler). O da hergün her an ayrı bir şe’n  de, yani ayrı bir isteği tecelli ve oluşturma işi üzerindedir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">Sadakallahul Aziym RAHMAN Suresi 29. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
“Ey Allah’ım! Kendini isimlendirdiğin, Kitabı’nda indirdiğin veya katındaki (bizce bilinmeyen) gayb ilminde kendine sakladığın Sana ait tüm isimlerle Senden istiyorum. Kur’an’ı gönlümün baharı, kalbimin cilası yap, O’nunla hüznümü, gam ve kederimi gider.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">( Hadis-i Şerif , Ahmed 1/391-3712-4318, Hakim 1/509, Mucemu’l-Kebir 10352, Ebu Ya’la 5297, İbni Ebi Şeybe Musannef 29309, İbni Hibban İhsan 972, Bezzar Keşfu’l-Estar 3122, Albani Sahiha 199)</span></span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yolculugumuza başliyoruz :</span></span><br />
<br />
Allah-u Teâlâ’nın isimleri, kendisi için özel alametlerdir. Bu isimlerden her biri, bir veya daha fazla sıfata delalet edebilir. Mesela Alim ismi, ilim sıfatına, Kadir ismi kudret sıfatına, Rahman ismi rahmet sıfatına delalet etmektedir. İsim ve sıfatların tamamının manalarını ise ‘Allah’ ismi kapsamaktadır.<br />
<br />
Allah’ı isimlerinde birlemek, O’nun her ismine ve o ismin delalet ettiği manaya inanmayı gerektirir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
“Allah’ın yüzden bir eksik, doksan dokuz ismi vardır. Herkim onları sayarsa cennete girer. Allah tektir ve teki sever.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Hadis-i Şerif , Buhari 6348, Müslim 2677/5)</span></span><br />
<br />
Allahu Tealanın sıfatlarından biriside yukardaki ayette gecen şe'n sıfatıdır, ki o inşa etmek  o kelimeden türemiş bir sıfatdır, yani öyle olunca Allahu Teala, yukardaki ayette zatının buyurduğu üzre, her an kainatı  inşa etme işi üzerindedir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah, Her An, Yeni Cennetler (Geleceği-Ahireti) Yaratma işi Üzerinde :</span></span><br />
<br />
 Kuranı Kerim'de Rahman suresinde geçen ayetteki her an ayrı yaratılışta ayeti üzerine, Allah, her an, cennetin  yada ahiretin, yeni bir katmanını yaratma işi üzerinde. Mesela bugün vaktimiz, nimetler vakti ve Diyar'ın dayız. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Misal :</span></span><br />
<br />
<br />
Ben 1998,.. yada 2000 ler gibi, buranın eyalet başkentine gittim. o zaman cep telefonları yeni çıktı daha, cep telefonlari henüz küçük halini  almadı  daha, Longa gibi cep telefonu Nokia 1610 mu neydi 1200 liraya mı ne almıştım Schlign yani, ve cep telefonlarının daha sonra küçücük, ve daha kullanışlı ve, daha çok işlem yapabilen hale gelmesi ve, fiyatının da düşmesi, hatta o eski telefonların, Akıllı telefonlardan önceki telefonların, en son halinde, 29  schilling 30 schillinge kadar düştü. Yani işte, bir ilmin yaygın hale gelmesi ve, o ilimin meyvesinin herkes tarafindan yenmesi, yada yiyebilecek seviye ermesi, yaklaşık bir 10 sene gibi bir süre alıyor,  bazısınında 10 sene, bazısınında Belki 100 sene, Çünkü mesela araba diye bir teknoloji var, arabanın icadından sonra, yolların yapılması, ondan sonra arabanın geliştirilmesi, modern halini alması, ve neredeyse, her eve arabanın girmesi, Belki 100 sene, 200 sene sürmüş olabilir, icadına göre değişik bu süreler, ama bugün teknoloji daha hızlı, Her şey daha dün, yaklaşık dün diyebiliriz, yani Akıllı telefonlar çıktı, köyüne kentine her yere kadar ulaştı, şimdi çobanın elinde de akıllı telefon var. yine internet diye bir şey var,  O da, yani benim üniversiteye gittiğim seneler çıkmıştı, yaklaşık 1988-89 gibi, ondan bu yana 2019'dayiz, 19 sene buradan, 10 senede oradan, etdi 29 sene, 29 sene içinde yaygın hale geldi ve her eve girdi artik, Dağdaki, yayladaki Çoban dahi, şimdi internet kullanıyor. Bir ilmin anlaşılması, Rabbimizin bizlere rahmeti ve merhmeti yüzünden, bizlerin kolay işler üzerinde hayat sürmemiz, ve kolaylık ve cennet denilen o rahatlık vaktine ulaşmamız için, Allah bir ilmi önce öğretiyor, sonra onu geliştire geliştire, ve bunu da insanlara yaptırıyor, ve bu süreç, dediğim gibi, araba gibi bir teknolojide, Belki 100 sene alıyor, insanlar Daha hızlı olsa, daha çabuk gelişir, ama düşünün, Dünyanın her yerinde Yollarin açılması, elbetteki basit bir şey değil, yollarin otobanlara dönmesi, hızlı arabalar, hızlı trenlere de raylar,  Tabii ki Belli bir zaman alacak, bunun hemen 3 sene de yapılması mümkün değil tabii ki, o yüzden, böyle bir teknoloji, mesela 200 sene 300 sene sürmüş olabilir, yahutta 400 sene sürmüş olabilir, ama bak, şu anki teknolojideki sistemler, daha hızlı ilerliyor eskisine göre, artık daha yeni gelişmiş aletler de olunca, iş yapmak daha kolay halde, artık Eskiden yol açmak için bir tane Greyderimiz varsa, şimdi onlarca yüzlerce, daha güçlü Greyder lerimiz var. Şimdi  yeni yollar açmamız, ve Yolları Otobana çevirmemiz, daha kolay. Asfalt bulunmuş ve gelişmiş, hemen istediğin yere ulaştırabiliyorsun, daha sıcaklığı sogumadan istediğin yere ulaştırıyoruz onu, Öyle olunca şu anda, Yolları daha geliştirmemiz, yeni yollar yapmamız daha kolay, ama eskiden, İlk başlangıçtan bu hale gelmesi, Tabii ki zaman Almış, Ama şu andan daha ilerisi, daha kolay işlem, O yüzden işte Allahu Teala ilmi de böyle başlatıyor, O  ilm ile, dünyayi bir halden bir hale, yani, bir yerinden bir yere varmak istiyor. Allahu Tealanın muradında, varmak isetedigi, insanoğlunun varmasını istediği bir yer var, işte orası da, dedik vaktimiz, Cennet vakti, altın  çağ, goldene zeit, fakat biz eskilerin cennetiyiz, bizim vaktimiz bizden önceki eskilerin cenneti, ama bizden sonraki Cennetler de, bizim vaktimizin  varliklarinin cenneti olacak. bizim de cennetimiz daha ilerisi ve daha iyi yerler olacak . <br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"ölüm Bir Kurbanlık koç gibi getirilip, sırat  köprüsü üzerinde, cennet ile cehennemin arasında, kesilir öldürülür, ondan sonra da ölümsüz ebedi hayat başlar"</span></span><br />
<br />
<br />
“Mehdi” ismi Musevilikte “Maşiyah”, “Kral Mesih”, “Shiloh (gönderilmiş olan, Allah'ın armağanı)” gibi çeşitli isimlerle ifade edilir.<br />
<br />
Bunu Musevi kaynaklarında da aynı şekilde söylüyor  “Maşiyah” Geldiğinde artık ölümde kalkacak diyor, <br />
<br />
bizdeki kaynaklarda ise :<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
Ehl-i Cennet Cennet`e, ehl-i Cehennem Cehennem`e (ayrılıb) gidince ölüm (mefhûmuna, gürbüz bir koç sûretinde vücud verilerek) getirilir. Tâ Cennetle Cehennem arasında yatırılarak kesilir. Sonra bu münâdî: Ey ehl-i Cennet artık ölüm yoktur, ey Cehennem halkı ölüm yoktur! Diye i`lân eder. Ehl-i Cennetin ferâhına bir ferah daha ziyâde olunur, ehl-i Cehennem`in de hüzün ve kederine bir hüzün daha yüklenir.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Hadis-i Şerif , Sahih Buhari - Hadis No: 2051,Tirmizi Hadis No: 2683, Müslim Hadis No: 40,42(2849),Suyuti sayfa 76 )</span></span><br />
<br />
Öyle olunca işte ondan sonra ebedi hayat var diyor, ebedi Sonsuz Mutluluk diyor, orası işte burası olacak,<br />
cünkü ölüm burda var, ahirette zaten ölüm yokki, o zaman ölüm burda kesilcek demek bu, ve dünyada ölüm kesilince, yada öldürülünce yani, artik ebedi hayat diyari olan cennette burda kurulmuş olacak, ve o musavi kaynaklarda gecen kiyametin  kopacagi yer olarak amik ovasi ve sonrada cennetin kurulacagi yere hazirlik için işde bu maveraünnehiri ele gecirip, cennetın arazisini alıp hazır etme, yani mehdi ve isaya hazır etme görevinin üstlenen, yahudilerin veya diger isimleri ile musavilerin amacıda budur zaten.<br />
<br />
Dünyayı cennete çevirmemiz gerekirken, Şimdi herkesin silah alması, oraya buraya insanları kışkırtması, oraya buraya saldırma planları yapması ne garip değil mi? Cenneti mi yıkmak istiyorsunuz, kendi cennetinizimi yıkmak istiyorsunuz? yani yıllardır Beklediğiniz, varmayi murad ettiginiz, girmek için yarıştığınız cennetimi yıkmak istiyorsunuz? bak  şimdi Suriye yi yıktınız da, cehenneme çevirdiğinizde ne oldu? diyorum bak :  <br />
<br />
Bir araba yüzlerce sene sonra ancak böyle güzel hale geldi, arabanın böyle rahat konforlu bir hale gelmesi 100 lerce sene sürdü, zaman aldı. <br />
Madem, Şu anda :<br />
Yolların hepsini bozalım, patlatalım. <br />
köprüleri yıkalım, <br />
arabaları makineli tüfekler ile tarayalım,<br />
 ve milleti arabasız bırakalım. <br />
kim bundan faydalanır?<br />
 kimin hayrına olur bu?<br />
 insanoğlunun hayrına mı? <br />
yoksa insana düşman olan şeytanın hayrına mı?<br />
mesela sen düzeni bozup yıktın mı, belki Araba Sadece bende olsun diyorsun da, yarın sende de olmayacak, çünkü şeytan, Yarın senin Elindekini de almaya çalışacak,  belki Bugün seni kullandı da, benim elimdekini aldıysa, Yarın da senin Elindekini almak için başkasını kullanacaktır zaten. sende de koymaz o, Çünkü hepsini elimizden almak istiyor, insanoğluna düşman kardeşim, düşman. Cennetten kovduran o değil mi? Sizin dünyanizi  cennetinizi elinizden almak istiyor, işte cennetinizi yıkmak için size diyor ki: Buraya yakın  yıkın diye  fistek veriyor. sizde oan inanip kendi cennetinizi yıkmaya kalkıyorsunuz, Savaş çıkarıyorsunuz. insan kendi cennetini yıkar mı ya? Akıl mantık işi mi bu. o azili düsman diyorki cennet yıkılsında ister kapisi, ister duvarı, isterse tavani olsun, hiç fark etmez,  bir taraftan yık diyor, Sen orayı yıkınca, öbür tarafları yıkacak adam da bulurum ben diyor, seni kullandı ve Suriye'yi yıkmaya çalışdı ise, yarin  başka birini kullanır, belki bir bomba ilede, Amerika'yı yıkabilir ki. sen, sen de kalıcı değilsin, şeytan Sana da düşman, sana dost gözüktüğüne bakma sen öyle, Adem'in cennetten kovduran, seni cennette bırakırmi zannediyorsun?  seni de kaldıracaktır buradan, senin elinden de cennetini alır. O zaman insanlık olaraktan, hepimiz el ele vermemiz lazım, Ne Kürt, ne cingen dememiz lazım, Ne zengin, ne fakir, ne Afrikalı, ne yerli dememiz lazım, Ne Arap, ne şarap dememiz lazım, hepimiz biriz, İnsan olan herkes, hepimiz biriz, fakirinden zenginine, en büyükten en küçüğe, en zenginin den, en fakirine, hepimiz bir olmaliyiz. zenginin zengin olacak marifeti farki nerede? kanatlarımı , kuyruğumu fazla, hepimiz de 2 el ,2 kol, iki ayak, iki göz, bir kafa, 2 kulak var, farkımız nerede, o zaman hepimizin ihtiyaçları  da aynı, yemek, içmek, giyinmek, evlilik, hepimizin ihtiyaçları da aynı. o zaman biz bir olursak, o bizi yenemez. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
اَلَمْ اَعْهَدْ اِلَيْكُمْ يَا بَن۪ٓي اٰدَمَ اَنْ لَا تَعْبُدُوا الشَّيْطَانَۚ اِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُب۪ينٌۙ <br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
E lem a’had ileykum yâ benî âdeme en lâ ta’budûş şeytân(şeytâne), innehu lekum aduvvun mubîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
'Ey Âdemoğulları, size, şeytana, şeytanî güçlere tapmayın, onların düzenlerine bağlanmayın, onlara boyun eğmeyin. Onlar sizin apaçık bir düşmanınızdır.' diye tavsiye edip sizinle kulluk sözleşmesi yapmadım mı?<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym YASİN Suresi 60. ayet</span></span><br />
<br />
Allahu Teala Yasin Suresi'nde, Sakın ona inanıp da, ona tapmayın, o sizin apaçık düşmanınızdır diyor.<br />
<br />
Bunu anlamak lazım, sana dost gözüktüğü zaman, seninle  orayı yıkacak, başka birisiyle de seni yıkacak, O zaman onunla dost olunmaz. Allah in yaptiklari yiktirilmaz.<br />
<br />
ve Allah işte, her an, yeni bir bilgi ve, insanlığın hayrına olan, bir buluş, bir biliş, bilim ve bir yaratma üzerinde, gelecekleri oluşturmak işi üzerinde Allah. <br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Keops Piramidi:</span></span><br />
<br />
Büyük Piramit ya da Keops Piramidi, yontma taştan yapılma, 138 m yükseklikteki kare tabanlı bir piramittir. Bu piramidin orijinal yüksekliğinin 280 Mısır kübiti, yani 146.478 m olduğu sanılmaktadır. Fakat erozyon ve tepe kısmının yokluğu nedeniyle günümüzde yüksekliği 138,75 m'dir. Taban kenarlarından her biri 230.37 m. (440 kübit) uzunluktadır. Yapılan hesaplamalara göre piramidin kütlesi 5.9 milyon ton ağırlığında, hacmi ise 2.500.000 m³'tür. Piramitte kullanılmış en büyük taşlar olan “kral odası” granit taşlardan yapılmış.<br />
<br />
Bu konuya benim şöyle bir yorumum var, ister kabul edin, ister kabul etmeyin:<br />
<br />
Onu  insanoğlunun  Toprak yigarak yaptıkları  üst üste dizdikleri hikayesi fasa fiso. çünkü şu anki teknoloji ile bile, Yani biz vinç kullansak, O taşları üst üste koymak için, ve Vinci ucundaki o uzanan uzantı o kadar uzun olmalı ki, en üstteki orta noktaya taş koyabilesin. aradaki mesafeyi düşündüğümüz zaman, şu anki sistem ile bile, bir vinç bunu yapamaz ve devrilir, o kadar uzağa o kadar ağır bir taşı uzattığı zaman, oradan da aşağı salladığı zaman, vinç devrilir, bu ne toprak yigmak ile yapılmış bir piramit, nede vinc ile,  benim buna görüşüm, bunlar, bu taşların Avusturya graniti olduğu söyleniyor, ve buradaki sistem ile, şu anki modern sistemlerle,  ben taş ocağında çalıştığım için biliyorum, Biz taş ocağında block taşlar ve benzeri taşlar çıkarıp kesiyorduk, O taşları Buradan oraya, ilerki zamanda, ışınlama yöntemiyle, taşı taşın üstüne koordinat ile gönderip, piramitleri imar etmiş olabilirler.  ışınlama ile Hani Star, bak Uzay Yolu filminde, bir gezegene ışınlıyorlardı da insanı, birde insanin belindeki tabancasınıda ışınlıyorlardı, tabancası demirden değil mi, demiri ışınlayan, taşı da ışınlıyabilir değil mi, o Hayaller  ve filimler, Belkide ilerde gelcekte bir yerde, bir gün gerçek oldu, ileride bir yerde bu iş, ışınlama yöntemi cözüldü, ileride bir yerde gelecekte, belkide yakın zaman, belki yakın zaman sonra bu buluşlarda çözülecek, ışınlama çözülecek, ve ışınlamanın çözüldüğü yerde, birileri bu bilgiye erdiyse ve, işte insanoğlunun dünyayı yok etme, kıyameti koparmak hikayeleri yüzünden, bilgi kaybolmasın diye, ki aynen Nuh döneminde su basması ile, Bütün her şeyin helak olduğu ve, insanlarin sıfırdan başlamak durumunda kaldıkları gibi, Öyle bir şey olursa, şu anki bilgiler kaybolmasın diye, belki taşlara o geleckteki adamlar tarafindan , o resimler oyuldu, şu anki sistem ile CNC makineleri ile Oya bilir, resim ve o şekilleri  o taşlara yapabilirler, Çünkü Musa vaktinde daha Demir bulunmamış kardeşim, Demir yok, metal diye bir şey yok, metal cinsi hiçbir şey yok, metal olmadan taş ne ile oyulcak da o şekiller verilecek, taşa kim vermiş o şekilleri, O taşa, o resimleri şekilleri taşa, demirsiz, demir yok öyle olunca, o günkü en sert madde, başka bir taş ile  oyamazsın ki, taşı taşa vurarak dan da olmaz, Hele bir de granit taşını, demir olmadan, hiçbir şekilde işleyemezsin. Süleyman ve Davut vakti, Allah demiri Davuda ögretti bildirdi buldurdu ve yine  işlemesinide Davud aleyhisselama öğretti, Davut Aleyhisselam'ın ilmine verdi, peki Davut Aleyhisselam Musa dan sonra geliyorsa, Musa firavun vaktinde ise, hatta piramitler dahada önceden ise, nasıl oluyor da, Firavun'un yada MISIRIN  piramitlerinde Yazıtları oluyor, taş oyulmuş oluyor, ne ile oydular, bu taşları  ne ile kestiler, bu taşlar Demir olmadan, çekiç olmadan,  ne ile kesildi? Demir yok Demir, Akıl mantık işi mi bu, o zaman demek ki, o zaman, bu zamanda ileri bir noktadan, geri bir noktaya, bazı bilgilerin saklanması, Çünkü kötülerden, kötülerin vereceği zarardan emin olmak için, aynı şu anki buğdayları tohumları  Norveç'in altındaki buzun altına saklayıp geldikleri gibi,  gelecekteki insanlar da, bu bilgileri, geçmişe saklamışlar, herhalde orayı güvenli görmüşler demek ki, ve bu Kesinlikle böyle, ışınlama yöntemiyle o piramitler yapılmış. vinç ile bile yapamazsın bugün. o gün, O taşları kesecek Demir yok, ne ile kestin Musa vakti, Demir yok ki!!!<br />
<br />
Ya düşünün, diyor ki bizim meşhur bildiğimiz kitaplarda, cilalı Taş Devri, ondan önce Yontma Taş Devri, ve cilalı taş devri de ne demek biliyor musunuz, ilk defa yeryüzünde mermer keşfolmuş, mermer cilalı, mermer biraz sivri oldugundan, onun ile kesebiliyorsun, hayvanını yüzebilirsin, yine onu birbirine çaktımı, ateşini yakabilirsin, çakmaktaşı denir, çakmaktaşı vakti, Çakmaktaş, Fred Çakmaktaş vakti, ilk defa mermer diye bir şey bulunmuş, cilalı Taş, Demir yok ki, mızrağın ucuna bile mermer takıyor, hayvanlari onun ile avlıyorlar, Demir yok, Demir yok ki Musa vakti, nerede demir de, o taşları kesecekler. <br />
<br />
Ve yine Göbeklitepe hikayesi de yalan uydurma, birileri bunu yapmış oraya gömmüşler, bu şey yani şu anki zamanda yapılmış, hileli bir şey, diyorum demir yok, diyor ki 5000 sene öncesine Bilmem nereye bilmem ne tarihe dayaniyor gidiyor diyor,  lan Demir yok diyorum Demir yok, Demir olmadan o heykelleri nasil oyacaksin, taşı taşa vurarak heykel yapamazsın ki, başka bir şey ilede yapamazsın ki,  sonradan oraya gömülmüş, yapılmış şu anki zamanda, o hileli, aynı Firavun'un Sarayı'ndan Bilmem bir şey çıktı, piramitlerin içinden altın kafa maskesi çıktı hikayleri ile turist cekme, metal Yok, ne altını, işte Metal İşleme diye bir şey daha önce bilinmiyor, Metal İşleme Ateş kızdırma ile olur, Ateşi harlayacak gerec yok ki zaten, ateşe harlayacak körük yok, kuvvetli Ateş yapacak körüklü sistem yok, körük olmadan Ateşi  kuvvetlendiremezsin ki, Hele bir de ilk başlangıçlarda o çağda.<br />
Öyle olunca Göbeklitepe hikayesi filan uydurma, yalan 2 tane de adam tutmuşlar, Bilmem yazıları çözdüm, bilmem ne yaptım, hepsi yalan oyun.<br />
<br />
Bu sıralar Tevrat'a Merak sardım ve, Tevratın da aynı Kuranı Kerim gibi, yeryüzünde yazılı olduğunu keşfettim. Allah yeryüzüne tevratı da dağıtmış, canlı, gezen yürüyen Tevrat ayetleri var. Musa ümmetini alıp da İsrail'e doğru yola çıktığında, onun ümmetindeki insanların sayısınin 1 000 000 kişi olduğu söyleniyor ve, bu ne ile çakışıyor? Tevratta da benim bildiğim kadarıyla 1 000 000 ayet varmış. o zaman her bir Musa ümmeti, bir ayeti temsil ediyor, onlar canlı, gezen yürüyen Musa ümmeti, ve biz Cennette himmelde yüksekte isek, Musa'yı kabul edip onun ardına takılıp da, Musa ya destek olan, o bir milyonda cennete girecek  demektir bu, biz Cennette isek, onlardanda şu anki havralar da sinogoklarinda  ibadet  eden, ve  Allaha iman eden, bütün musevilerde de zaten, o bir milyonun içindeki kimseler, Onun dışında, o  onlari Harun'la bırakıp Tur dagina gittiğinde, geri dönesiye orada bozulanlar da, yine ona tâbi olup da, sonradan dönenler, orada bozulanlar, onlarda yine içimizde, Çünkü günah, bildigimiz kadari ile, cehennemde biraz kalıp, sonra cennete dönmeyi gerektirir. onlar içimizde, o bozulanlar da İçimizde, Tabii ki Musa geri geldikten sonra hepsini azarladı, hepsini yola getirdi  Onları tekrar değil mi?<br />
Tevrat ta çok güzelmiş, Maşallah Maşallah, rabbim indirir de, Rabbim yazar da güzel olmaz mı, Rabbimin her işi güzel.<br />
<br />
Geçenki anlattığımız meselelerden, Bizler en iç deyiz, ve atomun çekirdeğindeyiz demiştim.<br />
<br />
Yine buraya ispat ve delilim : dua ederken eller havaya açılır da, secde ederken neden burnumuzu yere sürteriz, Allah yerde mi de Biz Allah'a yere secde ediyoruz, Hani gökteydi, Göke dogru dua ediyorduk, Peki niye yere secde ediyoruz o zaman, Yer Ne taraf, Gök ne taraf? bunda bir gariplik yok mu. O zaman  Allah nerede, yerdemi, göktemi,  Beyt'ül Mamur Bizim bulunduğumuz ev demiştim, ve biz en iç teyiz demiştim, o zaman Muhammed vaktindekilerde, yere secde ettiğine göre, aslında  o izdüşüm ile Beytül mamura, İşte bizim Kabe mize secde etmiş oluyorlar yani, çünkü yönünü kıbleye dönüyor da, secdeye, yere toprağa doğru dönüyor, altta  veya icde atomun cekirdeginde biz varız işte, dalga içten çıkıyor demiştim, atomun çekirdeğinde elektron yörüngelerinde, içteki çekirdeği korumak içın dönüyorlar, bunun için, dışındakiler, içindeki çekirdeği korumak için, çekirdek de de İşte biz varız, şu anki insanlık, Cennet vakti, cennet korunmakta. Cennet Melekler tarafından, peygamberler tarafından korunmakta, üstteki elektronlar halinde, ve öyle olunca, secde yere ve ice dogru olduğuna göre, atomda, işte çekirdek de icte olduğuna göre, demek ki Kabe'de, içteki Kabe, Beyt'ül mamur, Dıştaki Kabe diger Kabe olduğuna göre, o zaman yukarıdakilerin içe dönmesi, işte toprağa secde etmenin sebebi bundan, öyle olmasa idi, Allah bize toprağa secde etmek vermezdi, dua ederken elimizi yukari semaya  açtığımız gibi, ayaktayken secdemizide, tepeye doğru yapabilirdik, kafamıza yukari dogru oynatırdık havaya doğru, şöyle yukarı  doğru indirip kaldırırdık, secde olurdu. Peki niye yukarı doğru kafamızı indirip kaldırmıyor da, yere toprağa sürtüyoruz,  Demek ki beytulmamur iç de, şu anki cennetteki ev, Kabe, esas dönülen yer. Bu da bizim yorumumuz, bizden önce bunu kimseden duymuş değilsiniz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"GUL" "DE Ki" Zikri ve Hikmeti</span></span><br />
<br />
Tevrat meselesine yeniden dönersek, Kuranı Kerim'de bazı surelerin başında "gul"  geçiyor (Felak suresi, Nas suresi, Ihlas suresi, kafirun suresi, cin suresi,....) yahutta böyle birçok ayet var.<br />
<br />
 "gul" demek  "De ki" demek,  ve mesela bizler, Felak suresinde ki başındaki "gul" ü de okuyup zikrederiz,<br />
<br />
Halbuki ben mesela sana desem ki : Okan bayülgen'e git de ki, "Ağabeyim seninle program yapmak istiyormuş." de dedim,  Sen gidip de Okan bayülgen'e Benim dediğimin aynısını mı söylersin, <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">((((Okan bayülgen'e git de ki, "Ağabeyim seninle program yapmak istiyormuş.")))</span></span> gibi <br />
<br />
yoksa "ağabeyim diyor ki, seninle program yapmak istiyormuş." mu dersin. başında ki "de ki" yi de mi kullanırsın, yoksa  başındaki "de ki" kelimesini kullanmana gerek yok mu? Halbuki "de ki" den  gerisini söylediğin zaman, ona anlatmak istediğini anlatmış olursun. başındakini de  dediğin zaman, zaten cümle yanlış olur, buraya kadar Anladık mı? o zaman  bizim zikirimizdeki  Felak suresini okurken okumanız gereken, zikir etmeniz gereken yerinde "gul" olmaması lazım, başındaki "gul"  ü çıkarıp da geri kalanını zikr etmemiz lazım. amma  daha sizi ögretmedigim için, bende gul ile zikrettim şimdiye kadar amma sizde bende artik bunu ögrendik bundan sonra o gul olan sureleri ayetleri zikirleri başındaki "gul" kelimesini  atıpda öyle zikredelim. Ama zikir evradımızda Felak Suresi diyerekten yazdık ki ayette eksliklik olmasin, yani bunu ben size bu vaaz ile ögretecegim ve bu bilgi ancak bu derceye cikan birisi tarafindan bilincek, evradimizda da yine o zikirler başındaki gul ile yazilcak değişmeyecek, bunu bu VAAZI okuyan ve duyan ve seyredenler bu SIRRI bilcek sadece.  Mesela Felak suresini size anlatıyorum, ve Felak suresini okudugun zaman, başındaki gul ü okumanıza gerek yok. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gelelim Tevrata</span></span><br />
<br />
Öyle olunca Allahu Teala da, Musa Aleyhisselam'a  bir zikir vird veriyor,  <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vird demek :</span></span> Türkçe Çok kere tekrar edilen zikir demektir,  ve o yüzden biz "Raşidi  Zikir Evradı" diye zikrimizi tarif ettik,<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Evrad Demek:</span></span> Benim zikrim demek,  <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tevrat veya Tevrad demek:</span> </span>senin zikrin demek, <br />
<br />
Benim anladığım kadarıyla, Allahu Teâlâ Musa Aleyhisselam'a diyor ki, sana senin zikrini evradını veriyorum, yani tevratı veriyorum demiş, Ve kitabın adı Tevrat kalmış. <br />
Zikri ben çektiğimde, Benim zikrim Evrad olur.<br />
Zikri sen çektiğinde, senin zikrin sana Tevrad olur.<br />
<br />
<br />
Halbuki Tevrat a,  O bizim evradımız demeleri lazım, bizim zikrimiz, evradımız demeleri lazım. hani bu da bizim anladığımız kadarıyla, benim anladığım kadarıyla, o (Tevrad) zikirdir, o yüzden de zaten Robin ler tevratı  haala Zikrederler  çokça. O bir zikirdir, yani evrattır. çokça tekrar edilerek den, bugüne ulaştırılması gereken bilgi, ve unutulmaması gereken bilgidir. mesela, Peygamberler tarihinin çoğu Tevratdan alınmıştır. işte bak, Onların okumaları, hafızlık etmeleri, yazmaları, bizim işimiza yaramış. nasıl biz musevileri dışlayabiliriz. Tevrad olmasaydi, Peygamberler Tarihinin çoğunu Bilemezdik biz, onların kitabı olmasa, bizim kitabımızda ne kadar bir bilgi var Peygamberler tarihi hakkında, Kuran bize ne kadar bilgi bildirmiş, onlarin bütünü  neredeyse hepsi musevilikten ve Tevrattan alınmıştır. İşte onların da, onu yazmaları, ve bugüne kadar saklamaları, hafızlık etmeleri, Bizim de menfaatimize yarıyor. Tevrat da haktır ve orjinali hala vardir bozulmamıştır. Tevrat haala kainatta yazılı. işte O  Tevrat okuyanlar  var ya, o Museviler var ya, şu anki ibadet ehli, Allah'a inanan, onun hükümlerinede uyan kimseler var ya, onlar işte cennetlikler, o 1000000 kişi işte. Bilmiyorum belki daha sonra çoğaldılar, yerlerine yerleştikleri zaman, Bir Milyondur, daha sonra belki 1 milyon 200 bin oldular degilmi?  yada 300 bin oldular, evet olabilir. Mesela elmayı Ankara'ya dikttin, elma orada  sana bir ton elma verdi, bir çekirdekte gittin Fransa ya diktin, Fransa'da 2 ton elma verdi, aynı elma orada da bitti. o zaman onlarda diyor zaten, biz diyor, Niye  İsrail'e gitmek, Vatan edinmek zorunda olalım diyor, Almanya'da bize Vatan diyor, Fransa'da Vatan, Amerika'da Vatan, O zaman her yer bize İsrail, Evet doğru, elmayı dikmek için illa İsrail  de olmak lazım değil ki, Cennetin kurulması için de ile israil lazım değil kardeşim, Cennet her yere kurulmuş zaten, Sen yeter ki cenneti dağıtıp bozma, içinden de  kovulmak  durumunda kalma.<br />
<br />
Yahudi kelimesi, israil'in yani, Yakubun oğlanlarından birisi, Yani Yakup aleyhisselamın oğlanlarından birinin ismi yahuda, hud dan gelen, yada kalan demek, HUD soyundan gelen, yada  kalan demek. Hud aleyhiselamin yeni versiyonu. Musa vaktindeki yeni versiyon hud demek o,  yani Hud yıldızı. Hud Aleyhisselam inkar edilebilir mi ki, dışlanabilir mi ki,<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللّهِ وَمَلآئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ وَقَالُواْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Âmener resûlu bimâ unzile ileyhi min rabbihî vel mu’minûn(mu’minûne), kullun âmene billâhi ve melâiketihî ve kutubihî ve rusulih(rusulihî), lâ nuferriku beyne ehadin min rusulih(rusulihî), ve kâlû semi’nâ ve ata’nâ gufrâneke rabbenâ ve ileykel masîr.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Resûl, Rabbinden kendisine indirilene îmân etti ve mü’minler de, hepsi Allah’a, O’nun meleklerine, kitaplarına ve resûllerine îmân etti. “Biz, O’nun resûlleri arasından (hiç) birini, diğerinden ayırmayız.” Ve “ışittik ve itaat ettik! Ve Rabbimiz, Senin mağfiretini (dileriz). Ve masîr (varış) Sana’dır (Sana doğru yola çıkarız ve Sana ulaşırız).” dediler. <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym Bakara Suresi 285. ayet</span></span><br />
<br />
 niye biz Amenerrasulü de peygamberlerin hiçbirini dışlamayacağız diye Söz veriyoruz, o zaman sen yahudayı, ya da Hud aleyhisselamı nasıl dışlarsin.<br />
<br />
<br />
Yahudi yani musevi kaynaklarındaki, Mehdi Aleyhisselam ile bilgiler arasında, bir de şunu öğrendim duydum onların vaizlerinden, O da diyor ki : Mehdi geldikten sonra, artık ebedi Cennet Var, Ölüm yok olacak, kalkacak diyor, bizim dediğimiz şey, ve eger Mehdi ölürse zaten o Mehdi degildir diyor. Bilim adamlarına diyoruz : ölümsüzlügü keşfedin artık. Vakit Geldi Burası cennet, buradan Ötesi artık ebedi hayat diyoruz işte, cennetide burada kuracaksınız, Bütün dini hükümler, zaten burada güzellik halini almak için değil mi? bütün dinin hükümleri ahkamlari, güzelliklerin burada yeryüzünde hakim olması için değil mi zaten, yapılması gereken görevler, hepsi o amaç ile değil mi, insan olmak, insan olmak demek işte, yeryüzünü imar etmek, ve en güzel şekilde, hukuka riayet edip, Allah'a ve peygamberlerine, kitaplarina, meleklerine, büyüklere saygılı , doğaya saygılı , insana saygılı, hayvana Saygılı olmaktan ibaret degilmi..<br />
<br />
Balı bal yiyen daha iyi bildiği için, yağı da yağlı yiyen birisi daha iyi bilir, elektriği de elektrik  yiyen, yani elektrik carpan Birisi bulmuş, Benjamin Franklin gibi elektrik çarpan birisi bulmuş, uçurtma daki anahtara şimşekten elektrik çarpınca, elektriğe kapılmış ve elektriği ilk anlayan adam olmuş, ve eğer ölümsüzlük keşif olacak ise, ölümsüzlüğü keşfedecek adamda, ölümü ve hayatı yiyen bir adam olması lazım ki, ölümsüzlüğü keşfetsin. Bunun da dünyamizda ve kainatımızda 2 tane  örnegi olan insan var, birisi İdris Aleyhisselam, birisi İlyas Aleyhisselam, cennete ölmeden Geçilmez Kurali koyan Allahu Teala, Bu ikisini cennete koymuş, Cennetten çıkmamış lar, yeniden hayat bulmuşlar, ve dünyamızda  da Haala ilyaslarda mevcut idrisler de mevcut, Öyle olunca aynı Meryem  gibi Bakire bir kadından doğacak İlyas ve İdris isimli iki çocuk, temiz çocuk, yetiştirilirse imkanlar saglanirsa, Belki bize ölümsüzlüğün çaresini de onlar bulacaktır. Çünkü Meryem Tanrı Rab isayi doğurabilecek kadar iffetli olduğu için, ölümsüzlük de Cennet vaktinin insanına nimet olduğu için, ölümsüzlügü keşfeden cennete girmiş olacak, Cennete giren birisi ise, cennetlik kimse, cennetlik kimse ise temiz kimse, temiz bir kimse de temizler den doğacağı için, Temiz'den çıkıp gelecekse, Buz gibi bakire tertemiz bir veya birer anneden doğması lazım bu iki bebenin.<br />
<br />
Ve Ben yine Tevrat'tan öğrendiğim birkaç bilgiyi sentezledim galiba Yakup aleyhisselamın kızlarından 3 kızından birisi olan,  Dina diye bir kızı varmış,  ve bu kız kötülerden zannedilen levitlerden bir oglan  ile evlenmek istiyor, Levitler ise Yahuda gibi oda  Lut ve Luttan kalan adam, veya Luti demek, yani israilin soyu amma, o ibrahim vaktindeki Lut un soyundan kalan bir soy ve aile. ve Lutilik nedir günahi nelerdir biliyoruz bugün, zaten dünyadaki L harfleri onlari temsil eder, nerde  L var ise Levitlerden bir irkdir, yani Lut aleyhiselam ve ümmetine dayanan bir soydur, hatta Süleyman aleyhisselam bile Luta dayanir.  Ve babası ona itiraz ediyor, onunla evlenirsen sen şunları şunları kaybedersin, şu ahlakın şöyle olur, bu ahlakın böyle olur diyor, O da diyor ki başka insanlar, başka oğlanlar, Beni anam tarafından, babam tarafından, yada zenginlik tarafından, din tarafından sevdi  de evlenmek istediler, Ama bu oğlan diyor, beni, ben olduğum için sevdi de, benimle evlenmek istiyor diyor, ben o yüzden onu istiyorum diyor. benim anladığım kadarıyla anlayabildiysem, Bu ne demek, aslında bu olay Habil Kabil vakti olmuş olayın tekrarı işte, yani anladığım kadarıyla, Allahin bundan muradının biriside, insanoğlunun Özgür iradesini kullanması. ilk defa, Habil Babasının sözünü dinledi, Rabbinin sözünü dinledi, yani kul oldu, Yani kul ve köle, Özgür değil, baskı altında, bir emre uymak mecburiyetinde kaldı. ama Kabil dedi O kız çirkin dedi, ben o kızı almam dedi, bu kız güzel dedi, Ben bu kız almak istiyorum dedi, Hürriyet, özgür iradesi ile seçme hakkını kullandı yani. Tevratın 1 bölümüde, bu özgürlük hikayesi.  Daniele veya Dani , o Lut Soyundan gelen oğlanla evlenmek istiyor, Levit, yani luti soyundan birisiyle evlenmek istiyor, ama diyor ki, o diyor benim güzelliğimi ve beni sevdi,  sen güzelsin dedi,  Kabil aklını kullandı, aklını  ve özgür iradesini kullanmak neden yanlış olsun, <br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَمَا كَانَ لِنَفْسٍ أَن تُؤْمِنَ إِلاَّ بِإِذْنِ اللّهِ وَيَجْعَلُ الرِّجْسَ عَلَى الَّذِينَ لاَ يَعْقِلُونَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve mâ kâne li nefsin en tu’mine illâ bi iznillâh, ve yec’alur ricse alâllezîne lâ ya’kılûn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Allah’ın izni olmadıkça, hiçbir kimse iman edemez. Allah pisliği akıllarını kullanmayanların üzerine yağdırır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym YUNUS Suresi 100. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
Allah, aklını kullanmayanların  üzerine  pislik yağdırırım diyor, o zaman Kabil yanlış mı yapmış oluyor, bu kız Yanlış mı yapmış oluyor, kötülerden mi oluyor, Hayır Daniel de Cennette şu anda, Daniel isimli oğlan olanlar var, ve Daniela isimli kız olanlar var. Daniel isimli kızlar da  bu cennetimiz deler, Daniel isimli oğlan olanlar da, o kız cennete girmiş, O kız doğru yapmış, yanlış yapmış olsaydı, şu anki cennette Daniela diye bir kız olmazdı,  özgürlük Hürriyet cumhuriyet ve özgür hür iradeyi kim istemez ki, akıllı olan hürriyetini istemez mi? birilerine kul olmak Köle olmak mı, Yoksa öbür bir şekilde yaşamak var işte İngiltere bazı yerleri sömürge edip köleleştirdigi gibi, Osmanlı'da bazı kadınları köle ve cariye yapıyormuş, güzel bir şey mi? Şu an kabul edebilecek bir şey mi, Hangi kadın köle olmak ister,  yani Öyle olunca bu hikaye ile, Kabil ile Habil olayının tekrarı ve o vakit başarılamayan kadınların özgürlük hakları, taaa muhammed vaktınde intikal ediyor ve Kuran-ı Kerîm’in 83. suresi olan Mücâdile Suresi’nin ilk ayetleri, hakkını aramak için Peygamberimizle tartışmaya giren bir kadından (Havle binti Salebe) bahsetmektedir. ve danyela  önce neymiş kızın ismi önce Dina ymiş  bir levit ile evlenince L harfi gelmiş yanına Leydi di olmuş, yani şu anki isimleriyle Daniel ve Daniela olmuş, yani özgür kız Özgür iradesini kullanan kız. Hani bizim Muhammed'i ileride de bir kadının ismi bir kadın üzerine sure inmiş ya, o da aynı şekilde özgürlük ve hakkını isteyen bir kadın var,"Mücadi<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">L</span>e" isimli, Bizde de var aynısı, aynı kadın versiyonu bizde de o kadın olaraktan tekrar etmiş, surenin ismi de o kadın. bizim köyde mücadele veya mücadile diye kadin vardir, o kadinin ismi öyle havle falan degildir mücadiledir. Muhammed vaktinde aynı şey yani aynı kimse diyorum. Muhammed vakti zaten, İsa'nın Musa'nın Cennetiydi, Muhammed vakti, isanın Musa'nın İbrahim'in Cennetiydi, o vakitte de tabii ki cennette olacak o kimse, onun yaptığı amel  eğer cennetlik amel ise, elbette Muhammed vaktinde cennette olacak o kadin, ve benim vaktimdede cennette olacak o kadin, bugün yine cennetimizdemi, evet cennetimizde tabiki, Muhammed vaktinin cenneti de Şimdi ise, Muhammed vaktininde cenneti bizim vaktimiz olduğu için, onlar Şimdiki Halleriye, cennetimizde Daniel Danela veya da Diana Lady, Diana ve Mücadile gibi isimler ile aniliyorlar.<br />
<br />
<br />
Bu haftaki en son konumuza gelince, Wifi yani anlamı kısaltılmış bir şekilde fakat bunu frekans olaraktan ele aldığımızda Bütün dillerde aynı frekans içermesi lazım, benim anladığım kadarıyla, Fi Arapçada içinde demek, ve fii başka dillerdeki şekli vav şeklinde yada six yada secs yada bizdeki ALTI rakami ve Tersi kehrwerti ise VAV yani dokuz yada nine yada neun demek. yani  WI FI demek Wi demek Wir veya We demek, Bizler demek, Bizler atomun içindeyiz demek, Ve bunu da söyleyen ilk benin, ve benim vaktim de  WI FI keşfolduğuna göre, bizde WI FI içindeyiz bizler atomun içindeyiz, wifi de yani "vav, He ,lamelif, ye" yani sondan 3 öncesi Vav, ve biz de işte sondan 3 önceyiz, ne demek sondan 3 önce, atom = Proton nötron elektron, üclüsü, sondan üçüncü vav yani atom, Şu anda biz Vav içindeyiz,  biz de atomun içindeyiz, wifi  o yüzden bizim vaktimizde ve, biz burada böyle bir kolaylık vaktindeyız, cennetteyiz zaten, cennet korunmuş yer değil miydi, günahtan kirden pistten kötülükten korurmuş yer değil miydi. Atom da öyle. Artık gerisini biraz da sizler tefekkür ediniz. <br />
<br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span></span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span></span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span></span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Başağaçlı Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 16Temmuz 2019 Salı<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
<br />
<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Benimsemek Sahiplenmek Dönüştürmek]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=43043</link>
			<pubDate>Sun, 19 Apr 2026 21:36:47 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=43043</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benimsemek Sahiplenmek Dönüştürmek Kendine Benzetmek</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 28 Temmuz 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
قَالَ مُوسَى مَا جِئْتُم بِهِ السِّحْرُ إِنَّ اللّهَ سَيُبْطِلُهُ إِنَّ اللّهَ لاَ يُصْلِحُ عَمَلَ الْمُفْسِدِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
kâle mûsâ mâ ci’tum bihis sihr(sihru), innallâhe se yubtiluhu, innallâhe lâ yuslihu amelel mufsidîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Musa dedi ki: "Haydi bütün marfiletlerinizi sihirlerinizi ortaya getirin. Doğrusu Allah onlari iptal edip geçersiz kılacaktır. Şüphesiz Allah, bozgunculuk çıkaranların işini düzeltmez."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym YUNUS Suresi 81. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
Hz. Mehdi, kuru bir ağacı diktiğinde de ağaç hemen yeşillenip yapraklanacaktır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">( Hadis-i Şerif , El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, sf. 43)</span></span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yolculugumuza başliyoruz :</span></span><br />
<br />
Benimsemek sahiplenmek dönüştürmek kendine benzetmek,<br />
<br />
Kitap alırız Benim kitabım deriz, sahipleniriz artık bizim parçamız olmuştur.<br />
Hanım alırız eş alırız, evleniriz, Benim hanımım eşim deriz, sahipleniriz, bizim parçamız olur, halbükü ayrı anadan ayrı babadan doğmuştur, kaşı başka, gözü başka,  elleri başka, kolu başka, ama benim eşim deyince, bizim parçamız olmuştur.<br />
<br />
Bir şeyi benimseyip benim dedikten sonra,  o şey sahiplenen kimseye benzemeye başlar, o kimsenin parçası olmuştur.<br />
<br />
Bütün, benimseyen kimsedir, yani sahiplenen kimseler. sahiplenilen sahip çıkılan şey parçadır, bütünün parçasıdır.<br />
<br />
Mesela benim köpeğim dediği zaman, Köpek onun parçası haline gelmiştir.<br />
<br />
Benim arkadaşım dediği zaman, insanı bile parçası haline getirmiştir.<br />
<br />
Yine Benim kitabım dediği zaman, kutsal kitap olaraktan, Kur'an, Tevrat, İncil, Zebur gibi, bir yazılımı bile kendisine dönüştürüp, parçası haline getirmiştir.<br />
<br />
Peki benim Allah'ım dediği zaman ne olur?<br />
<br />
Allah mı Onun parçasıdır? o mu Allah'ın parçasıdır?<br />
<br />
Benim Allah'ım, yahutta benim Rabb'im.<br />
<br />
Nerede kullanırız bu cümleleri size Kur'an'dan bir örnek ile misal vereceğim inşallah :<br />
<br />
 Hani Musa firavuna gidip, onun sihirbazları ile bir yarışmaya karşılaşmaya girince Allah ona daha önce asasını ejderhaya dönüştürmesini öğretmişti, onların karşısına çıkınca dedi ki Kuranı Kerim'de şu şekilde geçer : Gale Musa  ma citüm bihissihr ( dedi ki getirin bakayım sihirlerinizi) innallahe Seyubtiluhü (Allah onların hepsini iptal edecektir, geçersiz kılacaktır) innallahe la yuslihu  amelel müfsidin.( Muhakkak ki Allah müfsitlerin amellerini boşa çıkarıcı dır.)<br />
<br />
Bu cümledeki yukarıda yazdığımız, "innallahe seyubtiluhü" cümlesine, Biz başka bir kelime ile yorum ve anlam getirsek, o demiş ki : muhakkak Allah sizin o sihirlerinizi, oyunlarınızı, dümenlerinizi boşa çıkaracaktır. Biz de diyelim ki  burada, cümleyi 1. tekil şahıs olaraktan kullanıp, kendimize affettiğimiz zaman, biz deriz ki, biz öyle bir Allah'a inanıyoruz ki, öyle bir rabbimiz var ki, o sizin bu oyunlarınızı dümenlerinizi boşa çıkarıp, iptal edecektir, bunu Nasıl söyleriz, tabii ki : "İnna Rabbi seyubtiluhü"  Yani benim Rabbim onları iptal edecektir.<br />
<br />
o duayı ve cümleyi Hz. Musa dan aldık, kendimize uyarladık değil mi. olması gereken, bu şekilde, bizim bu cümleyi kullandığımız zaman ki gibi, olması gereken zaten bu şekilde olması lazım, değil mi?<br />
<br />
Bunu böyle kullandığımız zaman, Kuranı Kerimi  değiştirmiş olmaz mıyız diyenler olacaktır.<br />
<br />
Halbuki ayet başka, hadis başka, yine dua başka, hadis başka, ayet başka. Ve o an, o olay, Musa'nın başından geçtiği zaman, olacak kelimeler başka, bu olaya, sen, ben, o, biz rastladığımız da, bizim kullanmamız gereken cümle, başka. Ve biz burada "İnna Rabbi" benim rabbim dediğimiz zaman, rab rububiyet ve terbiyet ve Terbiye edici cümleleri aynı mastardan türemiştir. Öyle olunca benim Rabb'im deyince, benim bir, beni terbiye edenim var demek, ki ona ben Rabbim diyorum. işte o benim Rabb'im, sizin o yaptığınız oyunlarınızı dümenlerinizi, çevirdiğiniz hilelerinizi iptal edecektir dediğim zaman, işte ben Rabbi benimseyip, parçam haline getirmiş olmuyorum, bilhassa, o terbiyet edicinin parçası olduğumu ifade etmiş oluyorum, Çünkü burada o yukarıdaki anlattığımız, benimseme sahiplenmek kuralına, irregüler halde, yani kuraldışı bir halde gelmiş bu kelime ve cümle. benim Rabb'im dediğim zaman, benim bir terbiye edenim var, doğru yola iletmek için, beni eğiten birisi var demek, ki o benim üstümde ve, benim işlerimi O düzenler manasında. <br />
<br />
Hani hayvan Terbiyecisi vardır, hayvanları terbiye eder, eğitir öğretir.<br />
<br />
Ve meşhur bir Nasrettin Hoca fıkrası vardır :<br />
<br />
Timurlenk zamanında, Nasrettin Hoca  ve ahalisi, Timurlenk e bir hediye vermek isterler, ve bir Eşeği hediye vermek isterler, hediyeleri görünüşte küçüktür ama, Timurlenk in yanına vardıklarında,  onun yanında onu övmeye başlarlar, birisi şöyle Uslu der, birisi şöyle hizmete müdavim der, fakat Timurlenk i memnun edemezler, onun hiddetlendiğini gören Nasrettin Hoca, hemen atılır  ve, ben der, bu eşek de büyük bir zeka olduğunu fark ediyorum der, eğitilirse, bu eşek okuma yazma bile öğrenebilir deyince, Timurlenk in dikkatini çeker, Gerçek mi diyorsun der, O zaman seni de, buna öğretmen yaptım, okuma yazma öğret der. Nasrettin Hoca biraz para ister, Birazda zaman ister, Eşeği de yanına alıp götürmesi gerektiğini söyler, Timurlenk tamam der verir, alip  eşeği  ve parayı gider. 15 gün zarfında onu eğitir, ve  Timurlenk in yanına gelir, öğrettin mi der,  Evet haşmetlim  der,  Hadi O Zaman göster marifetini der. Gider Karakapli bir kitabı, eşeğin önüne koyar, eşek acele acele, Kitabın sayfalarını dili ile çevirir açar, açar, sonra  anırmaya başlar. herkes şaşırmıştır, fakat  Vezir oradan hemen çıkışır, Timurlenke ve ne söylediği anlaşılmıyor, sadece anırıyor haşmetlim der.  Nasrettin Hoca da Sonuçta bu eşektir, onun ne okuduğunu anlamak için, eşek dili bilmek lazım efendim der. Timurlenk memnun olur, Nasrettin Hoca'ya yüklü bir altın verilmesini Emre'der,  sonra sorar nasıl başardın bunu der, Timurlenk in sinirli halinin gittiğini gören Nasrettin Hoca, anlatmaya başlar, Sizden aldığım parayla, pazardan arpa aldım der, ve son 2 gün öncesine kadar arpaları kitap Yaprakların arasına döktüm, eşek ilk 2 günde zaten arpaları kitap Yaprakların arasından yemeye alıştı, sonra dili ile yaprakları çevirmesini de öğrendi,  son 2 günde de aç bıraktım, oraya gelince de, kitabi önüne koydum, o acele acele kitap yaprakları arasında arpa aradı, bulamayınca da, böyle acı acı anırdı, Sadece bu efendim der, Timurlenk yine hoşlanır, ve biraz daha altın verilmesini emreder, Yani mesele burada terbiyet, hayvan Terbiyecisi, hayvanı terbiye eden, eğiten öğreten adam, ayıya bisiklet binmesini öğretiyorlar, maymuna telefon kullanmasını öğretiyorlar, O da bir eğitici, köpeğe  Otur, Kalk, trafikte, geç, Dur, yeşil lamba, sarı lamba öğretiyor. işte Rab kelimesi de terbiye edici ana baba gibi, rububiyet ve Terbiye mastarından türemiştir, ve bizimde Rabbimiz, bizleri, doğru ve güzel bir hayat sürmemiz için, bazen yanlış yaptığımızda uyararak dan, doğru yolu göstermek de, bazen rehberle, peygamber ile, evliya ile, melek ile, bazen Kur'an ile, bazen bir kuş ile, Hani kabil-i karga gibi bir kuş ile ögretmemiş miydi, habil'in cenazesini gömmesi ona öğretmemiş miydi, Allah bir kuş ile de terbiye eder, yoldaki Bir Karınca, 1 sümüklü böceği ile de terbiye edebilir,  Rab  demek terbiye edici demek.<br />
<br />
öyle olunca da, benim Rabb'im dediğimiz zaman, benim bir terbiye edenim var demek, bu benim bir sahibim var, O zaman, o Benim kitabım, benim kalemim, benim arkadaşım, dediğimiz yerlerdeki sahiplenme ve parçası haline dönüştürme meselesi, burada tam ters istikamette işlemekte, ve burada benim Rabb'im dediğimiz zaman, o irregüler herhalde, sahiplenmeyiip, bilakis bir sahibimiz olduğunu belirtmiş oluruz.<br />
<br />
Inna Rabbi dediğimiz zaman, benim Rabb'im dediğimiz zaman, onu parçaya çevirmiş olmuyoruz, Bilakis onun parçası olduğumuzu ifade etmiş oluyoruz. Diğer bütün her şeyde, benimsemek, sahiplenmek, onu kendi parçasi haline getirmektir, ama Rab ve Allah kelimelerinde bu, irregüler, yani kurallara aykırı halde gelmekte, ve sahiplendiğin halde, sen onu sahiplenmiş olmuyorsun, O senin sahibin olmuş oluyor.<br />
<br />
Yine biz burada, benim rabbim, senin oyunlarını  dümenlerini iptal edecek dediğimiz zaman, onun parçalarının, ya da benim parçalarımın onu düzelteceğini ifade etmiş oluyoruz, Allahu Teala Kainattaki her şeyde tecelli ettiği için, onu düzeltecek olan da, onun parçalarıdır zaten. <br />
<br />
Burada bütün de parça, parça da da bütün var.<br />
<br />
Mesela dünyada, Allahu Teala, bazı işlerii düzeltmek ve doğrultmak için, tamircilik diye bir meslek ve ilim öğretmiş insanoğluna, mesela elektrik tesisatında herhangi bir aksama oldu mu, elektrikçi olan kimseler, elektrik tamiratı yapar, onu yeniden eski haline getirir, düzeltir, çalışır hale getirir. herhangi bir arabada bozukluk olduğu zaman, onu  Almanca'da  mekaniker dediğimiz, yani araba tamircisi olan kimseler tamir eder, Yine Hani Kur'an'da geçen Hızır Aleyhisselam'ın bir duvarı tamir ettiğini anlattığında, duvar ustası, yani inşaat ustası olan kimse, duvarcı kimse, duvari tamir eder, yahut Sıvas'ı dökülmüş bir evi, sıvacı bir kimse sıvasını tamir eder, yahutta çatı ustası, eskimiş bir çatıyı tamir edebilir. buraya kadar kolaydı iş, şimdi buradan sonrası, çatı ustası mesela çatı eskidiği zaman, çatının tuğlaları eskimiş, altındaki çıtaları eskimiş, kirişler eskimiş, Mesela bunları Söküyor, yerine yenilerini Dikiyor, çıtalarını da çakıyor, üstüne de yeni tuğlaları düşüyor, eskisi gibi, yeni hale geliyor, yani Ne yaptı burada, eskisini iptal etti, söktü attı, yerine yenisini yaptı, Neydi Bizim duamız da ki zikir de, Allah o sizin oyunlarınızı iptal edecektir,  yerine de bak yenisini yapıyor, Allah sizinkini iptal ediyor, yerine de bana daha güzel bir hal verecektir. manasi.<br />
<br />
Işte Allah eskiyen duvarı, duvar ustasına, eskiyen çatıyı, çatı ustasına, bozulan arabayı da, tamirciye Tamir ettirip, eskisini iptal edip, yenisiyle değiştirip, çalışır vaziyete, kullanılır vaziyete getirdiği gibi, burada Musa'nın kullandığı o cümle ile, Allah sizin  sihir ve büyülerinizi, oyunlarınızı, dümenllerinizi iptal eder demek ile, Çünkü Allah ona sihirden de Üstün sihir öğretti, elindeki Asayı ejderha haline getirmesini öğretti, sihiri sihir ile yenmek, Çünkü birisine büyü yapıldığı zaman, sihir yapıldığı zaman, başka bir büyücüye gider, orada büyü  bozdurulur değil mi? yahut o işten bilen bir hocaya, o ilmi Bilen birisine gidilir ki, onun yaptığı sihirleri iptal etsin.<br />
<br />
 o zaman duvar ilmi bilmeyen, duvar tamir edemeyeceği gibi, sihir ilminin sırlarını bilmeyende, sihir ve büyü yü iptal edemez, yine Bizim dediğimiz yere geliyoruz,  <br />
<br />
birinci olarak “damdan Düşenin Halinden, damdan düşen anlar.” kuralı.<br />
<br />
 ikinci olarak da “Öğreneyim de karnımda Dursun, lazım oldu mu çıkarır kullanırım.” kuralı gereği bazı bilgileri de öğrenmek lazım,<br />
<br />
Ama düşman sana Kılıç ile saldırıyorsa, Sen elinde Değnek ile onu yenemezsin ki, Davudi ler gibi, Filistin'dekiler gibi, İsrail'i Sapan taşı ile yenemezsin ki, senin de o gibi füze yapman, uçak yapman helikopter yapman lazım, Öyle olunca sihir yapana karşıda, sihir ilminden de bilgin olması lazım ki, onun yaptığı, sana attığı oka silaha karşı, Onu iptal edecek bir gücün olsun. işte burada o, o ayette geçen seyubtiluh u meselesi, sihir iptal etmek için, sihir bilen olmak lazım, yoksa Neyi ne ile iptal edeceksin.  Bu çatı ustası meselesinde, Hani hem eskisini iptal edip yenisini yapabiliyor, hem de hiç daha Tuğlası olmayan eve, sıfırdan çatı ve tuğla geçirip, tuğlalı ev yapabiliyor . Allah'ın öyle parçaları var ki, işte isterse eskisini iptal edip yenisiyle değiştiriyor, isterse sıfırdan yapıyor.  Bu meselede buraya kadar.<br />
<br />
Başka bir mesele : Zülkarneyn meselesinde uzaya Açılan Kapı, Öyle füzeyle filan oraya gidemezsiniz, daha önce yazdık, aya gittik hikayesi yalan dedik, Çünkü ay Dünyanın Üzerinde değil, o da yan tarafta bir yerde bulunuyor, aya giden uzay aracı Minareden atlar gibi dünyanın üstüne atlayıp de geri inmedi, öyle bir iniş yok zaten, Gittiğinde de zaten yakıtıda bitti, geri dönemezdi gitseydi bile. aynı o füze kadar yakıt ve enerjisi olması lazım ki, Aydan Bir de geri gelebilsin, aynı yakıttan durması lazımdı, Ama gidesiye yakıt bitti, ne ile geri döndü, yalan, hepsi yalan hikaye, uydurma, marsa falan da gidemezler de bu teknoloji ile, Mars'a falan gidemez ler,  Allah Kuranı Kerim'de buyuruyor, İlla bir Sultan ile gidebilirsiniz diyor, buradaki Sultan kelimesini incelemek lazım, Sultan ne? Peygamberimiz Mescidi Aksa'nın üzerinden Miraç ettirildi yukarı Semalara, geleceğe götürüldü, Mehdi vaktine götürüldü, Öyle olunca uzaya açılan kapının birisi, asansörün birisi Mescidi Aksa'nın üzerinde, ve Zülkarneyn meselesinde de, o kapıdan geçen kötü yaratıklar, Yecüc Mecücün oradan geçmelerini engel olmak için, o kapıyı  tıkadi  diyor, Hem de ne ile, Demir ve bakır ile, Halbuki Demir  daha  Davut Aleyhisselam döneminde keşfolmuş bir element, ondan önce demir bilinmiyor ki, demir getirsinler de eritmesini bilsin de, eritipte o kapıyı kapasın, o zaman Kuranı Kerim'de hikaye edilen O mesele de geçmişte olamaz, hele Davut'tan önce hiç olamaz, öyle olunca, o olay gelecekte olmuş bir olay, ve gelecekte İşte, şu anda,CERN denilen yerde o kapıyı oluşturmak için uğraşıyorlar, Sultan kapısını, ve açılırsa da, o kapıyı kapıyabilecek başka kimse yok, ancak Zülkarneyn kapatabilirmiş o kapıyı. iki kapı var, birisi küçük boynuz, birisi büyük Boynuz,  küçük boynuz,  Cern denilen Bilim Araştırma merkezinde de 2 tane kapı oluşturulmaya çalışıliyor, birisi büyük boynuz, birisi küçük boynuz, yukarı Açılan Kapı da iki tane, biri Halikarnas Kuşadası'nda ki küçük boynuz Kuşadası'nda, büyük boynuz ise israil ve Filistin de yani Mescidi Aksa da, Bunun dışında bir yerden semaya gidemezsiniz zaten. öyle füzeyle falan da gidilmez, diyor ki o ilk yapılan Challenger Uzay Mekiği, saniyede diyor, 30 000 hızla gidiyordu diyor, lan biz arabayla Şöyle yüksek bir dağdan aşağı iniverdik miydi basınç farkından kulaklarımızı patlayacak gibi oluyor, ve uçak ile seyahat edenler, alışkın olmayanlar bilir, bir den inip kalktı mı, kulakları duymaz hale geliyor insanin, basınç farkından örs ve çekiç bozuluyor, Nasıl oluyor da bu 30 000 hızla giden füzeyle içindeki astronot daha hala yaşıyor, öyle bir şey yok kardeşim, Öyle bir şey yok, Ne aya gidildi, ne Mars'a, ne Jüpitere  hiçbirisine gidilmedi daha.<br />
<br />
Oraya Gidiş yöntemi de, öyle füzeyle değil, size şunu, şu misal ile anlatayım, Patoz denen bir alet var, sap yiyip saman sıçıyor, yahut sap yiyip, buğday sıçıyor, insanda o boynuzdan geçtiği zaman, sap iken saman haline, ya da sap iken, buğdayı haline dönüştürülebilindiginde, geçebilir ancak, yani çözülme, elemanter çözülme ile ancak geçebilir, daha önce bunu da yazmıştık, arapca alfabesindeki Peltek s,  en küçük üç noktaya kadar ayrıldığı zaman, o da neydi, atomun içindeki Proton elektron nötron larına kadar ayrıldıgi zaman, bir insan o delikten geçebilir.<br />
<br />
Burası da bu kadar, bilim adamlarına bir ışık tuttum.<br />
<br />
<br />
Ve ben şu anda yeni bir motor modeli icat ettim, keşfi bana geldi, plan  bile daha çizmedim ama,<br />
<br />
Parası ve yetkisi imkanları olan birileri yapsın, bizde faydalanalım, ben bu imkanlara sahip olmadığım için, şu anda yapan dersem bu ortamda zaten bir işe yaramayacak, o yetkim yok, O imkanlarım yok, ama yapan birileri, bize de yaptıktan sonra, sunarsa, hizmetimize sunarsa memnun oluruz.  ve 69 yani ying Yang motoru, Wifi motoru,  Ayni  mekanik Pilsiz otomatik saatler gibi, enerjisini kendi üreten  ve bitmeyen bir enerji, ve kolay enerji yöntemi ile çalışan bir motor sistemi, 69 daki gibi ying yang daki gibi, birisi başka elementten, birisi başka elementten, 2 Demir kütle, yahut bakır ve demir kütle, yahut alüminyum veya altın kütle, halinde 9 olan yukarıda ağır yeri Kullesi, 6 olanın altında ağır olan yeri Kullesi, buna bir defa ivme verdiğimizde,  ve  ona öyle bir yatak yapacak ki, bunun etrafına, çok az bir sürtünme  engeline karşılaşacak,  ve bu sayede hani bisikletin pedalına bir defa çevirdiğimizde, Hani mekanik saatlerde de kolunu az bir sallaman ile, 2 saat 3 saat, otomatik saat çalışıyor, aynı o gibi, buradaki demem o ki, iki farklı ağırlık yüzünden, aynı Newton beşiği gibi, kendi kendini tamamlayan bir dönme hareketi meydana gelecek, bu dönme hareketini de, elektriği çevirdiğimiz zaman, Bitmeyen bir elektrik, ve elektrik ile yürüyen, yahut da bunu mekanik olaraktan güce çevirdiğimiz zaman, tükenmeyeni bir güç, ve basit bir güc ile çalışan motor haline getirmiş olacağız, bir defa bisikletin pedalına çevireceğiz, belki 24 Saat bir daha basmana gerek yok, ve araba gidecek, ya da öyle motorlar çalışacak, Çünkü o 69 daki  gibi, üstteki  gulle,  alttaki gulleyi itecek, üstteki kulle Alta gelince, bu sefer  üste geçen gulle,  alttakini itecek,  ve böylece frene basasiya kadar,  başka enerjiye ihtiyaç kalmadan devam edecek, sen ona yani frene bastığımızda, bir defa daha patele basaraktan, hareket ettirdiğimiz ve ivme vereceğimiz bir hareket ile motor tekrar çalışıp, devam edecek, yani çok az bir enerji ile büyük işler başarabilen bir motor, keşfi bana ait, patenti bana ait, patenti Allah'tan bana ait, Şu anda ben patent almış değilim, ama bunu benden sonra, şu andan itibaren, kullanan her kimse, bana bunun patentini ödemek zorunda, Bunu dün söyledim evde  ve bugün yazdim internete, Dünün tarihi, Dünden itibaren, yani 27 Temmuz 2019 dan sonra böyle bir motoru icat eden herkes, bana hakkımı ödemek zorunda, benden çalıntıdır, yapan birisi yaptığı zaman bana telif ödemek zorunda. <br />
<br />
Ve bu yine ying yang meselesi Kuranı Kerim'de Adem atamız için deniyor ki Adem ile Havva ve şeytan ve bir de cennetin kapısının bekçisini en aşağıya indirdik deniyor<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
قَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ  مَّ رَدَدْنَاهُ أَسْفَلَ سَافِلِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Lekad halaknâl insâne fî ahseni takvîm. Summe radednâhu esfele sâfilîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık. Sonrada onu aşağıların en aşağısına indirdik.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym TÎN Suresi 4 ve 5. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
 ilk insanın    Homo Sapiens Insanın, ilk Avustralya'da ortaya çıktığı iddia ediliyor, ve bu gösteriyor ki, Dünyamızın en içte, en altta olduğunu, ve bizim Geçenki anlattığımız meseleden, kainatin icindeki  atom olduğunu, kainatın atomu halinde, atomu yani en içteki atom, en küçük parçası olduğunu, ve onunda dünyaninda en altı Avustralya olduğuna göre, ilk insanın Avustralya'da yaşadığı, fakat  ying Yang sebebiyle, Bu otomatik dönme modeliyle, kutuplar zaman zaman yer değiştirmekte, ve şu anki kutuplar Kuzey Kutbu güneyde, Güney Kutbu ise kuzeydeydi ilk defa, daha sonra bu halini aldı, Çünkü Adem atamız Habil ile Kabil kavga edip Kabil soyunun aşağı indiğini görünce, Şit Aleyhisselam ve evlatlarına aşağı inmemeleri gerektiğini emredip tavsiye ediyor, işte yangın hafif ve beyaz olan güzel yeri yukarıda olan kısmı, Adem ve Şit Aleyhisselam yukarıdalar, Kabil ise zulümat ve karanlık olan kısmı, aşağı iniyorlar, aşağıda ağır kısım, Demir kısım aşağıda, ve daha sonra o Aşağı inince, bu sefer iyileri de ileri itmiş oluyor, İyiler da yavaş yavaş zaman ile yukarıdan aşağı inmişler, ve birbirine karışmış, daha işte ying yang ile dünyada ilk ivme ve hareket ve devamlı dönüş halinde, zaten o zaman iyilik ile kötülük, Gündüz ile gece, yaz ile kış motoru, Yani, ying Yang motoru halinde, otomatik ivme ile dönmekte, ve şit Aleyhisselam'ın ve evlatlarının aşağı inmesi ilede, bu sefer kötüler olan, Kabil ve soyunu yukarı itti, o zaman kutuplar değişti, kuzey Güney, Güney kuzeye döndü, şu anda yine ayni işlem, ve İyiler ağır gelip aşağı inerse, kötüler yukarı çıkar, kötüler iyi olur, hani Mehdi nin mucizesi ne idi, kerameti ya da mucizesi, müslümanlar kafir olacak, kafirler Mümin olacak, İyiler aşağı inip, aşağı yanaşıp,  kâfirleri itince, kötüler Mümin olacak, yukarı çıkacak, kafirlikten Dönecekler, yine hem kutuplarda da bir değişme olacak, durum Bunu gösteriyor, Bu da yakın süre içinde meydana gelecek zannımca .<br />
<br />
Peygamberimiz demiş ki her şeyden ona bir yol çıkar yani Mehdi Aleyhisselam'a her şeyin yolu Mehdi Aleyhisselam'a çıkar demiş Benim bir arkadaşım vardı iş arkadaşım O da dedi ki Ben hızlı hızlı abdest alıyordum acele etme dedi bütün yollar zaten Viyana'ya çıkar dedi Yani hepimizin yolu bir Hıristiyan olsun, Müslüman olsun Hepimizin yolu Allah'a. Tadet tadet hareket etmek lazım, Aceleye gerek yok.<br />
<br />
Ve Peygamberimiz demiş ki : Mehdi kuru bir ağacı Diker ve o yeşerir demiş, Bunu hadisçiler alimler yorumlamış ki, o kuru çubuğu dikse bile, o elinde yeşerir manasını vermişler ki,  Bu olayin Biz de şöyle bir tezahürü oluştu : bilmiyorum o ben miyim, o işi yapan Ben mi olacağım ama, Bakıp göreceğiz, sizde benden haber alırsınız, oldu mu? olmadimi? <br />
<br />
Evimde 1 adet Şimşir vardi, çanakta, Sokak kapımın önünde duruyordu,  geçen kıştı galiba, kıştan önce son suyunu verememiştim, biraz kurumuşmuş, ve kış gelince su vermedim alır da içine donar diye, ölür diye, ve Karakış hafif geçer gibi oldu, güneş açtı toprakta buzunu koyvermiş, çanaktaki Toprak, Ben de  ölmesin diye biraz Su Verdim, fakat ertesi günü hava Dona çekti, ve o da bilmemiş suyu  dallarına çekivermiş,  don vurdu, ve yaprakları sararmaya, Hasta olmaya başladı,  ve bir sebepten ben kızdım, Bahar'ın başında çanağı pencereden aşağı attım.<br />
<br />
ve kurumaya yön tutmuştu, Dün acıdım, attığım yerden aldım, baktım ki üç dört tane yeşil yaprağı kalmış, aldım ihtimam ile, Yine bahçemde çukur açtım, ve kuru Yapraklarınin hepsini ayırdım attım, ve kalan yeşil yaprakları ile, ölme diye onu bahçeme diktim, Eğer bu kuru dal yeşerirse, Peygamberimizin bir sözü daha yerine gelmiş olacak, benim üzerimde tahakkuk etmiş olacak, Biz değilsek, bizde tezahür etmeyebilir, başka birisi üzerinde  edebilir, ya da bu olay öyle  değilse, başka bir şekildedir, Hani yani, kuru değneği dikip de, Kuru değnekten yeşil ağaç çıkacak değil bu, benim anladigim kadari ile, hani Yunus Emre ile Taptuk Emre  arasında gecen, asasını atıp da, asasının düştügü yerde yeşerdiği gibi uyduruk değil bizimki, Bizimki hakikata yakın, iki üç tane yeşil yaprak kalmış zaten, Eğer o sevgimi Anladıysa, benim sevgimden beslenirse, yeniden Can bulacaktır, hayata dönecektir, Her Şey Canlı sevgiyi anlayan şeyler, sevgi ile her şey. önce kızdım, sonra tekrar sevdim, acıdım. Hindistan ve Adem atamızın indirildiği yer, ve şimşir ağacı adema verilmiş ağaç, Adem'in hediyesini, Adem'e geri gönderdim, olursa korursa, sahip çıkarsa, onundur, mehdi'den ona hediyedir, Ve Adem atamızın tabutunun Şimşirden olduğu rivayet ediliyor, Halbuki şimşir Kara bir çalı, çalının tabut olacak kadar tahtası çıkmaz ki, şimşir kaşık diyorlar, O şimşir kaşık yaptıkları ağaç şimşir değil, şimşir İçine kurt girmeyen, kurdun yiyemediği ağaca denir,  ağaç kurdunun yemediği  ağaçtır Şimşir. yani Karaçalı.<br />
<br />
Rabbim Adem atamızı, yani insanoğlunu, insan yiyen kurtlardan, şimşir ile koruduğu gibi, ahir zamanda mehdi ve askerini de, kötü kafir keşifleri yapan kaşiflerin zararından da, yine Şimşir'i ile korusun inşallah.<br />
<br />
Geçen haftalarda Altın Çağ ve cennet vaktinden ve cennet nimetlerinden bahsetmiştik, Bu hafta da birazcık cehennemden bahsedeceğim. Cehennem öyle herkesin sandığı gibi sadece Ateş  ile yanılan yer değil, yahutta soğuk ile donulan yer değil, cehennemde cennet gibi katman katman. ve benim tespitlerime göre, eski ömründe yaptığı bazı günahlardan dolayı, Bazı insanlar toprağa karışınca, Bunlar bugünün evlerindeki lavabo halini almışlar, lavabo yapılmak için önce toprak ateşe maruz bırakılıyor, daha sonra pişirilip seramik halinde lavabo halini alıyor, ve azab hala bitmiyor, hafifliyor, ama bir evde 4 tane insan var ise ve bunlar müslüman ise, demek ki eski ömründe bu insanlara bir zararı dokundu ki, Allah onun evinde onu lavabo yapıyor o insanı, ve her gün sabah akşam yüzüne tükürüyor, sümkürüyor. Abdest alan bir insan düşündüğün zaman, beş vakit Abdest alan bir insan ise bu adam, Müslümana attıgi bir iftira ya da yanlış yüzünden, o Müslümanin evindeki lavaboya dönüyor artik, ve azab olaraktanda,  o müslüman aile, beş vakit 5 kişi  o lavabboya tükürüyor, sümkürüyor ki, onun  cehenneme tatması ve azabi hala devam ediyor, Yani her gün Yüzüne tükürülen insan olmuş oluyor, hem de cevap veremiyor, karşılık da veremiyor, hiçbir harekette yapamıyor. yine tuvalet taşı olmuş birisi daha kötü bir durumda, her gün suratına işeniyor, Afedersiniz hacet yapılıyor,  Taa ki o ev deki  o lavabo ya da tuvalet taşı, kırılıp ta yer değiştirmesine kadar azabı bitmiyor. ve alet Erdavat şeklinde olanlar da var, Onlar da cennetin bir köşesine girmişler ama, işte lavabo olmuş yahut Efendim tuvalet taşı olmuş, yada  O  bir alet Erdavat olmuş, O bozulasıya kadar hizmet ediyor, Çünkü artık yani insanlık vasfını kaybetmiş, al oraya koy, getir buraya koy, Artık cevap veremiyor, ağlayamıyor, duyamıyor, yapma diyemiyor, Ve sonunda bir tarafı da bozuldu muydu, hizmeti Tamam oldu mu, Cehennem Azabı bitti miydi, o evden de alıp tekrar dönüşüm ünitesinde, yeni bir hale dönüştürülmek üzere, tekrar ya toprağa karışıyor, ya da dönüşüm ünitelerinde, yeni bir cehenneme Doğru yol alıyor, başkasına da verdiği Azab dan dolayı, başka bir eve doğru yol alıyor, Bu da bizim tespitimiz, kabul edip etmemek size kalmış, Çünkü cennet ile cehennem ahirette Baki ise, var olacaksa, Burası cennet ise, cehennemide görmeniz lazım, Cehennem neresi diyeceksiniz o zaman, cennet Burası da, hani insanların kaynadığı yandığın yer neresi demeniz lazım değil mi? işte size cehennemde kaynayanların, yananların yeri de gösterdim Birkaç tanesini, ileride olursa, başkalarında gösteriniz inşallah, Artık siz de tefekkür ettiniz mi, Bu Kapıdan girdiğiniz de sizlerde birçoğunu görebilirsiniz zaten. <br />
<br />
Rabbim beni ve askerimi, kul hakkına girip, yahut da cehenneme layık amel işleyip de, insanlığını kaybedip, cehenneme maruz kalan kullardan eylemesin. <br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span></span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span></span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span></span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Başağaçlı Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 28 Temmuz 2019 Pazar<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Benimsemek Sahiplenmek Dönüştürmek Kendine Benzetmek</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 28 Temmuz 2019 Vaazi)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
قَالَ مُوسَى مَا جِئْتُم بِهِ السِّحْرُ إِنَّ اللّهَ سَيُبْطِلُهُ إِنَّ اللّهَ لاَ يُصْلِحُ عَمَلَ الْمُفْسِدِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
kâle mûsâ mâ ci’tum bihis sihr(sihru), innallâhe se yubtiluhu, innallâhe lâ yuslihu amelel mufsidîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Musa dedi ki: "Haydi bütün marfiletlerinizi sihirlerinizi ortaya getirin. Doğrusu Allah onlari iptal edip geçersiz kılacaktır. Şüphesiz Allah, bozgunculuk çıkaranların işini düzeltmez."<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym YUNUS Suresi 81. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
Hz. Mehdi, kuru bir ağacı diktiğinde de ağaç hemen yeşillenip yapraklanacaktır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">( Hadis-i Şerif , El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, sf. 43)</span></span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yolculugumuza başliyoruz :</span></span><br />
<br />
Benimsemek sahiplenmek dönüştürmek kendine benzetmek,<br />
<br />
Kitap alırız Benim kitabım deriz, sahipleniriz artık bizim parçamız olmuştur.<br />
Hanım alırız eş alırız, evleniriz, Benim hanımım eşim deriz, sahipleniriz, bizim parçamız olur, halbükü ayrı anadan ayrı babadan doğmuştur, kaşı başka, gözü başka,  elleri başka, kolu başka, ama benim eşim deyince, bizim parçamız olmuştur.<br />
<br />
Bir şeyi benimseyip benim dedikten sonra,  o şey sahiplenen kimseye benzemeye başlar, o kimsenin parçası olmuştur.<br />
<br />
Bütün, benimseyen kimsedir, yani sahiplenen kimseler. sahiplenilen sahip çıkılan şey parçadır, bütünün parçasıdır.<br />
<br />
Mesela benim köpeğim dediği zaman, Köpek onun parçası haline gelmiştir.<br />
<br />
Benim arkadaşım dediği zaman, insanı bile parçası haline getirmiştir.<br />
<br />
Yine Benim kitabım dediği zaman, kutsal kitap olaraktan, Kur'an, Tevrat, İncil, Zebur gibi, bir yazılımı bile kendisine dönüştürüp, parçası haline getirmiştir.<br />
<br />
Peki benim Allah'ım dediği zaman ne olur?<br />
<br />
Allah mı Onun parçasıdır? o mu Allah'ın parçasıdır?<br />
<br />
Benim Allah'ım, yahutta benim Rabb'im.<br />
<br />
Nerede kullanırız bu cümleleri size Kur'an'dan bir örnek ile misal vereceğim inşallah :<br />
<br />
 Hani Musa firavuna gidip, onun sihirbazları ile bir yarışmaya karşılaşmaya girince Allah ona daha önce asasını ejderhaya dönüştürmesini öğretmişti, onların karşısına çıkınca dedi ki Kuranı Kerim'de şu şekilde geçer : Gale Musa  ma citüm bihissihr ( dedi ki getirin bakayım sihirlerinizi) innallahe Seyubtiluhü (Allah onların hepsini iptal edecektir, geçersiz kılacaktır) innallahe la yuslihu  amelel müfsidin.( Muhakkak ki Allah müfsitlerin amellerini boşa çıkarıcı dır.)<br />
<br />
Bu cümledeki yukarıda yazdığımız, "innallahe seyubtiluhü" cümlesine, Biz başka bir kelime ile yorum ve anlam getirsek, o demiş ki : muhakkak Allah sizin o sihirlerinizi, oyunlarınızı, dümenlerinizi boşa çıkaracaktır. Biz de diyelim ki  burada, cümleyi 1. tekil şahıs olaraktan kullanıp, kendimize affettiğimiz zaman, biz deriz ki, biz öyle bir Allah'a inanıyoruz ki, öyle bir rabbimiz var ki, o sizin bu oyunlarınızı dümenlerinizi boşa çıkarıp, iptal edecektir, bunu Nasıl söyleriz, tabii ki : "İnna Rabbi seyubtiluhü"  Yani benim Rabbim onları iptal edecektir.<br />
<br />
o duayı ve cümleyi Hz. Musa dan aldık, kendimize uyarladık değil mi. olması gereken, bu şekilde, bizim bu cümleyi kullandığımız zaman ki gibi, olması gereken zaten bu şekilde olması lazım, değil mi?<br />
<br />
Bunu böyle kullandığımız zaman, Kuranı Kerimi  değiştirmiş olmaz mıyız diyenler olacaktır.<br />
<br />
Halbuki ayet başka, hadis başka, yine dua başka, hadis başka, ayet başka. Ve o an, o olay, Musa'nın başından geçtiği zaman, olacak kelimeler başka, bu olaya, sen, ben, o, biz rastladığımız da, bizim kullanmamız gereken cümle, başka. Ve biz burada "İnna Rabbi" benim rabbim dediğimiz zaman, rab rububiyet ve terbiyet ve Terbiye edici cümleleri aynı mastardan türemiştir. Öyle olunca benim Rabb'im deyince, benim bir, beni terbiye edenim var demek, ki ona ben Rabbim diyorum. işte o benim Rabb'im, sizin o yaptığınız oyunlarınızı dümenlerinizi, çevirdiğiniz hilelerinizi iptal edecektir dediğim zaman, işte ben Rabbi benimseyip, parçam haline getirmiş olmuyorum, bilhassa, o terbiyet edicinin parçası olduğumu ifade etmiş oluyorum, Çünkü burada o yukarıdaki anlattığımız, benimseme sahiplenmek kuralına, irregüler halde, yani kuraldışı bir halde gelmiş bu kelime ve cümle. benim Rabb'im dediğim zaman, benim bir terbiye edenim var, doğru yola iletmek için, beni eğiten birisi var demek, ki o benim üstümde ve, benim işlerimi O düzenler manasında. <br />
<br />
Hani hayvan Terbiyecisi vardır, hayvanları terbiye eder, eğitir öğretir.<br />
<br />
Ve meşhur bir Nasrettin Hoca fıkrası vardır :<br />
<br />
Timurlenk zamanında, Nasrettin Hoca  ve ahalisi, Timurlenk e bir hediye vermek isterler, ve bir Eşeği hediye vermek isterler, hediyeleri görünüşte küçüktür ama, Timurlenk in yanına vardıklarında,  onun yanında onu övmeye başlarlar, birisi şöyle Uslu der, birisi şöyle hizmete müdavim der, fakat Timurlenk i memnun edemezler, onun hiddetlendiğini gören Nasrettin Hoca, hemen atılır  ve, ben der, bu eşek de büyük bir zeka olduğunu fark ediyorum der, eğitilirse, bu eşek okuma yazma bile öğrenebilir deyince, Timurlenk in dikkatini çeker, Gerçek mi diyorsun der, O zaman seni de, buna öğretmen yaptım, okuma yazma öğret der. Nasrettin Hoca biraz para ister, Birazda zaman ister, Eşeği de yanına alıp götürmesi gerektiğini söyler, Timurlenk tamam der verir, alip  eşeği  ve parayı gider. 15 gün zarfında onu eğitir, ve  Timurlenk in yanına gelir, öğrettin mi der,  Evet haşmetlim  der,  Hadi O Zaman göster marifetini der. Gider Karakapli bir kitabı, eşeğin önüne koyar, eşek acele acele, Kitabın sayfalarını dili ile çevirir açar, açar, sonra  anırmaya başlar. herkes şaşırmıştır, fakat  Vezir oradan hemen çıkışır, Timurlenke ve ne söylediği anlaşılmıyor, sadece anırıyor haşmetlim der.  Nasrettin Hoca da Sonuçta bu eşektir, onun ne okuduğunu anlamak için, eşek dili bilmek lazım efendim der. Timurlenk memnun olur, Nasrettin Hoca'ya yüklü bir altın verilmesini Emre'der,  sonra sorar nasıl başardın bunu der, Timurlenk in sinirli halinin gittiğini gören Nasrettin Hoca, anlatmaya başlar, Sizden aldığım parayla, pazardan arpa aldım der, ve son 2 gün öncesine kadar arpaları kitap Yaprakların arasına döktüm, eşek ilk 2 günde zaten arpaları kitap Yaprakların arasından yemeye alıştı, sonra dili ile yaprakları çevirmesini de öğrendi,  son 2 günde de aç bıraktım, oraya gelince de, kitabi önüne koydum, o acele acele kitap yaprakları arasında arpa aradı, bulamayınca da, böyle acı acı anırdı, Sadece bu efendim der, Timurlenk yine hoşlanır, ve biraz daha altın verilmesini emreder, Yani mesele burada terbiyet, hayvan Terbiyecisi, hayvanı terbiye eden, eğiten öğreten adam, ayıya bisiklet binmesini öğretiyorlar, maymuna telefon kullanmasını öğretiyorlar, O da bir eğitici, köpeğe  Otur, Kalk, trafikte, geç, Dur, yeşil lamba, sarı lamba öğretiyor. işte Rab kelimesi de terbiye edici ana baba gibi, rububiyet ve Terbiye mastarından türemiştir, ve bizimde Rabbimiz, bizleri, doğru ve güzel bir hayat sürmemiz için, bazen yanlış yaptığımızda uyararak dan, doğru yolu göstermek de, bazen rehberle, peygamber ile, evliya ile, melek ile, bazen Kur'an ile, bazen bir kuş ile, Hani kabil-i karga gibi bir kuş ile ögretmemiş miydi, habil'in cenazesini gömmesi ona öğretmemiş miydi, Allah bir kuş ile de terbiye eder, yoldaki Bir Karınca, 1 sümüklü böceği ile de terbiye edebilir,  Rab  demek terbiye edici demek.<br />
<br />
öyle olunca da, benim Rabb'im dediğimiz zaman, benim bir terbiye edenim var demek, bu benim bir sahibim var, O zaman, o Benim kitabım, benim kalemim, benim arkadaşım, dediğimiz yerlerdeki sahiplenme ve parçası haline dönüştürme meselesi, burada tam ters istikamette işlemekte, ve burada benim Rabb'im dediğimiz zaman, o irregüler herhalde, sahiplenmeyiip, bilakis bir sahibimiz olduğunu belirtmiş oluruz.<br />
<br />
Inna Rabbi dediğimiz zaman, benim Rabb'im dediğimiz zaman, onu parçaya çevirmiş olmuyoruz, Bilakis onun parçası olduğumuzu ifade etmiş oluyoruz. Diğer bütün her şeyde, benimsemek, sahiplenmek, onu kendi parçasi haline getirmektir, ama Rab ve Allah kelimelerinde bu, irregüler, yani kurallara aykırı halde gelmekte, ve sahiplendiğin halde, sen onu sahiplenmiş olmuyorsun, O senin sahibin olmuş oluyor.<br />
<br />
Yine biz burada, benim rabbim, senin oyunlarını  dümenlerini iptal edecek dediğimiz zaman, onun parçalarının, ya da benim parçalarımın onu düzelteceğini ifade etmiş oluyoruz, Allahu Teala Kainattaki her şeyde tecelli ettiği için, onu düzeltecek olan da, onun parçalarıdır zaten. <br />
<br />
Burada bütün de parça, parça da da bütün var.<br />
<br />
Mesela dünyada, Allahu Teala, bazı işlerii düzeltmek ve doğrultmak için, tamircilik diye bir meslek ve ilim öğretmiş insanoğluna, mesela elektrik tesisatında herhangi bir aksama oldu mu, elektrikçi olan kimseler, elektrik tamiratı yapar, onu yeniden eski haline getirir, düzeltir, çalışır hale getirir. herhangi bir arabada bozukluk olduğu zaman, onu  Almanca'da  mekaniker dediğimiz, yani araba tamircisi olan kimseler tamir eder, Yine Hani Kur'an'da geçen Hızır Aleyhisselam'ın bir duvarı tamir ettiğini anlattığında, duvar ustası, yani inşaat ustası olan kimse, duvarcı kimse, duvari tamir eder, yahut Sıvas'ı dökülmüş bir evi, sıvacı bir kimse sıvasını tamir eder, yahutta çatı ustası, eskimiş bir çatıyı tamir edebilir. buraya kadar kolaydı iş, şimdi buradan sonrası, çatı ustası mesela çatı eskidiği zaman, çatının tuğlaları eskimiş, altındaki çıtaları eskimiş, kirişler eskimiş, Mesela bunları Söküyor, yerine yenilerini Dikiyor, çıtalarını da çakıyor, üstüne de yeni tuğlaları düşüyor, eskisi gibi, yeni hale geliyor, yani Ne yaptı burada, eskisini iptal etti, söktü attı, yerine yenisini yaptı, Neydi Bizim duamız da ki zikir de, Allah o sizin oyunlarınızı iptal edecektir,  yerine de bak yenisini yapıyor, Allah sizinkini iptal ediyor, yerine de bana daha güzel bir hal verecektir. manasi.<br />
<br />
Işte Allah eskiyen duvarı, duvar ustasına, eskiyen çatıyı, çatı ustasına, bozulan arabayı da, tamirciye Tamir ettirip, eskisini iptal edip, yenisiyle değiştirip, çalışır vaziyete, kullanılır vaziyete getirdiği gibi, burada Musa'nın kullandığı o cümle ile, Allah sizin  sihir ve büyülerinizi, oyunlarınızı, dümenllerinizi iptal eder demek ile, Çünkü Allah ona sihirden de Üstün sihir öğretti, elindeki Asayı ejderha haline getirmesini öğretti, sihiri sihir ile yenmek, Çünkü birisine büyü yapıldığı zaman, sihir yapıldığı zaman, başka bir büyücüye gider, orada büyü  bozdurulur değil mi? yahut o işten bilen bir hocaya, o ilmi Bilen birisine gidilir ki, onun yaptığı sihirleri iptal etsin.<br />
<br />
 o zaman duvar ilmi bilmeyen, duvar tamir edemeyeceği gibi, sihir ilminin sırlarını bilmeyende, sihir ve büyü yü iptal edemez, yine Bizim dediğimiz yere geliyoruz,  <br />
<br />
birinci olarak “damdan Düşenin Halinden, damdan düşen anlar.” kuralı.<br />
<br />
 ikinci olarak da “Öğreneyim de karnımda Dursun, lazım oldu mu çıkarır kullanırım.” kuralı gereği bazı bilgileri de öğrenmek lazım,<br />
<br />
Ama düşman sana Kılıç ile saldırıyorsa, Sen elinde Değnek ile onu yenemezsin ki, Davudi ler gibi, Filistin'dekiler gibi, İsrail'i Sapan taşı ile yenemezsin ki, senin de o gibi füze yapman, uçak yapman helikopter yapman lazım, Öyle olunca sihir yapana karşıda, sihir ilminden de bilgin olması lazım ki, onun yaptığı, sana attığı oka silaha karşı, Onu iptal edecek bir gücün olsun. işte burada o, o ayette geçen seyubtiluh u meselesi, sihir iptal etmek için, sihir bilen olmak lazım, yoksa Neyi ne ile iptal edeceksin.  Bu çatı ustası meselesinde, Hani hem eskisini iptal edip yenisini yapabiliyor, hem de hiç daha Tuğlası olmayan eve, sıfırdan çatı ve tuğla geçirip, tuğlalı ev yapabiliyor . Allah'ın öyle parçaları var ki, işte isterse eskisini iptal edip yenisiyle değiştiriyor, isterse sıfırdan yapıyor.  Bu meselede buraya kadar.<br />
<br />
Başka bir mesele : Zülkarneyn meselesinde uzaya Açılan Kapı, Öyle füzeyle filan oraya gidemezsiniz, daha önce yazdık, aya gittik hikayesi yalan dedik, Çünkü ay Dünyanın Üzerinde değil, o da yan tarafta bir yerde bulunuyor, aya giden uzay aracı Minareden atlar gibi dünyanın üstüne atlayıp de geri inmedi, öyle bir iniş yok zaten, Gittiğinde de zaten yakıtıda bitti, geri dönemezdi gitseydi bile. aynı o füze kadar yakıt ve enerjisi olması lazım ki, Aydan Bir de geri gelebilsin, aynı yakıttan durması lazımdı, Ama gidesiye yakıt bitti, ne ile geri döndü, yalan, hepsi yalan hikaye, uydurma, marsa falan da gidemezler de bu teknoloji ile, Mars'a falan gidemez ler,  Allah Kuranı Kerim'de buyuruyor, İlla bir Sultan ile gidebilirsiniz diyor, buradaki Sultan kelimesini incelemek lazım, Sultan ne? Peygamberimiz Mescidi Aksa'nın üzerinden Miraç ettirildi yukarı Semalara, geleceğe götürüldü, Mehdi vaktine götürüldü, Öyle olunca uzaya açılan kapının birisi, asansörün birisi Mescidi Aksa'nın üzerinde, ve Zülkarneyn meselesinde de, o kapıdan geçen kötü yaratıklar, Yecüc Mecücün oradan geçmelerini engel olmak için, o kapıyı  tıkadi  diyor, Hem de ne ile, Demir ve bakır ile, Halbuki Demir  daha  Davut Aleyhisselam döneminde keşfolmuş bir element, ondan önce demir bilinmiyor ki, demir getirsinler de eritmesini bilsin de, eritipte o kapıyı kapasın, o zaman Kuranı Kerim'de hikaye edilen O mesele de geçmişte olamaz, hele Davut'tan önce hiç olamaz, öyle olunca, o olay gelecekte olmuş bir olay, ve gelecekte İşte, şu anda,CERN denilen yerde o kapıyı oluşturmak için uğraşıyorlar, Sultan kapısını, ve açılırsa da, o kapıyı kapıyabilecek başka kimse yok, ancak Zülkarneyn kapatabilirmiş o kapıyı. iki kapı var, birisi küçük boynuz, birisi büyük Boynuz,  küçük boynuz,  Cern denilen Bilim Araştırma merkezinde de 2 tane kapı oluşturulmaya çalışıliyor, birisi büyük boynuz, birisi küçük boynuz, yukarı Açılan Kapı da iki tane, biri Halikarnas Kuşadası'nda ki küçük boynuz Kuşadası'nda, büyük boynuz ise israil ve Filistin de yani Mescidi Aksa da, Bunun dışında bir yerden semaya gidemezsiniz zaten. öyle füzeyle falan da gidilmez, diyor ki o ilk yapılan Challenger Uzay Mekiği, saniyede diyor, 30 000 hızla gidiyordu diyor, lan biz arabayla Şöyle yüksek bir dağdan aşağı iniverdik miydi basınç farkından kulaklarımızı patlayacak gibi oluyor, ve uçak ile seyahat edenler, alışkın olmayanlar bilir, bir den inip kalktı mı, kulakları duymaz hale geliyor insanin, basınç farkından örs ve çekiç bozuluyor, Nasıl oluyor da bu 30 000 hızla giden füzeyle içindeki astronot daha hala yaşıyor, öyle bir şey yok kardeşim, Öyle bir şey yok, Ne aya gidildi, ne Mars'a, ne Jüpitere  hiçbirisine gidilmedi daha.<br />
<br />
Oraya Gidiş yöntemi de, öyle füzeyle değil, size şunu, şu misal ile anlatayım, Patoz denen bir alet var, sap yiyip saman sıçıyor, yahut sap yiyip, buğday sıçıyor, insanda o boynuzdan geçtiği zaman, sap iken saman haline, ya da sap iken, buğdayı haline dönüştürülebilindiginde, geçebilir ancak, yani çözülme, elemanter çözülme ile ancak geçebilir, daha önce bunu da yazmıştık, arapca alfabesindeki Peltek s,  en küçük üç noktaya kadar ayrıldığı zaman, o da neydi, atomun içindeki Proton elektron nötron larına kadar ayrıldıgi zaman, bir insan o delikten geçebilir.<br />
<br />
Burası da bu kadar, bilim adamlarına bir ışık tuttum.<br />
<br />
<br />
Ve ben şu anda yeni bir motor modeli icat ettim, keşfi bana geldi, plan  bile daha çizmedim ama,<br />
<br />
Parası ve yetkisi imkanları olan birileri yapsın, bizde faydalanalım, ben bu imkanlara sahip olmadığım için, şu anda yapan dersem bu ortamda zaten bir işe yaramayacak, o yetkim yok, O imkanlarım yok, ama yapan birileri, bize de yaptıktan sonra, sunarsa, hizmetimize sunarsa memnun oluruz.  ve 69 yani ying Yang motoru, Wifi motoru,  Ayni  mekanik Pilsiz otomatik saatler gibi, enerjisini kendi üreten  ve bitmeyen bir enerji, ve kolay enerji yöntemi ile çalışan bir motor sistemi, 69 daki gibi ying yang daki gibi, birisi başka elementten, birisi başka elementten, 2 Demir kütle, yahut bakır ve demir kütle, yahut alüminyum veya altın kütle, halinde 9 olan yukarıda ağır yeri Kullesi, 6 olanın altında ağır olan yeri Kullesi, buna bir defa ivme verdiğimizde,  ve  ona öyle bir yatak yapacak ki, bunun etrafına, çok az bir sürtünme  engeline karşılaşacak,  ve bu sayede hani bisikletin pedalına bir defa çevirdiğimizde, Hani mekanik saatlerde de kolunu az bir sallaman ile, 2 saat 3 saat, otomatik saat çalışıyor, aynı o gibi, buradaki demem o ki, iki farklı ağırlık yüzünden, aynı Newton beşiği gibi, kendi kendini tamamlayan bir dönme hareketi meydana gelecek, bu dönme hareketini de, elektriği çevirdiğimiz zaman, Bitmeyen bir elektrik, ve elektrik ile yürüyen, yahut da bunu mekanik olaraktan güce çevirdiğimiz zaman, tükenmeyeni bir güç, ve basit bir güc ile çalışan motor haline getirmiş olacağız, bir defa bisikletin pedalına çevireceğiz, belki 24 Saat bir daha basmana gerek yok, ve araba gidecek, ya da öyle motorlar çalışacak, Çünkü o 69 daki  gibi, üstteki  gulle,  alttaki gulleyi itecek, üstteki kulle Alta gelince, bu sefer  üste geçen gulle,  alttakini itecek,  ve böylece frene basasiya kadar,  başka enerjiye ihtiyaç kalmadan devam edecek, sen ona yani frene bastığımızda, bir defa daha patele basaraktan, hareket ettirdiğimiz ve ivme vereceğimiz bir hareket ile motor tekrar çalışıp, devam edecek, yani çok az bir enerji ile büyük işler başarabilen bir motor, keşfi bana ait, patenti bana ait, patenti Allah'tan bana ait, Şu anda ben patent almış değilim, ama bunu benden sonra, şu andan itibaren, kullanan her kimse, bana bunun patentini ödemek zorunda, Bunu dün söyledim evde  ve bugün yazdim internete, Dünün tarihi, Dünden itibaren, yani 27 Temmuz 2019 dan sonra böyle bir motoru icat eden herkes, bana hakkımı ödemek zorunda, benden çalıntıdır, yapan birisi yaptığı zaman bana telif ödemek zorunda. <br />
<br />
Ve bu yine ying yang meselesi Kuranı Kerim'de Adem atamız için deniyor ki Adem ile Havva ve şeytan ve bir de cennetin kapısının bekçisini en aşağıya indirdik deniyor<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
قَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ  مَّ رَدَدْنَاهُ أَسْفَلَ سَافِلِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Lekad halaknâl insâne fî ahseni takvîm. Summe radednâhu esfele sâfilîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık. Sonrada onu aşağıların en aşağısına indirdik.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym TÎN Suresi 4 ve 5. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
 ilk insanın    Homo Sapiens Insanın, ilk Avustralya'da ortaya çıktığı iddia ediliyor, ve bu gösteriyor ki, Dünyamızın en içte, en altta olduğunu, ve bizim Geçenki anlattığımız meseleden, kainatin icindeki  atom olduğunu, kainatın atomu halinde, atomu yani en içteki atom, en küçük parçası olduğunu, ve onunda dünyaninda en altı Avustralya olduğuna göre, ilk insanın Avustralya'da yaşadığı, fakat  ying Yang sebebiyle, Bu otomatik dönme modeliyle, kutuplar zaman zaman yer değiştirmekte, ve şu anki kutuplar Kuzey Kutbu güneyde, Güney Kutbu ise kuzeydeydi ilk defa, daha sonra bu halini aldı, Çünkü Adem atamız Habil ile Kabil kavga edip Kabil soyunun aşağı indiğini görünce, Şit Aleyhisselam ve evlatlarına aşağı inmemeleri gerektiğini emredip tavsiye ediyor, işte yangın hafif ve beyaz olan güzel yeri yukarıda olan kısmı, Adem ve Şit Aleyhisselam yukarıdalar, Kabil ise zulümat ve karanlık olan kısmı, aşağı iniyorlar, aşağıda ağır kısım, Demir kısım aşağıda, ve daha sonra o Aşağı inince, bu sefer iyileri de ileri itmiş oluyor, İyiler da yavaş yavaş zaman ile yukarıdan aşağı inmişler, ve birbirine karışmış, daha işte ying yang ile dünyada ilk ivme ve hareket ve devamlı dönüş halinde, zaten o zaman iyilik ile kötülük, Gündüz ile gece, yaz ile kış motoru, Yani, ying Yang motoru halinde, otomatik ivme ile dönmekte, ve şit Aleyhisselam'ın ve evlatlarının aşağı inmesi ilede, bu sefer kötüler olan, Kabil ve soyunu yukarı itti, o zaman kutuplar değişti, kuzey Güney, Güney kuzeye döndü, şu anda yine ayni işlem, ve İyiler ağır gelip aşağı inerse, kötüler yukarı çıkar, kötüler iyi olur, hani Mehdi nin mucizesi ne idi, kerameti ya da mucizesi, müslümanlar kafir olacak, kafirler Mümin olacak, İyiler aşağı inip, aşağı yanaşıp,  kâfirleri itince, kötüler Mümin olacak, yukarı çıkacak, kafirlikten Dönecekler, yine hem kutuplarda da bir değişme olacak, durum Bunu gösteriyor, Bu da yakın süre içinde meydana gelecek zannımca .<br />
<br />
Peygamberimiz demiş ki her şeyden ona bir yol çıkar yani Mehdi Aleyhisselam'a her şeyin yolu Mehdi Aleyhisselam'a çıkar demiş Benim bir arkadaşım vardı iş arkadaşım O da dedi ki Ben hızlı hızlı abdest alıyordum acele etme dedi bütün yollar zaten Viyana'ya çıkar dedi Yani hepimizin yolu bir Hıristiyan olsun, Müslüman olsun Hepimizin yolu Allah'a. Tadet tadet hareket etmek lazım, Aceleye gerek yok.<br />
<br />
Ve Peygamberimiz demiş ki : Mehdi kuru bir ağacı Diker ve o yeşerir demiş, Bunu hadisçiler alimler yorumlamış ki, o kuru çubuğu dikse bile, o elinde yeşerir manasını vermişler ki,  Bu olayin Biz de şöyle bir tezahürü oluştu : bilmiyorum o ben miyim, o işi yapan Ben mi olacağım ama, Bakıp göreceğiz, sizde benden haber alırsınız, oldu mu? olmadimi? <br />
<br />
Evimde 1 adet Şimşir vardi, çanakta, Sokak kapımın önünde duruyordu,  geçen kıştı galiba, kıştan önce son suyunu verememiştim, biraz kurumuşmuş, ve kış gelince su vermedim alır da içine donar diye, ölür diye, ve Karakış hafif geçer gibi oldu, güneş açtı toprakta buzunu koyvermiş, çanaktaki Toprak, Ben de  ölmesin diye biraz Su Verdim, fakat ertesi günü hava Dona çekti, ve o da bilmemiş suyu  dallarına çekivermiş,  don vurdu, ve yaprakları sararmaya, Hasta olmaya başladı,  ve bir sebepten ben kızdım, Bahar'ın başında çanağı pencereden aşağı attım.<br />
<br />
ve kurumaya yön tutmuştu, Dün acıdım, attığım yerden aldım, baktım ki üç dört tane yeşil yaprağı kalmış, aldım ihtimam ile, Yine bahçemde çukur açtım, ve kuru Yapraklarınin hepsini ayırdım attım, ve kalan yeşil yaprakları ile, ölme diye onu bahçeme diktim, Eğer bu kuru dal yeşerirse, Peygamberimizin bir sözü daha yerine gelmiş olacak, benim üzerimde tahakkuk etmiş olacak, Biz değilsek, bizde tezahür etmeyebilir, başka birisi üzerinde  edebilir, ya da bu olay öyle  değilse, başka bir şekildedir, Hani yani, kuru değneği dikip de, Kuru değnekten yeşil ağaç çıkacak değil bu, benim anladigim kadari ile, hani Yunus Emre ile Taptuk Emre  arasında gecen, asasını atıp da, asasının düştügü yerde yeşerdiği gibi uyduruk değil bizimki, Bizimki hakikata yakın, iki üç tane yeşil yaprak kalmış zaten, Eğer o sevgimi Anladıysa, benim sevgimden beslenirse, yeniden Can bulacaktır, hayata dönecektir, Her Şey Canlı sevgiyi anlayan şeyler, sevgi ile her şey. önce kızdım, sonra tekrar sevdim, acıdım. Hindistan ve Adem atamızın indirildiği yer, ve şimşir ağacı adema verilmiş ağaç, Adem'in hediyesini, Adem'e geri gönderdim, olursa korursa, sahip çıkarsa, onundur, mehdi'den ona hediyedir, Ve Adem atamızın tabutunun Şimşirden olduğu rivayet ediliyor, Halbuki şimşir Kara bir çalı, çalının tabut olacak kadar tahtası çıkmaz ki, şimşir kaşık diyorlar, O şimşir kaşık yaptıkları ağaç şimşir değil, şimşir İçine kurt girmeyen, kurdun yiyemediği ağaca denir,  ağaç kurdunun yemediği  ağaçtır Şimşir. yani Karaçalı.<br />
<br />
Rabbim Adem atamızı, yani insanoğlunu, insan yiyen kurtlardan, şimşir ile koruduğu gibi, ahir zamanda mehdi ve askerini de, kötü kafir keşifleri yapan kaşiflerin zararından da, yine Şimşir'i ile korusun inşallah.<br />
<br />
Geçen haftalarda Altın Çağ ve cennet vaktinden ve cennet nimetlerinden bahsetmiştik, Bu hafta da birazcık cehennemden bahsedeceğim. Cehennem öyle herkesin sandığı gibi sadece Ateş  ile yanılan yer değil, yahutta soğuk ile donulan yer değil, cehennemde cennet gibi katman katman. ve benim tespitlerime göre, eski ömründe yaptığı bazı günahlardan dolayı, Bazı insanlar toprağa karışınca, Bunlar bugünün evlerindeki lavabo halini almışlar, lavabo yapılmak için önce toprak ateşe maruz bırakılıyor, daha sonra pişirilip seramik halinde lavabo halini alıyor, ve azab hala bitmiyor, hafifliyor, ama bir evde 4 tane insan var ise ve bunlar müslüman ise, demek ki eski ömründe bu insanlara bir zararı dokundu ki, Allah onun evinde onu lavabo yapıyor o insanı, ve her gün sabah akşam yüzüne tükürüyor, sümkürüyor. Abdest alan bir insan düşündüğün zaman, beş vakit Abdest alan bir insan ise bu adam, Müslümana attıgi bir iftira ya da yanlış yüzünden, o Müslümanin evindeki lavaboya dönüyor artik, ve azab olaraktanda,  o müslüman aile, beş vakit 5 kişi  o lavabboya tükürüyor, sümkürüyor ki, onun  cehenneme tatması ve azabi hala devam ediyor, Yani her gün Yüzüne tükürülen insan olmuş oluyor, hem de cevap veremiyor, karşılık da veremiyor, hiçbir harekette yapamıyor. yine tuvalet taşı olmuş birisi daha kötü bir durumda, her gün suratına işeniyor, Afedersiniz hacet yapılıyor,  Taa ki o ev deki  o lavabo ya da tuvalet taşı, kırılıp ta yer değiştirmesine kadar azabı bitmiyor. ve alet Erdavat şeklinde olanlar da var, Onlar da cennetin bir köşesine girmişler ama, işte lavabo olmuş yahut Efendim tuvalet taşı olmuş, yada  O  bir alet Erdavat olmuş, O bozulasıya kadar hizmet ediyor, Çünkü artık yani insanlık vasfını kaybetmiş, al oraya koy, getir buraya koy, Artık cevap veremiyor, ağlayamıyor, duyamıyor, yapma diyemiyor, Ve sonunda bir tarafı da bozuldu muydu, hizmeti Tamam oldu mu, Cehennem Azabı bitti miydi, o evden de alıp tekrar dönüşüm ünitesinde, yeni bir hale dönüştürülmek üzere, tekrar ya toprağa karışıyor, ya da dönüşüm ünitelerinde, yeni bir cehenneme Doğru yol alıyor, başkasına da verdiği Azab dan dolayı, başka bir eve doğru yol alıyor, Bu da bizim tespitimiz, kabul edip etmemek size kalmış, Çünkü cennet ile cehennem ahirette Baki ise, var olacaksa, Burası cennet ise, cehennemide görmeniz lazım, Cehennem neresi diyeceksiniz o zaman, cennet Burası da, hani insanların kaynadığı yandığın yer neresi demeniz lazım değil mi? işte size cehennemde kaynayanların, yananların yeri de gösterdim Birkaç tanesini, ileride olursa, başkalarında gösteriniz inşallah, Artık siz de tefekkür ettiniz mi, Bu Kapıdan girdiğiniz de sizlerde birçoğunu görebilirsiniz zaten. <br />
<br />
Rabbim beni ve askerimi, kul hakkına girip, yahut da cehenneme layık amel işleyip de, insanlığını kaybedip, cehenneme maruz kalan kullardan eylemesin. <br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span></span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span></span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span></span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Başağaçlı Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 28 Temmuz 2019 Pazar<br />
<br />
Original Kar © glan<br />
<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Din Aklı Kullanmayı Öğretir]]></title>
			<link>/showthread.php?tid=43042</link>
			<pubDate>Sun, 19 Apr 2026 20:38:27 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">/showthread.php?tid=43042</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Din Aklı Kullanmayı Öğretir - Akıl ise Hesap Bilmeyi Gerektirir - Hasib Olan ise Allah tır</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 06 Ağustos 2019)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
لَن يَنَالَ اللَّهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَاؤُهَا وَلَكِن يَنَالُهُ التَّقْوَى مِنكُمْ كَذَلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمْ لِتُكَبِّرُوا اللَّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَبَشِّرِ الْمُحْسِنِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Len yenâlallâhe luhûmuhâ ve lâ dimâuhâ ve lâkin yenâluhut takvâ minkum, kezâlike sahharahâ lekum li tukebbirûllâhe alâ mâ hedâkum, ve beşşiril muhsinîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Onun  yani kestiğiniz kurbanların, etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat  onun ile sizden O’na (Allah a), ancak takvanız ulaşır. (Allah’ın emirlerine teslim olmanız ulaşır.)<br />
Böylece onları sizin hizmetinize verdidiğinden dolayı ve size de doğru yolu gösterdiğinden dolayı, Allah’ın büyüklüğünü tanıyasınız diye. Allahın kullarına bolca İyilik ve ihsanda bulunanaları, varacakları cennet ile müjdele.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym HACC Suresi 37. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:<br />
<br />
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber Kurban Bayramına şahid oldum. Hutbesini bitirince minberden indi. Ona bir koç getirildi, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu:<br />
<br />
‘Bismillahi Allahu Ekber' dedi ve kendi eliyle kesti.”<br />
<br />
Duanın Manası: “O Allah’ki , o en büyüktür. (Allahin öyle bir ismi ve kuvveti vardır ki, o ismi ve kuvveti en büyüktür) ”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">( Hadis-i Şerif , Ebu Davud 2810, Tirmizi 1521, Ahmed 14901)</span></span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yolculugumuza başliyoruz :</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Din Aklı Kullanmayı Öğretir - Akıl ise Hesap Bilmeyi Gerektirir - Hasib Olan ise Allah tır  Yani Hesabı En iyi Bilen Allah tır</span></span><br />
<br />
Din kardeşimizin bir tanesi diyor ki : matrixteki sanal alem gerçek mi? bunun ile Allah'ın ve yarattıklarını hiçe saymak anlamı çıkmıyor mu? yani Allah'ın yarattığı meyveler sebzeler hayvanlar insanlar hepsi yok mu? hiç mi diye sorguluyor ve soruyor.<br />
<br />
cevabın da da, Kendisinin de ifade ettiği üzere, Allah ın her şeyi hesap bile Yarattım buyurduğu kısma geliyor oradan ötesini bizde Şöyle yorum  getiriyoruz.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَإِذَا حُيِّيْتُم بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّواْ بِأَحْسَنَ مِنْهَا أَوْ رُدُّوهَا إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ حَسِيبًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve izâ huyyîtum bi tahıyyetin fe hayyû bi ahsene minhâ ev ruddûhâ. İnnallâhe kâne alâ kulli şey’in hasîbâ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selâmla karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyi hesaba göre yapandır.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 86. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
Her şeyin arka planında, elementlerdeki atomların titreşimi sebebiyle bir frekans var. Frekans ise sayısal bir değer, yani titreşim aralığı, sık veya seyrek titreşim  ve bunu sayısal değere çevirdiğimiz zaman, görmek, duymak, konuşmak, Her şey bir sayısal ve frekans yapısında, titreşim yapısında. Öyle olunca, aynı bilgisayarın arka planında sıfır ve birlerden oluştuğu gibi, bütün ses, görüntü aynı frekans halinde, zaten bilgisayara bu sistemi kopyalamışlar zaten, insan yapısındaki sistemi bilgisayarı keşfettiklerinde, zaten aynısını bilgisayara kopyalamışlar. Bilgisayarda Herşey sanal, konuşmak, bakmak, renkler, ses, video, görüntü, hepsi arka planda sıfır ve birlerden  oluşuyor. Allah da işte buyuruyor ki <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"her şeyi hesap ile yaptık."</span></span> Allah'ın hesab ile yapması, karmaşayı ortadan kaldırıyor, arka planda bir hesabın olması, sıfır ve birlerden olması, frekans yapısının olması, Kainattaki karmaşayı ortadan kaldırıyor.<br />
<br />
<br />
Mesela bir ağacın yaprak ve dal olaraktan büyümesi, gelişmesinde, ne kadar bir harika özellik ve ahenk var. Bir tarafı bir tarafından şöyle çıkıntılı olmuyor, dengeli bir şekilde büyüme yapıyor, Altın Oran deniyor Buna. O da Allah'ın koyduğu bir hesap ile, bir hesaba göre, bir sayısal değere göre büyüme yapıyor. Bir çiçek yapraklarını, o sayısal değere göre açıyor, dengeli şekilde, göze güzel hitap eden şekilde.<br />
<br />
Yine mesela güneşin doğup batması, Güneş Hiçbir gün demiyor ki, "bugün şu köşeden doğayım" yarında  "öbür köşeden Doğayım" bugün de şu tarafa saklanayım da şu taraftan çıkayım demiyor. her gün dengeli bir şekilde doğudan doğup, Batıdan Batıyor. yani bir denge var. sayısal bir düzen  intizam ve mizan var. Bir hesap ilmi var, arka planda bir hesap ay sene gün hafta mevsim  hepsi bir hesap değil mi, bir matematik var, Her şey öyle. insanoğlunun kendi yaptığı şişe, cam, bardak da bile altın orana uyulduğu zaman, dengeli  ve Göze hitap ediyor. ve o yüzden o matrix'teki sanal gerçeklik Aslında doğru, ama Allah ın arka planda, kainatı sayısal olarak, ve frekansal olaraktan yaratması, maddenin olmadığını ifade etmiyor. Madde Yok değil, işte o titreşimlerin sıklık veya seyrekliği, maddenin katı, sıvı, veya gaz gibi hallerde bize gözükmesini sağlıyor. çok sık titreşen bir madde, demir gibi sert bir madde olarak karşımıza çıkıyor, seyrek titreşen bir madde de, oksijen gibi, hidrojen gibi, Gaz halindeki maddeler olaraktan, karşıyı bile görebildiğimiz saydam maddeler ve elementler halinde ortaya çıkıyor, Ve bize tezahür ediyor, bizim gözümüzde gözüküyor. Yoksa madde var.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَهُوَ الَّذِي أَنشَأَ جَنَّاتٍ مَّعْرُوشَاتٍ وَغَيْرَ مَعْرُوشَاتٍ وَالنَّخْلَ وَالزَّرْعَ مُخْتَلِفًا أُكُلُهُ وَالزَّيْتُونَ وَالرُّمَّانَ مُتَشَابِهًا وَغَيْرَ مُتَشَابِهٍ كُلُواْ مِن ثَمَرِهِ إِذَا أَثْمَرَ وَآتُواْ حَقَّهُ يَوْمَ حَصَادِهِ وَلاَ تُسْرِفُواْ إِنَّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُسْرِفِينَ وَمِنَ الأَنْعَامِ حَمُولَةً وَفَرْشًا كُلُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّهُ وَلاَ تَتَّبِعُواْ خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve huvellezî enşee cennâtin ma’rûşâtin ve gayra ma’rûşâtin ven nahle vez zer’a muhtelifen ukuluhu vez zeytûne ver rummâne muteşâbihen ve gayra muteşâbih(muteşâbihin), kulû min semerihî izâ esmere ve âtû hakkahu yevme hasâdihî ve lâ tusrifû, innehu lâ yuhibbul musrifîn. Ve minel en’âmi hamûleten ve ferşâ(ferşan), kulû mimmâ razakakumullâhu ve lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân(şeytâni),innehu lekum aduvvun mubîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Ve asmalı ve asmasız bahçeleri, hurmaları, yenilen çeşitli ekinleri,birbirine benzeyen ve benzemeyen zeytinleri ve narları yaratan O’dur. Ürün verdiği zaman, onun ürününden yeyin. Onun hasad edildiği gün, onun hakkını verin. İsraf (ziyan) etmeyin. Muhakkak ki; O, müsrifleri (israf edenleri) sevmez. Hayvanlardan yük taşıyanlar ve kesim hayvanı olanlar var. Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden (kesim hayvanlarından) yeyin. Şeytanın adımlarına tâbî olmayın. Muhakkak ki; o, size apaçık düşmandır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym EN'ÂM Suresi 141 ve 142. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
Hayvanları Allah yarattı, Adem'i yarattım diyor Adem'i yaratmadımı <br />
<br />
"And olsun biz insanı kuru bir çamurdan, suretlenmîş balçıktan yarattık." <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Hicr, 15/26)</span></span><br />
<br />
"O insanı (Âdemi) bardak gibi (çınlayan) kupkuru bir balçıktan yarattı." <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Rahman, 55/14)</span></span><br />
<br />
"Yaratılışta kendileri mi daha kuvvetli yoksa bizim yarattıklarımız mı? Hakikat biz onları cıvık bir çamurdan yarattık." <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Saffat, 37/11)</span></span><br />
<br />
"Ki o, yarattığı her şeyi güzel yapan, insanı (Âdemi) yaratmaya da çamurdan başlayandır." <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Secde, 32/7)</span></span><br />
<br />
"And olsun biz insanı (Âdemi) çamurdan (süzülmüş) bir hulâsadan yarattık." <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Mü'minun, 23/12)</span></span><br />
<br />
"O, sîzi çamurdan yaratan, sonra ölüm zamanını takdir edendir." <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Enam, 6/2)</span></span><br />
<br />
"Sizi (aslınızı) ondan (topraktan) yarattık." <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Tâhâ, 20/55)</span></span><br />
<br />
"Sizi bir topraktan yaratmış olması O'nun ayetlerindendir. Sonra siz (her tarafa yayılır) bir beşer oldunuz." <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Rum, 30/20)</span></span><br />
<br />
o zaman matrixe göre hani biz  sadece sayısal mı varız, Adem ve İnsanoğlu diye bir şey yok mu?<br />
<br />
Hayır öyle değil, her şey var, yaratan, var eden, yoktan var eden Allah, her şey var, fakat arka planda, kainatın dengeli şekilde yürümesi ve devam etmesi için, Allah bir Sayısal değer koymuş, matematiği  bilen insanın zaten kafayı yeme mesi elde değildir. Yani kafayı yememek elde değildir, Çünkü insan, Allah'ın yaptığı matematiksel mucizeleri gördüğü zaman şaşırmaması <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Allahu Ekber"</span></span> deme mesi zaten elde değildir. Rabbim ne güzel bilmiş de yapmış da böyle her şeye bir hesap koymuş, her şeye. her şey o şekilde dengeli bir halde Seyran etmek de kainatta, yoksa dediğim gibi, güneş bugün şu köşeden doğardı, yarın başka köşeden doğardı da, doğu batı diye bir bilgimiz olmazdı, doğu ve batı olduğu zaman, biz seyahat edeceğimiz zaman, doğuya veya batıya gideceğimizi bilebiliyoruz, ki hangi tarafa gittiğimizi, mesela Amerika'ya İngiltere'ye gittiğimizi bile  bilebiliyoruz, işte Güneş Eğer dengesiz şekilde de olsa ve doğsa,  yön bilgimiz olmazdı, ve düzensiz bir yön bilgimiz olurdu, Ne yana gideceğimizi bilemezdik, Allah ki bu hesabı yapmış ta, bu dengeyi koymuş ta, Güneş her gün doğudan doğuyor, batıdan batıyor da, bizim yön bilgimiz doğru, ve sayısal değerlere çıkıyor. hakeza hakeza. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başka bir mesele</span></span><br />
<br />
 Musevi bir vaizden dinlediğim son  vaaz konusu <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Ben mi önemliyim, yoksa hedefim, amacım, gayem, dava mı önemli"</span></span><br />
<br />
Tabii o vaizin kendi görüşü, ve oradaki Meclisi'nde bulunanların görüşü kendisine ait, Ben de bu konudaki görüşümü şu şekilde beyan ediyorum:<br />
<br />
 Allah peygamberler gönderdi ki,  insanlık davasının belli bir hedefe varmasını istemiş. Başta Adem atamız var, ve Adem atamız belli bir süreden sonra ölmüş, yerine Şit Aleyhisselam peygamber olaraktan geçmiş. Baştan zaten olay açık. Önemli olan dava diyor, kişıler değil yoksa Hz. Adem ölmezdi. Buraya baktığımız zaman, Önemli olan insanlık davası, insanlık ve insan olmak, insan kalmak, insanın en iyi seviyeye çıkması, yaratıldığı en güzel hedefe varması, yaratıldığı gibi güzel bir hedefe varması. Allah öyle diyor ya, onu en güzel şekilde yarattık, sonra aşağıya indirdik, aşağıdan yukarıya çıkmasını bekliyoruz.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ  ثُمَّ رَدَدْنَاهُ أَسْفَلَ سَافِلِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Lekad halaknâl insâne fî ahseni takvîm. Summe radednâhu esfele sâfilîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Muhakkak ki Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık. Sonrada onu aşağıların en aşağısına indirdik.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym TİN Suresi 4 ve 5. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
Dedik İşte, biz en yukardayız, Hani yukarı baktığımız zaman, Sema'yı, Biz gökyüzüne baktığımız zaman, Sema görüyoruz, Geçenki vaazda anlattığım mesela, Peki gökyüzü hangi tarafa, aşağımı yukarımı, sağ mı sol mu yukarı doğru mu ne anlayacağız. Avustralya'daki aşağı indiği zaman, yukarı çıkmış olacak. kanada'daki yukarı çıktığı zaman, yukarı çıkmış olacak, ekvatordaki, yan gittiği zaman yukarı çıkmış olacak. peki Yukarısı neresi, Tin Suresinde,  "onu en aşağıya indirdik" diyor. merdivenden indirilişin, Bir de merdivenden çıkması var değil mi? zamanımız Mehdi vakti, ve altın çağ, her şeyin en güzel olduğu yer, o zaman çıkılacak yere çıkmışız. insanoğlu geldiği yere geri dönmüş, insanoğlu,  Adem atamızın kovulduğu yere geri dönmüş, kovulduğu cennete geri dönmüş, şu anki nimetler hiçbir vakit de yok aşağı katlarda, ha gerçekten çıkmış mıyız? daha bundan ötesi var mıdır bilmiyorum, Allahu alem, Buradan daha ötesi var mıdır, onu Allah biliyor, ama Adem meşaleyi şide devretmiş, şid Nuha devretmiş, Nuh İbrahim'e devretmiş….<br />
<br />
Hepsi o dava uğrunda canlarını feda etmiş mi? etmiş. Demek ki şahıslar önemli değilmiş, Önemli olan insanın merdivenden tekrar yukarı çıkması mıymış. öyle zannediyorsun, şahıslar önemli değil, önemli olan Hedef. Peki Hedefte onlar olmayacaksa, neyin uğruna canlarını feda ettiler. Bak Burada, şu anda, ibrahimler da var, Adem lerde var, musa larda var, o zaman hepimiz hedefe çıkmışız, şahıslarda önemliymiş, ama başlangıçta, meşaleyi bir öteye devretmek var. En son nokta Mehdi, kainatın çekirdeği, şimdiye kadar dava önemliydi, şahıs önemli değildi, Mehdiye kadar, bayrak mehdiye teslim edilesiye kadar, herkes ölüp, vefat edip, bayrağı bir öteye taşıyordu. Peki bayrak Mehdiye geçti mi ne olacak? Ondan ötesi yok, Mehdi en son nokta, artık bayrak mehdiye geçti mi ne olacak? peki onun davası ne? Mehdi vakti en zirvede zaten. Artık ağaç meyve verdi ve, meyvenin içinde de çekirdek dürüdü, Mehdi de davasını sürdü, insanları böyle güzel hale, güzel vakitlere, ve uyanık hale getirdi. ve meyve deki çekirdek de olgun hale geldi, Mehdi de olgun bir insan oldu, yani artık her şeye aklı erer hale geldi, 40 yaşını geçti, Peki ne olacak bundan sonra, hala bayrağı başkasına mı teslim edecek, Mehdi de bayrağı başkasını mı teslim edecek, daha ötesi var mı ondan daha önemli kimse burada varmı artık. hangi dava, artık nereye gideceğiz, Buradan sonra, kainatı yok etme, yıkma ve kıyametin kopması mı? amaç bu muydu, bizim bütün  gayretimiz, canımızı feda etmelerimiz kıyameti koparmak için miydi? amaç bu değil. Amaç İnsanlığın en güzel noktaya, zirveye çıkmasaydı. zirveye çıktık, o zaman, kıyamet ne? Kıyam etmek, ayaklanmak, ayağa kalkmak, şimdi Hepsi, O canını feda edenlerin hepsi, Ayaklandılar ayağa kalktılar. Şimdi kıyam ettik artık.<br />
<br />
Mesela elma yiyen birisi, Eğer Elma'daki vitaminleri almak için yiyorsa, onun içindeki çekirdek, Onun için çöptür, çekirdeğin Hiçbir önemi yoktur, tükürür Atar, çöpe atar. Halbuki ağaç özendi bezendi, içine çekirdek diye bir şey koydu, elmanın içinde çekirdek diye bir şey meydana getirdi. sen Ben elmayı yiyoruz, çekirdeğini çöpe atıyoruz, bizim için bir önemi yok, o bir çöp niteliğinde. Mehdi'nin durumu ne burada? Mehdi kainatın çekirdeği. Bazısı için Mehdi Çöpten bir adam, önemsiz, kayda değer olmayan, uyduruk masallar okuyan,  göbeğini kaşıyan adamın birisi, önemsiz, değersiz, dedikya hani elmanın çekirdeği gibi, gayesi elma yemek  olan adamın, Çekirdekten faydası ne olsun ki, çekirdeğin de o na faydasını  ne olsun? Böyle düşünen bir adamın, Mehdiye faydası ne olsun? Mehdi'nin gayesine amacına, o bütün peygamberlerin amacına gayesine, O ağacın amacına, gayesine, hizmeti ne olsun böyle düşünen bir adamın. ama botanikçi bir amca,  yada bahçeci bitkici bir amca, ağaç dikmek isteyen, elma bahçesi ormanı yapmak isteyen, dünyada elma ormanları bitmesin diye düşünen bir amca, iyi bir elmanın, İyi çekirdeklerini de, elma yedikten sonra ayırır, kurutur, Ondan sonra, vakti geldi miydi, Onu Diker, yeniden elma ağacına döndürür. onun için de, o çekirdek önemlidir. onun için de, üstündeki elmayı, icap ederse, Soyar Keser hayvanlara yem eder, Kendisi bile yemez, onun için de önemli olan çekirdek dir. Çünkü onun gayesi, elma ormanı yapıp, elma satıp, para kazanmak da olabilir. iki farklı görüş. iki farklı amaç. iki farklı gaye, hangisinin gayesi yanlış? burada elma yiyen amca, elmadan alacağı vitaminleri düşünüyor, sağlığını düşünüyor, yanlış mı? bu şekil de düşünüyor diye, onun için  çekirdek önemli bir şey değil.  Tamam kabul ettik.<br />
<br />
ikinci adamda elma ticareti yapmak istiyor, o zaman elma bahçesi meydana getirmek istiyor. Bu adamda pazardan almış elmaları, elmaları kesip kesip, içindeki çekirdeklere önem veriyor, Bir de gidip kaliteli elma alıyor, elmanın iyisini seçiyor, çeşitlerini seçiyor, şu elma şu elmadan, şu elma şu elma dan  diye çekirdekleri ayırıyor, sortieren ediyor. Sonra da onları dikiyor, elma bahçesi meydana getiriyor. Oradan da yine, elmaları satıp zengin olacak, bununki de bir amaç ve Gaye, doğru mu? kendince doğru. işte Mehdi bekleyenin durumu da böyle bir şey. Kainat çekirdek verdi, artık özünü buldu, Altınçağa ulaştı.<br />
<br />
ulaştı ya, artık Mehdi'nin bir önemi yok, artık oraya ulaştı ya, artık o (Mehdi) değersiz orada. oldu mu bu? Halbuki o çekirdeğin içindesiniz, zaten Mehdi'nin içindesiniz siz. Mehdi var ise, siz varsınız zaten, ama bilmiyor ki bunu, ulaşılacak yerin çekirdek olduğunu, çekirdeğinde Mehdi olduğunu bilmiyor ki, Kimisi kabuğuna bakıyor,  ve Ademde, Musa da, Muhammed de kaldı. kimisi de çekirdeğine bakıyor, daha bayrağın varacağı yere bakıyor. Halbuki orasıda burada ve burası işte.  kimisinin amacı para ve, O na mehdiye bakip, Bundan iyi para kazanırız diye hesap ediyor. hepsinin amacı var, ama Allah'ın da bir amacı gayesi vardı, Mehdi dünyaya göndermek te, kainatı yaratırken, ona çekirdek vermek de, Allah'ın da bir amacı vardı, Ademi aşağı indirmek de de bir amacı vardı, Evet artık kim Mehdi'nin amacına hizmet eder, kimde kendi derdine düşer size bırakıyorum. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başka bir mesela alkolün ve yasaklığı sebebi</span></span><br />
<br />
 insanoğlu doğaya baktı ki, üzümü iyileştir di, kendi bahçesinde kendi yetiştirmeye başladı.<br />
Daha sonra onu muhafaza etmenin yollarını aradı, kurutmayı buldu, suyunu çıkarıp şerbet yapmasını buldu. Fakat şeytan boş durmuyordu. Allah meyveleri yediğimiz zaman, midemizde, onları alkole çeviriyordu. Midemizi bunu, içeride, laboratuvar ortamında, alkole, vücuda yararlı alkole çeviriyordu. Bunu  insanın içini dışını gezen şeytan, insanın ilk yaratıldığında içini dışını gezen şeytan, bildi ve öğrendi. Daha sonra da, dünyaya indikten sonrada içine girmeye başladı, içeride ne olup bitiyor, girip bakıyor, görüyordu ki, içerde alkole çevriliyor, ve bunu dışarıda çevirmesini öğretti insanoğluna, Allah'ın yaptığını ben de yaparım dedi. Haşa Bu hikayede amacı bu, Allah'ın yaptığını, ben de insanlara yaptırırım dedi ve, insanlara üzümü ezip şıra yapmasını öğretti.  üzüm şırası biraz bekleyince, faydalı sirke oluyordu, denedi olmadı. biraz daha bekleyince alkol oldu. ama laboratuvar ortamında, yani vücudun içinde, alkol halini alan bir meyve, vücudu sarhoş etmiyordu, laboratuvar ortamının dışında yapılan alkol, dışarıdan tepkiler gördüğü için, başka bakteriler onun içine karıştığı için, insana sarhoşluk verdi. Kendini unutturma sını  sağladi, kendini unutan İnsanoğlu da, ne yaptığını bilmez işler yaptı. Halbuki Allah'ın yöntemi, onu, insan bedenindeki hassas laboratuvar ortamında alkole çeviriyordu, bu nuda keşfettiler, damıtma diye bir şey keşfetti, dedi acaba o şekilde olacak mı? bu sefer de bira ve  birakeşler  doğdu, damıtma biralar, o da aynı şekilde, o da sarhoşluk verdi, Allah'ın yaptığının tersiydi oda. şeytan ne kadar uğraştı ise de, Allah'ın midede yaptığını başaramadı, yenik düştü burada, yenik  düşmeye de mahkum zaten.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ  اللَّهُ الصَّمَدُ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ  وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُوًا أَحَدٌ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Kul huvallâhu ehad. Allâhus samed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekun lehu kufuven ehad.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
De ki: “O Allah, Bir’dir Tek’tir.” “Allah Samed’dir. (Her şey O’na muhtaçtır; O, hiçbir şeye muhtaç değildir.)” O, doğrulmamış ve doğrultulmamıştır. (O nun bir anne babası yoktur).  “Hiçbir şey O’na denk ve benzer değildir.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym İHLAS Suresi 1,2,3 ve  4. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
 Allah, ikinci bir Allah'ı kabul etmiyor, Evet halife yaratmış ama, halife kendisi  gibi demek değil. Koltuğuna göz dikeni, hedefine vardırtmıyor çıkartmıyor.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ve bunu da şu örnekle açıklayayım:</span></span><br />
<br />
Mesela insanoğlunun C vitaminine ihtiyacı var, ve biz C vitaminini, sanal yada suni ortamda meydana getirebildik, o zaman portakala ihtiyaç yok, portakalın kabuğuna da ihtiyaç yok, portakalın çekirdeğine de ihtiyaç yok. Ne lazım? sadece sıvı içindeki, o sıvı C vitamini ve  onu tutan suya ihtiyacımız var. Biz bunu laboratuvar ortamında, suni ortamda meydana getirdiğimiz zaman, kabuk çöp, çekirdek çöp, kabuğun üstündeki asit çöp,  Nasıl alacaksın, Nasıl  yetiştireceksin böyle bir meyavayı doğada,  portakalın sadece içini vitamin olaraktan insana veriyoruz, Evet bugün bu Keşfolmuş, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">sandoz tabletleri</span></span> diye bir şey var. Eee sen C vitaminini direk alıyorsun, portakala gerek yok, biraz su kattıkmıyıdı, sıvıyla aldın mıydı, vücuduna gerekli olan C vitamini almış oluyorsun, ama Allah'ın bize verdiği gibi oluyor mu? olmuyor, ona yakın  minvalde oluyor.<br />
<br />
Ve bunun da bazı zararlarının olduğu ortaya çıktı, Halbuki Allah  portakalın kabuğundaki asidine ayrı bir hikmet saklamış, altındaki o turuncu kabuğu ayrı bir hikmet saklamış, onun altındaki kavucuk gibi yere başka bir hikmet saklamış, Hatta hatta ortasından geçen o eksene ayrı bir hikmet saklamış. Aynen üzümün pekmez olması, sirke olması, şarap olması, hatta pekmez katıp helva olması, ayrı ayrı tatlar, ve ayrı faydaları var, sirkenin faydası, pekmezde yok, pekmezin faydası da, helvada yok, Öyle olunca Allah zinciri Zincire bağlamış, Sen zincirden birisini aldığın zaman, zincirin alt kısmı kopup aşağıya düşüyor, ve sistem bozuluyor.<br />
<br />
Biz Mars'a gideceğiz, Orada koloni oluşturacağız, Bilmem bitki üreteceğiz hikayeleri fasa fiso. işte uzaydaki adam, Portakal Ağacı yetiştiremeyince, portakaldan alacağımız bütün hizmetleri alamayız, yine koyun olmadan üretilen etten, koyundan aldığımız, Ne tadı alırız, ne faydayı alabiliriz, inekten ürettiğimiz süt ile, suni yöntem ile ürettiğimiz süt aynı değil, hani soya sütü diye bir şey çıkardılar ya, soya sütü, inekten aldığımız süt ile aynı değil, Yine Mısır şekeri çıkardılar, Mısır şekeri ile, pancar şekeri  aynı değil, çünkü aynı olsaydı, Allah Mısır ile pancarı ayrı ayrı yaratmazdı ki.  Allah'ı dangalak mı zannettin ahmak, niye ayrı ayrı yaratmış, iki farklı  bitki, sirke ile nasıl pekmez aynı değilse, pancar ile Mısır'da aynı değil, ondan üretilen Şeker ile dieğerinden üretilen Şeker de aynı değil.<br />
<br />
 Allah'ın koyduğu düzeni bozduk artık, Allah'ın bize ikram ettiği dünyayı bozarsak, işte böyle Mars ararız.  Mars'ta  da ters geliriz o zaman.Tavlada Mars ada 2 Mars biters Derler ya tavla oyununda.<br />
<br />
Mars yenilmek demektir tavlada. dünyanın kıymetini bilin, dünyanın kıymetini,  Marsa gitmeye ne hacet, yoksa yeniliriz işte böyle.<br />
<br />
Allah, insanlarda da, kainatta da, bir düzen, bir nizam, bir hesap ilmi, ve bir sistem koymuş, fakat o bozulunca..<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mesela gözlük ne zaman çıktı? ve neden lazım oldu?</span></span><br />
<br />
 Yazı bulunduktan sonra, gözler, karınca gibi harfleri okuyabilmek için, bir küçülüyor odaklanıyordu, bir de etrafa baktığımız zaman annene, babana, deftere, kitaba, televizyona  bakıp odaklandığında da büyüyordu mercek. bir küçük, bir büyük, bir küçük, bir büyük, derken lastiklerin sünmesi gibi, gözlerin kasları da, Sünüp sonra toparlanma maya başladı, odaklan ma maya başladı. çünkü lastik artık  laşkaya  döndü. Öyle olunca gözlük diye bir şey bulduk, odaklanma yerinde de göze destek verdik. Böylece zannederiz ki gözlük  ile gözü tedavi ettik!!  Halbuki lastik yine bozuk, toparlanmıyor, gözlük o işi görmüyor, gözün tedavisi başka bir şey. sonra biraz daha ilerledik gözün üstündeki mercek suru kesip, tedavi ettik zannettik. O da tedavi değil, gözün parçası koparıldıktan sonra göz tedavi olmaz, sonra yeniden aynı hastalık türemeye başladı. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Burada yine tıpçılara  ve ilaç Sanayisine bir ışık tutayım :</span></span><br />
<br />
Gözün tedavisi, göz kaslarını güçlendirmek de, tedavisinin sırrı, gözdeki ve gözün etrafındaki,  göz kaslarını güçlendirmek de yatıyor. Onun kaslarını tekrar güçlendirip eskisi gibi sünmesini yani elastikeyini kazandırınca, odaklanmadaki gibi, geniş ve dar çerçeveyi oluşturduğu zaman, elastikiyeti tekrar eski haline döndüğü zaman, kaslar çalıştığında, göz tedavi olmuştur. sadece kasların geri eski kuvvetini kazanmasını sağlamak gerekiyor. oda vitaminlerle, biyolojik gıdalarla mümkün, oradaki kasların yapısını oluşturan maddelerin hangi bitkilerde olduğunu, ve o bitkiyi nasil  vücuda almamız gerektiğini öğrendiğimizde. o gıdalar Neyse, onlar ile  onu, yani gözü desteklediğiniz zaman, göz tedavi olmuş olacak. yoksa ne kesmek, ne gözlük bunun çaresi değil.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yiine başka bir konu</span></span><br />
<br />
Bu konu ile ilgili bir konu açtım Forum'a, kurban vakti geldi ve, bütün derneklerin gözü, milletin cebine indi, cebindeki parayı, O diyor ben alayım, Beriki diyor ben alayım, ve reklamlar filan gırla gidiyor.<br />
<br />
Bakıyorsun Hepsi de Allah adamı gibi görnüyor!  Hayır yapıyorlar gibi!! <br />
<br />
Hayır hayır hepsinin gayesi de amaçları da, cepleri ve para kazanmak,  internetten Almanca arattığınız zaman mesela ben Nijerya yı ele aldım. Nijerya'da yiyecek, içecek ve günlük harcamaların, giderlerin ne olduğunu, Turist rehberi sayfasının birisinde listelenmişler. orada yani, Nijerya da, bir kilo et, ister bu sığır eti olsun, ister koyun eti olsun ve benzeri etin  kilosu 1,38 Naire imiş, yani Nijerya parası, bir buçuk Naire bile değil. 1 Nijerya parası  2.5 cent  yapıyor veya 15.5 Türk kuruşu ediyor.<br />
<br />
Ve ben burada  cok zaman cok koyun koç kestiğim için biliyorum, Kurbanda da kestim, saari zaman yemek için de kestim, ve biz buralarda eskiden helal et bulamadigmiz için, zaten kendin kesmek zorundaydin, kasap, türk kasap falan yoktu eskiden buralarda. ve bir koyunu kestiğin zaman, onun kemikli eti, iyi bir koyun olsa bile en fazla hadi diyelim 25-26 kilo gelirdi, ve ben ortalam bunu 20 kilo olarak ele alsam, 1,5 Naire den 20 kilosu 20 çarpı bir buçuk  30 Naire, yani 30 Nijerya parası, oda 2 cent ile çarptığımız zaman 0,075 cent yapiyor bir euro bil degil  Türk lirasi ile ise  20 kilo çarpı 15.5 Türk kuruşu  oda eder 4,5 Türk Lirasi  yani nijeryada bir koyunun parasi 4,5 Türk lirasi yada 0,075 Euro<br />
<br />
yardım dernekleri en ucuz kurbanlık için 65€  ile 80€ istiyorlar <br />
 orada bir kurbani 0,075€ ya aliyorlar ve geri kalan  kurban 65 euroayssa 64 eurosu ceplerine 80 aldilarsa 79 u ceplerine giriyor<br />
biz Kurban kesiyoruz diyen uyanıklarin cebine gidiyor, onu da, bir tane kurban kesti miydi, dağıtıyoruz diyerekten, üç beş kişiye  el kadar et dağıtıyorlar, Gerisini de kestik gösteriyorlar vebali pis günahları  boyunlarına.<br />
kendi maaşlarını çıkarıyorlar , amaçları kendi çıkarları,  neden her Dernek, her tarikat, her İslam'ı Grup, hemen yardım derneği kuruyor? ballı lokmayı hepsi gördü, zaten Bu tarikatlarda benim gördüğüm, yaşadığımı kadarıyla, bunların içine, işin kantininden giripte, Orada çalışan insanlar, Lokman'ın ballı yerini görüyor zaten, o zaman bu uyanıklar, Tarikatı Allah'ın kitabı falan bırakıp, Bu işin para tarafına bakıyorlar. <br />
<br />
Ben, benim eski tarikattaki arkadaşlarımdan, hic et kesmesini bilmeyene, kurban kesmesini öğrettim, adam Kasap oldu çıktı, para kazanıyor. oradan işi paraya çevirdi. Sofilerin  Kasabı oldu çıktı.<br />
<br />
Yine birisine su tesisati nasıl yapılır öğrettim,  Sofilerin su işlerini tamir eden Sucu oldu çıktı.<br />
<br />
Yani Lokman'ın ballı yerini gören, bu işte ticarete atılıp, Bu işin para tarafına bakıyor, parsadanı götürmeyi öğreniyorlar. işte burada da kurban işinin nasıl bir ballı lokma  olduğunu görenlerin hepsinin ağzının suyu aktı,  o diyor bana gelsin, beriki diyor bana gelsin, yani Müslümanın cebindeki paraya, kurban parasını göz diken hainler bunlar.<br />
<br />
Dergahta imamımız vardı, olmadığı zaman ben geçip, yedek imamlık yapıyordum, para pul almıyordum, O ise parası ile yaptı bu işi, sonunda vize aldi işçi oldu,tekkeyi tarikati dergahi imamlığı filan falan bırakıp kaçtı gitti, amacı gayesi işçi olmak, para kazanmak mış. Bizlere kalmış Allah adamlığı, Allah adanmışlık bizlere kalmış, herkes işin ticari yönünde, derdi Allah olan falan kalmamış.  o zaman da yedek imamdık Şimdi de, parasız imam. ona da 13. imam derler.<br />
<br />
Asıl İmamlar parayı kazandı yaylaya keyfe çıktı, Biz köyde kaldık, yerimizde köyde kaldık.<br />
<br />
<br />
ve dünyada 3 tane ağaç kaldığını farz edelim, ve Soğuk bir kış gelse, o ağaçlarda meyve ağacı olsa, karnımızı onlardan doyuruyor olsak, kış gelince dayanamayacağız bahara kadar diye, o 3 ağacı da kesip, yakıp ısınmak mı lazım, yoksa bir şeyle idare edip, ağaçları korumak mı lazım. dedi ki işte Allah adamlığı mehdi ve askerine kalmış, x ve y bozonu, onu da kesin görün ananızın abdest  çanağını, kış çetin geçecek  Mehdi ve askerinide yakar ısınırsınız, Ondan sonra, gelecek seneye Allah kerim ya, ondan sonra, bana diyecek Söz kaldı mı? akıllı insan iyiyi kötüyü anlayıp fark edecektir zaten.<br />
<br />
 Hani Kızılderililerin Kıyamet senaryosu var ya, son ağaç kuruduğunda, son kuş öttüğünde...<br />
<br />
Hikayeyi bitirip bitirmemek Allah'ın iradesinde, bizim değil, oyuncakları ile oynayan çocuk, artık oynamaktan sıkılıp, karnı Acıkınca, en güzel oyuncak da olsa, oyuncakları bırakıp,  yemek ve yiyecek bir şeyler arayacaktır, mutfağa geçecektir. O zaman bu oyundan sıkıldımıda Allah, bizi yok edip yerimize daha başka bir şeyler yaratmaya kadirdir. Allah bize ne muhtaç, ne de bizden nemalanıyor, biz yokken de Allah vardı, bizden nemalanıyor olsa, Hani matrixteki, bizi pil yerine, enerji yerine kullanıyor olsa, bizden önce enerjisinin ne ile çalıştırıyordu, alakası yok, Allah'ın bize de ihtiyacı yok, Biz gibilerede ihtiyacı yok, dilerse bize cenneti, vaad ettiği cenneti verir, yaşatır. işte Zaten yaşamışız onu da, serüven bittiyse, film bittiyse, daha hala sinemada oturmanın da alemi yok ki. Film Bitti, artık sinemayı terk etme zamanıdır değil mi? o zaman kıyamet koparsa, şaşmamak lazım, Film bitti Aşk bitti yapı paydos, Yani bizim elimizde değil, Allah dilerse kıyameti Yarın koparır, dilerse bize vaad ettiği cenneti verip, sınırsız bir hayat, sınırsız nimet, sınırsız bir ilim verebilir.<br />
<br />
 isterse de hepsini elimizden alıp, aynı atari oynayan çocuğun, atariyi kapatıp, derse geçmesi, ya da yemeğe geçmesi gibi.<br />
<br />
<br />
Kurban Kesiyoruz Adı Altında Yardım Derneklerince Yapılan Büyük Sahtekarlık<br />
<br />
Karoglan Hoca Deşifre Ediyor :<br />
<br />
internetten aratabilir bulabilirsiniz<br />
<br />
Mesela ben nijerya örenegini aldim ve aradim buldum<br />
<br />
yardım DERNEKLERiNDE YAPILAN SAHTEKARLIK<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">UYAN MÜSLÜMAN</span></span><br />
<br />
yardım KRUMLARINDA EN ucuz kurban fiyati  65 euro yada  80 Euro<br />
<br />
65 euro =26 166 Naire ediyor <br />
<br />
nijeryada 20 kilo et 26 naire ederken<br />
<br />
Yani bir koyun yada sığıra karışmak 26 naire, peki geri kalan 26140 naireyi kimler yiyor?<br />
<br />
zaten orda adam başı bir kurban da dağıtmıyorki bir kac koyun kesip el kadanda et veriyor<br />
VE DAGITTIKLARI ISE BUNUN BELKiDE KIRKDA BiRi KaDAR BiR AVUC KADAR ET,  ADAM VARIPDA KURBANIN HEPSINiDE VERMiYORKi,HEPDEN SAHTEKARLIK<br />
BÜTÜN yardım DERNEKLERIDNE AYNI <br />
<br />
HEPSI RANT VE KOLAY PARA KAZANMANIN YOLU OLARAK BU iŞi YAPIYORLAR.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">UYAN MÜSLÜMAN</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kurban Nasıl Kesilir? Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesi</span></span><br />
<br />
Kurban kesiliriken birinci dikkat edilecek husus kesilecek hayvanın eziyet çekmemesini sağlamaktır bunun için İslama Uygun Kurban Nasıl Kesilir?<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kar©glan Başağaçlı Raşit Tunca Usulü ile Kurban Nasıl Kesilir?</span></span><br />
<br />
Kurbanlık hayvanı usûlüne uygun olarak rahatça ve fazla eziyet vermeden kesebilmek için, Önce diz boyu çukur kazılır ve keskin ve büyük bir bıçak hazırlanır. Hayvanın göremiyeceği bir yere konur.  Kurbanın gözleri tülbentle bağlanır. Boğa, tosun gibi büyük baş hayvanların kolay kesilebilmesi için çengele asılması caizdir. Sonra kurbanlık hayvan, kesileceği yere eziyet verilmeden götürülür, Boğazı çukurun kenarına getirilir. Hayvanın yüzü ve ayakları kıbleye gelecek şekilde sol tarafı üzerine yatırılır. Sağ arka ayağı serbest bırakılarak, sol  arka ayağı ortaya gelecek ve ön iki ayaklarda iki kenara gelcek şekilde ayaklar birleştirilip bu üçü bağlanır, ve kıbleye karşı durularak şu âyetler kurban sahibi veya vekili tarafından okunur:<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
<br />
إِنِّي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفًا وَمَا أَنَاْ مِنَ الْمُشْرِكِينَ<br />
<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
"İnni veccehtu vechiye lillezi fatares semavati vel arda hanifen ve ma ene minel muşrikin." <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Enâm Suresi, 79)</span></span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
قُلْ اِنَّ صَلَات۪ي وَنُسُك۪ي وَمَحْيَايَ وَمَمَات۪ي لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ <br />
<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
"İnne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbi`l-âlemin." <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Enâm Suresi, 162)</span></span><br />
<br />
Bu ayetlerden sonra, 3 defa <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Allahü ekber Allahü ekber. Lâ ilâhe İllâllahü vellahü ekber. Allahü ekber ve lillâhil hamd."</span></span> şeklinde tekbir getirillir ve <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">"Bismillâhi Allahü Ekber"</span> </span> denilerek Besmele çektikten sonra,dikkat sadece besmele değil tekbirli besemele yani "Bismillâhi Allahü Ekber" denir, başka dünya kelamı etmeden ve, başka iş  ile meşgul olmadan, hemen hazırlanan keskin bıçak, hayvanın boynuna çalınır. Besmele unutulursa zararı olmaz. Kasten Besmelesiz kesmek haramdır.<br />
<br />
Hayvanın boğazında yemek borusu, nefes borusu ve iki yanda birer kan damarı vardır. Bu iki damar ve yemek borusu, nefes borusu bir anda kesilmelidir. ve gırtlağın arka tarafında, normal omurulik kemiklerinden farklı, ve biraz büyük, ve ortasında içe açılan bir delik bulunan, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">GIRTLAK kemiği</span> </span>vardır. Omuriliğin ve onun içinden, sinir teli geçer ki, beyine, ayaklar ve diğer organların hareketini sağlayan, sinyalleri ileten, sinir teli, yani ilik veya mundarilik. Ve son işlem olaraktan, bu kemiğin delik yerinden, o mundarilik kesilerekten,  mundariliğin yukarı ile yani beyin ile bağlantısı koparılır ki, hayvanın alt kısımları ve organları keslirken ve derisi yüzülürken, o organlar ve derisi, beyine sinyal yollayıpta, acı çekmesin diye, baglantı koparılır, aynen elektrik tesisatındaki, ana sigorta veya şartelin kapatılması gibi, veya bilgisayrarın netzwerk kablosunun fişten çekilirekten internet bağlantsının kesilmesi gibi. Böylece hayvan yüzülürken ve parçalanırken, acı sinyalleri beyne gitmez, ve hayvan acı çekmez. Çünkü kurbanın yüzüldükten sonra en son kafası ayrılır, Yoksa hayvan her bir bıçak darbesini hisseder.<br />
<br />
<br />
Ölüm, insan müdahalesi olmadan kişinin hayatının sona ermesidir. ölüm, Allah indinden Azrail vasıtasıyla gerçekleştirilir. Allah, «De ki: Sizin için görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz” buyurmuştur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beyin ölümü hayatın sonudur</span></span><br />
<br />
Delilleri: İnsan hayatı mevcudiyet ve ademiyet olarak beyin ile irtibatlıdır. Fukaha, kesilen hayvanın hareket etmesini onun tam anlamıyla hayata sahip olduğunu gösteren bir delil olarak itibara almaz. Bu meseleyi konunun uzmanlarına (ehli zikr) sormak gerekir. Tabipler beyin ölümünün nihai ölüm anlamına geldiğini söylemektedirler. Ruh bedene beyin vasıtasıyla hükmeder. Eğer beyindeki en önemli kısım olan beyin sapı fonksiyonunu kaybederse ruhun beden üzerindeki kontrolü sona erer, ruh bedenden çıkar ve Azrail ruhu kabzeder.<br />
<br />
Ölüm anı ve ölüm sonrasında yaşananlarla ilgili sürdürülen çalışmalar dahilinde de vücudun verdiği tepkiler gözlemlendi. Ortaya çıkan sonuçsa pek çok kişiyi ürküttü..[1]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öldükten sonra neler oluyor?</span></span><br />
<br />
ABD'de Langone Tıp Fakültesi Yoğun Bakım ve Reanimasyon Bölümü Başkanı Dr. Sam Parnia ölümden sonra beynin çalışmaya devam ettiğini söyledi.<br />
<br />
Ölümden sonra hayat var mı? sorusunu gündeme getiren olay Kanada'da yaşanmıştı. Böylece doktorlar, insanların beyinlerinin klinik olarak öldükten sonra da çalışmaya devam edebileceğine dair bilimsel kanıtlar bulmuştu.<br />
<br />
Açıklanamayan vakada, hastanın ölmesinden sonra beyin aktivitesi 10 dakika boyunca kaydedilmişti.<br />
<br />
Böylece doktorlar, insanların beyinlerinin klinik olarak öldükten sonra da çalışmaya devam edebileceğine dair bilimsel kanıtlar bulmuştu.<br />
<br />
Ölümden sonra beynin çalıştığını iddia eden bir diğer bilgi de ABD'de Langone Tıp Fakültesi Yoğun Bakım ve Reanimasyon Bölümü Başkanı Dr. Sam Parnia'dan geldi. Dr. Parnia'ya göre ölümden sonra beyin çalışmaya devam ediyor.<br />
Dr. Parnia, "Beyin öldükten sonra da çalışmaya devam ediyor, insanlar öldüklerinin farkında oluyorlar" açıklamasında bulundu.<br />
<br />
Bir kişinin bilincinin öldükten sonra da devam ettiğini keşfeden uzmanlar, kalbi duran yani teknik olarak ölen sonra yeniden canlandırılan 330 hastadan 140'ı üzerinde bir araştırma gerçekleştirdi.<br />
Araştırmaya göre; bu kişilerin yüzde 39'unun kalbi durduktan sonra bilinçlerinin bir dereceye kadar açık olduğu belirtildi.<br />
Kalbi yeniden çalıştırılan bu kişiler bir süre etraflarında olan biteni görüyor, duyuyor ve sağlık görevlilerinin kendisi için 'öldü' dediğini dahi işitebiliyor.<br />
Kalp durduğunda beyne kan gitmiyor ve beyin sapı refleksleri de ortadan kalkıyor.<br />
Beynin korteks adı verilen, şuurdan ve beş duyu ile elde edilen bilgilerin işlenmesinden sorumlu olan kısmı da kalp durduktan sonraki 2-20 saniye hiçbir aktivite göstermiyor yani beyin dalgaları ortadan kalkıyor.<br />
<br />
Beyin hücrelerinde ölümle sonuçlanacak olan bir dizi değişiklikler başlıyor ama beynin tamamen ölmesi kalp durduktan birkaç saat sonra gerçekleşiyor.[2]<br />
<br />
işte bu yüzden,  hayvan ölsede, beyni daha iki üç saat haala aktif durumda, ve sinirlerdeki bağlantı kopmayınca da, vücudun diğer organlarındaki acı hissi, haala beyne iletilmeye devam etmekde. çünkü evdeki elektrik hattı sökülmedikce, veya bağlantı kesilmedikce, veya ana sigorta veya şartelin kapatılması ile ancak bağlantı kesilir, yoksa hattın ucundaki bir cihazın yada lambanın bozulması, elektriğin o cihaza kadar iletilmediğinin alameti değildir, hat sadece o bozuk cihazda kesilmiştir, diğer heryerde nasıl elektrik akımı ve fonksiyon devam ettiği gibi, yani mutfak lambası defekt olup patlayınca, oturma odasındaki lambada yanmıyor değil, yada mutfaktaki elektrikli fırın calışmıyor değil, değilmi? aynen böyle, hayvanın boğazının, ve nefes borusunun, ve damarlarının kesilmesi ilede, beyin hemen ölmez, sinirler yani kablolar sabit olduğu müdetce, işte beyine sinyaller gitmeye devam eder, o yüzden mundarilik, yani kemiklerin içinden geçen sinir sistemi teli yada <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">biyolojik elektrik kablosu</span> </span>(mundar ilik) kesilerekten, hayvanın yüzülürken acıyı hissetmemesi sağlanmlıdır. Çünkü dini edeb ve usulde, Kurban edilen hayvanın kafası, bedeninden, en son koparılmalıdır. Zaten o yüzden dışarda kendi ölmüş bir hayvana bizler mundar deriz, ve o et yenmez, mundardır,  mundar et yenmez, haramdır deriz, çünkü onun mundar iliği kesilmediği için, mundar olmuştur. Ve eğer tüfekle vurulan bir ördeği, köpek tutup gelse bile, daha can çıkmadan, hemen avcının işte besmele ve tekbir ile boğazını koparması gerekir, işte zaten hayvanlarda, o resimdeki gösterdiğim, mundar iligini kesebilcek deliği olan kemik, ancak ehil ve eti yenen hayvanlarda mevcuttur, ve domuz gibi hepten mundar hayvanlarda zaten mevcutta değildir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kurban Bayramı</span></span><br />
<br />
Bu Sene bana bir gece hanım hilali gösterdi, o gece 30 Temmuz 2019 du, ve o gece Zilkadenin hilalinin son gecesiydi, hata tam hilal bile değildi, sadece bir kaç saati kalmış bir hilal idi. yani öyle olunca,  bu sene zilkade ile zilhicce arasında ictima, yani hilalin kaybolması yok. ve öylede olunca, ben gördükten bir kaç saat sonra, zilhiccenin biri demekti bu, ve 31 Temmuz 2019, 1 Zilhicce ise, o zaman 8 Ağustos 2019 Perşembe, akşam güneş batmadan 15 dakika önce de, erafe idi, ve tabiki 9 Ağustos 2019 Cuma da, Kurban Bayramının birinci günü idi, ve bugün Cumartesi ve ikinci gün.  <br />
<br />
Allah kurbanlarınızı kabul etsin, Haclarınızı kabul etsin, ve iyilik ve ihsanlarınızı kabul etsin, Bayramınızı da Mübarek etsin. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Teşrik Tekbirlerini unutmayınız.</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ALINTI YAPILAN SAYFALAR</span></span><br />
<br />
[1] gercekhayat<br />
[2] mynet<br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span></span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span></span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span></span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Başağaçlı Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 06 Ağustos 2019 Salı <br />
<br />
Original Kar © glan<br />
<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Din Aklı Kullanmayı Öğretir - Akıl ise Hesap Bilmeyi Gerektirir - Hasib Olan ise Allah tır</span></span><br />
<br />
(Kar©glanin 06 Ağustos 2019)<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
لَن يَنَالَ اللَّهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَاؤُهَا وَلَكِن يَنَالُهُ التَّقْوَى مِنكُمْ كَذَلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمْ لِتُكَبِّرُوا اللَّهَ عَلَى مَا هَدَاكُمْ وَبَشِّرِ الْمُحْسِنِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Len yenâlallâhe luhûmuhâ ve lâ dimâuhâ ve lâkin yenâluhut takvâ minkum, kezâlike sahharahâ lekum li tukebbirûllâhe alâ mâ hedâkum, ve beşşiril muhsinîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Onun  yani kestiğiniz kurbanların, etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat  onun ile sizden O’na (Allah a), ancak takvanız ulaşır. (Allah’ın emirlerine teslim olmanız ulaşır.)<br />
Böylece onları sizin hizmetinize verdidiğinden dolayı ve size de doğru yolu gösterdiğinden dolayı, Allah’ın büyüklüğünü tanıyasınız diye. Allahın kullarına bolca İyilik ve ihsanda bulunanaları, varacakları cennet ile müjdele.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym HACC Suresi 37. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
---oOo---<br />
<br />
Cabir bin Abdullah (Radiyallahu Anhuma) şöyle dedi:<br />
<br />
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber Kurban Bayramına şahid oldum. Hutbesini bitirince minberden indi. Ona bir koç getirildi, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu:<br />
<br />
‘Bismillahi Allahu Ekber' dedi ve kendi eliyle kesti.”<br />
<br />
Duanın Manası: “O Allah’ki , o en büyüktür. (Allahin öyle bir ismi ve kuvveti vardır ki, o ismi ve kuvveti en büyüktür) ”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">( Hadis-i Şerif , Ebu Davud 2810, Tirmizi 1521, Ahmed 14901)</span></span><br />
<br />
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yolculugumuza başliyoruz :</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Din Aklı Kullanmayı Öğretir - Akıl ise Hesap Bilmeyi Gerektirir - Hasib Olan ise Allah tır  Yani Hesabı En iyi Bilen Allah tır</span></span><br />
<br />
Din kardeşimizin bir tanesi diyor ki : matrixteki sanal alem gerçek mi? bunun ile Allah'ın ve yarattıklarını hiçe saymak anlamı çıkmıyor mu? yani Allah'ın yarattığı meyveler sebzeler hayvanlar insanlar hepsi yok mu? hiç mi diye sorguluyor ve soruyor.<br />
<br />
cevabın da da, Kendisinin de ifade ettiği üzere, Allah ın her şeyi hesap bile Yarattım buyurduğu kısma geliyor oradan ötesini bizde Şöyle yorum  getiriyoruz.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَإِذَا حُيِّيْتُم بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّواْ بِأَحْسَنَ مِنْهَا أَوْ رُدُّوهَا إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ حَسِيبًا<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve izâ huyyîtum bi tahıyyetin fe hayyû bi ahsene minhâ ev ruddûhâ. İnnallâhe kâne alâ kulli şey’in hasîbâ.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selâmla karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyi hesaba göre yapandır.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 86. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
Her şeyin arka planında, elementlerdeki atomların titreşimi sebebiyle bir frekans var. Frekans ise sayısal bir değer, yani titreşim aralığı, sık veya seyrek titreşim  ve bunu sayısal değere çevirdiğimiz zaman, görmek, duymak, konuşmak, Her şey bir sayısal ve frekans yapısında, titreşim yapısında. Öyle olunca, aynı bilgisayarın arka planında sıfır ve birlerden oluştuğu gibi, bütün ses, görüntü aynı frekans halinde, zaten bilgisayara bu sistemi kopyalamışlar zaten, insan yapısındaki sistemi bilgisayarı keşfettiklerinde, zaten aynısını bilgisayara kopyalamışlar. Bilgisayarda Herşey sanal, konuşmak, bakmak, renkler, ses, video, görüntü, hepsi arka planda sıfır ve birlerden  oluşuyor. Allah da işte buyuruyor ki <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"her şeyi hesap ile yaptık."</span></span> Allah'ın hesab ile yapması, karmaşayı ortadan kaldırıyor, arka planda bir hesabın olması, sıfır ve birlerden olması, frekans yapısının olması, Kainattaki karmaşayı ortadan kaldırıyor.<br />
<br />
<br />
Mesela bir ağacın yaprak ve dal olaraktan büyümesi, gelişmesinde, ne kadar bir harika özellik ve ahenk var. Bir tarafı bir tarafından şöyle çıkıntılı olmuyor, dengeli bir şekilde büyüme yapıyor, Altın Oran deniyor Buna. O da Allah'ın koyduğu bir hesap ile, bir hesaba göre, bir sayısal değere göre büyüme yapıyor. Bir çiçek yapraklarını, o sayısal değere göre açıyor, dengeli şekilde, göze güzel hitap eden şekilde.<br />
<br />
Yine mesela güneşin doğup batması, Güneş Hiçbir gün demiyor ki, "bugün şu köşeden doğayım" yarında  "öbür köşeden Doğayım" bugün de şu tarafa saklanayım da şu taraftan çıkayım demiyor. her gün dengeli bir şekilde doğudan doğup, Batıdan Batıyor. yani bir denge var. sayısal bir düzen  intizam ve mizan var. Bir hesap ilmi var, arka planda bir hesap ay sene gün hafta mevsim  hepsi bir hesap değil mi, bir matematik var, Her şey öyle. insanoğlunun kendi yaptığı şişe, cam, bardak da bile altın orana uyulduğu zaman, dengeli  ve Göze hitap ediyor. ve o yüzden o matrix'teki sanal gerçeklik Aslında doğru, ama Allah ın arka planda, kainatı sayısal olarak, ve frekansal olaraktan yaratması, maddenin olmadığını ifade etmiyor. Madde Yok değil, işte o titreşimlerin sıklık veya seyrekliği, maddenin katı, sıvı, veya gaz gibi hallerde bize gözükmesini sağlıyor. çok sık titreşen bir madde, demir gibi sert bir madde olarak karşımıza çıkıyor, seyrek titreşen bir madde de, oksijen gibi, hidrojen gibi, Gaz halindeki maddeler olaraktan, karşıyı bile görebildiğimiz saydam maddeler ve elementler halinde ortaya çıkıyor, Ve bize tezahür ediyor, bizim gözümüzde gözüküyor. Yoksa madde var.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
وَهُوَ الَّذِي أَنشَأَ جَنَّاتٍ مَّعْرُوشَاتٍ وَغَيْرَ مَعْرُوشَاتٍ وَالنَّخْلَ وَالزَّرْعَ مُخْتَلِفًا أُكُلُهُ وَالزَّيْتُونَ وَالرُّمَّانَ مُتَشَابِهًا وَغَيْرَ مُتَشَابِهٍ كُلُواْ مِن ثَمَرِهِ إِذَا أَثْمَرَ وَآتُواْ حَقَّهُ يَوْمَ حَصَادِهِ وَلاَ تُسْرِفُواْ إِنَّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُسْرِفِينَ وَمِنَ الأَنْعَامِ حَمُولَةً وَفَرْشًا كُلُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّهُ وَلاَ تَتَّبِعُواْ خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ إِنَّهُ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve huvellezî enşee cennâtin ma’rûşâtin ve gayra ma’rûşâtin ven nahle vez zer’a muhtelifen ukuluhu vez zeytûne ver rummâne muteşâbihen ve gayra muteşâbih(muteşâbihin), kulû min semerihî izâ esmere ve âtû hakkahu yevme hasâdihî ve lâ tusrifû, innehu lâ yuhibbul musrifîn. Ve minel en’âmi hamûleten ve ferşâ(ferşan), kulû mimmâ razakakumullâhu ve lâ tettebiû hutuvâtiş şeytân(şeytâni),innehu lekum aduvvun mubîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Ve asmalı ve asmasız bahçeleri, hurmaları, yenilen çeşitli ekinleri,birbirine benzeyen ve benzemeyen zeytinleri ve narları yaratan O’dur. Ürün verdiği zaman, onun ürününden yeyin. Onun hasad edildiği gün, onun hakkını verin. İsraf (ziyan) etmeyin. Muhakkak ki; O, müsrifleri (israf edenleri) sevmez. Hayvanlardan yük taşıyanlar ve kesim hayvanı olanlar var. Allah’ın sizi rızıklandırdığı şeylerden (kesim hayvanlarından) yeyin. Şeytanın adımlarına tâbî olmayın. Muhakkak ki; o, size apaçık düşmandır.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym EN'ÂM Suresi 141 ve 142. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
Hayvanları Allah yarattı, Adem'i yarattım diyor Adem'i yaratmadımı <br />
<br />
"And olsun biz insanı kuru bir çamurdan, suretlenmîş balçıktan yarattık." <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Hicr, 15/26)</span></span><br />
<br />
"O insanı (Âdemi) bardak gibi (çınlayan) kupkuru bir balçıktan yarattı." <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Rahman, 55/14)</span></span><br />
<br />
"Yaratılışta kendileri mi daha kuvvetli yoksa bizim yarattıklarımız mı? Hakikat biz onları cıvık bir çamurdan yarattık." <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Saffat, 37/11)</span></span><br />
<br />
"Ki o, yarattığı her şeyi güzel yapan, insanı (Âdemi) yaratmaya da çamurdan başlayandır." <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Secde, 32/7)</span></span><br />
<br />
"And olsun biz insanı (Âdemi) çamurdan (süzülmüş) bir hulâsadan yarattık." <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Mü'minun, 23/12)</span></span><br />
<br />
"O, sîzi çamurdan yaratan, sonra ölüm zamanını takdir edendir." <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Enam, 6/2)</span></span><br />
<br />
"Sizi (aslınızı) ondan (topraktan) yarattık." <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Tâhâ, 20/55)</span></span><br />
<br />
"Sizi bir topraktan yaratmış olması O'nun ayetlerindendir. Sonra siz (her tarafa yayılır) bir beşer oldunuz." <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Rum, 30/20)</span></span><br />
<br />
o zaman matrixe göre hani biz  sadece sayısal mı varız, Adem ve İnsanoğlu diye bir şey yok mu?<br />
<br />
Hayır öyle değil, her şey var, yaratan, var eden, yoktan var eden Allah, her şey var, fakat arka planda, kainatın dengeli şekilde yürümesi ve devam etmesi için, Allah bir Sayısal değer koymuş, matematiği  bilen insanın zaten kafayı yeme mesi elde değildir. Yani kafayı yememek elde değildir, Çünkü insan, Allah'ın yaptığı matematiksel mucizeleri gördüğü zaman şaşırmaması <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Allahu Ekber"</span></span> deme mesi zaten elde değildir. Rabbim ne güzel bilmiş de yapmış da böyle her şeye bir hesap koymuş, her şeye. her şey o şekilde dengeli bir halde Seyran etmek de kainatta, yoksa dediğim gibi, güneş bugün şu köşeden doğardı, yarın başka köşeden doğardı da, doğu batı diye bir bilgimiz olmazdı, doğu ve batı olduğu zaman, biz seyahat edeceğimiz zaman, doğuya veya batıya gideceğimizi bilebiliyoruz, ki hangi tarafa gittiğimizi, mesela Amerika'ya İngiltere'ye gittiğimizi bile  bilebiliyoruz, işte Güneş Eğer dengesiz şekilde de olsa ve doğsa,  yön bilgimiz olmazdı, ve düzensiz bir yön bilgimiz olurdu, Ne yana gideceğimizi bilemezdik, Allah ki bu hesabı yapmış ta, bu dengeyi koymuş ta, Güneş her gün doğudan doğuyor, batıdan batıyor da, bizim yön bilgimiz doğru, ve sayısal değerlere çıkıyor. hakeza hakeza. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başka bir mesele</span></span><br />
<br />
 Musevi bir vaizden dinlediğim son  vaaz konusu <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Ben mi önemliyim, yoksa hedefim, amacım, gayem, dava mı önemli"</span></span><br />
<br />
Tabii o vaizin kendi görüşü, ve oradaki Meclisi'nde bulunanların görüşü kendisine ait, Ben de bu konudaki görüşümü şu şekilde beyan ediyorum:<br />
<br />
 Allah peygamberler gönderdi ki,  insanlık davasının belli bir hedefe varmasını istemiş. Başta Adem atamız var, ve Adem atamız belli bir süreden sonra ölmüş, yerine Şit Aleyhisselam peygamber olaraktan geçmiş. Baştan zaten olay açık. Önemli olan dava diyor, kişıler değil yoksa Hz. Adem ölmezdi. Buraya baktığımız zaman, Önemli olan insanlık davası, insanlık ve insan olmak, insan kalmak, insanın en iyi seviyeye çıkması, yaratıldığı en güzel hedefe varması, yaratıldığı gibi güzel bir hedefe varması. Allah öyle diyor ya, onu en güzel şekilde yarattık, sonra aşağıya indirdik, aşağıdan yukarıya çıkmasını bekliyoruz.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ  ثُمَّ رَدَدْنَاهُ أَسْفَلَ سَافِلِينَ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Lekad halaknâl insâne fî ahseni takvîm. Summe radednâhu esfele sâfilîn.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
Muhakkak ki Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık. Sonrada onu aşağıların en aşağısına indirdik.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym TİN Suresi 4 ve 5. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
Dedik İşte, biz en yukardayız, Hani yukarı baktığımız zaman, Sema'yı, Biz gökyüzüne baktığımız zaman, Sema görüyoruz, Geçenki vaazda anlattığım mesela, Peki gökyüzü hangi tarafa, aşağımı yukarımı, sağ mı sol mu yukarı doğru mu ne anlayacağız. Avustralya'daki aşağı indiği zaman, yukarı çıkmış olacak. kanada'daki yukarı çıktığı zaman, yukarı çıkmış olacak, ekvatordaki, yan gittiği zaman yukarı çıkmış olacak. peki Yukarısı neresi, Tin Suresinde,  "onu en aşağıya indirdik" diyor. merdivenden indirilişin, Bir de merdivenden çıkması var değil mi? zamanımız Mehdi vakti, ve altın çağ, her şeyin en güzel olduğu yer, o zaman çıkılacak yere çıkmışız. insanoğlu geldiği yere geri dönmüş, insanoğlu,  Adem atamızın kovulduğu yere geri dönmüş, kovulduğu cennete geri dönmüş, şu anki nimetler hiçbir vakit de yok aşağı katlarda, ha gerçekten çıkmış mıyız? daha bundan ötesi var mıdır bilmiyorum, Allahu alem, Buradan daha ötesi var mıdır, onu Allah biliyor, ama Adem meşaleyi şide devretmiş, şid Nuha devretmiş, Nuh İbrahim'e devretmiş….<br />
<br />
Hepsi o dava uğrunda canlarını feda etmiş mi? etmiş. Demek ki şahıslar önemli değilmiş, Önemli olan insanın merdivenden tekrar yukarı çıkması mıymış. öyle zannediyorsun, şahıslar önemli değil, önemli olan Hedef. Peki Hedefte onlar olmayacaksa, neyin uğruna canlarını feda ettiler. Bak Burada, şu anda, ibrahimler da var, Adem lerde var, musa larda var, o zaman hepimiz hedefe çıkmışız, şahıslarda önemliymiş, ama başlangıçta, meşaleyi bir öteye devretmek var. En son nokta Mehdi, kainatın çekirdeği, şimdiye kadar dava önemliydi, şahıs önemli değildi, Mehdiye kadar, bayrak mehdiye teslim edilesiye kadar, herkes ölüp, vefat edip, bayrağı bir öteye taşıyordu. Peki bayrak Mehdiye geçti mi ne olacak? Ondan ötesi yok, Mehdi en son nokta, artık bayrak mehdiye geçti mi ne olacak? peki onun davası ne? Mehdi vakti en zirvede zaten. Artık ağaç meyve verdi ve, meyvenin içinde de çekirdek dürüdü, Mehdi de davasını sürdü, insanları böyle güzel hale, güzel vakitlere, ve uyanık hale getirdi. ve meyve deki çekirdek de olgun hale geldi, Mehdi de olgun bir insan oldu, yani artık her şeye aklı erer hale geldi, 40 yaşını geçti, Peki ne olacak bundan sonra, hala bayrağı başkasına mı teslim edecek, Mehdi de bayrağı başkasını mı teslim edecek, daha ötesi var mı ondan daha önemli kimse burada varmı artık. hangi dava, artık nereye gideceğiz, Buradan sonra, kainatı yok etme, yıkma ve kıyametin kopması mı? amaç bu muydu, bizim bütün  gayretimiz, canımızı feda etmelerimiz kıyameti koparmak için miydi? amaç bu değil. Amaç İnsanlığın en güzel noktaya, zirveye çıkmasaydı. zirveye çıktık, o zaman, kıyamet ne? Kıyam etmek, ayaklanmak, ayağa kalkmak, şimdi Hepsi, O canını feda edenlerin hepsi, Ayaklandılar ayağa kalktılar. Şimdi kıyam ettik artık.<br />
<br />
Mesela elma yiyen birisi, Eğer Elma'daki vitaminleri almak için yiyorsa, onun içindeki çekirdek, Onun için çöptür, çekirdeğin Hiçbir önemi yoktur, tükürür Atar, çöpe atar. Halbuki ağaç özendi bezendi, içine çekirdek diye bir şey koydu, elmanın içinde çekirdek diye bir şey meydana getirdi. sen Ben elmayı yiyoruz, çekirdeğini çöpe atıyoruz, bizim için bir önemi yok, o bir çöp niteliğinde. Mehdi'nin durumu ne burada? Mehdi kainatın çekirdeği. Bazısı için Mehdi Çöpten bir adam, önemsiz, kayda değer olmayan, uyduruk masallar okuyan,  göbeğini kaşıyan adamın birisi, önemsiz, değersiz, dedikya hani elmanın çekirdeği gibi, gayesi elma yemek  olan adamın, Çekirdekten faydası ne olsun ki, çekirdeğin de o na faydasını  ne olsun? Böyle düşünen bir adamın, Mehdiye faydası ne olsun? Mehdi'nin gayesine amacına, o bütün peygamberlerin amacına gayesine, O ağacın amacına, gayesine, hizmeti ne olsun böyle düşünen bir adamın. ama botanikçi bir amca,  yada bahçeci bitkici bir amca, ağaç dikmek isteyen, elma bahçesi ormanı yapmak isteyen, dünyada elma ormanları bitmesin diye düşünen bir amca, iyi bir elmanın, İyi çekirdeklerini de, elma yedikten sonra ayırır, kurutur, Ondan sonra, vakti geldi miydi, Onu Diker, yeniden elma ağacına döndürür. onun için de, o çekirdek önemlidir. onun için de, üstündeki elmayı, icap ederse, Soyar Keser hayvanlara yem eder, Kendisi bile yemez, onun için de önemli olan çekirdek dir. Çünkü onun gayesi, elma ormanı yapıp, elma satıp, para kazanmak da olabilir. iki farklı görüş. iki farklı amaç. iki farklı gaye, hangisinin gayesi yanlış? burada elma yiyen amca, elmadan alacağı vitaminleri düşünüyor, sağlığını düşünüyor, yanlış mı? bu şekil de düşünüyor diye, onun için  çekirdek önemli bir şey değil.  Tamam kabul ettik.<br />
<br />
ikinci adamda elma ticareti yapmak istiyor, o zaman elma bahçesi meydana getirmek istiyor. Bu adamda pazardan almış elmaları, elmaları kesip kesip, içindeki çekirdeklere önem veriyor, Bir de gidip kaliteli elma alıyor, elmanın iyisini seçiyor, çeşitlerini seçiyor, şu elma şu elmadan, şu elma şu elma dan  diye çekirdekleri ayırıyor, sortieren ediyor. Sonra da onları dikiyor, elma bahçesi meydana getiriyor. Oradan da yine, elmaları satıp zengin olacak, bununki de bir amaç ve Gaye, doğru mu? kendince doğru. işte Mehdi bekleyenin durumu da böyle bir şey. Kainat çekirdek verdi, artık özünü buldu, Altınçağa ulaştı.<br />
<br />
ulaştı ya, artık Mehdi'nin bir önemi yok, artık oraya ulaştı ya, artık o (Mehdi) değersiz orada. oldu mu bu? Halbuki o çekirdeğin içindesiniz, zaten Mehdi'nin içindesiniz siz. Mehdi var ise, siz varsınız zaten, ama bilmiyor ki bunu, ulaşılacak yerin çekirdek olduğunu, çekirdeğinde Mehdi olduğunu bilmiyor ki, Kimisi kabuğuna bakıyor,  ve Ademde, Musa da, Muhammed de kaldı. kimisi de çekirdeğine bakıyor, daha bayrağın varacağı yere bakıyor. Halbuki orasıda burada ve burası işte.  kimisinin amacı para ve, O na mehdiye bakip, Bundan iyi para kazanırız diye hesap ediyor. hepsinin amacı var, ama Allah'ın da bir amacı gayesi vardı, Mehdi dünyaya göndermek te, kainatı yaratırken, ona çekirdek vermek de, Allah'ın da bir amacı vardı, Ademi aşağı indirmek de de bir amacı vardı, Evet artık kim Mehdi'nin amacına hizmet eder, kimde kendi derdine düşer size bırakıyorum. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başka bir mesela alkolün ve yasaklığı sebebi</span></span><br />
<br />
 insanoğlu doğaya baktı ki, üzümü iyileştir di, kendi bahçesinde kendi yetiştirmeye başladı.<br />
Daha sonra onu muhafaza etmenin yollarını aradı, kurutmayı buldu, suyunu çıkarıp şerbet yapmasını buldu. Fakat şeytan boş durmuyordu. Allah meyveleri yediğimiz zaman, midemizde, onları alkole çeviriyordu. Midemizi bunu, içeride, laboratuvar ortamında, alkole, vücuda yararlı alkole çeviriyordu. Bunu  insanın içini dışını gezen şeytan, insanın ilk yaratıldığında içini dışını gezen şeytan, bildi ve öğrendi. Daha sonra da, dünyaya indikten sonrada içine girmeye başladı, içeride ne olup bitiyor, girip bakıyor, görüyordu ki, içerde alkole çevriliyor, ve bunu dışarıda çevirmesini öğretti insanoğluna, Allah'ın yaptığını ben de yaparım dedi. Haşa Bu hikayede amacı bu, Allah'ın yaptığını, ben de insanlara yaptırırım dedi ve, insanlara üzümü ezip şıra yapmasını öğretti.  üzüm şırası biraz bekleyince, faydalı sirke oluyordu, denedi olmadı. biraz daha bekleyince alkol oldu. ama laboratuvar ortamında, yani vücudun içinde, alkol halini alan bir meyve, vücudu sarhoş etmiyordu, laboratuvar ortamının dışında yapılan alkol, dışarıdan tepkiler gördüğü için, başka bakteriler onun içine karıştığı için, insana sarhoşluk verdi. Kendini unutturma sını  sağladi, kendini unutan İnsanoğlu da, ne yaptığını bilmez işler yaptı. Halbuki Allah'ın yöntemi, onu, insan bedenindeki hassas laboratuvar ortamında alkole çeviriyordu, bu nuda keşfettiler, damıtma diye bir şey keşfetti, dedi acaba o şekilde olacak mı? bu sefer de bira ve  birakeşler  doğdu, damıtma biralar, o da aynı şekilde, o da sarhoşluk verdi, Allah'ın yaptığının tersiydi oda. şeytan ne kadar uğraştı ise de, Allah'ın midede yaptığını başaramadı, yenik düştü burada, yenik  düşmeye de mahkum zaten.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ  اللَّهُ الصَّمَدُ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ  وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُوًا أَحَدٌ<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Kul huvallâhu ehad. Allâhus samed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekun lehu kufuven ehad.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Meali :</span></span><br />
<br />
De ki: “O Allah, Bir’dir Tek’tir.” “Allah Samed’dir. (Her şey O’na muhtaçtır; O, hiçbir şeye muhtaç değildir.)” O, doğrulmamış ve doğrultulmamıştır. (O nun bir anne babası yoktur).  “Hiçbir şey O’na denk ve benzer değildir.”<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sadakallahul Aziym İHLAS Suresi 1,2,3 ve  4. ayet</span></span><br />
<br />
<br />
 Allah, ikinci bir Allah'ı kabul etmiyor, Evet halife yaratmış ama, halife kendisi  gibi demek değil. Koltuğuna göz dikeni, hedefine vardırtmıyor çıkartmıyor.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ve bunu da şu örnekle açıklayayım:</span></span><br />
<br />
Mesela insanoğlunun C vitaminine ihtiyacı var, ve biz C vitaminini, sanal yada suni ortamda meydana getirebildik, o zaman portakala ihtiyaç yok, portakalın kabuğuna da ihtiyaç yok, portakalın çekirdeğine de ihtiyaç yok. Ne lazım? sadece sıvı içindeki, o sıvı C vitamini ve  onu tutan suya ihtiyacımız var. Biz bunu laboratuvar ortamında, suni ortamda meydana getirdiğimiz zaman, kabuk çöp, çekirdek çöp, kabuğun üstündeki asit çöp,  Nasıl alacaksın, Nasıl  yetiştireceksin böyle bir meyavayı doğada,  portakalın sadece içini vitamin olaraktan insana veriyoruz, Evet bugün bu Keşfolmuş, <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">sandoz tabletleri</span></span> diye bir şey var. Eee sen C vitaminini direk alıyorsun, portakala gerek yok, biraz su kattıkmıyıdı, sıvıyla aldın mıydı, vücuduna gerekli olan C vitamini almış oluyorsun, ama Allah'ın bize verdiği gibi oluyor mu? olmuyor, ona yakın  minvalde oluyor.<br />
<br />
Ve bunun da bazı zararlarının olduğu ortaya çıktı, Halbuki Allah  portakalın kabuğundaki asidine ayrı bir hikmet saklamış, altındaki o turuncu kabuğu ayrı bir hikmet saklamış, onun altındaki kavucuk gibi yere başka bir hikmet saklamış, Hatta hatta ortasından geçen o eksene ayrı bir hikmet saklamış. Aynen üzümün pekmez olması, sirke olması, şarap olması, hatta pekmez katıp helva olması, ayrı ayrı tatlar, ve ayrı faydaları var, sirkenin faydası, pekmezde yok, pekmezin faydası da, helvada yok, Öyle olunca Allah zinciri Zincire bağlamış, Sen zincirden birisini aldığın zaman, zincirin alt kısmı kopup aşağıya düşüyor, ve sistem bozuluyor.<br />
<br />
Biz Mars'a gideceğiz, Orada koloni oluşturacağız, Bilmem bitki üreteceğiz hikayeleri fasa fiso. işte uzaydaki adam, Portakal Ağacı yetiştiremeyince, portakaldan alacağımız bütün hizmetleri alamayız, yine koyun olmadan üretilen etten, koyundan aldığımız, Ne tadı alırız, ne faydayı alabiliriz, inekten ürettiğimiz süt ile, suni yöntem ile ürettiğimiz süt aynı değil, hani soya sütü diye bir şey çıkardılar ya, soya sütü, inekten aldığımız süt ile aynı değil, Yine Mısır şekeri çıkardılar, Mısır şekeri ile, pancar şekeri  aynı değil, çünkü aynı olsaydı, Allah Mısır ile pancarı ayrı ayrı yaratmazdı ki.  Allah'ı dangalak mı zannettin ahmak, niye ayrı ayrı yaratmış, iki farklı  bitki, sirke ile nasıl pekmez aynı değilse, pancar ile Mısır'da aynı değil, ondan üretilen Şeker ile dieğerinden üretilen Şeker de aynı değil.<br />
<br />
 Allah'ın koyduğu düzeni bozduk artık, Allah'ın bize ikram ettiği dünyayı bozarsak, işte böyle Mars ararız.  Mars'ta  da ters geliriz o zaman.Tavlada Mars ada 2 Mars biters Derler ya tavla oyununda.<br />
<br />
Mars yenilmek demektir tavlada. dünyanın kıymetini bilin, dünyanın kıymetini,  Marsa gitmeye ne hacet, yoksa yeniliriz işte böyle.<br />
<br />
Allah, insanlarda da, kainatta da, bir düzen, bir nizam, bir hesap ilmi, ve bir sistem koymuş, fakat o bozulunca..<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mesela gözlük ne zaman çıktı? ve neden lazım oldu?</span></span><br />
<br />
 Yazı bulunduktan sonra, gözler, karınca gibi harfleri okuyabilmek için, bir küçülüyor odaklanıyordu, bir de etrafa baktığımız zaman annene, babana, deftere, kitaba, televizyona  bakıp odaklandığında da büyüyordu mercek. bir küçük, bir büyük, bir küçük, bir büyük, derken lastiklerin sünmesi gibi, gözlerin kasları da, Sünüp sonra toparlanma maya başladı, odaklan ma maya başladı. çünkü lastik artık  laşkaya  döndü. Öyle olunca gözlük diye bir şey bulduk, odaklanma yerinde de göze destek verdik. Böylece zannederiz ki gözlük  ile gözü tedavi ettik!!  Halbuki lastik yine bozuk, toparlanmıyor, gözlük o işi görmüyor, gözün tedavisi başka bir şey. sonra biraz daha ilerledik gözün üstündeki mercek suru kesip, tedavi ettik zannettik. O da tedavi değil, gözün parçası koparıldıktan sonra göz tedavi olmaz, sonra yeniden aynı hastalık türemeye başladı. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Burada yine tıpçılara  ve ilaç Sanayisine bir ışık tutayım :</span></span><br />
<br />
Gözün tedavisi, göz kaslarını güçlendirmek de, tedavisinin sırrı, gözdeki ve gözün etrafındaki,  göz kaslarını güçlendirmek de yatıyor. Onun kaslarını tekrar güçlendirip eskisi gibi sünmesini yani elastikeyini kazandırınca, odaklanmadaki gibi, geniş ve dar çerçeveyi oluşturduğu zaman, elastikiyeti tekrar eski haline döndüğü zaman, kaslar çalıştığında, göz tedavi olmuştur. sadece kasların geri eski kuvvetini kazanmasını sağlamak gerekiyor. oda vitaminlerle, biyolojik gıdalarla mümkün, oradaki kasların yapısını oluşturan maddelerin hangi bitkilerde olduğunu, ve o bitkiyi nasil  vücuda almamız gerektiğini öğrendiğimizde. o gıdalar Neyse, onlar ile  onu, yani gözü desteklediğiniz zaman, göz tedavi olmuş olacak. yoksa ne kesmek, ne gözlük bunun çaresi değil.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yiine başka bir konu</span></span><br />
<br />
Bu konu ile ilgili bir konu açtım Forum'a, kurban vakti geldi ve, bütün derneklerin gözü, milletin cebine indi, cebindeki parayı, O diyor ben alayım, Beriki diyor ben alayım, ve reklamlar filan gırla gidiyor.<br />
<br />
Bakıyorsun Hepsi de Allah adamı gibi görnüyor!  Hayır yapıyorlar gibi!! <br />
<br />
Hayır hayır hepsinin gayesi de amaçları da, cepleri ve para kazanmak,  internetten Almanca arattığınız zaman mesela ben Nijerya yı ele aldım. Nijerya'da yiyecek, içecek ve günlük harcamaların, giderlerin ne olduğunu, Turist rehberi sayfasının birisinde listelenmişler. orada yani, Nijerya da, bir kilo et, ister bu sığır eti olsun, ister koyun eti olsun ve benzeri etin  kilosu 1,38 Naire imiş, yani Nijerya parası, bir buçuk Naire bile değil. 1 Nijerya parası  2.5 cent  yapıyor veya 15.5 Türk kuruşu ediyor.<br />
<br />
Ve ben burada  cok zaman cok koyun koç kestiğim için biliyorum, Kurbanda da kestim, saari zaman yemek için de kestim, ve biz buralarda eskiden helal et bulamadigmiz için, zaten kendin kesmek zorundaydin, kasap, türk kasap falan yoktu eskiden buralarda. ve bir koyunu kestiğin zaman, onun kemikli eti, iyi bir koyun olsa bile en fazla hadi diyelim 25-26 kilo gelirdi, ve ben ortalam bunu 20 kilo olarak ele alsam, 1,5 Naire den 20 kilosu 20 çarpı bir buçuk  30 Naire, yani 30 Nijerya parası, oda 2 cent ile çarptığımız zaman 0,075 cent yapiyor bir euro bil degil  Türk lirasi ile ise  20 kilo çarpı 15.5 Türk kuruşu  oda eder 4,5 Türk Lirasi  yani nijeryada bir koyunun parasi 4,5 Türk lirasi yada 0,075 Euro<br />
<br />
yardım dernekleri en ucuz kurbanlık için 65€  ile 80€ istiyorlar <br />
 orada bir kurbani 0,075€ ya aliyorlar ve geri kalan  kurban 65 euroayssa 64 eurosu ceplerine 80 aldilarsa 79 u ceplerine giriyor<br />
biz Kurban kesiyoruz diyen uyanıklarin cebine gidiyor, onu da, bir tane kurban kesti miydi, dağıtıyoruz diyerekten, üç beş kişiye  el kadar et dağıtıyorlar, Gerisini de kestik gösteriyorlar vebali pis günahları  boyunlarına.<br />
kendi maaşlarını çıkarıyorlar , amaçları kendi çıkarları,  neden her Dernek, her tarikat, her İslam'ı Grup, hemen yardım derneği kuruyor? ballı lokmayı hepsi gördü, zaten Bu tarikatlarda benim gördüğüm, yaşadığımı kadarıyla, bunların içine, işin kantininden giripte, Orada çalışan insanlar, Lokman'ın ballı yerini görüyor zaten, o zaman bu uyanıklar, Tarikatı Allah'ın kitabı falan bırakıp, Bu işin para tarafına bakıyorlar. <br />
<br />
Ben, benim eski tarikattaki arkadaşlarımdan, hic et kesmesini bilmeyene, kurban kesmesini öğrettim, adam Kasap oldu çıktı, para kazanıyor. oradan işi paraya çevirdi. Sofilerin  Kasabı oldu çıktı.<br />
<br />
Yine birisine su tesisati nasıl yapılır öğrettim,  Sofilerin su işlerini tamir eden Sucu oldu çıktı.<br />
<br />
Yani Lokman'ın ballı yerini gören, bu işte ticarete atılıp, Bu işin para tarafına bakıyor, parsadanı götürmeyi öğreniyorlar. işte burada da kurban işinin nasıl bir ballı lokma  olduğunu görenlerin hepsinin ağzının suyu aktı,  o diyor bana gelsin, beriki diyor bana gelsin, yani Müslümanın cebindeki paraya, kurban parasını göz diken hainler bunlar.<br />
<br />
Dergahta imamımız vardı, olmadığı zaman ben geçip, yedek imamlık yapıyordum, para pul almıyordum, O ise parası ile yaptı bu işi, sonunda vize aldi işçi oldu,tekkeyi tarikati dergahi imamlığı filan falan bırakıp kaçtı gitti, amacı gayesi işçi olmak, para kazanmak mış. Bizlere kalmış Allah adamlığı, Allah adanmışlık bizlere kalmış, herkes işin ticari yönünde, derdi Allah olan falan kalmamış.  o zaman da yedek imamdık Şimdi de, parasız imam. ona da 13. imam derler.<br />
<br />
Asıl İmamlar parayı kazandı yaylaya keyfe çıktı, Biz köyde kaldık, yerimizde köyde kaldık.<br />
<br />
<br />
ve dünyada 3 tane ağaç kaldığını farz edelim, ve Soğuk bir kış gelse, o ağaçlarda meyve ağacı olsa, karnımızı onlardan doyuruyor olsak, kış gelince dayanamayacağız bahara kadar diye, o 3 ağacı da kesip, yakıp ısınmak mı lazım, yoksa bir şeyle idare edip, ağaçları korumak mı lazım. dedi ki işte Allah adamlığı mehdi ve askerine kalmış, x ve y bozonu, onu da kesin görün ananızın abdest  çanağını, kış çetin geçecek  Mehdi ve askerinide yakar ısınırsınız, Ondan sonra, gelecek seneye Allah kerim ya, ondan sonra, bana diyecek Söz kaldı mı? akıllı insan iyiyi kötüyü anlayıp fark edecektir zaten.<br />
<br />
 Hani Kızılderililerin Kıyamet senaryosu var ya, son ağaç kuruduğunda, son kuş öttüğünde...<br />
<br />
Hikayeyi bitirip bitirmemek Allah'ın iradesinde, bizim değil, oyuncakları ile oynayan çocuk, artık oynamaktan sıkılıp, karnı Acıkınca, en güzel oyuncak da olsa, oyuncakları bırakıp,  yemek ve yiyecek bir şeyler arayacaktır, mutfağa geçecektir. O zaman bu oyundan sıkıldımıda Allah, bizi yok edip yerimize daha başka bir şeyler yaratmaya kadirdir. Allah bize ne muhtaç, ne de bizden nemalanıyor, biz yokken de Allah vardı, bizden nemalanıyor olsa, Hani matrixteki, bizi pil yerine, enerji yerine kullanıyor olsa, bizden önce enerjisinin ne ile çalıştırıyordu, alakası yok, Allah'ın bize de ihtiyacı yok, Biz gibilerede ihtiyacı yok, dilerse bize cenneti, vaad ettiği cenneti verir, yaşatır. işte Zaten yaşamışız onu da, serüven bittiyse, film bittiyse, daha hala sinemada oturmanın da alemi yok ki. Film Bitti, artık sinemayı terk etme zamanıdır değil mi? o zaman kıyamet koparsa, şaşmamak lazım, Film bitti Aşk bitti yapı paydos, Yani bizim elimizde değil, Allah dilerse kıyameti Yarın koparır, dilerse bize vaad ettiği cenneti verip, sınırsız bir hayat, sınırsız nimet, sınırsız bir ilim verebilir.<br />
<br />
 isterse de hepsini elimizden alıp, aynı atari oynayan çocuğun, atariyi kapatıp, derse geçmesi, ya da yemeğe geçmesi gibi.<br />
<br />
<br />
Kurban Kesiyoruz Adı Altında Yardım Derneklerince Yapılan Büyük Sahtekarlık<br />
<br />
Karoglan Hoca Deşifre Ediyor :<br />
<br />
internetten aratabilir bulabilirsiniz<br />
<br />
Mesela ben nijerya örenegini aldim ve aradim buldum<br />
<br />
yardım DERNEKLERiNDE YAPILAN SAHTEKARLIK<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">UYAN MÜSLÜMAN</span></span><br />
<br />
yardım KRUMLARINDA EN ucuz kurban fiyati  65 euro yada  80 Euro<br />
<br />
65 euro =26 166 Naire ediyor <br />
<br />
nijeryada 20 kilo et 26 naire ederken<br />
<br />
Yani bir koyun yada sığıra karışmak 26 naire, peki geri kalan 26140 naireyi kimler yiyor?<br />
<br />
zaten orda adam başı bir kurban da dağıtmıyorki bir kac koyun kesip el kadanda et veriyor<br />
VE DAGITTIKLARI ISE BUNUN BELKiDE KIRKDA BiRi KaDAR BiR AVUC KADAR ET,  ADAM VARIPDA KURBANIN HEPSINiDE VERMiYORKi,HEPDEN SAHTEKARLIK<br />
BÜTÜN yardım DERNEKLERIDNE AYNI <br />
<br />
HEPSI RANT VE KOLAY PARA KAZANMANIN YOLU OLARAK BU iŞi YAPIYORLAR.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">UYAN MÜSLÜMAN</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kurban Nasıl Kesilir? Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesi</span></span><br />
<br />
Kurban kesiliriken birinci dikkat edilecek husus kesilecek hayvanın eziyet çekmemesini sağlamaktır bunun için İslama Uygun Kurban Nasıl Kesilir?<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kar©glan Başağaçlı Raşit Tunca Usulü ile Kurban Nasıl Kesilir?</span></span><br />
<br />
Kurbanlık hayvanı usûlüne uygun olarak rahatça ve fazla eziyet vermeden kesebilmek için, Önce diz boyu çukur kazılır ve keskin ve büyük bir bıçak hazırlanır. Hayvanın göremiyeceği bir yere konur.  Kurbanın gözleri tülbentle bağlanır. Boğa, tosun gibi büyük baş hayvanların kolay kesilebilmesi için çengele asılması caizdir. Sonra kurbanlık hayvan, kesileceği yere eziyet verilmeden götürülür, Boğazı çukurun kenarına getirilir. Hayvanın yüzü ve ayakları kıbleye gelecek şekilde sol tarafı üzerine yatırılır. Sağ arka ayağı serbest bırakılarak, sol  arka ayağı ortaya gelecek ve ön iki ayaklarda iki kenara gelcek şekilde ayaklar birleştirilip bu üçü bağlanır, ve kıbleye karşı durularak şu âyetler kurban sahibi veya vekili tarafından okunur:<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
<br />
إِنِّي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفًا وَمَا أَنَاْ مِنَ الْمُشْرِكِينَ<br />
<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
"İnni veccehtu vechiye lillezi fatares semavati vel arda hanifen ve ma ene minel muşrikin." <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Enâm Suresi, 79)</span></span><br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color">أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم</span><br />
<br />
قُلْ اِنَّ صَلَات۪ي وَنُسُك۪ي وَمَحْيَايَ وَمَمَات۪ي لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ <br />
<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
"İnne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbi`l-âlemin." <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Enâm Suresi, 162)</span></span><br />
<br />
Bu ayetlerden sonra, 3 defa <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Allahü ekber Allahü ekber. Lâ ilâhe İllâllahü vellahü ekber. Allahü ekber ve lillâhil hamd."</span></span> şeklinde tekbir getirillir ve <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">"Bismillâhi Allahü Ekber"</span> </span> denilerek Besmele çektikten sonra,dikkat sadece besmele değil tekbirli besemele yani "Bismillâhi Allahü Ekber" denir, başka dünya kelamı etmeden ve, başka iş  ile meşgul olmadan, hemen hazırlanan keskin bıçak, hayvanın boynuna çalınır. Besmele unutulursa zararı olmaz. Kasten Besmelesiz kesmek haramdır.<br />
<br />
Hayvanın boğazında yemek borusu, nefes borusu ve iki yanda birer kan damarı vardır. Bu iki damar ve yemek borusu, nefes borusu bir anda kesilmelidir. ve gırtlağın arka tarafında, normal omurulik kemiklerinden farklı, ve biraz büyük, ve ortasında içe açılan bir delik bulunan, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">GIRTLAK kemiği</span> </span>vardır. Omuriliğin ve onun içinden, sinir teli geçer ki, beyine, ayaklar ve diğer organların hareketini sağlayan, sinyalleri ileten, sinir teli, yani ilik veya mundarilik. Ve son işlem olaraktan, bu kemiğin delik yerinden, o mundarilik kesilerekten,  mundariliğin yukarı ile yani beyin ile bağlantısı koparılır ki, hayvanın alt kısımları ve organları keslirken ve derisi yüzülürken, o organlar ve derisi, beyine sinyal yollayıpta, acı çekmesin diye, baglantı koparılır, aynen elektrik tesisatındaki, ana sigorta veya şartelin kapatılması gibi, veya bilgisayrarın netzwerk kablosunun fişten çekilirekten internet bağlantsının kesilmesi gibi. Böylece hayvan yüzülürken ve parçalanırken, acı sinyalleri beyne gitmez, ve hayvan acı çekmez. Çünkü kurbanın yüzüldükten sonra en son kafası ayrılır, Yoksa hayvan her bir bıçak darbesini hisseder.<br />
<br />
<br />
Ölüm, insan müdahalesi olmadan kişinin hayatının sona ermesidir. ölüm, Allah indinden Azrail vasıtasıyla gerçekleştirilir. Allah, «De ki: Sizin için görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz” buyurmuştur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beyin ölümü hayatın sonudur</span></span><br />
<br />
Delilleri: İnsan hayatı mevcudiyet ve ademiyet olarak beyin ile irtibatlıdır. Fukaha, kesilen hayvanın hareket etmesini onun tam anlamıyla hayata sahip olduğunu gösteren bir delil olarak itibara almaz. Bu meseleyi konunun uzmanlarına (ehli zikr) sormak gerekir. Tabipler beyin ölümünün nihai ölüm anlamına geldiğini söylemektedirler. Ruh bedene beyin vasıtasıyla hükmeder. Eğer beyindeki en önemli kısım olan beyin sapı fonksiyonunu kaybederse ruhun beden üzerindeki kontrolü sona erer, ruh bedenden çıkar ve Azrail ruhu kabzeder.<br />
<br />
Ölüm anı ve ölüm sonrasında yaşananlarla ilgili sürdürülen çalışmalar dahilinde de vücudun verdiği tepkiler gözlemlendi. Ortaya çıkan sonuçsa pek çok kişiyi ürküttü..[1]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Öldükten sonra neler oluyor?</span></span><br />
<br />
ABD'de Langone Tıp Fakültesi Yoğun Bakım ve Reanimasyon Bölümü Başkanı Dr. Sam Parnia ölümden sonra beynin çalışmaya devam ettiğini söyledi.<br />
<br />
Ölümden sonra hayat var mı? sorusunu gündeme getiren olay Kanada'da yaşanmıştı. Böylece doktorlar, insanların beyinlerinin klinik olarak öldükten sonra da çalışmaya devam edebileceğine dair bilimsel kanıtlar bulmuştu.<br />
<br />
Açıklanamayan vakada, hastanın ölmesinden sonra beyin aktivitesi 10 dakika boyunca kaydedilmişti.<br />
<br />
Böylece doktorlar, insanların beyinlerinin klinik olarak öldükten sonra da çalışmaya devam edebileceğine dair bilimsel kanıtlar bulmuştu.<br />
<br />
Ölümden sonra beynin çalıştığını iddia eden bir diğer bilgi de ABD'de Langone Tıp Fakültesi Yoğun Bakım ve Reanimasyon Bölümü Başkanı Dr. Sam Parnia'dan geldi. Dr. Parnia'ya göre ölümden sonra beyin çalışmaya devam ediyor.<br />
Dr. Parnia, "Beyin öldükten sonra da çalışmaya devam ediyor, insanlar öldüklerinin farkında oluyorlar" açıklamasında bulundu.<br />
<br />
Bir kişinin bilincinin öldükten sonra da devam ettiğini keşfeden uzmanlar, kalbi duran yani teknik olarak ölen sonra yeniden canlandırılan 330 hastadan 140'ı üzerinde bir araştırma gerçekleştirdi.<br />
Araştırmaya göre; bu kişilerin yüzde 39'unun kalbi durduktan sonra bilinçlerinin bir dereceye kadar açık olduğu belirtildi.<br />
Kalbi yeniden çalıştırılan bu kişiler bir süre etraflarında olan biteni görüyor, duyuyor ve sağlık görevlilerinin kendisi için 'öldü' dediğini dahi işitebiliyor.<br />
Kalp durduğunda beyne kan gitmiyor ve beyin sapı refleksleri de ortadan kalkıyor.<br />
Beynin korteks adı verilen, şuurdan ve beş duyu ile elde edilen bilgilerin işlenmesinden sorumlu olan kısmı da kalp durduktan sonraki 2-20 saniye hiçbir aktivite göstermiyor yani beyin dalgaları ortadan kalkıyor.<br />
<br />
Beyin hücrelerinde ölümle sonuçlanacak olan bir dizi değişiklikler başlıyor ama beynin tamamen ölmesi kalp durduktan birkaç saat sonra gerçekleşiyor.[2]<br />
<br />
işte bu yüzden,  hayvan ölsede, beyni daha iki üç saat haala aktif durumda, ve sinirlerdeki bağlantı kopmayınca da, vücudun diğer organlarındaki acı hissi, haala beyne iletilmeye devam etmekde. çünkü evdeki elektrik hattı sökülmedikce, veya bağlantı kesilmedikce, veya ana sigorta veya şartelin kapatılması ile ancak bağlantı kesilir, yoksa hattın ucundaki bir cihazın yada lambanın bozulması, elektriğin o cihaza kadar iletilmediğinin alameti değildir, hat sadece o bozuk cihazda kesilmiştir, diğer heryerde nasıl elektrik akımı ve fonksiyon devam ettiği gibi, yani mutfak lambası defekt olup patlayınca, oturma odasındaki lambada yanmıyor değil, yada mutfaktaki elektrikli fırın calışmıyor değil, değilmi? aynen böyle, hayvanın boğazının, ve nefes borusunun, ve damarlarının kesilmesi ilede, beyin hemen ölmez, sinirler yani kablolar sabit olduğu müdetce, işte beyine sinyaller gitmeye devam eder, o yüzden mundarilik, yani kemiklerin içinden geçen sinir sistemi teli yada <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">biyolojik elektrik kablosu</span> </span>(mundar ilik) kesilerekten, hayvanın yüzülürken acıyı hissetmemesi sağlanmlıdır. Çünkü dini edeb ve usulde, Kurban edilen hayvanın kafası, bedeninden, en son koparılmalıdır. Zaten o yüzden dışarda kendi ölmüş bir hayvana bizler mundar deriz, ve o et yenmez, mundardır,  mundar et yenmez, haramdır deriz, çünkü onun mundar iliği kesilmediği için, mundar olmuştur. Ve eğer tüfekle vurulan bir ördeği, köpek tutup gelse bile, daha can çıkmadan, hemen avcının işte besmele ve tekbir ile boğazını koparması gerekir, işte zaten hayvanlarda, o resimdeki gösterdiğim, mundar iligini kesebilcek deliği olan kemik, ancak ehil ve eti yenen hayvanlarda mevcuttur, ve domuz gibi hepten mundar hayvanlarda zaten mevcutta değildir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kurban Bayramı</span></span><br />
<br />
Bu Sene bana bir gece hanım hilali gösterdi, o gece 30 Temmuz 2019 du, ve o gece Zilkadenin hilalinin son gecesiydi, hata tam hilal bile değildi, sadece bir kaç saati kalmış bir hilal idi. yani öyle olunca,  bu sene zilkade ile zilhicce arasında ictima, yani hilalin kaybolması yok. ve öylede olunca, ben gördükten bir kaç saat sonra, zilhiccenin biri demekti bu, ve 31 Temmuz 2019, 1 Zilhicce ise, o zaman 8 Ağustos 2019 Perşembe, akşam güneş batmadan 15 dakika önce de, erafe idi, ve tabiki 9 Ağustos 2019 Cuma da, Kurban Bayramının birinci günü idi, ve bugün Cumartesi ve ikinci gün.  <br />
<br />
Allah kurbanlarınızı kabul etsin, Haclarınızı kabul etsin, ve iyilik ve ihsanlarınızı kabul etsin, Bayramınızı da Mübarek etsin. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Teşrik Tekbirlerini unutmayınız.</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">ALINTI YAPILAN SAYFALAR</span></span><br />
<br />
[1] gercekhayat<br />
[2] mynet<br />
<br />
<br />
--oOo---<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ</span></span><br />
<br />
<br />
''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ</span></span><br />
<br />
Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,<br />
Amiyn. <br />
Elfatiha maassalavat.<br />
<br />
<span style="color: #ff0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ</span></span><br />
<br />
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve <br />
<br />
etûbu ileyk.<br />
<br />
--OoO--<br />
<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Başağaçlı Raşit Tunca</span></span><br />
<br />
Schrems, 06 Ağustos 2019 Salı <br />
<br />
Original Kar © glan<br />
<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>